Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Sol'u Dagitan Gizli Örgüt

29/1/2002 - 11:00 - Atinİlgili Bağlantı Yorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Bu resim bir zamanlar "Sikiyönetim Komutanliklarinca aranan" teröristlere ait brosürlerden bir tanesine, Dogu Perinçek ve arkadaslari tarafindan 1971'de kurulan "Türkiye Ihtilalci Isçi Köylü Partisi Gizli Örgütünün" lider ve militanlarina ait. (Resmi büyük olarak görmek için buraya tiklayin)







Simdi Ne Yapiyorlar?

Acaba bir zaman bu gizli ihtilalci örgütün yönetici ve militani olan teröristler simdi ne yapiyor diye düsünüyor insan. Birkaçini inceleyelim:



HALIL BERKTAYProfesör Halil Berktay - Bir zamanlar Perinçek'in en güvendigi kisilerden biri olan Halil Berktay onu terkedenler arasinda. Yale Üniversitesinde Ekonomi okuduktan sonra Birmingham Üniversitesinde "Tarih" konusunda doktora almis.

19 ve 20'inci yüzyil Türkiye tarihçisi olan, Birmingham ve Harvard'da ders veren Profesör Halil Berktay, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Iktisat Tarihi ve Iktisadi Doktrinler kürsüsü ile ODTÜ ve Bogaziçi Üniversitesi Tarih bölümlerinde ögretim üyeligi yapmis. Halen Sabanci Üniversitesi'nde ögretim üyesi.

Türkçede yayimlanmis üç kitabi olan, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfi ile Helsinki Yurttaslar Dernegi kurucu üyesi Berktay'in Uzmanlik alani, "20. yüzyil Türk milliyetçiligi ve milliyetçi historiyografisi".

FERIT ILSEVERYayinci Ferit Ilsever - IP Genel Baskan Danismani ve Aydinlik Dergisi Genel Yayin Yönetmeni Ferit Ilsever hala yoluna Perinçek ile devam edenlerden.

Zamaninda Türkiye Ihtilalci Isçi Köylü Partisi (TIIKP) Istanbul sorumlusu olan Ferit Ilsever, 12 Mart 1971 darbesinden sonra güvenlik güçlerince yapilan Safak Operasyonunda, örgütün Istanbul'daki karargahi olan, Robert Kolejdeki Ingiliz Profesör Hiller Samder'e ait lojmanda, arkadaslari, telsizler ve örgütsel dökümanlarla birlikte yakalanmisti.

Maoist bir örgütün karargahinin bir Ingiliz'in lojmaninda bulunmasi çok dikkat çekmis ancak o tarihte üzerine gidilmedigi için baglanti tam olarak çözülememisti.

Ilsever, kendini gelistirememis, kisiligini bulamamis zavalli bir uydu. Patronu Perinçek'i taklit etmeye merakli. Ancak "fabrikatörlük ve provokatörlük" bile bir beceri meselesi.

Bir gün Reha Muhtar'in yaptigi programda, müthis bir iddia ortaya atmis; "12 aile 420 milyar dolari Türkiye'den yurtdisina kaçirilip yabanci bankalara yatirdi..."

Bu iddia üzerine kendisi de eski solcu olan bir bir basin mensubu onu makaraya almis; "Böyle bir iddiayi ancak paradan hiç anlamayan biri ortaya atabilir. 420 milyar dolar dedigimiz para, Türkiye'nin gayrisafi milli hasilasinin neredeyse iki kati. Kimmis bu babayigit 12 aile de Türkiye’nin gayrisafi milli hasilasinin iki kati parayi yurtdisina kaçirmis. Sallamanin da bir insafi, izani olmali."

ERCAN ENÇDoçent Doktor Ercan Enç - 1946 yilinda Agri'da dogan Ercan Enç'in en son Gazi Üniversitesi Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi Iktisat Bölümü Doçenti oldugu biliniyor.

1968-9 yilinda Ankara'da ABD Büyükelçisi R. Commer'in arabasinin yakilmasi ile basliyan süreç içinde Yusuf Arslan, Sinan Sönmez ve Hüseyin Inan tarafindan kurulan Türk Halk Kurtulus Ordusu (THKO) kadrosu içinde yer alan militanlardan.

Filistin'de egitim gördükten sonra, Hüseyin Inan, Tuncer Sümer, Teoman Ermete, Ibrahim Seven, Atila Keskin, ve Müfit Özdes ile 1970 baharinda Diyarbakir'da yakalanmis.

Bilahere Müfit Özdes ile bu gruptan koparak Proleter Devrimci Aydinlik'a (PDA) katilmis.

Perinçek'in aktif alt kadrolarinda gözükmese de yürüttügü faaliyetler ile onunla olan bagini korudugu anlasiliyor.

PROF. MEHMET ÜMIT NECEFProfesör Mehmet Ümit Necef - ‘‘Ben Türkiye'deki siddetin artmasina katkida bulunan kisi, bir teröristim. Eger tarihi bir mahkeme kurulursa ilk önce bizi, sonra hem 1970'li yillarda gerçeklestirilen terörist hareketleri, hem de PKK'yi yargilamalidir. Insanlara zarar verdik. Ben çok seyimi kaybettim.’’

Bu sözler yukaridaki arananlar listesinde bulunan, ancak daha sonra önce Dogu Perinçek'i, bilahare de terörü terk edenlerden Ümit Necef'e ait.

1952 Antalya dogumlu Necef, ortaokulu Talas Amerikan Koleji'nde, liseyi Robert Kolej'de tamamlamis. Robert Kolej'de iken Fikir Kulübü'ne üye olan Ümit Necef, Proleter Devrimci Aydinlik Dergisi'nde çalisip, TKP/ML Halkin Birligi örgütüne ait ‘‘Proleter Birlik’’ ve ‘‘Halkin Birligi’’ adli yayinlarin çikarilmasina katkida bulunmus.

Örgütsel egitim için El-Fetih kampina gidip daha sonra TKP/ML örgütünün askeri kanadi olan TIKKO'ya katilan Necef, "sandik cinayeti" olarak bilinen M. Adil Ovalioglu adli kisinin öldürülmesi ile ilgili olarak 18 yil hapis cezasina çarptirilmis.

Istanbul Is Bankasi Suadiye ve Kadiköy subelerinin soyulmasi olayina da karisan Necef, 1977 yilinda illegal yollardan Danimarka'ya gidip, Kopenhag'da temizlikçilik yaparak üniversite egitimini tamamlamis ve Kopenhag Üniversitesi Kültür Sosyolojisi Enstitüsü'nü bitirmis.

Enstitüyü bitirdikten sonra akademik kariyer yaparak profesör olan Necef, terör örgütlerine katilmis olmaktan utanç duydugunu söylemekte.

Bu duygularini Danimarka'da açiklayan Necef söyle diyiyor: ‘‘Terörle bir seyleri elde etmenin ne kadar yanlis ve haksiz oldugunun herkes tarafindan bilinmesi gerekir.

Terörizm hiçbir sekilde mazur gösterilemez. O dönem bizim düsüncelerimize göre toplum bastirilmisti. Durumu halka göstermeyi amaçliyorduk. Bunun için de karakollara saldirmayi, asker ve polis öldürmeyi, amacimizi gerçeklestirmenin tek yolu olarak görüyorduk, yanildigimizi anladigimizda ise is isten geçmisti.

Devlet 1974'de örgütleri dagitirken bunu yaparken halktan büyük destek gördü. Toplumun bizi sevmedigini o zaman anladik. Insanlar bizim saklandigimiz yerleri polise bildirdi ve yakalanmamiza yardim etti. Yaptigimiz kesinlikle yanlisti ve etkin degildi. Diger insanlarin hayatlarini tehlikeye atmamaliydik. Onlari öldürmemeliydik. Amacimizin, aracimizi yani öldürmeyi mazur gösterecegini düsünecek kadar çildirmistik. 1975 yilinda siddete ve silahli mücadeleye olan inancim yikilmisti. Bundan dolayi, parti içinde siddete karsi mücadele ettim, bir süre sonra kendi hayatimin tehlikede oldugunu hissetmeye basladim. Terörizme devam etmek isteyen örgüt arkadaslarim bir sekilde benden kurtulmak istiyorlardi. Sonunda sahte bir pasaport temin ederek, Türkiye'den ayrildim.

Sonu ölümle biten bazi kararlara katilmis olabilirim. Sükür ki kimseyi bizzat öldürmedim. Bütün bu olaylara katildigim için çok üzgünüm ve bunun bedelini çok agir ödedim. Üniversiteyi ve ailemi terk ettim. Ülkemden ayrilmak zorunda kaldim. Hapse girdim. Zihnimde birçok yaralar açildi. Ayrica insanin kendine verdigi zarar hiçbir sey ile kiyaslanamaz.

Hep, bir gün Türkiye'ye dönecegimi umut ederek yasadim. Içimdeki Türkiye boslugunu doldurmak amaciyla Yunanistan, Istanköy'e kadar gittim. Amacim uzaktan da olsa Türkiye'yi görebilmekti. Orada kendimi sanki Türk topraklarina ayak basiyormus gibi hissettim. Çok heyecanliydim, büyüleyiciydi, ancak yakalanirsam sonumun hapishane olacagini da biliyordum.

Zaman makinem olsa ne yapardim? Zamani 1970 yilina geri götürebilseydim, demokrasi için, isçilerin ve fakirlerin yasam sartlarini düzeltmek için çalisirdim. Bizim terörümüz, 1971 yilinda askeri darbeye neden oldu. Terörist eylemler 1980 yilinda baska bir askeri darbeyi yaratti.

Ben Türkiye'deki siddetin artmasina katkida bulunan kisi, bir teröristim. Eger tarihi bir mahkeme kurulursa ilk önce bizi, sonra hem 1970'li yillarda gerçeklestirilen terörist hareketleri, hem de PKK'yi yargilamalidir. Biz, Türk ulusunun karakterinin en dibindeki bölümü gün isigina çikardik, harekete geçirdik ve toplumu siddete ittik. Artik terörle bir seyleri elde etmenin ne kadar yanlis ve haksiz oldugunun herkes tarafindan bilinmesi gerekir. Terörizm hiçbir sekilde mazur gösterilemez.’’

YARILMA - GÜN ZILELIAnarsist Gün Zileli - Gün Zileli, 1968-70 kusaginin liderlerinden. Dogu Perinçek ve Atilla Sarp'in baskanligindaki Fikir Kulüpleri Federasyonu'nun (FKF) MKYK üyesi.

Türkiye Ihtilalci Isçi Köylü Partisi (TIIKP) kurucusu ve Türkiye Isçi Köylü Partisi (TIKP)'nin Baskanlik Kurulu Üyesi. Bir zamanlar Dogu Perinçek'in sag kolu.

Yandaki, "Yarilma" isimli kitap, 10 küsür yildir Londra'da siyasi göçmen olarak yasayan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandasligindan çikarilmis bulunan Gün Zileli'ye ait.

‘‘Aydinlikçi’’ bir solcunun, otobiyografisi olma özelligini tasiyan ve 1954-1972 dönemindeki Türk soluna isik tutan kitabin yazari Zileli, 1993 yilindan beri anarsizmi benimsemis.

Elestriciler Zileli'nin kitabini "sansürsüz ve övünmesiz bir dürüstlükle kimseyi, hatta kendisini bile kayirmadan" yazmis oldugunu belirtmisler. Geçmisi ve düsünceleri ne olursa olsun, demek ki hem kendine, hem de baskalarina karsi dürüst bir insan. Ikinci kitabi merakla beklenen ve bu cildinde Türk solundaki 1972 sonrasi gelismeleri yazacagi belirtilen Zileli, ilk cildin takdiminde söyle demis:

"1960 yilindan itibaren solla iç içe yasadim. Erdemli insanlarin, isimsiz kahramanlarin, devrime, yasamlarini kendileri için hiç bir sey istemeden adadiklarini gördügüm kadar, korkunç kariyer ve iktidar kavgalarina da tanik oldum.

Liderlerin örgüt içi iktidar savaslari, devrimci hareketleri paramparça etti, can yoldasi yüzlerce militani yapay olarak birbirinden kopartti ve birbirinin can düsmani haline getirdi.

Ne yazik ki '68 nostaljisinin küllerini eseledigimiz zaman, karsilasacagimiz aci gerçek budur. Bu yüzden, belli bir asamada lider roller oynadigim sol hareketle iç içe geçmis yasam öykümün basligi olarak, hepimizi irkilten "yarilma" sözcügünü kullanmayi tercih ettim."

Kitapta Gün Zileli'nin eylemde, hapishanede, partide, dernekte yoldasi olan günümüzün ünlü isimleri de yer aliyor. Iste kitaptan bazi alintilar:

"Adim Tam Demokrat Atilla Sarp - Sira eski Dev-Genç baskanlarindan Atilla Sarp'a gelmisti. Atilla Sarp, büyük bir ciddiyetle gidip mahkeme heyetinin karsisina dikildi. Durusma yargici: Adiniz... Atilla Sarp: Tam Demokrat... Durusma yargici: Adinizi sordum efendim... Atilla Sarp: Ben de söylüyorum iste. Adim Tam Demokrat Atilla Sarp. Durusma Yargici: Nasil yani? Gerçekten Tam Demokrat Atilla Sarp mi? Atilla Sarp: Evet efendim. Aynen öyle. Durusma yargici: Allah, Allah. Ilk kez böyle bir ad duyuyorum. (Zabit katibine dönerek) Yaz, adi Tam Demokrat Atilla, soyadi Sarp. (Atilla'ya dönerek) Peki kim koymus bu adi size? Atilla Sarp: Babam efendim. Atilla Sarp'in babasi, 1950'li yillardaki ‘‘Terziler Tevkifati’’ diye bilinen tevkifatta tutuklanmis ve hapis yatmis, meslegi terzilik olan eski bir komünistti. Atilla, tam Ikinci Dünya Savasi bitiminde dogdugundan babasi, komünistlerin demokrasi askiyla oglunun adinin basina gerçekten de ‘‘Tam Demokrat’’ adini ekleyip nüfusuna geçirtmisti.

Nuri gözünü burjuvaliktan kaybetti - SBF'den gelen gençler daha sehir, hatta burjuva kökenliydiler. Konusmalarindan, entelektüel tavirlarindan bunu kolayca algilamak mümkündü. Örnegin bu tür sehir kökenli bir gencin konuskanligi ve ‘‘malumatfurus’’lugu dikkatimi çekmisti. Bir gözü hep sabit bir noktaya bakan bu gencin adi, Nuri Çolakoglu'ydu. Sabit bakan gözünün Robert Kolej'deki bir beyzbol oyunu sirasinda, beyzbol sopasinin çarpmasi sonucunda çiktigini ve takma oldugunu, daha sonraki yillarda ögrenecektim.

Can Yücel zülfünü niye asagi indirmis? - 1965 seçimleri gelip kapiya dayanmisti. Samanpazari mitinginde Çetin Altan, Mehmet Ali Aybar gibi agir toplarimiz henüz sahneye çikmamisti ama Can Yücel gibi yetenekli konusmacilarimiz vardi. Can Yücel, siyah direnisçilerin ‘‘We shall overcome’’ adli ünlü sarkisini Türkçe sözlerle kürsüden söyledi. Ne var ki Can Yücel'in keçi sakali, köylü kökenli emekçilerce tuhaf karsilanmisti. Yasli bir köylü bana egilip Can Yücel'in keçi sakalini göstermis ve ‘‘Neden zülüfünü asagi indirmis?’’ diye sormustu.

Erdal Gökyüzü Demirel'in korumasi oldu - Saldirinin hedefini, en güvendigimiz grup arkadaslarimizdan bile saklamisken polis nasil olmustu da bu eylemi ögrenebilmisti? Tabii o zaman henüz sekiz grup baskanindan biri olan, bizim meshur ‘‘anti-Dühringci’’ teorisyenimiz ve komünist marslar repertuarinin ustasi Erdal Gökyüzü'nün bir sivil polis oldugunu bilmiyorduk. Erdal Gökyüzü, bu olaydan kisa süre sonra açiga çikinca ortaliktan kayboldu. Daha sonraki yillarda, Basbakan Süleyman Demirel'in koruma polisi, Komiser Erdal Gökyüzü olarak arz-i endam etti.

Kafaoglu'nun karisi TIP'li berberle kaçti - Hem kadindan gözümü alamiyor hem de parti içinde çapkinca bir davranisin kinanacagi korkusuyla gözlerimi ondan kaçiriyordum. Kisa bur süre sonra bu kadinin partinin teorisyenlerinden Aslan Baser Kafaoglu'nun karisi oldugunu ögrendim. Kisa boylu sisman bir adam olan ve ceketinin cebine doldurdugu makarna tanelerini iki de bir agzina atan Kafaoglu'nun bu kadar güzel bir kadinla evli olmasini hayretle karsimistim. Daha sonraki günlerde bu kadinin TIP üyesi bir berberle kaçtigini ögrendim.

Muhittin kitap hirsizliginda uzmandi - Köy çalismalarina yollanan ekiplerin yol paralarini kismen derginin gelirlerinden karsiliyorduk. Ama bu fon oldukça yetersizdi. (...) Diger bir yöntem kitap hirsizligiydi. Bu isin uzmani Muhittin Sirer'le bendim. Esas çalisma alanimiz Kizilay'daki Koca Beyoglu Pasaji'nin altinda bulunan ikinci el kitapçilardi. Muhittinle beraber buradaki dükkanlara elimizde bir valizle giriyorduk. Ben dükkan sahibini lafa tutarken Muhittin, dükkanin önünde sergilenen kitaplari valize dolduruyordu.

Metin Göktürk polislikle suçlandi - Metin Göktürk'e yapilan bu ‘‘polis’’ iftirasinin daha sonraki yillarda da devam ettigini, ama Metin Göktürk'ün bu iftiranin üzerine gitme yürekliligini gösterip birçok benzeri örnegin tersine kendini aklama becerisini gösterdigini belirtmeliyim. Türk solu, eski tüfeklerden tevarüs ettigi kötü bir özellige sahipti. Ajanlikla ilgisi olmayan çok sayida insana bos yere polis damgasi vurup devrimci hayatlarini karartmak.

Bes kisi Kizilay parkinda illegal parti kurdu - O toplantiyi birlikte terk eden, benim de içinde bulundugum gruptaki isimleri çok net hatirliyorum: Dogu Perinçek, Ömer Özerturgut, Cengiz Çandar ve Oral Çalislar. Bu bes kisi, gecenin o saatinde yürüye yürüye Kizilay Parki'na geldi. Dogu, Mihri Belli'nin tutumundan dolayi büyük bir hayal kirikligi içindeydi. Deniz Gezmis ve Istanbul kesiminden de istedigi destegi bulamamisti. Dogu, ‘‘Devrimci parti’’ fikrine, toplantidakinden daha büyük bir vurgu yapti. Evet, kastettigi ‘‘öncü çekirdek’’ti. Böylece 21 Mayis 1969 tarihinde, geceyarisina yakin bir saatte, Ankara'nin Kizilay Parki'nda bu bes kisi, gelecekte Türkiye Ihtilalci Isçi Köylü Partisi (TIIKP) adini alacak olan PDA hareketinin illegal çekirdeginin kurulmasina karar vermis oluyordu.

Kalabaliklar halinde geneleve - Beklentilerin aksine miting sakin geçti. Açilis konusmasini FKF Baskani Yusuf Küpeli yapti. Izmir'de Ankara'ya dönmeden önce ilginç bir gün yasadik. Izmir FKF sekreterligine yerlestikten sonra aramizdaki birkaç kiz arkadasi orada birakarak büyük bir kalabalik halinde Izmir Genelevi'ni ziyaret ettik. Izmir Genelevi'nde çok güzel kadinlar oldugu söyleniyordu. Buraya kadar gelmisken bu güzel kadinlari görmeden dönmek olmazdi. O zamanlar, sonradan olusacak ahlaki refleksler yoktu sol saflarda. Bu yüzden bir genelevi topluca ziyaret etmekte hiçbir acayiplik görmemistik. Hatta aramizda en kabadayilarimiz ve kesesine güvenenlerimiz kadinlarla yukari katlara bile çiktilar.

Sahin'le Ömer turist gibi - Söke çalismasina (...) daha çok köy kökenli arkadaslardan olusan köy ekibi üyelerinin yani sira Atil Ant, Sahin Alpay ve Ömer Madra gibi arkadaslar da katilmislardi. (...) Özellikle Sahin ve Ömer, köy çalismasindan çok turistik bir gezi havasindaydilar. Örnegin böyle bir yere gelirken kentsel aliskanliklari bir kenara birakmayip yanlarinda tuvalet kagidi getirmisler."

NURI ÇOLAKOgLUGazeteci, yayinci, yönetici, isadami, patron, sabik TUSIAD üyesi, Türkiye'nin Bilderberg temsilcisi, Mehmet Nuri Çolakoglu - Yukarida resmi bulunanlar arasindaki en meshurlardan biri süphesiz Nuri Çolakoglu.

Ferit Ilsever gizli örgütün "Istanbul sorumlusu" iken o da örgütün "Ankara sorumlulugunu" yürütüyordu.

Ancak o Ilsever gibi basladigi yerde kalmadi. Her ne kadar yakin tarihte yaptigi bir söyleside "35 yildir ayniyim, o günkü düsüncelerimle bugünküler arasinda temel bir fark yok" diyorsa da bunun dogru olmadigi muhakkak.

Eger Çolakoglu kendini hala solcu görüyorsa Allah herkese böyle solculuk nasip etsin.

Izmir'de 1943 yilinda Hasan ve Emine'nin ilk çocuklari olarak dünyaya gelen Mehmet Nuri Çolakoglu'nun, Sabri (1947, isadami) ve Kemal (1950, Ege Bölgesi Sanayi Odasi Meclis Baskani) adinda iki kardesi var. Nuri Çolakoglu, ilkokulu Izmir'de okuduktan sonra 1954'de Istanbul Robert Kolej'e girmis. Gazetecilige burada baslayan M.N.Çolakoglu okulun lise gazetesini çikartmis.

Çolakoglu, 1962'de koleji bitirip Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Dis Münasebetler (Uluslararasi Iliskiler) Bölümü'ne girer. Siyasal Bilgiler'i bitirdigi halde Disisleri Bakanligi sinavina girmez.

Üniversitede sirasinda aktif birisidir. Iyi bir tiyatrocudur, Fikir Kulübü, Ögrenci Dernegi gibi yerlerde görev alir. 1967'de Mülkiye'den mezun olur.

Mezun olmadan önce, 1966'da, sinavi kazanip yeni kurulan TRT'ye metin yazari olarak girer. Bu arada doktoraya kayit olur. Mümtaz Soysal Hoca ile birlikte Türkiye'de toprak meselesi üzerine bir çalisma yapar.

Babasi onu Izmir'deki fabrikalarinda çalismaya çagirir. Babasinin yaninda bir yil bulunduktan sonra TRT Haber Merkezi'nde Muammer Yasar Bostanci ve Dogan Kasaroglu ile birlikte çalisir.

1970'te de TRT Dis Haberler Bölümü'ne geçer. Bu arada Ankara Üniversitesi SBF Basin Yayin Yüksek Okulu Radyo TV Kürsüsü asistani olur.

Dogu Perinçek'in önderligindeki Mao'cu Aydinlik gazetesinde de çalisan ve illegal Türkiye Ihtilalci Isçi Köylü Partisi'nin (TIIKP) Ankara sorumlusu olan Çolakoglu, 12 Mart darbesi ile aranmaya baslanir.

Yakalanan Nuri Çolakoglu 20 yila mahkum edilip iki yil içeride kalir ve 1974 affi ile çikar. Ardindan ANKA Ajansi'na girer. Hayati hep bir seyler kurmakla geçen Çolakoglu burada Dis Haberler Servisi'ni kurar ve sefligini yapar.

Çok yardimini gördügü Altan Öymen'le birlikte çalisan Çolakoglu 1977'de Aydinlik gazetesinin Ankara Büro Sefi olur.

1978'de Aydinlik Yazi Isleri Müdürü Mehmet Ataberk'le birlikte 1,5 ay süren Çin, Kamboçya, Pakistan ve Iran gezisini gerçeklestirir. Kamboçya'da Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri ve Demokratik Kamboçya Basbakani Pol Pot'la görüsür.

Nuri Çolakoglu, 1980'lerde Deutsche Presse Agentur, Sveriges Radio AB ve Westdeutscher Rund-Funk Ankara muhabirligi gibi birkaç yabanci basin kurulusuna da çalismaktadir.

12 Eylül 1980 harekati sonrasi tekrar aranmaya baslayan Çolakoglu yurt disina çikarak Ingiltere'ye gider. BBC'de çalismaya baslar. Londra'da iken part—time olarak Hürriyet Gazetesine de çalisan Çolakoglu, ayni anda Londra Temsilciligi bosalan Milliyet'e, Sami Kohen'in teklifi ile Londra Büro Sefi olur. Bu görevi 1987'ye kadar sürer. 1987'de Türkiye'ye döner.

Türkiye'ye döndügünde 2000'e Dogru Dergisini çikartan Perinçek birlikte çalismayi teklif eder. Çolakoglu teklifi kabul etmez. Artik yollari ayrilmistir. Çolakoglu "Artik ayni düsünceler içinde degiliz. Insanin sürekli evrildigi, degistigi bir dünyadayiz." der. O artik 30-35 yil öncesinin tutucu fikirlerini geride birakmistir.

Milliyet'ten sonra Cem Duna'nin yönetimindeki TRT'de 1989'a kadar iki yil "Genel Müdür Danismanligi" yapan Çolakoglu, daha sonra Nezih Demirkent'le birlikte Asil Nadir'e, bir televizyon sirketi kurar.

Bilahare Nadir'in Almanya'da kurulu olan televizyonunun sorumlulugunu üstlenen Çolakoglu, Nadir iflas edince, esi Ayse Hanim'in basinda bulundugu "Intermedia" adli kendi yayinevini kurar.

Takip eden yillarda Çolakoglu'nun ismi kurdugu birçok televizyon kanali ile anilir.

Erol Aksoy'un Show TV ve Cine5'i'ni kuran odur. Ardindan Cavit Çaglar adina kurdugu ve daha sonra Ayhan Sahenk'e geçen NTV'de de onun emegi vardir.

Televizyon Yayincilari Dernegi, Egitim Gönüllüleri Vakfi Yönetim Kurulu, Türk-Amerikan Is Konseyi Yürütme Kurulu, Istanbul Rotary Kulübü, 1907 Fenerbahçe Dernegi gibi 15'in üzerinde kurum ve kurulusa üyeligi bulundugu söylenen Mehmet Nuri Çolakoglu, yakin tarihte CNN Türk'ün basina geçince, üyesi oldugu TÜSIAD yönetim kurulundan istifa etmistir. Çolakoglu 2000 yilinda yapilan Bilderberg Toplantisi'na da Türkiye'den davet edilen iki kisiden biridir.

Ayse (Akmen) ile evli olan Nuri Çolakoglu'nun ilk esi Sezi'den, Hasan (1971), ve ikinci esi Merih'ten, Fatma (1980) isminde iki çocugu var.

Gözünden problemi oldugu için askerlik yapmayan Nuri Çolakoglu, 1776 Sumnu Savasi'nda top mermisi kolunu kopardigi için çolak kalan ve bundan dolayi "Çolakoglu Bayraktar" lakabi ile anilan bir dedenin torunudur.

Dedesinin kardesi Rüstü Çolakoglu, 1. Meclis'te Milletvekilligi yapmis. Ayrica, ANAP milletvekili Melike Hasefe ile CHP'den Hasan Erdogan da (1957—65) Çolakoglu'nun ailesinden.

Raif Dinçkök'ün kizkardesi ile evli olup Çolakoglu Metalürji'nin kurucusu olan Mehmet Rüstü Çolakoglu, Nuri Çolakoglu'nun babasi Hasan Bey'in ayni anneden kardesi, yani M. Nuri Çolakoglu'nun amcasi.

Rüstü Bey'in oglunun adi da "Nuri Çolakoglu". Rüstü Bey ayni zamanda Akin Tekstil'in sahiplerinden ünlü tekstilci Haydar Akin'la da dünür.

Mehmet Nuri Çolakoglu, eveliyati ve yurt disi iliskileri ile istihbarat dünyasinda soru isaretleri olan bir kisi.

Ama yigidin hakkini teslim etmek lazim. O kendini yenileyen, yasadigi topluma yararli isler yapan, akilli ve becerikli bir insan.

NOT: Hürriyet yöneticisi Ertugrul Özkök, "Tüsiad yönetiminde ilk medya mensubu" baslikli yazisinda; "Nuri Çolakoglu sadece, ‘yönetime giren ilk medya mensubu olma’ özelligi tasimiyor. Ayni zamanda yönetime giren ilk ‘eski Maocu’ oluyor. Ya da ilk ‘eski Marksist, Leninist ve de Maoist devrimci’. Dün bunu ögrenince, Maoculuk yillarina ait bir fotografini istemek için kendisini aradim. Maocu yillarina ait hiç fotografi yokmus. 12 Mart'tan sonra aranirken polisin elinde bile fotografi yokmus." demis. Biz yukaridaki örgüt fotografini hem Sayin Özkök'e hem de Sayin Çolakoglu'na hediye ediyoruz.

Digerleri

Gizli örgüt semasinda ismi bulunanlardan Bora Gözen, Lübnan'da Filistin Egitim Kampinda hayatini kaybetmis, Türkiye Yayincilar Birligi Baskanligi da yapan Yayinci Atil Ant, Afa Yayinciligin sahibi, "Sandik Cinayeti'nin failleri arasinda olan ve 27 Ocak 1982 tarihinde yakalanan Yazar Garbis Altinoglu halen Almanya'da. Çesitli panellere katilarak "Ezilmis halklar, sosyalizm, devrim" edebiyatina devam ediyor.

Örgütün Lideri

DOgU PERINÇEK TUTUKLANIP CEZAEVINE GIDERKEN PERISAN VAZIYETTEYanda resmi bulunan ve PKK'ya yardim nedeniyle cezaevine giderken geçirdigi sok sebebiyle düsmesin diye kollarina girilen kisi, "gizli örgütün lideri" Dogu Perinçek.

Onu tanimayan yok.

O bazen herkesi güldüren bir orta oyuncusu, bazen is adamlarina saldirip ceplerine el atan bir tecavüzcü, bazen de bir tas atip, hem akilli geçinenlerin kafasini, hem de Türkiye'yi karistiran bir deli.

Artik kendini üniformasiz asker saydigindan aranmiyor ama hem gizli, hem de örgütsel faaliyetlerine devam ediyor.

Onlarin dilinde, "davadan dönene", yani terörü birakip insan gibi yasama yolunu seçenlere, veya bir davadan diger davaya gidene "dönek" diyorlar.

"Komünizm, Maoizm, Apoizm ve Ajanizm" gibi çesitli ideolojileri deneyerek sonunda "Kemalizm" ve "Militarizm"de karar kilan Perinçek, o kadar çok dönüs yapmis ki ona artik "dönek" bile diyemiyorlar. O litaratürde yeni bir deyimin dogmasina sebep olmus: "Pervane".

Onun kolonlanip birkaç kopyasinin daha yapilmasinin insanlik için nasil bir felaket yaratacagini düsünebiliyor musunuz...?

Isin mizah kismi bir yana. Ilginç bir konusmayi nakledelim.

Perinçek'in gözaltina alinmasi ile ilgili yukaridaki resim çekildigi günlerde, gazeteci Melih Asik, Perinçek'in basyaveri Hasan Yalçin'a, gözaltina alinma nedenini soruyor;

"Isçi Partisi, bir süredir Ordu'yla ayni çizgide görünüyor. Bu tezgahta bunun rolü var mi?"

Hasan Yalçin cevap veriyor:

"Devlet ikiye bölünmüs durumda... Bir tarafta CIA ve içerideki isbirlikçileri, öte yanda Ordu, Isçi Partisi ve öteki ulusalci güçler. Birinci grup Ordu'yla çatismayi göze alamadigi için bizim üzerimizden güç gösterisi yapiyor."

Vay canina, bir Ingiliz'in ikametgahinda karargah kuran gizli örgütün temsilcisine göre, "Ordu, Isçi Partisi ve (her kimse) öteki ulusalci güçler" el ele vermis ülkemizi CIA ve isbirlikçilere karsi koruyor...!

Gülmeli mi, aglamali mi bilmiyorum?

Neyse ki, yakin tarihte kulagimiza gelen haberlere göre, Dogu Perinçek ve ekibi ile iliskiler nedeniyle agir tenkitlere maruz kalan TSK'nin üst yönetimi, konuyu incelemeye almis. Bu nedenle grubun bazi gelirleri de kesilmis.

Biz daha önce de belirtmistik, sivil asker birçok güvenlik görevlisinin kanina elleri bulasan Perinçek ve Aydinlikçilarin, kendilerini Türk ordusu ile bütünlestirmeleri utanilacak bir husus, bundan daha büyük ayip olamaz diye...

Sayin Genelkurmay Baskani ve TSK'nin üst kademesinin bu konuda kendine yakisani yapacagina inaniyoruz.


Eli kana bulasmis PKK dostu "gizli örgütler" TSK'nin dostu olamaz, olmamali...




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11