Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Tarih Makas Değiştirecek mi?

1/9/2003 - 00:04 - hasan tansuYorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

“Liderler, barış için önlerinden geçen şansı yakaladıklarında, tarih durur ve yeni bir yönde yeniden akmaya başlar.” (Clinton’un Milenyum Zirvesindeki konuşmasından bir kesit )

Kıbrıs, ulusal ve uluslararası gündemi yine doldurmaya başladı. Bir süre daha da doldurmaya devam edecek. Zira artık sona doğru yaklaşılmakta. Türkiye son bir hamle yaparak, KKTC ile gümrük birliği uygulamasına geçmek için çalışma başlattı. AB de hemen açıklama yaparak bu durumu incelemeye aldığını belirtti. Türkiye’nin burada iki temel amaç hedeflediği görülmektedir :

A. Kıbrıs konusundaki kararlılığını vurgulamak. AB’nin görünen politikasının devamı halinde KKTC ile bir entegrasyona gidebileceğini açıkça ortaya koymak.

B. KKTC’nin tanınmasını ve ambargonun kaldırılmasını sağlamak. Bilindiği üzere BM’in 550 sayılı Güvenlik Konseyi kararına göre KKTC’nin tanınması yasaklanmış durumda. Ancak AB, “Türkiye’nin bir başka ülke ile gümrük birliği anlaşması yapamayacağını, bunun AB ile Türkiye arasındaki gümrük birliği anlaşmasına aykırı olduğunu” ifade ederse, otomatikman KKTC’yi de tanımış olacak. Kabul etmek gerekir ki, Türkiye bu son hamlesiyle akıllı bir çıkış yaptı. Ancak, şimdilik görünen o ki Kıbrıs’ta işler iyi gitmiyor; her iki toplumun lideri arasında ilke bazında dahi bir anlaşma sağlanamamış durumda. Bir ufuk turu yaparak bu anlaşmazlığın devam ettiğini ve AB’nin adanın güneyini “tek bir devlet” olarak kendi bünyesine kattığını düşünelim. Böyle bir durumda muhtemel gelişmeler şöyle olacaktır:

1. Türkiye - AB ilişkilerinde ciddi bir kriz yaşanacaktır. Bu belki tam bir kopma olmayacaktır; ama ilişkiler en azından donacaktır.

2. AB de kaybedecektir; Birliğin içine, çok karmaşık bir sorunu taşımış olacaktır. Üstelik de Türkiye'yi kaybetme riski oluşacaktır.

3. Yunanistan da kaybedenler arasındaki yerini alacaktır. Zira, AB - Türkiye ilişkileri donarsa Yunanistan ile Türkiye arasındaki yakınlaşma da sona erecektir. Yunan hükümeti bundan darbe yer.

4. Kıbrıs Türkleri de kaybedenler arasında olacaktır. Adanın diğer kesimi zengin ve müreffeh bir yaşama kapılarını açarken, kuzey kesimi yoksullaşmaya mahkum edilecektir.

5. Rum tarafının da kayıpları olacaktır. Rumlar bundan böyle AB'yi Türkiye'ye baskı yapması için kullanamayacaktır. Çünkü, AB -Türkiye ilişkileri durursa, AB'nin Türkiye'ye baskı yapma şansı da kalmayacaktır. 1997 Luxemburg zirvesinden sonra yaşananlar buna iyi bir örnek teşkil etmektedir.

AB'nin bu güne dek izlemiş olduğu siyaset şu varsayıma dayanmaktadır: “Eğer biz Rum Kesimi'ni çözüm olmasa da üyeliğe kabul edeceğiz dersek, Türk tarafı çözüm yolunu açacaktır.” Kabul etmemiz gerekir ki, bu tutum, Türk tarafının daha aktif davranmasına neden olmuş, uzlaşmak için bir engel olmadığını ispata çalışan KKTC Lideri Denktaş, hem dönemim Rum Kesimi Lideri Klerides’e görüşme teklifini bizzat yapmış, hem de KKTC sınırlarını da Rum kesimine açmıştır. Ancak bu çerçevede Rum kesimi, sorunun çözümüne yönelik olarak maalesef pek katkıda bulunmamıştır.

Artık AB’nin bu politikası artık geçerliliğini yitirmiş ve kriz çözmekten ziyade yaşanan krizin en önemli sebebi haline gelmiştir. Bu nedenle AB'nin de bu tutumunu artık terk etmesinin zamanı gelmiştir.

Tarih bizim için okuduklarımızdır. Ama çocuklarımız için tarih bizim yaptıklarımız olacak. Artık bizim onlara gerektiğinde bir araya gelebildiğimizi ve Türkiye’nin talihini değiştirmeye karar verdiğimizi okumalarını sağlamak zorundayız. Çünkü bizim çocuklarımız çok daha iyi bir geleceğe, kaliteli ve düzeyli bir yaşama fazlasıyla layıktır.


Türkiye’nin bu gün gelmiş olduğu seviyeye baktığımızda; Ülkemizin uluslararası arenada göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir aktör durumuna geldiğini en kötümser gözler bile görmektedirler. Yaklaşık 80 yıl önce Atatürk’ün kurmuş olduğu bu genç cumhuriyet, kendi bölgesinin en güçlü ülkesi haline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti, artık kabına sığamamaktadır. Küreselleşen dünya düzeninde sınırların önemini gittikçe yitirdiği bu konjonktürde Atasının göstermiş olduğu çağdaş uygarlık seviyesini yakalamaya artık çok daha az bir süre kalmıştır. Türkiye Cumhuriyeti AB olsa da olmasa da medeniyetler dünyasında hak ettiği yeri mutlaka alacaktır. Buna hiç kimse asla mani olamayacaktır...




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11