SABRI UZUN'UN IN'I, KARADENIZ FIKRASI GIBI
[ 18/2/2015 - 01:00 ]  By Mehmet Eymür  admin@atin.org

Yillarini Emniyet Istihbaratinda geçirmis ve bir dönem Emniyet Istihbaratinin basi olarak görev yapmis olan Sabri Uzun’un firtinalar yaratacagi iddia edilen ‘IN’ine birçok tepki var.

Yillarini Emniyet Istihbaratinda geçirmis ve bir dönem Emniyet Istihbaratinin basi olarak görev yapmis olan Sabri Uzun’un firtinalar yaratacagi iddia edilen ‘IN’ine birçok tepki var.



Her Kötülük Paralel’den
Kitabin arka sayfasinda bir zamanin kahramani Hanefi Avci’nin takdim yazisi var. Avci; “Sabri Agabey yakin dönemin önemli olaylarinin sahitlerinden biri. Yasananlarin arka planini çok iyi biliyor. Devlet gelenegini bozmamak adina görevdeyken ögrendiklerini uzun süre paylasmak, yayimlamak istemedi. Sahip oldugu bilgilerin bir kisminin devlet sirri degil ‘Paralel Devlet Yapilanmasi’nin suçlari oldugunu anlayinca da yazmaya karar verdi. Yazdiklarinin çok önemli oldugu kanaatindeyim. Içeriginin bir kismini tahmin etsem bile IN benim için de yeni ve aydinlatici olacaktir.” demis. Paralel devlet yapilanmasini yeni anlayan istihbaratçi Sabri Uzun, “çok önemli” bilgilerini anlatirken beni de unutmamis. Hiçbir dayanagi olmayan, istihbaratçiyim diyen birisine yakismayan tutarsiz iddialarda bulunmus. Ayni kardesi Hanefi Avci gibi. Bu konuya deginmeden önce Sabri Uzun kitabinda neler demis, ne gibi iddialarda bulunmus, nasil tepkiler almis bir göz atalim.



SABRI UZUN ANLATIYOR:

Baykal Kasetlerini Pensilvanya Çektirdi, Baykal, Gülen’e Telefon Edip Sordu
“Baykal, Pensilvanya'da oturan Fethullah Gülen'e telefon edip " Bu kaseti senin sakirtlerin mi kaydedip yayinladi?" diye bir soru sorma geregini neden duydu acaba? Acaba Ankara Savcisi Nuh Mete Yüksel'in bir kadinla birlikteyken kaydedilmis görüntülerini yayinlayanlarin da Gülen Cemaati sakirtleri oldugunu önceden bildigi için mi bu soruyu sormustu?”

Yayinlanmadan Önce Baykal'a Izlettirdiler
“Ben, kendisiyle ilgili kayitlarin, yayinlanmadan önce Baykal'a verildigine inaniyorum. Bu görüntüler Deniz Baykal'a Cemaat'in bir imami tarafindan, sanki kendilerinin hiç ilgisi yokmus gibi gösterildi, "Bize böyle bir kaset verdiler ama yayinlamiyoruz" vb. denildi ve Baykal'in da sonradan bu nedenle tesekkür etmesi saglandi.”



DENIZ BAYKAL:

Bos Laflar. Iddialar Spekülasyon
CHP eski Genel Baskani Deniz Baykal, eski Emniyet Istihbarat Dairesi Baskani Sabri Uzun'un, kaset komplosunun perde arkasini anlattigi kitapta dile getirdigi iddialarin spekülasyondan öte bir anlami olmadigini belirtti. Baykal, "Bunlar bos laflar. Böyle konularda daha saglam, ciddi verilerle çalisma yapmaya ihtiyaç var. Bu konu spekülasyon konusu olmayi hak etmiyor" dedi.



SABRI UZUN:

Cinayet Cemaatçiler Eliyle Gerçeklestirildi. Kriz Çikartma Amaçli Eylemler
“Sahsi gözlemlerim sonucunda? Anavatan Partisi Hükümet'inin düsürülmesi (Türkbank kasetinin yayimlanmasi, ses kasetinin CHP'ye servis edilmesi (1998), Telekulak sahtekârligi (1999) ve Necip Hablemitoglu'nun öldürülmesi olaylarini (2002), Cemaat'in "Çenç-çakma-dönme Cemaatçiler" eliyle gerçeklestirdigi "kriz çikartma" amaçli eylemler olarak degerlendiriyorum.”

Öldürülmeseydi Gülen Davasinda Tanik Olacakti
“Burada bir parantez açmam gerekli... Necip Hablemitoglu'nun öldürülmesinin 12. yilinda, esi Sengül Hablemitoglu, "Kocam öldürülmeseydi Gülen davasinda tanik olacakti," dedi. Sengül Hanim, 18 Aralik 2014'te Aydinlik gazetesinden Sezim Özadali'nin, "Nuh Mete Yüksel, sorusturmanin klasörlerine Gülen'in CIA ajani olduguna dair Necip Hoca'nin makalelerini koymustu..." seklindeki sorusu üzerine su cevabi verdi: "Necip, bunlari makalelerinde çesitli dipnotlarla göstermis ve belgeleyerek yazmisti. Davanin da müdahil ve tanigi olarak yer alacakti."



SENGÜL HABLEMITOGLU:

Köstebek Yazildigi ve Basildigi Tarihte Görevdeydi.
“Prof. Dr. Sengül Hablemitoglu: “Sabri Uzun bir kitap yazdi, IN, bana göre kendisi OUT oldu ve baska bir yerde -in- olma çabasi içinde. Ancak mevzu bu degil. Mevzu kanal kanal dolasip “paralelin muazzam bir güç” olduguna dair örnekler gösterip “öyle yazmisimdir”, “bunu da mi demisim” gibi ifadelerle kitabini anlatmasidir. Konuya iliskin bana artik soru sormayin. Gidin kendisine sorun. Köstebek yazildigi ve basildigi tarihte görevdeydi. “Ay bak ben bilememisim görüyon mu gitmis Hablemitoglu cinayetinin sorusturmasini sakirtin tekine vermisim...” kivaminda açiklamalari yapan kendisi. Bir de twitter’da beni takibe almis hemen engelledim”.”



SABRI UZUN:

Türkbank Kasetini Cemaat Sizdirdi, Fikri Saglar’a Kaseti Verdi
“Sabri Uzun, 55. Hükümet’in düsürülmesini saglayan Türkbank’in özellestirilmesiyle ilgili ses kasetinin cemaat tarafindan Fikri Saglar’a ulastirildigini iddia etti. Sabri Uzun’un kitabinda yer alan bu iddiada, 55. Hükümet’in düsürülmesini saglayan Türkbank yolsuzluguyla ilgili Alaattin Çakici ve Korkmaz Yigit arasindaki ses kasetinin, CHP Milletvekili Fikri Saglar’a Cemaat tarafindan ulastirildigi belirtiliyor.”



FIKRI SAGLAR:

Sabri Uzun Yolsuzluklari, Hirsizliklari Kapama Gayretinde
“CHP Parti Meclisi üyesi Fikri Saglar, “O kasetin bana gelis biçimini saklamis degilim, Yüce Divan’daki tanik ifademde de o kasetin bana nasil teslim edildigini ayrintilariyla açiklamistim. Kaynagin kim oldugu önemli degil, önemli olan yapilan hirsizliklardir. Sabri Uzun, bugün ile o günü karistiran bir kafa yapisi içerisinde. Bazi seyleri çok berrak aktarmiyor. O konuya dair ayrintilar “Kod adi Susurluk” adli kitabimda var. Belgeler bana bir kamu görevlisi tarafindan ulastirildi. Posta yoluyla gönderildi. Söz konusu kaseti o zaman CHP içinde bulunan bir avuç cesur insanla beraber açikladim. O gün de büyük bir yolsuzluk vardi ve ortaya çikarilmisti, yolsuzlugu örtmeye çalisanlar da. Sabri Uzun içinde miydi disinda miydi bilmiyorum. O günkü istihbarat dairesi ve diger polislerdi. Bu gün de 4 eski Bakan’in yolsuzlugunu kamufle etmeye çalisan benzer bir güç var.” (NOT: Fikri Saglar söylediklerinde hakli. O tarihte "paralel yapi" mi biliniyordu ki, Fikri Saglar bandi alirken düsünsün? Biliniyorsa, Sabri Uzun'un simdi yere-göge koyamadigi Hanefi Avci da o tarihte "paralel"di.  Ayrica bu paralel yapi böyle hirsizliklari, yolsuzluklari ortaya çikariyorsa faydali bir hizmet görüyordu demek.  Önemli olan bandi kimin verdigi degil, olayin dogru olup olmadigidir. Susurluk Arastirma Komisyonu Üyesi olan Fikri  Saglar'a o tarihte ben de birçok bilgi verdim. Gerçi Fikri Bey o bilgileri kitap yazmaya, film yapmaya kullandi ama ziyani yok. Neticede kamuoyu öylede olsa bilgilendi. M. Eymür)



SABRI UZUN:

Ugur Mumcu Vakfina Böcek Yerlestireceklerdi, Süpheli Davranislarindan Dolayi Desifre Oldu
Uzun, kitabinda “Ugur Mumcu’nun öldürülmesinin ardindan kurulan Ugur Mumcu Arastirmaci Gazetecilik Vakfi’na “böcek” yerlestirilmek istendigini ancak polislerin süpheli davranislarindan dolayi desifre olduklarini” yazmis.



GÜLDAL MUMCU:

Ank. Em. Md. lügü Arastirma Gelistirme biriminden Ugur ve Samil
“Adalet ve Demokrasi haftasinin hazirliklari için ilk toplanti 4 Kasim 2009 aksami gerçeklestirilmisti. Vakfa gelen ve kendilerini Ankara Emniyet Müdürlügü Arastirma Gelistirme biriminin mensubu olduklarini ifade eden ve polis kimliklerini gösteren sivil kiyafetli iki kisi “Burada ne yapiyorsunuz? Niye toplandiniz” tarzinda, adeta sorgularcasina sorular yöneltmislerdir. Gelen sahislar adlarini ve çalistiklari bölümü kendi el yazilariyla birakmislardir. Polislerin adlari: Ugur Efe, Samil Gener.”

Içisleri Bakani Besir Atalay'i aradim
“Içisleri Bakani Sayin Besir Atalay’i aradim. “Demokratik bir ülkede mi yoksa baska bir rejimin oldugu ülkede mi yasadigimizi” sordum? o da konuyu bilmedigini, arastirip bana bilgi verecegini söyledi. Daha sonra Ankara Emniyeti Terörle Mücadele Subesi’nden iki polis vakfa gelerek güvenlik kameralarinda kayitli görüntüleri izleyip ilk gelenlerin isimlerini alarak gitti. Yaklasik bir saat sonra bu defa, Ankara Emniyeti’nden olduklarini söyleyen iki polis, yine ilk gelenlerin isimlerini alarak gitti. Gece yarisina dogru 0312 384 06 70 numarali telefondan Ankara Emniyet Müdürü oldugunu söyleyen bir zat aramis, bu kisilerin kendi birimlerinde bulunmadigini, kimliklerinin sahte olabilecegini, “Siz bizim hedefimizde degilsiniz. Böyle bir sey yapilmasi mümkün degil. Biz size sadece yardimci olmaya çalisiriz” seklinde konusmustur. Belki, kendini Ankara Emniyet Müdürü diye tanitan sanal birisiyle konusmusumdur.” (NOT: Sabri Uzun'un bu tip istihbari faaliyetlerin basinda oldugu için konu hakkinda detayli bilgi sahibi oldugu anlasiliyor. Bu vakfa neden "böcek" konulmak istendigini de açiklamasi faydali olur. Herhalde Ugur Mumcu suikastini çözmek için degildir... M.E.)



SABRI UZUN:

Mehmet Özbay, Eymür ile baglantida.
“ABD' Gidisinde T. Güney'i Karsilayan Mehmet Özbay, Eski MIT mensubu Mehmet Eymür ile baglantida olan bir kisidir.”

Otelde Eymür ile Em. Md. Yrdc. lari ve Sube Md. lerinin Toplanti Yaptiklarini duydum
“Ergenekon operasyonlari ve yargilama basladiktan sonra Mehmet Eymür ile birçok emniyet müdür yardimcisinin ve sube müdürünün Istanbul'daki Princess Otel'de toplanti yaptiklari da duyumlarim arasindadir.”



SABRI UZUN’A CEVABIM SUDUR:

Istihbaratçilik Akil Isidir, Dedikodu Degil...
Bu kitaptaki diger yazilar da böyle hiçbir inandiriciligi olmayan, duyumlara, yorumlara dayaniyorsa yaziklar olsun istihbaratçi polis Sabri Uzun’a. Sadece telefon dinleyip, istihbaratçi olunmaz. En azindan dedikodu üretecegine biraz incelese Tuncay Güney'in beni tanimadigini ögrenebilirdi. Ben Tuncay Güney'i 4 Haziran 2000 yilinda "Çift Meslekliler" baslikli yazi ile ilk gündeme getiren kisiyim. 5 Temmuz 2001'de ise ayni konuda genç gazeteci Aydogan Vatandas'in yazdigi "Peker neden gözaltina alindi?" isimli yaziyi "Çift Mesleklilerin Devami" basligi altinda yayinladim.  Yani Sabri Uzun dedikodu ile ugrasirken ben Tuncay Güney konusunda görevlilerin ve kamuoyunun dikkatini çektim.

Tuncay Güney'i sadece kagit üzerinden ve televizyondan taniyorum. Tuncay Güney'i tanisam veya bana bagli bir eleman olsa neden saklayayim ki. Yalan er geç ortaya çikar. Yesil kod adli Mahmut Yildirim'i, Alaattin Çakici'yi, Tarik Ümit'i tanidigimi sakladim mi ki Tuncay Güney'i saklayayim. Zaten Tuncay Güney de birçok söyleside beni tanimadigini söyledi. Sabri Uzun'a, Tuncay Güney'in Senkal Atasagun'un emri ile MIT tarafindan ABD'ye yollandigini belirten 20 Kasim 2014 tarihli Sabah Gazetesinide okumasini tavsiye ederim.

Princess Otel'de toplanti konusu
Princess Otel'de toplanti konusuna gelince; maksat bir pislik atip mide bulandirmak herhalde. Peki, bu toplanti ne ile ilgiliymis? Katilan polisler kimlermis? Uzun ne ima etmek istiyorsa açikça söylesin de bilelim, cevabini verelim. Yoksa bu sekildeki imalari serefsizce bir tarz olarak niteliyorum.



SABRI UZUN:

Cemaat Namuslu Bürokratlari Berteraf Etti.
“Cemaat, namuslu bürokratlari bertaraf etmeye ve onlarin yerine kendi hâkim-savci, emniyet müdürü ve komutan görünümlü imamlarini görevlendirmeye basladi. Bu operasyonlara en iyi örnek, Hanefi Avci (2005), Sabri Uzun (2006), Emin Arslan (2009) gibi, Cemaat'in devleti ele geçirmesini desifre edecek istihbaratçilarin. Cemaat tarafindan Ak Parti üzerinden bertaraf edilmesidir. 2013 Mayis'inda MIT Müstesar Yardimcisi Muhammet Dervisoglu hakkinda da ihbar mektubu yazarak sorusturma baslattilar ama Ak Parti, o tarihte meselenin farkina vardigi için basarili olamadilar”



EMIN ASLAN KIMDIR:

Uzun’un 'Namuslu' Ölçüsü
Sabri Uzun, basta Hanefi Avci ve Emin Aslan olmak üzere kendisine yakin bütün görevden alinan polis seflerinin, “Ergenekon” ve diger mahkemelerde yargilananlarin tamaminin masum, namuslu insanlar oldugunu, bunlarin "Paralel Yapi"nin komplosuna ugradigini yazmis. Sabri Uzun’u fazla tanimiyorum ama özellikle Emin Aslan ve Hanefi Avci konusunda bilgi ve görüsümü paylasabilirim:

Emin Aslan'i tanirim. 1988 yilindan 1991 yilina kadar Istanbul II Emniyet Müdürlügü Istihbarat Sube Müdürlügü yapmistir. 1992 yilinda Istihbarat Daire Baskan Yardimcisi bir yil sonra yani 1993'te de Emniyet Istihbarat Daire Baskani oldu. Susurluk kazasi sirasinda ve Hanefi Avci'nin MIT'in telefonlarini dinledigi dönemde Istihbarat Dairesi'nin basindaydi. Mehmet Agar'in Emniyet Genel Müdürlügü ve sonra Bakanligi sirasinda bütün illegal faaliyetleri bilen en yakin polis sefiydi, Yasar Öz, Tarik Ümit gibi sivil elemanlara pasaport, özel plaka sair malzeme temin eden, o tarihteki "faili meçhul" olaylardan haberi olan en yetkili kisilerden biriydi. Nitekim Emniyet Genel Müdürünün imzasiyla, Abdullah Çatli'ya müstear isimle verilen, yetki belgesi, silah tasima izni, kimlik karti, sürücü belgesi ve pasaport tespit edilmisti. Bu sekilde 50 kisiye böyle belgeler verildigi Susurluk Komisyonu tutanaklarinda vardir.



Daha önce de yazdim. Emin Arslan’la vaki bir telefon konusmamizda resmi telefonlarimizin "Emniyet Istihbarat tarafindan dinlenmesine tepki göstermem üzerine bana, "esasinda Yesil'i (Mahmut Yildirim) izlediklerini, bu arada istemeden bizimle olan bir temasini kaydettiklerini, Yesil'de bazi malzemeleri oldugunu ve kullanmasindan kusku duyduklarini" belirtmisti. Benim, "o malzemeleri biz aldik" demem üzerine "çok rahatladigini, bir ara gelip bu konuda görüsecegini" söyledi. Ancak görüsmemiz kabil olmadi. Yesil’in elinden aldigimiz, Emniyet Istihbarat Dairesi tarafindan verilen malzemenin biri, ayni anda 100 yerde birden patlama yapilmasini saglayabilecek gelismis bir elektronik düzendi.



Emin Aslan, bu kanunsuz islerden haberi olmadigini söyleyerek zamaninda kurtuldu. Peki  "uyusturucu baronu" denilen Habib Kanat ile  bulusmalari, görüsmeleri, ailevi iliskileri hepsi paralel yapi düzmecesi mi? Emniyet Genel Müdür Yardimcisinin uyusturucu baronu ile ne gibi bir dostluk iliskisi olabilir? Birakin bu Paralel'in arkasina siginip kolay aklanma metodunu...

HANEFI AVCI'YA GELINCE...

MIT Müstesari Olmayi Bekliyordu…
Bir dostum bana, "Hanefi Avci Edirne Emniyet Müdürlügünden sonra MIT Müstesarligi veya Istanbul Emniyet Müdürlügü bekliyordu. Eskisehir Emniyet Müdürlügüne tayin edilince hayal kirikligina ugradi. Cemaatin aleyhine dönmesi ve kitap yazmasi bundandir. Düsündügü yerlere gelseydi hiç sesi çikmazdi" demisti. Bu kesin bir bilgiye mi dayaniyor bilmiyorum ancak bana çok mantikli geldi. Senelerce bir cemaatin kanatlari altinda yasa, Emniyet’in en üst makamlarina gel, en hassas yerlerde çalis, önüne gelenin telefonlarini dinle, sonra birden bire yillar süren uykundan uyan, beraber oldugun insanlarin ne kadar paralel, ne kadar zararli oldugunu anla ve oturup kitap yaz!



Yine Televizyon kanallarinda, basinda, sik sik boy göstermeye baslayan  Hanefi Avci hakkinda ben de birkaç kitap yazabilirim.

Yakin taniyanlarin da yardimiyla kimdir, nedir ögrenelim. 1956 yilinda Kahramanmaras'in Pazarcik Ilçesi Karabiyikli Köyü'nde dogmus olup, baba adi Ibrahim'dir. 1976 yilinda polis enstitüsünü bitirmis, sekiz yil kadar Mersin'de görev yapmistir.

1984-92 arasi Diyarbakir Istihbarat Sube Müdürlügü görevine atanan Hanefi Avci, Güneydogu'da sikiyönetim ilan edilmesinden sonra 7.Kolordu Komutanligi talimatiyla, Yarbay Ali Ihsan Gürcihan'in emrinde çalismak üzere görevlendirildi. Bu dönemde, görev alani tüm Güneydogu'yu kapsiyordu. Daha ziyade asiretleri PKK'ya karsi tavir almaya tesvik eden çalismalar yürütüyordu. Güneydogu’daki çalismalari sirasinda kendisini MIT mensubu olarak tanittigi ve bu sebeple Dev-Sol'un ''Hakliyiz Basaracagiz" adli kitabinda MIT mensubu olarak adi geçtigi belirtildi.

Çaliskan bir kisi olarak taniniyordu. 1987’de Necdet Menzir'in Diyarbakir Emniyet Müdürlügü’ne tayini üzerine aralarinda yakin bir mesai arkadasligi olustu. Buna ragmen Avci’nin bir gün Necdet Menzir ile birçok kisinin yaninda yilbasi tartismasina girdigi ve çok küstahça bir tavirla yilbasinin kutlanmamasi gerektigini belirttigi söylenmektedir. Necdet Menzir 1992’de Istanbul Emniyet Müdürlügüne tayin edilince Hanefi Avci’yi da Istanbul Emniyeti Istihbarat Sube Müdürlügüne getirmis, Avci, 1992'den 1996 yilina kadar Istanbul Istihbarat Sube Müdürlügü ve Istanbul Emniyet Müdür Yardimciligi görevinde bulunmustur.  Daha sonra da Emniyet Genel Müdürlügü Istihbarat Daire Baskan Yardimcisi olarak görev yapti.



Emniyet’in ve özellikle Istanbul’un telefon dinleme sisteminin gelismesinde büyük katkisi olmustur. Ancak polisteki, bu gün yasadigimiz, devlet büyükleri dahil illegal dinleme aliskanliginin mimari da odur. Meslektaslari arasinda pek sevilmez. Her polis müdürü hakkinda bilgi toplar ve telefonlarini dinler düsüncesi hakimdir. Kiskanç yapilidir. Hep ön planda olmak ister.

Diyarbakir'da görevli bulundugu sirada, telefonlari illegal olarak dinledigi, elemanlarina MIT’in ve Jandarma’nin hayli üzerinde ödeme yaptigi, bazen ödemeyi dolar olarak verdigi, PKK itirafçisi elemanlarina silah, sahte silah ruhsati, kimlik verdigi belirtilmekte, Diyarbakir Jandarma Asayis Komutanliginda yapilan sabah toplantilarinda Jitem sorumlusu Bnb. Cem Ersever (ölü) ile PKK ile mücadele konusunda tartistigi bilinmektedir. Cem Ersever, devletin de örgüt gibi dagda yasayarak istihbarat toplamasi gerektigi fikrini korurken, Hanefi Avci bu tip faaliyetin devlet güçlerini yipratacagi düsüncesini tasiyordu.



Avci, 2000 tarihli “Türk Hizbullah'ini Kim Kurdu?” baslikli yazida da belirtildigi gibi itirafçi PKK mensuplari ile yurt içi ve yurt disinda mahiyeti tam olarak bilinmeyen faaliyetler yürütmüstür. Hem Diyarbakir’da hem de Istanbul'da itirafçi PKK ve diger örgüt mensuplariyla yakin iliskileri olmustur. “Türk Hizbullah'ini Kim Kurdu?” baslikli yazida da bulunan ve bir kismi yukaridaki resimlerde görülen PKK’lilar sunlardir.:

1. MUSTAFA DENIZ – Cem Ersever’den sonra öldürülen ve ona en yakin PKK itirafçisi. Hanefi Avci’nin ona silah ve sahte ruhsat verdigi ortaya çikti.
2. IBRAHIM YALÇIN – Diyarbakir’da iken Hanefi Avci’nin Abdullah Öcalan’a yönelik bir operasyon için yurt disina gönderdigi ekibinin basi. 13 Eylül 2002’de gazetelerde bir is adaminin oglunu kaçirip 110 milyar para isteyen ekipten.



3. MURAT DEMIR – Murat Ipek ile birlikte Meclis Ugur Mumcu Komisyonu'na düzmece yönlendirici açiklamalarda bulunan, televizyonlara çikan, beyanatlar veren ve bilahare Sanar Yurdatapan’in temin ettigi sahte pasaportla yurtdisina kaçacakken yakalanan PKK’li itirafçilar yalan ürettiklerini belirterek özür dilediler. Onlari bu senaryoya kimin yönettigi, Hanefi Avci’nin bu konudaki rolü ise aydinlanmadi.
4. MURAT IPEK – Iki Murat yakalandiklarinda, Emniyet Genel Müdür Yardimcisi Necati Altintas ile Sirnak Emniyet Müdürlügü görevi esnasinda tanistiklarini, Denizli'deki eylemler esnasinda polis evinde kaldiklarini, emniyet araçlarini kullandiklarini belirtmislerdir. Murat Ipek, o zaman "Denizli Emniyet Müdürü olan Necati Altintas ve Sube Müdürü Ali Soysal'a bagli olarak çalistik. Necati Altintas bana 'Ufaklik' derdi. Onun yaninda yetistim. Bizi Denizli’ye görevi için çagirdi. Bir televizyonun taranmasi, bir televizyoncu ve HADEP Il Baskani'nin vurulmasi ve yerel bir sanatçinin öldürülmesi emirlerini aldik demistir.
5. SÜLEYMAN ÜGER – Soyadi “Üger, Ülger, Öger” ve “Öger” olarak da geçmektedir. Ibrahim Yalçin yönetiminde yurt disina giden ekibe bir aksilik çikarsa dogrudan Hanefi Avci’yi aramamasi söylenmis irtibat için 3 isim verilmisti. Bunlardan biri Istanbul Kadiköy iskele meydaninda bulunan dolmus duraklarinin arkasinda yer alan, Et-Balik Kurumunun yanindaki sabit pazar girisinde büfecilik yapan Süleyman Üger’in telefonuydu.
6. CEMAL ÜGER – Ölü, Soyadi “Öger” olarak da geçmektedir. Süleyman Üger’in kardesi.



7. FERIT AYCAN – Ibrahim Yalçin yönetimindeki ekibe verilen diger irtibat telefonu ise Istanbul Fatih adliyesi karsisinda fotografçilik yapan Siverekli, PKK mensubu Ferit Aycan'a aitti. PKK'ya karsi çiktigi için 1986 yilinda, Almanya’da yasadisi Dev-Yol örgütü lideri Kürsat Timuroglu'nu öldüren ve geçen yil Hirvatistan'da yakalanan Ferit Aycan, adini bile gizlemeye gerek duymadan tam 8 yil boyunca pek çok kez Türkiye'ye giris çikis yapmis. Can Dündar ondan 12 Ocak 2002’de "Koruma altinda bir katil" baslikli yazisinda bahsetmis. Okuyalim: "10 gün önce Hamburg'da ilginç bir durusma vardi. 39 yasinda Siverekli bir PKK'li, Alman mahkemesi tarafindan ömür boyu hapis cezasina çarptirildi. Adi: Ferit Aycan'di. Suçu: PKK'nin emriyle adam öldürmek... Ferit Aycan'in öldürdügü adam, okudugum lisenin müdürü, hocam, yazar Vecihi Timuroglu'nun ogluydu. Dev - Yolcu Kürsat Timuroglu, 25 Subat 1986'da Hamburg'da evinin önünde öldürülmüstü. Öldürülme nedeni, - mahkemenin gerekçeli kararina göre - PKK'nin uyguladigi siddet politikasina karsi çikmis olmasiydi. Durusmada ortaya çikan bilgilere göre Aycan, Timuroglu'nu öldürdükten sonra Sam'a uçmus, havaalaninda Apo'nun korumasi Nusret Aslan tarafindan karsilanmis, Helvi kampina götürülmüs, eyleminden dolayi terfi ettirilip, Türkiye'ye savasmaya yollanmisti. Öykünün sonrasi daha da ilginç: Yakalanmasina yol açan ihbar mektubuna göre Aycan, 5 - 6 yil Urfa, Diyarbakir bölgesinde eylemlere katilmis. Sonra örgütten ayrilmis ve yeni patronlari ona yeni bir hayat kurmuslar. 23 Aralik 1992'de Istanbul Emniyet Müdürlügü'nden kendi adina pasaport almis. Nisan 1993'te Alman polisine gönderilen bir ihbar mektubu ile kimligi ortaya çikmis. Ihbarci, Aycan'in sadece karistigi eylemleri degil, Istanbul adresini, telefon numaralarini da vermis Alman polisine... Alman polisi de durumu Türkiye'ye bildirmis. Ne beklersiniz? Aycan'in hemen yakalanmasini degil mi? Hayir! Bakin neler olmus: 1993'ten itibaren Interpol tarafindan cinayet suçuyla kirmizi bültenle aranan Aycan'a Türkiye'de kimse dokunmamis. 8 Agustos 1995'te yani bütün dünyada arandigi dönemde Aycan, Istanbul Ticaret Odasi'na basvurup üzerinde kendi fotografi bulunan ikametgâh senediyle, Fer - Tur sirketi adina dosya açtirmis. Fatih'te Stüdyo Serhat adli bir fotograf stüdyosu açmis. Bu arada 1996 ve 1998'de patlayici madde ve silah bulundurmaktan 2 kez tutuklanmis. Suç tekrar ettigi için 1.5 yil da hapis cezasi almis. Yine Hamburg - Sam baglantisi fark edilmemis. Bu arada Aycan, pasaportuyla 1993'ten itibaren 8 kez Türkiye'ye giris çikis yapmis. Nasil olduysa gümrük bilgisayarlari da Interpol kayitlarini atlamis. Aycan, bunun verdigi cesaretle olsa gerek, 1999'da Florya Senlikköy'de yine kendi adina, 75 bin dolarlik bir ev satin alip, mahalle muhtarligina kayit yaptirmis. O kayitlar da gözden kaçmis. Isi bozan Hirvatlar olmus. Aycan, 18 Eylül 2000 günü Hirvatistan'da yakalanmis, hemen Almanya'ya iade edilmis ve yargilanmaya baslanmis. Iste o durusma 2 Ocak 2002 günü sona erdi ve Aycan PKK'nin emriyle Timuroglu'nu öldürmekten ömür boyu hapse mahkûm oldu. Simdi soralim: Interpol'ün 1993'ten beri bütün dünyada kirmizi bültenle aradigi bir PKK'li katil, nasil olup da bunca güvenlik bariyerini asarak, pasaport alabildi, sirket kurabildi, ev satin alip muhtarliga kayit yaptirabildi, ülkeye giris çikis yapabildi? Kimler, ne amaçla korudu Kürsat Timuroglu'nun katilini?.. Kimler PKK imzali bu cinayete ortak oldu?" Can Dündar kardesim herhalde Ferit Aycan’a yeni bir hayat sunan “Patronunu”ve onu kimin korudugunu simdi anlamistir…



8. ABDURRAHMAN KAYIKÇI – Nuri oglu, Diyarbakir-Bismil 1961 dogumlu Faik Kod Abdurrahman Kayikçi, PKK örgütünün kurucularindandir. 1979 yilinda yakalanmis ve cezaevine girmistir. Cezaevinde iken Hanefi Avci ile irtibat kurar.1990 yilinda tahliye olur. Abdullah Öcalan ile görüs ayriligina düstügünden Ahmet Kod Mehmet Cahit Sener ve Sari Baran Kod Cihangir Hazir ile birlikte Surye’de PKK-Vejin’i kurarlar. Mehmet Cahit Sener 1991’de Suriye-Kamisli’da PKK tarafindan öldürülür. Sari Baran Kod Cihangir Hazir ise örgüt mensuplari ile birlikte Kuzey Irak’a geçerek Barzani’ye siginir. Kayikçi ise Türkiye’ye dönerek Hanefi Avci ile çalismayi devam ettirir. 27 Kasim 1996 tarihinde Gebze’de 34 FBM 44 plakali otomobilde Mustafa Bayrak sahte kimlikli Faysal Esen’le birlikte 1 adet Motorola marka telsiz, 1 adet 7.65 çapinda Unique marka tabanca, tabancaya ait 9 adet mermi, 1 adet kelepçe ile yakalanirlar. Sahislar kendilerinin Emniyet Istihbarat Daire Baskanligi’nda görevli Hanefi Avci ve Istanbul Emniyet Müdür Muavini Resat Altay’a bagli görev yaptiklarini bildirir. Kimlik ve malzemeler Hanefi Avci tarafindan verilmistir. Sahislar herhangi bir isleme tabi olmadan serbest birakilirlar. Abdurrahman Kayikçi hakkinda, “Kürdistan Aktüel” adli sitede "Kayikçi Vakasi ve Aydogmus'un Analizi” baslikli hayli enteresan bir yazi var. Uzun oldugu için yer vermedim. Ancak arastirmacilar için baglantisini veriyorum.
9. FAYSAL ESEN – Diyarbakir-Çinar 1963 dogumlu Faysal Esen PKK’nin eski Çukurova Bölge Sorumlusudur. Adi Istanbul’da, birçok olaya karismistir. O tarihte, Almanlara yakin olan Murat Bayrak’in Sancak Tül fabrikasinda “güvenlik görevlisi” olarak çalisiyordu.

Evet, Hanefi Avci ile baglantili bu isimlere Yesil Kod Mahmut Yildirim ve Osman Gürbüz gibi daha pek çok kisiyi ilave edebiliriz. Gördügünüz gibi, Hanefi Avci, ismi üzerinde “Iç Isleri Bakanligi” mensubu olmasina ve yetkisi olmamasina ragmen, yurt disina eylem yapmak üzere ekipler egitiyor, silahlar, bombalar telsizler verip bunlari yolluyor, Abdullah Öcalan karsiti “VEJIN” hareketini baslatan adamlar onun ekibinden, yurt içinde adamlari, faili meçhul cinayetlerin odak noktasinda telsiz, tabanca ve kelepçe ile yakalaniyor, hiç bir islem yapilmadan birakiliyor. Interpol’ün 15 yildir aradigi terörist onun en yakin elemanlarindan biri. Ne yapiyor, kime çalisiyor belli degil… Simdi biraz baskalarinin bilgilerine yer verip, önemli bazi bilgileri sona birakarak yaziyi bitirecegim. Biliyorum uzun oluyor ama konu Hanefi Avci ve olaylar da hayli enteresan.



MEHMET BARANSU’NUN MÖSY֒SÜNDEN ALINTILAR

Gardas, Süleyman’a Git…
“Gardas, simdi sana bir telefon numarasi verecegim. Hemen ara, telefonunu verdigim sahis Kadiköy´de seni bekliyor. Çalistigin gazeteyi söyleme. Hürriyet´te çalisiyorum diyebilirsin. Kolay gelsin” Gazeteci, Hanefi Avci´nin bu sözleri üzerine söylenen yere gider ve Süleyman´la tanisir. Süleyman, dönemin Eminönü Belediye Baskani Doç. Dr. Ahmet Çetinsaya´nin mafya içersinde ´Kelebek Ibrahim´ lakapli bir adami oldugunu ve Çetinsaya´nin yaptigi yasadisi isleri anlatmaya hazir oldugunu söyler. Bunun üzerine üçlü bulusur ve Kelebek Ibrahim, konusmasinda Çetinsaya´nin tüm kirli çamasirlarini ortaya döker. Peki, Hanefi Avci, Süleyman´a anlattigi bilgilere nasil ulasti? Kadir Çelik, Kelebek Ibrahim üzerinden dinlemeye takilmis, Çetinsaya da ayni yöntemle Avci´nin avi olmustu.

Süleyman, Avci´dan “Hanefi Abi” diye bahsediyordu ve bir dedigini iki etmiyordu. Süleyman Aktüel dergisinden iki gazeteciyle daha tanisiyordu. Bu gazetecilere Avci´dan gelen bazi kritik haberleri ulastiriyordu. Süleyman´in bir de Faysal adinda bir arkadasi vardi. Gazetecinin gözlemlerine göre Süleyman ve Faysal ´parça basi is´ yapiyorlardi. Faysal zaman zaman ´çözmesi´ için Süleyman´a is getiriyordu. Süleyman, Susurluk Skandali´nda adi geçen Süleyman Üger´den baskasi degildi. Faysal ise, PKK itirafçisi olan Faysal Esen´di.”

Avci´nin yumusak karni Süleyman Üger
“Ergenekon Terör Örgütü´ne yönelik hazirlanan Birinci Iddianame´de yasal dinlemeye takilan Gazeteci Belma Akçura ile Ergenekon sanigi, bir dönemin ünlü polis sefi Adil Serdar Saçan´in konusmalari dikkat çekicidir. Saçan telefonda Akçura´ya Avci´nin yumusak karninin Süleyman Üger oldugunu söylüyor “Üger´in üzerine gidin biraz bakim. Hanefi ziplayacak mi ziplamayacak mi?” diyordu.”



Susurluk´un Kara Kutusu Babat
“ Avci´nin itirafçilar arasinda en siki sekilde koruyup kolladigi isimler arasinda Ibrahim Babat basi çekiyordu. Adi Ibrahim Babat. Kod adi Mete. PKK itirafçisi. 1990-1992 yillari arasinda Binbasi Ahmet Cem Ersever´in komutani oldugu, sadece itirafçilardan olusan, “öldürmeye yetkili” JITEM grubunun komutan yardimcisi. Devlet ve kendi adina öldürdügü insanlarin sayisini hatirlamiyor. Avci, cezaevinden ´Rahsan affi´ ile serbest kalan ve Suriye´ye teslim edilen Babat´a olan ilgisini hiçbir zaman kesmedi. Avci nerede görev yapiyorsa Babat´in Türkiye´de yasayan karisi Zelal Alatas ve çocuklarini da orada, yakin çevresinde tutmaya çalisti. Avci´nin PKK itirafçilariyla iliskisinin iki önemli tanigi da Abdülkadir Aygan ve Sedat Peker´dir.”

Telekulak Avci’ya Av Olanlar
“28 Eylül’de Devrimci Karargah Örgütü’ne yardim ve yataklik yapmaktan tutuklanan Hanefi Avci’nin lojmaninda ve makaminda yasadisi dinlemelerin kaydedildigi kasetler bulundu. Dinlenenler arasinda Ertugrul Özkök, Mehmet Ali Birand, Cüneyt Özdemir, Ugur Dündar, Mehmet Ali Yilmaz, Ahmet Özal, Enis Berberoglu gibi isimler vardi. Avci’nin dinlemeleri içinde süphesiz en ‘flas’i Çevik Bir’in dinlenmesiydi. ...Bir, Gülhane Askeri Tip Akademisi’nde görev yapan bir doktorla telefonda görüsmesi esnasinda dinlemeye takilmisti. Çevik Bir, Hanefi Avci’nin agina ikinci defa PKK’nin cezaevi sorumlusu Sabri Ok’la haberlesirken takildi. Avci, Türk medyasinin sik sik görüslerine basvurdugu ABD’li stratejistlerden Michael Rubin, Harold Rhode ve Richard Perle’nin Türkiye’deki yakin dostu, kendisini tanitirken ‘Kürt Yahudisi’ oldugunu belirtmeden geçmeyen, Rahmetli Turgut Özal’in da danismanligini yapmis olan Aydan Kodaloglu’na da özel ilgi gösterdi ve kisa sürede hakkindaki tüm bilgilere ulasti. Kullanilan yöntem de teknik takipti. Elde ettigi bilgileri de Cüneyt Ülsever’in de dahil oldugu bazi gazetecilerle paylasti. Hep yasadisi dinlemelerden dert yanan, kendisinin dinlendiginden dem vuran Avci’nin torbasinda Abdullah Çatli ve Turgay Ciner’de yer aldi. Avci bu isimleri de her zaman büyüteç altinda tutardi.”



SAMIL TAYYAR:

Hanefi Avci Hizbullah'i neden korudu?
“Eski Emniyet Istihbarat Daire Baskani Bülent Orakoglu, Ergenekon sorusturmasinda tanik sifatiyla ifade verirken, Hizbullah’in öldürülen lideri Hüseyin Velioglu’nun jandarma muhbiri oldugunu söylememis miydi? Iste o sözler:

“Ben Hatay Emniyet Müdürü’yken, Il Alay Komutanligi’na Vicdan Basaran’in atanmasi nedeniyle Adana Bölge Komutani Tuggeneral Temel Cingöz kente geldi. Üçümüz yemege gittik. Yemek sirasinda uzun boylu birisi hep ayakta duruyordu. Koruma zannettim. Ben de ‘Temel Pasa, bu arkadas neden ayakta duruyor, o da yemek yesin’ dedim. Temel Cingöz de ‘Gel otur Hüseyin’ dedi. Tabii Hizbullah operasyonundan sonra o adamin Hüseyin Velioglu oldugunu ögrendik.”

Tekrar basa dönüp Arif Dogan’in su iddiasini da hatirlayalim: “Hanefi Avci’yi JITEM’e transfer ettik, arsivde vardir.” Diyeceksiniz, iyi güzel de bu anlattiklarinizda yeni olan nedir? Üstelik bu konuya durup dururken nerden geldiniz? Haklisiniz...”



“Elime eski tarihli bir yazi geçti. 23 Ocak 1985 tarihli belgede Hanefi Avci’nin imzasi var. O tarihte Diyarbakir’da baskomiser ve Istihbarat Subesi Müdürlügü’ne vekalet ediyor. Böyle bir yaziya sebepse Siyasi Sube’nin 8 Ocak 1985 günü Istihbarat Sube’den Hizbullah’in Diyarbakir ili ve çevresindeki faaliyetleriyle ilgili bilgi talebi... Malum, o günlerde Hizbullah yeni palazlanmaya baslamis, bölgede meydana gelen bazi faili meçhul olaylarda Hizbullah’in adi geçiyor. Siyasi Sube, Istihbarat Sube’ye diyor ki: Hizbullah’la ilgili elinizde ne tür bilgi ve belge var? Avci, Siyasi Sube’ye cevap yaziyor: “Hizbullah örgütü ile ilgili olarak ilimizde yapilan inceleme ve arastirma sonucu bahse konu örgütün ilimizde legal veya illegal herhangi bir faaliyetinin tespit edilemedigini bilgilerinize arz ederim.” Ünlü istihbaratçi, Hizbullah’in Diyarbakir’da legal veya illegal herhangi bir faaliyetini tespit edemiyor!”



MUSTAFA DENIZ'IN DEGERLENDIRME RAPORU:

Tevfik Diker Tarafindan Susurluk Komisyonu’na Intikal Ettirilen Iddialar:
“Manisa Milletvekili Tevfik Diker tarafindan (Susurluk) Komisyon Baskanligina sunulan 23.1.1997 tarihli yazida: Cem Ersever olaylarinda adi geçen ve 15.11.1993 tarihinde Polatli yakinlarinda ölü bulunan itirafçi Mustafa Deniz hakkindaki degerlendirme raporunda;

Ferit Kod adli Mustafa Deniz’in 1984 yilinda PKK örgütüne girdigi, bazi eylemlere katildigi 15.10.1989 tarihinde kendi istegi ile Van'da teslim oldugu, Teslimiyetini takiben güvenlik kuvvetlerine yardimci olarak pek çok eylemi ve örgüt militanini yakalattigi. Diyarbakir 2 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi 1989/1348 hazirlik, 1989/526 esas sayili davada sanik olarak yargilandigi, yargilama sonunda TCK'nin 125/4 maddesine göre saliverildigi. Ferit kod adli Mustafa Deniz’in saliverildikten sonra basta JITEM olmak üzere Emniyet istihbarat örgütlerine yardim ettigi. Diyarbakir Istihbarat Sube Müdürü Hanefi Avci tarafindan kendisine tasimasi için Brovning marka L27507 seri nolu silahin verildigi ve ayni dönemlerde kisa adi JITEM olan Jandarma Istihbarat Teskilati bünyesinde sözlesmeli personel olarak çalistigi. Çalismasi sirasinda gösterdigi üstün çaba sonunda teskilatta sorumlu emekli Binbasi Cem Ersever'in yardimciligini yaptigi, çalisma arkadaslari arasinda Ali Hoca kod adli Ali Ozansoy, Sari Adil kod adli Adil Timurtas ve Mete kod adli Ibrahim Babat ile birlikte çalistigi. (EK-46)”



“Bu çalismalar sirasinda bazi güvenlik görevlilerinin zorla adam kaçirma, fidye, uyusturucu madde kaçakçiligi gibi suçlara karistiginin belirlenmesi sonucu JITEM içinde görüs ayriligi çiktigi, emekli Binbasi Cem Ersever, Mustafa Deniz ve Ali Ozansoy'un raporlari üzerine Jandarma Genel Komutani Esref Bitlis tarafindan Adil Timurtas ve Ibrahim Babat'in uzaklastirildigini, bu iki sahsin bunun üzerine Diyarbakir’dan tanidiklari Hanefi Avci’nin yanina sigindiklari ve emniyet içinde olusturulan gizli olusumlara katildiklari, Sari Adil kod adli Adil Timurtas ile Mete kod adli Ibrahim Babat'in uyusturucu ve silah kaçakçiligi islerine bulastiklari, istihbarat raporlarini devletin bazi kademelerinden gizleyerek özel sahislar için çalisma yaptiklari, bu çalismalar için emirleri halen Emniyet Genel Müdürlügü Istihbarat Daire Baskanligi’nda teknik islerden sorumlu baskan yardimcisi olarak görev yapan Hanefi Avci'dan aldiklari.

Bu çalismalar sirasinda önce JITEM sorumlusu emekli Binbasi Cem Ersever'in, ardindan da Ferit kod adli Mustafa Deniz’in Adil Timurtas ve Ibrahim Babat'in içinde bulunduklari olusum tarafindan öldürüldügü, bu sahislarin halen, olusturulan bu yapi içinde çalismalarini sürdürdükleri, üzerlerinde emniyet tarafindan verilen silah ve kimlik tasidiklari belirlenmistir.

Degerlendirme raporuna ekli, o dönemde Diyarbakir Emniyet Müdürlügü Istihbarat Sube Müdürü Hanefi Avci tarafindan imzalanmis tarihsiz belgede; ``Aslen Agri ili Merkez Leylekpinar mahallesi nüfusuna kayitli, Ibrahim oglu 1965 dogumlu Mustafa Deniz itirafçi olup, Güvenlik Kuvvetlerin yardimlarindan dolayi bölücü eskiyanin hedefi olup hayati her an harici ve ciddi tehlikeye maruz oldugundan Silah Tasima Ruhsati müracaati neticesi alinincaya kadar kendi güvenligini saglamasi amaciyla kendisine ''L-27507'' Seri no.lu Brownig marka 9 mm Tabanca verildigi, gerektiginde gerekli kolayligin gösterilmesini, tereddüt halinde Diyarbakir Istihbarat Sube Müdürlügünün 11799 ve J. Asayis Komutanligin 26173 nolu Telefonlardan bilgi alinabilecegi'', belirtilmistir.

Öte yandan yine Manisa Milletvekili Sayin Tevfik Diker 5.3.1995 tarihinde Susurluk Komisyon Baskanligina yaptigi müracaatta; PKK itirafçisi Mustafa Deniz’e ait L-27507 seri nolu 9mm Brovning marka tabanca ile bu tabancanin tasinabilmesi için Hanefi Avci tarafindan verilen silah tasima belgesi ile ilgili olarak kendisinin Içisleri Bakani Meral Aksener’e soru önergesi yönelttigini, alinan cevapta da; böyle bir silahin Emniyet ve Jandarma envanterinde olmadigi, Mustafa Deniz’e verilmediginin bildirildigi, silahin nerede oldugunun bilinmedigi gibi belge hakkinda da açiklama yapilamadigindan bu konudaki çeliskinin aydinliga kavusturulmasi için Komisyona müracaatta bulundugunu belirtmistir.”



SEDAT PEKER:

Itirafçilari Bana Hanefi Avci Gönderdi.
“Yakin tarihimizde hem geçmiste birçok insan seytani zekâlari sayesinde hak etmedikleri hâlde toplumda kahraman payesi aldi. Hanefi Avci, Diyarbakir’dan Istanbul’a geldigi andan itibaren bizden haberdardi ve bizimle irtibat hâlindeydi.”

Baskomiser Pala Seref
“Hanefi Avci’nin Pala Seref” lakapli baskomiseri ile irtibat hâlindeydik. Hatirlarsaniz Avci tutuklanmadan önce Taraf gazetesi ile yaptigim röportajda kendisinin Diyarbakir’dan getirdigi itirafçilari benim yanima verdigini söylemistim. Daha sonraki günlerde bu dedigimi dogrulayan belgeler, ses kayitlari ortaya çikti.”

Süleyman ve Digerleri Emanet
“Benim yanima gelen itirafçilarin isimleri Süleyman Öger (Üger), kardesi rahmetli Cemal Öger (Üger), Ali Ozansoy’un kardesi, Hüseyin Tilki, Hidayet Bozyigit ve baska birkaç kisiydi. Gazetelerde devamli yayimlanan bir resim var, oradakilerin hemen hepsi Hanefi Avci’nin selamiyla emanet olarak gelmisti. Devlete faydalari oldugu için bu arkadaslarla ilgilendim.”



Mehmet Kurt Olayi
“Bir gün Adanali is adami Hayrettin Alp bana gelerek bu kisilerin benim yakinim oldugunu duydugunu söyledi. Ahbabi olan Kanal-6’nin eski sahibi Mehmet Kurt’tan bir arsa için avanta para istiyorlarmis. Ben bu olaydan çok rahatsiz oldum. Kendisine ‘evet, ben bu arkadaslari taniyorum; ancak bunlar istihbarat müdürü Hanefi Avci’nin ekibi’ dedim. Hayrettin Alp bu dediklerimi Mehmet Kurt’a söyleyince o araya tanidiklar koyarak Hanefi Avci’nin yanina gitmis. Avci önce rahatsiz olmus, sonra da ‘Benim ekibim degiller ancak devlete faydalari oldu’ demis. Kontrolsüz ve tehlikeli olduklarini söylemeyi de unutmamis. Yani bu olayi bir sikâyet olarak kabul edip resmiyete koyacagina, adama bir de para ödesin diye telkinlerde bulunmus. Çok iyi hatirliyorum. Mehmet Kurt’tan büyük para alindi.”



Polis’te Itirafçilara Dokunulmazlik…
“Orhan Tasanlar Istanbul’a gelince Asayis Subesi tarafindan gözaltina alindim. Yanimda bu itirafçi arkadaslar da vardi. O zamanki sube müdürü Sedat Demir, ‘Itirafçilarla Istanbul’u parselliyormussun!’ dediginde, kendisine ‘Bu kisiler istihbarat subenin, Hanefi Avci’nin adamlari’ demistim. Beni odadan disari çikartti. Sonra Avci’yi aramis, itirafçilari yarim saat içinde biraktilar. Beni de herhâlde Avci’nin ismini verdigim için bir ton eziyet edip ertesi gün biraktilar. Bu itirafçilar kendi baslarina is yapmaya baslayinca yani kontrolden çikinca Avci da rahatsiz olmaya basladi. Ancak isledikleri suçlari kendisi kapatiyordu.”

Tahsilat ve Uyusturucu
“Mesela Tatlici ailesinin bir alacagi için içecek fabrikasi olan bir adami rahmetli Hidayet Bozyigit ve bir iki itirafçi bel üstünden vurarak agir yaralamisti. Bu olayi da faili meçhul olarak Avci kapatti. Arsivlerde tarif ettigim (vurulan) kisinin kim oldugu vardir. Bu olay yanlis hatirlamiyorsam 93-95 yillari arasinda oldu. Daha sonra Hidayet Bozyigit’i narkotikten atilma bir komiser öldürdü (uyusturucu konusundan dolayi).”



Dev-Sol’cu Bedri Yagan’i infaz edenler Avci’nin Itirafçilari
“Dev-Sol içinde tasfiye edilen Bedri Yagan’in ve digerlerinin tüm bitisik atis raporlari çatismada ölmediklerini, infaz edildiklerini gösteriyor. Öldürenler polis degil, bu itirafçilardi. Benim yanima yolladigi itirafçilari o operasyonlarda kullaniyordu. En son temizligi yani imha isini onlar yapiyordu. Bunu bana itirafçi ekibinin sözcüsü konumunda olan Süleyman Öger anlatti. Bu konusmaya Avukat Muhittin Beyaz ve Giresunspor’un eski baskani Olgun Peker Aydin da sahittir.”

Ortaklar Arasinda Silahli Haraç Bölüsme Kavgasi
“Ibrahim Babat, Süleyman Öger’i Kalasnikof ile taradi, cezaevine girdi. Oradan Hanefi Avci hakkinda birçok açiklama yapti. Bana gönderdigi itirafçilardan biri de Ibrahim Babat’ti. Su an ölüsüne de dirisine de kimse ulasamiyormus. Avci Organize Suçlar Daire Baskanligi’ndan alininca 2 ay sonra Süleyman Öger ve kardeslerine organize sube operasyon yapti. Bu sirada Cemal Öger kalp krizi geçirerek vefat etti. Avci bu kisileri operasyonlarda kullandi. Bunu bana bizzat kendileri içkili bir sofrada anlatti.”



IBRAHIM BABAT:

Ortagim Süleyman
“Meclis Susurluk Komisyonu kayitlarinda geçtigi gibi Bodrum olayi öyle gelisti. Bu isi Mustafa Keskin adindaki sahis eski is ortagim Süleyman Üger’e getirmisti. Süleyman'da bana Bodrum'da bir is oldugunu Sun Kulüp olarak bilinen Bodrum Günbet'teki isyeri sahibi ile kiracisi arasinda bir problem oldugunu, bu problemi çözme durumunda nakit bir para alabilecegimizi söyledi. Bunun üzerine ben Mustafa keskin, Süleyman Üger'le birlikte Izmir'e daha önce JITEM'den tanidigimiz yüzbasinin yanina gittik. Ben durumu Sinan Yüzbasi'ya izah ettim. Kendisinden ekip de istedim. Bana üç tane astsubay verdi, birlikte Gümbet'e gittik. Mal sahibi olan Basmisirli'yi, kiracisi A. Köseyi bir masaya oturtup baristirmak istedik. Mal sahibi A. Basmisirli bizden korkarak polise bizi sikâyet etti. Bunun üzerine çok sayida polis bulundugumuz yeri basarak bize kimlik sordu. Göz altina almak istediler. Yanimizdaki astsubaylar jandarma oldugumuzu polislerin kendilerini alma yetkilerinin bulunmadigini, özel bir operasyonda oldugumuzu kendilerinin kimleri kollamaya çalistiklarini sert bir sekilde ifade ettiler. Bunun üzerine çaresiz kalan polis astsubaylarin kimlik bilgilerini alip ayrildilar. Bizi ihbar eden A.Basmisirli polisin bizi almadigini görünce korkup ayni gece Istanbul'a kaçti. Bir araci vasitasiyla bizimle barismak istedi. Bir kaç gün sonra Istanbul'da görüstük biz yüz bin dolar istedik agladi veremeyecegini söyledi. Bunun üzerine 40 bin dolara anlastik. Ayrica isyerinin kiracisindan Süleyman'la birlikte bir buçuk milyar civarinda para aldik. Bunun yarisi isi getiren Mustafa Keskin, on bin dolarini da Sinan yüzbasiya verdim.”



“Daha sonra Süleyman Üger’in aldigimiz çeklerin günü dolmadan ve benden habersiz kirdirdigini ögrenince aramizda sert tartismalar oldu. Bu tartismalar üzerine birbirimize ates ettik. O ayagindan yaralandi, benim de Mercedes arabam zarar gördü. Ben Bursa'ya kaçtim. Süleyman önce polislere benim ismi mi vermemis. Ancak Bursa'da tasindigim eve polislerin gelip beni yakalamak istediklerini ögrenince Yalova Jandarma Alay Komutanligi'na gittim. Arif Dogan, bana emniyet müdürleri ile görüserek yardimci olacaklari sözünü alinca bende kendi arabamla ve iki astsubayla birlikte Kadiköy'e gelerek teslim oldum. Ama emniyette tutanak tutuldugunu görünce suçu inkar ettim.”



BIR BILEN ANLATIYOR:

Her Tasin Altindan Süleyman Üger
Görüldügü gibi birçok olay Hanefi Avci’nin en yakin adami Süleyman Üger ile baglantili çikiyor. Hanefi Avciyi ve faaliyetlerini çok iyi bilen bir kisi sunlari anlatiyor:

Diyarbakir Bölge Valiliginden Para Aktarimi
“Istanbul Emniyet Istihbarat Sube Müdürlügüne geldiginde Bölge Valisi Hayri Kozakçioglu ve Emniyet Müdürü Necdet Menzir’in girisimleri sonucu Bölge Valiligi hesabindan Istanbul'a yüksek miktarda para aktarilmistir. Avci söz konusu paralari Istanbul'da istihbarat faaliyetlerinde kullanacagini belirtmis ve paralar Süleyman Üger adina kurulan bir sirket araciligi ile Istanbul'a getirilmis ve Emniyet Istihbarat subesine aktarilmistir.”

Teknik Gelismeler Için Sik Sik Yurtdisina seyahat…
“Sik sik teknik gelismeleri izlemek için yurtdisina çikan Hanefi Avci, yurtdisi seyahat ve malzeme alimi konusunda herhangi bir sorununun olmadigini ifade etmistir.”

Tecrübeli Elemanlardan Güçlü Vurucu Tim.
“Pismanlik yasasinin gündeme gelmesiyle Diyarbakir "E" tipi cezaevindeki pismanlikçi mahkûmlarla cezaevinde özel toplantilar yapmis, Recep Tiril, Hidayet Bozyigit (ölü) Hüseyin Tilki, Mehmet Girgin (ölü), Alaattin Kanat, Ali Ozansoy gibi en kidemli itirafçi ve döneminin en iyi örgütçüleri Hanefi Avci ile yakin iliski içerisine girmisler, Avci tarafindan kullanilmislardir.”



Avci Kontrolünde MIT Elemanlari
“Avcinin Diyarbakir’dan tanidigi elemanlar,  Hanefi Avci’yi, kendi seviyelerine kadar inebildigi ve kendilerine maddi manevi her türlü kolayligi sagladigi için tercih etmisler, Jitem ve Diyarbakir Emniyeti gibi diger birimlerden uzaklasmislardir. Ancak Avci ile iliskilerinin mahiyeti tam olarak bilinmemektedir. Avci kontrolünde olan bazi elemanlarinin MIT’le iliski kurmasina özellikle izin vermistir.”

Danisman Ali Ozansoy
“Ali Ozansoy Avci tarafindan Istanbul Istihbarat Daire Baskanligi'na danisman yapilmistir. Avci çogu pismanlikçi elemanlarina silah ve sahte ruhsat vermistir. 13 agustos 1993 tarihinde bes Devrimci Sol taraftarinin öldürüldügü PERPA olayinda masum bir sahsin ölümüne neden oldugunu yakinlarina belirtmistir.”

Behçet Cantürk’ü Infaz Emri
“Hanefi Avci, 1994 yili baslarinda Süleyman Üger ve kardesi Cemal Üger (ölü) ile istihbaratta görevli bir polis memurunu Behçet Cantürk’ü öldürmeleri için göreve sevk etmistir. Ancak söz konusu görev neticelendirilemeden Behçet Cantürk baskalari tarafindan öldürülmüstür.”



BIR TELEFON KONUSMASI:

Adami Aldik, Simdi Asagiya Girdi…
xx.xx.XXXX tarihinde Saat XXXX'da Türkcell hattindan Süleyman isimli sahis "Baskan" diye hitap ettigi ve Hanefi Avci oldugu anlasilan kisi ile görüsmüstür. Görüsme içeriginden; Süleyman isimli sahsin bir operasyonun sonucunu bildirmek için aradigi anlasilmaktadir.

-Hanefi Avci: Efendim.
-Süleyman: Alo.
-Hanefi Avci: Efendim.
-Süleyman: Baskanim Süleyman ben Antalya.
-Hanefi Avci: Evet Süleyman kardes?
-Süleyman: Baskanim bir tanesini aldik.
-Hanefi Avci: Ha.
-Süleyman: Adamin fakat arkadaslar seydeyken aldilar. Yani ikaz etmemize ragmen irtibat esnasinda aldilar.
-Hanefi Avci: Ha.
-Süleyman: Onun disinda onu yanlis yaptik ancak bir tanesi su anda elimizde baskanim.
-Hanefi Avci: Bir sey çikiyor mu?
-Süleyman: Baskanim simdi asagiya girdi, artik…
-Hanefi Avci: Anladim.
-Süleyman: Artik seye alacagiz.
-Hanefi Avci: Tamam.
-Süleyman: O ikinci bir tanesi iste su anda o önceki irtibati kuran firar bulusamadilar herhalde Baskanim.
-Hanefi Avci: Haydi iyi olacak insallah kardes.
-Süleyman: Insallah Baskanim yani bizim, isi birazcik hafiften desifre ettik gibi oldu ama yani onun disinda.
-Hanefi Avci: Hayirlisi olsun ne yapalim olmasaydi iyiydi ama olmus artik.
-Süleyman: Baskanim yani arkadaslari ikaz ettik sabahleyin de öyle sikinti olunca arkadaslar riske giremedi herhalde, yani   *onun için o sekilde oldu Baskanim.
-Hanefi Avci: Hayirlisi olsun.
-Süleyman: Bir emriniz var mi Baskanim?
-Hanefi Avci: Sag ol bize mesaj çekilsin.
-Süleyman: Anlasildi Baskanim.
-Hanefi Avci: Tamam kardes.
-Süleyman: Biraz netlestirince ben hemen mesaj çekecegim Baskanim.
-Hanefi Avci: Tamam kardes sag olasin.
-Süleyman: Oldu hürmetler Baskanim ellerinizden öperim.
-Hanefi Avci: Sag ol.

Yukaridaki konusma Hanefi Avci Emniyet Genel Müdürlügü Istihbarat Daire Baskanligi'nda  görevli oldugu sirada yapilmistir.  Emrinde bir sürü Polis çalisan Hanefi Avci, Antalya'da eski bir PKK'li ile nasil bir çalisma yürütmektedir?. Bu Hizbullahvari çalismanin amaci nedir? Asagi alinacak olan kisiye ne yapilacaktir? Süleyman, "Artik seye alacagiz" derken ne demek istemektedir. Süleyman’in “arkadaslar” dedigi kimseler kimlerdir? Yukarida Necdet Açan'in "Avci, Avlari'yla" yazisinda eskiden yaptigi iskencelerden pismanlik duydugunu söyleyen Hanefi Avci, artik iskenceyi baskalari vasitasiyla mi yapmaktadir. Yine Necdet Açan'in kaleme aldigi "Ben Susurluk'tan Süleyman Ü.” yazisi ne maksatla yazilmistir. Bu yazida Hanefi Avci'nin rolü nedir. Hanefi Avci'nin birçok yazisi ile onu destekleyen Necdet Açan'la ne gibi bir bir iliskisi vardir? Hanefi Avci, yaptigi faaliyetler ve çikislari ile kime, neye hizmet etmektedir. Sorular, sorular, sorular? Avciya soracak o kadar çok sual var ki…

Yukaridaki konusmanin tam tarihi ve diger teferruat simdilik sakli tutulmaktadir.