Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

MIT Raporu Ekleri - Sükrü Balci

30/7/2003 - 00:47 - Atinİlgili Bağlantı Yorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Kamuoyunda 1.nci MIT raporu olarak bilinen ve 1987 yilinda basina yansiyan raporun 125 sayfalik ekleri bulunuyordu. Bu eklerin büyük bir kismi 04 Eylül 1988 tarihli Nokta Dergisi’nin özel eki ile yayinlandi. Bulunmasi zor olan bu yayini birkaç bölüm içinde sizlere sunacagiz.

Bu günkü bölümde zamanin Istanbul Emniyet Müdürü Sükrü Balci ile ilgili olarak hazirlanan bir istihbarat raporuna yer veriyoruz:



Sükrü Balci

1) 1973 yili Haziran ayinda Istanbul Sikiyönetim Komutanligi’nin Marti Operasyonu (Kaçakçilara müteveccih) çerçevesinde gözaltina alinarak, MIT ve Istanbul Emniyet Müdürlügü Mali Sube Müdürlügü’nce Istanbul Merkez Komutanliginda müstereken sorgulanan Hüseyin Ugurlu’nun (Abuzer Ugurlu’nun babasi) ifadesinden, 1972 yilinda Istanbul Emniyet 1’nci Sube Müdürü olan Sükrü Balci’nin, silah kaçakçiligi ile ilgili olarak göz altina alinan Hüseyin Ugurlu’yu 200 bin TL. karsiligi serbest biraktirdigi, rüsvetin Gümüssuyu’nda ‘Haci Otomobil galerisi’ sahibi Haci Mustafa Özkan vasitasiyla verildigi, bilahare Sükrü Balci’nin Gümüssuyu ........’da Hüseyin Ugurlu ve oglu Mustafa Ugurlu ile bulusup görüstügü, anlasilmis. Bu ifadeyi Mustafa Ugurlu, Ali Bezal ve Haci Mustafa Özkan’in ifadeleri teyit etmistir.

Yine 1973’teki operasyon sirasinda silah kaçakçisi Zihni Ipek yakalanmak üzere aranirken Sükrü Balci teskilatimizla temas ederek, bir elemanlari vasitasiyla Zihni Ipek’le irtibat kurduklarini, Zihni Ipek’in 10 gün içinde bir parti silah yakalatmaya söz verdigini bu bakimdan aranmasindan vazgeçilmesini talep etmistir. Bu talebi tereddüt yaratmasina ragmen kendisine olumlu cevap verilmis, ancak Sükrü Balci, bir müddet sonra ABD’ye gidecegini ve dönüste 20 gün sonra operasyonun yapilmasini talep etmistir. Bilahare dogan bir firsat sonucu Zihni Ipek yakalanmis, sorgulamalar neticesinde Zihni Ipek’in arandigi tarihte Mustafa Ugurlu’nun Istanbul’da TMT otelde Sükrü Balci ile bulusup Zihni Ipek için yardim talep ettigi, Sükrü Balci’dan bu konuda söz aldigi, Zihni Ipek’in yakalanmasi üzerine Mustafa Ugurlu’nun Sükrü Balci’nin evine telefon ettigi, kendisi ABD de oldugundan esi ile konustugu ve esinin kendisine Zihni Ipek’in polisçe alinmadigini ve hakkinda bir bilgi bulunmadigini söyledigi anlasilmistir.

Ayni tarihlerde Istanbul Siki Yönetim Komutani Orgeneral Faik Türün, sorusturmayi yapanlari makamina çagirarak o anda Istanbul Emniyet Müdür Muavini olan Sükrü Balci’nin asiri sola karsi çok darbe vuran bir kimse oldugunu, yolsuzluklarinin duyulmasi halinde bunun sol mihraklarca istismar edilecegini belirterek, Sükrü Balci ile ilgili kisimlarin ifadelerden çikarilmasini, ayri bir dosya haline getirilmesini, kendisinin idari sorusturma açtirarak neticesinde Sükrü Balci’yi cezalandiracagini belirtmistir. Islemler Siki Yönetim Komutani’nin talimati dogrultusunda gelistirilmistir.

SÜKRÜ BALCI2) Sükrü Balci’nin, Mahmut Karaduman ile irtibati vardir. 1922-Musul dogumlu Mahmut Karaduman silah ve uyusturucu madde kaçakçilarindandir. Istanbul’da Marmara Pavyon'da fedailik yapmis, Karavan Pavyonu'nu isletmis, bilahare uzun yillar Beyrut’ta yasamis, daha sonra Türkiye’ye gelerek Vatan Konservelerinin sahibi haline gelmistir. Isviçre’deki Berdosh ve Makar firmalari kanaliyla uluslararasi ticaret yapan M. Karaduman’in Libya’ya demirperde yapisi agir silahlar sattigi, Libya’da müteahhitlik yapan Libko-Türk firmasi sahibi Ibrahim Cevahir (Uyusturucu madde kaçakçisi ve Dündar Kiliç’in ortagi Osman Cevahir'in (Of’lu Osman) kardesi) ve Libya Silahli Kuvvetler Askeri Alim Dairesi Baskani Albay Akid Cahmi ile yakin ve devamli iliskisi mevcuttur. M. Karaduman’in Libya Devlet Baskani Kaddafi’nin Tripoli’deki ikametgahina istedigi zaman gidip, görüsebildigi bilinmektedir. Beyrut’ta 5-6 yil kadar önce yayinlanan bir Amerikan mecmuasi M. Karaduman’in eroin kaçakçiligi yaptigini belirtmistir. Oglu Enis Karaduman cinayet suçundan aranmakta olup, yurt disindadir. Uyusturucu madde kaçakçiligi yapan Enis Karaduman, Yahya Demirel olayinin failidir. Behçet Cantürk’ün amca oglu Abdullah Cantürk’le irtibatlidir. Abdullah Cantürk, Istanbul’da Enis Karaduman’in dostunun tuttugu bir evde kalmistir. Mahmut Karaduman, Sükrü Balci ile oglu Ertugrul Balci’ya ait Washington’daki.......................numarali telefonla irtibat kurmaktadir. Enis Karaduman Isviçre-Cenevre’deki .........nolu telefonlariyla Dündar Kiliç’la irtibat kurmaktadir.

13 Haziran 1974’te MIT’çe sorgulanan Abuzer Ugurlu, kardesi Mustafa Ugurlu’nun MIT tarafindan sorgulandiginda Mahmut Karaduman’la birlikte yaptigi silah kaçakçiligini saklayarak, bunu kendi üzerine attigini, böylece ilerde aileden gizlice yürütecegi faaliyetler için Mahmut Karaduman’in güvenligini sagladigini belirtmistir.

3) Ekim 1982 tarihinde Konya 2’nci Ordu ve Sikiyönetim komutanligi kanaliyla intikal eden ve özellikle Istanbul’da yasayan azinlik faaliyetlerini içeren bir ihbar mektubunda Sükrü Balci hakkinda su hususlar yer almaktadir;

"Ermenilerin bu yikici faaliyetlerde bulunmalari sirasinda en büyük destegi gördükleri bir makamdan ve bu makamin basinda bulunan sahistan bahsetmek istiyorum.

Bu sahis Istanbul emniyet Müdürü Sükrü Balci’dir. Bu sahsin Sivas’in Divrigi kazasinin Yakinsögüt (eski ismi Vaskirt) Köyü’nden oldugu, bu köyün ve çevresindeki yedi köyün Ermeni tehciri sirasinda korkudan döndükleri fakat Ermeniliklerini unutmadiklari söylenir.

Vaskirt köyünde dogan Sükrü Balciyan efendi de daha sonra Galatasaray lisesinde okutulur. Bati kültürü ile beyni yikandiktan sonra Ankara Siyasal da okutulur ve Emniyete intisap eder.

Emniyette iken, trafik kursu adi altinda gizli güçlerin yardimiyla Amerika’ya gönderilir. Amerika’da iki sene CIA tarafindan egitilir. Beyni yikanir ve geri Türkiye’ye gönderilir.

Bu sahis mensup oldugu LOCA’nin (Sevgi Birligi) yardimi ile ve gizli güçlerin yardimi ile en hassas zamanlarda kilit noktalarda çalistirilir. 1971 operasyonlarinda Sube 1. Müdürlügü, daha sonra özel yetki ile 1972’de Mardin ve Siirt Kürtçülük operasyonu.

Bu sahsin Güneydogu operasyonu sirasinda Mardin-Midyat’taki Süryani Kadim Kilisesi papazlari ile yakin iliskiler kurdugu ve kilisede dahi yatip kalktigi (Müstemilatinda) bu tarihten sonra da geldigi Istanbul’da Kapaliçarsi’daki Süryani Kuyumcularla siki isbirligi içerisinde bulundugu herkesçe bilinmektedir.

Bu sahsin örgütlerin operasyonlarinda örgütlerin beyinlerine ulasilmadan, gazetelere haber sizdirdigi veya açikça filanca filanca yakalandi, diye beyanat vermesi yüzünden periyodik bulusmalar kopmakta ve beyin takimlarina ulasilamamaktadir. Bu strateji uygulandigi taktirde Türkiye’de en az 3 milyon kisinin hapse atilmasi lazim.

Devletin bu rütbesine gelmis sahis vatan hainidir. Neden mi? Bu sahis Istanbul Emniyet Müdürlügü’nü Saadettin Bilgiç’ten 40 milyon pesin ayda 4 milyon aidatla satin almistir. Türkiye’deki bütün büyük kaçakçilik islerinde hissesi vardir. Sag ve sol örgütlere ayirt etmeden silah temin eden Çayirovali Osman, bu sahsin ortagidir. Bu zamana kadar Amerika’ya 8-10 milyar lira civarinda bir parayi transfer ettigi söylenmektedir. Kendisinin Amerika’da bir hani, çiftligi ve benzin istasyonu oldugu söylenmektedir.

Nisantasi’nda Türkiye tas kaçakçiligini ve tas piyasasini (mücevher) Albert isimli bir Ermeni yönetir. Sükrü Balci denen sahis ara sira gizli olarak Albert denen bu Ermeni’nin yanina gelir gider. Bu Albert’in kardesinin Amerika’da doktor oldugu ve Sükrü Balci’nin Amerika’daki islerini ortak olarak yönettigi söylenir.

Bu Vatan haininin Istanbul Emniyet Müdürlügü’nde çogu yeri aidatla (Emniyet amirlikleri ve Sube müdürlükleri) sattigi, (3-5 istisna kaideyi bozmaz) ve buralardan gelen milyonlari Amerika’ya transfer ettigi ögrenilmistir. Sükrü Balci oturdugu evi 7 milyona, Bogazdaki mafyanin hediye ettigi köskü 30 milyona 1978 senesinde satmis, paralari Amerika’ya transfer etmis, kendini de Amerika’ya basin veya kültür atasesi olarak tayin ettirecegi sirada 12 Eylül harekati vuku bulmus, yurt disina gitmesi kalmis, ihtilal sirasinda tesriki mesaide bulundugu pasalardan bir kismini da büyük paralarla rüsvete alistirmis, Cunta’nin da gözde, is bilir, polislikten anlar ve vatani kurtarir aslani durumuna gelmistir.

Bu yaziyi okuyan siz, sayin Türk Pasalarina soruyorum, Sükrü Balciyi savunan pasaya sorun, Sükrü Balcinin aile fertlerinden neden bir kisi Türkiye’de yoktur? (Karisi, kizi, oglu Amerika’dadir.) Bu sahis Türkiye’de ilk defa rüsveti baslatan sahistir. Senelerdir milyarlari yemistir. Kendisinin yardakçilarinin, Türkiye’de hanlari, hamamlari vardir, bu sahsin Türkiye’de neden bir dikili agaci yoktur. Bu adam sadece parayi sevseydi yedigi rüsvetleri Türkiye’deki yatirimlara yöneltirdi. Parayi neden disariya gönderiyor? Aile fertlerini neden 4 senedir disarida tutuyor? Allah rizasi için elinizi vicdaniniza koyun ve düsünün, ondan sonra karar verin.



Bu sahsin yaptiklarini anlatmak sayfalar sürer. Ben garip halimle bu hainin yaptiklarini ögreniyorum da sizler devletsiniz nasil haberiniz olmuyor ki, var oldugunu kabul edersek bu sahsi nasil o makamda hala tutuyorsunuz ve hesap sormuyorsunuz?

Bu sahsin iki pasaportu oldugu ve Cunta’dan dis ülkelerde bir temsilcilik görevi koparmak üzere bulundugu, koparamaz ve sikisirsa kaçacagi bilinmektedir. Bundan sonra sizlerde biliyorsunuz, millet zaten biliyor. Sonra milletin hesabi ve samari sert olur.

Bu sahis hakkinda istihbarat toplamak için Istanbul MIT’inden faydalanmaya kalkmayin, çünkü Istanbul MIT’inde kilit noktalarda çalisanlardan bazilarinin Yahudi dönmesi oldugu, (Sabotayist) ve Sükrü Balci ile de siki tesriki mesaide oldugu bilinmektedir. Onun için tahkikat yaptirir iseniz askeri istihbarat kanalindan yaptirmaniz daha olumlu sonuç verecegi gibi sahsin kulagina haberin gitmesi ve Sükrü Balciyan efendinin de yurt disina kaçmasi önlenmis olur.

Sayin Pasam, Yunanistan’la bir harbin esiginde iken, dis güçlerle ve yikici faaliyetlerle iliskisi olan bu sahsin mühim istihbarat raporlarinin gelip-geçtigi bir makamda bulunmasinin ülkemiz açisindan ne denli bir tehlike doguracagini sizler daha iyi taktir edecek makam ve zeka yapisina sahipsiniz. Para için her seyi yapacak olan bu sahsin Yunanistan’a da casusluk yapmayacagini kim garanti edebilir? Bu yazdiklarimi bir vatan görevi bildigim için yazdim. Inanip inanmamak sizlerin kendi elinizde. Sizleri vicdanlarinizla bas basa birakirken Vatan-Millet yolundaki çalismalarinizda muvaffak olmanizi Ulu Allah’tan niyaz ederim."

Ihbarla ilgi olarak yapilan inceleme neticesine göre: Sükrü Balci, Ahmet ve Hatice oglu olup, Sivasin’in Divrigi Ilçesi, Gedikbasi (Karageban) bucagi, Çobanduragi (Kürtlarli) köyündendir. Alevi olan adi geçen nüfus kaydini Istanbul-Sisli’ye naklettirmistir. Çevre halkinca nüfusunu naklettirmesi Aleviligi’ni kamufle etmek seklinde yorumlanmaktadir. Adi geçenin Ermeni asilli oldugunu gösterir bir bilgi ede edilememistir.

Vaskir Köyü ise, Erzincan’in merkez ilçesi, merkez bucagina bagli olup, yeni adi Isikpinar’dir. Sükrü Balci’nin Mardin ve Siirt bölgesinde özel görev aldigi bilinmektedir. Ancak buradaki temas ve faaliyetleri hakkinda bilgi edilememistir.

Ihbarda adi geçen Ermeni kuyumcu Albert’in Istanbul’un taninmis kuyumcularindan oldugu ve Nisantasi’nda dükkani bulundugu bilinmektedir. Sükrü Balci ile irtibati olan diger bir kuyumcu ise Istanbul ......... Osmanbey adresindeki Ermeni, Saray Mücevherat, gümüs ve eski esya dükkani sahibi Ardas Partukyan’dir. Adi geçenin ayrica Garbis Ekneyan adinda bir ortagi vardir.

Adi geçen ve ortagi Behçet Cantürk’le iltisakli olarak yakalanan Süryani kuyumcu Sait Koç’un ifadesine istinaden gözaltina alinmis olup, halen Ankara Sikiyönetim Komutanligi’nda tutukludurlar. Külliyetli miktarda mücevher ile yakalanan Ardas ve Garbis’in evraklari arasinda Ardas’in (ekte sunulan) Sükrü Balci ile kilisede bir evlendirme ayini sirasinda çekilmis fotografi bulunmustur.

Sait Koç ifadesinde sunlari söylemistir; "Ancak yine Onnik Sezerciyan’dan duyduguma göre Sisli Site sinemasi altindaki ....olan Ardas ile ortaginin ve Sükrü Balci’nin birlikte ihracat isi yaptiklarini ögrendim. Benim dükkanim defalarca Mali polis tarafindan aranmistir. Ancak.................Ardas ve ortagi da en az benim kadar veya benden de kat kat üstün kaçak pirlanta ticareti yaparlar. Ancak bir günden bir güne olsun bunlarin dükkani aranmamistir ve gayet rahatlikla pirlanta kaçakçiligini su ana kadar yapmaktadirlar. Bu hususu 10.9.1984 tarihli ifademde belirtmistim. Bunlarin koruyuculari olmasa bu kadar rahat çalisamazlar. Demek ki Emniyet Müdürü bunlari koruyor. Bu hususu da kendileri yakalandiginda açiklayacaklardir. Keza Saray Kuyumcusu sahipleri beni kendilerine rakip görerek, zaman zaman Sükrü Balci’ya ihbar etmislerdir ve bu durumdan magdur olmusumdur. Bu durumlari bütün çarsi esnafi bilmektedir. Ardas ve ortagi olan ancak ismini bilmedigim sahis ve Sükrü balci çok samimidirler, ailece görüsürler. Bunlar Ermeni’dir. Zaman zaman kendi vatandaslari olan Ermeniler’e yardim yapmislardir.

Yine Onnik Semerciyan, Saray Kuyumculari ile samimidir ve arkadastirlar. Onlarin yurt disina kaçan Ermeniler’e yardim ettiklerini Onnik’ten duydum. Yine Onnik Saray Kuyumculari ile Sükrü Balci’nin arasindaki alisverisi iyi bilir. 11. Eylül. 1984"

4) Subat 1982’de Genel Kurmay Baskanligi’nin emirleri geregince Istihbarat Okulu’nda Top.Kd. Albay Isa Kaplan, Top. Kur. Bnb. Artan Perinçek ve P.Öyzb Orhan Türkmen tarafindan sorgulanan Osman Imamoglu’nun beyanlarinda Sükrü Balci ile ilgili su hususlar bulunmaktadir;

"Çikarilan sigaranin kamyonlara yüklenmesi sirasinda Istanbul Ekipler Amiri Saadettin Tantan’in çikarma yerinin 2 kilometre yakininda aramalar yapmasindan süphelenen kaçakçilar, durumu Yasar Yamak’a bildirmisler. Emniyet Müdürü Sükrü Balci’nin bu durumdan haberi olmasina ragmen haberi olmayan Saadettin Tantan’in oraya gitmesinden kuskulanan kaçakçilar, bir süre Saadettin Tantan’i kontrol altinda tutmuslar ve tesadüfen olay yerine geldigini anlayinca da Emniyet Müdürü Sükrü Balci’ya telsizle toplantimiz var anonsu yaptirmislar. Ekip Amiri Saadettin Tantan’in olay yerinden ayrilmasi üzerine 20 kamyon dolusu sigarayi piyasaya sürmüslerdir.

1980 Agustos’unda Mustafa Eser’e ait eser 1 gemisi ile Varna’dan yüklenen 150 ton bakir, Arap ülkelerine ihraç ediliyor gibi muamele görmüs, ancak Haliç’te indirilirken görülerek kamyonlara el konulmus ve mallar bilahare birakilmistir. Bu geminin kaptani Inebolu’da Cemal olarak taninan sahistir. Bu bakir kaçakçiligi isini ise, Mustafa Ugurlu organize etmistir. Bakir kaçakçiligi isinde Ugurlularin yakini olarak bilinen Emniyet Genel Müdürü Rafet Küçüktiryaki’nin yardimi da olmustur. Söyle ki; o tarihlerdeki Emniyet Müdürü Sükrü Balci, Rafet Küçüktiryaki’nin emriyle Istanbul Emniyet Müdürlügü’ne atanmis ve bakir kamyonlarinin serbest birakilmasina yardimci olmustur. Hatta, Sükrü Balci özel olarak serbest birakilmasi için izin vermistir. 1980 Eylül sonuna kadar Hüseyin Ugurlu, her çesit kaçakçilik islerini yürütmüstür.

Istanbul Mali Sube Müdür Muavini Öktem Dadaoglu, 1980 Haziran ayinda Mustafa Ugurlu’ya ait 150 ton bakirin yakalanmasi olayinda Mustafa Ugurlu’dan kurtaracagi gerekçesi ile 5 milyon lira rüsvet almis, bu para Mali Sube’de ve Emniyet Müdürü Sükrü Balci arasinda pay edilmistir.

Ömer Ertürk (Aktürk): 1979-1980 yillarindaki Istanbul Mali Sube döviz grup amiri görevini yapmistir. Simdiki görevini bilmiyorum. Ömer Aktürk’ün 1980 yilinda baska bir yere tayin edilmemesi için Yusuf Serefoglu’nun, Hamsi Fuat lakabiyla anilan emekli Albay Fuat vasitasiyla Emniyet Müdürü Sükrü Balci’ya her ay 150.000 TL rüsvet vermeyi teklif etmesi, bu sahsin kaçakçilarla parasal yönden iliskisi oldugunu göstermektedir. Ancak, kimden hangi olay karsiliginda ne kadar rüsvet aldigini bilmiyorum.

Sükrü Balci, Istanbul Emniyet Müdürüdür. Özellikle üst düzeydeki, Ugurlu ailesi ve Yasar Yamak gibi kaçakçilarla iliski kurar. Digerlerinden ise emrindeki Öktem Tadoglu, Recep Ordulu gibi görevliler vasitasiyla rüsvet alir. 1980 yilinda Mali Sube’de görevli Ömer Aktürk’ün baska yere atanmamasi için, her ay 200.000 TL. rüsvet almistir."

5) Milli Güvenlik Konseyi’nce Gümrük ve Tekel Eski Bakani Tuncay Mataraci hakkindaki yolsuzluk iddialarini sorusturmak üzere kurulan 9/2 nolu sorusturma komisyonunun alt komisyon olarak görevlendirdigi ve Dz. Hak. Ön. Yzb. M. Tevfik Odman, Gümrük ve Tekel Bakanligi Müsavir Müfettisi Celal Erel ve Maliye Müsavir Müfettisi Turgut Akman’dan olusan komisyonun 26.12.1980 tarihinde ifadesine basvurdugu tutuklu tanik Nizamettin Aytemiz’in Sükrü Balci ile beyanlari söyledir:

"Bir de Emirgan’da ele geçirilen bakir kablo meselesi vardir. Topal Yasar’la Mustafa Ugurlu’ya ait olduklari kesindir ve biz bu konularda ifade verirken polisteki yetkililerin isimlerini verdigimiz için bizim anamizi aglatiyorlar. Aslinda bu Mafya’nin bütün elemanlarinin koruyucusu Istanbul Emniyet Müdürü’dür. Yani Sükrü Balci’dir. Sayet Emniyet Müdürü Türkiye’ye veya Istanbul’a toplu igne girmeyecek desin kaçakçilik olmaz’ dedi.

6) Ankara Siki Yönetim Komutanligi’nin 26 Subat 1984 gün ve Adli Müsavirlik 1984/Kaç. 39 sayili karari ile gözaltina alinan Dündar Ali Kiliç, 24 Mart 1984 günü alinmasina baslanan ifadesinde Sükrü Balci ile ilgili olarak sunlari belirtmistir:

"Istanbul Eski Emniyet Müdürü Sükrü Balci halen Amerika’dadir. Duyduguma göre oglu da Amerika’da bulunmaktadir. Orada bir çiftlik satin aldigini ögrendim. Sükrü Balci’nin Istanbul’da Gazinocular Krali diye taninan Fahrettin Aslan ile yakin münasebeti vardir. Yine duyduguma göre kendisi Fahrettin Aslan’la bir takim gayrimüslimlere baski yapip korkutmak suretiyle 2 milyara yakin veya daha fazla miktarda bir parayi toplamistir. Bana bu konu söyle intikal etti. Benim ortagi oldugum Nisantasi’ndaki kumarhane kulübünün hissedar ve yöneticisi Tarik Ümit, takriben bundan 2 yil kadar önce yani 1982 yilinda kumarhaneye gayrimüslim müsterilerin Fahrettin Aslan yüzünden gelmediklerini, Fahrettin Aslan’in 40’a yakin gayrimüslimi korkutarak, polise alinacaklarini ifade ederek bunlardan para sizdirdigi, bu konuyu kendisine Ermeni asilli bir müsterimizin anlattigini söyledi. Bu Ermeni’nin kendisinden de 150 milyon TL para alindigini Tarik Ümit’e beyan ettigini bana söyledi. Tarik Ümit bu isin yapilmasi sirasinda 5 tane gayrimüslimin gözaltina alindigini, gayrimüslim sahislar kaçak tarafindan döviz transferi ve ham madde kaçakçiligi yaptiklari için, kendilerinin bu sebeple sikistirilip, santaj yoluyla bu paranin toplandigini ilave etti. Ben bunun üzerine Fahrettin Aslan’a bu konuyu açtim. Ayrica Fahrettin’in agabeysi Ispirli Mustafa da (Mustafa Aslan) bu haberi teyit etti. Fahrettin bana konunun söylendigi kadar büyük rakamlara ulasmadigini, kendisinin bu isin içinde yalniz olmadigini, Sükrü Balci’nin ve bazi kisilerin kendisiyle beraber oldugunu, kendi hissesine 75 milyon TL’si para düstügünü, benim de zararima karsilik 25 milyon TL’si verecegini söyleyerek kulüpteki zararimi telafi etmek gayesiyle bana 25 milyon TL’si verdi. Ben Fahrettin ile Sükrü Balci’nin 20 yildir tanistiklarini bilirim. Zaten bu konularda 1980 yilindan sonra Kabakoz'a alindigim zaman da bazi açiklamalarda bulundum ve bir nevi Sükrü Balci ile onun yakin arkadasi Mali Sube Müdürü Hikmet Yapar’i suçladim. Bu konuda herkesin ifadesini de aldilar. Ben ifademde, Sükrü Balci’nin ve Hikmet Yapar’in esas suçlularin yurt disina kaçislarina göz yumduklarini ve bizleri nahak yere buraya getirdiklerini beyan ettim. Ancak bu ifadeler sonradan hasir alti edildi ve Ankara’ya bildirilmedi. Daha dogrusu ben bu sekilde biliyorum. Fahrettin Aslan, Sükrü Balci zamaninda bazi kumarhaneleri ve randevuevlerini paraya baglamisti. Buralardan aldigi paralari her ay Sükrü Balci’ya verirdi. Bu ‘Polis parasi’ tabir edilir. Benim ortagi bulundugum kumarhaneden de Fahrettin Aslan’a 1,000.000 TL ödeme yapilirdi. Ben Fahrettin Aslan’in topladigi bu paralari Sükrü Balci’ya verdigini kendi gözümle görmedim. Ancak Fahrettin’in beyanina istinaden biliyorum. Fahrettin’in Sükrü Balci’nin adini kullanip, parayi ona vermemesi mümkün degildir. Zira böyle bir sey duyuldugu taktirde büyük bir tehlikeye girer ve Fahrettin böyle bir seyden korkar. Sükrü Balci’nin Amerika’ya gitmesinden sonra dahi Fahrettin Aslan kendisinin Emniyet genel Müdürü olacagini veya Istanbul’a vali gelecegini ifade ediyordu. Yine bu 2 milyarlik isin akabinde ve Fahrettin’in bana verdigi 25 milyondan sonra Fahrettin bana Sükrü Balci’nin bir ev alacagini, bunun için para istedigini söyleyerek ikimiz namina 5 milyon TL para verdi. Daha dogrusu parayi verdigini söyledi. Bu 5 milyonun 2,5 milyonu benim hesabima, 2,5 milyonu ise Fahrettin’in hesabina yazildi. Benim zaten Fahrettin’den Kastelli’den tahsil edilen ve Fahrettin’de bulunan 10 milyon TL para alacagim vardi. Fahrettin bunun 5 milyonunu bana verdi. Geriye kalan 5 milyonu ise Sükrü Balci’ya verdigini beyan etti. Sükrü Balci sik sik Fahrettin’in Maksim Gazinosu yanindaki yazihanesine gelip giderdi. Kabakoz hadisesinden sonra kendisiyle aramiz gergindi. Benim bir anarsist sahsa 10 bin lira para verdigimi iddia ederek beni Emniyet 1’nci Sb. Md.lügüne aldirtti. Orada sorgulandigim sirada kendisi de geldi. Bana karsi sert ve alakasiz tutum gösterdi. 4 saat sonra ifadem alinip serbest birakildim. Bu olaydan epey sonra Fahrettin bir gün beni bürosuna çagirdi. Bu çagirma hadisesi Fahrettin’in gayrimüslimlerden para toplamasindan ve benim onu bu konuda sikistirmamdan sonra idi. Büroya gittigimde, Sükrü Balci’nin da orada bulundugunu gördüm. Bu sefer bana yakinlik göstererek, Fahrettin ile iyi geçinmemizi istedi. Kendisinin bize karsi her hangi tavri olmadigi halde, benim kendisini sikayet ettigimi, kendisinin bizlere hiç bir zarari olmadigini, gelecekte muhtemelen Emniyet Genel Müdürü olacagini ve bunun bizlere de yarari olacagini ifade etti. Bu tarihten sonra da kendisiyle olan gerginligimiz azaldi, yani barismis olduk. Bu konuda bildiklerim bu kadardir. Bilahare hatirlayacagim bir hususu ayrica belirtirim."

7) Sükrü Balci hakkinda halen tutuklu olan, uyusturucu ve silah kaçakçisi ve terör örgütleriyle iliskili Behçet Cantürk ise su ifadeyi vermistir:

"Daha önce bahsettigim Abdullah Cantürk’ün 1982 yilinda göz altina alinip, kurtarilmasindan sonra bir gün Istanbul Narkotik Sube Emniyet Amiri Ismet Bey bana, Hilton oteline geldi. Konusma sirasinda, Istanbul Emniyet Müdürü Sükrü Balci’nin kendisini çagirdigini ve benim ve adamlarimin çesitli suçlardan Emniyete alinip, bilahare birakildigimizi, rahat rahat dolastigimizi, Abdullah Cantürk'ün de yakalanip tahliye edildigini ve bütün bunlara ragmen bizim kendisini hiç görmedigimizi söyledigini belirtti. Sükrü Bey Behçet’e söyle gerekeni yapsin, yoksa kulaklarini çekin ve gereken neyse yapin demis. Ismet’in bunu bana söylemesi üzerine bende derhal Sükrü Bey’e 5 milyon verebilecegimi belirttim. Kendisiyle sahsen tanismam. Ismet’e 'peki nasil yapalim, kendisiyle mi görüselim yoksa sen mi vereceksin' diye sordum. Ismet bana, ‘senin su anda kendisiyle görüsmen mümkün degil, ne vereceksen bana vermeni söyledi, ben götürüp, kendisine verecegim’ dedi. Bunun üzerine ertesi gün gelmesini 5 milyon lira verecegimi söyledim. Ismet Bey, ertesi gün bana, Hilton’a ugrayarak Istanbul Emniyet Müdürünü Sükrü Balci’ya verilmek üzere 5 milyon aldi. Tarih 1983 yilinin ilk aylari idi. Ben bunu Sükrü Balci’ya verip vermedigini görmedigim için bir sey söyleyemem. Belki bana öyle deyip, parayi kendisi almistir."


Evet sevgili okuyucular, Devlet Baskani Orgeneral Kenan Evren'in ‘Üstün Basari Belgesi’ ile ödüllendirdigi, DYP Genel Baskani Mehmet Agar'in TBMM Susurluk Komisyonuna övgü ile bahsettigi ve örnek gösterdigi, ismi polisleri yetistiren Polis Meslek Okullarina verilmek suretiyle yasatilan Sükrü Balci'nin devletin istihbarat arsivlerinde bulunan kalinca dosyasindan bir bölüm. Türkiye'deki bozuk sistem kimleri, nasil kahraman haline getiriyor degil mi?




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11