Hukuk Mücadelem
[ 25/10/2008 - 20:13 ]  By Mehmet Eymür  meymur@atin.org

Bu bir hukuk mücadelesinin, onur mücadelesinin hikayesidir. Avukatlar bu kadar uzun olursa hakimler okumaz, okuyamaz dediler. Onlar hepsini okudu, bütün baskilara ragmen dogrunun yaninda yer alip adaleti gerçeklestirdiler...


MEHMET EYMÜR DANISTAY DOSYASI

(1) DANISTAY’A MÜRACAAT

Avukat Prof. Dr. Metin Günday

YÜKSEK DANISTAY BASKANLIGINA ANKARA

13 EKIM 1998

YÜRÜTMENIN DURDURULMASI ISTEMLIDIR.
DURUSMA ISTEMLIDIR.

DAVACI:   Mehmet Eymür
          Turan Günes Bulvari Teras evler Sitesi
          No:252/43 Oran-ANKARA

VEKILI:   Av. Metin GÜNDAY
          Abay Kunanbay Caddesi (=Bilir Sokak)
          No:6/16 Kavaklidere-ANKARA
          (Vekaletname örnegi eklidir.)

DAVALI:   Basbakanlik ANKARA

ISTEMIN ÖZETI: Milli Istihbarat Teskilati (MIT) Müstesarligi Arastirma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Baskanligi emrinde görevli olan müvekkilimin MIT Müstesarligindaki bu görevinden alinarak bir baska kuruma (=Türkiye Seker Fabrikalari A.S. Genel Müdürlügü emrinde 1. derecede Müsavir kadrosuna) naklen atanmasina iliskin Basbakanlik isleminin Öncelikle YÜRÜTÜLMESININ DURDURULMASINA, daha sonra IPTALINE ve bu islem nedeniyle yoksun kaldigi parasal haklarinin da yasal faizi ile birlikte kendisine ÖDENMESINE karar verilmesi istemidir.

TEBLIG TARIHI: Dava konusu yapilan islem müvekkilime 01.10.1998 günü yazili olarak bildirilmistir (Ek 1).

OLAYLAR:

1 -1943 dogumlu olan müvekkilim Mehmet EYMÜR, TED Ankara Koleji ve Istanbul Iktisadi ve Ticari Ilimler Yüksek Okulunda egitimini tamamlamistir.

Müvekkilim, subay olup, uzun yillar Milli Emniyet Hizmetlerinde görev yapan, Istiklal Savasi Gazisi babasinin emekli olmasini takiben, 1965 yilinda, daha yüksek okul ögrencisi iken, Milli Istihbarat Teskilati Müstesarligina "Takip Memuru" olarak katilmistir.

2-1975 yilina kadar MIT Istanbul Bölge Daire Baskanliginda görev yapan müvekkilim, burada Kontr Espiyonaj Subesi Orta Dogu ve Afrika Devletleri Grup Amirligi yapti.

Müvekkilim, Istanbul'daki görevi sirasinda, Suriye ve Sovyet Casusu Esref ABAZA, Bulgar Casusu Mehmet EREL, Sovyet Casusu Kerim Manukyan gibi espiyonaj elemanlarinin yakalanip adalete tevdi edilmesinde, illegal Arap Talebe Cemiyetlerinin kapatilmasinda, Filistin Kara Eylül terör örgütüne ait operasyon timinin yakalanmasinda, Sikiyönetim "Babalar Operasyonunda, yasadisi Türk Halk Kurtulus Ordusu/Cephesi'nin çökertilmesinde aktif görev almis. basarili çalismalarindan dolayi takdir ve taltif edilmistir.

3-1975-1978 yillari arasinda MIT Ankara Bölge Baskanligi Takip Sube Müdürlügü görevinde bulunan müvekkilim, bu dönemde El-Saika terör örgütü mensuplarinin, gizli örgüt evlerinin, silah ve cephanelerinin ele geçirilmesi, Acilciler örgütünün tren soygunu ile ilgili operasyonlar, ABD ve Ingilizlere hizmet eden Sabahattin Savasman'a suç üstü yapilmasi gibi önemli faaliyetlerde bulunmustur. Müvekkilim 1978 yili sonunda kisa bir süre MIT okulunda ögretim görevlisi olarak istihdam edildikten sonra, 1980 yilina kadar MIT Karargahinda Kontr Espiyonaj Daire Baskanliginda Bati Devletleri Sube Müdürlügü görevinde bulunmustur. 1980 yilinda Disisleri Bakanligi kadrosundan bir demirperde ülkesine gönderilen müvekkilim, burada yürüttügü aktif espiyonaj faaliyetleri dolayisiyla bulundugu ülke tarafindan istenmeyen kisi ilan edilmistir.

4-Müvekkilim, 1982 yilinda yurda dönügünde, Mardin Bölge Müdürlügüne atanmis ve burada bulundugu 1 yil içinde Kürt'leri örgütleyen Irak casusu Muhammet Caro'nun ve PKK örgüt mensuplarinin yakalanmasi, çok sayida silah ve mühimmatin elde edilmesi, Petrol Boru Hatti sabotajcilarinin, uyusturucu kaçakçilarinin yakalanmasi gibi basarili faaliyetleri yönetmistir.

5-Müvekkilim, 1983 yilinda Ankara'da yeni kurulan Kaçakçilik Sube Müdürlügünün basina getirilmistir. Bu dönemde Emniyet Kaçakçilik ve istihbarat Dairesi ile yakin koordine içinde, Dündar KILIÇ, Behçet CANTÜRK gibi ünlü ve diger bir çok kaçakçi sanigin yakalanarak adalete tevdi edilmesini gerçeklestirmistir, Müvekkilimin bu faaliyetlerinden elde edilen bilgiler Avrupa ve Amerika'da Mafya'ya yönelik genis kapsamli operasyonlarin yapilmasini saglamistir.

6-Müvekkilim, 1S85 yilinda ise, MIT okuluna "Ögretim Görevlisi" olarak atanmis ve bir müddet sonra da terörle mücadele amaciyla yeni kurulan Güvenlik Dairesi'nde görevlendirilmistir. Bu dönem içinde, Kirikkale Fabrikasina sabotaj olayinin aydinlatilmasi, Ürdün Büyükelçiligi Baskatibi'nin öldürülmesi ve Abu Nidal örgütü mensuplarinin yakalanmasi gibi faaliyetleri sevk ve idare etmistir.

7-Müvekkilim, 1988 yilinda basina yansiyan MIT raporu nedeniyle baska bir kuruma nakledilecegini ögrenmesi üzerine kendi istegiyle emekliye ayrilmistir. 1994 yilinda görev teklif edilmesi üzerine yeniden MIT’e dönen müvekkilim, dogrudan Müstesar'a bagli olarak görev yapan Özel Istihbarat Dairesinin Baskanligina getirilmistir.

Müvekkilim bu dönemde Kuzey Irak, Iran, Suriye, Lübnan, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya'da terör ve organize suç Örgütlerine yönelik aktif faaliyetleri yönetmis. Kuzey Irak (Süleymaniye ve Erbil), Bükres ve Moskova'daki çok uluslu toplantilara Türkiye ve MIT'i temsilen katilmistir. Washington'da "Washington Institute for Middle East" adli kurulusun "Terörizm" ile ilgili bir seminerine konusmaci olarak da katilan müvekkilim, birçok ülkenin istihbarat teskilatlari ile ikili görüsmelerde de yer almistir.

8-Müvekkilim, 1995 yili içinde Özel Istihbarat Dairesinin Operasyon Baskanligi ile birlesmesi neticesinde Operasyon Baskanligi Basyardimciligina getirilmis ve bu dönemde terör ve organize suç örgütlerine yönelik faaliyetlerin sevk ve idaresine devam etmistir. Müvekkilim, gene bu dönemde, Dublin'deki Kuzey Irak ile ilgili çok uluslu toplantilara katilmis, Avrasya Feribotu'nun kaçirilmasi olayinda Mirdeki "Kriz Merkezini" Emniyet Genel Müdürlügü ile koordineli olarak sevk ve idare etmis, 1996 yilinda ise Kontr Terör Merkezi Yöneticiligine getirilmistir.

9-Müvekkilim, 1997 yili Agustos ayi sonunda, zamanin Basbakaninin baskilari sonucunda Kontr Terör Merkezi'ndeki görevinden alinmis ve zamanin MIT Müstesarinin "dis görev" teklifini kabul ederek ABD'ye, ABD istihbarat ve güvenlik örgütlerine akredite 'MIT Temsilcisi" olarak atanmis ve 30 Agustos 1997 tarihinde Washington’daki görevine baslamistir. Aradan bir yila yakin bir zaman geçtikten sonra, 14 Agustos 1998 tarihinde MIT Karargahindan Washington'a yollanan OPS 11.021.04.056 .287438/624 sayili mesajla, Washington Temsilciliginin kapatilmasina karar verildiginden bahisle, müvekkilimin Merkez'e dönüsüne ait kararnamenin onaylandigi ve kendisinin 29.09.1998 tarihinden itibaren mehil suresini de kullanmak suretiyle 14.10.1998 günü Türkiye'deki görevinin basinda bulunmasi gerektigi bildirilmistir (Ek 2).

MIT Müstesarligi'ndan 25.06.1998 günü gönderilen OPS 11.021.04.056. 287438-1/G41 sayili bir baska mesaj ile ise, müvekkilimin Merkez'e dönüsü öne alinmistir (Ek 3).

10-Müvekkilim, bunun üzerine, MIT Müstesarligi'na 26 Agustos 1998 ve 01 Eylül 1998 tarihlerinde iki mesaj yollayarak yeni görevini ve yerini (Ek 4 ve 5) sormustur. Bu mesajlarina herhangi bir yanit alamayan müvekkilim, Türkiye'ye dönerek 21 Eylül 1998 tarihinde MIT Karargahinda görevine baslamistir. Müvekkilimden ayni gün, MIT üst yönetimi adina istifa etmesi istenmis, etmemesi halinde ise 2937 sayili Devlet Istihbarat Hizmetleri ve Milli Istihbarat Teskilati Kanununun 19. maddesine dayanilarak MIT disinda bir baska kuruma atanacagini bildirmistir.

Müvekkilim böyle bir atama için hiç bir gerekçe olmadigini, Susurluk, çeteler ve Alaattin ÇAKICI olaylari ile ilgiliymis görünümündeki bir zorlama istifayi gerçeklestirmeyecegini söylemis, ve ayni gün tebellüg ettigi 10.09.98 tarih ve 9031.98 16902 sayili “Yer Degistirme Onayi” ile Arastirma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Baskanligi emrine Kurul üyesi olarak atanmistir. Müvekkilim, bu yeni görevine basladiktan çok kisa bir süre sonra da, 01.10.1998 tarihinde kendisine teblig edilen ve (Ek 1) olarak sundugumuz yazi ile MIT Müstesarligi'ndaki görevinden alinarak Türkiye Seker Fabrikalari A.S. Genel Müdürlügü emrinde 1. derecede Müsavir kadrosuna naklen atandigini ögrenmistir.

Uzun yillar MIT’te hep aktif görevlerde bulunan müvekkilim Mehmet EYMÜR'ün meslek hayati casusluk, organize suç ve terörizm konulan ile ugrasarak geçmistir. Müvekkilim, sayisiz önemli vaka ve operasyonel çalismada yer almis ve birçogunu da bizzat yürütmüstür. MIT’te, meslek hayati müvekkilim Mehmet EYMÜR’ün ki kadar dolu ve aktif geçmis, deneyim kazanmis bir baska personel bulmak güç ve hatta olanaksizdir. Bu husus, Mehmet EYMÜR'ün mesleki hayati boyunca aldigi sicilleri, halen mesleki alanda egitim amaçli kullanilan kitaplari, Basbakanlar da dahil olmak üzere aldigi çok miktarda "Tesekkür, Taltif. Takdir ve Ödül" ile kanitlanmistir. Bu tesekkür, taltif ve takdirlere iliskin belgelerin sadece bazilari (Ek 6-12) olarak sunulmaktadir.

Bu nedenlerle, müvekkilimin MIT Müstesarliginda ki görevinden alinarak bir baska kuruma naklen atanmasina iliskin islem hukuka açikça aykiri ve uygulanmasi halinde de giderilmesi güç zararlar doguracagindan, bu islemin iptali ve öncelikle de yürütülmesinin durdurulmasi istemiyle isbu davayi açmamiz zorunlu olmustur. Asagida ayrintili olarak açiklayacagimiz nedenlerle müvekkilimin MIT Müstesarligi'ndaki görevinden alinarak bir baska kuruma naklen atanmasina iliskin sebep ve maksat unsurlari yönünden hukuka açikça aykiri olan dava konusu islem, ilk bakista bir üst seviyedeki bir bürokratin basit bir naklen atanmasi gibi gözükse dahi, gene asagida ayrintili olarak açiklayacak olmakla beraber simdiden belirtmek isteriz ki, bu islemin iptali ve yürütülmesinin durdurulmasi istemiyle açilan isbu dava aslinda ülkemizde Demokrasinin ve Hukuk Devletinin korunmasi, ülkemizin ve Devletimizin yeraltina ve dis güçlere teslim edilmemesi açisindan çok büyük bir önem tasimaktadir; ve de Yüksek Danistay'in böyle bir davayi Hukuka ve Adalete en uygun düsecek bir biçimde karara baglayacagina inancimiz tamdir.

HUKUKI NEDENLER

1-2937 sayili Kanunun 19. maddesi, MIT fiili kadrosuna dahil personelden, teskilatin özelligi ve hizmetin gerekli kildigi sart ve vasiflar gözönöne alinarak teskilata intibak edemedikleri üstlerince tescil edilenlerin MIT Müstesarinin teklifi ve Basbakanin uygun görmesi üzerine baska bir kurum veya kurulusa naklen atanacaklarini hükme baglamistir.

Dolayisiyla, böyle bir nakil isleminin sebep unsuru, teskilata intibak edememis olma olup, bu durumun naklen atanacak personelin üstlerince tescil edilmesi gerekmektedir. Oysa, yukarida Olaylar Bölümünde ayrintili olarak anlatildigi gibi, 1965 yilindan bu yana MIT Müstesarliginda görev yapan, MIT Müstesarliginca yürütülen pek çok faaliyet ve operasyonun altinda basari imzasi bulunan ve de sicilleri hep çok olumlu olup, müteaddit defalar takdirname ve tesekkür ile taltif edilmis olan müvekkilimin teskilata intibak edememis olmasindan söz edilmesi asla mümkün degildir. Tam tersine, teskilata müvekkilim kadar uyum saglamis bir baska MIT personeli bulmak güç ve hatta imkansizdir. Bu nedenle, dava konusu yaptigimiz istem, öncelikle sebep unsuru yönünden hukuka açikça aykiridir.

2-Öte yandan, dava konusu islemin tesis edildigi tarihe kadar ki gelismeler de göz önünde tutuldugunda, dava konusu islemin ayni zamanda maksat unsuru yönünden de hukuka açikça aykiri oldugu anlasilmaktadir. Söyle ki :

a-Sayin Basbakan Mesut YILMAZ, Ana Muhalefet Partisi Baskani oldugu 1996 yilinda, gerçeklere tamamen aykiri bir iddia ortaya atarak, telefonlarinin MIT tarafindan dinlendigini ve bunun da müvekkilim tarafindan yapildigini açiklamis ve böylece müvekkilime karsi, bizce hakli hiçbir gerekçesi olmayan hasmane bir tutum içinde oldugunu ortaya koymustur. Müvekkilim ise, o zamanki MIT Müstesarinin da bilgisi dahilinde Sayin Mesut YILMAZ'la görüserek, bu iddianin dogru olmadigini kendisine izah etmis, Sayin YILMAZ ikna olarak, kendisinin yanlis yönlendirildigini ve müvekkilime haksizlik yaptigini o zamanlar kabul etmistir.

b-Sayin Mesut YILMAZ 1997 yilinda yeniden Basbakan olduktan hemen sonra, gene hakli bir hiçbir gerekçesi olmamasina karsin, zamanin MIT Müstesari Sayin Sönmez KÖKSAL'dan müvekkilimin teskilattan uzaklastirilmasini istemis ve müvekkilime karsi hasmane tutumunu bir kez daha ortaya koymustur. Sayin YILMAZ'in bu istegine gösterdigi tek gerekçe, müvekkilimin ÇILLER ailesine yakin olmasidir ki, böyle bir gerekçenin de hiçbir geçerliligi yoktur. Nitekim, o zamanki MIT Müstesari Sayin Sönmez KÖKSAL Sayin Basbakana, müvekkilimin bütün temaslarinin kendi bilgi ve kontrolünde oldugunu ve konunun herhangi bir siyasi yönünün bulunmadigini açiklamistir.

Aslinda, müvekkilimin MIT'ten uzaklastirilmasi yolundaki bu istek, basta Alaattin ÇAKICI olmak üzere, yeralti dünyasinin politika ve bürokrasi içindeki uzantilarindan gelen baskilar nedeniyle olmustur. Olaylarin perde arkasini ve iddialarin dogru olmadigini bilen MIT Müstesari Sayin Sönmez KÖKSAL bu istegi yerine getirmemis, ancak müvekkilimi Kontr Terör Merkezinden alip MIT Temsilcisi olarak ABD'ye tayin ederek Sayin Basbakani kismen de olsa tatmin etmeye çalismistir. c-Müvekkilimin ABD'ye tayinini duyan Alaattin ÇAKICI, o tarihlerde ABD'de yasadigi için, bu tayini kendisini imha etmeye yönelik bir tasarruf olarak nitelendirmis ve Sayin Mesut YILMAZ'a karsi tavir almistir. Alaattin ÇAKICI ile telefonla görüsen Devlet Bakani Eyüp ASIK, son günlerde görsel ve yazili basinda gözlemlenen bantlar savasi sirasinda görüldügü gibi, muhatabina izahatlarda bulunarak bunun dogru olmadigini kanitlamaya çalismistir.

d-Müvekkilimin MIT’ten uzaklastirilmasi için gerekçe yaratilmasi çalismalar bundan sonra da devam etmis, o zamanki Basbakanlik Teftis Kurulu Baskani Sayin Kutlu SAVAS tarafindan hazirlanan raporda müvekkilim haksiz, mesnetsiz ve kasitli bir biçimde suçlanmistir. Müvekkilimin kendisine yöneltilen suçlamalar ile ilgili olarak hakkinda adli islem yapilmasi yolundaki istegi dikkate alinmazken, rapor kamuoyuna duyurularak ve müvekkilimin tamamen MIT Müstesarliginin bilgisi dahilinde yürüttügü faaliyetleri de -adeta- çete faaliyetleri gibi gösterilerek, kendisinin kamuoyu gözünde mahkum edilmesine çalisilmistir. Subat 1998'de ABD'den Türkiye'ye gelen müvekkilim, Basbakan Sayin Mesut YILMAZ ve Basbakanlik Teftis Kurulu Baskani Sayin Kutlu SAVAS ile saatlerce görüserek, kendisi ile ilgili isnatlarin tamamen maksatli ve yalan oldugunu belgeleriyle kanitlamistir.

e-Ayni tarihlerde (Subat 1998) Alaattin ÇAKICI'nin elinde bant oldugu ve yayinlandigi takdirde bu hükümeti düsürebilecegi hususu basina yansimistir, ÇAKICI'nin bu santaji tutmus, muhtemelen kimi bazi MIT mensuplarindan da faydalanilarak anlasma yapilmasi üzerine ÇAKICI'nin sesi o zamanlar kesilmistir. Alaattin ÇAKICI'nin istegi dogrultusunda yapilan bir banka satisi, MIT ve Emniyet Genel Müdürlügünde gerçeklestirilen ya da gerçeklestirilmesine tesebbüs edilen bazi tayinler ve müvekkilimin Amerika'dan alinip hemen akabinde de MIT’ten uzaklastirilmasina iliskin islemler böyle bir anlasmanin yapildiginin en belirgin göstergesidir. Nitekim, Alaattin ÇAKICI'nin biraz da Hükümetin de inisiyatifi disinda oldugu izlenimini uyandiran Fransa'da yakalanmasi olayi her seyi gün isigina çikarmistir. Kendisinin Sayin Basbakan'in talimatiyla yakalandigina inanan Alaattin ÇAKICI anlasmayi bozmus ve son günlerde yazili ve görsel medyada görülen ve görüntülenen bantlar savasi ile de, dava konusu islemin kamu yarari ve hizmet gereklerinden uzak oldugunu açikça ortaya koyan yukarida açiklamaya çalistigimiz olaylar ve gelismeler kanitlanmistir.

Özetle belirtmek gerekir ise, dava konusu yaptigimiz islem, kamu yarari ve hizmet gerekleri açisindan hakli hiçbir nedene dayanmayip, salt siyasal hesaplar ve yeralti dünyasinin dayatmasi sonucu tesis edilmis olmakla, maksat unsuru yönünden de agir bir sakatlikla özürlüdür.

3-Açikça hukuka aykiri olan dava konusu islemin uygulanmasi halinde müvekkilim için giderilmesi güç maddi zararlar dogacagi gibi, bundan da öte giderilmesi güç ve hatta olanaksiz manevi zararlar da dogacaktir. Bu baglamda, MIT'e katildigi. 1965 yilindan bu yana pek çok espiyonaj elemanlarina, her türlü terör örgütleri mensuplarina, kaçakçilara, mafya liderlerine ve adamlarina karsi görevi geregi amansiz bir mücadeleye gitmis ve bu kisilerin yakalanarak adli mercilere tevdi edilmesine katkida bulunmus olan müvekkilimin simdi dava konusu yapilan islem ile MIT’ten uzaklastirilmasi, kendisinin bu yasa disi örgüt ve kurulus mensuplarinin boy hedefi haline gelmesine de yol açacaktir.

Bu nedenle, dava konusu yaptigimiz islemin öncelikle, acilen ve hatta -Yüce Heyet'ce takdir edilir ise- hemen yürütülmesinin durdurulmasina karar verilmesini de dilemekteyiz.

III. SONUÇ ve ISTEM

Yukarida açiklamaya çalistigimiz nedenler ile yargilamanin ileriki asamalarinda ve özellikle durusmada açiklayacagimiz öteki nedenler ve Yüce Heyet’ce resen saptanacak sair durumlar karsisinda, Milli Istihbarat Teskilati Müstesarligi Arastirma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Baskanligi enirinde görevli olan müvekkilimin MIT Müstesarligindaki bu görevinden alinarak bir baska kuruma (=Türkiye Seker Fabrikalari A.S. Genel Müdürlügü emrine 1. derecede Müsavir kadrosuna) naklen atanmasina iliskin olup, sebep ve maksat unsurlari yönünden hukuka açikça aykiri ve uygulanmasi halinde de giderilmesi güç ve hatta olanaksiz zararlar doguracak olan Basbakanlik isleminin öncelikle ve acilen YÜRÜTÜLMESININ DURDURULMASINA, daha sonra IPTALINE ve bu islem nedeniyle yoksun kaldigi parasal haklarinin da yasal faizi ile birlikte kendisine ÖDENMESINE karar verilmesini, yargilama giderleri ile avukatlik ücretinin de davali Idareye yükletilmesini saygiyla ve vekaleten arz ve talep ederim.

Davaci Mehmet EYMÜR vekili
Av. Metin GÜNDAY

Eki: (1) adet onayli vekaletname ve (12) adet belge örnegi.



(2) YÜRÜTMEYI DURDURMA’NIN REDDI

T.C. D A N I S T A Y Besinci Daire

Esas No: 1998/3897 22 SUBAT 1999

Davaci ve Yürütmenin Durdurulmasini Isteyen: Mehmet Eymür

Vekili: Av. Metin Günday, Abay Kunanbay Cad., (Bilir Sk.)No:6/16, Kavaklidere/ANKARA

Karsi Taraf: Basbakanlik - ANKARA

Istegin Özeti: Davaci, Basbakanlik Milli Istihbarat Teskilati (M.I.T.)Müstesarligi

Arastirma, P1anlama ve Koordinasyon Kurulu Baskanligi emrinde görev yapmakta iken, bu görevinden alinarak Türkiye Seker Fabrikalari A.S. Genel Müdürlügü emrine Müsavir olarak naklen atanmasina dayanak olusturan 30.9.1998 günlü, 177l2 sayili Basbakanlik olurunun iptalini, bu islem nedeniyle yoksun kaldigi parasal haklarinin yasal faizi ile birlikte ödenmesine hukmedilmesini ve yürütmenin durdurulmasini istemektedir.

Danistay Tetkik Hakimi: Mehmet Aydin

Düsüncesi: Davada 2577 sayili Idari Yargilama Usulü Kanununun 4001 sayili Yasa ile degisik 27. maddesinin 2. fikrasinda öngörülen kosullarin gerçeklesmemis oldugu an1asildigindan, yürütmenin durdurulmasina iliskin istemin reddi gerektigi düsünülmüstür.

Danistay Savcisi: Salih Er

Düsüncesi: Davaci hakkinda yürütülen sorusturmalarin tamamlanip sorusturma evrakinin getirtilmesinden sonra yürütmenin durdurulmasi hakkinda bir karar verilmesi gerekecegi düsünülmektedir.

TÜRK MILLETI ADINA

Hüküm veren Danistay Besinci Dairesince davali idarenin b1rinci savunmasi ile 26.1O.l998 tarihli ara karari cevabinin geldigi görülerek isin geregi yeniden düsünüldü:

Dairemizce verilen 26.10.1998 günlü ara karari üzerine davali idarece gönderi1en 2.12.1998 günlü, 12697 sayili yazi ekindeki belgelerin incelenmesinden, dava konusu Basbakanlik oluruna dayanilarak 30.9.1998 tarihi itibariyle Türkiye Seker Fabrikalari A.S. Genel Müdürlügü emrinde 1. derece Müsavir kadrosuna atanan davacinin yasada öngörülen süre içerisinde yeni görevine baslamamasi nedeniyle 657 sayili Devlet Memurlari Kanununun 62. Ve 63. Maddeleri uyarinca ve 25.11.1998 günlü Genel Müdürlük oluruyla memuriyetten çekilmis sayildigi anlasildigindan ve bu nedenle olayda 2577 sayili Idari Yargilama Usulü Kanununun 4001 sayili Yasa ile degisik 27 maddesinin 2 fikrasinda sayilan kosullar gerçeklesmemis oldugundan yürütmenin durdurulmasi isteminin reddine, 28.1.1999 tarihinde oybirligi ile karar verildi.

Baskan Üye Üye Üye Üye
Nuri Ender Tansel Mustafa Sitki
ALAN ÇETINKAYA ÇÖLASAN BIRDEN ASLAN

N/B 9.2.1999 Asli Gibidir



(3) BASBAKANLIGIN (MIT'IN) CEVABI

T.C BASBAKANLIK Hukuk Müsavirligi

SAYI: B.02.0.HUK.721.01-98-1771/12509             Ankara
KONU:                                             25 Kasim 1998

DANISTAY BASKANLIGINA

Daire No: 5. Daire
Dosya No: 1998/3897

Cevaba cevap (Davali):    Basbakanlik

Karsi Taraf (Davaci):     Mehmet Eymür

Vekili:                   Av. Metin Günday

Teblig Tarihi:            22.10.1998
                          (30 günlük ek süre verilmistir)

Tebligin Konusu: Davacinin dava dilekçesine kanuni süresi içinde Cevaplarimizin sunulmasidir.

Cevaplarimiz:

Davaci vekili tarafindan, Basbakanlik aleyhine Milli Istihbarat Teskilati Müstesarligi Arastirma ve Planlama ve Koordinasyon Kurulu Baskanligi emrinde görevli iken MIT Müstesarligindaki bu görevinden alinarak Türkiye Seker Fabrikalari A.S. Genel Müdürlügü emrinde I. Derecede Müsavir kadrosuna naklen atanmasina iliskin islemin iptali talebiyle açilan dava haksiz ve hukuka aykiri olup reddi gerekmektedir.

A-) Dava dilekçesinde, davalinin ilgili Müstesarlikta görev almasi sürecine iliskin bilgilerin yanisira, tarih, yer ve isimler de belirtilmek suretiyle davacinin istirak ettigi ileri sürülen bazi operasyonel faaliyetler ile gizli kalmasi gerekli bazi çok uluslu toplanti ve seminerlere yer verildigi, ayrica aralarinda Basbakanlarin da bulundugu kisi ve makamlardan alinan tesekkür, taltif ve ödüllerden bahsedildigi görülmektedir.

Anilan hususlara iliskin olarak, Mit Müstesarliginda mevcut bilgi ve belgeler ile degerlendirilmesine bu bölümde yer verilmesinde fayda mütalaa edilmektedir.

1. Davaci Mehmet Eymür, 23.10.1962’da TED Ankara Kolejinden mezun olduktan sonra, Milli Istihbarat Teskilati Istanbul ve Bölgesi Daire Baskanliginda 1.1.1966 tarihinde Takip Memuru olarak göreve baslamistir. Teskilat emrinde görevli iken 15.2.1968’de Istanbul Özel Iktisat ve Ticaret Yüksek Okulu’nun Dis Ticaret Bölümünü bitirmistir. 1968-1970 yillari arasinda askerlik görevini tamamlamis ve memur olarak Istanbul da tekrar göreve baslamistir.

Yedi yili asan Teskilat hizmetinden sonra 30.4.1973 tarihinde daha iyi maddi imkanlari oldugunu belirttigi bir özel sirkette çalismak üzere istifa dilekçesi veren davaci 12.5.1973 tarihinde bir dilekçe daha vererek yan ödemelerdeki artis ve sair sebeplerle istifa islemlerinin durdurulmasini talep etmistir. Bu durum, adi geçenin o tarihlerde ilgili Müstesarlikta hangi nedenlerle görevde kaldigini göstermektedir.

Davaci, 1975 yilina kadar Istanbul ve Bölgesi Daire Baskanligi emrinde görev yapmis, daha sonra atandigi Ankara ve Bölgesi Daire Baskanligi emrinde 1980 yilina kadar çalismistir. 1980-1982 yillari arasinda bir yurtdisi görevde istihdam edilmis, akabinde Mardin Bölge Müdürü olarak bir yil görev yapmistir. Davacinin, 1983-1988 yillari arasindaki görev yerleri de yine Ankara’dir.

2. Bilindigi gibi Milli Istihbarat Teskilati 644 sayili Kanun’la kurulmus olup, görev, yetki ve sorumluluklari yine kanunda gösterilmistir. Görevlerini, bu kanunu yürürlükten kaldiran 2937 sayili Kanun çerçevesinde yürüten mensuplari, sadece görevleri oldugu için yaptiklari ve asla takdir, ödül, tesekkür gibi beklentiler içinde olmadiklari faaliyetlerini icra ederken gösterdikleri onurlu, gururlu ve vakur tavri yasam boyunca sürdürmeyi ve üzerinden uzun yillar geçtikten sonra, dahi katildiklari faaliyetleri açiklamamayi bir teskilat gelenegi, prensibi ve terbiyesi olarak benimsemislerdir.

Ayrica bu durum, gerek Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri ve gerekse 2937 sayili kanunun 27 nci maddesi uyarinca yasal bir zorunluluktur. Söz konusu 27 nci madde ile “Milli Istihbarat Teskilatinin görev ve faaliyetlerine iliskin belge ve bilgilerin istihsal ve ifsa edilmesi agir hapis cezasini gerektiren suç olarak” hükme baglanmistir.

Savunma amaci ile yazilmis olsa dahi, dava konusu ile ilgisi bulunmayan gizli faaliyetlerin dava dilekçesinde açiklanmasi, yasalara ve Teskilat metod ve prensiplerine aykiriligini tek basina göstergesi sayilabilecek agirliktadir.

Davacinin basarili görevler olarak siraladigi ve aldigi ödüllerin gerekçesi olarak takdim ettigi faaliyetlerin burada ele alinmasinin yersiz oldugu düsünülmektedir. Bununla birlikte, devamlilik arzeden ve kisilere bagli olmayan faaliyetler ile alinan tesekkürlerin dava konusu ile hiçbir ilgisinin bulunmadigi da belirtilmelidir. Zira dava dilekçesine ek yapilan tesekkür ve takdir yazilarinin tetkikinden de görülecegi üzere ödüller sadece davaciya degil, faaliyeti yürüten ekibin tümüne verilmistir; yani kisisel bir basari ödüllendirme söz konusu degildir.

Buna karsilik, suç ve cezalar kisiseldir ve davacinin özlük dosyasi-dava dilekçesinde hiç deginilmese dahi – özellikle isledigi disiplin suçlari ve aldigi cezalar yönüyle incelenmeye degerdir.

3. Davaci 1966-1988 yillari arasini kapsayan dönemde Müstesarlik’ta bulundugu görevler esnasinda karistigi olaylar nedeniyle;

03.06.1970 tarihinde Kinama

21.02.1973 tarihinde Uyarma

08.02.1979 tarihinde Uyarma

27.03.1979 tarihinde Kinama

disiplin cezalari ile cezalandirilmis, 5.2.1979 ve 30.12.1985 tarihlerinde çikan sicil aflari ile söz konusu cezalar kaldirilmistir.

Bu cezalardan 27.3.1979 tarihinde verilen kinama cezasi, - görevle hiç bir ilgisi olmaksizin- Erzincan Milletvekili Nurettin Karsu’nun evinin basilmasi, çoçuklarinin kaçirilip dövülmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin tahkir ve tezyif edilmesi olayi ile ilgilidir. Söz konusu olaydan sonra, dönemin Basbakani Bülent Ecevit’ten –MIT Müstesarliginin tarihinde baska örnegi olmayan- bir yazi alinmistir.

Mehmet Eymür hakkinda,”Bir kamu görevlisinde bulunmasi gereken yasalara uygun görev yapma anlayisina aykiri tutum ve davranislari belirlenen kisi” tanimlamasi yaparak “Artik MIT örgütünde çalistirilmasinda, hizmetin özelligi açisindan sakinca” oldugunu vurgulayan dönemin Basbakani 12.2.1979 tarihli yazi (Ek-I) ile davacinin 657 sayili Kanun’un, Ek geçici 48 inci maddesi uyarinca Basbakanlik Örgütünde görevlendirilmesi yönünde Milli Istihbarat Teskilatinca teklif hazirlanmasi istenmistir. Ancak bu asamada gerçeklesen hükümet degisikligi ile birlikte söz konusu atama durdurulmus ve davacinin eski görevine devam etmesi saglanmistir.

4. Kamuoyunda “Birinci MIT Raporu” olarak bilinen etüd, Müstesarlik prensip emirlerine aykiri olarak hiyerarsik düzene riayet etmeden hazirladigi, Müstesarlik Makaminin bilgisi disinda basin organlarina sizdirip beyanlarda bulundugu, bu suretle 657 sayili kanunun 15 inci maddesi ile 125 inci maddesini D/g bendinde ifadesini bulan, “Yetkili olmadigi halde basina haber ajanslarina veya radyo ve televizyon kurumlarina bilgi ve demeç vermek” seklinde belirtilen disiplin suçunu isledigi anlasilan davacinin MIT Disiplin Kurulu’nca 19.04.1988 tarihinde “kademe ilerlemesinin durdurulmasi cezasi” ile tecziyesine karar verilmistir.

Bununla beraber, 27.5.1988 tarihinde baska bir kuruma atanmamak için kendi istegiyle emekli olan davaci hakkinda Müstesarlik Makaminin emirleri ile sorusturma durdurulmus ve bu disiplin cezasi uygulanmamistir. 2937 sayili Kanunun 19 uncu maddesi uyarinca Teskilat Metod ve prensiplerine aykiri davrandigi tespit edilen Mehmet Eymür’ün baska bir kuruma atanmasi teklif ile hazirlanan 26.5.1988 tarihli Müstesarlik yazisi da (Ek-2) ayni gerekçe ile isleme konulmamistir.

5. Davaci Mehmet Eymür, 1988 yilinda emekli olduktan sonra da ilgili Teskilattan emekli olmak suretiyle ayrilmasina neden olan tutum ve davranislarina devam etmis ve Teskilat metod ve prensiplerine tamamen aykiri olarak,

“Görevde bulundugu sirada, görevi icabi görüp duydugu teskilat çalismalari ve devlet güvenligi ile ilgili her türlü bilgiyi, hiç bir suretle hiç bir yerde ve hiç bir sahsa veya makama açiklamayacagina “ dair açik hükme ragmen, görev yaptigi dönemde ki çalismalarini ve Teskilatin çalisma metod ve prensiplerini, bu dönemde kaleme aldigi “Analiz” isimli kitabinda ayrintilariyla ifsa etmekten kaçinmamistir.

Dönemin Müstesari Hayri Ündül ile gerçeklestirdigi ikili görüsmelerini, Müstesarin bilgisi ve izni disinda banda kaydettigi, söz konusu kitabinda ki ifadelerden anlasilan davacinin bu davranisi ise Devlet terbiyesi, nezaket kurallari ve Teskilat metot ve prensipleri ile izah edilemeyecek seviyedeki tutumlarinin ve kendine özgü anlayisinin ilgi çekici örneklerinden birini olusturmaktadir.

Davacinin sadece 1966-1988 dönemine iliskin faaliyetleriyle ilgili olarak bu bölümde yer verilen açiklamalar dahi, disiplin tanimayan memuriyet anlayisinin ve bu anlayisa dayali hatali uygulamalarin bariz örneklerini olusturmaktadir.

B-) Dava dilekçesinde, Mehmet Eymür’ün 1994 yilinda görev teklif edilmesi üzerine tekrar Müstesarliga döndügü belirtilerek, önemli faaliyetlerin sevk ve idaresinde görev aldigi hususu, bu faaliyetlerin icra edildigi bazi ülke isimleri de sayilmak suretiyle tekrarlanmistir.

Davaci vekili ayrica, 1977 yili Agustos ayinda, Basbakan Mesut Yilmaz’in baskilari sonucunda davacinin ABD’ye atandigi ileri sürülmekte ve 1998 yili Agustos ayinda Türkiye’ye çekildigi ifade edilmektedir.

Davacinin ilgili Müstesarlikta görev aldigi 1994-1998 yillari arasindaki ikinci dönemin de dava dilekçesinde yer alan ve almayan yönleriyle birlikte bu bölümde ele alinmasinda fayda mütalaa edilmektedir.

1.Davacinin, Teskilattan ayrilma nedenleri ve ayri kaldigi yaklasik 6 yillik dönemdeki benzer davranislari gözardi edilerek verilen bir karar sonucu, 14.2.1994 tarihinde tekrar Müstesarlik kadrolarina alinmis ve Özel Istihbarat Dairesi Baskani olarak görevlendirilmistir.

2. Müstesarlikta görev aldigi ikinci dönemde de anilan Teskilat metod ve prensiplerine aykiri tutum ve davranislarini sürdüren Mehmet Eymür hakkinda asagida siralanan inceleme ve sorusturmalar yapilmistir.

2.1. Alaattin Çakici’nin eski karisi ve Dündar Kiliç’in kizi Ugur Kiliç’in 20.1.1995 tarihinde Bursa Uludag Kervansaray Oteli’nde, Alaattin Çakici’nin adamlari oldugu iddia edilen kisilerce öldürülmesi olayi vesile edilerek Mehmet Eymür ve M.I Teskilati hakkinda basin yayin organlarinda baslatilan yogun yipratma kampanyasi nedeniyle Teftis Kurulu Baskanliginca yürütülen inceleme neticesinde hazirlanan 24.2.1995 tarih ve 6 sayili inceleme raporunda “Mehmet Eymür ve Yardimcisi Yavuz Ataç arasindaki anlasmazliklarin, son derece hassas bir çalismayi gerektiren Dairenin faaliyetlerini olumsuz etkiledigi, hatta bilgi sizdirilmasina neden oldugu” kanaatine yer verilmistir.

Ayrica söz konusu inceleme raporunda, Mehmet Eymürün adiyla anilan, Erzincan eski Milletvekili Nurettin Karsunun ogullarinin evlerinden alinip dövülmeleri,

1987 yilinda hiç bir makamdan emir almaksizin ve muhtemelen Emniyet Teskilati içindeki çekismelerde kullanilmak amaci ile “Mit Raporu” adiyla bir etüd hazirlanmasi ve bu etüdün basina sizdirilmasi,

1988 yilinda basina bilgi sizdirmasi ve demeç vermesi nedeniyle sorusturma geçirmesi, hususlarinin medyada uzun süre ele alinarak, Teskilati yipratici sekilde islendigi tespitine de yer verilmistir.

2.2. 25.7.1997 tarihinde davacinin makam odasinda yardimcisi Yavuz Ataç ile yumruklasmasina varan tartismanin sorusturma konusu yapilmasi üzerine, Teftis Kurulu Baskanligi’nca hazirlanan sorusturma raporu uyarinca davaciya ilgili Müstesar tarafindan 20.8.1997 tarihinde kinama cezasi ile tecziye edilmistir.

3. Susurlukta meydana gelen trafik kazasi sonrasinda yasanan gelismeler kapsaminda Basbakanlik Teftis Kurulu Baskanligi tarafindan hazirlanan ve kamuoyunda Susurluk Raporu olarak anilan çalismada yer alan hususlardan, Milli Istihbarat Teskilati’ni ilgilendirdigi degerlendirilenlere iliskin olarak anilan Müstesarligin Teftis Kurulu Baskanligi’nca inceleme ve sorusturmalar baslatilmis, bu asamada davacinin bazi olaylardaki Teskilat metod ve prensiplerine aykiri eylemleri tespit edilmis, adi geçen hakkinda disiplin cezalari ve idari tedbirler teklif edilmistir.

Anilan inceleme ve sorusturmalarin konulari ile davaci hakkinda teklif edilen ve uygulamaya konulan ceza ve tedbirler su sekilde özetlenebilir.

3.1. Washington MIT Temsilcisi iken, 1998 yili subat ayi içerisinde Radikal ve Hürriyet gazetelerinde beyanatlari yayinlanan Mehmet Eymür hakkinda Teftis Kurulu Baskanligi’nca yürütülen sorusturma neticesinde, 657 sayili Kanun’un 15 inci maddesi ile MIT Personel Yönetmeligi’nin Teskilat metod ve prensiplerine iliskin 8 nci maddesine ve Müstesarlik emirlerine aykiri davranisi nedeniyle adigeçene, 657 sayili kanun’un 125 nci maddesinin D/g bendi uyarinca Kademe Ilerlemesinin Durdurulmasi cezasi verilmesi ve 2937 sayili Kanun’un 19 uncu maddesi uyarinca Baska Bir Kuruma Naklen atanmasi teklif edilmistir.

3.2. Mehmet Ali Yaprak’in kaçirilmasi olayina Müstesarligin veya personelinin ilisiginin olup olmadigi hususunun Teftis Kurulu Baskanliginca sorusturulmasi neticesinde, Müstesarligin ve personelinin kaçirma olayinda dahlinin olmadigi kaanatine varilmis, ancak kaçirma olay sonrasindaki bazi tutum ve davranislariyla Teskilat metod ve prensiplerine aykiri davrandigi tespit edilen Mehmet Eymür’e 657 sayili kanun’un 125 inci maddesinin B/a bendi uyarinca Kinama cezasi verilmesi teklif edilmistir.

3.3. Isçi Partisi Genel Baskani Dogu Perinçek tarafindan 21.9.1996 tarihinde basin mensuplarina dagitilan ve 22.9.1996 tarihli Aydinlik Dergisinde “Ikinci MIT Raporu”adi altinda yayinlanan bilgilerin MIT Müstesarligiyla baglantisinin arastirilmasi amaciyla yapilan inceleme neticesinde Teskilatin Teftis Kurulu Baskanliginca hazirlanan Rapor’da; söz konusu bilgilerin, daha önce kendisinden yararlanilmis olmasina ragmen bazi nedenlerle süphelenildigi bir dönemde ifadesine basvurulan Tarik Ümit’in iddialarina istinaden Müstesarlik K/Terör Merkezi’nce düzenlenen “Asgar SIMITKO, Lazim ESMAEILI ve Tarik Ümit olayi” baslikli iki rapor ile 15.12.1996 tarih KTM0004 sayili yazidaki bilgilerden yararlanilarak, ancak yönetimin bilgisi ve onayi disinda davaci tarafindan hazirlandigi ve ilgili Müstesarlik disina sizdirildigi kaanati ifade edilmistir.

3.4. Tarik Ümit’in amcasi Cemalettin Ümit’in Istanbul DGM. C.Bassavciligi’na verdigi 28.4.1998 tarihli dilekçesi ekinde sunulan ses kaseti de Teftis Kurulu Baskanligi’nca sorusturma konusu yapilmistir.

Yürütülen sorusturma neticesinde, Tarik Ümit ile yapilan muhtelif görüsmelerin bant kayitlarindan hazirlanarak adi geçene verildigi Mehmet Eymür tarafindan da ikrar edilen ses kaseti ile ilgili olarak; elemanin kendi sesi dahi olsa, ilgili Müstesarlik kayitlarindan yararlanilmak suretiyle, Müstesarligin bilgisi ve izni disinda tamamen adi gecenin insiyatifi ile kaset hazirlanmai ve elemana verilmesi Teskilat metod ve prensiplerine aykiri görülmüs ve disiplin suçu olarak degerlendirilmistir.

Ancak, Tarik Ümit’in kaybolmasindan bu yana geçen sürenin, disiplin cezasi verilebilmesine iliskin iki yillik genel zaman asimi süresinden fazla oldugu dikkate alinarak bu yönde bir teklifte bulunulmamistir.

Buna mukabil, söz konusu eylemleriyle Teskilat metod ve prensiplerine aykiri davrandigi sabit olan davaci hakkinda 2937 sayili Kanun’un 19 uncu maddesi uyarinca Baska Bir Kuruma Naklen Atama Tedbiri uygulanmasi teklif edilmis.

Yukarida açiklanan disiplin cezalarina (Kademe Ilerlemesinin Durdurulmasi, Kinama) iliskin teklifler, söz konusu sorusturma dosyalarinin incelenmesi ve karar sürecinde, yetkili disiplin kuruluna 15 günlük yasal süre içinde tevdi edilememesi nedeniyle uygulanamamis ise de 2937 sayili Kanun’un 19 maddesine iliskin idare tedbirler uygulamaya konulmus ve davacinin Türkiye Seker Fabrikalari A.S. Genel Müdürlügü’ne atanmasi islemi 1.10.1998 tarihinde adi geçene teblig edilmek suretiyle tamanlanmistir.

C-) Davaci vekili, dava dilekçesinin son bölümünde, atama isleminin gerekçesinin müvekkilinin Çiller ailesine yakinligina dayandigini, Basbakan Mesut Yilmaz’in basta Alaattin Çakici olmak üzere, yeralti dünyasinin politika ve bürokrasi içindeki uzantilarindan gelen baskilar nedeniyle davaciyi Müstesarliktan uzaklastirdigini, atama isleminin sebep ve maksat unsurlari yönünden hukuka aykiri oldugunu, hakli hiç bir nedene dayanmadigini, salt siyasal hesaplar sonucu tesis edildigini ve sicilleri hep olumlu olan davaci kadar ilgili Müstesarliga uyum saglamis bir baska MIT personeli bulmanin imkansiz oldugunu ileri sürmektedir.

Davaci vekilinin atama isleminin siyasal nedenlere dayandigina iliskin düsünceleri hukuksal nitelik tasimadigindan degerlendirmeye deger görülmemistir. Buna mukabil, atama kararinin verilmesi ve uygulanmasi sürecinde dahi Teskilat metod ve prensiplerine aykiri tutum ve davranislari nedeniyle hakkinda sorusturma yürütülen Mehmet Eymür’ün kendine özgü görev ve memuriyet anlayisina iliskin bazi degerlendirmelere bu bölümde yer verilmistir.

1. Milli Istihbarat Teskilati Müstesarliginda görev yaptigi yaklasik 25 yillik süre içinde Kurumunu ve Devleti zor durumunda birakacak tutum ve davranislarini sürekli olarak tekrarlayan, benzeri gerekçelerle aldigi disiplin cezalarina, edindigi mesleki deneyime ve yönetim kademelerine getirilmesiyle birlikte mutlak suretle tasimasi gerekli

Devlet memuru – MIT mensubu ciddiyeti ve yöneticisi olgunluguna – kendisine gösterilen müsamahaya ragmen ulasamayan ve adi devamli, Devlet ve Ilgili Müstesarliga zarar verici sekilde gündemde kalan Mehmet Eymür’ün, üstlendigi görevi geregi ve yasal çerçeve içinde, diger Kurum mensuplariyla birlikte yaptigi bazi basarili çalismalari gözardi edilmemekle beraber, Teskilat metod ve prensipleri ile yasal düzenlemelere uyum sorunu yasadigi ve anilan Müstesarliga yeni katilan personel üzerinde de olumsuz etki yarattigi kabul edilmek gerekir.

Üstelik 25 yillik hizmet süres içinde inceleme ve sorusturma raporlarinda adi bu kadar çok sayida geçen ve bu kadar çok sayida disiplin cezasi alan bir personelin uyum sorununun ciddi düzeyde oldugu tartisma yaratmayacak kadar açiktir.

Kamuoyunda “Birinci MIT Raporu” seklinde anilan belgedeki iddialara iliskin olarak, Genel Kurmay eski Baskani davaci Necdet Urug tarafindan Danistay Onuncu Dairesinde Basbakanlik aleyhine açilan manevi tazminat davasinin 20.4.1989 tarihli karari ise bu tespitin tescili mahiyetindedir.

Anilan Dairenin oybirligi ile verilen E:1988/1042. K:1989/857 sayili kararinda (Ek:4); “… fikren ve ruhen hizmetin gereklerine uyum gösteremeyecek nitelikteki personelin, 2937 sayili Yasanin 19. Maddesinde açikça ve alan nakil imkanina ragmen görevde tutulmasinin da bir hizmet kusuru oldugu degerlendirilmektedir.” Ve Milli Istihbarat hizmetini yürütmekle görevli bir örgütte, örgüt mensubu görevlilerin örgüt olanaklarini kullanarak, kisisel, gayri resmi bir takim raporlar düzenleyebilmesi, Devletin varligina ve güvenligine yönelik hizmetin düzenlenmesinde, personel seçiminde idarenin ne denli agir hizmet kusuru isledigini açikça gösterir niteliktedir “denilmek suretiyle Mehmet Eymür’ün fikren ve ruhen hizmetin gereklerine uyum saglayamadigi vurgulanmakta ve 2937 sayili Kanun’un 19. Maddesi uyarinca adigeçenin baska bir kuruma naklen tayin etmeyen idarenin tutumu hizmet kusuru olarak elestirilmektedir.

1979 yilinda dönemin Basbakaninin, MIT Müstesarligindaki görevinden baska bir kuruma atanmasi için adigeçen hakkinda öneri hazirlanmasini istemesi, davacinin 1988 yilinda “Birinci MIT Raporu” olayi nedeniyle baska bir kuruma atanacakken emekli olmasi ve yillar sonra, “Ikinci MIT Raporu” olarak bilinen olayin da yine davacinin adiyla anilmasi dikkate alindiginda, aradan geçen uzun yillara ragmen Mehmet Eymür’ün Teskilat metod ve prensipleri ile mevzuata hala intibak edemedigi açikça ortaya çikmaktadir.

2. Bu baglamda, tüm personelin uymasi zorunlu Teskilat metod ve prensiplerine riayetsizlikte kroniklesen bir çizgi yakalayarak, bu konuda adeta sembollesen ve bir Danistay içtihatinda da “Teskilata intibak edememesi yönüyle” konu olan davaci hakkinda halen bazi sorusturmalarin yürütülmekte oldugunun ve ayrica cezai takibat islemlerinin baslatildiginin belirtilmesinde de fayda mütalaa edilmistir.

3. Teskilat metod ve prensiplerine aykiri tutum ve davranislari adeta olaganlasan ve yukaridaki maddelerde açiklanan nedenlerle hakkinda 2937 sayili Kanun’un 19. Maddesi uyarinca baska bir kuruma atama tedbiri uygulanan davaci, atama isleminden sonra da benzeri tutum ve davranislarini sürdürmüs, atama islemini tebellüg ederek ilisik kestigi 1.10.1998 tarihinde halen Devlet memuru olmasina ragmen bir televizyon kurulusuna demeç vermekten kaçinmadigi gibi, ayni günlerde önemli bazi yurtdisi operasyonlarin gazetelerde yayinlanmasinda da birinci derecede süpheli konumuna gelmistir.

Davacinin, 5 Ekim 1998 tarihinde Kanal D televizyonunun Ana Haber Bülteninde yayinlanan ifadeleri su sekildedir:

“M.Eymür; Ikinci MIT Raporu dediginiz konu yabanci degildir. Yani eksiktir. Bizim resmi yazismalarimizda da vardir.

Benim tarafimdan yazilmistir, çok daha kapsamlidir.

T:Özkan; Kamuoyuna yansiyandan daha mi kapsamlidir?

M.Eymür; Tabi”

Mehmet Eymür ayrica, 6 Ekim 1998 tarihinde Kanal D Televizyonunda yayinlanan “Arene” programinda Alaattin Çakici’yi seksenli yillarda ilk kullanan kisi oldugunu da açiklamistir.

Ayni tarihte Hürriyet Gazetesinde yayimlanan ve ülkemizin uluslararasi siyasal çikarlarini dogrudan ilgilendiren “Apo’nun Kurtuldugu Gece” baslikli haberin -kaynaginin da K/Terör Merkezindeki görevi nedeniyle – adi geçen olmasi güçlü bir olasilik olarak degerlendirilmektedir.

Bu konularda Türk Ceza kanunu ve 2937 sayili Kanunun 27. Maddesine muhalefet iddiasiyla Mehmet Eymür hakkinda cezai takibat süreci baslatilmistir. Ayrica Basbakanlik Teftis Kurulu Baskanliginca da ayni konuda bir inceleme sorusturma sürdürülmektedir.

4. 14 Eylül 1998 tarihli Hürriyet Gazetesinde yayimlanan bir haberle ilgili olarak Teftis Kurulu Baskanliginca yürütülmekte olan sorusturmada, “uzun bir zamandan beri Milli Istihbarat Teskilatinin mevcut yöneticilerinin, politik çikarlar ve menfaat gruplari lehine kanunsuz ve usulsüz islemlere tevessül ettigini” ve ayrica “gizlilik gerekçesinin arkasina siginarak tertiplerini devam ettirdigini” ileri süren Mehmet Eymür hakkinda 20.10.1998 tarihinde tamamlanan 4 sayili Sorusturma Raporu ile 657 sayili Kanun’un 125 maddesinin D/1 bendinde yazili disiplin suçunu islediginden bahisle Kademe ilerlemesinin Durdurulmasi cezasi uygulanmasi teklif edilmistir.

Sorusturma sirasinda MIT Müstesarligiyla iliskisi kesilen davaci hakkinda idari tedbir uygulanmasinda gerek kalmamistir. Halen bu sorusturma raporu MIT Disiplin Kurulunda incelenme ve karar asamasindadir.

5. Ayrica, anilan Müstesarligin Washington Temsilcisi olarak görev yaptigi sirada davacinin, hakkinda sorusturma açilmasini engellemek amaciyla – Müstesarlik tarihinde görülmemis bir yönteme de basvurmak suretiyle esi Janset Eymür araciligiyla Hürriyet Gazetesi’ne açiklama göndermesi ve bu açiklamalari 24.8.1998 tarihinde anilan gazetede yayimlatmasi da mevzuat disi ve Teskilat metod ve prensiplerine aykiri tutum ve davranislardaki israrci yaklasimini göstermesi bakimindan dikkat çekicidir. Sözkonusu açiklamalar kisisel dava konusu yapilarak, Istanbul 10 Asliye Hukuk Mahkemesinin 98/490 esasinda manevi tazminat davasi açilmistir.

6. Devletin ve anilan Müstesarligin çikarlarini kisisel hirsina feda etme egilimi içerisinde oldugu, yukaridaki maddelerde açiklanan sayisiz örnekle tescil edilen Mehmet Eymür, özellikle ikinci kez ilgili Müstesarliga alindiktan sonraki konumunu ve hiyerarsik yapi içinde yer almayi kabullenememis sürekli olarak, müstakil görev arzusu ifade ile kendisine ve dogrudan Müstesara bagli bir birim olusturulmasi çabasini yasama geçirmek için yogun bir çaba sarf etmis ve kendince ileri sürdügü gerekçeler çerçevesinde bu arzusunda basariya ulasarak –adeta- denetimden uzak ve basina buyruk bir çalisma ortami yaratmistir.

Hiç süphe yok ki bu ortam, Teskilat metod ve prensipleri ile mevzuata aykiri tutum ve davranislarinin olaganlasip yogunlasmasina uygun zemin hazirlamis ve davaci bir anlamda bu sonucu kendisi hazirlamistir.

D-) Bu bölümde davaci hakkinda uygulanan atama isleminin hukuksal dayanaklari üzerinde açiklama yapmakta ve MIT Müstesarligindan uzaklastirilmasiyla müvekkilinin yasadisi örgütlerin hedefi haline gelecegini ifade ederek atama isleminin öncelikle yürütülmesinin durdurulmasini ve iptalini isteyen davaci vekilinin talebine iliskin degerlendirmelerimizi asagida siralamakta yarar görülmektedir.

1. Mehmet Eymür hakkinda uygulanan atama islemi, 657 sayili Kanun’un genel hükümlerinin yanisira, 2937 sayili Devlet Istihbarat Hizmetleri ve Milli Istihbarat Teskilati Kanununun 19. Maddesi ile bu Kanuna dayanilarak çikarilan ve 6.5.1993 tarihli Basbakan Oluru ile yürürlüge giren MIT Personel Yönetmeligi’nin 97 ve 8 maddelerine dayanmaktadir.

Sözkonusu maddeler su sekildedir:

*”Baska Kuruma Nakil”

Madde 19-MIT fiili kadrosuna dahil personelden, Teskilatin özelligi ve hizmetin gerekli kildigi sart ve vasiflar gözönüne alinarak Teskilata intibak edemedikleri üstlerince tescil edilenler, MIT Müstesarinin teklifi ve Basbakanin uygun görmesi üzerine genel hükümlere göre baska bir kurum veya kurulusa naklen atanirlar.

*”Teskilattan Uzaklastirma”

Madde 97- MIT fiili kadrosuna dahil personelden, bu yönetmeligin sekizinci maddesinde belirtilen Teskilat metod ve prensiplerine uymamak da dahil Teskilatin özelligi ve hizmetin gerekli kildigi nitelikler göz önüne alinarak, Teskilata intibak edemedikleri üstlerince tescil edilenler veya Teskilata alinma sartlarini kaybedenler hakkinda 2937 sayili Kanunun 19 maddesi uygulanir.”

*”Personelin Uymasi Zorunlu Teskilat Metod ve Prensipleri

Madde 8-Metod ve prensipler sunlardir.

r) 657 sayili Devlet Memurlari Kanununun ödev ve sorumluklari ile ilgili 6-16 maddeleri ruhuna aykiri davranmamak

s) Genel disiplin hükümlerine uymak

Teskilat metod ve prensiplerine uymayanlar hakkinda 657 sayili Devlet Memurlari kanununun 125 ve 2937 sayili Kanunun 19 maddesi hükümleri uygulanir.”

2. Mehmet Eymür hakkinda, yukaridaki maddelerde de açiklandigi gibi, Washington MIT Temsilcisi iken 1998 yili Subat ayi içerisinde Radikal ve Hürriyet gazetelerinde yayimlanan beyanatlari ve Tarik Ümit’le yapilan muhtelif görüsmelerin bant kayitlarindan hazirlayip adigeçene verdigi ses kaseti nedeniyle yürütülen iki ayri sorusturma neticesinde 2937 sayili Kanun’un 19 maddesinin uygulanmasi teklif edilmistir.

Tekliflerin gerekçesi davacinin Teskilat metod ve prensipleri genel disiplin hükümlerine aykiri eylemleridir ve atama yetkisi gerek sebep yönünden, gerekse maksat yönünden hukuka ve kamu yararina uygun kullanilmistir.

3. Atama isleminin hukuka aykiri oldugu ve siyasal nedenlere dayandigi iddiasi ise kabul edilebilir olmadigi gibi davacinin özlük dosyasindaki bilgi ve belgelerle de açik çeliski içindedir.

Zira davaci, çesitli hükümetler dönemindeki 25 yillik hizmeti boyunca toplam 5 kez disiplin cezasi almis, 3 disiplin cezasi zamanasimi, 1 disiplin cezasi emeklilik nedeniyle uygulanamamis ve hakkinda 2 kez 19 maddenin uygulanmasi teklif edilmesine ragmen emeklilik ve Hükümet degisikligi nedenleriyle baska bir kuruma atanmasi islemleri gerçeklestirilememistir.

Bütün bu ceza ve idari tedbirler degisik hükümetler döneminde gerçeklestirilmis olmasina ragmen, ceza ve tedbirlerin muattabinin degismemesi dikkat çekicidir.

Bu durum, dava dilekçesinde yer alan “Teskilata müvekkilim kadar uyum saglamis bir baska MIT personeli bulmak güç ve hatta imkansizdir.” Seklindeki ifadenin gerçegi yansitmadigini, aksine, Müstesarlik tarihinde Teskilat metod ve prensiplerine bu derece uyumsuz bir baska personel bulunmadigini göstermektedir.

4. MIT Müstesarligindan uzaklastirilmasiyla davacinin yasadisi örgütlerin hedefi haline gelecegini ifade ederek atama isleminin öncelikle yürütülmesinin durdurulmasini talep eden davaci vekilinin, yasadisi örgüt ve mensuplarina karsi mücadelenin sadece Mehmet Eymür’e özgü oldugunu sanmasi mazur görülebilirse de bu durum sözkonusu talebe hukuksal bir anlam kazandirmamaktadir.

Zira, terörle mücadelede görev almis kamu görevlilerinin korunmalarina iliskin hükümler 3713 sayili Terörle Mücadele Kanunu ile ilgili yönetmeliklerde düzenlenmis olup, -emekliler de dahil- kosullari uyan herkesin bu koruma tedbirlerinden yararlanabilmesi olanaklidir.

Kaldi ki, anilan MIT Müstesarliginda ömür boyu çalisilamiyacagina ve görevlinin Müstesarlik disinda da bir yasami olacagina göre, yasadisi örgütlerin ve mensuplarinin boy hedefi olma yönündeki olasi riskin, davaci Mehmet Eymür için oldugu kadar, MIT Müstesarliginin tüm çalisanlari ve emeklileri için de ayni oranda geçerli oldugunun kabulü gerekir.

Yukaridaki maddelerde açiklanan nedenlerle ve kanunlar muvacehesinde; Teskilat metod ve prensiplerine uyum saglayamadigi Danistay karari ile de sabit olan eski MIT mensubu Mehmet Eymür tarafindan, atama isleminin yürütülmesinin durdurulmasi, iptali ve parasal kayiplarinin ödenmesi istemiyle açilan davanin reddini talep ediyorum.

Bilindigi üzere; 4001 sayili Kanunla degisik 2577 sayili I.Y.U.K.’nun 27/2 maddesine göre yürütmenin durdurulmasi kararinin verilebilmesi için islemin açikça hukuka aykiri olmasi ve telafisi güç veya imkansiz zararin dogmasi sartlarin birlikte bulunmasi zorunlu olup, dava konusu olayda her iki sartta bulunmadigindan davacinin yürütmenin durdurulmasi talebinin de reddi gerekmektedir.

Sonuç ve Istem :

Yukarida açiklanan sebeplerle, haksiz ve hukuki mesneften yoksun olan yürütmenin durdurulmasi talebinin ve davanin reddine, yargilama giderlerinin ve vekalet ücretinin davaci üzerinde birakilmasina karar verilmesini arz ve talep ederim.

Celal DERYA
Basbakan a.
Müstesar Yardimcisi

EKLER :
Ek: 1- Basbakanligin 12.2.1979 Tarihli yazisi.
Ek: 2- Müstesarligin 26.5.1988 Tarihli atama yazisi.
Ek: 3- Danistay karari.



(4) DAVALI IDARE’NIN CEVABINA CEVABIMIZ

DANISTAY BASKANLIGINA

Daire No: 5. Daire
Dosya No:1998/3897

Davaci:             Mehmet Eymür

Vekili:             Av. Metin Günday,
                    Abay Kunanbay Cad. (Bilir Sokak),
                    No: 6/16, Kavaklidere/ANKARA

Karsi Taraf:        Basbakanlik

Teblig Tarihi:      22.02.1999

Tebligin Konusu: Davalinin cevaplarina kanuni süresi içinde cevaplarimizin sunulmasidir.

Cevaplarimiz:

A. GENEL HUSUSLAR:

Takip eden maddelerde olaylar ve delillerle belirgin bir sekilde ortaya konulacak olan usulsüz ve hukuka aykiri tayin islemi için Davali Idare tarafindan öne sürülen gerekçeler ve Mehmet Eymür hakkinda ileri sürülen iddialar, yanlis, yetersiz ve saptirilmis olup bu husus takip eden maddelerde örnekler verilmek suretiyle detayli olarak izah edilecektir.

Mehmet Eymür devlet memuru ve MIT mensubu olmanin verdigi sorumluluk ile, kendisine karsi yapilan haksizliklara ve tertiplere karsi sessiz kalmis, bunu en tabii hakki olan hukuki yollarla çözümlemeye çalismistir.

Mehmet Eymür'ün tayini, "Teskilat metod ve prensiplerine uymamak da dahil Teskilatin özelligi ve hizmetin gerekli kildigi nitelikler göz önüne alinarak, Teskilata intibak edemedikleri üstlerince tescil edilenler" gibi bir maddeye dayandirildigindan, Yüksek Mahkemenize verilen dilekçede Mehmet Eymür tanitilmis, vasiflari ve basarili meslek hayati belirtilerek Milli Istihbarat Teskilatina hizmet ve nitelikler bakimindan ne derecede intibak ettigi anlatilmaya çalisilmistir. Bu dilekçede "devletin ali menfaatleri bakimindan gizli kalmasi gereken" hiç bir husus bulunmamaktadir.

Kaldi ki gizliligi gerektiren bir husustaki ihtilaf Yüce Mahkemelerde çözümlenmeyecekse nerede çözülecektir?

Davali Idarenin yazisi, "dogrulari söyleyemezsin, bunlar gizli bilgilerdir, gizliligi ihlal ettigin için seni cezalandiririm" gibi, gizlilik gerekçesinin arkasina saklanan telasli bir tehdit ifadesi tasimaktadir. Nitekim Idare "savunma amaci ile olsa dahi" demek suretiyle dogrularin aydinlatilmasi için makamlarina sunulacak olan bazi hususlari suç olarak niteleyecegini açikça belirtmistir. Milli Istihbarat Teskilatindaki gazete kupürleri bile "gizlilik" damgasi tasidigi cihetle, bu yaklasimin geçerliligi sayin mahkemenizin takdirine birakilmistir.

Davali Idare yazisi, davaya konu tayinin hukuki gerekçelerini objektif ölçülerle izah emek yerine, sübjektif, yaniltici ve müsahhas olaylara dayanmayan yuvarlak ifadelere yer vermistir. Ayrica;

* "Bu durum, adi geçenin o tarihlerde ilgili Müstesarlikta hangi nedenlerle görevde kaldigini göstermektedir.",

* "ödüller sadece davaciya degil, faaliyeti yürüten ekibin tümüne verilmistir; yani kisisel bir basari ödüllendirme söz konusu degildir.",

* "disiplin tanimayan memuriyet anlayisinin ve bu anlayisa dayali hatali uygulamalarin bariz örneklerini olusturmaktadir.",

* "Müstesarlikta görev aldigi ikinci dönemde de anilan Teskilat metod ve prensiplerine aykiri tutum ve davranislarini sürdüren",

* "Kurumunu ve Devleti zor durumunda birakacak tutum ve davranislarini sürekli olarak tekrarlayan",

* "Devlet memuru - MIT mensubu ciddiyeti ve yöneticisi olgunluguna - kendisine gösterilen müsamahaya ragmen ulasamayan ve adi devamli, Devlet ve ilgili Müstesarliga zarar verici sekilde gündemde kalan",

* "Teskilat metod ve prensipleri ile yasal düzenlemelere uyum sorunu yasadigi ve anilan Müstesarliga yeni katilan personel üzerinde de olumsuz etki yarattigi",

* "Müstesarlik tarihinde Teskilat metod ve prensiplerine bu derece uyumsuz bir baska personel bulunmadigi",

* "davaci vekilinin, yasadisi örgüt ve mensuplarina karsi mücadelenin sadece Mehmet Eymür'e özgü oldugunu sanmasi mazur görülebilirse de",

gibi hasmane, küçültücü, ders verici ve hakaretvari unsurlar da tasiyan bu ifadeler, yaziyi kaleme aldigi anlasilan MIT yöneticisinin duygularini ve psikolojik yapisini ortaya koymasi bakimindan dikkat çekicidir.

Bu menfi yönlerine ragmen, Davali Idarenin savunmasi, Mehmet Eymür'ün Susurluk olayi, çete faaliyetleri ve yer alti dünyasi ile iliskileri nedeniyle ABD'deki görevinden alindigi ve Teskilattan uzaklastirildigi gibi kamuoyuna yayilan çirkin bir dezinformasyonu yenilememis ve "beyanat verme, metod ve prensiplere uymamak" gibi digerine kiyasla basit bir nedene dayandirmistir. Bu husus Idarenin çeliskisini ortaya koymakla birlikte Mehmet Eymür açisindan memnuniyet vericidir.

B. DAVALI IDARECE ILERI SÜRÜLEN IDDIALARA CEVAPLAR VE MEHMET EYMÜR HAKKINDA YÜRÜTÜLEN

SORUSTURMALAR:

Davali Idarenin savunma yazisinda yer alan ve bir kismi 20-30 sene öncesine ait olan ve kaldirildigi cihetle idari ve hukuki hiç bir geçerliligi bulunmayan disiplin cezalarinin, Idarenin usulsüz ve hukuka aykiri tayin islemi için gerekçe olarak gösterilmesi her ne kadar bir deger ifade etmese de yine de dogrulari yansitmadigi ve kasitli unsurlar tasidigi cihetle cevaplanacak ve Idarenin tenakuzlari ortaya konulacaktir.

1. 03.06.1970 Tarihli Kinama Cezasi

Mehmet Eymür, yedek subay olarak askerlik görevinin ifasindan sonra, 10.06.1970 tarihinde MIT Istanbul Baskanliginda göreve baslamistir. Bu bakimdan 03.06.1970 tarihinde, yani göreve baslamadan bir hafta önce Mehmet Eymür'e "Kinama" cezasi verilmesi mümkün degildir. Bu sebeple konunun Idarece açikliga kavusturulmasi gerektigi düsünülmektedir.

2. 21.02.1973 Tarihli Ikaz Cezasi

MIT Istanbul Baskanliginda görevli 30 personel tarafindan 17.10.1973 tarihinde MIT Müstesarligina müsterek imzali bir dilekçe verilerek yönetimdeki bazi aksakliklar elestirilmistir. "Muhtira" olarak nitelendirilen bu yaziyi imzalayanlar arasinda Mehmet Eymür'ün yani sira bu günkü MIT Müstesari Senkal Atasagun da bulunmaktadir. Bu yazi üzerine MIT Müstesarliginca sorusturma açilmis, ancak herhangi bir personele ceza verilmemistir.

21.02.1973 tarihinde zamanin MIT Müstesari Nurettin Ersin, Müstesarliga gönderilen bazi imzasiz mektuplarin bu ekip tarafindan kaleme alindigi kanaatiyle müsterek dilekçeyi imzalayanlara ikaz cezasi vermistir. Mehmet Eymür 01.03.1973 tarihinde Müstesar Nurettin Ersin'e yazili olarak müracaatla imzasiz mektup göndermek gibi onursuz bir davranis içinde bulunmadigini, verilen cezanin hatali oldugunu belirtmistir. Nitekim bir müddet sonra imzasiz mektup yazanlarin Ankara'da personel güvenirliliginden sorumlu özel bir grubun isi oldugu meydana çikmistir.

Bu ikaz cezasi ve terfisindeki bir aksama nedeniyle Teskilattan ayrilmaya karar veren Mehmet Eymür, o tarihte verdigi dilekçesinde ayrilis nedenlerini uzun uzun izah etmemek ve kirici bir tablo yaratmamak için kisaca "yeni is yerinde elde edecegi daha iyi olanaklari" sebep olarak göstermistir. Belirtilen tarihte Mehmet Eymür'ün ilk amiri olan Hiram Abas, Mehmet Eymür'ü ayrilmamasi için ikna etmis, hatta yeni baslayacagi is yerinin sahibi ile görüserek,

"Mehmet Eymür'ün Teskilat için lüzumlu bir personel oldugunu belirterek is teklifini geri almasini rica etmistir. Bunun üzerine artan yan ödemeler de gerekçe gösterilerek istifadan vazgeçilmistir.

Özel sektör ile devlet memurlugu arasindaki gelir farki düsünüldügü ve Mehmet Eymür'ün 1994 yilinda çok daha iyi imkanlara sahipken (1milyon dolar degerindeki bir fabrikanin ortagi ve yöneticisi) memuriyete döndügü dikkate alinirsa "Bu durum, adi geçenin o tarihlerde ilgili Müstesarlikta hangi nedenlerle görevde kaldigini göstermektedir." seklindeki yakisiksiz ifadenin ne kadar geçersiz ve maksatli oldugu anlasilacaktir.

3. 08.02.1979 tarihli Uyarma ve 27.03.1979 tarihli Kinama Cezalari

1979 yilindaki Nurettin Karsu'nun oglu ile ilgili olay, önemi bir operasyonel faaliyet sirasinda ve Nurettin Karsu'nun oglu ve arkadaslarinin görevli MIT mensuplarina fiili saldirida bulunmalari neticesinde meydana gelmistir. Bu bakimdan Idare "görevle ilgili hiç bir ilgisi bulunmaksizin" ifadesini kullanirken dogrulari yansitmamakta ve bu konuda mevcut belge ve tutanaklari da yok saymaktadir. Mehmet Eymür'ün bu olaya karismasi, bu operasyonun güvenligini saglamakla görevli ünitenin yöneticisi olmasi ve operasyon ekibi tarafindan konunun telsizle kendisine intikal ettirilmesi neticesindedir. Keza, "ev basilmasi, çocuklarinin kaçirilip dövülmesi" ifadeleri de dogru degildir.

Mehmet Eymür, oturduklari apartmanin ana giris kapisi önüne inen Serdar Karsu'yu karakola davet etmis, Serdar Karsu apartmandan içeriye kaçarken yaninda bulunan agabeyi küfür ve hakaretlerle fiili müdahalede bulunmustur.

Mehmet Eymür bunun üzerine zor kullanarak agabey Karsu'yu arabaya bindirmis, kendisinin ve kardesinin kimlik bilgilerini tespit ettikten sonra olayla ilgili olmamasi ve özür dilemesi sebebiyle agabey Karsu'yu serbest birakmistir.

Bu olay bilahare siyasi bir veçhe kazanmis ve birkaç sandalye fazlasi ile yönetimde bulunan Ecevit hükümetinde krize sebep olmustur. Nurettin Karsu ve arkadaslari Mehmet Eymür ve personeli görevden alinmadigi takdirde partiden ayrilacaklarini söyleyerek Basbakan Ecevit'e baski yapmislar, neticede Basbakan Ecevit'in talimati ile Mehmet Eymür ve o gece yaninda görevli bulunan bazi personeli Teskilat disi tayinlere maruz birakilmistir. Devlet Istatistik Enstitüsüne tayini çikan Mehmet Eymür o tarihte raporlu oldugundan tayini tebellüg etmemis, daha sonra hükümet degisikligi nedeniyle tayinler iptal edilmistir.

Olayla ilgili olarak Milletvekili Nurettin Karsu'nun mahkemeye müracaati üzerine, zamanin MIT Müstesar Yardimcisi Recep Ergun baskanligindaki MIT Memurin Muhakemat Kurulu "Mehmet Eymür görevini tam ve dogru yapmistir, yargilanmasina gerek yoktur" seklindeki karar almis, ancak Danistay Baskanliginin yargilamayi uygun görmesi üzerine dava açilmistir. 1980 ihtilalinden sonra sakincali faaliyetlerinden dolayi gözaltina alinan Nurettin Karsu serbest birakildiktan sonra dava dolayisiyla adliyede karsilastigi Mehmet Eymür'e dostane bir yaklasim göstermis bilahare ayni günkü durusmada sikayetinden vazgeçtigini belirterek davanin kapanmasini saglamistir.

Netice itibariyle Davali idarenin 20 yil önceki bir olayi, zamanin MIT yöneticilerinin karar ve kanaatlerini ve mevcut dosya bilgilerini dikkate almadan tarafli bir dille, "görevle hiç bir ilgisi olmaksizin", "Nurettin Karsu'nun evinin basilmasi, çocuklarinin kaçirilip dövülmesi", "Türkiye Büyük Millet Meclisinin tahkir ve tezyif edilmesi" gibi tabirlerle tahrif etmesinin degerlendirilmesi Yüksek Mahkemenizin takdirine birakilmistir.

4. 19.04.1988 Tarihli Kademe Ilerlemesinin Durdurulmasi Cezasi

Davali Idarenin Mehmet Eymür hakkinda "Kamuoyunda "Birinci MIT Raporu" olarak bilinen etüdü, Müstesarlik prensip emirlerine aykiri olarak hiyerarsik düzene riayet etmeden hazirladigi, Müstesarlik Makaminin bilgisi disinda basin organlarina sizdirip beyanlarda bulundugu" seklindeki ifadesi ve devam eden "Yetkili olmadigi halde basina haber ajanslarina veya radyo ve televizyon kurumlarina bilgi ve demeç vermek" seklinde belirtilen disiplin suçunu isledigi anlasilan davacinin MIT Disiplin Kurulu'nca 19.04.1988 tarihinde "kademe ilerlemesinin durdurulmasi cezasi" ile tecziyesine karar verilmistir." seklindeki beyani da dogrulari yansitmamaktadir.

Takip eden maddelerde bu hususla ilgili teferruat verilecek olmakla birlikte simdilik MIT raporu denilen etüdün zamanin Müstesari Hayri Ündül'ün bilgi istegi üzerine Mehmet Eymür'ce hazirlandigini, böyle bir istek bulunmasa dahi MIT mensuplarinin kendilerine tevdi edilmis görevlerle ilgili olarak yapacaklari rutin çalismalar için izin alinmasi gibi bir prensip emri bulunmadigini, ayrica o tarihte hazirlanan etüd üzerinde MIT Müstesar Yardimcisi'nin "Iyi hazirlanmis bir çalisma, gelistirilmesi" talimatinin bulundugunu hatirlatmakta fayda bulunmaktadir.

MIT raporunun gazetelerde yer almasindan sonra, MIT'in fiili kadrolarinda olup Cumhurbaskanliginda görevlendirilmis olan Erkan Gürvit'in , "MIT raporunu yeren" bir beyanati olmus, bunu takiben bir baska gazetede de bu beyanati yalanlayan ve Mehmet Eymür'ün ifadelerine dayandirilan bir yayin yer almistir. Bu yayin üzerine ifadesine müracaat eden Müfettislere Mehmet Eymür böyle bir beyanatta bulunmadigini ifade etmis ve ayni statüyü tasiyan Erkan Gürvit'in ifadesine neden basvurulmadigini sormustur. Birkaç gün sonra Erkan Gürvit'in kadrosu degistirilmis ve adi geçen Cumhurbaskanligi kadrosuna alinmistir.

Müfettisler yayini yapan gazeteci ile de görüsmüsler, ancak yazisinin kaynagi hakkinda bir bilgi alamamislardir.

Hal böyle iken toplanan MIT Disiplin Kurulunun bazi üyeleri, "Mehmet Eymür'ün demeç vererek disiplin suçu isledigi anlasilmistir" görüsü ile kademe ilerlemesinin durdurulmasi cezasi ile tecziyesini istemislerdir. Bu istege MIT Disiplin Kurulu Baskani ve Hukuk Müsavirligi temsilcisi "tespitin sabit olmadigi" gerekçesiyle karsi çikmislar ve MIT Disiplin Kurulunun üyeleri arasinda tartisma çikmistir. Konu Müstesara intikal ettirilmis ve neticede Müstesar tarafindan uygun görülmemesi üzerine bu cezanin verilmesinden imtina edilerek sorusturma durdurulmustur. Müstesar ceza önerisini kabul etmedigini Mehmet Eymür'e de bildirmistir. Davali Idarenin belirttigi gibi disiplin cezasinin uygulanmamasi Mehmet Eymür'ün emekliligini istemesi ile baglantili degildir.

5. Danistay 10.ncu Dairesinin E-1988/1042 K-1989/857 sayili karari Genel Kurmay eski Baskani davaci Necdet Ürug tarafindan Basbakanlik aleyhine açilan manevi tazminat davasi neticesinde Danistay 10.ncu Dairesinin verdigi karar, Mehmet Eymür'ün savunma hakkini kullanmasi neticesinde verilmis bir karar degildir. Danistay 10.ncu Dairesi hakli olarak, ayni simdiki Idare'nin verdigi gibi, o zamanki Davali Idarenin verdigi bilgilerle tahditli olarak davayi yürütmüs ve bu karara varmistir. Gerek MIT Raporu olayini, gerekse de Susurluk olayini sorusturan Basbakanlik Teftis Kurulu Baskani Kutlu Savas'tir. Kutlu Savas'in Susurluk'la ilgili raporu kamuoyuna yansimis, ancak MIT Raporu ile ilgili olani gizli kalmistir. Kutlu Savas'in kamuoyuna yansiyan Susurluk raporunda bir çok hata, bir çok isabetsiz, yaniltici ve tehlikeli yaklasim, bir çok kasit unsuru tasiyan tarafli ifadeler vardir. Nitekim bu rapor DGM tarafindan istendigi halde aylarca yollanamamis ve Kutlu Savas'in ayrilmasindan sonra birçok yönden revizyona tabi tutulmustur. MIT Raporu olayindan yillarca sonra Türkiye'nin Susurluk'ta karsilastigi manzara, bas oyunculari ile birlikte degerlendirildiginde, Danistay kararinda çizilen devlet memuru tipinin Mehmet Eymür'den ziyade bu manzarada kusuru olan kisilere yakisacagini akla getirmektedir.

6. Analiz Isimli Kitabin Yayinlanmasi ve Müstesar Hayri Ündül Ile Ikili Görüsme

Davali Idarenin olaylari nasil tahrif ettigine bir diger misal de Mehmet Eymür'ün emekliliginde yazmis oldugu "Analiz" isimli kitapla ilgilidir. Mehmet Eymür bu kitabi 1990 yilinda sehit olan Müstesar Yardimcisi Hiram Abas'in anisina kaleme almis olup, yayinlanmadan önce tetkik edilmek üzere MIT Psikolojik Istihbarat Baskanligi vasitasi ile Müstesarlik Makaminin (Müstesar Teoman Koman) tetkikine sunmustur. Mehmet Eymür kitabi kaleme alirken gizliligin ihlal edilmemesine hassas bir titizlik göstermis, hatiralarini kamuoyuna yansiyan olaylarla tahditli tutmustur.

Bu bakimdan kitabinda gizliligi ihlal eden herhangi bir husus yoktur. Mehmet Eymür adi geçen kitabi dolayisiyla herhangi bir sorusturmaya tabi tutulmamis, aksine sayisiz kisinin takdirine mazhar olmustur. Bu sebeple Davali Idarenin kitapla ilgili iddialari geçersiz ve bagnaz bir yaklasim olarak degerlendirilmekte ve Davali Idare yazisindaki bir çok diger iddia gibi yaziyi kaleme alan Davali Idare yöneticisinin veya yöneticilerinin sahsi fikirlerini yansittigi degerlendirilmektedir. Davali idarenin kitap ve Müstesar Hayri Ündül ile ikili görüsme hakkindaki iddialarinin daha iyi degerlendirilmesi için bahsi geçen kitabin son baskisinin bir nüshasi EK'te sunulmustur.

7. Mehmet Eymür'ün 14.02.1994'de Tekrar Müstesarlik Kadrolarina Alinmasi

Mehmet Eymür, 27.05 1988 tarihinde, zamanin Basbakanlik Müstesari'nin " baskilar oldugundan seni MIT'ten baska yere atamak mecburiyetindeyiz, nereye istiyorsan oraya tayinini yapacagim" teklifine ragmen, "Memuriyete MIT'te basladigini, orada bitirecegini, baska bir görevde çalismayacagini, memuriyeti idealleri dolayisiyla yaptigini" beyanla emekliligini istemistir. Emekli olmasini müteakip birkaç arkadasi ile olan münasebeti hariç, MIT'le olan iliskisini tamamen kesmis, emeklilere saglanan sosyal haklardan dahi faydalanmamis, tekrar MIT'e dönmek gibi bir düsünce içinde olmadan yeni hayat tarzini benimsemistir. Sahibi oldugu bazi gayrimenkulleri satarak ve Dünya Bankasi Kredisi kullanarak Antalya'da yegenleri ile ortak modern bir "Buz Fabrikasi" kuran Mehmet Eymür'e tekrar teskilata dönme teklifini 1993 yili sonlarinda bu günkü MIT Müstesari Senkal Atasagun yapmistir. Senkal Atasagun, Mehmet Eymür'e "Terörle mücadeleyi ve operasyonel faaliyetleri ondan daha iyi sevk ve idare edecek bir aday olmadigini" belirterek ve "tekrar dönüsünün kendisine karsi yapilan haksizliklarin düzeltilmesi seklinde mütalaa edilecegini ifade ederek" Mehmet Eymür'ü tekrar memuriyete dönmeye ikna etmistir. Mehmet Eymür bunun üzerine kurulu düzenini bozarak ve kendisine ve yegenlerine ait hisselerin tamamini Trend Holding adli kurulusa devrederek Ankara'ya gelmis ve "Özel Istihbarat Daire Baskani" olarak MIT'teki memuriyet hayatina dönmüstür.

Bu bakimdan Davali idarenin Mehmet Eymür hakkindaki "Teskilattan ayrilma nedenleri ve ayri kaldigi yaklasik 6 yillik dönemdeki benzer davranislari gözardi edilerek verilen bir karar sonucu, 14.2.1994 tarihinde tekrar Müstesarlik kadrolarina alinmis ve Özel Istihbarat Dairesi Baskani olarak görevlendirilmistir" seklindeki beyani sanssiz bir beyan olarak nitelendirilmekte ve Idare'nin tenakuzlarinin yeni ve bariz bir örnegini ortaya koymaktadir.

8. Alaattin Çakici'nin Karisi Ugur Kiliç'in Öldürülmesi Olayi Ile Ilgili Sorusturma:

Davali Idare'nin haksiz ve hukuka aykiri tayin gerekçesi için öne sürdügü olaylari tahrif etme biçimi inanmasi güç bir niteliktedir. Bahsi geçen tahkikat Mehmet Eymür'ün Müstesarlik makamina, o tarihlerde yardimcisi pozisyonunda olan Yavuz Ataç'in yeralti dünyasi ve Teskilat disi iliskileri nedeniyle yazdigi resmi yazi üzerine açilmistir. Mehmet Eymür bu yazisinda hakkinda basin yayin organlarinda baslatilan yipratma kampanyasinin nedenlerine de yer vermistir. Yakin tarihte meydana çikan Yavuz Ataç, Alaattin Çakici, Erol Evcil, Bursa Il Baskani Mehmet Gedik ve zamanin Basbakani Mesut Yilmaz arasindaki iliskiler Mehmet Eymür'ün o tarihlerdeki teshislerinin ne kadar dogru oldugunu açikça ortaya koymustur. Bu husustaki detaylara takip eden maddelerde girilecektir. Yavuz Ataç'in beline silahini koyup, sekreterin engellemesine aldirmadan zorla Mehmet Eymür'ün makam odasina girip tehdit etmesi ve itisip kakismaya kadar varan vahim gelismelerden birinci derecede sorumlu olan kisi zamanin Operasyon Baskani Senkal Atasagun'dur ve bu husus resmi belgelerde bulunmaktadir. Senkal Atasagun nedeni bilinmeyen sebeplerle Yavuz Ataç'i himayesine almis, Teskilatin üst yöneticiler arasindaki konusmalari Yavuz Ataç'a aktarmis, onu tahrik ederek Mehmet Eymür'e yöneltmistir. Halen MIT Müstesarligini deruhte eden Senkal Atasagun, zamaninda sebep oldugu bu olayi simdi Mehmet Eymür'ün aleyhinde bir koz olarak kullanmaya çalismaktadir.

Mehmet Eymür bu olay dolayisiyla kendisine verilen "Kinama" cezasini (Yavuz Ataç'a da ayni ceza verilmistir) haksiz bulmus ve hazmedememis, ancak saygi duydugu zamanin MIT Müstesari Sönmez Köksal'a hürmeten herhangi bir itirazda bulunmamistir.

Mehmet Eymür'ün bu tarihten sonra Teskilat'tan ayrilisina hatta günümüze kadar aldigi herhangi bir disiplin cezasi yoktur

9. Tesekkür ve Takdirnamelerin Bir Degeri Olmadigi Iddiasi

Davali Idare, "Davacinin basarili görevler olarak siraladigi ve aldigi ödüllerin gerekçesi olarak takdim ettigi faaliyetlerin burada ele alinmasinin yersiz oldugu düsünülmektedir. Devamlilik arzeden ve kisilere bagli olmayan faaliyetler ile alinan tesekkürlerin dava konusu ile hiçbir ilgisinin bulunmadigi da belirtilmelidir. Zira dava dilekçesine ek yapilan tesekkür ve takdir yazilarinin tetkikinden de görülecegi üzere ödüller sadece davaciya degil, faaliyeti yürüten ekibin tümüne verilmistir; yani kisisel bir basari ödüllendirme söz konusu degildir.

Buna karsilik, suç ve cezalar kisiseldir ve davacinin özlük dosyasi-dava dilekçesinde hiç deginilmese dahi - özellikle isledigi disiplin suçlari ve aldigi cezalar yönüyle incelenmeye degerdir." seklinde enteresan bir yaklasimda bulunmustur.

Davali Idarenin usulsüz ve hukuk disi tayin islemlerine gerekçe bulmak ve Mehmet Eymür'ün basarili meslek hayatini gölgelemek için öne sürdügü bu yaklasim anlamsiz olup Idarenin ciddiyeti bakimindan kusku yaraticidir.

Makamlarinca da takdir edilecegi üzere bir memurun basarili veya basarisiz oldugu, müspet ve menfi yönleri, personel dosyasindaki sicilleri, tesekkür, takdir ve ödülleri ve disiplin suçlari ile birlikte degerlendirilir. Mehmet Eymür'ün sicillerini ve basarilarini dikkate almadan ve sadece yürürlükte olmayan disiplin cezalarini ve "yapilmasi düsünüldü ama yapilamadi" gibi tatbik edilmeyen kararlari siralayarak ve "Teskilat metot ve prensiplerine uymamak" ve benzeri gibi yuvarlak laflarin arkasina siginarak Mehmet Eymür'ün tayinine gerekçe bulmanin hukuki açidan ne derecede geçeli oldugu yüksek mahkemenin dikkatine sunulmaktadir.

Mehmet Eymür, MIT Müstesarlari tarafindan 3 kez para mükafati ile ödüllendirilmis, Basbakan ve Içisleri Bakanindan yazili takdir ve tesekkür almistir. Davali Idare yok saysa da Mehmet Eymür'ün rekor seviyedeki ödül, takdirname ve tesekkürleri özlük dosyasinda bulunmaktadir. Mehmet Eymür'ün Basbakan'dan aldigi takdirname yurtdisinda tek basina çalistigi zaman verilmistir. Mehmet Eymür'ün hatirladigi tesekkür, takdirname ve ödüllerin listesi EK'te sunulmus olup, özlük dosyasinda baskalarinin da bulunmasi mümkündür. Ayrica Mehmet Eymür'ün "son yönetim hariç", sicillerinin de düzgün oldugu da muhakkaktir.

Mehmet Eymür hakkinda yukarida cevaplanarak detayli bir sekilde izah edilen iddialar disinda kalan ve Susurluk Olayi'ni takiben açilmis bulunan ve çogunlugu ABD'de görevli oldugu sirada vuku bulan sorusturma ve incelemelerle ilgili bölümler, asagida maddeler halinde sunulmustur. Mehmet Eymür'ün muhatap oldugu sualler ile verdigi cevaplarda bazi yer ve sahis isimleri bütünlügü bozmayacak sekilde çikartilmistir. Yüksek makamlarinca gerek görüldügü taktirde bu belgelerin asillari Idare'den istenebilir.

10. Mehmet Eymür Hakkindaki Iddialar

Mehmet Eymür'ün ABD'ye tayinini müteakip ve Türkiye'den ayrilmasindan hemen önce, Susurluk Olayi neticesinde ortaya atilan iddialar nedeniyle zamanin MIT Müstesari Sönmez Köksal tarafindan Mehmet Eymür'e sual açilmis ve ABD'ye gider gitmez cevaplayarak yollanmasi istenmistir. Esasinda bu usulen açilmis bir sualdir. Zira zamanin Müstesari'nin Mehmet Eymür'ün görevle ilgili bütün faaliyetleri hakkinda bilgisi mevcuttur ve bu sebeple iddialarin dogru olmadigini bilmektedir. Nitekim Sn. Sönmez Köksal Basbakan'a ve Basbakanlik Teftis Kurulu Baskan V. Kutlu Savas'a Mehmet Eymür'ün faaliyetlerinin kendi bilgisi dahilinde oldugunu ifade etmistir. Buna ragmen, zamanin Basbakani Mesut Yilmaz'in Mehmet Eymür'ün MIT'ten uzaklastirilmasi yönündeki baskilarinin devam etmesi üzerine Sn. Köksal bu suali açmistir:

Sual:

"Sayi: 12.070.00.001/17918
Konu: Hakkinizdaki Iddialar

Sayin Mehmet Eymür

Hakkinizda ileri sürülen iddialar ek'te yeralmaktadir. Konuya iliskin görüslerinizin bildirilmesini rica ederim. Sönmez Köksal, Müstesar

EKLER: (2 Ad.)

EMNIYET GENEL MÜDÜRLÜGÜ ISTIHBARAT DAIRE BASKAN YARDIMCISI HANEFI AVCI'NIN 04.02.1997 TARIHINDE TBMM SUSURLUK KOMISYONUNDA YAPTIGI AÇIKLAMALARINDA MIT MÜSTESARLIGINDA GÖREVLI MEHMET EYMÜR'Ü KONU ALAN IDDIALARI;

(1) Mehmet Agar, ona bagli Özel Harekât Daire Baskanliginda Ibrahim'in ve Ibrahim'in altindaki ismi çikan bugün 5-10 tane polis var, Korkut Eken'e bagli ise sivil insanlar var. Bu sivil insanlarin büyük bir kismi da geçmiste yatmis, çikmis, ismi bugün bütün basinda yer alan insanlardir. Bu iki grup birleserek bu olusumu olusturdu. Bunlar, bu PKK yanlisi insanlarla böyle mücadele edilmesi gerekir diyerek, illegal birtakim eylemlere giristiler. Ayni dönemde, Mehmet Eymür ve ona bagli kendi çevresindeki, bir kismi Özel Harpten geçmis subaylardan olusan bir kismi, yine ayni saydigim sekilde,asiri ülkücü ve mafya dedigimiz insandan olusan bir grup var; o grup da ayri bir harekete geçiyor.

Yine, JITEM'e bagli., birtakim insanlar, yine ayni sekilde harekete geçtiler. Hangi olaylari hangilerinin yaptigini çok net olarak bilemiyorum veya bunu o kadar açik da bilmek mümkün degil; ama, bilinen, iste, o zamanki Behçet Cantürk'ün, Savas Buldan'in ve beraberinde gelisen bes on tane eylemin bu gruplar tarafindan yapildigi, birtakim bombalamalarinda bunlar tarafindan yapildigi çok açik olarak biliniyor.

Diger bölgelerde ne yaptiklarini çok net olarak bilemiyorum; ama, buradaki olaylarin adresleri, bunlar tarafindan yapildigi konusu bizce kesindi. Bir müddet sonra, artik bunlarin eylem yapacaklari hedef de kalmamisti ve eylemlerini hakli gösterecekleri, ne kendilerine ne de kamuoyunu ikna edecek herhangi bir sey yoktu; çünkü, olaylar durdurulmustu, belli oranda azalmisti; ama, yukarisi eylemleri durdursa bile, altta, bu eylemler dolayisiyla, bir araya gelme dolayisiyla, egitimleri dolayisiyla çok ciddî bir samimiyet meydana gelmisti bu gruplarla, mafyaci insanlar arasinda. Bunlar, öyle gördüler ki, bu mafyaci insanlar çok para kazaniyor, korkunç paralar kazaniyorlar ve çok kolay hareketlerle para kazaniyorlar. Bu defa, Emniyetteki polislerle, sivil, mafyaci insanlar, Milli Istihbarattaki birtakim görevli insanlarla, yine mafyaci insanlar, JITEM'deki yine subaylarla birtakim mafyaci insanlar, birtakim eylemlere giristiler ve bu defa, resmî gibi gösterdikleri, devlet isi gibi göstererek kendi sahislarina hizmet eden birtakim olaylara girdiler.

Tabii, bunlarin öyle bir sifatlari var ki, normal zabitanin, normal polisin, normal Jandarmanin bunlara müdahale etmesi mümkün degil. En azindan, ben görevliyim diyor, görev ugruna yaptigini iddia ediyor veya görüldügü zaman, bu resmî bir görevimdir diyor. Hiçbir zabita mensubu da, baska bir görevi aksatmak ugruna bir girisimde bulunamaz, bulunmaz daha dogrusu ve bunlar,bugün öyle çigirindan çikti ki, bana göre, su anda, Türk devletinde çok ciddî bir olay halindeler. Istanbul'da bütün zengin isadamlarina müdahale edebiliyorlar, bütün yabanci, azinlik olan isadamlarinin hepsini haraca tabi topluyorlar; hatta, su anda basina intikal etmis olaylar var, bir kismi dogru, bir kismi yanlis; intikal etmeyen 13 kat daha olay var. Kimi insanlarin çocuklari kaçirilmis para alinmis, kimi insanlar tehdit edilmis para alinmis ve öyle ki, bu artik denetlenemez bir hale gelmis. Su anda bile, bu adamlar, belki bu komisyon veya bu takim olaylar çok sorusturuldugu için bir müddet duruyormus gibi gözükse bile, herkes yerli yerinde duruyor.

Bu, adamlar, iki gün sonra yine faaliyetlerine devam edecekler ve bu noktada eger, gerçekten ciddi müdahale edilemezse, bir daha müdahale etme sansimiz çok da zorlasir.

(2) Milli Istihbarat içerisindeki birtakim unsurlar bu adamlarla irtibatli, orada yapilacak her hareketi bu adamlar hissediyorlar. Jandarma içindeki unsurlarla irtibatlilar, yine, ayni sekilde bu adamlar, hemen erken haber alma imkânina sahipler. Örnek vermek gerekirse, belki, bunlar, bir kismi, sizde daha fazlasiyla vardir, bir kismi basina da yansidi; onlarin bir kismini açiklamak istiyorum veya kendim, oradaki yorumlarimi söylemek istiyorum. Mesela, üstünde çok iddia edilen, iste, "Yesil" denilen bir vatandas var. Bu vatandas, geçmiste, Güneydoguda, Jandarma tarafindan eleman olarak kullanilan, bilgi alinan bir vatandas, belki, baslangicinda çok iyi niyetli, çaliskan, gerçekten oralara kosturan bir insan; ama, daha sonrasinda, bu adam, bu gruplarin içerisinde en büyük para tahsilatçisina dönüsüyor. Iste, benim hatirlayabildigim kadariyla, iste, Kocakayalar soyadli, meshur, Diyarbakirli adamlar var. Yine, iste, size de geldi, ifade verdi Senar Er'in kendisi var, yine, Hursit Han var, yine, Selim Isik var; bu adamlar da telefon açip, iste, sunu sunu ben öldürdüm, biz kontrgerillayiz, bize para vereceksin diye, milyon dolarlar mertebesinde paralar isteniyor. Hatta, hatirlarsiniz, iki Iranli kaçirilmisti ve bu Iranlilarla ilgili de yine, bu adam tarafindan telefon açilip, para isteniyor ve Ziraat Bankasi Ankara Heykel Subesinin 0123843 No.lu hesabina para yatirilmasi isteniyor.

Bu paralar, bu hesaba yatiriliyor ve bu adamin sahte kimligiyle götürülüp, paralar çekiliyor. Bu paralarin çekildigini, bu adamin bu parayi aldigini hem Jandarma hem Milli Istihbarat biliyor; ama, su anda, "bu adam, Milli Istihbarat tarafindan resmen eleman olarak kullaniliyor Eymür ve arkadaslari tarafindan.

Tabiî efendim; yani, bu dört dörttür. Açip sorsaniz inkar edemezler. Kendileri tarafindan kullaniliyor, kendilerinin bagli elemani ve sürekli, de görüsüyorlar; yani, karsilikli, sürekli bir görüsme halinde. Incelediginiz zaman her iki tarafin telefonlarindan, irtibatlarindan, açik açik gözükecektir bu yani. Yine, ayni insan, Jandarma JITEM ile her gün içli disli beraberdir.

(3) Hadi Özcan, sürekli MIT'le görüsen bir insan, özellikle MIT'te Duran Firat onlarin ayak islerini yapan astsubay kisi, Eymür'ün ve bütün kirli isleri yaptiklari insan. Akliniza gelen bütün mafyacilarla irtibat ve iliskisi vardir.

(4) MIT Tarik Ümit olayiyla ilgili çok seye sahip, birçok bilgi vardi, neyse, nedense mahkemeye bu olaylarin tamamini açiklamiyorlar. Daha çok öbür tarafa karsi belki Mehmet Beye karsi tehdit unsuru olarak kullanmak istiyorlar.

Halbuki olayla ilgili çok farkli bilgileri olmasi lazim, benim aldigim bilgiye göre. Zaten, Jandarmanin yaptigi tahkikati da en geri planda hep kendileri bilgi aktariyorlardi ama, buna ragmen her seyi orta yere dökmüyorlar. Yine benim orada bildigim kadariyla . Hakki Yaman, Tarik Ümit Kibris'taki banka olayi var, tam sirrini çözemiyorum ama, o bankaya Eymür'ün de degisik bir isimle ortak olmasi lazim. Birtakim özel islerde de kullanmak üzere, bu bankaya da ortakligi olmasi lazim, istihbaratim, bir duyumum var. Yine, Hakki Yaman, bu olaylarla ilgili epey bilgi sahibi olmasi lazim zannediyorum. Hatta Hakki Yaman bu Tarik Ümit olayi ve sonrasinda iste Mehmet Eymür'ün düsüncelerine hizmet etmiyor, onlarin yaninda hareket etmiyordu. Farkli bir çizgiye gitmisti. Onun hakkindaki birtakim bilgileri basina ve dolayli yöntemlerle sizdirarak Eymür'ün onun kendisine gelmesine kendisine anlatmasini veya kendisine yanasmasini dahi birtakim manevralar yaptiklarini biliyorum.

(5) Antepli Yaprak TV'nin sahibinin kaçirilmasinda fiilen olayda oldugu iddia edilen, hatta arabanin içerisinde parmak izleri bulunan , Müfit Sement diye bir eski firarilerden bir adam var. Bu adam aslinda MIT'in kullandigi bir adam, Eymür'ün bire bir görüstügü bir insan.

(6) Yaprak, iddiaya göre birinci defasinda kaçirilmis Emniyetçiler tarafindan kaçirilmis veya Mehmet Agar ve ona bagli ekip tarafindan kaçirilmis. Bunun üzerine Eymür, Müfit Sement'i ayartarak bakin size kazik atildi siz bu adami götürün sorgulayin, olayin dogrusunu bulursunuz diye bu adamlarin bu olayi ikinci defa kaçirma olayinin organizesini tahrikçi olarak kullanmis ve bu olayin içine fiilen sokmustur. Bu olay sonrasi kendisi Müfit Sement'in kurtulmasi konusunda, Yaprak TV'nin sahipleriyle bu adam benim adamim, aslinda bu adama yardimci olun bu adami katmayin, bu adamla ilgili ifadenizi degistirin gibi onlarla böyle bir baski yaptigi ve onlarla irtibat kurdugunu duymusum.

Herkesin iddiasi, adam iki defa kaçirildi, birinci defa kaçirilisi, bu sebeptendi, ama, ikinci defa kaçirilisi da, bu birinci kaçirma olayinda elde edilen paranin paylasilmasi, bölüsülmesinde birtakim ortaklara kazik atildi iddiasiyla kaçirilmasidir. Bu konuyla ilgili zannediyorum yine Eymür'de çok fazla bilgi olmasi lazim, bu olayin dogrusunu, aslini bilmesi lazim. Ama, galiba direkt söyleme yerine el altindan sizdirma yöntemleri deneniyor. Çünkü, bu olayin içindeki Müfit'in kendisiyle direkt görüstügü veya kullanildigi çok açikça herkes tarafindan biliniyor.

(7) Olayin özünde Mehmet Agar'la Eymür'ün bir çeliskisi var, bu baska zamanda, baska zeminlerde de olmus. MIT içerisinde bir grup var, demin de size anlattigim gibi, Mehmet Eymür ve beraberindeki bir grup hep illegal insanlarla çalisma... Iste asiri sagci, yatmis çikmis bu ülkücülerle beraber hareket ettigi kendisine bir görev biçimi bilmis, hep onlarla hareket eden, onlarla oturup kalkan. Bir de Mehmet Agar'in kendisi ya da ona bagli Ibrahim ve Korkut, onlarin adamlariyla bunlarin arasinda bir sogukluk, bir çatisma var. Yoksa MIT'in kendi klasik istihbarat görevi yapan unsurlariyla Emniyetin klasik istihbarat yapan unsurlari arasinda hiçbir sorun yok. Yani, böyle bir dövüs, kavgaya hiç gerektirecek bir olay yok. Belki bir tatli rekabet varsa bile böyle ciddi bir çeliski yok. Ama, bunlar arasindaki çeliski o kadar büyümüs ki, belki siz de biliyorsunuz, artik kendileri dövüsüp kavga etmiyor da onlara bagli olan alttaki mafyaci unsurlar bile kavga ediyor. Iste diyelim ki, kim Sedat Peker veya Drej Ali su gruptan ama, bunun karsisinda Hadi Özcan'la Yesil mafyasi da öbür tarafin grubunda, bunlar birbirini öldürmeye çalisiyor. Yani, süzme bir sahne.

Bunlarin hepsini belki siz benden çok daha iyi biliyorsunuz. O çeliski yukari ve MIT-Emniyet çeliskisi diye gösteriliyor.

Aslinda öyle degil, isin asli bu adamlarin kendi arasindaki çeliski ve bunlari bizim büyük bir çogunlugumuz yani, MIT'in yüzde 90'inin Emniyetin de yüzde 98'inin hiç alakasi olmayan seyler.

Bizde istihbarat bölüsülmüyor, her sey herkese aktariliyor ama, bölüsme degil. Aslinda bizim birazcik pasifize olmamiz isteniyormus gibi geliyor bana. Yani Emniyet istihbarat pasifize olsun. Olaylara bu kadar inisiyatif koymasi belli bir rahatsizlik var.

Su anda hiç çalismaksizin, korkunç paralarla oynayan insanlar var. Çok lüks içinde yasiyor, altlarinda büyük arabalar, Mercedes'leri, Jeep'leri... Bu adamlar kendi içlerinde artik silah çekecek hale gelmisler. Herkes birbirinin açigini ariyor. Yani, o kadar rahatlik olmus ki, yani birbirlerini ele geçirme savasi verilir hale gelmis, birbirine karsi silah kullanacak pusu kuracak hale dönüsmüs bu adamlar. Ben kendi bulundugum illerde bu bilgilerimi üstlerime aktariyordum. Sifahi aktariyordum, istenirse yazili da verebilirdim;

(8) Emniyet, MIT, Jandarma diyelim, üçe bölelim. Emniyet içerisinde Ibrahim Sahin'e ve Korkut Eken'e bagli gruplar aslinda bir grup, ama, Korkut Eken sivil kisilerle irtibatli, Ibrahim, resmi polislerle irtibatli. Yani, iki ayri grup ama, baslarindaki insanlar farkli. Milli Istihbaratta Mehmet Eymür ve ona bagli bir grup var, içlerinde bir kismi asker, özel harpten geçme oradaki insanlar, özellikle Duran Firat, en basta, orada bir grup var, onun sivil unsurlari var.

Jandarmada eskiden JITEM'di simdi o da Jandarma Istihbarat Baskanligi ve Istihbarat Gruplari olarak degisti, onlara bagli bir gruplari var. Bunlar baslangiçta kuruluslari, vatan millet, hizmet teröristlerle daha degisik yöntemlerle hesaplasacagiz diye ortaya çiktilar ama,su anda hepsi de mafyacilik yapiyorlar. Baska hiçbir sey yapmiyorlar.

Bu Kâsif Yüzbasi da, Duran Firat dedigimiz insan da hepsi Eymür'ün grubu... Kâsif Yüzbasi?.. simdi rütbesi daha büyümüs olabilir. Öyle duymusum ama su anda orada mi ayrildi mi bilmiyorum. Eymür'ün grubunda en meshur ismi duyulan, Yesil var. Hadi o gruptandir; Duran resmi görevli sonralari yani, onlarin etrafinda yine kümelenmis, isimlerini belki pek netlestirmedim, ama 5-l0 kisilik adamlari var.

(9) Bu örgütlenmeyi baslangiçta jandarma kendi sistemi içinde yapti, baslarini o zamanlar Cem çekiyordu, daha sonra gelenler devam ettirdiler ve hepsi bu isin içindeydi. Emniyette Mehmet Bey, Ibrahim Sahin, Korkut Eken baslatti ve devam ettirdiler ama, son dönemde bakanligiyla birlikte sanki bu isleri kendisi birakmis, ara vermis gibi bir hal hissediliyordu, açik olarak ama, alttaki adamlar devam etmis. Milli Istihbarattaki ise Mehmet Eymür tarafindan kuruldu, devam ettiriliyor ve halen de faal.

(10) Istihbarat örgütleri, istihbaratçilik sifatiyla katilmiyor oraya; yani, istihbarat örgütü dediginiz zaman, orada, bir tek göreceginiz Mehmet Eymür ve onun yaninda grup vardir; o da, MIT adina degil, kendi, böyle karizmatik bir sey ortaya çikmis, birtakim irtibatlara dayanarak, MIT içerisinde, MIT Müstesarindan daha farkli bir konumda hareket ediyor. Yoksa, MIT'in çogunlugunun hiç bu adamlarla alakasi yoktur ve bu adamlara karismazlar yani.

(11) Simdi, Tarik Ümit, daha öncesinde, iste, Emniyetin demin anlattigim o sivil grubun içerisindeki bir kisi, hatta, bu sivil grubun yaptigi birtakim eylemlerde, Tarik Ümit'in evi,bürosu falan kullaniliyor, imkânlari kullaniliyor. Tarik Ümit, sonra -benim degerlendirmelerime göre, istihbari bilgi burasi- birtakim insanlara sizden de hesap sorulacak, siz de yok edileceksiniz diye para aliyor ve bu arada saf da degistiriyor iste. Millî Emniyet safina geçiyor. Tarik Ümit, aslinda, bildigi birtakim seyleri hep anlatiyor Eymür'e. Ben, zannediyorum, bunun, Tarik Ümit'in anlatimlarinin bandi bile var; ama, bu çikarilip, verilmiyor. Baska türlü,el altindan sizdiriliyor; çünkü, bazi sizan seyler basta türlü sizamaz zaten. Basina sizdiriliyor, öbür tarafa gözdagi veriliyor veya böyle bir yöntemle mücadele ediliyor.

DÜNDAR KILIÇ'IN IDDIALARI

(1) 1980 yilinda M. Eymür, Atilla Aytek ve Tarik Ümit (Anilan dönemde D. Kiliç'in yaninda katiplik yapar)'in Çelik Döküm Fabrikasini gasbettikleri,

(2) Bu sahislarin D. Kiliç'i imhaya yönelik olarak Isviçre'den "D. Kiliç Ermenilerle anlasmis, Konsey üyelerine suikast yapma hazirliginda" içerikli bir ihbar mektubu gönderdikleri ve bunun üzerine 5 yil 1 ay 1 gün cezaevinde yatmasina sebep olundugu,

(3) Ugur Çakici'nin öldürülmesini Semra Özal ve Mehmet Eymür'ün hazirladigi,

(4) Nasrullah Ayan'in halktan topladigi yaklasik 3-4 trilyon TL.-'nin büyük bir bölümünü M. Eymür'ün aldigi,

(5) T. ÜMIT'in Istanbul'da D. Kiliç'in adamlari tarafindan biçaklanmasi üzerine yakalanan Zekeriya ÜLKÜCÜ adli sahsin, Emniyet Md. deki sorgusunda M. Eymür'ün de aralarinda bulundugu sahislarca öldürüldügü,

(6) Türkiye'de olan Alaattin Çakici'nin yerini M. Eymür'ün bildigi."

Cevap:

Tarih: 08.10.1997
Konu: Hakkimdaki Iddialar

ILGI: Müstesarlik makaminin ..... 1997 tarih ve 12.070.00.001/17918 sayili emri.

Makamlarinca da bilindigi ve belirtildigi gibi hakkimda çesitli iddialar mevcuttur. Esasinda bu ve benzeri iddialar, 1988 öncesi dikkate alinmazsa, tekrar göreve döndügüm 1994 yilindan beri sistemli bir sekilde devam etmektedir. (Özel ekip kurdugum, Behçet Cantürk ve diger yargisiz infazlari yaptirdigim, Ugur Mumcu'nun öldürülmesi emrini verdigim, Siyasi parti liderlerinin telefonlarini dinledigim, Çiller Çetesine mensup oldugum, Nasrullah Ayan ve Sarp KuraY'la ortak oldugum, Ingiltere'de bir sendikaciyi öldürtmeye çalistigim gibi ve daha bir çok asilsiz ve özellikle devlet yönetimindeki kisilerde itimatsizlik ve güvensizlik yaratacak yalan haberler.)

Bu iddialari cevaplamadan önce biraz geriye dönmek, meslek hayatima deginmek, bu iddialara sebep olan nedenleri ve günümüze kadar yansiyan bazi gelismeleri açiklamak istiyorum.

Uzun yillardan beri çalistigim Teskilatimizda hep aktif görevlerde bulundum. Meslek hayatim casusluk, organize suç ve terörizm konulari ile ugrasarak geçti. Sayisiz önemli vaka ve operasyonel çalismada yer aldim ve birçogunu bizzat yürüttüm. Meslek hayati benim kadar dolu ve aktif geçmis, tecrübe ve deneyim kazanmis baska bir mensubumuz oldugunu sanmiyorum.

Genellikle basarili bir sekilde gelisen ve yükselerek seyreden meslek hayatimi etkileyen birkaç dönüm noktasi vardir.

Bunlardan birincisi ABD ve Ingiliz Istihbarat Servislerine para karsiligi casusluk yapan Savasman olayidir.

Savasman'in basarili bir sekilde suçüstü yapilarak yakalanmasindan sonra basinda faaliyetin düzmece oldugu, faaliyeti yürütenlerin mesleklerinde yükselmek için bu tertibi hazirladiklari gibi haberler yayildi.

Savasman, o tarihlerde cezaevinden Genelkurmay'in üst kademelerinde bulunan sinif arkadaslarina mektuplar yazarak kendini acindirdi, beni suçladi. Benim kendisine çok iskence yaptigimi ve zorla ifade imzalattigimi söyledi.

Söyledikleri tamamen yalandi.

Savasman'in yakalanmasindan sonra Dogu Perinçek'in yönetimindeki Aydinlik gazetesinin basini çektigi "teshir, hedef gösterme ve karalama" kampanyasi baslatildi. Bu güçler tarafindan kontr-gerilla ve iskenceci olarak kamuoyuna takdim edildim. Ev adresim, benim (yanlislikla bir baskasinin resmi) ve evimin fotograflari yayinlandi. Bu karalama ve pasifize etme kampanyasi, zaman zaman yeni senaryolar ilavesi ile, günümüze kadar devam etti. Bir istihbaratçi olarak bu iftira kampanyasinin kaynagini ve nedenini tahmin etmenin pek zor bir sey olmadigini düsünüyorum.

Mesleki hayatimi etkileyen diger bir vaka, eski CHP milletvekili Nurettin Karsu'nun oglu ile ilgili hadisedir.

Meslek hayatimi belki de en çok etkileyen ve etkilemeye devam eden "MIT Raporu" olayina deginmeden önce bir parça rapor öncesi dönemi izah etmek istiyorum.

1965-1975 yillari arasinda Istanbul'da çalistim. Burada özellikle sikiyönetim sirasinda ve bilahare 1983'den sonra Müstesarlik Karargahinda, "organize suçlar ve kaçakçilik"la ilgili birçok görevler aldim. Bu sorusturmalar sirasinda, yeralti dünyasinin karanlik labirentlerinde dolasmak ve bu dünyayi ögrenmek imkanim oldu. Yeralti dünyasinda, menfaat, para ve güç disinda hiç bir mefhum ve ideoloji geçerli degildi.

Terör uzmani ve kahraman bir polis sefi silah kaçakçilari ile ortakti, Cinayet Masasi Amiri yeralti dünyasinca islenen cinayetleri ört bas etmekle görevliydi, valiler babalara mektup yazip makam arabasi hibe etmesi için ricada bulunuyorlardi, Emniyet Genel Müdürü ünlü bir baba tarafindan tayin ettirilmisti, üst rütbeli bazi subaylar taninmis bir gazinoda bedava bir yemek veya çocuklarinin dügününe sanatçi yollanmasina karsin babalarin askerlik islerini takip ediyorlardi, devleti idare eden etkin kisilerin çocuklari yeralti dünyasinin ünlüleri ile iç içe ticari islere girmislerdi, polis sefleri ünlü babalarin silahlarini tasiyor, fedailigini yapiyorlardi, ülkenin kaderini degistiren ihtilal lideri generallerden birine dünyaca ünlü bir uyusturucu kaçakçisinin Isviçre'de villa aldigi ve çantayla para verdigi söyleniyordu.

Sorusturmalar, önemli makamlara ulasinca kestiriliyor veya ifadeler degistiriliyordu. Neticede kanunlarin bosluklari, kaba güçten korku, para gücünün her seyi örtbas etmesi ve satin almasi, resmi kisilerin "müesseseler yipranmasin" gibi kisir bir zihniyetle korunmasi, ihmal, ciddiyetsizlik ve umursamazlik, kanunsuzlari ve kanunsuzluklari gittikçe güçlenerek günümüze kadar tasidi. Günümüzde siyasi güç de kazanan yeralti dünyasi kendisinle ugrasan resmi görevlilerden çekinmemeye ve hesap sorar hale geldi.

1980 yilinda .........(yurtdisi) tayin edildim. Öncelikle verilen görev, ......... Türkiye'ye yönelik silah kaçakçiligiydi.

Burada tek basima olmama ve siki bir takip ve kontrol faaliyeti altinda tutulmama ragmen basarili çalismalar yaptigim kanaatindeyim. K/ESP ünitemizde bulunan ve ......... Istihbarat Servisinin benim ......... faaliyetlerim ile ilgili raporu, benim mesleki yeteneklerim açisindan bir referans ve gurur duyarak hatirladigim bir belgedir.

......... iki yil sonra geri çekilerek Mardin'e tayin edildim.

O tarihlerde ......... Kuvvetleri Komutani olan ........., beni sahsen tanir ve takdir ederdi. Zamanin Müstesar Yardimcisina telefon edip, benim Kibris gibi güvenli bir yere rotasyona tabi tutulmami önermis. Müstesar Yardimcimiz cevaben "benim Mafya ile iliskili oldugumu" ve bu sebeple Türkiye'ye geri çekilmem gerektigini belirtmis. Esasinda üzülerek belirtmek gerekirse bu Müstesar Yardimcimizin kendisi bir çok karanlik iliskinin içindeydi. Nitekim emekli oldu ve Kemal Horzum'un yaninda çalismaya basladi.

Mardin'de bir yil kaldim. Bu bir yil zarfinda Teskilatin ve Sikiyönetim makamlarinin takdirini kazanan bir çok basarili operasyonu yürüttüm. 1982 yilinda Karargahta, K/Esp bünyesinde kurulan Kaçakçilik Subesine tayin edildim.

Ben Ankara'da göreve baslamadan önce Sikiyönetim makamlarina silah kaçakçiligi ile ilgili bir ihbar yapilmis ve bu konuyla ilgili Genel Kurmay Baskanligi'nda yapilan bir toplantidan sonra Teskilatça Dündar Kiliç'in izlenmesine karar verilmisti. Artik Teskilat'daki bazilari da kaçakçilik ile terör arasinda dogrudan bir iliski bulundugu kanaatine nispeten katiliyorlardi.

Bakirköy Akil Hastahanesinde çalisan ......... isimli bir doktor da Cumhurbaskanligi makamina Dündar Kiliç'in bu hastahanede yürüttügü kanunsuz faaliyetler hakkinda önemli açiklamalarda bulunmustu.

Neticede eski bir suçundan dolayi mahkumiyet karari bulundugu anlasilan Dündar Kiliç'in yakalanmasi ve cezaevine konulmasina karar verildi. Konunun Cumhurbaskanliginca yakinen takip edilmesine ve bu makamca Istanbul Sikiyönetim Komutanligina, Valilige ve Emniyet Genel Müdürlügüne talimat verilmesine ragmen Dündar Kiliç güvenlik kuvvetlerince bulunup yakalanamadi!

Sonuçta alinan talimat üzerine o tarihlerde yakin koordine ettigimiz Atilla Aytek'in basinda bulundugu Emniyet Kaçakçilik Daire Baskanligina ait bir ekibi gizlice Istanbul'a yolladik. Teskilattan birkaç personel de bu ekibe katildi.

Ancak Dündar Kiliç'in çok gizli tutulmasina ragmen operasyondan haberi olmustu. Kendisine haber verenlerden biri Atilla Aytek'in Yardimcisi Tahsin Gürdal (halen Kemal Horzum'la birlikte çalismaktadir), digeri ise Teskilat mensubu Haci Ali Aslan'di (Nuri Gündes'in yakini).

Haber alip saklanmasina ragmen özel ekip Dündar Kiliç'i Istanbul'da yakaladi ve sorgulanmak üzere Müstesarlik Karargahina getirdi. Planlamaya göre Dündar Kiliç'in disinda Behçet Cantürk ve Abuzer Ugurlu da alinacakti. Yeralti dünyasina karsi kesif bir çalisma baslatilmisti. Çok yakin çalistigimiz Emniyet Kaçakçilik Daire Baskanligi bir çok yeralti mensubunun yani sira Behçet Cantürk'ü de aldi.

Önemli isimlerin alinmasi yeralti dünyasinda panik yaratti. Birçogu Türkiye'yi terk etti. Dündar Kiliç, Behçet Cantürk ve digerleri yeralti dünyasinin uyusturucu, silah, terör, cinayet ve casuslukla kaynasmis karanlik dünyasi ile ilgili önemli ifsaatlarda bulundular. Açiklamalarda çesitli kesimlere mensup bir çok önemli isim yer aliyordu. Bu isimler arasinda bazi Teskilat personeli de vardi. Nuri Gündes'in bana yönelik bitmek tükenmek bilmeyen husumetinin önemli bir nedeni bu husustur.

Sorusturma devam ederken, yeraltina yakin kaynaklardan bu görevden alinacagima dair bilgiler gelmeye basladi. Ben bu söylentileri ciddiye almiyordum. Ancak kisa bir süre sonra Beyrut'a tayinim çikti. Gerekçe olarak Beyrut'un zor bir post oldugu ve buraya benim gibi basarili bir personelin planlandigi bildiriliyordu.

Bu tayine siddetle karsi çiktim. Zamanin MIT Müstesari Burhanettin Bigali'ya resmi bir dilekçe ile basvurarak bu tayinin yapilacagini yeraltina yakin kaynaklardan önceden ögrendigimi, bunu Mafyaca yaptirilan bir tayin olarak mütalaa ettigimi söyledim. Dilekçemi geri almam ve ailevi nedenler göstermem halinde tayinimi düzeltecegini, ancak eski yerimde kalamayacagimi belirtti. Belki, bazi seyler onu da asiyordu.

Neticede MIT Okuluna tayin edildim, Kaçakçilik Subesi de kapatildi. Herhalde sorusturmalardan alinan sonuçlar birilerini rahatsiz etmisti.

MIT raporunun kaleme alinmasi zamanin Müstesari Hayri Ündül'ün bu konularda benden bilgi istemesi ile gündeme gelmistir.

O tarihlerde Banker Bako olayi aktüeldi. Kaynaklardan bu konu ile ilgili birçok bilgi gelmisti. Bako ile ilgili bilgileri düzenlerken Müstesarin talimatini da dikkate alarak konuyu genislettim. "Raporu Banker Bako olayi, Yeralti-Polis-Siyasetçi iliskileri seklinde hazirladim".

Ilk hazirlanan rapor kisaydi. Müstesar Yardimcimiz Hiram Abas'a arz ettim ve raporu daha genisletecegimi söyledim.

Hiram Bey raporu begendi. O tarihte Basbakanlik Müstesari ......... Içisleri Bakanligina vekalet ediyordu. "Bu Bako konusuna çok önem veriyorlar. Bu hali ile ......... bir nüsha götür, kendin teslim et" dedi. Talimatini yerine getirip ......... bir nüsha verdim, çok memnun oldu.

Daha sonra raporu arsiv bilgileri ile genisleterek, tamamladim. Bir nüshasini istegi üzerine Erkan Gürvit'e ben verdim. Diger bir nüsha Hiram Bey tarafindan zamanin Basbakani Turgut Özal'a verildi.

Neticede, "MIT Raporu" olarak adlandirilan ve günümüzde ihtiva ettigi istihbari bilgilerin çogunlukla dogruluguna kanaat getirilen bu belgenin açiga çikmasi, benim meslek hayatimin uzun bir süre için durmasina neden oldu, emekliligimi istedim.

Bes yil sonra yeniden meslegime dönmem gündeme gelince ilk tepkiler raporda yer alan kisilerden gelmis. Mehmet Agar, Ünal Erkan ve Nevzat Ayaz bir toplanti sonrasi zamanin Basbakani Tansu Çiller'e yanasarak "böyle bir haber aldiklarini, bunun Polis Teskilatinda infial yaratacagini söylemisler". Bu üstü kapali tehdit tutmamis.

Yeniden meslege basladigimda kendi kendime bu konulardan uzak kalmaya söz verdim. Memleketime ve meslegime faydali isler yapmayi planliyordum. Dönüsümden rahatsiz olan çevreler ve bunlarin Teskilat içindeki uzantilari buna yeterince imkan tanimadilar.

Susurluk kazasi sonrasinda bazi hakikatlerin ortaya çikmaya baslamasi, bu menfaat ve suç organizasyonunda büyük rahatsizlik ve telas yaratti. Gündemi degistirmek, projektörleri kendi üzerlerinden baskalarina çevirmek için senaryolar üretmeye, iftiralar atmaya basladilar. Televizyonlara çikartilan PKK'li itirafçilar ve Hanefi Avci bu senaryolarin bir parçasiydi.

Bu noktada, olaylarin tam ortasindaki insandan, Mehmet Agar'dan bahsetmek istiyorum.

Mehmet Agar'i uzun yillardan beri tanirim. Karargahta Kaçakçilik konularina bakarken bir gün eski bir memurum olan ......... arayarak Istanbul Asayis Sube Müdür Yardimcisi Mehmet Agar'in hem Siyasal Bilgilerden hem de mahalleden (Bahçelievler) yakin arkadasi oldugunu, bir sorunu için beni aramak istedigini söyledi. Telefonumu verebilecegini belirttim.

Aradi ve görüstük. Ifadesine göre ünlü bir filmcinin de isminin geçtigi bir rüsvet olayina haksiz yere adi karismisti. MIT Istanbul Baskanligi bu hususu Karargaha yazmis, Karargahin bildirmesi üzerine Içisleri Müfettisleri sorusturma baslatmislardi. Sorusturmanin MIT'in yazisi üzerine açildigi Mehmet Agar'a bildirilmisti.

Istanbul'a bir seyahatim vardi. Gittigimde Bölge Baskani Nuri Gündes'e konuyu anlattim. Önce siddetle reddederek kendisinin böyle bir yazi göndermedigini belirtti. Mehmet Agar'i ne kadar sevdigini ve onun yardimlarini, hizmetlerini anlatti. Tarih ve numarasini verince yaziyi buldurdu ve okumadan imzalamis olabilecegini kabul etti. Neticede Nuri Gündes müfettislerle konusarak olayi kapattirdi.

Bu olaydan sonra Mehmet Agar bana son derece yakinlik gösterdi. Istanbul'a gidislerimde beni havaalanindan aliyor, dönene kadar hiç yalniz birakmiyordu. O tarihlerde bekar oldugumdan, Ankara'ya geldiginde evimde kaliyordu.

Bu yakin iliski, kaçakçilik olaylariyla ilgili çalismalarimiz arttigi nispette azaldi. Her tasin altindan Mehmet Agar çikiyordu. Önce kendisini bir kaç kez uyardim. Bilahare yollarimiz iyice ayrildi.

Susurluk konusuna gelince; acaba bu olay tam manasi ile çözülebilecek midir? Kanaatimce Susurluk olayinin tam olarak çözülmesi zordur. Zor olmasinin nedenleri söyle siralanabilir:

Son yillarda iki tip illegal faaliyet yürütülmüstür. Bunlar devlet yararina olduguna inanilan isler ile çikar saglamaya yönelik faaliyetlerdir. Her iki faaliyet de iç içedir. Hukuken bunlari, bu suç, digeri degil diye ayirabilmek mümkün degildir. Devlet yararina olduguna inanilan islerin ifsasi hem ülkeyi zora sokabilir, hem de ifsa edenin "vatan hainligi" ile suçlanmasina neden olabilir.

Genellikle devlet yararina yapildigina inanilan isler, belli bir emir ve komuta zinciri içinde yerine getirilmistir. Emirleri icra eden kisiler, ulvi bir görevi yerine getirdikleri inanciyla bu isleri yapmislardir. Ancak bu tip emirler çogunlukla sifahen verildigi için, bu emri verenlerin sikistiklarinda bu hususu inkar etmeleri ve suçu astlarina atmalari kuvvetle mümkündür. Hatta menfaate yönelik faaliyetlerde dahi icraci kisilerin bilmeden kullanilmis olmasi ihtimal dahilindedir.

Tamamina yansimasa dahi, bir çok olayda, her iki tip faaliyeti yürütenlerin ayni kisiler oldugu görülmektedir. Bu da sahislarin menfaate yönelik suçlardan dolayi itham edilmesini zorlastirmaktadir. Hukuk karsisinda agir neticeler getirebilecek olan diger tip faaliyetlerin ortaya çikma ihtimali emir ve komuta zincirindekileri telaslandirmakta ve bu nedenle bu zincirdekiler menfaate yönelik suçlari hiç bir sekilde tasvip etmeseler dahi, suçlu etrafinda bir koruma halkasi olusturmaktadirlar.

Esasinda suç isleyenlerin baslangiçta devlete hizmet felsefesi ile yola çiktiklari, gözlerinde çok büyüttükleri hedeflerini devletin imkanlarini kullanarak kolayca bertaraf ettikten sonra devletin gücünü kendi güçleri gibi gördükleri, kolayca elde edilen büyük rantlardan sonra devlet islerini tamamen unuttuklari, rahatlikla ifade edile bilinir. Diger önemli bir zorluk, resmi alanda her iki tip faaliyeti yürütenlerin asker, polis ve jandarma Teskilatlarimiza mensup kisilerden olusmasidir. Kamu oyundaki her kirli olayin arkasinda MIT vardir düsüncesinin aksine bu konularda MIT'in rolü, bu suç örgütleri ile irtibatli birkaç kisi ile sinirlidir. Yine de bu dörtlü arasinda, askeri kimligin yarattigi özel dokunulmazlik statüsü ile MIT'in kapali olusu ve kendine has mevzuati, bütün suçlarin neticesine polisin katlanmasi gibi adil olmayan bir sonuca neden olmaktadir.

Bir diger olumsuz faktör olaylari delillendirmededir. Aradan bir hayli zaman geçmis ve birçok iz silinmistir.

Ancak bütün olumsuzluklara ragmen imkanlar zorlanmali, suçlularin bir sekilde cezalandirilmalari saglanmalidir.

Kanunlar, bir toplumun düzenini, refahini saglamak, kisi haklarini korumak için konulan kurallardir. Bu bakimdan adalet dagitanlar, "delil yetersizligi" ve benzeri gibi sebepleri ileri sürerek, mevki, makam, imkan, kudret gibi sübjektif ölçüleri göz önüne alarak, kanunlarin adeta "kanunsuzlugu" koruyan kurallar haline gelmesini saglamaktan kaçinmalidirlar. Bu bakimdan bu tip önemli davalara bakan savci ve hakimlerin bu felsefeye yakin kisilerden seçilmesi, yeterli deliller olmasa bile "kamu yararini" gözetmeleri, "toplumun ve kendilerinin vicdanina" kulak vererek her türlü imkani zorlamalari, kanunlarin tesis edilme nedeninin temel ruhuna ters düsmeyecektir.

Mahkemelerin disindaki özel görevlendirilmis kisilerin her iki tip faaliyeti arastirmalari ve hukuki geçerliligi olmasa da devlet adina bazi hakikatlere varmalari, en azindan ileride alinmasi gereken tedbirler açisindan yararli olacaktir.

Ancak her iki sekilde de, ulasilan bilgilerin gizli tutulmasi, politik amaçli kullanilmamasi zaruridir.

Konularin iyi degerlendirilmesi için verdigim uzunca bilgilerden ve yorumumdan sonra günümüze dönmek ve Hanefi Avci ile Dündar Kiliç'in sahsimla ilgili iddialarini yanitlamak istiyorum.

Emniyet Genel Müdürlügü Istihbarat Daire Baskani Hanefi Avci'nin 04.02.1997 tarihinde TBMM Susurluk Arastirma Komisyonuna verdigi ifadedeki beni ve dolayisiyla Teskilatimi ilgilendiren su hususlar bir araya getirilip toparlandiginda, asagidaki iddialari ihtiva ettigi görülmektedir:

Hanefi Avci'nin bu beyanlari daha da somut bir hale getirildiginde su iddialari içermektedir:

a) Milli Istihbarat Teskilatinin PKK ile mücadele için hukuk disi bir örgüt kurdugu ve bu örgütün basina Mehmet Eymür'ün getirildigi.

b) Mehmet Eymür ve arkadaslarinin çek ve senet tahsilati yapan kanunsuz kisilerle birlikte maddi menfaat temin etmeye yönelik faaliyet yürüttügü, bu çetenin,

c) Yargisiz infaz ve cinayetler yaptigi,

d) Bombalama faaliyetlerinde bulundugu,

e) Bütün zengin, yabanci ve azinlik isadamlarini haraca tabi tuttugu,

f) Çocuk kaçirdigi,

g) Tehditle para aldigi,

h) Mehmet Eymür ve ekibinin MIT içerisinde memuriyet, hiyerarsi ve kanundisi keyfi bir konumda bulundugu,

i) Mehmet Eymür'ün Kibris'ta bir bankaya gizli ortak oldugu,

j) Mehmet Eymür ve çetesinin Yesil kod adli Mahmut Yildirim ve Hadi Özcan'la görüstügü ve isbirligi yaptigi,

k) Mehmet Eymür'ün Mehmet Ali Yaprak'in ikinci kez kaçirilmasina azmettirdigi,

l) Bütün bu olaylarin Mehmet Eymür-Mehmet Agar çatismasi nedeniyle gerçeklestigi.

Iddialara Cevaplar:

1. Öncelikle Hanefi Avci'nin iddia ettigi gibi, MIT Müstesarliginda PKK ile hukuk disi yollarla mücadele etmek, daha dogrusu Hanefi Avci'nin kastettigi manada "yargisiz infazlarda bulunmak" için özel bir grup olusturmus mudur?

Kanaatimce bu yalan beyanin dogrudan muhatabi Müstesarlik makami olmalidir.

Diger taraftan bahsi geçen sahislardan Kasif Kozinoglu benimle kisa bir müddet çalismistir. Makamlarinca bu personelle ilgili menfi kanaatlerim bilinmektedir.

Bahsi geçen sahislardan Hadi Özcan ile hiç bir irtibatim ve dogrudan veya dolayli iliskim olmamistir.

Yesil kod Mahmut Yildirim ile ilgili konular makamlarinca bilinmekte olup, bu konuda verilmis olan arz notlari ve raporlar disinda ilave edilecek herhangi bir husus yoktur.

2. Behçet Cantürk, Savas Buldan ve diger bes-on yargisiz infazla ilgili tarafima yöneltilmis dogrudan bir suçlama yoktur. Ancak benzeri suçlamalar daha önce yapilmistir. Bu tarihlerde görevde olmadigimi belirtmemin yeterli bir cevap olacagini saniyorum.

3. Benim ve maiyetimde çalisanlardan herhangi bir personelin kisisel menfaat temin etmeye yönelik eylemlerde bulunmasi bahis mevzuu degildir. Meslek hayatim bu tip kisilerle mücadeleyle geçti. Bir takim kanunsuz eylemleri resmî görev-devlet isi, gibi göstererek çikar saglamamiz, Istanbul'da bütün zengin, yabanci ve azinlik isadamlarinin haraca tabi tutmamiz, kimi insanlarin çocuklarini kaçirarak, kimi insanlari da tehdit ederek paralarini almamiz, benim ve grubumun MIT adina degil, kendi adimiza faaliyet göstermemiz, benim MIT içerisinde, Sn. Müstesardan farkli bir konumda hareket etmem hususlari insafsizca uydurulmus yalanlardir.

4. Biri Teskilatin elemani olan iki Iranli'nin kaçirilmasi ve öldürülmesi olayi kanaatimce Mehmet Agar - Abdullah Çatli grubunun isidir. Bu konuda makamlarina detayli bilgiler sunulmustur.

Ayni tarihlerde Ankara Em. Müdürü Orhan Tasanlar'in, gözaltina aldigi Yesil Kod Mahmut Yildirim'i bana ve Teskilatimiza monte etme çabalari da makamlarinca bilinmektedir. Esasinda Yesil'in telefonlarini, bankasini, hesap numarasini ve havale edilen parasini detayli olarak bilen Hanefi Avci'nin neden adi geçeni yakalatmadigi, Orhan Tasanlar'in Yesil'i neden serbest biraktigi hususlari arastirilmasi gereken konulardir.

5. Nurullah Tevfik Agansoy ile herhangi bir iliskim olmamistir. Bu husus Yavuz Ataç'in kendisine sorulmalidir. Yavuz Ataç ile ilgili kanaatlerim müteaddit vesilelerle Teskilatin üst kademelerine ve makamlarina sunulmustur.

6. Alaattin Çakici ve Erol Evcil'in Yavuz Ataç ile iliskileri daha önce teferruatli olarak sunulmustu. Bu olayla, ölümden kurtulan Adil Öngen'le olan yakin dostlugum disinda bir iliskim yoktur. Bu konunun da Yavuz Ataç' tan sorulmasi gerekir.

7. Hadi Özcan'la daha önce de belirttigim gibi herhangi bir iliskim olmamistir. Personelim Duran Firat, güvendigim, riskli görevlere yolladigim, üstün vasiflari bulunan bir kimsedir. Genis bir iliski agi ve o nispette istihbarat toplama imkani olan bir personeldir. Ülkeye ve Teskilata yararli üstün hizmetleri olmustur. Tarafimdan tespit edilmis herhangi bir menfi yönü yoktur. Benim hiç bir zaman kirli bir isim olmadigi için Duran Firat'in da böyle bir faaliyette bulunmasi bahse konu olamaz.

8. Tarik Ümit ile ilgili bilgilerim makamlarinca da malumdur. Kibris'taki bankaya gizli ortakligim yalandir. Hayatimin hiç bir döneminde özel hayatimla ilgili gizli bir isim olmadi. Teskilata ait telefonlari dinleyen Hanefi Avci'nin ......... konusundaki çalismalarimizi saptirarak böyle bir iftiraya bas vurdugu anlasiliyor.

9. Mehmet Ali Yaprak'in kaçirilmasi olayinda rol aldigim konusu yine dinlenen telefon konusmalarinin saptirilmasi ile ilgilidir. Bu konuda bazi elemanlarca bilgim disinda ismimin kullanildigi hususu makamlarina teferruatli olarak sunulmus ve sorusturma açilmasi önerilmisti. Olayla ilgili baskaca bir baglantim yoktur. Bu konuda en genis bilgi sahibi olan personelimiz .......... Ayrica konu ile ilgili olarak elemanlarla görüsme raporlari ve ses bantlari mevcuttur.

10. Benim Mehmet Agar ve çevresi ile yillardan beri çekistigim dogrudur. Ancak bu kisisel bir çekisme olmayip, meslegimin geregi olarak yürüttügüm ve yürütmem gerektigine inandigim bir mücadeledir. Bu bir fazilet mücadelesidir.

Neticede Hanefi Avci benimle ilgili olarak son derecede ciddi, önemli ve agir cezayi gerektiren isnatlarda bulunmustur. Ancak bütün bu isnatlari yalanlar üzerine kurulu ve kasitli oldugundan, Hanefi Avci suçlamalari genel bir anlatim tarzi içinde yapmis ve bu suçlamalar ile ilgili müsahhas örnekler verememistir. Yukarida madde madde belirtilen iddialarla ilgili hiç bir somut örnek yoktur. Hanefi Avci, suçlamalarini "telefon irtibatlarina" dayandirmakta ve ifadesinde sekiz kez "telefon baglantilarini incelediginiz zaman" gibi bir gerekçe ortaya koymaktadir.

Gerçek olan bir husus Hanefi Avci'nin MIT'e ait telefonlari ve özellikle tarafimdan kullanilan telefonlari dinledigidir ve makamlarinca malum bazi gizli faaliyetlerimize hulul ettigidir. Hanefi Avci, bunlari çarpitarak, yönünü degistirerek ve ilaveler yaparak kullanmaya kalkmistir.

Hanefi Avci'nin Milli Istihbarat Teskilati'nin mevzuati geregi yürütülen istihbari ve operasyonel faaliyetlere, telefonlari dinlemek suretiyle hulul etmesi ve elde ettigi faaliyet bilgilerini kasitli olarak saptirarak, bunlara ilaveler yaparak bunlari bir suçmus gibi açiklamasi, daha önce yukarida bahsettigim yapilanmanin ne kadar tehlikeli bir hale geldiginin somut bir delilidir. Müstesarligi, içinde çetelerin olustugu denetimsiz bir kurulus gibi tarif eden bu beyanlar ayni zamanda Müstesarlik makaminin yetki ve sorumluluguna tecavüz eden bir davranisi da sergilemektedir.

Dündar Kiliç'a gelince,

Öncelikle Dündar Kiliç, TBMM Susurluk Arastirma Komisyonunca neden dinlenmis ve bu ifadeler alinmistir?

Komisyonu, Susurluk olayi ile hiç bir ilgisi olmayan Dündar Kiliç'i dinlemek üzere kim ikna etmistir?

Sabika dosyasi cinayet, gasp, kaçakçilik, tehdit, sahtekarlikla dolu, bu ülke için askerlik görevini bile yapmaktan imtina etmis, kokain kullanmaktan beyin fonksiyonlarini kaybetmis adi bir suçlunun, komisyon üyeleri önünde, bana, yillarca seref ve haysiyetinle çalismis ve devlette belli bir kademeye gelmis bir güvenlik görevlisine küfür etmesini saglatan kim?

Bence olayin dügüm noktasi burada. Sorgusunu yapip 5 yil cezaevinde kalmasini sagladigim Dündar Kiliç'in beni methetmesi her halde düsünülemez.

Özetle, Dündar Kiliç'in söylediklerinin tamamen yalan, iftira ve ciddiye alinmamasi gereken isnatlar oldugunu, böyle bir sahsin benimle ilgili çirkin isnatlarinin TBMM kayitlarinda bulunmasini üzüntü ile karsiladigimi bu vesile ile belirtmek istiyorum.

Sonuç olarak, dolu dolu yasanan bir meslek hayatinda, hata ve kusurlarim olabilecegini kabul ediyorum. Ancak bu yasima kadar ahlaki ve menfaate yönelik en ufak bir kara lekem olmadi, herhalde bundan sonra da olmaz. Yillardan beri her hareketimi dikkatle arastiran Hanefi Avci'lar, Dündar Kiliç'lar hiç bir açigimi bulamadiklari için "çamur at izi kalir" taktigini kullaniyorlar. Bu sebeple her türlü idari ve adli sorusturmaya açik oldugumu makamlarina vurgulamakta özellikle yarar görüyorum.

Emir ve tensiplerine saygi ile arz ederim. Mehmet Eymür


11. M. Ali Yaprak'la ilgili bant

Sual:

"07/10/97 Yaprak TV'nin sahibi Mehmet Ali Yaprak'in kaçirilmasi ile ilgili bir bandin M. Eymür'de oldugu iddia edilmistir.

Müstesarlikta bu olayla ilgili sadece bir haber raporu bulundugu belirlenmistir. Bu itibarla M. A. Yaprak'in kaçirilma olaylari hakkinda herhangi ses veya görüntü bandinin olup olmadigi, var ise yeri ve kaçirilma konusuyla ilgili bilgilerinizin ivedi bildirilmesini."

Cevap:

08/10/97 Yaprak TV'nin sahibi M. A. Yaprak'in kaçirilmasi ile ilgili bir banttan bahsedilmis fakat bu bant bana veya üniteme intikal etmemistir. Ancak;

1. Olaya karisan eski eleman ...... ile vaki görüsme raporlari ile ses bandi (muhtemelen görüntü bandi da olabilir) Müstesarlikta mevcuttur. Bu görüsmeleri yapan personelin konu hakkinda bilgisine basvurula bilinir.

2. Olayla ilgili olarak, gerek elemani Müstesarliga takdim eden I.B.'in gerekse de benim Sayin Müstesar'a tevdi ettigimiz raporlar bulunmaktadir. Bu raporlarda detayli bilgiler mevcuttur.

3. Birçok asilsiz iddiaya hedef olan M. Eymür'ün Teskilatin bilgisi disinda yürüttügü herhangi bir faaliyet olmamistir.

Yürütülen faaliyetler ile ilgili dokümanlar ise muhakkak Müstesarlik veya ilgili makamlarda bulunmaktadir. Bu bakimdan kaynagi belirtilmeyen bu tip iddialara makamlarinca itibar edilmemesi ve iddia kaynaklarinin amaçlarinin arastirilmasi uygun mütalaa edilmektedir. Iddianin nereden vaki oldugu bildirildigi takdirde ayrica bir degerlendirme yapilabilecektir.


12. Hadi Özcan'la bir MIT mensubunun konusmasi

Sual: "26/01/98 Arena'da yayinlanan Susurluk raporu programinda asagidaki metindeki konusmanin Hadi Özcan ile bir MIT mensubu arasinda geçtigi açiklamasi ve canlandirmasi yapilmistir. Bu konusmanin kiminle yapildigi veya detaylari konusundaki bilgilerinizin ivedi bildirilmesini.

"Simdi sizlere Kocaeli çetesinin lideri olarak taninan Hadi Özcan ile bir MIT görevlisinin yaptigi görüsmenin rapora yansiyan bölümünü sunmak istiyoruz:

MIT görevlisi: Efendim?

Hadi Özcan: Nasilsin abi?

MIT Görevlisi: Hadi hocam. Sen misin?

HÖ: Benim abi. Bir ricam var senden

MIT Görevlisi: Söyle

Hadi Özcan: Veli Albay anormal derecede yükleniyor simdi.,özellikle bu Kürsat hadiselerinden sonra yükleniyor.

Tahminim Sedat PEKER. bag kurdular herhalde veya Kürsat kendisi onlara bir seyler dedi.

MIT Görevlisi: Sedat'in kanaliyla olmustur.

Hadi Özcan: Belki de. buna bir sey söylettiremez miyiz abi ya?

MIT Görevlisi: Simdi Veli Albay ile Aydin'in durumu nasil? Iyi mi onlar?

Hadi Özcan: Burada abi 30-40 kisiyiz biz. Tombaladan bir ay içinde en az 10 milyar lira kazandik. Simdi biliyorsunuz kadin satmak serbest. Tombalalara engel oluyorlar. Simdi kis günü 50'ser milyon lira versem 40 kisiye, 2 milyar lira yapiyor. 4 milyar lira para dagittim. Kimsede 1 lira yok vallahi billahi abi.

MIT Görevlisi: Sen Haci'ya söyle. onun jandarmada tanidigi çok. Benim yok vallahi.

Hadi Özcan: Kasit yapiyor bu Veli Albay bunu."

Cevap:

Bahse konu Hadi Özcan tarafimdan taninmamaktadir. Kendisi ile ne dogrudan ne de dolayli bir temasim ve telefon irtibatim olmamistir. Keza beraber çalistigim arkadaslarimin arasinda da Hadi Özcan'i taniyan herhangi bir personel yoktur. Hanefi Avci'nin ifadelerinden Teskilat mensuplarindan Yavuz Ataç, Kasif Kozinoglu, Duran Firat ile Kontr Terör Merkezine ait ve operasyonel amaçla çesitli kisilerce kullanilan bazi cep telefonlarinin da polisçe kanunsuz bir sekilde dinlendigi anlasilmaktadir. Bu bakimdan adi gecen personel ile bu telefonlari kullanan kisilerden konunun sorulmasi uygun olacaktir.

Görüsme metninde "Haci" lakabi ile anilan ve jandarmada çok tanidigi olan kisi büyük bir ihtimalle Yesil kod Mahmut Yildirim'dir. Hadi Özcan'la görüsen Mahmut Yildirim'in telefonu yaninda bulunan personelimizden birine vermis olmasi veya yine Mahmut Yildirim'in personelimize ait telefon numarasini Hadi Özcan'a vererek personelimizi aratmis olmasi mümkündür. M. Eymür


13. Radikal Gazetesine Demeç

Sual:

"03/02/98 Ilgilerde belirtilen mevzuat, tüm kamu görevlilerinin izin almaksizin basin ve TV'ye herhangi bir demeç veya bilgi vermelerini yasaklamistir. 657 sayili kanunun 15.maddesi ''devlet memurlari,kamu görevleri hakkinda basina, haber ajanslarina veya radyo, televizyon kurumlarina bilgi veya demeç veremezler. Bu konuda gerekli bilgi ancak bakanin yetkili kilacagi görevli, illerde valiler veya yetkili kilacagi görevli tarafindan verilebilir.'' ayni yasanin 125/c-g bendi ''yetkili olmadigi halde basina, haber ajanslarina veya Radyo/TV kurumlarina bilgi veya demeç vermek'' fiilinin ayliktan kesme cezasi ile tecziyesini öngörmüstür.

Hal böyle iken herhangi bir izin almaksizin ve bilgi vermeksizin 02.02.1998 tarihli Radikal Gazetesine bir demeç verdiginiz görülmüstür. Bu nedenle mevcut mevzuata ragmen tarafinizdan bu tür beyanat vermeyi gerektirecek nedenlerin, gerekçeleri ile birlikte ivedi bildirilmesini."

Cevap:

04/02/98 Radikal Gazetesi ve bugün Hürriyet'te çikan yazi benim beyanatim degildir. Bu konuda herhangi bir çalismam, hazirligim veya benden kaynaklanan herhangi bir tesebbüs olmamistir. Susurluk konusu gazetecilerin ilgisini çektiginden bu konuda devamli suallere muhatap olunmaktadir. özellikle Sn. Basbakanin yakin tarihte telefonlarinin dinlenmesi ile ilgili olarak sahsimi yeniden suçlamasi ve kamuoyuna açiklanan Kutlu Savas'in raporundan sonra ABD ve Türkiye'deki basin mensuplari tarafindan devamli araniyorum. Mümkün oldugunca sahsen ve telefonla muhatap olmamaya çalismama ragmen bu her zaman kabil olmuyor.

Avni Özgürel isimli gazeteci sefarete faks yollayarak birçok sual sormus. Bilahare bana telefon ile de ulasti.

Kendisine ilgi mevzuati belirterek sözlü veya yazili bir beyanat veremeyecegimi, bunun için Teskilatin izni gerektigini söyledim. Israri karsisinda atlatmak için izin almaya çalisacagimi ve kendisini cevaplayacagimi belirttim. Bu arada telefonda sohbetvari konustuk. Herhalde bunlari kendi üslubu ile kullanmis. Ancak buradan Radikal'e ulasamadigimdan ne yazdigini tam olarak bilemiyorum.

Bugün Hürriyet Gazetesinde yer alan (Internet'te görülen) haber ise su sekilde gelisti.

Hürriyet Washington temsilcisi Esen Ünür Benim sinif arkadasimdir. Burada resmi davetler dahil birçok vesile ile zaman zaman bir araya geliyoruz. Geçenlerde bekar oldugu ve ev yemeklerini özledigi için eve yemege davet ettim. Dogal olarak o gece güncel olan Susurluk konusu bir hayli konusuldu. Radikal'de benimle ilgili haber çikinca o da Gazetesinden gelen baskilar sonucunda böyle bir yazi hazirlamis. Benden habersiz yaptigi bu icraatindan dolayi kendisine üzüntülerimi bildirdim.

Bu açiklamadan sonra ayrica ilave etmek istedigim bazi hususlar var.

Uzun sureden beri hakkimda asilsiz ve çirkin iddialar öne sürülmekte ve bu iddialar basinda ve televizyonlarda yer almaktadir. Buna ragmen simdiye kadar mahkemeler hariç herhangi bir açiklamada bulunmadim. Ancak bu tecavüz artik sabrin sinirlarini zorlar dereceye gelmistir. Ilgide bahse konu kamu görevlilerinin beyanat vermesi ile alakali mevzuatin Anayasa'da yer alan kisilik haklarimi korumaya engel bir neden olarak mütalaa edilmesi düsünülemez.

Basbakan tarafindan bir rapor açiklaniyor. Bu raporda ben sanki Teskilatin bir mensubu degil de kendime çalisan bir kisiymisim gibi ismen teshir edilerek çok agir bir sekilde suçlaniyorum. En kanli katil Yesil trilyonlarca lira para almis, paralari yöneticilerine vermis, yöneticisi kim? Mehmet Eymür. Yesil'i Emniyet'ten kim kurtarmis? Mehmet Eymür. Yesil'i MIT'te kim tedavi ettirmis? Mehmet Eymür. Beni arayan Kutlu Savas ile konusuyorum. Bu bilgiler Teskilatinizin verdigi bilgiler diye bana cevap veriyor.

Bir devlet memuru olan Kutlu Savas basina beyanatlar veriyor. Hanefi Avci televizyonlara çikip konusuyor. Kimse onlara mevzuati hatirlatmiyor. Yaptigimiz en gizli faaliyetler (ve MIT diye degil Mehmet Eymür diye veriliyor), elemanlar ortalarda, gazete sayfalarinda, herkesin agzinda. çirkin ve agir suçlarla suçlaniyorum, Teskilatin bir bütün içinden verdigi enstantane bilgiler aleyhime kullaniliyor. Butun bunlardan sonra karargahim benden, bu saldirilara karsi kendimi korudugum için ceza maddesini de belirterek hesap soruyor. Böyle bir mekanizma olur mu?

Artik Teskilat adina yürüttügüm faaliyetlerle ilgili gizlenecek hiç bur husus kalmadigindan yargilanmayi, adalet önünde suçlamalara cevap vermeyi bekliyorum ve arzuluyorum. Zira o takdirde neyin dogru neyin yanlis oldugu ortaya çikacaktir ve Benim de konusma hakkim dogacaktir. Böyle bir yargilamaya gidilmedigi takdirde bu iftiralar ve haksizliklara karsi ben hukuki yollara basvuracagim. Bir netice alamasam dahi kendimi savunma imkanini o sekilde bulabilir, devlet memuru, gizlilik, mevzuat gibi gerekçelerle tek tarafli hirpalanmaktan kurtulabilirim.

Uygun görüldügü taktirde makamlarinla ve Basbakanla bu konularla ilgili olarak görüsmek üzere Ankara'ya gelmek istiyorum. M. Eymür

Cevaba cevap:

"06.02.98 1. 06.02.1998 (cuma) günü aksami ATV'deki siyaset meydani programinda Susurluk ile ilgili bir acik oturum düzenlenecektir. M.Eymür'ün de bu programa katilmasi için ilgili TV kurulusundan yapilan talep reddedilmistir. Bu konuda size vaki olacak talepleri karsilamayiniz ve anilan programa katilmayiniz.

2. Radikal ve Hürriyet gazetelerindeki beyanatlarinizla ilgili fotokopiler Ek'tedir.

3. 02.02.1998 tarihinde saat 22.00 de kanal-9 da düzenlenen bir programda Avni Özgürel sizinle yaptigi telefon görüsmesini banttan dinlettirmistir.

Ilgilerde de belirtildigi üzere devlet memurlarinin izin almaksizin beyanat vermeleri yasalar çerçevesinde kesinlikle yasaktir. Bu konularla ilgili olarak beyanat vermeniz ikinci bir emre kadar yasaklanmistir.

Ilgi emirler çerçevesinde bu konu ile ilgili görüseceginiz kisiler hakkinda bilgi vermeniz yanlis anlamalari önleyecektir.

Nitekim resmi makamlardan sizin beyanatlarinizin içerigi ve nasil verildigi yolunda istek yapilmistir. Bu tür bilgiler, sizin nitelemeniz disinda gazeteciler tarafindan kamuoyuna demeç olarak duyurulmaktadir.

4. teskilatin kendisini ve mensuplarini her zeminde savundugu ve savunmaya devam edecek gücü oldugu çok iyi bilinmektedir. Ayrica kisilerin haksizliklar karsisinda olsa dahi sifatlari geregi ve izin almaksizin medyada kendilerini savunmalari mümkün degildir. Savunmanin hangi zeminlerde yapilacagi yasalarla belirlenmistir. Bu da sizin sahsi dava açma dahil çesitli hukuki ve idari yollara basvurmaniz ile mümkündür.

Teskilatimiz disindaki kamu kurum ve kuruluslarindaki personelin beyanlari ile ilgili yasal islemlerin kurumlarinca yapilabilecegi malumlaridir.

5. Kutlu Savas'in kullandigi bilgilerin Teskilat tarafindan verilen bilgiler oldugu seklindeki beyanlarinin, sizi tahrik ederek konusturmaya yönelik oldugu degerlendirilmektedir. Kutlu Savas a verilen bilgiler, sizce de malum olan arsivlerimizdeki kayitli bilgiler olup aleyhe degil tamamen leyhe yöneliktir.

Sizin daha önce geçirdiginiz deneyimler ve bunca yillik Servis mensubu olmaniz, bu tür tahriklere kapilmamaniz için yeterli nedendir.

6. Sizi arayan Kutlu Savas ile konustugunuzu belirtmektesiniz. Anilan ile yaptiginiz görüsme raporu ile sahsin tutumu ile ilgili sahsi degerlendirmenizi de bildiriniz.

7. Bu asamada Ankara'ya gelmenize gerek yoktur (menfi). resmi makamlarin Böyle bir ihtiyaç belirlemesi halinde durum ayrica degerlendirilecektir."


Ankara'ya çagrilma:

"07.02.98 En seri vasita ile, Pazartesi veya Sali günü Ankara'ya gelmeniz gerekmektedir. Geregini"


14. Ankara'da Yeniden Istenen Radikal ve Hürriyet'le Ilgili Savunma:

Savunma istegi

Mehmet Eymür Washington MIT Temsilcisi

Mit temsilcisi olarak bulundugunuz Washington'da basin mensuplarina yaptiginiz açiklamalarin;

-02 Subat 1998 tarihli Radikal Gazetesi'nde Avni Özgürel, -Ayni tarihli Hürriyet Gazetesi'nde Esen Ünür imzasiyla yayinlandigi, -Ayrica yine ayni tarihte Avni Özgürel'in bir televizyon programinda tarafinizla yaptigi ileri sürülen bir telefon görüsmesini banttan dinlettigi, iddia olunmaktadir.

Bu davranislarinizin;

- 28.02.1995 tarih ve 18 no.lu Müstesarlik Prensip Emrinde de yer verildigi üzere, 657 Sayili Devlet Memurlari Kanununun "Basina Bilgi veya Demeç Verme" baslikli degisik 15.nci maddesinde belirtilen; "Devlet Memurlari, kamu görevleri hakkinda basina, haber ajanslarina veya radyo-televizyon kurumlarina bilgi veya demeç veremezler. Bu konuda gerekli bilgi, ancak Bakanin yetkili kilacagi görevli, illerde Valiler veya yetkili kilacagi görevli tarafindan verilebilir." hükmüne ve bu konuda yayimlanan,

- 25.09.1997 tarih ve 59 sayili Basbakanlik genelgesinde, - MIT Müstesarliginin 28.02.1995 gün ve 18 no.lu "Koruyucu Güvenlik" konulu Prensip Emrine. - MIT Müstesarliginin 23.07 1987 gün ve 2 no.lu "Basinla Iliskiler" konulu prensip Emrine, - MIT Personel Yönetmeliginin "Personelin Uymasi Zorunlu Teskilat Metod ve Prensipleri" baslikli 8.nci maddesinin "f" bendinde belirtilen "Hiçbir sekilde siyasi ve ideolojik amaçla beyan ve eylemde bulunmamak" ile "s" bendinde belirtilen "Genel disiplin hükümlerine uymak",

hususlarina aykiri olarak degerlendirilmektedir.

Yukarida deginilen hususlara iliskin savunmanizi, Teftis Kurulu Baskanligi araciligiyla en geç 8 (sekiz) gün içerisinde Müfettisligimize göndermenizi rica ederim. Ersan Melek, Basmüfettis

Verilen cevap:

27.02.1998 Sayin Ersan Melek Basmüfettis

Ilgi a: Basmüfettis Ersan Melek'in 25.02.1998 tarih ve 10.1.000.01.001-9850-38 sayili savunma istegi.
Ilgi b: Müstesarligin 03.02.1998 tarih ve 11.021.04.156.287126/27 sayili mesaji. Ilgi c: Washington Temsilciligi'nin 04.02.1998 gün ve 16 sayili mesaji.
Ilgi d: Müstesarligin 06.02.1998 tarih ve 287136 sayili mesaji.
Ilgi e: Müstesarligin 07.02.1998 tarih ve 11.021.04.156.287137/90 sayili mesaji.

Savunmam istenilen konuda ilgi (C) mesaj ile belirtilenler disinda ilave edilecek bir husus bulunmamaktadir. Mehmet Eymür, Washington Temsilcisi


15. Washington'da Basin Mensuplarina Demeçler

Sual:

"13/03/98 Teftis Kurulu Baskanligindan alinan bir yazida, Müstesarlik emri geregi yürütülen bir sorusturmayla ilgili olarak halen Washington MIT temsilcisi olan M. Eymür den asagida yer alan hususlarin cevaplandirilmasinin temini ile Teftis Kurulu Baskanligina gönderilmesi istenmistir.

- MIT temsilcisi olarak atandiginiz Washington da basin mensuplarina demeçler verdiginiz ve açiklamalarda bulundugunuz medyadan ögrenilmistir.

Konuyla ilgili olarak, hangi yayin kuruluslarindan kimlere, ne zaman, ne gibi açiklamalarda bulundugunuz hususlarinin detayli ve ivedi bildirilmesini."

Cevap:

13/03/98
1. Basina demeçler verdigim açiklamalarda bulundugum hususu dogru degildir. Bu konuda daha önce mesajla bilgi verilmis olup bu husus Basmüfettis Ersan Melek'e yazili olarak bildirilmistir. Daha önce de belirtildigi gibi bir demeç veya beyanat verme söz konusu olmamistir. Ayrica, anayasa tarafindan teminat altina alinan kisilik haklarima vaki yazili veya sözlü bir saldirinin, sahsima yönelik yalan bir haberin düzeltilmesi veya tekzibinin de beyanat verilmis seklinde mütalaasi da mümkün degildir.

2. ABD'ye döndükten sonra sadece, yakin tarihte ev telefonumdan Beni arayarak Cumhuriyet Gazetesinde kendi imzasi ile hakkimda bir yazi çiktigini, bu yazinin kendi yazisi olmadigini ve Ankara'da ilaveler yapildigini söyleyen Fuat Kozluklu isimli gazeteci ile muhatap oldum. Kendisine yaziyi görmedigimi, zaten artik ne yazarlarsa yazsinlar cevap vermeyecegimi ve aldirmadigimi söyledim. Amerika'ya yerlesiyor musunuz diye sorusuna da Böyle bir seyin mevzubahis olmadigini, burada görevli olarak bulundugumu, baskaca bir sualine de cevap vermek istemedigimi belirttim. Bu kisa konusma disinda herhangi bir konusmam olmadi. M. Eymür


16. Adil Öngen'in Korumaya Alinmasi

Sual:

"13/03/98 Teftis Kurulu Baskanligi'ndan gelen bir yazida, Müstesarlik emri geregi yürütülen bir sorusturmayla ilgili olarak M. Eymür'den asagida yer alan hususlarin cevaplandirilmasinin temini ve Teftis Kurulu Baskanligina gönderilmesi istenmistir.

- Yürütülmekte olan bir sorusturmada, Alaattin Çakici tarafindan cezalandirilmakla tehdit edilen Adil Öngen isimli sahsin, 1996 yili Mayis ayindan sonra, Teskilat mensuplarinca korunmaya alindigi iddialari ile ilgili olarak,söz konusu iddialarin dogru olup olmadigi, kaç kisinin görevlendirildigi, bu görevlilerin isimleri,bu görevin ne kadar devam ettigi,Adil Öngen'in korunmaya alinmasi konusunda herhangi bir talimat alinip alinmadigi hususlarindaki bilgilerin ivedi gönderilmesini."


17. M. Ali Yaprak'in Kaçirilisi

Sual:

"14/03/98 Teftis Kurulu Baskanligi'ndan gelen bir yazida, Müstesarlik emri geregi yürütülen bir sorusturmayla ilgili olarak M. Eymür'den asagida yer alan hususlarin cevaplandirilmasinin temini ve Teftis Kurulu Baskanligina gönderilmesi istenmistir.

1. Mehmet Ali Yaprak'in kaçirilisi ve gelismeleri ile ilgili bilgileriniz nelerdir?

2. 16 aralik 1996 tarihli arz notundan (MIT Müstesari'na) önce, üst makamlara konuya iliskin,

a. Yazili bir baska not verilmis midir? Verildiyse ne talimat alinmistir? Sayet talimat alindiysa bu talimati içerir bir evrak var midir?

b. Alinan bilgiler aranir durumdaki Abdullah Çatli ve bir eylemle ilgili olmasina ragmen ilgili makamlara aninda neden bilgi verilmemistir?

3. I.B. ve M.S. tarafinizdan Mehmet Ali Yaprak ile görüsmeleri için G. Antep'e gönderilmisler midir? Bu görüsmenin amaci nedir?

4. Sizin ünitenizin personeli olmamasina ragmen I.B.'in ünitenizin Elemani ile sürekli görüsmesini neden engellemediniz? I.B.'in tarafiniza sifahi olarak verdigi bilgiler için Servis metod ve prensipleri dogrultusunda niçin temas raporu düzenlettirmediniz?

hususlarindaki yazili ifadenizi en geç 17 mart 1998 Persembe gününe kadar Teftis Kurulu Baskanliginda bulundurmanizi."


18. Mahmut Yildirim (Yesil)'la Iliski

Sual:

"16/03/98 Teftis Kurulu Baskanligindan intikal eden bir yazida,Müstesarlik emri geregi yürütülen bir sorusturmayla ilgili olarak halen Washington MIT temsilcisi olan M. Eymür'den asagida yer alan hususlarin cevaplandirilmasinin temini ve en geç 19 mart 1998 tarihine kadar Teftis Kurulu Baskanligina gönderilmesine istenmistir.

- Mahmut Yildirim (Yesil) ile ilk kez ne zaman tanistiniz? Yesil'i size kim tanistirdi?

- Yesil'in dosyasinda kendisi ile temas kurulmamasi için Iç Istihbarat Baskanliginin 17.3.1992 tarihli emri bulunmasina ragmen adi geçeni neden tekrar ele aldiniz?

- Yesil'in kullanildigi operasyonlar hangileridir? Yurtdisinda bazi operasyonlarda kullanildigi bilinen Yesil, yurt içinde hangi operasyon veya görevlerde kullanilmistir?

- Yesil'in yurtdisi operasyonlarda kullanildigi sahte belgeler (pasaport, kimlik, ehliyet vs.) Nerede yapildi? Operasyon dönüsü bu belgeler kendisinden alindi mi? Imha edildi ise kim tarafindan imha edildi?

- 12.2.1997 tarihinde Içisleri bakani Meral Aksener'e yazmis oldugunuz mektup ile ilgili olarak Müstesarliktan gerekli müsaadeyi aldiniz mi?

- Yesil'in Antalya'daki evinin alinmasinda katkiniz olmus mudur?

- Beyrut operasyonundaki görevi esnasinda Yesil'ce Beyrut'tan cep telefonu kiralamasi emrini siz mi verdiniz?

- Yesil'in Antalya'daki evinde Teskilat mensuplarindan kimler kalmistir?

- Ismail Koçkaya (Macar Ismail)'yig taniyor musunuz? Taniyorsaniz kendisi ile ne tür iliskileriniz olmustur?

- Size bagli operasyon dokümantasyon bölümüne sifahi olarak sahte evrak tanzim edilmesi ve evraklarin görev dönüsü imha edilmesi için emir verdiniz mi ?

- Yesil ile en son sahsi görüsmeniz hangi tarihte olmustur? kendisi ile yaklasik olarak hangi tarihten bu yana telefon irtibatiniz olmamistir?

- Budapeste'de Basbakan Mesut Yilmaz'a karsi girisilen yumruklu saldiri olayi ile ilgili olarak Basbakan Mesut Yilmaz'a tarafinizdan verilen notun mahiyeti nedir? Yusuf Namoglu ile görevliler tarafindan elde edildigini ifade ettiginiz bilgi notunun verilisi ile ilgili olarak Müstesarliktan müsaade aldiniz mi?"

Cevap

(Adil Öngen, M. Ali Yaprak, Mahmut Yildirim (Yesil):

19/03/98

Ilgi:
A) Müstesarligin 13/03/1998 tarih ..sayili mesaji
B) Müstesarligin 15/03/1998 tarih ..sayili mesaji
C) Müstesarligin 16/03/1998 tarih ..sayili mesaji
D) Basmüfettis Ersan Melek'in 25/02/1998 tarih .. Sayili savunma istegi
E) Mehmet Eymür'ün 27/02/1998 tarihli savunma yazisi.
F) Müstesarligin 11/03/1998 tarih ve ..sayili mesaji.
G) Washington'un 13/03/1998 tarih ..sayili mesaji.
H) MIT Müstesarlik makaminin tarihsiz, ..sayili savunma istegi emri.
I) Mehmet Eymür'ün tarihsiz (13/10/1997 tarihinde yollanan (hakkimdaki iddialar) konulu cevabi savunma yazisi.
J) Müstesarligin 07/10/1997 tarih .. Sayili mesaji.
K) Washington'un 08/10/1997 tarih ve 5 sayili mesaji.
L) Mehmet Eymür'ün 16/02/1997 tarihli (Müstesarlik makamina sunulan) Mehmet Ali Yaprak olayi ile ilgili arz notu.
M) I.B.'in 19/02/1997 tarihli (Müstesarlik makamina sunulan) Mehmet Ali Yaprak olayi ile ilgili arz notu.
N) Müstesara arzedilen 15/12/1996 tarihli M.S.'le görüsme raporu.
O) Müstesara arzedilen 16/12/96 tarihli Mesut Yilmaz'la görüsme raporu.
P) Mehmet Eymür'ün 10/02/98 - 01/03/98 tarihleri arasinda Washington'dan Ankara'ya görevli olarak geldiginde MIT Teftis Kurulu Baskanligina verdigi ifade.

Ilgi mesajda bahsi gecen ve ekonomik konularda kendisinden istifade edilen ve her iki Müstesar (Sönmez Köksal ve Senkal Atasagun) tarafindan da sahsen taninan, Adil Öngen'in Kontr Terör Merkezince korumaya alindigi ile ilgili iddialar dogru degildir. Bu konuda zamanin Müstesari sayin Sönmez Köksal'a yapilan teklif kendisince uygun görülmediginden, tarafimdan hiçbir resmi görevlendirme yapilmamistir. Ancak kisa bir sure Istanbul Bölge Baskanligi Takip Subesinin bu konuda görevlendirildigi ögrenilmis olup bu husus ilgililerinden sorulmalidir.

Ayni zamanda iyi bir dostum olan Adil Öngen'in korunmasi ile ilgili sahsi çabalarim olmustur ve bu çabalarin Teskilati ilgilendiren bir yönü yoktur. Adi geçenin korunmasi amaciyla yanina yerlestirilen bir sahisla ilgili olarak zamanin Müstesari Sayin Sönmez Köksal'a bilgi sunulmustur.

Ilgi mesajlarda bahsi gecen konularda, daha önce ilgi (i) ile yazili savunmada bulunmama ragmen bir kez daha ilgi (p) ile Teftis Kurulu Baskanligina bilgi verilmistir. Keza ilgi (a),(b) ve (c) konularinda bagli oldugum Müstesarlik makamina devamli olarak, yazili arz notlari ve ceridelerle bilgi verilmis, sifahen bilgi sunulmustur. Ayrica simdiki Müstesarin da hazir bulundugu sabah arzi toplantilarinda bu konular bir çok kere görüsülmüs, bilgi sunulmustur.

Buna ragmen, Müstesarlik makaminin talimati ile Teftis Kurulu Baskanliginca ilgi (a), (b) ve (c) ve benzeri "Yildirim" kayitli mesajlarla sorulan ve pesin yargili bir ifade ile ve suçlayici tarzda kaleme alinan yazilar, tarafimdan, sahsimi ve bir dönemi cezalandirmaya zemin hazirlamak için kasitli olarak tertiplenmis bir islem olarak algilanmakta ve makama yakismayan bir tarz olarak görülmektedir.

Son seyahatimdeki vaki görüsmede Müstesar Senkal Atasagun'un, beni otuz seneyi askin bir süredir yakinen tanimasina, ailem, özel hayatim dahil hemen hemen her seyimi bilmesine ragmen, pesin yargili bir tavirla sahsimla ilgili isnatlarda bulunmasini hayretle dinledim. Esasinda bana çok yabanci gelmeyen ve çogu Susurluk olayi sonrasinda belli kesimlerce ortaya atilan bu iddialar; " fabrikayi Nasrullah Ayan'a sattigim, mal varligimda ani yükselis oldugu, ülkücü bir sahistan araba aldigim, Yafes Öztürk gibi mafya tipli insanlarla dostluk kurdugum, Amerika'da yerlesecegim ve geri dönmeyecegim, dairedeki arkadaslarimin bana faksla resmi bilgiler yolladigi, ucuz olarak Mercedes araba aldigim, lüzumsuz islere karisarak yeralti dünyasinin ve birçok kisinin düsmanligini kazandigim, herkesin zamanin Müstesari Sönmez Köksal'in Mehmet Eymür'ü bu kadar korumasinin ona karsi bir gebeligi oldugu seklinde yorumladigi" gibi ve diger pek çok kulaktan duyma, mesnetsiz ve dedikodu mahiyetindeki bilgilere dayali iddialardi. Bu sebeple bu görüsme sirasinda ve takiben gelen ilgi (a), (b), (c), (d), (f) mesaj ve yazilari baska türlü yorumlamak mümkün degildir.

Zamanin Müstesari Sayin Sönmez Köksal Yesil kod isimli Mahmut Yildirim'in kendi bilgisi dahilinde üç operasyonda kullanildigini belirtmistir. Zaten operasyon planlari Müstesar tarafindan onaylanmis planlardir. Yesil kod isimli Mahmut Yildirim, Mehmet Ali Yaprak ve diger konular tarafimdan Teftis Kurulu Baskanligina detayli olarak ifade edilmistir.

Müstesar Senkal Atasagun, Mahmut Yildirim'in kullandigi operasyonlarin hepsini gayet iyi bilmektedir. M. Ali Yaprak'in kaçirilisi olayi ise tarafimdan sabah arzinda belirtilmis, ancak konuya fazla ilgi duyulmamistir. Buna ragmen tekraren

" Mahmut Yildirim (Yesil) ile ilk kez ne zaman tanistiniz? Yesil'i size kim tanistirdi? Yesil'in dosyasinda kendisi ile temas kurulmamasi için Iç Istihbarat Baskanliginin 17.3.1992 tarihli emri bulunmasina ragmen adi geçeni neden tekrar ele aldiniz? Yesil'in kullanildigi operasyonlar hangileridir? Mehmet Ali Yaprak'in kaçirilisi ve gelismeleri ile ilgili bilgileriniz nelerdir?" gibi hepsi tarafimdan daha önce rapor edilmis ve cevaplanmis sualleri ihtiva eden ve;

"yurtdisinda bazi operasyonlarda kullanildigi bilinen Yesil, yurt içinde hangi operasyon veya görevlerde kullanilmistir?

Yesil'in Antalya'daki evinin alinmasinda katkiniz olmus mudur? Ismail Koçkaya'yi (Macar Ismail) taniyor musunuz?

Taniyorsaniz kendisi ile ne tür iliskileriniz olmustur? Alinan bilgiler aranir durumdaki Abdullah Çatli ve bir eylemle ilgili olmasina ragmen ilgili makamlara aninda neden bilgi verilmemistir?" gibi acayip ve taciz edici suallerin yer aldigi

"Yildirim ivedilik dereceli mesajlar çekilmesini iyi niyetli bir tasarruf olarak görmek mümkün degildir.

Yöneticiler bulunduklari makamlari ve müesseseleri, kisisel husumetleri, öç alma duygulari ve baskalarini tasfiye etme düsünceleri dogrultusunda ve mevzuata aykiri bir sekilde kullanmamalidir. Çesitli kereler ifademin alinmasina, hatta sayin Basbakan ve Basbakanlik Teftis Kurulu Baskani gibi daha üst makamlara yazili ve sözlü bilgi vermeme ragmen tekraren taciz etmek, huzursuz kilmak ve suni suç yaratmak amaciyla gönderildigini düsündügüm bu mesajlari amacini asan ve hukuk disi bir islem olarak görüyorum. Teftis Kurulu Baskanliginin bu isleme alet edilmesini de üzüntü ile karsiliyorum.

Yapilan bütün sorusturmalardan sonra Teftis Kurulu Baskanliginda benim herhangi bir yolsuzluga karistigim, usul disi, kanun disi, Teskilatin bilgisi disi bir faaliyete katildigim gibi bir kanaat olustuysa Teftis raporunda hakkimda adli islem yapilmasi istegi belirtilmeli, Müstesar da konuyu adalete tevdi etmelidir.

Bu konulari disariya tasirmayi arzu etmememe ragmen, kendi Teskilatimda yetkiyi ellerinde bulunduran bazi kisilerin bu hasmane tavirlarina (disaridakiler yetmiyormus gibi) karsi yapabilecegim baska bir sey olmadigindan, uygun bir süre bekledikten sonra bu taciz faaliyeti devam ettigi takdirde, legal platformda yapabilecegim her türlü hukuki ve idari isleme basvuracagim. Bu bekleme süresi içinde Teskilat'daki eski arkadaslarimin bu sekildeki sübjektif ve hasmane davranislarin kimseye yarari olmayacagini idrak edeceklerini ve hirslarinin mantiklarini asmasini önleyeceklerini umuyorum. M. Eymür.


19. M. Ali Yaprak, I.B., M.S. Konusu

Sual:

"20/03/1998 Sayi:10.1.000.01.001-9850-38 Konu: Savunma Istegi.

Mehmet Eymür MIT Washington Temsilcisi

1. MIT planli faaliyetler yönergesi 21.nci maddesi uyarinca her görüsmeden sonra bir temas raporu düzenlenmesi gerekirken,I.B.'in, M.S. ile yaptigi görüsmeler sonucu bir temas raporu istemediginiz gibi, adi geçenin ,,benim bu görüsmeler için temas raporu yapip sirali amirlerime arz etmem gerekir,, seklindeki müracaatini, ,,temas raporuna gerek yok, icap ederse ben Müstesarla görüsürüm,, diyerek Servis metod ve prensiplerine aykiri davranista bulunmak ve bulundurmakla,

2. Mehmet Ali Yaprak'in kaçirilisindan hemen sonra kaçiranlarla ilgili olarak intikal eden bilgileri, M. Ali Yaprak'in çalisma arkadasi Haluk Korel'e vererek Servis metod ve prensiplerine aykiri davranista bulunmakla,

3. Baska bir dairenin personeli olan I.B.'i, I.B.'in amirlerinden izin alma geregini duymadan, Ankara'dan ,,kimsenin haberi olmaz,, diyerek M.S.'le birlikte Gaziantep'e gönderip, kurumun çalisma seklini belirleyen talimat hükümlerini çignemek ve çignetmekle,

4. Gizlilik dereceli konulari telefonda konusmak ve Teskilatimizin M.S. ile olan eleman iliskisini Haluk Korel e açiklamak suretiyle Servis metod ve prensiplerini ihlal etmekle,

5. Yukaridaki 4 maddede görüldügü gibi Servisin çalisma seklini belirleyen talimatlara uymamayi aliskanlik haline getirmekle,

suçlanmaktasiniz.

Bu suçlamalar ile ilgili olarak iki nüsha hazirlayacaginiz yazili savunmanizi en geç 8 (sekiz) gün içerisinde Teftis Kurulu Baskanligi araciligiyla Müfettisligimize göndermenizi rica ederim. Yildirim Tiryaki, Basmüfettis"

Cevap:

21.03.98 1. Ilgi savunma istegi çok genel ifadelerle kaleme alinmis olup, cevaplayabilmem için kim, nerede, ne zaman gibi müsahhas unsurlari ihtiva etmelidir. özellikle;

1.nci maddede bahsedilen I.B. - M.S. görüsmesi ne zaman nerede olmustur, hangi konuyla ilgilidir. Ben I.B.'a nerede ve ne zaman temas raporuna gerek yok demisim. Bu hususlarin açikliga kavusturulmasi

2. Basmüfettis Yildirim Tiryaki imzasi ile yollandigina göre kendisi tarafindan yazildigi varsayilan bu alisilmamis tarzdaki ve MIT'in metod ve prensiplerine uymayan savunma isteginde öne sürülen (suçlamalar) iddia midir yoksa tespit midir. Yazilis tarzindan tespit edildigi anlasilan bu suçlamalara Basmüfettis Tiryaki hangi verilerle ulasmistir.

Benim Servisin çalisma seklini belirleyen talimatlara uymamayi aliskanlik haline getirdigimi tespit ettigi baska örnekler de mevcut mudur? I.B.'in ifadesi pesinen dogru olarak mi kabul edilmistir? Bu tespitler yapildiysa savunma istegi usulen mi talep edilmektedir?

3. Mesajda savunmamin iki nüsha olarak yollanmasi istenmistir. Savunma posta ile mi yollanacaktir. Zira mesajlarin iki nüsha yollanmasi mümkün degildir.

4. Savunma yazisini ihtiva eden mesaj özel (Servis mesaji) olarak yollanmistir. Bahsi gecen hususlarin açikliga kavusturulmasindan sonra mesajin resmi olarak gönderilmesi uygun olacaktir. M. Eymür


Teftis Kurulu'na Dilekçe:

21.08.98 MIT Teftis Kurulu Baskanligina

Teftis Kurulu Baskanliginca 1997-1998 dönemi içinde Susurluk Olayi (Mahmut Yildirim -Yesil-, M.S. ve Mehmet Ali Yaprak, Yurtdisi Operasyonlar -Lübnan-) ile Yavuz Ataç'la ilgili alinan ifadelerimin birer suretinin müracaati halinde Avukatim Bilgin Yazicioglu'na verilmesini, verilmesi uygun görülmedigi takdirde ilk kurye ile tarafima yollanmasini arzederim. Mehmet Eymür

Cevaba cevap:

24/03/1998 Sayi:10.1.000.01.001-9850-246
Konu:savunma hakkinda.

Mehmet Eymür MIT Washington Temsilcisi

Ilgi:
a. Washington Temsilciliginin 23 mart 1998 gün ve 24 sayili mesaji.
b. 11.021.04.056.287196/164(39) sayili ifade istegi.
c. Tef. Krl. Bsk.nin 20 mart 1998 gün ve 10.1.000.01.001.9850-38 sayili savunma istegi.

M. Ali Yaprak'in kaçirilma olayi ile ilgili olarak sürdürülen sorusturma kapsaminda:

1- Savunma isteginin 1.nci maddesinde de açikça belirtildigi gibi konu Müstesarlik elemani M.S. ile Operasyon Baskanligi personeli I.B.'in temaslari ile ilgilidir.

2- Basmüfettis Yildirim Tiryaki'nin tarafinizdan talep ettigi savunma isteginin Servis metod ve prensiplerine aykiri hiçbir yönü yoktur. Savunma isteginin 5.nci maddesinde cevaplamaniz istenen hususlar belirtilmistir.

3- Mesajlariniz Muhabere Merkezinden iki suret olarak alinmaktadir,sizin tek nüsha göndermeniz yeterlidir.

4- Savunma isteginizin Servis mesaji olarak çekilmesinin nedeni: Mesajin mümkün oldugu kadar az kisi tarafindan görülmesini saglamaktir. Görevlendirilmis Müfettisin savunma istegi hangi yolla olursa olsun (posta, telgraf, mesaj vs.) resmidir.

5- Savunma isteginin cevaplanma süresi ilgi (c) de belirlenen süreyle sinirlidir. Yildirim Tiryaki, Basmüfettis"

Cevaba cevap:

26/03/98
Yildirim Tiryaki Basmüfettis

Ilgi:
A) Müstesara arzedilen 15/12/1996 tarihli M.S.'le görüsme raporu.
B) Mehmet Eymür'ün 16/02/1997 tarihli (Müstesarlik makamina sunulan) Mehmet Ali Yaprak olayi ile ilgili arz notu.
C) I.B.'in 19/02/1997 tarihli (Müstesarlik makamina sunulan) Mehmet Ali Yaprak olayi ile ilgili arz notu.
D) MIT Müstesarlik makaminin tarihsiz, 17918 sayili emri.
E) Müstesarligin 07/10/1997 tarih ve ..sayili mesaji.
F) Washington tem. 08/10/1997 tarih ve ..sayili mesaji.
G) Mehmet Eymür'ün tarihsiz 13/10/1997 tarihli ..sayili yazi ekinde yollanan (Hakkimdaki Iddialar) konulu (12.070.00.001/ 17918 sayili emre) cevabi savunma yazisi
H) Mehmet Eymür'ün 10/02/98 - 01/03/98 tarihleri arasinda Washington'dan Ankara'ya görevli olarak geldiginde MIT Teftis Kurulu Baskanligina verdigi ifade.
I) Müstesarligin 13/03/1998 tarih ve ..sayili mesaji.
J) Müstesarligin 14/03/1998 tarih ve ..sayili mesaji.
K) Müstesarligin 16/03/1998 tarih ve ..sayili mesaji.
L. Washington tem. 19/03/98 tarih ve ..sayili mesaji.
M) 20/03/1998 tarihli ..sayili Basmüfettis Yildirim Tiryaki imzali yazi.
N) Washington tem. 23 mart 1998 tarih ve ..sayili mesaji.
O) 24/03/1998 tarihli ..sayili Basmüfettis Yildirim Tiryaki imzali yazi

Ilgi (n) mesajda belirttiginiz hususlar dogrulari yansitmamaktadir. Söyle ki,

1) Ayni sualleri ihtiva eden ve sizin de ilgi olarak verdiginiz (j) mesaj gerek üslup, gerekse de sorulan sualler bakimindan alisilmamis ve usul disi bir mesajdir. Bu sualleri tevdi ettiginiz kisi bu Teskilatta belli seviyeye gelmis bir kisidir ve sizden nezaket kurallarina uygun yazisma yapmanizi bekleme hakkina sahiptir.

2) Ilgi (j) mesaja ilgi (l) ile cevap verilmis olmasina ragmen gösterdiginiz ilgiler arasinda bunun bulunmamasi dikkat çekicidir. Cevaben yazilan resmi bir evraki yok saymaktasiniz. Keza ilgi (l) mesajda verdigim ve yukarida tekraren belirttigim ilgiler de sorusturmanizla ilgili belgelerdir. Bunlara, Meclis Arastirma Komisyonu, Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Basbakanlik Teftis Kuruluna verilen ifadelerimi de ekleyebilirsiniz.

3) Müfettislik makami suçlama makami degildir. Ilgi (j) ve imzanizla gelen ilgi (m) yazilar açikça sahsima yönelik suçlamalari ihtiva etmektedir. Ilgi (m) yazi da digeri gibi alisilmamis ve usul disi bir üslup tasimaktadir.

4) Ayni konularda bir kaç kez sorusturmaya tabi tutulmam da usul disidir. 1997 yilinda savunma verdigim bir konuda ikinci kez Teftis Kurulunda ifade vermeme, hatta ayni iddialarla ilgili mahkeme önüne tanik olarak çikmama ragmen, eski cevaplarimi dikkate almadan, bana, hem de taciz eder bir sekilde soru soruyorsunuz. Bunun Servis metod ve prensiplerinle ilgisi ve uygunlugu neresinde. Hukuka uygun olmayan bir davranisi nasil müdafaa edip dogru oldugunu savunuyorsunuz?

5) Mesajlarin resmi mesajlar olarak yollanilmasi tarafimdan tercih edilmektedir. Zira bazen Teskilat'daki resmi yazismalar dahi ortalardan kaybolmakta ve nedense kimse tarafindan bulunamamaktadir. Ilgi'de de görülecegi üzere ayni konulari ihtiva eden birçok mesaj resmi olarak gelmis ve bu güne kadar sizin ortaya koydugunuz gerekçe dikkate alinmamistir. Sahsima yönelik iddialarin ve cevaplarinin baskalari tarafindan görülmesinin beni rahatsiz eden bir yönü yoktur.

6) I.B.'in rapor yazmamis olmasi kendisini ve sicil amirlerini ilgilendiren bir husustur. Ilgi (n) mesajla açikliga kavusturuldugu gibi rapor yazmama keyfiyeti benim yanimda çalismadigi ve Op. Baskanliginda çalistigi döneme ait ise bunun neden yazilmadigi kendisinden ve amirlerinden sorulmalidir. Normal olarak Keys Ofiser tarafindan raporun yazilarak kademeli amirlere verilmesi ve Kontr Terör Merkezini ilgilendiren bir husus varsa raporun ünitemize Op. Baskanliginca gönderilmesi gerekir.

Zaten o tarihte, hiç bir Servis usul ve metoduna uymamasina ragmen Operasyon Baskanliginca, Baskanlik Personelinin Kontr Terör Merkezine bilgi vermesi, koordine etmesi ve hatta görüsmesi sözlü ve yazili emirlerle yasaklandigindan, I.B.'in bana gelmesi muhakkak ki amirlerinin bilgisi dahilinde olmustur. Herhalde konuyu sifahen anlat dediler ki o da bana yazili bir rapor getirmedi. Benim, hem de Müstesara arz edecegimi belirttigim ve neticede sifahen ve kendi kaleme aldigim arz notu ile Müstesara sundugum bir konuyu I.B.'in yazili olarak vermesini engellemek için ne gibi bir maksadim olabilir? Ayrica konu su veya bu sekilde yaziya döküldükten ve resmiyete girdikten sonra neresi Servis metod ve prensiplerine aykiridir?

7) Diger bir husus, uzun yillar önce I.B.'in Istanbul'daki görevi sirasinda baslayan ve günümüze kadar devam eden Ülkücü kesimle olan yakinligidir. Kanaatimce bu iliski I.B. tarafindan, Teskilat - Ülkücüler dengesinde, Ülkücüler lehine sürdürülmüstür. Bu kanaatim o zamanki Operasyon Baskanina (Senkal Atasagun) bir görüsme sirasinda odasinda iletilmis ve Operasyon Baskani da bu hususu teyit ederek bana bu konuda bir teknik çalisma yürütüldügünü belirtmistir.

Yani I.B.'in rapor etmedigi temaslardan kendi amirlerinin de bilgisi bulunmaktadir.

8) Mehmet Ali Yaprak'in kaçirilisi kanunsuz bir istir ve bir insanin hayati ile ilgilidir. Kaçirma faaliyeti Teskilatin bir operasyonu ile ilgili olmadigina göre kaçirilma hadisesinden bir kaç gün sonra tarafimi telefonla arayan Haluk Koral'la yaptigim görüsmenin de Servis metod ve prensiplerini ilgilendiren hiç bir yönü olmamasi gerekir. Ayrica Servis metod ve prensipleri arasinda bu sekildeki adi bir gasp olayinin konusulmayacagina ve saklanacagina dair bir husus bulundugu tarafimdan bilinmemektedir.

Diger taraftan, bildigim kadari ile Haluk Koral ile vaki görüsmem telefonlarimizi kontrol altinda tutan Hanefi Avci tarafindan tespit edilmis ve bu görüsmenin bandi Basbakanlik Teftis Kurulu Baskanligina verilmistir. Bu bandin dinlenmesi halinde konusmamin mahiyeti daha iyi anlasilabilecektir.

Bir diger husus, bu olayin üzerinden bir hayli zaman geçmis olmasidir. Tarafimdan zamanin Müstesarina sunulmasina, Basbakanlik Teftis Kurulu Baskanina ve bilahare de Teftis Kuruluna ifade edilmesine ragmen konunun tekraren ve bir suç imal edecek sekilde sorulmasi dikkat çekicidir.

9) I.B.'in M.S.'le Gaziantep'e gittiginden haberim yoktur. Zira ben M.S.'e git Haluk Koral ile görüs ve suçsuz oldugunu izah et dememe ragmen adi geçenin çekindigini ve Gaziantep'e gitmedigini, sadece telefonla görüstügünü biliyorum. Bu bakimdan Benim I.B.'i Gaziantep'e yollamam mevzubahis degildir. I.B. beni bile yaniltarak M.S.'in suçsuz oldugunu söylemis ve Haluk Koral nezdinde tavassutta bulunmami saglamistir.

I.B. her zaman bu arkadaslarinin yaninda yer almis, onlari korumaya çalismistir. I.B.'in bu kadar yakin iliskide bulundugu kisiler için benden herhangi bir talimat almasina gerek oldugu kanaatini tasimiyorum. Eger bir hata varsa ki bunun bir çok örnegi vardir, bu Teskilatin üst yönetimindeki bazi kisilerin olaylari ve kendi personellerini iyi tahlil ve kontrol edememelerinden hatta yanlisliklarini bile bile bazen onlari korumalarindan ve zamaninda konularin üzerinde durmamalarindan kaynaklanmaktadir. Ayni yöneticiler olaylar vahim bir hal alinca, sucu baskalarina transfer etmenin yollarini aramaktadirlar.

10) Telefonda gizlilik dereceli konulari konusmak kastindan ne ile suçlanmaya çalisildigimi anlamis degilim. M.S.'in elemanimiz oldugunu kimseye söylemedim. Bunu ortaya atan Hanefi Avci'dir. Ayrica o tarihte M.S.'in eleman durumu da mevcut degildi. Zira sebebini ve maksadini bilmememe ve bu güne kadar baska bir örnegini duymamama ragmen o tarihlerde, yani Kontr Terör Merkezi Operasyon Baskanligindan ayrildiktan sonra, eleman dosyalarinin Operasyon Baskani tarafindan Müstesar'a tevdi edildigini biliyorum. Bu konuda yazisma mevcuttur. Ben Kontr Terör Merkezinden ayrilana kadar da bu dosyalar gelmedi.

Benim M.S.'e yardimci olusum eski elemanimiz olmasi ve suçsuz olduguna inandigim içindir. Suçu olmadigi halde böyle bir olaya adinin karismasinin Teskilata da zarar getirecegini düsündüm.

11) Teskilatin metod ve prensiplerine uymadigim ve bunu aliskanlik haline getirdigim suçlamasinin neye dayanarak yapildigini bilmiyorum. Ancak meslek hayati basari ile geçmis ve dosyasi ödül ve tesekkürlerle dolu bir yönetici olarak, bu sözleri, metod ve prensip kelimelerinin bir Istihbarat Teskilatindaki manasinin özüne inmeden, hiç bir basariya imza atmadan, metod ve prensip kelimelerini yasaklar manzumesi gibi görerek ve onun arkasina siginarak hakkimda suç yaratmaya çalisanlara iade ediyorum. Mehmet Eymür.


20. Aktüel Muhabiri Necdet Açan'a Açiklama

Sual:

"04/05/98
Basin çevrelerinde Aktüel muhabiri Necdet Açan'a bazi açiklamalar yaptiginiz konusulmaktadir. bu konudaki detayli bilgilerin ve görüsünüzün ivedi bildirilmesini."

Cevap:

08/05/98
ABD'ye gelisimden önce Aktüel dergisinde çikan bir yazi üzerine derginin yöneticisi olan ve sahsen tanidigim Ercan Arikli'yi arayarak sitem etmistim. Bu görüsmede Ercan Arikli konudan zamaninda haberi olmadigini söyleyerek üzüntüsünü belirtmis ve yaziyi yazanla konusacagini söylemisti. Bu görüsmeden sonra beni arayan Necdet Açan kendilerine bu haberi veren kisinin önemli bir bürokrat oldugunu izah ederek sahsima karsi her hangi bir kasti olmadigini söylemis ve bir firsatta görüsmek istedigini, yüz yüze konusarak izahat verecegini belirtmisti. Ben de kendisine kaynaklarinin kasitli bilgiler verdigini söylemis ve bir firsat olursa görüsebilecegimizi belirtmistim. Esasinda böyle bir görüsmeye gerçeklestirmeyi ve bu haberleri veren kaynaklarini ögrenmeyi arzu etmeme ragmen bu görüsme tahakkuk etmedi ve ABD'ye geldim.

Necdet Açan'la ikinci görüsmem ABD'de iken oldu. Aktüel'de Yesil ve MIT mensuplarinin Budapeste'ye gittiklerine dair bir yazi çikmisti. Telefonla beni arayarak yazi hakkinda görüsümü sordu. Tamamen yalan ve hayal mahsulü oldugunu söyledim. Bu haberleri Hanefi Avci'nin çikarttigini ve kendilerini kullandigini belirttim. Bana kaynaklarinin Hanefi Avci olmadigini, önemli bir kisi oldugunu, kendilerine yolcu listelerini ve sahislarin kimlik bilgilerini verdigini, kendilerinin de bu bilgileri arastirdiktan sonra yaziyi yazdiklarini söyledi. Ben de zaman içinde neyin dogru, neyin yanlis oldugunu hep birlikte görecegiz diye cevapladim.

Necdet Açan'la üçüncü konusmam ilgi (b) de belirtildigi üzeredir. Adi gecen "tebrik ederim, Show TV ile ilgili davayi kazanmissiniz" diyerek konusmaya baslamis ve kendisinin de yazilari dolayisiyla yargilandigini, birkaç arkadasinin gazete tarafindan isine son verildigini anlatarak konuyu Cemalettin Ümit'in DGM'ye tevdi ettigi dilekçe ve banta getirmistir. bandi elde etme konusunda Benim yardimim olup olamayacagini sormasi üzerine adi geçene Türkiye'den çok uzakta oldugum ve bu konuda hiç bir imkanim bulunmadigi seklinde cevap verilmistir. Görüsme sonunda Necdet Açan önümüzdeki aylarda bir is için ABD'ye gelme ihtimali bulundugunu ve gelirse beni de ziyaret etmek istedigini söylemistir.

Benim herhangi bir gazeteciye, ve de özellikle Necdet Açan'a açiklama yapmam mevzubahis degildir ve bunun için bir sebep de yoktur. Bir açiklama yapmam gerektigini düsünürsem bunu neticelerini de dikkate alarak açik bir sekilde yaparim. Yapi olarak rahat ve kendine güvenen bir kimse oldugum için, herkesle ve hatta hasimlarimla bile görüsmekten çekinmedigim halde sirf yanlis anlasilmamasi için gazetecilerden uzak durmaya çalisiyorum. Esasinda bürodaki telefonlari da tanidigim numaralar aramadikça genelde açmiyorum. Ancak bazen çalisirken dalginlikla açtigim oluyor. Necdet Açan'a da muhatap olmam bu sekildedir. Gazeteciler Benim telefonlarimi sefaretten ögrenmektedirler. Daha fazla düsman edinmemek için bu tip sahislarla normal nezaket kurallari içinde konusuyorum, ancak bu konusmalarin muhteviyati açiklama degil geçistirme seklinde oluyor. Zaten Necdet Açan'a bir açiklama yapsam herhalde çoktan bunu kullanirdi. M. Eymür


21. Tarik Ümit Konusu ve DGM'ye Verilen Belgeler

Verilen bilgi: 28.04.98

Subat 1998'de Türkiye'ye geldigim zaman benimle görüsmek isteyen Tarik Ümit'in amcasi Cemalettin Ümit ile Istanbul'da görüsmüs, ve bu hususu Müstesarimiza bildirmistim.

Tarik Ümit'in amcasi Cemalettin Ümit'in Istanbul DGM'ye vermek üzere hazirladigi ve bana da bilgi olarak faksladigi metin takip eden maddededir.

"Istanbul 6 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi Baskanligina Sunulmak Üzere Devlet Güvenlik Mahkemesi Baskanligina, Istanbul

Istanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savciligi tarafindan Susurluk Olayina iliskin olarak açilan ve halen Istanbul 6 No.lu DGM'de 997/180 esas sayili dosya ile görülmekte olan davada yegenim Tarik Ümit'in kaçirilmasi, muhtemelen öldürülmesi olayi da gündeme getirilmis ve bu davada adi geçen bir kisim saniklarin Tarik Ümit olayi ile iliskileri bulundugu belirtilmistir.

Bir kisim saniklarin, Tarik Ümit olayi ile iliskileri hususunda tarafima intikal eden bir belgeyi delil olarak savciliginiza sunmak istiyorum.

Dosyasinda ayrintili bilgi olacagini zannettigim üzere, kaçirilan yegenim Tarik Ümit'in evinden bir kisim evraki bizim olayi duymamizdan ve müdahale etmemizden önce alinmis veya yok edilmistir. Bulup muhafaza ettigimiz esya arasinda üzerinde "Gürcü müzigi" yazan bir kaset mevcut idi. Bu yazili ibare sebebiyle nazara almayip bir kenara koydugum bir kaseti bundan bir müddet önce dinledigimde, müzigin devaminda Tarik Ümit'in kendi sesiyle birine bazi anlatimlarda bulundugunu tespit ettim. Kasetin zor anlasilan içeriginin çözümünü profesyonel bir ses kayit stüdyosuna yaptirdim bu çözümü ekte yazili olarak kaset ile birlikte savciliginiza sunuyorum.

Kasetin içerigini bildigim bazi isimlerle bagdastirmama ragmen ne zaman, nerede, nasil kayit edildigini bilemedim. Yegenim tarik Ümit'in mit görevlisi Mehmet Eymür ile yakinliginin oldugunu duyuyor ve biliyordum. Mehmet Eymür'ün ailesi ile temas kurarak Kendisine nasil ulasabilecegimi sordum ve bin netice görevli olarak Türkiye'ye eldiginde kendisiyle temas ettim.

Mehmet Eymür bana böyle bir kasetten haberi oldugunu, Tarik Ümit'le kendisinin ve arkadaslarinin yaptiklari görüsmelerin bir kisminin sesli ve görüntülü olarak kayda alindigini, görüsmeler sirasinda tarik Ümit'in zaman zaman hayatindan endise ettigini Belirtmesi üzerine Tarik Ümit'e "bu endiselerini bir Notere git kaydettir, ayrica sana bizimle yaptigin görüsmelerde kaydettigimiz anlatimlarindan pasajlar bulunan bir bant vereyim, Onu da noter belgesine ekle ve basina bir sey geldigi zaman Ortaya çikartmak üzere güvenilir bir kimseye teslim et" dedigini Ve muhtelif tarihlerde yaptiklari görüsmelere ait bantlardan Pasajlar çikarttirarak bir kaset içinde Tarik Ümit'e verdigini ifade etti.

Mehmet Eymür'ün ifadesinden de anlasildigi üzere MIT'te bu kasetin detaylarinin bulundugu sözlü ve görüntülü bantlar bulundugu anlasilmaktadir.

Taleplerim:

1) Çözümünü sundugum kasetin degerlendirilmesi,

2) MIT Teskilatindan olayin aydinlatilmasina katkida bulunacagini umdugum yukarida sözü edilen sesli ve görüntülü kasetlerin istenerek degerlendirilmesi,

3) Bu konuda ayrintili bilgisi oldugu düsünülen Mehmet Eymür ile Tarik Ümit'le görüsen diger mit mensuplarinin dinlenmesi.

Geregini saygilarimla arz ve talep ederim. Cemalettin Ümit

3. Dilekçede de belirtildigi üzere mezkur bant 2-3 yil kadar önce Tarik Ümit'e basina bir sey gelebilecegi düsüncesiyle tarafimdan verilmistir. Tarik Ümit'in konu ile ilgili noterden yapilma veya yazili bir belge birakmis olmasi da gerekmektedir. (yasadigi evde Korkut Eken'den aldigi silah ve patlayicilari sakladigi gizli bir bölmesi oldugunu tarafima bildirmisti. Daha önce bu hususu ilettigim yakinlari bu gizli yeri bulamadilar) Mezkur bant Istanbul'da tarafimdan dinlenmistir. Kaydin veya dinlenen cihazin kalitesinden dolayi tamami anlasilmamaktadir. Bantta genel Olarak Mehmet Agar ve Korkut Eken'le çalismalarindan bahsedilmekte ve Korkut Eken'in kendisini tehdit ettigi ve öldürtmeye çalistigi Tarik Ümit'in sesi ile anlatilmaktadir.

Cemalettin Ümit'e yukarida belirttigi hususlarin yani sira bantlarin delil olarak dikkate alinmadigi bildirilmistir.

4. Üç-dört gün önce Istanbul'dan Aktüel dergisi muhabiri Necdet Açan telefonla (bürodan) aramis ve DGM'ye tevdi edilen bu banttan bahisle ve adimin da geçtigini belirterek tarafimdan Bilgi istemistir. Adi gecene herhangi bir yorumda bulunulmamis ve Konu hakkinda bilgi sahibi olmadigim söylenmistir. Mehmet Eymür

Sual:

"18/05/98
Tarik Ümit'in kaybolmasi ile ilgili olarak Istanbul DGM'ne bir dilekçe verilmistir. Bu dilekçede bir bant çözümü de bulunmaktadir. Bazi basin çevrelerinde, kaynak bölümünde M. Eymür'ün isminin geçtigi belirtilmekte ve bandin mahkeme dosyalari arasinda kaybolacagi kanaati olustugundan bant dökümünün basin destegi ile yayinlanmasi halinde savcilarin harekete geçecegi ifade edilmektedir. Aktüel Dergisi muhabiri N. AÇAN'in M. Eymür ile bant çözümüne ulasma amaciyla görüsme yaptigi ve banta ulasma konusunda yardimci olunmasini istedigi ögrenilmistir.

Bu konuda ilgi (c) disinda mevcut olan bilgi ve görüsünüzün detayli olarak ivedi bildirilmesini.

Cevap:

27/05/98
1. Ilgi'de bahse konu hususlar (Tarik Ümit'in kaybolmasi ile ilgili olarak Istanbul DGM'ye bir dilekçe verildigi, bu dilekçede bir bant çözümü bulundugu, dilekçede M. Eymür'ün isminin geçtigi) ilgi (a) mesaj ile teferruatli bir sekilde bildirilmis ve DGM'ye verilen dilekçe ayni mesajla gönderilmisti. Ilgi (a) ve(c) mesajlar ile de Aktüel dergisi muhabiri Necdet Açan'in konu hakkinda bilgi almak ve bant veya bant çözümüne ulasmak amaciyla telefonla aradigi konusu bildirilmisti. Bu konuda baskaca kayda deger bir teferruat bulunmamaktadir. Konu ile ilgili görüsüm takip eden maddededir.

2. Tarik Ümit konusunu da kapsayan Susurluk olayinin aydinlatilmasi ülkemizin gelecegi açisindan oldugu kadar Teskilatimiz acisindan da önemlidir. Teskilatimiz bu konuda mümkün oldugu nispette adli makamlara yardimci olmali, adli makamlar, Hanefi Avci ve diger mihraklarca saptirilan ve içinden çikilmaz bir yumak haline getirilmeye çalisilan olaylarin dogrusuna ulasmalidir. Daha evvel ifade vermis oldugum Istanbul DGM Savcilari bu konudaki sikintilarini beyan ederek polis ve jandarmadan hiç bir bilgi alamadiklarini, Teskilatimizin da yardimci olmadigini, bu seklinde bir neticeye varmalarinin çok zor oldugunu belirtmislerdi.

Diger yandan Teskilatin elindeki bu konu ile ilgili bilgi ve belgelerin DGM ve diger resmi makamlara sunulmasi da sakincalidir ve Teskilatimizin bir çok çalismasinin açiga çikmasina neden olacaktir.

Bu nedenle DGM Savci ve hakimleri ile dogrudan temas edilmesi, adi geçenlerin bilgilendirilmesi, sakincasi olmayacagi düsünülen bazi evrakin özel olarak okutulmasi veya gösterilmesi suretiyle olaylarin asli hakkinda bir kanaate varmalarinin temin edilmesi uygun bir yöntem olarak düsünüle bilinir.

Sahsi kanaatim, bu olaylarin sadece polisiye ve adi suç olaylari olmadigi, olaylarin ve yönetici seviyesindeki faillerinin arkasinda yabanci Istihbarat Teskilatlarinin bulundugudur. Bu kanaatimi teyit edecek birçok karine de mevcuttur.

Teskilatimizin, asli görevleri arasinda bulunan bu konuda, "aman bize bulasmasin" zihniyetiyle seyirci durumunda kalinmamasi ve aktif davranilmasi gerektigini düsünüyorum.

Susurluk hadisesinin akabinde ortadan kaybolmasindan sonra Mahmut Yildirim (Yesil) adi kasitli ve bilinçli olarak ortaya atilmis ve devleti yönetenlerin, adalet mekanizmasinin ve kamuoyunun esaslardan uzaklasmasi saglanmistir.

Keza televizyona çikarilan Hanefi Avci ile eski PKK'cilar ve digerleri de bu oyunda kendilerine verilen görevleri mükemmel bir sekilde yerine getirmislerdir. Ben kesin olarak Yesil'in yasamadigi ve adini ortaya atanlar tarafindan öldürüldügü kanaatindeyim. Zaman bu kanaatimin dogru olup olmadigini gösterecektir. Jandarmanin, polisin ve bizim verdigimiz görevleri yerine getiren Yesil, jandarmanin, polisin verdigi istihbarat görevlisi kartini, telsizini, silah ve patlayici maddeyi tasiyan Yesil neden korkup saklanacak ki? Korkup saklanacak olanlar ona kanunsuz görevleri veren resmi kisiler, Yesil bir suç isledi ise bunu gömemezlikten gelen kolluk güçleri olmalidir. Ben Yesil'i taniyorum ve yapisini da biliyorum. Kendisine yüklenen bu kadar suçtan sonra hayatta olsaydi muhakkak bir açiklama yapar, bazi mesajlar gönderirdi.

Simdi, Akin BIRDAL hadisesi ile yeniden "Yesil" adi ortaya atilmaktadir. Teskilati bilmiyorum ama, gazetelerden ögrendigim kadariyla Sayin Basbakan bile bu senaryoya inanmis durumdadir. Bir kademe sonra benim adimin ortaya atilmasi ve karargahtan yollanacak yeni sorulara muhatap olmam muhtemeldir. Keske Yesil bulunsa da dogrular da ortaya çiksa. Ancak daha önce de söyledigim gibi kesinlikle yasadigini sanmiyorum.

Netice itibariyle en çok bilgiye sahip oldugumuz Tarik Ümit konusunda adli makamlara, makamlarinca takdir edilecek sekil ve yöntemler kullanilarak mümkün olan ölçüde yardimci olunmasi görüsünde oldugumu belirtmek isterim.

Görüsüm sorulmamasina ragmen, Yesil konusunun ve yasanan olaylarin iyi bir sekilde (ve degisik açilardan) tahlil edilerek, oynanan oyunlarin Teskilatimizca bozulmasi gerektigi kanaatimi arz ederim. M. Eymür

Sual:

"08/06/98 Tarik Ümit'ün amcasi Cemalettin ÜMIT, 28 Nisan 1998 tarihinde, Istanbul 6 no.lu devlet Güvenlik Mahkemesine sunulmak üzere, DGM Cumhuriyet Bassavciligina verdigi dilekçede, Tarik Ümit'in esyalari arasinda üzerinde Gürcü Müzigi yazan bir kasette Tarik Ümit'in kendi sesiyle birine bazi anlatimlarda bulundugunu, kasetin çözümünü yaptirarak, kasetle birlikte dilekçenin ekinde sundugunu, MIT görevlisi M. Eymür'ün Tarik Ümit ile yakinligini bilmesi sebebiyle M. Eymür'ün ailesiyle irtibata geçtigini ve M. Eymür ile Amerika'dan Türkiye ye geldigi sirada görüstügünü,

M. Eymür'ün kendisine (C. Ümit), böyle bir kasetten haberi oldugunu, Tarik Ümit ile kendisinin (M. Eymür) ve bazi arkadaslarinin yaptiklari görüsmelerin bir kisminin sesli ve görüntülü olarak kayda alindigini, görüsmeler sirasinda T. ÜMIT'in hayatindan endise ettigini belirtmesi üzerine kendisine (T. ÜMIT) bu endiselerini bir notere git kaydettir, ayrica sana bizimle yaptigin görüsmelerde kaydettigimiz anlatimlardan pasajlar olan bir bant vereyim onu da noter belgesine ekle ve basina bir olay gelirse o zaman ortaya çikarmak üzere güvenli birine teslim et dedigini, muhtelif tarihlere ait bantlardan pasajlar çikartarak bir kaset içerisinde Tarik Ümit e verdigini söyledigini, ifade etmektedir.

Bir eleman bilgisini içeren bu tip bir kasetin kimin müsaadesi ile Tarik Ümit'e verildigi hususunun bildirilmesini."

Cevap:

10/06/98 Ilgi (b) deki hususlar ilgi (a) ile makamlarina bildirilmisti.

Tarik Ümit'e verilen kaset elemanin kendi bilgileridir. Tarik Ümit üsenmemis olsaydi bu bilgileri daha kapsamli olarak kendisi de banta kaydedebilirdi. Kaset elemanin hayati endiselerini hafifletmek maksadiyla verilmistir. Olaylar, Tarik Ümit'in endiselerinin dogru oldugunu göstermistir. Kasetin müsaadesi yönetici sifatiyla tarafimdan verilmistir.

Not: Bu konularla ilgili açik elestirel görüslerimin yer aldigi detayli bir yazi ayrica gönderilecektir. M. Eymür


22. DGM'ye hangi sifatla ifade verdigim.

Sual:

"08/06/98 1)19.02.1997 tarihinde Istanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Bas Savciligina sanik sifati ile ifade verip vermediginiz,

2) 1997 yili içerisinde 6 no.lu Istanbul Devlet Güvenlik Mahkemesine tanik olarak herhangi bir sekilde ifade verip vermediginiz konularinda tereddüde düsülmüstür. Anilan konularin ivedi izahatini ve ifade verdiyseniz bununla ilgili bilgi ve belgelerin ivedi gönderilmesini."

Cevap:

10/06/98 Istanbul devlet Güvenlik Mahkemesi Bas Savciligina tanik sifati ile ifade verilmistir.

1997 yili içerisinde 6 no.lu Istanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde tanik olarak dinlenilmistir. Bu konuda sahsimda mevcut herhangi bir belge yoktur. Savciliga verdigim ifade ile açik durusmadaki beyanlarim (basina da yansimistir). Istanbul DGM'den elde edile bilinir. M. Eymür


23. Polisevi'nde Toplanti

Sual:

"01/07/98 Bazi gazeteciler arasinda, içlerinde M. Eymür'ün de bulundugu bir toplantinin yapildigi, muhtemelen Mehmet Agar, Korkut Eken, Hanefi Avci, Avni Özgürel ve baska sahislarin da katildigi toplantida bir uzlasma saglandigi, ihtilale karsi bilesildigi vs. seklinde çesitli spekülasyonlar yapilmaktadir. M. Eymür'ün toplantiya katilip katilmadigi, katildiysa detayli bilgi verilmesini.

Not: Toplantinin muhtemelen Mayis sonlari, Haziran baslarinda Istanbul Baltalimani Polis Moral Egitim Merkezinde yapildigi iddia edilmektedir."

Cevap:

07/07/98 Sayin Baskan,

1998 yili Mayis sonlarinda veya Haziran baslarinda Istanbul Baltalimani Polis Moral Egitim Merkezinde benim de katildigim bir uzlasma ve ihtilale karsi birlesme toplantisi ile ilgi mesajinizi aldim ve saka mi yapiyorsunuz, ciddi mi yazdiniz anlayamadim.

Eger ciddi olarak yazdinizsa bu bir Istihbarat Teskilatina yakisan soru sekli olmamis. Hem (çesitli spekülasyonlar yapilmaktadir) diyorsunuz, hem de bunun dogru olup olmadigini bana soruyorsunuz. Teskilatin yöneticileri ya her duyduklari dedikodu haberine inanacak kadar saf kalmis, ya da beni hiç tanimamislar, veya bu yazilari beni rahatsiz etmek için kasitli olarak yazdiriyorlar.

Ihtilal mi oluyor ki ihtilale karsi birlesme toplantisi yapiliyor. Böyle bir toplanti yapilinca ihtilal önleniyor mu? Toplantiya katilanlar baba filmindeki gibi mafya üyeleri mi ki uzlasma toplantisi yapiyorlar. Ne için uzlasiyorlar. Birbirlerinin kanunsuz isine, birbirlerinin bölgesine karismamak için mi?

Böyle bir toplantiya benim dünyanin bir ucundan, kimselerin haberi olmadan gelip katilmam normal mi ki toplantiya katilip katilmadigim soruluyor?

Teskilatimizin yöneticileri arasinda Mehmet Agar, Hanefi Avci ve Korkut EKEN'le görüsen, yakin dostluklari olan, onlari himaye etmek için her gayreti gösteren, onlara sirtini dayayarak makamlarinda yükselmeye çalisan kisiler var.

Bu kisiler vasitasi ile sorup dogru mu degil mi ögrenebilirdiniz. Bu yazilarinizi bir ibret vesikasi olarak sakliyorum.

Benim Mehmet Agar ve digerleri ile sahsi bir sorunum yok. Onlarla ilgili sorunlar mesleki ve ülke menfaatleri acisindandir. Onun için kimse bunu benim sahsi meselemmis gibi göstermeye çaba sarf etmesin. Benimle ugrasacaklarina adalete yardimci olmaya, Türkiye'de istikrarsizlik yaratan güçleri desifre etmeye, bunlarin isledikleri suçlari, yabanci unsurlarla iliskilerini tespite çalissinlar.

Yakin tarihlerde ismi manset olan Mehmet Kulaksizoglu, Yavuz Ataç'in Teskilata monte etmeye çalistigi her türlü pis isin içinde olan bir banka dolandiricisidir. Yavuz Ataç'in takdimi ve rahmetli Fevzi Ilkay'in yakini oldugunu belirtmesi üzerine bir müddet kullanmaya çalistik. Ancak ben Kulaksizoglu'nun Bulgaristan'dan gelirken Edirne Gümrügünde kendisini MIT mensubu olarak tanitip aranmadan geçmesi üzerine ilisigini kestirdim ve de elindeki tarafimizdan verilen kimlik ve pasaportu aldirdim.

Teskilatta benim her yaptigimin tersini yapmayi usul haline getirmis bazilari (Senkal Atasagun), sahsa ve onu takdim edip kisisel iliskilerine devam edene hesap soracaklarina, Kulaksizoglu'nun kimlik ve pasaportunu geri verdiler ve Teskilatla iliskisini devam ettirdiler. Simdi MIT'te bazilarindan himaye gören ve MIT mensubu geçinen bu adam, Türkiye'de istikrarsizlik yaratmak isteyen bir illegal grubun yöneticilerinden biri olarak gazete mansetlerinde yer aliyor. Bu ve bunun gibi yanlisliklara o kadar çok misal var ki.

Tarik Ümit ve Susurluk konusu hem ülke yararina bir seyler yapmak, hem de Teskilatin varligini ispat etmek için bir firsattir. ülke yararina hizmet etmek görevi ile önemli makamlarda bulunan Teskilatin bazi yöneticileri ülkede devam eden kaosu, çetelesmeyi ve mafya hakimiyetini durdurmak için adalete ve devletin üst yöneticilerine korkmadan, küçük hesaplar yapmadan, her sekilde yardimci olmalidir.

Teskilat, bilgileri saklamak için degil, ülke yararina kullanmak için toplamaktadir. (Aman bana bulasmasin) düsüncesi ile her seye göz yumulmasi, bilgilerin saklanmasi, (Teskilati koruyorum) diye ülkenin istikrarsizligina seyirci kalinmasi, sadece hiyerarsik kanallar içinde hesap sormaya ve dogrulari söylemekten çekinmeyenleri pasifize etmeye çalisarak olaylarin geçistirilmesi ülkeye bir yarar saglamaz.

Sayin Baskan, mesajlar sizin imzanizla geldigi için dogrudan size yaziyorum. Esasinda bu talimatlari kim veriyorsa muhatabim odur. Benimle bir meselesi olan varsa dogrudan bana açik açik kendisi yazsin ben de cevabini vereyim.

Teskilati ve Teskilatin imkanlarini bir vasita olarak kullanmasin. Mesleki ve ahlaki yönden bir hatam ve kusurum varsa her zaman hesap vermeye hazir oldugumu defaatle belirttim.

Yapilan haksiz ve insafsiz davranislar, yakistirmalar, artik unutamayacagim kadar çogaldi. Mehmet Eymür

Not: Son gelisimde Sn. Müstesar'a oglum Alp'in takip edilmesi ve arkadasinin takipçiler tarafindan dövülmesi ile ilgili bir dilekçe vermistim. Bu güne kadar dilekçeme bir cevap alamadim. Bu konuda cevap bekledigimi lütfen kendisine hatirlatir misiniz.

Cevaba cevap

"11/07/98
Sayin M. Eymür Bey,

1) Ilgi (a) talimat ile resmi yazismaya uygun biçimde bir hususun aydinlatilmasi istenmis ve buna özel mahiyette cevap verilmistir.

2) Ilgi (a) talimat ile Teskilata çesitli kanallardan intikal eden bir bilginin mensubumuza ulastirilarak teyidi veya tekzibi yoluna gidilmistir. Sanirim bu en dogal çalisma seklidir. Böyle bir yaziya özel mahiyette cevap verilmesi nedeniyle ayni sekilde cevap verilmek durumunda kalinmistir.

3) Ilgi (a) mesaj emrinde esasen,ortalikta dolasan konusmalarin bir spekülasyona neden oldugu vurgulanmistir. Böyle bir toplantinin teyidinin veya tekzibinin ilkönce kendi mensubumuzdan ögrenilmesi de dogaldir. Dosya Böyle tekemmül ettirilmektedir. Aksi halde yalan haber üzerine bina kurulmus olur.

4) Gönderilen tüm mesajlar sirali amirler tarafindan görülmektedir. Bu, çok tabidir.

5) Hiç yeri olmadigi halde Kulaksizoglu ile ilgili bazi bilgiler verilmektedir. Daha önce konunun içinde olan biri olarak Böyle bilgileri resmi mesaj formunda ve aninda vermis olmaniz tercih edilecek dogal bir hareket tarzidir.

6) Daha evvel sifahi konusmalarda belirtildigi gibi kimse kimseyi karalamak veya zarara sokmak gibi bir caba içerisinde degildir.

7) Ünitenin basinda bulunduguma göre, mesajlarin benim imzamla yazilmasi ne kadar dogalsa içerigini de aynen benimsemem kaleme almam kadar dogaldir.

8) Burada Op. Baskanligini bir araci veya verilen her emri yerine getiren bir makam seklinde nitelemeniz de dogru bir hareket tarzi degildir.

9) Sayin Müstesar kendisinde sizin tarafinizdan verilmis herhangi bir dilekçe olmadigini da belirtmislerdir.

10) Resmi yazismalara resmi cevap verilmesi ve bunun resmi bir üslup içinde bulunmasi tercih edilmesi gereken bir hareket tarzidir. Özel yazismalari istediginiz gibi yapabiliriz. Bu vesile ile aileniz ile birlikte iyi bir izin geçirmenizi diliyorum."


25. M. Eymür'ün Dilekçesi

Gönderilen Dilekçe:

11.08.1998

Milli istihbarat Teskilati Müstesarlik makamina Ankara

Subat 1998'de görevli olarak geldigim zaman, ilisikte tekraren sundugum dilekçemi makamlarina bizzat elden vermistim. Uzun süre bekledikten sonra Operasyon Baskani Azmi KOÇDAG'dan dilekçemin akibetini sordum.

Makamlarina sorduktan sonra müstesarda böyle bir dilekçenin bulunmadigini bana bildirdi.

Yakin tarihte Ankara'da bulunan oglumdan oturdugu apartman dairesinin kapilarinin kurcalandigini ve kilidinin bozuldugunu ögrendim.

Sahsima ve aile fertlerime ve yakinlarima yönelik yürütülmüs bulunan ve halen bilginiz dahilinde veya haricinde devam ettigi anlasilan faaliyetlerin önemle ve israrla üzerinde duracagimi ve makamlarindan kanuni süresi içinde bir netice alamadigim taktirde daha üst makamlara ve adli makamlara müracaat edecegimi arz eder, ilisikteki dilekçemi bir kez daha geregi için emirlerine sunarim. Mehmet Eymür, Mit Washington Temsilcisi

* * * * *

23.02.1998

Milli istihbarat Teskilati Müstesarlik makamina Ankara

Basbakanlik Teftis Kurulu baskanliginca hazirlanan "Susurluk olayi" ile ilgili raporun kamuoyuna açiklanmasi ile Teskilatin hiyerarsik düzeni disinda kanunsuz faaliyet yürüten, rüsvetçi, basit, onursuz bir memur, bir çete reisi konumuna düsürüldüm.

Haksiz yere düsürüldügüm bu konum, ailem, yakinlarim, dostlarim, meslektaslarim ve kamuoyu açisindan son derecede üzüntü verici, onur kiricidir.

11 Subat 1998 tarihinde Müstesarlik emri ile geldigim Ankara'da bazi incelemelerde bulundum ve konu ile ilgili bazi önemli tespitlerim oldu. Asagida maddeler halinde sunulan bu tespitler, Müstesar Yardimcisi Mikdat Alpay ve Ankara Bölge Baskani Engin SÖYLEMEZOGLU'nu dogrudan suçlamama neden olan ve tarafimdan kasitli olarak degerlendirilen fiillerdir.

1. Müstesar Yardimcisi Mikdat Alpay'in sevk ve idaresinde basbakanlik Teftis kuruluna verilen yazili ve sözlü bilgiler ile verilmesinden imtina eden veya saklanan bilgiler, Teskilati ve dolayisiyla sahsimi savunmadan ziyade Hanefi Avci tarafindan kasitli olarak ileri sürülen yalan iddialari destekler mahiyette olmus, kanaatimce zamanin MIT Müstesari Sn. Sönmez Köksal da kandirilmis ve yanlis yönlendirilmistir. Basbakan'dan bile bazi bilgilerin gizlenmesi neticesinde ortaya çikan tablo, Teskilati savunma içgüdüsü ve becerisizlik fiillerini asmis ve kasit unsuru tasir hale gelmistir.

Basbakanlik Teftis Kurulu Baskani Kutlu Savas'in raporundaki; "Mit tarafindan cevaplandirilmasi istenilen sorulara karsilik görüslerini detaye eden Teskilat, Mit-Siyasetçi iliskisinde ise önceki sayfalardaki ifadelerimizi teyit eden görüslere yer vermektedir. MIT'in baskilara kendi yöntemleri ile direndigi ancak bu titizlige ragmen istenmeyen müdahalelerin olabildigi anlatildiktan sonra örnek olarak Mehmet Eymür, Tolga Sakir Atik, Nuri Gündes ve Korkut Eken'in adi zikredilmektedir" ifadesi bu kasit unsurunu gösteren en bariz noktalardan biridir.

Yasaminin otuz yili askin bir süresini bu Teskilata adamis olan sahsim ile ilgili bu satirlari hiçbir vicdani muhasebe yapmadan yazan zihniyet, esasinda her türlü entrika ve siyaset ile iç içe oldugunu da damgalamaktadir. Iste o zihniyet baskalarina kara çalarak örgütlenerek ve birilerinin üzerine basarak bulundugu Teskilatin kontrolünü ele almak isteyen zihniyettir.

Ankara'ya gelisimden sonra görüstügüm Müstesar Yardimcisi'nin ilk sözü "benim Müstesarligimi sen engellemissin, Basbakan'a karimin Ermeni oldugunu söylemissin" olmustur. Bu, karsidakine suç isnat ederek kendi suçlarini kapatma taktiginin basit bir örnegidir.

2. Basbakanlik Teftis kuruluna verilen bilgiler ile yesil kod adli Mahmut Yildirim'in Teskilatimizca ve özellikle Mehmet Eymür tarafindan kullanildigi kabul edilmis, adi geçenle ilgili on sayfa menfi bilgi verilirken, sahsin müspet hizmetleri, karsi tezleri çürütecek olan görüsme raporlari ve ses bantlari çözümleri ve resimler her ne sebeple ise verilmemistir.

Konu bu sekli ile Hanefi Avci'yi dogrulayan bir veçhe almistir.

3. Mehmet ali YAPRAK'in kaçirilisi ile ilgili tarafimdan kaleme alinan ve konu hakkinda sorusturma talep eden arz notunun bir kismi Basbakanlik Teftis Kuruluna verilen bilgiler arasinda yer almis, savunmami saglayacak olan önemli kisimlarin verilmesinden imtina edilmistir. Basbakanlik Teftis Kuruluna filmin kareleri verilerek olaylar saptirilmis ve aleyhte bir sekle sokulmustur.

4. Basbakanlik Teftis Kurulunca sorulan sorularin cevaplandirilmasi safhasinda konuya hakim olmayan ilgisiz personel kullanilmis, konularin bizatihi içinde yasayan personelin bilgi ve görüslerinin alinmasindan imtina edilmistir. Bu konuda müracaatla yardimci olmak isteyen personel de dikkate alinmamistir.

5. Bazi resmi evrak ve kayitlar üzerinde tahrifat yapilmistir.

6. Teskilatimizda tekrar görev almamdan itibaren yürütülen bilgi vermeme, sistem disinda tutma, engelleme, maiyetimdeki personeli taciz etme, sindirme, birbirine düsürme gibi sistemli yipratma faaliyetleri, ABD'ye tayinen karargahtan ayrilmam üzerine artan bir sekilde personelimi ve hatta ailemin fertlerini de içine alacak sekilde devam etmistir.

a) Yakin korumami yapan ve eskiden emrimde çalisan personelden usul disi bir sekilde, "nerelere gittigim, kimlerle görüstügüm" hakkinda raporlar istenmistir.

b) Emrimde çalismis olan personele sicak yaklasilarak ve sondajlar yapilarak beni suçlayici bilgiler alinmaya çalisilmis, personel üzerinde baski kurulmus, bir çok personelin masasi, bilgisayari gizlice aranmis, ev, is telefonlari ve odalari dinlenmistir. Yakin mesai arkadaslarim sindirilmis, riskli görevlerde yer almis olan bazi personel aktif görevlerden alinarak idari görevlere verilmis, personelin yaninda "Mehmet Eymür'ün pisliklerini temizliyoruz", "Mehmet Eymür artik bitti, sürüldü" gibi yakisiksiz ifadeler kullanilmis, beni seven ve sayan personel, hatirimi sormaya korkar hale getirilmistir. Hanefi Avci tarafindan haksiz bir sekilde suçlanan Duran Firat'a da benzer sondajlar yapilmis, benimle ilgili beklenen menfi bilgilerin elde edilememesi üzerine görev yeri degistirilmis, uzun süre takip ve kontrol altinda tutulmus, telefonlari dinlenmistir. Takip faaliyetinin desifre olmasi üzerine bu islemin personeli korumak amaciyla yapildigi belirtilmistir.

c) Tarafimdan yürütülen bazi eski faaliyetler ve sorgular incelenerek sahsimla ilgili açiklar aranmistir.

7. Paralel faaliyetler Ankara Bölge Baskani Engin Söylemezoglu tarafindan da yürütülmüs, adi geçen Teskilata benim tavsiyemle giren yeni bir memura baski yaparak hakkimda rapor vermesini istemistir.

8. Oglum Alp Eymür ve oglum gibi elimde büyüyen yakin arkadasi Ismail Özbahar uzun süre Ankara Bölge baskanligi takip subesince takip ve kontrole alinmis, özel hayatlari incelenmis, telefonlari dinlenmis, yasantilari fotograflarla dokümante edilmistir. (bahsedilen bu çalisma tarafima gönderilen mesaj ile belirtilen Bilkent çalismasinin disindadir).

Bu hasmane çalisma, oglumun ve arkadasinin yasadigi ve benim de bazi sahsi esyalarimin bulundugu evin illegal olarak aranmasi noktasina kadar gelmis, sonuçta oglumun yakin arkadasi olmaktan öteye hiç bir suçu bulunmayan Ismail Özbahar'in Subat ayinin ilk haftasinda beyaz Ford Escort (06 R 5162) ve beyaz Toros marka otomobilleri kullanan takip memurlarinca Ahlatlibel'de önünün kesilip tabanca zoruyla asagiya indirilmesi, çamurlara yatirilmasi ve kiyasiya dövülmesi ile neticelenmistir. Ismail Özbahar kendisini döven kisilerin tarifini vermis olup, gerektiginde bu personelin teshisleri yapilabilecektir.

Hedef sahislara bile uygulanmayan bu düsmanca tavrin nedenlerini ve kimin yarina yapildigini veya bütün bu kasitli faaliyetlerin Teskilat ve devlet yararina ne gibi artilar getirdigini anlamak mümkün degildir. Sanki bu eylemleri yapanlar, bu eylemler için emir verenler, yoklugumda aileme, çocuklarima sahip çikacak Teskilat mensuplari degil de Susurluk çetesinin mensuplaridir.

Yukarida bahsi geçen "açik arama" faaliyeti sadece benimle sinirli kalmamis, Teskilatin bazi üst düzey yöneticileri için de benzer çalismalar yapilmistir. Bütün bu çalismalar Teskilattaki gizli bir kadrolasma ve tasfiye faaliyetinin
belirtileridir. Bu plan son anda mit müstesarinin seçiminde yapilan degisiklikle amacina ulasamamistir.

Yukarida sundugum iddialarin makamlarinca arastirilmasini, yetkilerini ve Teskilatin imkanlarini keyfi ve sorumsuzca kullanarak ve bazi personeli tasfiye ederek gizli bir kadrolasma hareketine tevessül eden sorumlu personelin ve buna yardimci olanlarin tespit edilerek haklarinda kanuni islem yapilmasini emir ve tensiplerine arz ederim. Mehmet Eymür, Washington Temsilcisi

Alinan Cevap:

"14/08/98
Ilgi: 11.08.1998 tarihli Milli Istihbarat Teskilati Müstesarligi makamina muhatap dilekçeniz

Ilgi'de kayitli dilekçeniz Müstesarlik makamina arz edilmis asagida yazili hususlarin bildirilmesi emri alinmistir:

1) Yapilan incelemede, iddia edilen hususlarda gerçek payi olmadigi anlasilmistir.

2) Personelin Müstesarlik çalismalarina dair kritikleri kisilerin sahsi görüsleri olarak kabul edilmistir. Ancak, karar ve sorumluluk Müstesarlik makamina aittir.

3) M. E.'nin oglu ile ilgili Teskilatimizi hedef alan iddialarinin ise, mesnetsiz ve asilsiz oldugu görülmektedir. Ayrica oglunun Ankara'da uygunsuz iliskileri ile ilgili bazi makam ve faaliyetlerden derlenen bilgiler 19 ocak 1998'de Op. Bsk.ligi tarafindan özel not ile intikal ettirilmis, kendisi de bu ikazlara 20 ocak 1998 tarihinde tesekkürlerini belirten bir mesaj ile cevap vermistir.

4) Her memurun ve vatandasin oldugu gibi M. Eymür'ün de kisisel problemleri ile ilgili istedigi makama gerekli müracaati yapma hakki vardir. Mesajin alindiginin bildirilmesini."


25. Washington Temsilciliginin Kapatildigi

Alinan Mesaj:

"14/08/98

1- Washington Temsilciligi'nin kapatilmasina karar verilmis ve M. Eymür'ün merkeze dönüsüne ait kararname onaylanmistir.

3- M. Eymür'ün, 29 Eylül 1998 tarihinden itibaren mehil süresi kullanmak suretiyle, 14 Ekim 1998 tarihinde Türkiye'de görev basinda bulunmasini."


26. Sabah Gazetesine Demeç

Savunma istegi:

"16.09.1998
Sn. Mehmet Eymür

Sabah Gazetesi'nin bir muhabirine Teskilat mensuplari, çalismalari, usul ve metotlari hakkinda demeç verdiginize dair bazi duyumlar alinmistir.

Anilan gazete muhabirine herhangi bir demeç verilip verilmediginin açiklanmasini, tarafinizdan demeç verilmis ise bununla ilgili bilgi ve savunmanizin, zarfin alinis tarihinden itibaren 8 gün içinde yazili olarak bildirilmesini rica ederim.

Azmi Koçdag, Operasyon Baskani"

Verilen cevap:

Bundan böyle savunma isteklerine cevap verilmeyecegi belirtilmistir.


27. Mehmet Eymür'ün Esinin E-Mail Yollamasi

" /09/1998
Sn. Mehmet Eymür

1. 24 Agustos 1998 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde ve daha sonraki bazi Istanbul gazetelerinde esiniz Janset Eymür tarafindan e-mail kanaliyla anilan gazeteye gönderilen ve bu gazetede "MIT'i Sarsacak Suçlama" basligi ile mansette verilen bir haber yayinlanmistir.

Konunun açikliga kavusturulmasi ve gereginin ifasi amaciyla;

-Bu açiklamamin ve yazinin esinizle ilgili olup olmadigi,

- Sözü edilen açiklamada;

"Esim konusamiyor, Senkal utansin, Ataç mafya temsilcisi, Ataç'i Atasagun gönderdi, esim neden dönüyor, Senkal Ataç'i himayesine alarak önemli bir göreve getirdi. Çakici'yi MIT'e empoze eden kendisidir." Vs. seklinde pek çok husus yer almistir. Bu konu ile ilgili bilginizin olup olmadigi,

-Bu bilgileri bir servis mensubu esinin nereden ve nasil ögrendigi, bu bilgilerin dogruluk derecesi,

-Bu hususlarin bilginiz altinda nasil ifsa edildigi, bu haberlerin tam Türkiye'ye dönüs emrinin alindigi zamana rastlamasinin izahi,

gibi hususlarin yazili olarak açiklanmasina.

2. Bu fiiller 2937 sayili yasa geregi suç teskil etmektedir. Dolayisiyla savunmanizin alinmasi zarureti dogmustur.

Bu zarfi aldiginiz tarihten itibaren 8 gün içinde savunmanizin ve açiklamalarinizin yazili olarak bildirilmesini rica ederim. Azmi Koçdag, Operasyon Baskani"

Verilen cevap:

Bundan böyle savunma isteklerine cevap verilmeyecegi belirtilmistir.


28 .Mehmet Eymür'ün MIT Yöneticilerinle Ilgili Iddialari Için Savunma Istegi

Savunma istegi:

"29.09.1998
Mehmet Eymür
APK Kurulu Baskanligi'nda Baskan Yardimcisi,
Kurul Üyesi

Personel Baskanliginin 28.09.1998 tarih ve 17472 sayili MIT Müstesarligi Makamina yazdigi yazi üzerine:

"21.09.1998 tarihinde Operasyon Baskanligi odasinda Baskan Azmi KOÇDAG ile yaptiginiz görüsmede; Operasyon Baskani; kanaat ve mütalaa olarak sahsinizin (Mehmet Eymür) Mafya ile hiçbir iliskisinin olmadiginin, bunu ispat edeceginizin, Mafya ile iliskisi olanin baskasi oldugunun, kimlerin kimleri kullandiginin artik su yüzüne çiktiginin, olaylari sonuna kadar takip edeceginizin, kendinizde bilgi ve belgelerin bulundugunun belirtilmesi üzerine, Sayin Müstesarin;"sahis elinde belge oldugunu beyan etmekte, belgenin teskilata ait olmasi halinde gerekli sorusturmanin yapilmasi gerekir" emirleri üzerine Müstesarligin 28.09.1998 tarihli olurlari ile sahsiniz hakkinda Teftis Kurulu Baskanligi emirleri uyarinca tarafima sorusturma görevi verilmistir.

06.10.1998 tarihinde saat 10:00'da MIT Teftis Kurulu yönetmeligi hükümleri çerçevesinde ön bilginize müracaat edilip ifadenize gerek duyulmustur. Beyan ettiginiz elinizdeki belgelerin mahiyet ve muhtevasi, Teskilata ait olup olmadigi sorusturmaya konu olacaktir.

Mezkûr gün ve saatte Müstesarlik Teftis Kurulu'nda hazir bulunmanizi arz ve rica ederim. Fikret KUTLAY, Müsavir Basmüfettis"

Verilen cevap:

Bundan böyle savunma isteklerine cevap verilmeyecegi belirtilmistir.


Savunma istegi:

"13.01.99
Sayin Mehmet Eymür

Hakkinizda yürütülen iki ayri sorusturma ile ilgili olarak MIT Disiplin Kurulu'nun savunma istemli 03.11.1998 tarih, 231 sayi ve 12.01.1999 tarih, 248 sayili yazilari ekte sunulmustur.

657 sayili Devlet Memurlari Kanunu'nun 130 uncu maddesinin ikinci fikrasi uyarinca, konuya iliskin savunmalarinizi bu yazinin teblig tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde MIT Disiplin Kurulu'na ulastirmanizi rica ederim. Kubilay Günay

03.11.1998
Sayin Mehmet Eymür

14 Eylül 1998 tarihli HÜRRIYET Gazetesinde yayimlanan bir haberle ilgili olarak Teftis Kurulu Baskanligi'nca yürütülen sorusturmada verdiginiz 23.09.1998 tarihli ve "Savunma" konulu yazinizda "Uzun bir zamandan beri Milli Istihbarat Teskilatinin mevcut yöneticilerinin, politik çikarlar ve menfaat gruplari lehine kanunsuz ve usulsüz islemlere tevessül ettigini" ve "Gizlilik gerekçesinin arkasina siginarak tertiplerini devam ettirdigini" ileri sürdügünüz, Müfettis tarafindan alinan 30.09.1998 tarihli ifadenizde ise yöneticilerden kastinizin "MIT Müstesari, Operasyondan Sorumlu Müstesar Yardimcisi ve Ankara Bölge Baskani" oldugunu açikladiginiz anlasilmistir.

Sorusturma Raporu'nda sözkonusu iddialarin 657 sayili Devlet Memurlari Kanunu'nun 125 inci maddesinin (D) bendinin (1) alt bendi kapsaminda disiplin suçu oldugu degerlendirilmis ve hakkinizda disiplin cezasi uygulanmasi teklif edilmistir.

657 sayili Kanunun 130 uncu maddesinin ikinci fikrasi uyarinca, konuya iliskin savunmanizi en geç yedi gün içinde Basbakanlik kanaliyla MIT Disiplin Kurulu'na ulastirmanizi rica ederim. Kubilay Günay, MIT Disiplin Kurulu Baskani


12.01.1999
Sayin Mehmet Eymür


Kanal D Televizyonunun 05.10.1998 tarihli ana haber bülteninde yayinlanan açiklamalariniz ve Hürriyet Gazetesinin 06.10.1998 tarihli nüshasinda yayimlanan "Apo'nun Kurtuldugu Gece" baslikli haber ile ilgili olarak Basbakanlik Teftis Kurulu baskanligi ve MIT Müstesarligi Teftis Kurulu Baskanligi'nca müstereken yürütülen sorusturma neticesinde hazirlanan 07.12.1998 tarih ve 12/98-1 sayili Sorusturma Raporu'nda; 657 sayili Devlet Memurlari Kanunu'nun 15 ve 31 inci maddeleri hilafina televizyon kurulusuna demeç verdiginizin sabit oldugu ifade edilmis ve bu nedenle hakkinizda 657 sayili Kanunun 125 inci maddesinin (D) bendinin, "Yetkili olmadigi halde basina, haber ajanslarina veya radyo ve televizyon kurumlarina bilgi veya demeç vermek" ve " Açiklanmasi yasaklanan bilgileri açiklamak" seklindeki (g) ve (k) alt bentleri uyarinca disiplin (kademe ilerlemesinin durdurulmasi) cezasi uygulanmasi teklif edilmistir.

657 sayili Kanunun 130 uncu maddesinin ikinci fikrasi uyarinca, konuya iliskin savunmanizi en geç yedi gün içinde MIT Disiplin Kurulu'na ulastirmanizi rica ederim. Kubilay Günay, MIT Disiplin Kurulu Baskani"

Savunma istegine cevap:

Tarih: 02.02.1999

Sayin Kubilay Günay MIT Disiplin Kurulu Baskani

(1) Milli Istihbarat Teskilati ile iliskim, 01.Ekim. 1998 tarihi itibariyle kesilmistir. Bu husustaki kayitlarin Personel Baskanliginizda bulunmasi gerekir. Idareniz ile ilisigi kesilmis ve halen organik hiç bir bagi bulunmayan bir kisiye disiplin sorusturmasi yapilmasini hangi mevzuata ve hangi gerekçelere dayandirdiginizi bilmiyorum. Ancak usul disi ve hatali bir islem oldugunu açikça belirtmek isterim. Madem idarenin böyle bir sorusturma yapma niyeti vardi, neden yangindan mal kaçirir gibi apar topar ilisigim kesildi? Önce sorusturmalari bitirip, ceza verip, sonra geregini yapsaydiniz. Simdi, hiç bir dayanagi olmadan "yurt disindan alip, Milli Istihbarat Teskilati'ndan çikarmaya kadar varan kanun ve usul disi, haksiz, insafsiz, iftira ve tertibe dayali islemlere, yeni bir usulsüz islemle gerekçe yaratilmaya çalisildigi anlasilmaktadir.

(2) "231 Sayili Savunma Istegi" ile ilgili yazinizda, Mit Müstesari, Operasyondan Sorumlu Müstesar Yardimcisi ve Ankara Bölge Baskani ile ilgili olarak "Uzun bir zamandan beri politik çikarlar ve menfaat gruplari lehine, kanunsuz ve usulsüz islemlere tevessül ettikleri" seklindeki beyanimin disiplin suçu olarak degerlendirildigini belirtmissiniz.

Ben bu beyanimi sadece 23.09.1998 ve 30.09.1998 tarihli Savunma yazisi ve ifadede belirtmedim. Bu konudaki ilk yazili beyanim, bahsedilen tarihten 7 ay, günümüzden bir yil önce, 23.02.1998 tarihinde bizzat MIT Müstesarina bir dilekçe ile basvurusum ile olmustur. Uzun süre bekledikten ve herhangi bir cevap alamadiktan sonra 11.08.1998 tarihinde ABD'den yolladigim resmi yaziyla basvurumu tekrarladim. Bana Müstesarin "Iddia edilen hususlarda gerçek payi olmadigi anlasilmistir. Personelin müstesarlik çalismalarina dair kritikleri kisilerin sahsi görüsleri olarak kabul edilmistir. Karar ve sorumluluk Müstesarlik makamina aittir. Her memurun ve vatandasin oldugu gibi M. Eymür'ün de kisisel problemleri ile ilgili istedigi makama gerekli müracaat yapma hakki vardir" seklindeki cevabi geldi. Ben de simdi vatandas Mehmet Eymür olarak gerekli müracaatlarda bulunuyorum.

Yukarida belirttigim ve resmi yazismalara girmis beyanlarima ilaveten ayni mealdeki iddialari, Istanbul Devlet Güvenlik Mahkemesindeki tanikligim sirasinda ve yüksek yargi organi Danistay'a basvuruda da tekrarladim.

Gerektiginde olay, sahit, belge göstererek bu iddialarin dogrulugunu adli ve yetkili makamlar önünde ispatlamak tabii ki benim sorumlulugumdadir.

Bu bakimdan yüksek yargi organlarina intikal etmis, hükümetin düsmesine neden olacak kadar önemli gelismeleri beraberinde getirerek büyük ölçüde dogrulanmis olan beyanlarimin idarece bir disiplin suçu olarak nitelendirilmesi, hakliligimi bir kez daha ispatlayan yeni bir örnek olusturacaktir.

Benim beyanlarimin temelinde müsahhas olaylar, ülke güvenligi ile ilgili hususlar ve hukuki müracaatlar vardir. Iddialarim açik ve nettir. Amire hakaret, küfür, tehdit, iftira gibi disiplin suçunun unsurlarini tasiyan bir yönü yoktur.

Örnekleme yapmak gerekirse, halihazirdaki Müstesar Senkal Atasagun Londra'ya tayin edildiginde, zamanin Personel Baskanina telefon açarak galiz bir sekilde küfür etmis ve hesap soracagi seklinde tehditlerde bulunmus, bilahare kapi kapi dolasarak eski amirlerini ve meslektaslarini suçlayan, asagilayan konusmalar yapmisti. Bu fiilinden dolayi "kinama cezasi" gibi basit bir ceza aldi. Benim beyanlarimin tayin nedeniyle kaynaklanan ve kizginlikla sarfedilen bu tip basit sözlerle bir benzerligi yoktur.

Yine bir örnekleme yapmak icap ederse, MIT'in örtülü ödeneginden sorumlu Özel Muhasebe Sorumlusu Kani, 1998 yili içinde zimmetinde bulunan 300 milyar lira civarindaki parayi borsada kullandi. Disiplin suçunu da asan ve cezai davasi açilmasi gereken bir eylem olmasina ragmen her nedense sessiz sedasiz emekli edildi ve olay kapatildi. Benim davranislarimin bu sekilde yüz kizartici ve gayri ahlaki bir yönü de yoktur.

(3) "248 Sayili Savunma Istegi" ile ilgili yazinizda bahsi geçen ve "APO'nun Kurtuldugu Gece" basligi ile yayinlanan haber ile herhangi bir iliskimin olmadigini daha önce Basbakanlik Teftis Kuruluna verdigim ifadede belirtmistim.

Esasinda bu haber hayati risklerimi ciddi bir ölçüde arttiracagi cihetle bana zarar veren bir yayin olmustur. Buna ragmen yaziyi sanki ben yayinlatmisim gibi suçlamada bulunulmus.

Kanal D'deki yayin ise bir nevi mesru müdafaa hakkimin kullanimidir. Idarenizce bilinecegi üzere Anayasanin tanidigi kisilik haklari, diger hak ve kisitlamalarin üzerinde mütalaa edilmektedir. Hakkimi ve hukukumu korumasi gerekenlerin degil bunu yapmak, aksine yalan ve iftira üreterek, her türlü kanunsuz eyleme basvurarak kisilik haklarima yönelik saldirilarda bulunmalarina karsi, ölçülü bir ifade tarziyla yaptigim savunmamin "bilgi ve demeç vermek" seklinde mütalaa edilmesi gerçeklerle bagdasmamaktadir. Kaldi ki, daha öncede belirttigim gibi Milli Istihbarat Teskilati ile iliskim kesilmis ve yeni görev yerinde baslamayarak irademi açikça beyan etmis durumdayken (bu husus söyleside de açikça ifade edilmektedir) ve statümde herhangi bir degisiklik olmamisken, ayrilisimdan 4 ay sonra disiplin sorusturmasina tevessül edilmesini hukuki ve mantiki açidan kabul edilebilir bir davranis olarak görmüyorum.

(4) Netice itibariyle, bahsettigim dilekçeme ilaveten, Susurluk olayi sonrasinda zamanin Basbakani Necmettin Erbakan'a verilen rapor, Basbakanlik Teftis Kurulu Baskan Vekili Kutlu Savas'a verilen sözlü ve yazili bilgiler, Alaattin Çakici ile ilgili dinleme raporlari, Washington Temsilciligi ile MIT Karargahi arasinda yapilan yazismalar, Yavuz Ataç, Ibrahim Ortakçier, Kasif Kozinoglu, Orhan Çoban ile ilgili yazdigim yazilar, MIT Müstesari'nin Basbakan Mesut Yilmaz'la birlikte katildigi basin toplantisindaki beyanlari, MIT Müstesari'nin Milletvekili Fikri Saglar'la vaki görüsmesinde "MIT'teki Susurluk Çetesi" ile ilgili söyledigi sözler, MIT Müstesari'nin bir grup personelin önünde "Mehmet Eymür Çetesi" seklindeki ithamlari, MIT Müstesarinin çesitli zamanlarda bazi basin mensuplarina verdigi bilgiler, gibi belge ve bilgileri de kararinizdan önce arastirmanizi öneririm. Mehmet Eymür

Not: 26 Ocak 1999 tarihi itibariyle Istanbul'da annemin adresine yollamis oldugunuz "Savunma Istegi" yaziniz, yurt disinda bulundugumdan 31.01.1999 tarihi itibariyle elime ulasmistir. Bilgi edinilmesini. "


C. USÜLSÜZ VE HUKUK DISI TAYININ ESAS SEBEPLERI:

1. Teskilat Içindeki Makam Kavgalari, Hiziplesmeler, Dis Baglantilar

Mehmet Eymür, 1994'de memuriyete dönmesini müteakip dogrudan Müstesara bagli olarak faaliyet gösteren Özel Istihbarat Daire Baskanligini devralmistir. Fonksiyonel bir ünitenin basindadir ve Müstesar baskanligindaki günlük toplantilara katilan 4-5 üst yöneticiden biridir. O tarihte yardimcisi Yavuz Ataç'tir. Mehmet Eymür yeni görevinden memnun ancak yardimcisindan sikintilidir. Daha önceki görev döneminde de yaninda çalisan Yavuz Ataç'i iyi tanimakta, çalisma tarzi, karakteri ve iliskileri yönünden ona güven duymamaktadir. Yavuz Ataç Teskilata, Korkut Eken'le birlikte gelmistir. Her ikisi de o tarihlerde Gölbasi'nda Polis Özel Kuvvetlerini egitirken Müstesar Yardimcisi Hiram Abas'in dikkatini çekmis ve neticede "Özel Kuvvetler Komutanligi'ndan" emekli olarak Teskilata alinmislardir.

Yavuz Ataç da, Özel Istihbarat Daire Baskanligini beklediginden Mehmet Eymür'ün dönüsünden memnun degildir ve Mehmet Eymür'e karsi tavirlidir. Mehmet Eymür, Yavuz Ataç konusunu, kendisine Teskilata dönme teklifi yapan ve o anda Ankara Bölge Baskani olan Senkal Atasagun'a açar. Senkal Atasagun bu konuyu hiç gündeme getirmemesini, MIT Müstesari'nin da Yavuz Ataç'dan memnun oldugunu belirtir ve uzun zaman için bu konu kapanir.

Mehmet Eymür, bütün zamanini yeni görevine yöneltir. Yakin mesai arkadaslarinin yardimi ve Müstesarin destegi ile ünitesini idari, operasyonel ve egitim açisindan gelismis, modern yöntemlerle, kompüterize çalisan, aktif, dinamik örnek bir ünite haline getirir. Özel Istihbarat Dairesi ve sonradan onun devami niteliginde olan Kontr Terör Merkezi, teskilatin en riskli ve yorucu ünitelerinden biri olmasina ve 4 tane sehit vermesine ragmen genç personelin en çok çalismayi arzuladiklari yer haline gelmistir.

Bu gelisme, Teskilatta yükselmek isteyen ve Müstesarlik yarisi içine giren, hizmetten ziyade kendi avantajlarini düsünen bazi yöneticileri rahatsiz etmis, Müstesarin toplantilarda "en iyi, en süratli ve en tatmin edici raporlari Özel Istihbarat Baskanligindan (veya Kontr Terör'den) aliyorum, size kaçtir söylüyorum hala yerine getirmediniz" mealindeki sözleri, yurtiçi ve yurtdisindaki bazi toplantilarina Mehmet Eymür'ü götürmesi ve Teskilat Karargahi çapinda yapilan anketlerde "Mehmet Eymür'ün ve ünitesinin en iyi puanlari almasi gibi olaylar bu rahatsizligi arttirmistir.

Mehmet Eymür'ün yeniden göreve dönmesiyle birlikte, bundan rahatsizlik duyanlardan, Teskilat disindan Mehmet Agar ekibi, Nuri Gündes gibi bazi eski teskilat mensuplari, Alaattin Çakici gibi yeralti dünyasinin önemli isimleri, Teskilat içinden Mehmet Agar ve Emniyet Istihbarat Dairesi mensuplariyla yakin iliski içinde bulunan Istihbarat Baskani Mikdat Alpay ve yandaslari ve Özel Istihbarat Dairesi Baskan Yardimcisi Yavuz Ataç, Mehmet Eymür aleyhine sistemli bir yipratma faaliyeti yürütmeye baslamislar, bir yandan devlet yönetimindeki etkili kisiler "Mehmet Eymür size yönelik operasyon yürütüyor, telefonlarinizi dinletiyor" gibi yönlendirirken diger yandan basin "Mehmet Eymür özel operasyon yetkileri ile donatildi", "Mehmet Eymür ekibi isinma turlarina basladi, yargisiz infazlar artti" gibi yalan haberlerle beslenmistir.

Mehmet Eymür'ün ve dairesinin "gizli ve operasyonel faaliyetlerde kullanilan" ve MIT içinde dahi bilinmeyenler dahil tüm telefonlari, basinda Emin Aslan'in oldugu Emniyet Istihbarat Daire Baskanliginca, Hanefi Avci ve Osman Ak kontrolünde dinlenmis, MIT içinde Mikdat Alpay bir yandan bu kesimle isbirliginde bulunurken, diger yandan emrindeki Istihbarat Baskanligindan, bilgi vermemek, koordinasyonda bulunmamak, personeli yasaklamak, Müstesar'a eksik ve yanlis bilgi vermek suretiyle Özel Istihbarat Dairesinin ülke yararina yürüttügü faaliyetleri baltalamislardir. Bilahare ayni tavri, daha kesin hatlarla Operasyon Baskan Vekili Senkal Atasagun da uygulamistir. Bu yipratma faaliyetinde en önemli rolü Mehmet Eymür'ün yardimcisi Yavuz Ataç almis, hem Mehmet Agar - Korkut Eken grubuna, hem yeralti dünyasina ve bazi politikacilara Özel Istihbarat Dairesinden bilgi tasimis, hem de eski asker kimliginden yararlanarak bazi ordu mensuplarini Mehmet Eymür'e karsi menfi olarak yönlendirmistir.

Mehmet Eymür, yeralti dünyasinin taninmis isimleri de dahil, MIT ve Polis içindeki bu degisik orijinli kisileri neden rahatsiz etmektedir? Bu kisileri birlestiren unsurlar nelerdir? Eymür'ün bu kisilere karsi özel bir husumeti, veya bu kisileri hedef alan özel bir çalismasi mi vardir? Mehmet Eymür'ün MIT Müstesari olmak veya devlet kademelerinde önemli bir mevki ye gelmek veya politikaya atilmak gibi ayni niyeti tasiyan kisileri rahatsiz edebilecek bir düsüncesi ve çabasi mi olmustur?

Bu suallerin hepsini "hayir" seklinde cevaplayabiliriz. Mehmet Eymür sadece çok çalisan, sorumluluk duygusu yüksek, kendisine tevdi edilen görevleri en iyi sekilde yerine getirmeye çalisan, arastirici, yetkilerini sonuna kadar kullanan, kanunlara saygili, demokrasiye inanan, yakinlarinin ve yöneticiligini yaptigi personelinin sevdigi ve güven duydugu, personeline inisiyatif taniyan, yardimsever, kiskançligi olmayan, gösterisi sevmeyen, özel hayati sakin, aile baglari kuvvetli, mesleki bilgisi gelismis, teknige ve yeniliklere açik bir devlet memurudur. Meslegindeki yükselisi hep kendi çalismasina ve basarisina bagli olarak gelismis, kimseden yardim ve kayirma talebinde bulunmamis, kimse ile makam yarisina girmemis, kimsenin makaminda da gözü olmamistir. Politika ile iliskisi, tanidigi bir kaç parlamenter ile tahditlidir. Politikaya atilmak gibi bir düsüncesi olmadigi gibi, bu güne kadar herhangi bir politik egilime de angaje olmus degildir.

Bazilarinin Mehmet Eymür'le ilgili rahatsizligi kendilerine olan güvensizliklerinden ve içinde yer aldiklari birçok kanunsuz iliskinin ortaya çikmasi korkusundandir. Eymür'ün, görevini taviz vermeden düzgün bir sekilde yapmasindan, görevi icabi bazi kirli iliskilere ve illegal faaliyetlere kolayca ulasmasindan korkmaktadirlar. MIT içindeki bazilari da Mehmet Eymür'ün basarili olmasindan rahatsizlik duymakta ve Eymür'ü kendilerine rakip olarak görmektedirler. Bu hususlar takip eden maddelerde misallerle daha açik bir hale getirilecektir.

Mehmet Eymür, bilgi akisindaki aksaklilarin giderilmesini teminen ve daha verimli çalisilmasi amaciyla Mayis 1995'de Müstesar Sönmez Köksal'a Özel Istihbarat Dairesinin Operasyon Baskanligina baglanmasini teklif etmis, bu husus Müstesar tarafindan da benimsenmistir. Haziran 1995'de Müstesar'in baskanliginda toplanan MIT üst yönetimi Özel Istihbarat Dairesinin Operasyon Baskanligina baglanmasina ve Istihbarat Baskanligi bünyesindeki Kontr-Espiyonaj ünitesinin de zaman içinde yeniden müstakil bir ünite olarak yapilanmasina (Mikdat Alpay hariç) mutabik kalmis ve bu mutabakat bir zabitla tespit edilmistir.

Neticede bu birlesme gerçeklestirilmis ve Senkal Atasagun Operasyon Baskanligina, Mehmet Eymür de Basyardimciliga atanmistir. Senkal Atasagun Yavuz Ataç'i önemli bir pozisyon olan "Avrupa Daire Baskanligi'na" getirmis, tayin öncesi Mehmet Eymür'e "Eymür'ün kendisinden eski olmasina ragmen meslegine ara verdigi için ve bazi yerlerden tepki gelebilecegi düsüncesiyle Müstesarin kendisini baskanliga, M. Eymür'ü de basyardimciliga düsündügünü belirterek Eymür'ün niyetini ölçmüstür. M. Eymür'de cevaben eski arkadas olduklarini, böyle bir konunun aralarinda sorun yaratmayacagini, seve seve yardimciligini yapabilecegini söylemis, bu davranisin makam hirsi ile hareket eden baskalarina da örnek olacagini, önemli olanin senelerdir tenkit ettikleri hususlari düzeltmek ve meslek hayatlarinin sonunda Teskilata ve devlete iyi bir sekilde hizmet etmek oldugunu belirtmistir.

Davali Idare'nin "Devletin ve anilan Müstesarligin çikarlarini kisisel hirsina feda etme egilimi içerisinde oldugu, yukaridaki maddelerde açiklanan sayisiz örnekle tescil edilen Mehmet Eymür, özellikle ikinci kez ilgili Müstesarliga alindiktan sonraki konumunu ve hiyerarsik yapi içinde yer almayi kabullenememis sürekli olarak, müstakil görev arzusu ifade ile kendisine ve dogrudan Müstesara bagli bir birim olusturulmasi çabasini yasama geçirmek için yogun bir çaba sarf etmis ve kendince ileri sürdügü gerekçeler çerçevesinde bu arzusunda basariya ulasarak -adeta- denetimden uzak ve basina buyruk bir çalisma ortami yaratmistir." seklindeki beyaniyla gerçekleri ne derecede saptirildigini yukarida sunulan örnekle bir kez daha anlamak mümkündür. Takip eden maddelerde bu konu ile ilgili diger bir örnege de yer verilecektir.

Iki ünitenin birlesmesi neticesinde beklenen verim alinmamis, aksine Senkal Atasagun'un yönetim tarzi nedeniyle eskiye oranla büyük ölçüde düsüs olmustur. Senkal Atasagun beraber çalismaya basladiklari ilk günden itibaren herhangi bir neden olmaksizin Mehmet Eymür'e karsi olan eski tavrini degistirmis, Ankara Bölge Baskanligi'ndaki eski yardimcisini Baskan Yardimciligina getirmis, onunla yakin çalismaya baslamistir. Zamaninda Mehmet Eymür'ün ünitesince bin bir zorlukla kurulan birçok faaliyeti bir kalemde kapattiran Senkal Atasagun, ita amiri olmasina ragmen evveliyati Mehmet Eymür'ün dairesine ait olan bazi masraflari onaylamamis, Mehmet Eymür'ün ünitesinden gelen personele de hasmane bir tavir sergileyerek, onlardan ve Mehmet Eymür'den gelen teklifleri kabul etmemistir.

Teferruattan haberi olmamakla birlikte, iki ünitenin birlesmesinden çok seyler bekleyen, ancak beklediginin tam tersini bulan Müstesar Sönmez Köksal'la Senkal Atasagun'un arasi, bu nedenle gittikçe bozulmus, neticede aile fertlerini de kapsayan yakin dostluklari sona ermistir.

Iki ünitenin birlesmesinden 6 ay sonra Mehmet Eymür Operasyon Baskanligina ve Müstesarliga asagidaki dilekçeleri vererek Operasyon Baskanligindan baska bir göreve alinmasini istemistir.

"22.01.1966

Operasyon Baskanligina

10.07.1995 tarihinden itibaren kurulus çalismalarinda bulundugum ve 23.07.95 tarihinde Sn. Müstesar tarafindan kadrolarinin onaylanmasindan sonra Operasyon Baskanligi Basyardimcisi olarak devam ettigim Baskanligimizda, daha önce vuku bulan ve halen de devam eden olumsuzluklar nedeniyle verimli olamayacagim düsüncesindeyim.

(1) Fiili durum itibariyle bir Basyardimci olarak degil bir Baskan Yardimcisi gibi mütalaa edilmem.

(2) Aradan 6 ay gibi bir süre geçmesine ragmen ve bütün çabalarima karsin Özel Istihbarat Dairesi ile Dis Istihbarat Baskanliginin birlesmesinde arzulanan amaca yönelin memesi, hatta eski dairem tarafindan yürütülen ve planlanmis olan bir çok faaliyetin görüsüm bile alinmadan durdurulmasi. Yeni tekliflere çesitli sebepler ileri sürülerek izin verilmemesi.

(3) Çalismalarin organize ve entegre bir sekilde yapilmamasi, birçok konunun faaliyetlerin birlesme noktasi olan yönetim kadrosunda birlesmemesi, yönetim kadrosunun birbirinden kopuk hareket etmesi.

(4) Baskanligin bir organizasyon gibi degil, bir sahis sirketi gibi tek tarafli kararlarla yürütülmesi.

(5) Personel arasinda ayirim yapilmasi, layik olmadigini düsündügüm bazi personele onur kirici sekilde ve hissi davranilmasi.

(6) Konumuma, karakterime ve mesleki birikimime layik görmedigim bir muamele tarzina muhatap olmam. Çalismalarda heves kirici ve amaçtan uzak lüzumsuz müdahalelerde bulunulmasi.

Bütün iyi niyetimle zaman içinde düzelecegini düsündügüm bu olumsuzluklar maalesef ayni düzeyde devam etmektedir. Meslek hayatimda hiç bir zaman muhatap olmadigim suçlamalara ne yazik ki en yakin dostlarimdan biri ile çalisirken muhatap oldum ve oluyorum. Ayni düzen içindeki çalisma sartlari belki de yeni ve telafisi mümkün olmayan baska olumsuzluklari da beraberinde getirecektir. Netice olarak yönetici olarak bizim varligimiz, olumlu bir amaci, yapici bir katkiyi amaçlamalidir. Aksine mevcut durum Operasyon Baskanligina zarar verici hale gelmistir ve bu durum bütün personel tarafindan bilinmektedir.

Yukarida saydigim sebeplerle Operasyon Baskanligindaki görevimden alinarak Müstesarlik makaminca takdir edilecek herhangi bir baska göreve verilmem için ekli dilekçemin Müstesarlik makamina iletilmesini arzederim.

Mehmet Eymür,
Basyardimci


22.01.1996

Müstesarlik Makamina,

Operasyon Baskanligi disinda tensip edilecek herhangi bir baska görevde çalismak, makamlarinca böyle bir görev bulunmadigi ve uygun görülmedigi tekdirde "emeklilik dilekçesi" vermek arzusundayim. Geregi için emirlerine arzederim. Mehmet Eymür Operasyon Baskanligi Basyardimcisi."

Mehmet Eymür'ü bu dilekçeleri vermeye zorlayan ve emekliligini isteme raddesine getiren olaylar nelerdir. Bunu bir kaç örnekle izah etmekte yarar bulunmaktadir.

MIT'in eski mensuplarindan birinin akrabasi oldugu ve yurtdisinda çok genis imkan ve kabiliyetleri bulundugu belirtilerek Yavuz ATAÇ tarafindan MIT'e takdim edilen Mehmet Kulaksizoglu isimli bir sahis, Teskilattaki kayitlarda herhangi bir menfi husus bulunmamasi üzerine Nisan 1995'de denenmek üzere görevlendirilerek ve kendisine Mikail Sari adina kimlikler verilerek yurtdisina yollanmistir.

Dört ay sonra Kapikule hudut kapisindan giris yaparken kendisini MIT mensubu ve Bulgaristan ve Romanya sorumlusu olarak tanitan Mehmet Kulaksizoglu gümrükte aranmamasini saglamis, ancak durumundan süphelenen görevliler konuyu bilahare MIT mensuplarina bildirmislerdir.

Bu gelisme üzerine konu Operasyon Baskanligi Basyardimcisi M. Eymür'e iletilmis, Mehmet Eymür, Mehmet Kulaksizoglu'nun sorguya alinmasi, ilisiginin kesilmesi ve Teskilatça verilen kimliklerin geri alinmasi talimatini vermistir. Ayni zamanda sahsi daha kapsamli bir sekilde arastirtan Mehmet Eymür, Kulaksizoglu'nun Banka dolandiriciligindan arandigini, kaptagon ve uyusturucu dahil her türlü karanlik iliski içinde oldugunu ögrenmistir.

Mehmet Eymür bir süre sonra Mehmet Kulaksizoglu'nun kisa bir mülakata tabi tutulup, verilen kimliklerin elinden alindigini, ancak Operasyon Baskani Senkal Atasagun'un talimati ile bu kimliklerin geri verilip, sahsin teskilatla iliskisinin devam ettirildigini ögrenmis ve sasirmistir. Bu olay Mehmet Eymür ile Senkal Atasagun arasinda gerginlik yaratmistir. Mehmet Kulaksizoglu Ekim 1998'de Akin Birdal suikastinin faili ve Türk Intikam Tugayi'nin mensubu olarak yakalanmistir.

Mehmet Eymür'le Senkal Atasagun arasinda gerginlik yaratan bir diger olay da ilgili personelin ikazina ragmen Senkal Atasagun'un israrla verdigi yanlis bir karardan dogmustur. Bu karar memleketine hizmet etmek düsüncesiyle hareket eden masum bir Türk vatandasinin aylarca yabanci bir ülkede casusluk suçuyla hücre cezasi çekmesine neden olmus, bu vatandasimiz bilahare zamanin MIT Müstesari Sönmez Köksal ve Mehmet Eymür'ün çabalari ve bu ülkeyi ziyaretleri ile kurtarilmistir.

Sürtüsme yaratan bir diger önemli olay bazi personelle ilgilidir. Mehmet Eymür, Özel Istihbarat Dairesinin egitim ve operasyon kabiliyetini arttirmak için "Özel Kuvvetler Komutanligi'ndan" ayrilmayi ve emekli olmak isteyen bir grubun MIT'e alinmasina öncülük eder, gerekli tahkikatlar tamamlandiktan sonra sahislar MIT'e alinirlar. Grup içinde Orhan Çoban isminde bir Albay, iki subay ve birkaç astsubay vardir. Subaylardan birisi Kasif Kozinoglu'dur. Eymür bunlara daimi kadrolar verilmesine, lojman tahsisinde öncelik taninmasina yardimci olur. Neticede "Egitim Ünitesi" bazi muvazzaf ve emekli asker kökenli kisilerin de ilavesiyle karargah binasi disindaki bir yerde, Albay Orhan Çoban'in yönetiminde faaliyete baslar. Bu arada Özel Istihbarat Dairesi Operasyon Baskanligi ile birlesir.

Bir süre sonra "Egitim Ünitesinde" görevli bazi personel Mehmet Eymür'e gelerek, Kasif Kozinoglu'nun kendilerine "bir siyasi eski parti genel baskanina eylem" için hazirlik çalismasi emri verdigini, böyle bir talimattan bilgisi olup olmadigini sorarlar. Mehmet Eymür irkilir. Henüz Teskilatta göreve baslamasindan birkaç ay geçmesine ragmen Kasif Kozinoglu'nun normal sayilmayacak bazi davranislari ile ilgili bir çok bilgi intikal etmistir. Eymür konuyla ilgili sual açar, ünitedeki personelin ifadesine basvurur. Bir sebeple yanina gelen Kasif Kozinoglu'nu ve konudan haberi oldugu halde müdahale etmedigi anlasilan ve Kasif Kozinoglu'nu korumaya kalkan, Mehmet Eymür'e bu bilgiyi kimin bildirdigini arastiran Orhan Çoban'i agir bir sekilde yerer. Müteakip gelismeleri ifadesi alinan personel söyle anlatir;

"Bir konuyla ilgili olarak bilgi vermek için Kasif Kozinoglu'nun odasina girdigimde, .... ile konusuyordu. Konusma bittikten sonra bana dönerek " .....'a bir görev verecegim. Belki de ikiniz yapacaksiniz" dedi. Sonra konunun, ......... öldürülmesi oldugunu ögrendim. Arkadasimiz bu konu ile ilgili rahatsizligini bize anlatti. Bu konuyu Daire Baskani Orhan Çoban'a bildirdik. Baskanimiz, Kasif beyi korur bir biçimde, benim haberim olmadan böyle bir sey olmaz, bu konuyu da burada kapatalim dedi. Ayni konuyu Kasif Kozinoglu, bana da dogrulamis ve bu konuda yapacagimiz bir eylemin bize zarardan çok fayda getirecegini beyan etmistir.

Daire Baskanimiz veya Bölüm Amirimiz, Sn. Mehmet Eymür tarafindan bir soruya muhatap olmus olacaklar ki ünitede bulunan bütün personeli bahçede topladilar. Daire Toplantiya kayit cihaziyla gelen Daire Baskani Orhan Çoban, konusmalarinin bir bölümünü kaydettikten sonra, kayit cihazini masanin ortasina atarak, isteyenin alip, üst makamlara götürebilecegini söylemis, bundan sonra çalismalarin Sn. Mehmet Eymür'ün inisiyatifi disinda gitmesi gerektigini, engellendiklerini belirterek direkt Sn. Müstesarimiza bagli olarak çalismamiz gerektigini vurgulamistir.

Net olarak hatirladigim bu konusmada "Arkadaslar, geçen gün Kasif, Mehmet Beye görev sonuç raporunu arz etmeye gittiginde, birçok konuda hakarete ugradi. Isteyen bu kaseti Mehmet Eymür'e götürebilir, Bana burada usule uymayan insanlarin agir bir sekilde cezalandirilacagi, hatta büyük Baskanlarin bile Teskilat'tan uzaklastirildigi söylenmisti. Ben kimseden korkmuyorum, Mehmet Eymür'den de korkmuyorum. Bizi buraya Basbakan aldi, ancak o geri gönderebilir. Burada bizi askeriz diye sevmiyorlar, islerimizi engelliyorlar. Ben de duydum, Kasif'e de tesislere bakmaya gittiklerinde söylemis, Genel Kurmay Baskani'nin anasina küfretmisti. Ben bir Silahli Kuvvetler mensubu olarak Gn.Kur.Bsk.'nin anasina küfrettirmem. Duydun mu Mehmet Eymür, korkmuyorum senden? (Bu sirada teybe biraz daha egildi.) Mehmet Beyi de buraya çagiracagim, hepinizin önünde ayni konusmayi yapacagim, göreceksiniz."

Devletin üst kademesine gelmis bir kamu görevlisinin, Silahli Kuvvetlerin en yüksek mertebesine ulasmis bir sahsiyete küfür ettigine inanmiyorum. Bu olsa olsa suçluluk duygusu içinde olanlarin MIT ile Silahli Kuvvetleri karsi karsiya getirme planlarinin bir parçasi olsa gerek."

Mehmet Eymür, Orhan Çoban ve Kasif Kozinoglu'nu yetkisi dahilinde disiplin cezasi ile cezalandirir. Kendisine "Genel Kurmay Baskanina küfretti" seklinde iftira atan bu personelle çalisamayacagini üstlerine yazili olarak bildirir. Senkal Atasagun daha genis olan disiplin cezasi yetkilerini kullanmak istemez, aksine Orhan Çoban ve Kasif Kozinoglu'na yakinlik gösterir. Neticede Orhan Çoban baska bir Baskanliga verilir, Kasif Kozinoglu ise Senkal Atasagun tarafindan Operasyon Baskanligi'ndaki baska bir üniteye alinarak özel görevlerle yurt disina gönderilir.

Diger bir sürtüsme Avrasya Feribotu'nun kaçirilisi dolayisiyla meydana gelmistir. Olayin vuku buldugu gün Senkal Atasagun normal mesai bitiminde evine gitmis, istirahata çekilmistir. Kendisinin evinden rahatsiz edilmesini sevmeyen ve Ankara Bölge Baskani oldugunda bu konuda emirler yayinlayan Senkal Atasagun'un bu yönünü iyi bilen Mehmet Eymür, olayi haber alir almaz hemen bir kriz masasi kurmus, gelismeleri ilgili personel ile birlikte sonuna kadar izlemis, olay yerine ekip sevk etmis, Senkal Atasagun da dahil üst makamlari bilgilendirmistir. Emniyet Genel Müdür Muavini Cemil Serhatli ile yakin koordinasyonda bulunarak olayin istenilen istikamette yönlendirilmesini sevk ve idare eden Eymür, olay bitene kadar kriz masasindan ayrilmamistir.
Uykusuz geçen iki geceden sonra olayin iyi bir sekilde neticelenmesi üzerine Müstesar Sönmez Köksal kriz ekibine takdirlerini belirtmis, buna mukabil Operasyon Baskani Senkal Atasagun, "kriz masasinin kendisine sorulmadan teskil edildigini, kendisinin kriz masasi için baskalarini görevlendirmeyi düsündügünü" söyleyerek Mehmet Eymür'ü kinamistir. Senkal Atasagun MIT Müstesari oldugunda bazi gazeteler bunu Avrasya Feribotu operasyonundaki basarisina baglamislardir.

Mehmet Eymür'ün Operasyon Baskanligindan ayrilmasindan ve Kontr Terör Merkezi Yöneticiligine getirilmesinden sonra da devam eden bu olumsuzluklari sayisiz bir çok diger örnekle çogaltmak mümkündür. Ancak, bu konuyu kapatmadan önce önemli ve aktüel bir diger olaya, Alaattin Çakici konusuna deginmekte yarar vardir. Çakici olayinda simdilik, sadece MIT açisindan baktigimizda gördügümüz acayip manzara söyledir. MIT'in bir ünitesi (Kontr Terör Merkezi) Alaattin Çakici'nin tehlikeli hale geldigini, siyasi cinayetlere yönelik planlar yaptigini devletin en üst makamlarina rapor edip, Çakici'nin faaliyetleri ile ilgili bilgi toplamakta, diger bir ünitesi (Operasyon Baskanligi) ise Çakici'yi çalismalarinda kullanarak, ona bazi kolayliklar saglamaktadir. Çakici Avrupa ve Amerika'da rahat rahat dolasmakta, Türkiye'de çesitli kesimlerle irtibatini devam ettirmekte, kendisiyle ilgili her faaliyetten haberdar olmakta, Türkiye'deki adamlarina eylem emirleri verip, devrin Basbakani dahil politikacilar ve is adamlarini tehdit etmektedir. MIT'in Avrupa'daki birimlerinden gelen Çakici ile ilgili bilgiler Operasyon Baskanliginda ve bu bölgeden sorumlu Daire Baskani Yavuz Ataç'in çekmecesinde takilip kalir, bilgiler Kontr Terör Merkezinden saklanir.

Vahim olan bu dönemde, üstelik Alaattin Çakici'nin, kendi meslektaslari olan Mehmet Eymür'ü de kendisine yönelik faaliyetlerden dolayi oglunu öldürmekle tehdit ettigi bir devrede, Senkal Atasagun ve Yavuz Ataç'in kullanmasi, onunla olan irtibatlarini devam ettirmeleridir. Bu hiç bir kaliba sigmayan bir eylemdir. Bütün bunlardan sonra Mehmet Eymür'ün ve ailesinin basina sizdirilan "Eymür ve Ataç Alaattin Çakici ile olan iliskilerinden dolayi çekiliyor, MIT'ten atiliyor" gibi haberlere isyan etmelerinden daha dogal ne olabilir ki.


2. "Ikinci MIT Raporu" Konusu

Davali Idare yazisinin 3.3. bölümünde "Isçi Partisi Genel Baskani Dogu Perinçek tarafindan 21.9.1996 tarihinde basin mensuplarina dagitilan ve 22.9.1996 tarihli Aydinlik Dergisinde "Ikinci MIT Raporu" adi altinda yayinlanan bilgilerin MIT Müstesarligiyla baglantisinin arastirilmasi amaciyla yapilan inceleme neticesinde Teskilatin Teftis Kurulu Baskanliginca hazirlanan Raporda; söz konusu bilgilerin, daha önce kendisinden yararlanilmis olmasina ragmen bazi nedenlerle süphelenildigi bir dönemde ifadesine basvurulan Tarik Ümit'in iddialarina istinaden Müstesarlik K/Terör Merkezi'nce düzenlenen "Asgar SIMITKO, Lazim ESMAEILI ve Tarik Ümit olayi" baslikli iki rapor ile 15.12.1996 tarih KTM0004 sayili yazidaki bilgilerden yararlanilarak, ancak yönetimin bilgisi ve onayi disinda davaci tarafindan hazirlandigi ve ilgili Müstesarlik disina sizdirildigi kanaati ifade edilmistir." denilmektedir.

Susurluk olayina isik tutacak bu çok önemli belgelere ve bu belgelerin hazirlanmasi ile ilgili yan çalismalara deginmeden önce Davali Idare'nin yazisinda sik sik kullanilan ve "ancak yönetimin bilgisi ve onayi disinda davaci tarafindan hazirlandigi", "Müstesarlik prensip emirlerine aykiri olarak", "Yetkili olmadigi halde", "Teskilat metod ve prensipleri ile mevzuata aykiri" gibi saptamalarinin ne derecede dogru oldugunu tespit etmek için, Mehmet Eymür'ün yöneticiligini yaptigi "Özel Istihbarat Dairesi'nin" ve onun devami niteligindeki "Kontr Terör Merkezi'nin" ne ile ugrastigina ve kanuni yetki ve sorumluluklarina kisaca deginmekte fayda görülmektedir.

Özel Istihbarat Baskanligi genel hatlariyla; "Terörizme ve Organize Suçlara karsi koyma, koruma ve egitme ile sorumlu, operasyonel bir ünitedir. Türkiye Cumhuriyetinin bütünlügüne, varligina, bagimsizligina, güvenligine, Anayasal düzenine ve milli gücünü getiren bütün unsurlarina karsi içten ve distan yönetilen; eylemsel nitelikli yikici ve bölücü faaliyetler ile terör faaliyetlerini etkisiz kilmak amaciyla karsi tedbirler alan, karsi operasyonel faaliyetler planlayan ve uygulayan, terör faaliyetleri ile ilgili veya ideolojik amaçli silah, narkotik kara para, sahtecilik, kitle imha silahlari gibi ulusal veya uluslararasi nitelikli, münferit veya organize suçlar ile, yurdumuza yönelik tehdit unsuru ülke, örgüt ve organizasyonlar ile bunlarin içinde yer alan kisilere, devletin milli güvenlik politikasi paralelinde, gizli faaliyet usul ve tekniklerini uygulamak suretiyle operasyonel faaliyet yürüten, terör eylemlerini teknik yönden arastiran, çalismalarinda ilgili iç ve dis kuruluslar, istihbarat ve güvenlik servisleri, örgütler, gruplar ve kisiler ile isbirligi yapan ve koordinasyonu saglayan, fiziki, kisisel, teknik ve operasyonel koruma çalismalari yürüten, Teskilatin diger birimlerine planlama ve uygulama ile teknik ve egitim destegi saglayan bir birimdir."

Askar Simitko, Lazim Esmaeili isimli iki Iranli, 15 Ocak 1995 günü Ataköy Polat Rönesans Oteli'ndeki Emperyal Gazinosundan sabaha karsi çikip evlerine giderken, yol üzerinde bulunan biri tepe lambali Renault marka araç olmak üzere 3 araçtan mütesekkil, uygulama yapan sivil polis ekibi görümündeki telsizli sahislar tarafindan çevrilerek aramaya tutulmuslar ve bilahare ayni sahislar tarafindan kendi arabalari ile birlikte alinarak götürülmüslerdir.

28 Ocak 1995 tarihinde Askar Simitko ve Lazim Esmaeili'nin cesetleri, Istanbul Silivri'de, Kerev Deresi içinde, tabanca ile çok sayida kursunlanmis, kulaklari kesilmis ve iskence görmüs vaziyette köylüler tarafindan bulunmustur. Bu olay üzerine, Asgar Simitko ve Lazim Esmaeili ile iliskili ve bir çok sakincali irtibati dolayisiyla saibeli bir personel, Istanbul Bölge Baskanligi'ndan alinarak Senkal Atasagun'un istegi üzerine Ankara Bölge Baskanligina verilmistir.

Tarik Ümit ise, 02.03.95 aksamindan itibaren kaybolmus, kaybolmadan önce Istanbul'da son olarak Özel Harekatçi bazi polislerle beraber oldugu saptanmistir.

Özel Istihbarat Dairesi tarafindan her iki olayla ilgili arastirma yapilmis, bilgi toplanmis, onay alinarak diger bölgelere personel yollanmistir. Bu olaylara, Engin Civan'in vurulmasi ve Nuriye Ugur Kiliç - Çakici'nin öldürülmesi olaylari da dahil edilerek ve illegal faaliyetlerden süpheli 25 sahsa ait telefonun tetkikinden baslanarak, bilgisayar destekli bir çalismayla, 1500'ün üstündeki süpheli kisiye ait telefonun ikili ve çoklu iliskileri arastirilmis, binlerce kisiye ait arsiv incelemesi yapilmis, 1995 yilinin Mart ve Nisan aylarinda Istanbul'a gönderilen personel vasitasiyla, eldeki veriler tetkik tahkik çalismalari ile gelistirilmeye çalisilmistir. Bu çalismanin önemli bir bölümü 1995 Nisan sonuna dogru tamamlanmis ve ilgili personel tarafindan kaleme alinan genis bir raporla sunulmustur.

Bütün bu çalismalar, sifahen arzedilmesinin yani sira, günlük hazirlanan "Ceride"'lerle Müstesara sunulmus, elde edilen bilgiler ilgili Baskanliklarla paylasilmis, alinan talimatlar dogrultusunda hareket edilmistir.

Bu bakimdan, Mehmet Eymür'ün basinda oldugu ünitenin, kanunlar çerçevesinde verilen görevlere uygun olarak çalismasini, ve bu çalismadan ortaya çikan hasilayi "ancak yönetimin bilgisi ve onayi disinda davaci tarafindan hazirlandigi" gibi bir mantiga baglamak ve yok saymak insafla bagdasan bir davranis biçimi degildir.

Özel Istihbarat Daire Baskanligi, bütün bu çalismalar neticesine elde edilen bilgileri, 04.Eylül.1996 tarihinde Mehmet Eymür'ün imzasiyla uzun bir mesaj halinde (takriben 10-12 sayfa) ve önceki yazismalara ilgi vererek ilgili Merkez ve Bölge Baskanliklarina yollamis, Abdullah Çatli grubu basta olmak üzere illegal ve çete faaliyetlerine dikkat çekmis ve Söylemez çetesinin elinde bulunan imha gücü yüksek silahlara deginerek, "hedefleri, çikar iliskileri ve karsi koyma imkanlari itibariyle degisik mücadele yöntemleri gerektiren ve gittikçe kontrolden çiktigi gözlenen bu yeni terör olgusunun dikkatle izlenerek elde edilen bilgilerin gönderilmesi" istemistir.

Tuhaftir ki bu yazi, hemen akabinde Istihbarat Baskanliginca herhangi bir sebep gösterilmeksizin toplattirilmis, Özel Istihbarat Dairesi Baskanligi'ndaki nüshalari da istenmistir. Olaylarin üzerinde durulmamis, suçun, kanunsuzlugun devam etmesine göz yumulmustur.

Takip eden günlerde Mehmet Eymür TBMM Susurluk Komisyonunda ve Türkiye
Isçi Partisinin açtigi davada "Kanun kaçagi Abdullah Çatli'yi ilgili makamlara bildirmemekle suçlanmistir. Ayni dönemde "Susurluk Olayinin çözümü!" için özel bir çalisma grubu tesis eden Mikdat Alpay ise bu grupta görevli S.A., S.G, U.K, isimli personeli çagirip yemin ettirerek kayitlarda tahrifat yapilmasini ve Özel Istihbarat Dairesince yazilan yazi ve bazi evrakin yok edilmesini saglamistir.

21.09.1996 tarihinde "Ikinci MIT Raporu" adi altinda ayni bilgileri içeren bir belgenin ortaya çikmasi, dikkatlerin Mehmet Eymür üzerine çevrilmesine neden olmus, Eymür bu gelismeden, 1988'deki senaryoyu yeniden yasayacagi düsüncesine üzüntü duymus, sikintili günler geçirmistir. Bu konuda MIT Teftis Kurulu'nca ifadesine basvurulan Eymür, yayinlanan bilgilerin kendi dairesinin çalismalarindan alinmis bilgiler oldugunu kabul eder ancak, basina ve özellikle kendisini yillardir hedef haline getirmis Dogu Perinçek'e böyle bir bilgiyi hiç bir zaman sizdirmayacagini da ilave eder.

03 Kasim 1966 tarihinde Susurluk'taki kaza vuku bulmus ve olaylar süratle birbirini kovalar hale gelmistir. Dogrular ve yalanlar birbirine karismis, ortaligi karistirmak isteyen yalan haber üreticileri ile dogrularin ortaya çikmasindan rahatsiz olanlar, paslasmaya baslamislardir. Dogu Perinçek elindeki bilgileri düzmece bilgilerle gelistirip ilaveler yaparak yeni çeteler yaratmis ve Mehmet Eymür'ü de bu çetelerden birine oturtturmustur. Mikdat Alpay, Dogu Perinçek'in iddialarini esas alarak MIT'in devletin üst makamlara sundugu "degerlendirme raporunu" hazirlamistir.

Hanefi Avci, inandirici olmasi için baska unsurlari da araya katarak esas hedefi olan Mehmet Eymür'ü agir bir sekilde suçlamis, "bir bilen", "dürüst insan" mertebesine ulasmistir. Hiç kimse televizyonlara çikan itirafçi PKK'li provokatörlerin Hanefi Avci tarafindan hangi illegal faaliyetlerde kullanildigini arastirmamis, senelerce belli yerlerde önemli görevlerde bulunan Hanefi Avci'nin bir çok olaydan neden haberi olmadigi degerlendirilmemistir.

Muhalefet Partisi Baskani ve Basbakan Mesut Yilmaz'in özel ve açik beyanlari, Kutlu Savas'in resmi ve basin araciligiyla yayinlanan gayri-resmi raporlari, Senkal Atasagun'un açik ve kapali kapilar arkasindaki yakistirmalari ve Alaattin Çakici'nin israrli talebi neticesinde olay Mehmet Eymür'ün MIT'ten baska bir üniteye tayinine kadar gelmis, böylece Susurluk olayi bitmis, MIT içindeki Susurlukla ve çetelerle baglantili kisiler temizlenerek düzlüge çikilmistir.

Tayin olayinin kamu oyuna yansiyan, basin toplantilarinda yetkili kisiler tarafindan açikça beyan edilen ve bilinen sebebi budur. Herhalde Davali Idare asilsiz ve yalan iddialar üzerine insa edilecek bir tayin gerekçesinin sakincalarini anlamis ve bazisi 20-30 sene öncesine dayanan disiplin suçlarina, alinmamis kararlara, beyanat verme gibi iddialara ve mesnetsiz bir sekilde Mehmet Eymür'ün yerilmesine yer vererek hukuk disi ve usulsüz tayinine gerekçe bulmaya çalismistir.

3. ANAP Genel Baskani/Basbakan Mesut Yilmaz'la Iliskiler, Kutlu Savas, Senkal Atasagun:

ANAP Genel Baskani Mesut Yilmaz, geçmis yillarda medya araciligi ile telefonlarinin Mehmet Eymür'ce dinletildigini iddia etmisti. Bu iddia dogru olmadigi gibi Mehmet Eymür'ün basinda oldugu ünitenin teknik olarak böyle bir imkani da yoktu. Mehmet Eymür'ün ünitesi ancak terör veya organize suçlarla iliskili önemli faaliyetlerde böyle bir talepte bulunabiliyordu.

Mesut Yilmaz, Müstesar Sönmez Köksal'la bir görüsmesinde Mehmet Eymür'ün siyasi faaliyetler içinde oldugunu belirterek Teskilattan uzaklastirilmasini ister. Müstesar Sönmez Köksal bu iddianin dogru olmadigini bilmektedir.

Mehmet Eymür'ün iliskilerinin ve faaliyetlerinin kendisinin bilgisi dahilinde oldugunu belirtir ve Eymür'ün siyasi bir faaliyet içinde olmadigini izah eder. Mehmet Eymür, birçok baska örnekte oldugu gibi birilerinin Mesut Yilmaz'i kendisine karsi yönlendirdigini düsünür ve Mesut Yilmaz'in zaman içinde dogrulari bulacagini tahmin eder.

Susurluk Olayindan sonra Dogu Perinçek "Çiller Özel Teskilati" diye bir teskilat oldugu iddiasini ortaya atar ve Mehmet Eymür'ü karsi karsiya oldugu kisilerle birlikte bu teskilatin bir üyesi olarak ilan eder. Bunun üzerine Mesut Yilmaz yeniden medya kanaliya ve Perinçek'i dogrular bir tavirda Mehmet Eymür'den bahsederek Eymür konusunda MIT Müstesarini ikaz ettigini belirtir.

Bu yayin üzerine Mehmet Eymür'ün Yilmaz ailesi ile tanisikligi olan bazi dostlari, aileyi Mehmet Eymür'den habersiz, Mesut Bey'in hata yaptigi konusunda ikaz ederler. Mesut Bey'in Mehmet Eymür'ü tanimasini ve konusmasini saglik verirler. Bu ikaz üzerine Mesut Yilmaz'in sekreteri 05.12.1996 günü Mehmet Eymür'ü arayarak randevu talebi oldugunu belirtir. Mehmet Eymür sasirarak böyle bir talebinin olmadigini ve bir yanlislik oldugunu ifade eder ve telefonlar karsilikli kapanir. Bir müddet sonra Mehmet Eymür'ün tanidigi Yusuf Namoglu arar ve konuyu izah eder. Aksam üstü birlikte gitmelerini önerir.

Budapeste'de yumruk olayi birkaç gün önce olmus ve Mesut Yilmaz'in evinin önü gazetecilerle doludur. Eymür gazetecilere görünmek istemedigini belirtir. Bunun üzerine birlikte aksam yemegi yedikten sonra geç bir saatte gitmeyi kararlastirirlar. Mehmet Eymür bu gelismeyi Müstesar Köksal'a anlatarak iznini alir. Müstesar Köksal "iyi olur git, seni tanisin" der.

Yusuf Namoglu ve Mehmet Eymür gece saat 01:00'de Resit Galip Caddesindeki binaya giderler. Eymür giderken Budapeste'de Mesut Yilmaz'a yapilan saldiri ile ilgili olarak intikal etmis bir bilgi notunu da yanina alir.

Eymür ANAP Genel Baskani Mesut Yilmaz'a geçmis olsun dilegini iletir. Kendisi ile ilgili beyanlarini hakketmedigini ve üzüldügünü söyler. Kendinden ve evveliyatindan bahsederek Teskilata yeniden nasil döndügünü açik bir sekilde anlatir. Tekrar dönüsünde Müstesar Sönmez Köksal ile Özer Çiller'in destegini aldigini, her ikisini de daha önce tanimadigini, esasen emeklilikten sonra Teskilat hayatini kapattigini ve tekrar dönmeyi düsünmedigini ve bu konuda hiç bir çaba da sarf etmedigini, ayrica böyle bir olusuma ihtimal de vermedigini, hem Teskilattan, hem de Siyasi kanattan ayni zamanda desteklenmesinin çok büyük bir tesadüf oldugunu, neticede her iki tarafa da kendisini metheden arkadaslari sayesinde göreve döndügünü belirtir.

Eymür ilaveten siyasetle hiç iliskisi olmadigini, Özer Çiller ile münasebetinin çok tahditli ve Teskilatinin yararina bir dengede oldugunu, iliskilerinin Müstesarin bilgisi dahilinde ve açik bir sekilde oldugunu, Özer Beye dogru bildigi hususlarda düsüncelerini açikça söyledigini, bazi iliskiler konusunda kibarca ikazda bulundugunu açiklamis. Keza Tolga Atik'in de politikanin kirliliginden kaçtigi için Teskilata geldigini, asker olan babasinin bu seçiminde tesirinin oldugunu, iddia edildigi gibi her bilgiye ulasacak bir pozisyonda bulunmadigini, basin tarafindan yipratildigi için su anda açikta kaldigini ifade etmistir. Eymür kendi ünitesinin faaliyetinin hangi alanlari kapsadigi ve telefon dinlemelerinin hangi prosedürlere bagli olarak yapildigi gibi bilgiler de iletmistir.

Mesut Yilmaz "Simdi anliyorum ki size bilmeden bayagi kötülük yapmisiz. Sönmez Bey'den de görevden alinmanizi istemistim. Ancak telefonumun dinlenmesi isini bana sizin Teskilatinizin üst kademelerinden ayrilmis olan Nuri Gündes söyledi. Ben de bu düzeydeki bir insanin lafina inandim" demistir.

Mehmet Eymür cevaben, Nuri Gündes'in ilerlemis yasina ragmen Teskilati ve devleti karistirmaktan vazgeçmedigini, Hiram Abas'a yakinligi ve Dündar Kiliç'in sorgusunda ortaya çikardigi bazi çarpik iliskileri dolayisiyla kendisine husumet duydugunu, esasinda adi geçenin bugün yasanan olaylarin ve Abdullah Çatli'larin mimari oldugunu belirtmistir.

Mesut Yilmaz, Eymür'ü ve Teskilati kötüleyenlerin sadece Nuri Gündes olmadigini, eski Teskilat mensuplarindan Erkan Ersil, Ertugrul Güven ve Mehmet Agar'in da bu grup içinde bulundugunu, özellikle Mehmet Agar'in Basbakanligi zamaninda Eymür'ü çok kötüledigini, Agar'in Teskilat için de "Bu Teskilat devlet yararina hiç bir sey yapmiyor. Devletin bütçesinden büyük para aliyor ama verdigi bir sey yok. Bu Teskilatin bütçesi kesilip Içisleri Bütçesine ilave edilmeli" dedigini söylemis, Eymür ise, kendisini ve Teskilati karalayan kisilerle ilgili degerlendirmeyi Mesut Yilmaz'in takdirine biraktigini belirtmistir.

Mesut Yilmaz ile Mehmet Eymür arasinda devam eden görüsmenin agirligi o tarihlerde çok aktüel olan Susurluk olayi agirlikli geçmis, Mehmet Eymür Yilmaz'a gelismelerle ilgili bazi açiklamalarda bulunmadan önce devletin üst makamlarinin ve Genel Kurmay Baskaninin görüsünü almasini saglik vermistir, Mesut Yilmaz, Genel Kurmay Ikinci Baskani Çevik Bir ve Jandarma Genel Komutani Teoman Koman ile bu konuyu görüstügünü, adi geçenlerin hadiselerin üstüne gidilmesi hususunda kendisini desteklediklerini belirtmistir.

Mesut Yilmaz, Budapeste'ye gidisi hakkinda kumarhaneye, bankalarda bulunan parasini çekmeye gittigi, bir kisi ile gizli görüsme yaptigi gibi çesitli teoriler üretildigini, bunlarin hiç birinin dogru olmadigini söylemis ve kendisine yapilan saldirinin Türkiye'den alinan talimatla yapildiginin söylendigini belirterek Mehmet Eymür'den bu konudaki yorumunu sormustur. Eymür, Basbakanlik yapmis bir kisiye yönelik böyle bir saldiriyi çok vahim bir olay olarak gördügünü, organize faaliyet oldugu fikrine katildigini, bunun kendisine açiklamalarindan duyulan rahatsizlik nedeniyle bir uyari niteliginde ve sindirme amaçli yapildigini zannettigini, saldirganlarin biz "nereye gidersen git seni buluruz, bizim her yerde gücümüz var" seklinde bir mesaj vermek istediklerini sandigini söylemis, beraberinde getirdigi nottan faydalanarak Mesut Yilmaz'i bilgilendirmistir. Mesut Yilmaz, Mehmet Eymür'ün bilgilerinden çok memnun olmus, notu kendisine birakip birakamayacagini sormustur. Mehmet Eymür'ün bu konuda izin almadigini ve sikintiya düsebilecegini söylemesi üzerine "merak etme bende kalir" demistir. Eymür, birkaç kez basbakanlik yapmis bir kisiye itimat etmesi gerektigini düsünerek notu Mesut Yilmaz'a vermistir.

Mehmet Eymür, gelen talep üzerine 10.12.1996 günü saat 23.00'de Yusuf Namoglu ile birlikte Mesut Yilmaz'a ikinci kez gitmistir. Mesut Yilmaz bu görüsmede Eymür'e Susurluk konusundaki sorusturmayi Kemal Yazicioglu ile birlikte yürütmeyi teklif etmistir. Mehmet Eymür "Böyle bir görevi memnuniyetle kabul edebilecegini ve bunun sorumlulugundan kaçmayacagini, ancak, kamuoyunda bu olayda taraf olarak görüldügünü, böyle bir görev almasi halinde konunun saptirilacagini ve önemini yitirecegini, bu düsüncesinin Kemal Yazicioglu için de geçerli oldugunu bu bakimdan böyle bir göreve baska isimlerin düsünülmesinin daha dogru olacagini belirtmistir. Mesut Yilmaz bu görüsmede Eymür'e "Alaattin Çakici'nin elinde çok bilgi var, onu getirtsek faydasi olur mu" diye sormus, Eymür cevaben "Alaattin Çakici'nin ruhen bozuk, kriminal bir kisi oldugunu, bu tip sahislara ragbet edilmemesi gerektigini" söylemistir.

Mehmet Eymür bu görüsmelerini önce sifahen, sonra da yazili olarak MIT Müstesarina iletmis, Mesut Yilmaz'in kendisine vaki iltifati ve birkaç kez sarf ettigi "biz size bilmeden çok zarar vermisiz" gibi sözleri nedeniyle Mesut Beyin pesin yargilarindan arindigini zannetmistir.

Bir süre sonra bir gün, Müstesar Köksal Mehmet Eymür'ü çagirarak "Sen Mesut Bey'e bir belge verdin mi?" diye sormustur. Mehmet Eymür kendisinde bulunan ve Budapeste olayi ile ilgili olarak intikal eden bilgileri düz bir kagitta Mesut Yilmaz'a verdigini söylemistir. Bunun üzerine Müstesar Köksal "Ankara Cumhuriyet Bassavcisi arayarak Mesut Bey'in avukatinin "Yumruk" olayi ile ilgili olarak kendilerine Mehmet Eymür'den aldiklari bir belgeyi verdigini ve bu belgenin aslinin MIT'te oldugunu söyledigini" belirtmistir. Mehmet Eymür buna inanamadigini, Basbakanlik yapmis bir kisi olarak kendisine güvenip notlari verdigini belirtmis, Müstesar Köksal ise "daha tecrübelenmen lazim, keske bana sorsaydin" demistir. Mehmet Eymür, Müstesar Köksal'in bu nazik ikazi karsisinda ezilmis ve Mesut Yilmaz'a yardim ettigi için düstügü durumdan dolayi üzüntü duymustur.

Mesut Yilmaz, takip eden günlerde, Susurluk ve Budapeste konularinda kendisine destek verilmedigi için Müstesar Sönmez Köksal'a ve MIT'e karsi tavir alir ve bunu çesitli vesilelerle belirtir. Bir süre sonra da basbakan olarak iktidara gelir.

Mesut Yilmaz'in iktidara gelmesinden önce Müstesar Köksal Mehmet Eymür'e ABD'de görevlendirilmeyi teklif eder. Mehmet Eymür son günlerde çok yipratildigini dikkate alarak, kizinin tahsili için faydali olacagini düsünerek bu öneriyi olumlu karsilar.

Mehmet Eymür, Mesut Yilmaz'in basbakan olmasindan sonra Müstesar Sönmez Köksal'in talimati üzerine Kutlu Savas'la irtibat kurar. Yurt disina gidisine kadar Kutlu Savas ile müteaddit görüsmeler yaparak Susurluk konusunda yardimci olur, bir çok önemli konuda bilgi aktarir, kendi ünitesinin faaliyetleri ile ilgili sualleri cevaplar ve izahat verir.

Eymür, daha sonra basina yansiyan Kutlu Savas'in raporunda bu bilgilerin yer almadigini, tersine birçok konunun saptirildigini ve kasitli bir sekilde islendigini, kendisinin de dogru olmayan bilgilerle agir bir sekilde suçlandigini, suçlanmasi gereken kisilerin ise himaye edildigini müsahede eder.

Mehmet Eymür yurtdisina gidisinden önce Kutlu Savas ile birlikte Basbakan Mesut Yilmaz'in makamina gider. Eymür ilk önce "Sayin Basbakanim, beni Budapeste olayi bilgileri dolayisiyla çok sikintiya soktunuz" der. Basbakan Mesut Yilmaz ise gülerek "Ne yapalim, biraz da bizim için sikintiya girin" diye cevaplar. Bir süre aktüel konular ve Kutlu Savas'la yapilan çalismalar konusulduktan sonra Mehmet Eymür ayrilmak üzere müsaade ister. Basbakan Mesut Yilmaz ayrilirken Eymür'e "Sen bu memleket için lüzumlu bir insansin, 1-2 sene Amerika'da dinlen. Sonra yine beraber çalisacagiz" diyerek ugurlar.

Mehmet Eymür, Eylül 1997'de Washington'daki yeni görevine baslar. Alti ay sonra, 13.01.1998 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde Yalçin Dogan imzasi ile asagidaki haber mansetten yayinlanir:

"Telefon dinleme kesin!..
Yalçin DOGAN

REFAHYOL dönemine iliskin "anayasal bir suç" var ortada. Basbakan Mesut Yilmaz "O dönemde telefonlar dinlenmis, bunu tespit ettik" diyor.

RP - DYP koalisyonu sirasinda, ana muhalefet partisi konumundaki ANAP'in Genel Baskani Yilmaz, Amerika'daki Watergate skandali türünden ortaligi sarsan bir açiklama yapiyor ve "telefonlarinin dinlendigini" öne sürüyor. Geçen aksam NTV' deki program sonrasinda Mesut Yilmaz'la bir süre sohbet ediyoruz. Kendisine geçen yil yaptigi bu açiklama hatirlatiliyor. "Telefonlarim dinleniyor, demistiniz, iktidara gelince bu olayi incelediniz mi" sorusuna, Yilmaz çarpici bir karsilik veriyor:

"Evet, inceledim. O tarihte telefonlarim dinlenmis. Sadece benim degil, yaklasik 3 bin 500 kisiyi dinleyecek bir kapasite kurulmus, ama kaç kisinin fiilen dinlenmis, onu bilemiyorum."

Telefon dinlemek, Anayasaya göre, kisinin temel hak ve özgürlüklerini çignemek, özel yasamin gizliligini ihlal etmek anlamini tasiyor. Iktidara geldikten sonra, Yilmaz olayin üstüne gidiyor. Iste Basbakan'in tespiti:

"MIT'te Mehmet Eymür'ün basinda bulundugu bir gruba telefon dinleme görevi verilmis. Bunlar alti, yedi kisilik bir grup. Ben gelince, olayi ögrendim ve bu grubu dagittim. Eymür Washington'a tayin oldu. Digerleri de dagitildi. Ama, onlardan bazilari simdi DYP'nin çikardigi bir gazetede çalisiyor."

Neden DYP'nin çikardigi bir gazetede?.. Çünkü, Yilmaz'a göre, "telefon dinleme emrini veren DYP'nin üst düzey yönetiminin çok yakinlari." Herkesin tanidigi, her isin altindan çikan yakinlar bunlar!..

Kimler, nasil dinleniyor? Kimlerin telefonlari dinleniyor?..

"Bazi mafya tipi kisilerin, bunlarla iliskide olanlarin ve bazi siyasilerin telefonlari... Hatta, bazi partilerin... Örnegin, o dönemde DEP'in ve sonra yerine kurulan HADEP'in"

Böyle bir skandal Amerika'da baskanlari yerinden ediyor. Tüm ülke aylarca bu skandalla çalkalaniyor. Türkiye'de ise, her seyin suyu çikiyor. Hiçbir degerin kalmadigi, her türlü kurumun ayaklar altina alindigi bir ortamda, telefon dinleme emri verenler, ortalikta hala yüzsüzce, arsizca dolasabiliyor. Ve bunlardan hesap soracak kimse yok!..

Telefonlar "teknik" açidan nasil dinleniyor?..

Telefonu dinlenecek kisinin sesi önce banda kaydediliyor. Sonra elektronik baglantilarla, bu ses herhangi bir zamanda, herhangi bir kisiyle telefonda konustugu anda, "bir bant otomatik olarak devreye giriyor" ve konusma oldugu gibi kaydediliyor. Anlatilanlara göre, günümüzde teknik açidan hiç de güç degil!..

Burasi Türkiye... Skandalin bini bir para... Bir tarihte Türkiye'yi yönettiklerini sananlar, telefon dinleme emri vermis. Emri yerine getirenler yerlerinden uçmus?.. Ya emri veren siyasiler ve onlarin yakinlari?..

Basbakan Mesut Yilmaz'in durup dururken Mehmet Eymür'ün ismini gündeme getiren bu beyanati ve ardindan 10 gün sonra 23 Ocak 1998'de Arena programinda yapilan Kutlu Savasin Susurluk Raporu ile ilgili açiklamalari Mehmet Eymür'ün basinin ilgi odagi haline gelmesini sagladi. Herhangi bir yardimcisi olmadigi için telefonlara dogrudan muhatap olan Mehmet Eymür, kendisini arayan, not birakan, Büyükelçilik vasitasiyla sualler gönderen onlarca gazeteciye herhangi bir açiklama yapamayacagini söyledi veya onlari cevaplamadi. Sadece, daha önceden tanidigi Avni Özgürel'le -beyanat veremeyecegini özellikle belirterek- nezaket kurallari içinde telefonla, sinif arkadasi olan Esen Ünür'le de evindeki bir yemekte, sohbet etti. Bu bakimdan bu gazetecilerin kendi haber anlayislari içinde Eymür'e atfen yaptiklari yayinlarinin Eymür'ce verilen bir beyanat veya demeç olarak nitelenmemesi gerekir. Nitekim bu haberler Basbakanin son açiklamasindan 10-12 gün sonra yayinlanmistir.

Susurluk raporunun açiklanmasinin akabinde Kutlu Savas bir yakini ile ilgili olarak ABD'ye gelmis ve Washington'da Mehmet Eymür'ü ziyaret etmistir. Mehmet Eymür'ün raporu ile ilgili elestirileri üzerine Kutlu Savas, "Rapor sizin teskilatinizca verilen bilgilere dayaniyor" diyerek kendisine verilen bilgileri ve Teskilat mensuplari ile yaptigi bazi görüsmeleri yansitmistir. "Yanlisliklar varsa bunu da düzeltiriz" diyen Kutlu Savas'a Mehmet Eymür, zaten bu sebeple Ankara'ya gitmek ve Basbakan'la görüsmek istedigini beyan etmistir.

Mehmet Eymür'ün Ankara'ya gitme arzusu Karargahi tarafindan önce uygun görülmez. Bilahare ertesi gün gelen mesajla hemen Ankara'ya gelmesi bildirilir. O tarihte Müstesar Sönmez Köksal görevden ayrilmis ve izin kullanmaktadir. Teskilat Müstesar olacagina kesin gözüyle bakilan, Mikdat Alpay tarafindan idare edilmekte, basinda birkaç adayin ismi daha geçmektedir.

Mehmet Eymür, Ankara'da, Kutlu Savas'la birkaç kez görüsür. Kendisine ve mesai arkadaslarina yönelik suçlamalara neden olan olaylari ayrintilariyla anlatir. Basbakan'in en çok üzerinde durdugu Yesil kod adli Mahmut Yildirim konusunda çok teferruatli izahatta bulunur, bu sahistan neden ve hangi amaçlarla yararlanildigini belirtir, Yesil'in kullanildigi önemli bir faaliyette Basbakan Mesut Yilmaz'in da onayi oldugunu söyler.

Alaattin Çakici konusu açildiginda Eymür, Kutlu Savas'a, bir süreden beri (Takriben Ocak 1998'den itibaren) basin organlarina telefon ederek elindeki bantlardan bahisle hükümeti düsürmekle tehdit eden Çakici'nin, hükümeti çok sikintiya sokabilecegini, eski görevinden dolayi Alaattin Çakici'nin Eyüp Asik ve bazi ANAP'lilarla iliskisini bildigini, Alaattin Çakici'nin elinde "Mesut Yilmaz'in kendisine yer degistirip kaçmasi" için haber yolladigina dair bant oldugunun söylendigini belirtir.

Mehmet Eymür ayni gün veya bir gün sonra Basbakan Mesut Yilmaz'la iki kez görüsür. Ilk görüsme Basbakan'in makaminda kisa bir sekilde, ikinci görüsme ayni günün aksaminda Basbakanlik Konutu'nun toplanti odasinda ve 4-5 saat süre ile gerçeklesir. Basbakan Eymür'ü sanki hiç bir sey yokmus gibi karsilar. Ayni günlerde Senkal Atasagun MIT Müstesarligina atanmis ve görevine baslamis, Senkal Atasagun'u engellemek için onu takibe aldirtan ve telefonlarini dinleterek, aleyhinde karalama faaliyeti yürüten Mikdat Alpay, büyük bir sok geçirmesine ragmen önünü ilikleyip yeni müstesarini karsilamistir. Basbakan Eymür'e Müstesar seçimini nasil buldugunu sorar. Eymür, Senkal Atsagun'un eski arkadasi oldugunu, basarili olmasini temenni ettigini, ancak MIT içinde çok hiziplesmeler oldugunu ve kendisini rahat birakacaklarini zannetmedigini belirtir. Basbakan "Senkal'a talimat verdim. Konsensüs olacak" der.

Aksam toplantisina Kutlu Savas'in yani sira Eyüp Asik da katilir. Asik, toplantidan önce Eymür'e Alaattin Çakici konusunda izahat verir ve iliskiyi basitlestirerek hemsehrisi oldugu için bir veya iki kere telefonla görüstügünü, daha ziyade bilgi aldigini söyler. Eymür bunun böyle olmadigini bilmektedir. Ancak bir sey söylemez, kibar bir sekilde, baskalarini Aptullah Çatli ve Yesil iliskileri yönünden elestirirken kendisinin de çeliskili bir konumda içine bulunmamasini saglik verir.

Toplanti uzun sürer. Arada, getirilen pideler yenir. Mehmet Eymür Basbakan Mesut Yilmaz'in sorularini uzun uzun cevaplar. Mehmet Eymür'ün Yesil'in hayatta olmadigi hususundaki kanaatini nedenleri ile anlatmasi sirasinda Eyüp Asik, Yesil'in yasadigini ve bu hususta kendisine bilgi geldigini söyler. Eymür'ün "bilgi verenler güvenilir sahislar mi?" suali üzerine Eyüp Asik, "Bilgi verenleri tanimiyorum. Telefonla veriyorlar, isim belirtmiyorlar. Ama önemli açiklamalarda bulunuyorlar" diye cevap verir. Sözüne devamla Eymür'e "Yesil'in estetik ameliyat geçirip halen cezaevinde olan Osman Gürbüz'ün yerini alip alamayacagini sorar" Mehmet Eymür "Sayin bakanim, bu kadar olayin içinde oldugu iddia edilen bir adam, kendisi kadar suçlu bir digerinin kimligine niye girsin. Girse girse taninmayan, düzgün birinin kimligine girer" diye yanit verir.

Neticede görüsme gece geç saatlerde, toplantiya katilanlari tatmin etmis bir görünümde biter. Mehmet Eymür'ün talebi üzerine Basbakan Mesut Yilmaz, kamuoyuna yansitilan Eymür'le ilgili menfi tabloyu düzeltecegine söz verir.

Mehmet Eymür, dönmeden önce yeni görevine birkaç gün önce baslayan Müstesar Senkal Atasagun'u ziyaret ederek kutlar, basarili olmasini diler. Atasagun Eymür'e masasinin üzerinde bulunan kalin dosyayi isaret ederek, "dosyani inceliyorum, senin kadar takdir ve tesekkür almis personel yok. Ancak çok fazla da disiplin cezan var" der. Eymür, "hiç is yapmayan personelin dosyasi da ince olur, ne yapalim" diye cevap verir. Atasagun, Eymür'e hakkinda bir çok iddia var, yolsuzluk yaptigina, gelir düzeyinde ani artis olduguna dair iddialar var. Sorusturma yaptiracagim, haberin olsun, bir sey çikarsa istifani isteyecegim der. Eymür bu sözler üzerine "Bir bos kagit ver, hemen imzami atayim. Sen beni, ailemi bu kadar senedir tanimiyor musun? Benim bir yolsuzluk içinde olabilmem mümkün mü?

Imzami simdiden atayim, en ufak bir seyim çikarsa kullanirsin" diye cevap verir. Senkal Atasagun "kagit imzalamana gerek yok, böyle bir sey çikarsa istifani isteyecegim" diye yanitlar.

Eymür bu tatsiz konusmadan sonra, Müstesar Atasagun'a Müstesar Yardimcisi Mikdat Alpay ve Ankara Bölge Baskani Engin Söylemezoglu'nu sikayet eden bir dilekçe verir ve ayrilir. Akabinde ABD'deki görevine döner.

Dönüsünün akabinde Operasyon Baskani arayarak Eymür'den "Basbakan'in Alaattin Çakici konusunda ne yapabilecegini" sordugunu söyler. Eymür "Burada ne yapabilirim ki. Zaten yalniz basima çalisiyorum" diye cevap verir. Kisa bir müddet sonra, maksatli ve kiskirtici yazilar gelmeye, sorusturmalar açilmaya baslar. Operasyon Baskani oldugu devrede Yesil kod isimli Mahmut Yildirim'in evraklarinda onaylama imzasi bulunan Müstesar Atasagun sanki bu ismi yeni duymus gibi Mehmet Eymür'e suçlayici tarzda sualler sordurmaya çalisir. Aldigi cevaplar
kendisini komik duruma düsürmesine ragmen, misyonunu yerine getirmek için bu taciz etme ve gerekçe yaratma faaliyetini devam ettirir.


4. Alaattin Çakici Iliskileri, Hukuk Disi Tayindeki Rolü:

Mehmet Eymür'ün usulsüz ve hukuka aykiri tayin islemi için Danistay Baskanligina verdigi dilekçesinde, bu tayinin Alaattin Çakici'nin istegi dogrultusunda gerçeklestigi iddiasi abartili ve ciddiye alinmayacak bir iddia olarak görülmüs olabilir. Ancak takip eden günlerde Hükümetin düsmesine kadar varan Türk Ticaret Bankasi satisi, ses kasetleri ve ortadan kaybolan resmi evraklar dikkate alindiginda bunun o kadar da basit bir iddia olmadigi anlasilacaktir.

Alaattin Çakici'nin, Mehmet Eymür'ün tayininle iliskisini belirlemek için bir kismi kamuoyuna yansiyan ve asillari MIT'in Elektronik ve Teknik Istihbarat Baskanligi arsivlerinde bulunan Alaattin Çakici - Erol Evcil konusmalarindan bazi pasajlara göz atmakta yarar vardir. Parantez içindeki isimler bilinen ve tahmini isimlerdir.

"Erol : Ondan sonra arkadaslar seyi aliyor dedi, sonra sizin arkadasi da getirecegiz dedi. Simdi biz bu çalismalari baslattik dedi (Muhtemelen ANAP Bursa Il Baskani Mehmet Gedik). Bu bir iki gün içinde biter dedi.

A. Çakici : Kimi simdi aliyorlar dedin sen?

Erol : Simdi Eymür'ün kafasi koptu, diger arkadas da (Yavuz Ataç) biz simdi oturacagiz çalisma yapacagiz dedi. Ben kendim bizzat söyleyecegim dedi. Baska bir sey konusamadik

A. Çakici : Eymür'ün kafasi koptu mu diyor ?

Erol : Evet

A. Çakici : Hah.

Erol : Sen uzaktakini ara söyle, ona göre sey yapsin.

A. Çakici : Tamam oldu. Peki bizimkini ne zaman getireceklermis ?

Erol : Simdi 1-2 gün içinde açiklanacak dedi."

*****

A. Çakici : Benim sana dedigim bak su Eymür giderse Yavuz gelecek ama Yavuz'un gelmesi içinde Eymür'ün gitmesi lazim.

*****

"A. Çakici : Sana dedi ki o (Mesut Yilmaz), onun kendi bilecegi is, degil mi? Yani almazsa güven oyu yapabilir anlaminda.

Erol : Nasil anlamadim Ha sey dayak yedigi zaman mi?

A. Çakici : Yok, yok. Hani dedik ki güvenoyu alamazsan seyi devirecegiz, Özer'i (Çiller). O da arkadasimizin bilecegi is dedi sana. Yani bu ne demektir. Ben alamazsam yapsin. Pesinden de dedi ki güvenoyu alma istegimiz var."

*****

A. Çakici : Tusa bir basiyorsun hep senin dedigini yapiyorum. Bu diyorsun, o diyorsun tamam diyorum, Topal (Muhtemelen Dogu Perinçek) dedin, aylarca Topal'in pesine düstük. Mehmet Agar dedin, adama söz verdim (kaset konusunda). Dönüs yaptilar, dedin ki biraz sabret. Bana diyorsun ki bunlarin üzerine böyle gitmeyelim. Bunlarin üzerine nasil gidelim kardesim o zaman?

Erol : Uzaktaki arkadasi (Yavuz Ataç) getirelim diyorsun. Ya, kaseti söyleyen benim sana, ele avica konsun birde kaset gelsin, sonra kasetle beraber bu adamin .....lim diyen biziz. Simdi benim su anda adamalarin üzerine gitmeyelim demek, uzaktaki arkadas gelsin buraya baska bir sey istemiyoruz su anda. Bu, .... getirecegim diyor, her gün. Yani benim onu söylemekteki amacim o.

A. Çakici : Sen kendin bana, su ....lerin sesini alalim elimizde olsun, söylemenden anladigim bu Erol ,

Erol : Tamam ben söyledim sana böyle bir sey, ya aynen bana söyledigi su, Özer'le kötü olan, bizimle arasi iyidir dedi adam.

A. Çakici : Ya benle bu tarz pazarlik yapani... affedersin. Neyse kardesim Erol, bana deki yak o kaseti, aslini yakmayanin ...

Erol : Olur mu ya? Kaset yakilir mi?

A. Çakici : Kafaya koymusum ben bu isi. 50 defa devirirdim. Ya bir ANAP'li milletvekiline çaktirirdim bu is biterdi. Niye bekliyoruz ? Bizim dostumuzsa sonuna kadar savasacagiz. Onun için. Mehmet Agar bizim agabeyimiz ise elimizden
geldigi kadar yüzüne söyleyecegiz. Benim canimi istedikleri zaman Gedik tepki göstermiyor da bir kaset çikinca ay diyor mahvolduk . Ya diyeceksin Gedik."

*****

A. Çakici : Sen Yavuz'u aradin mi?

Erol : Aradim. Çok kirik konustu bana nedense, çok soguk konustu.

A. Çakici : Kim Yavuz mu?

Erol : Hi!

A. Çakici : Yoldaydi belki ondan, ben onunla konustum, Sengay'da deniz kenarinda."

*****

"Erol : Ya tepkiden degil, sen çünkü o Asik denen deyyusu da benden önce taniyorsun. Gedik benim arkadasim. Ulan belki ben yanilmis olabilirim diye düsündüm o anda. Ya itler beni kandiriyorlar, çünkü hep bana iyi diyorlar.

A. Çakici : Ya Erol'um daha evvelden ne dediler getiriyoruz. Bu herifin yanina gönderdiler üç saat konusturdular. Sonradan birden degistiler. Bunlar degisen adam, degil mi ?

A. Çakici : Erol bunlar bunu biliyorlar ki ben çaktiririm bir ANAP millet vekiline içlerinden. O istedigi kadar Aydin Dogan'a kredi versin .. Türkiye'de besinci sinif bir televizyonu da programlarsin, istedigini yayinlattirirsin. Ben bunu daha evvel yaptim

A. Çakici : Diyorum ben sana, bunlar bilsinler bu kaset seye gider neydi onun ismi kadina (Tansu Çiller), kadin bu kasete ne verir sence ?

Erol : Kadin bu kasete 150-200 milyon dolar para verir.

A. Çakici :Ya

Erol : Bak, bunu söyleyen Elazigli (Mehmet Agar). Eger bu kadin bu kasete 200-300 milyon dolar para vermezse ben dedi adimi degistirecegim. Bu kasete kadin 300-400 milyon dolar 500 milyon dolar para verir. Bulur bulusturur bu paralari verir. Bizim su anda milyon dolarlara sikistigimiz devrede biz .. yapmadik yani bu kadar sey, bu paralari verir ve bu hükümeti de düsürür kadin.

A. Çakici : Bende diyorum ki kaseti Çiftlige (Siverek) yollayalim. O agabeyimizle (Mehmet Agar) birbirimize namus sözü vermisiz (Kaset konusu). Biz o agabeyi rahatlatacagiz, dedigimizi yapacagiz."

*****

A. Çakici : Evet diyor, Mesut bey dedi ki diyor yerini degistirsin. Sana haber gönderen adam canini ister mi diyor. Bunlar zannediyor ki bu kaseti ben bir televizyon yapimcisina (Kadir Çelik) verdim. Üç, dört arkadasima gönderdim. Enselendigim an sakir sakir senin dedigin gibi kasetler piyasaya dolacak. Mehmet Agar bos mu duracak?

Erol : Mehmet Agar çok iyi zamanini ayarladi, simdi kendine göre bir zamani ayarladi. O bizden haber bekliyor. Yani bu is duyuldu artik. Bu isi, Türkiye gazetesi yazdi."

*****

A. Çakici : Su Gedik var ya Gedik, bir tane çaktirayim ona, yarin kaseti verdireyim hükümet düstü. Yasar Okuyan'a bir tane çaktirayim hükümet düstü, herhangi bir ANAP milletvekiline bir tane çaktirayim hükümet düstü, kaset devreye girdi, iki tane, üç tane ilin il baskanlarina çaksak hükümet gene düstü.

*****

A. Çakici : Ben bu iste, iki senedir, üç senedir problemliyim. Ben onlarin(MIT) emriyle gittim. Ben direkt ikisinin (Senkal Atasagun ve Yavuz Ataç) emriyle, Yavuz'a bagli olarak gittim, bak hayatimi kaybettim. Yani onu anlatiyorum. Bunlar yok dediler, yok dediyseler Londra konsoloslugunun elinde evraklarim var.

Erol : Dogru haklisin.

*****

A. Çakici : Eyüp benimle konusana kadar Mesut hep tedirgindi. Konustum ikna ettim, rahatladilar. Bilmiyorlar ki kuyruklari bizim elimizde.

A. Çakici : Bu öbür .... aradi mi seni ?

Erol : Hangisi

A. Çakici : Gedik, Gedik

Erol : Mutlaka aramistir

Erol : Ben Kel'e söyle dedim, MIT'teki (Muhtemelen MIT'te Baskan seviyesinde biri). Bir arayayim mi adami ne diyorsun ?

A. Çakici : Hi ?

Erol : Ariyim mi adami ?

A. Çakici : Ariyorsan ara bakalim ne diyor.

A. Çakici : Su arkadas var daha önceden sana geldi bilgiler verdi, bu isin uzmani, vatana millete büyük hizmetleri var. Adama (Yavuz Ataç) dediler ki en büyük yere getirecegiz. Geri gönderdiler adami. 33 saat konustu, ondan
sonra kalktilar oraya sürdüler. Bizim kellemizi istediler. Bunlarin sözüne ne kadar güven olur. Bunlar simdi 3 aydan beri getirecegiz dediler. Ben ne dedim hep, bu adamin bugün gitmesi kadini güçlendirir. Bu kaset olayi bizde iki aydir. Susuyoruz, iki ay evvel ben Türkiye'yi karistirirdim sifahen de söylerdik, yapmadik bunu. Adam olan anlardi. Anliyor musun adam degil ki, vefasiz adam (Mesut Yilmaz), ne diyeyim ki ben?

*****

Erol : Bu gün Ibrahim Yazici aradi.

A. Çakici : Hi.

Erol : O da duymus böyle bir sey (Kemal Yazicioglu tayini) fakat DSP karsi çikmis. Sonra Elazig'li (Mehmet Agar) aradi, dedi ki mümkün degil getiremezler alt üst olur her sey dedi. Sunu yapabilirler dedi, Emniyet ile MIT'in koordinasyonunu saglamak için bir formül. Ondan sonra tekrardan geriye aradim dedim böyle bir sey var nedir bu ? Vallahi dedi onda kararlilar o sekilde olacak dedi.

*****

A. Çakici : Sence bu uzaktaki gelir mi?

Erol : Biz onun Elazigliyla (Mehmet Agar) kritigini yaptik, bu seyden sonra gelir dedi. Seyin sözünü verdiniz mi dedi? Yani o gelirse açiklamayacak diye bir söz verildi mi dedi.

A. Çakici : Yok canim, asla.

Erol : Ben öyle bir sey demedim, dedim ben de.

A. Çakici : Cik

Erol : Iyi tamam o zaman dedi.

A. Çakici : Sen merak etme gelsin o uzaktaki aradan geçsin on bes gün ben isimi biliyorum anladin mi dedigimi? Bu dünyadan artik sana bana dost olmaz.

*****

Erol : Buradaki ikisi yapti çünkü konusulan onlar dedi (MIT Mensubunun konusmasi). Peki bizim o uzaktakinin ismi geçiyor mu dedim, ya çok büyük degisiklik olunca geçiyor dedi. Bölge baskanlari, disaridakiler içeri gelince söyleniyor dedi. Iste bu Gözlügün (Mehmet Eymür) kafasinin kopacagi söyleniyor dedi, Fakat dedi, yakin bir emare yok dedi. Su an herkes beklentide dedi, ama Ibrahim Yazici'nin da dedigi mümkün degil dedi. DSP kabul etmeyecek dedi,
zaten sesler çikmaya basladi duyuldu biraz dedi, sesler çikmaya basladi dedi.

*****

"Erol : Ben bu gün Elazig'li (Mehmet Agar) ile yüz yüze konusabildim

A. Çakici : Elazig'linin ödü patlamamis mi ?

Erol : Patlamaz mi ya. Bizim bulundugumuz yere bize düsman o adami (Kemal Yazicioglu) gönderdiler diye.

A. Çakici : Peki Eymür'ü alacaklar miymis

Erol : Bugün sormadim artik yani, bugün sey yapmadim fakat Elazigliyla (Mehmet Agar) konustum ben bugün, kesin alacaklar diyor. Elaziglinin seyde (MIT) adamlari var ya.

A. Çakici : Elazigli da dedi mi ki Yavuz'u bu isten sonra getirirler diye

Erol : Dedi

A. Çakici : Ne dedi

Erol : Bu sekilde söyledi. Kesin getirirler dedi.

A. Çakici : Yalniz sana bir sey söyleyeyim bak. Söyle, Yavuz Agabey geldikten, oraya basladiktan on gün sonra sesimi çikaracagim unutma bunu.

Erol : Vallahi on bes yirmi diyor.

A. Çakici : Hi.

Erol : On bes yirmi gün diyor o da.

A. Çakici : Tabii, tabii anladin mi dedigimi.

Erol : Yani on bes yirmi gün beklenecek diyor. Bazi seyler var diyor. On bes yirmi gün beklendikten sonra sanirim sey yapacak. E nasil desem, kadinin (Tansu Çiller) bütün kadrolari alacak, kadini tutacak böyle ... gibi. Bütün kadrolarla anlasmak üzere. Tam net konusmadim ama yani o sekilde bir hava var.

A. Çakici : Dedin mi sen o binada gürültü çikacak (Bir binaya eylem). Yani onlardan biri olsun hangisi olursa olsun.

Erol : Ben ona her seyi söyledim, o kitapçiyi da söyledim ona. Tamam mi o kitapçiyi da söyledim.

A. Çakici : Dedi mi ki uygundur diye.

Erol : Fakat var ya benim bu telefon var ya çok sakat yani, onun için

A. Çakici : Hayir uygundur diyor mu?

Erol : Dedi, dedi."


Mehmet Eymür'ün, ne kadar usulsüz ve hukuk disi bir tayine tabi tutuldugu ve Idarenin nasil keyfi davrandigi, tayinde kimlerin müessir oldugu, kimler arasinda isbirligi kuruldugu, Milli Istihbarat Teskilatimizin ne kadar denetim disinda kaldigi ve keyfi idare edildigi, gizli faaliyetlerin politik, kisisel ve sair amaçlar için nasil kullanildigi yukarida sunulan bilgilerle açik bir sekilde anlasilmaktadir.

Esasinda Mehmet Eymür'ün tayini, olayin sadece görünen bir yüzüdür. Mehmet Eymür'ün Kontr Terör Merkezi'ndeki personelinden Taskin Ünalp, Hilmi Karaer, Duran Firat, ve Halit Baltaoglu ile Operasyon Baskanligindan Ismail Bugday, Mehmet Eymür'ün Çetesi'ne mensup olmakla suçlanmis ve emekli dilekçesi vermeye zorlanmislardir. Hilmi Karaer hariç digerleri bu talebi yerine getirmis, Hilmi Karaer dilekçe vermekte direnmesi üzerine, operasyonel üniteden alinarak Idari Isler Baskanligi emrindeki Sosyal Tesislere atanmistir. Gelecek günlerde kendisini ne gibi sürprizlerin bekledigi belli degildir.

02 Temmuz 1988 tarihinde bu personeli makamina çagiran MIT Müstesari Senkal Atasagun, "Siz Mehmet Eymür Çetesisiniz. Bunu kabul edin. Sizin yürüyüsünüz bile baska. Çete oldugunuzu kabul etmelisiniz. Teskilat'tan kendi arzunuzla ayrilmanizi bekliyorum, size makul bir süre verilecektir" demistir. Personelden Taskin Ünalp bunun üzerine "Sayin Müstesarim, benim suçum nedir? Ne ile suçlaniyorum?" diye sormustur. Müstesar Atasagun, "Senin ordudaki sicillerin düzgün ama sen de bu islere bulasmissin" mealinde cevap vermistir. Taskin Ünalp'in "Sayin Müstesarim, ben sivilim. Ordudan gelmedim, hiç bir seye de bulasmadim" seklindeki yaniti üzerine Müstesar "Dosyalarinizda herhangi menfi bir sey yok. (Bu personelden sadece Duran Firat, Hanefi Avci'nin suçlamalarina maruz kalmistir.) Hepiniz de isinizde basarili personelsiniz. Ancak ben bunu sizden istiyorum. Buna yapmaya mecburum" demistir.

Mizah edebiyatimiza geçecek nitelikteki bu olaydan sonra, ilgili personel, dilekçe vermedikleri taktirde tayin edilecekleri veya baska bir kuruma atanacaklari seklindeki zorlamalar üzerine, biri hariç hep birlikte dilekçe vermek mecburiyetinde kalmis ve Ocak 1999 itibariyle Teskilat'tan ayrilmislardir.

MIT Müstesari Senkal Atasagun "Mehmet Eymür Çetesi" tanimini, kendisini ziyaret eden Milletvekili Fikri Saglar'a da tekrarlamistir.

Senkal Atasagun, sorusu üzerine Fikri Saglar'a, "MIT içinde Susurluk Olayi ve çetelerle iliskisi tespit edilen Mehmet Eymür ve ekibi hakkinda gerekli islemlerin devam ettigini ve bunlarin teskilattan uzaklastirilacagini söylemistir.

Milletvekili Saglar, MIT Müstesarinin bu beyaninin ciddi verilere dayandigini var sayarak Ankara Cumhuriyet Bassavciligina suç duyurusunda bulunmustur.

"MIT içindeki çete" tanimlamasi, Basbakan Mesut Yilmaz'in 20 Eylül 1998, Pazar günü Müstesar Senkal Atasagun'la birlikte yaptigi basin toplantisinda isim verilmeden yenilenmistir. Isim verilmese dahi, uzun zamandan beri basina sizdirilan bilgilerle bu adresin sahiplerinin Mehmet Eymür ve eski personeli oldugu bellidir.

Yilmaz, yazili ve görsel basinin takip ettigi basin toplantisinda, çetelerle iliskisi görülen görevliler hakkinda müeyyideler uygulandigini belirterek, MIT Müstesari Senkal Atasagun'a söz vermis, Atasagun, 5 kisi hakkinda idari tedbir alindigini, 3- 4 kisi hakkinda da sorusturmanin sürdügünü belirtmistir. Yilmaz, Emniyet Genel Müdürlügü bünyesinde de idari tedbir uygulanan 31 görevli bulundugunu açiklamistir.

Basbakan, ayni toplantida Yavuz Ataç'in geri çekilmesinin gecikmesi ile ilgili olarak, "Olaylarin açiga çikarilmasi için bize yardimci olabilecek konumda ve izleme altindakilerle ilgili tasarruflarimizi geciktirme seklinde bir prensip vardir, bu uygulandi." demistir.

Teskilat Karargahindaki görevi sirasinda dahi kontrolde tutulmasi mümkün olmayan Yavuz Ataç'in, görevli bulundugu Çin'de izlenme altinda tutulmasi bahis mevzuu olamayacagina göre, bu geciktirmenin "olaylarin açiga çikarilmasindaki yardimlarindan" ziyade Yavuz Ataç'in, "Mesut Yilmaz - Alaattin Çakici - Senkal Atasagun" üçgenindeki arabuluculuk misyonuyla iliskili olmasi daha büyük bir olasilik olarak görülmektedir.

Mehmet Eymür için ayri davalara konu olacak "Hanefi Avci" kökenli bu açik beyanlarin ve "Eymür Çetesi" iddia ve ithamlarinin, Davali Idare'nin yazisinda yenilenmedigi, yazida sadece Mehmet Ali Yaprak'in kaçirilmasi olayi ile ilgili olarak "kaçirma olayi sonrasindaki bazi tutum ve davranislariyla Teskilat metod ve prensiplerine aykiri davrandigi tespit edilen Mehmet Eymür'e kinama cezasi verilmesi teklif edilmistir." gibi muglak bir tespitten ve teklif safhasinda kalmis bir cezadan bahsedildigi görülmektedir.

Tarik Ümit'e verilen, kendi sesini havi ses bandi konusunun disiplin suçu olarak mütalaa edilmesi; hem bir insanin hayatini ilgilendirmesi, hem de "elemanin sevk idaresi" ile alakali olmasi dolayisiyla, dogru bir yaklasim degildir, en azindan münakasa konusudur. Elemani, kendisi ile görüsen MIT'in kadrolu elemani sevk ve idare eder ve elemanlarin nasil sevk ve idare edileceginle ilgili kurallar, "MIT Ajan Talimatinda" bulunur. Bu talimat "elemani sevk ve idare edene" bir çok konuda yetki ve salahiyet vermis, elastikiyet tanimistir. Elemanin psikolojisine göre sevk ve idare edilmesi hususu istihbaratin temel unsurlarindan olup, bu husus egitim ders kitaplarinda da yer almaktadir.

Rahatsizlik bandin verilmesinden degil, bandin muhtevasindandir. Milli Istihbarat Teskilati'nin görevleri 2937 sayili kanunla belirtilmis olup, bu kanunda MIT'in "suçlari ört bas etme", "gizleme", "adli makamlardan bilgi saklama" gibi sorumluluklari bulunmamaktadir. MIT'e taninan gizlilik, MIT'in devlet yararina olan faaliyetleri ile ilgilidir. Tarik Ümit olayi ise "çete faaliyetleri" ile veya en basit yaklasimla "gasp" ve "cinayet" olaylari ile ilgilidir. Davali Idare'nin bazi yöneticileri, kanunlarimiz karsisinda suç teskil edebilecek "ört bas etme" fiillerinin meydana çikmasi telasiyla, "Gizlilik" ve "Teskilat metod ve prensiplerine aykirilik" gibi baslangiç ve bitis noktalari belli olmayan görünmez kurallarin arkasina saklanmaktadirlar.

Netice itibariyle Alaattin Çakici'nin elinde bulunan bantlari piyasaya sürmemesine karsin yapilan gizli anlasma;

(1) "Mehmet Eymür'ün Teskilat'tan uzaklastirilmasi",

(2) "Türk Ticaret Bankasi'nin Alaattin Çakici'nin isaret edecegi (ismi çok yipranmis olan Erol Evcil disinda) bir kisiye satilmasi"

(3) "Yavuz Ataç'in MIT'te önemli bir göreve getirilmesi"

ve diger birkaç unsuru ihtiva etmektedir. (Daha önce de belirtildigi gibi bu konudaki belgelerin asillari MIT Müstesarliginda bulunmakta ve Mehmet Eymür tarafindan tarih ve numaralari bilinmektedir)

Taraflarca bu anlasmanin hükümleri önemli ölçüde yerine getirilirken, Alaattin Çakici "hükümetin inisiyatifi disinda" Fransa'da yakalanmis ve anlasma bozulmustur. Neticede ortaya çikan kasetler, çirkin görüntüleri ve olaylarin bilinmeyen bir çok karanlik yönünü ortaya saçmis ve Cumhuriyet tarihinin en fazla destek gören liderlerinden Mesut Yilmaz'in Basbakanligi'ndaki hükümet, liderine yönelik agir iddialara muhatap olarak iktidari terk etmistir.

Mehmet Eymür'ün "tayin uygulamasi", bu çirkin ve illegal olaylar zincirinin sadece bir parçasidir.

D. SONUÇ VE ISTEM :

Yukarida ve dava dilekçemizde açiklanan nedenler, davali idarenin haksiz ve dayanaksiz olan iddialarinin reddi ile, hukuka açikça aykiri olan dava konusu islemin IPTALINE karar verilmesini saygiyla ve vekaleten arz ve talep ederim.

Davaci Mehmet Eymür
Vekili
Av. Metin Günday



(5) DANISTAY KARARI


T.C DANISTAY BESINCI DAIRE

Esas No: 1998/3897
Karar No: 2000/1252

Davaci:       Mehmet EYMÜR

Vekili:       Av. Metin Günday
              Abay Kunanbay Cad. (Bilir sokak)
              No: 6/16. Kavaklidere/ANKARA

Davali:       Basbakanlik – ANKARA

Davanin Özeti: Davaci Basbakanlik Milli Istihbarat Teskilati (MIT) Müstesarligi Arastirma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Baskanligi emrinde görev yapmakta iken, bu görevinden alinarak Türkiye Seker Fabrikalari A.S. Genel Müdürlügü emrine Müsavir olarak naklen atanmasina dayanak olusturan 30.9.1998 günlü, 17712 sayili

Basbakanlik olurunun iptalini ve bu islem nedeniyle yoksun kaldigi parasal haklarinin yasal fazizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmesini istemektedir.Savunmanin Özeti: Davacinin geçmiste de iki kez naklen atama islemine tabi tutulmasinin söz konusu oldugu, ancak bunlarin uygulanamadigi; adigeçenin, 1994 yilindan sonra Teskilatta yeniden göreve basladiginda da bir çok kez disiplin cezasi ile tecziye edildigi; Teskilat metod ve prensiplerine aykiri tutum ve davranislarindaki israrciligini sürdürdügü; hakkinda devam etmekte olan birçok inceleme ve sorusturma bulundugu; davacinin hiyerarsik yapi içinde çalismayi kabullenemedigi; dava konusu islemin mevzuata uygun olarak ve kamu yarari ile hizmet gerekleri gözetilerek tesis edildigi; belirtilen nedenlerle davanin reddi gerektigi savunulmustur.

Danistay Tetkik Hakimi: Mehmet Aydin

Düsüncesi: Dava konusu 30.9.1998 günlü islemin Bakanliklar ve Bagli Kuruluslarda Atama Usulüne Iliskin 2451 sayili Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesine Dair 4158 sayili Kanunun 1. maddesinde öngörülen sekil sartina aykiri olarak tesis edildigi anlasildigindan, anilan islemin iptali ve davacinin bu islem nedeniyle yoksun kaldigi parasal haklarinin müstafi sayildigi tarihe kadar olan kisminin dava tarihinden itibaren hesaplanarak yasal faiziyle birlikte davali idarece tazminine hükmedilmesi gerektigi düsünülmüstür.

Danistay Savcisi: Ayfer Özdemir

Düsüncesi: MIT Müstesarligi APK Kurulu Baskanligi emrinde görevli olan davacinin, 2937 sayili yasanin 19 uncu maddesi uyarinca Türkiye Seker Fabrikalari A.S. Genel Müdürlügünde müsavir kadrosuna naklen atanmasi islemi dava konusu edilerek, islemin iptali ve yoksun kalinan parasal haklarin yasal faziziyle tazmini talep edilmektedir.

Devlet Istihbarat Hizmetleri ve Milli Istihbarat Teskilati Kanununun 19 uncu maddesinde, ‘Mit fiili kadrosuna dahil personelden, teskilatin özelligi ve hizmetin gerekli kildigi sart ve vasiflar göz önüne alinarak teskilata intibak edemedikleri üstlerince tescil edilenler, MIT Müstesarliginin teklifi ve Basbakanin uygun görmesi üzerine genel hükümlere göre baska bir kurum veya kurulusa naklen atanirlar’ hükmü yer almis ve atama konusunda yetki Basbakana taninmistir. Ancak, 23.04.1981 gün ve 2451 sayili ‘Bakanliklar ve Bagli Kuruluslarda Atama Usulüne Iliskin Kanun’a 25.08.1996 gün ve 4158 sayili Kanunla eklenen Ek 1 nci maddede ‘Bakanlar Kurulu’nun birden fazla siyasi parti tarafindan olusturulmasi halinde, bu kanuna göre alinacak müsterek karar, Basbakandan baska Meclis’te en çok üyesi olan diger iktidar partisine mensup Basbakan Yardimcisi tarafindan da imzalanir. Ayrica,diger kanunlarda Basbakanin imzasi ile yapilmasi öngörülen atama nakil ve görevden alma islemlerinde de yukaridaki fikra hükmü uygulanir.’ Denilmek suretiyle daha önce Basbakana taninana yetkinin 05.08.1996 tarihinden sonra olusacak koalisyon hükümlerinde Basbakan Yardimcisiyla birlikte kullanilmasi öngörülmüstür.

Bu durumda dava konusu islemin tesis edildigi 30.09.1998 tarihinde koalisyon Hükümetinin isbasinda oldugu dikkate alindiginda, davacinin görevden alinarak baska bir kurum emrine naklen atanmasi yolundaki dava konusu islemin Basbakan Yardimcisinin imzasini tasimamasi anilan yasal düzenlemeye aykiridir.

Açiklanan nedenlerle, dava konusu islemin iptali, davacinin görevden çekilmis sayildigi 25.11.1998 tarihine kadar davayla menfaat alakasi devam ettiginden yoksun kaldigi parasal haklar mevcut ise, bunlarin da tarafina ödenmesi
gerekecegi düsünülmektedir.

TÜRK MILLETI ADINA

Hüküm veren Danistay Besinci Dairesince durusma için önceden belli edilen 19.4.2000 günü davaci vekili Av. Metin Günday ile davali idareyi temsilen Hukuk Müsaviri Sibel Erakman’in geldikleri görülerek Danistay Savcisi Ayfer Özdemir hazir oldugu halde açik durusmaya baslandi. Taraflara usulüne göre söz verilip dinlendikten ve Savcinin düsüncesi alindiktan sonra durusmaya son verildi. Dosyadaki bilgi ve belgeler de incelemek suretiyle isin geregi düsünüldü.

Davaci, Basbakanlik Milli Istihbarat Teskilati (MIT) Müstesarligi Arastirma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Baskanligi emrinde görev yapmakta iken, bu görevinden alinarak Türkiye Seker Fabrikalari A.S. Genel Müdürlügü emrine Müsavir olarak naklen atanmasina dayanak olusturan 30.9.1998 günlü, 17712 sayili Basbakanlik olurunun; çok basarili bir MIT mensubu oldugunu, birçok ödülü bulundugunu; 2937 sayili Yasanin 19. maddesinde öngörülen durumun kendisi için söz konusu olmadigini, Teskilata intibak edemedigi hususunun gerçegi yansitmadigini; dava konusu islemin kamu yarari ve hizmet gerekleri açisindan hakli hiçbir nedene dayanmadigini, salt siyasal hesaplar ve yeralti dünyasinin dayatmasi sonucunda tesis edildigini öne sürerek iptalini ve bu islem nedeniyle yoksun kaldigi parasal haklarinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesini istemektedir.

2451 sayili Bakanliklar ve Bagli Kuruluslarda Atama usulüne iliskin Kanunun 1. maddesinde, Basbakanlik ve Bakanliklarla, bunlara bagli kuruluslarda, teskilat kanunu bulunup bulunmadigina bakilmaksizin, atama ve nakillerin bu Kanunda belirtilen usullere göre yapilacagi hükme baglanmis; 3. maddesinin 1. cümlesinde, ‘ Bu Kanuna ekli cetvellerde yer almayan unvanlari tasiyan kadro ve görevlere yapilacak atama ve nakillerde, bu kanunun kapsamina giren kuruluslarin teskilat kanunlarinda veya özel kanunlardaki hükümlerin uygulanmasina devam olunur’ hükmüne yer verilmis; 5. maddesinde ise, bu kanunun kapsamina giren kuruluslarin teskilat kanunlari ile özel kanunlarindaki inha, seçim, görüs alma ve atama niteliklerine iliskin hükümlerin sakli oldugu belirtilmistir. Ancak daha sonra 5.8.1996 günlü, 22718 (mükerrer) sayili resmi gazetede yayinlanarak yürürlüge giren 4158 sayili kanunun 1. maddesi ile 2451 sayili bakanliklar ve Bagli Kuruluslarda atama usulüne iliskin kanuna eklenen .... maddenin 1. fikrasi ile ‘Bakanlar Kurulunun birden fazla siyasi parti tarafindan olusturulmasi halinde, bu kanuna göre alinacak müsterek karar, Basbakandan baska Mecliste en çok üyesi olan diger iktidar partisine mensup Basbakan Yardimcisi tarafindan da imzalanir.’ 2. fikrasi ile de, ‘Ayrica diger kanunlarda Basbakanin imzasi ile yapilmasi öngörülen atama, nakil ve görevden alma islemlerinde de yukaridaki fikra hükmü uygulanir’ hükümleri getirilmistir.

Her ne kadar 4158 sayili yasa ile getirilen Ek Maddenin 1. fikrasinda, 2451 sayili yasa kapsaminda yer alan görev ve ünvanlara yapilan atama ve nakillerle ilgili müsterek kararlarda, Basbakanla birlikte Basbakan Yardimcisinin da imzasi bulunacagi açikça belirtilmis ise de; ayni maddenin 2. fikrasinda ayri bir düzenleme yapilarak, diger kanunlarda Basbakanin imzasi ile yapilmasi öngörülen atama nakil ve görevden alma islemlerinin de 1. fikra kapsaminda degerlendirilecegi kuralina yer verilmesi ve Yasanin düzenlenmesine; Basbakan tarafindan tek basina veya müsterek kararname ile yapilan atama, nakil ve görevden alma islemlerinde Basbakan Yardimcisinin imzasinin yer almasini
saglamak amacinin güdülmüs olmasi karsisinda, sözü edilen düzenlemenin Basbakan tarafindan tek basina veya müsterek kararla yapilacak bütün atama, nakil ve görevden alma islemlerinin kapsadigi sonucuna varilmistir.

2937 sayili Devlet Istihbarat Hizmetleri ve Milli Istihbarat Teskilati Kanununun ‘Baska kuruma nakil’ baslikli 19. maddesinde, ‘MIT fiili kadrosuna dahil personelden, teskilatin özelligi ve hizmetin gerekli kildigi sart ve vasiflar gözönüne alinarak teskilata intibak edemedikleri üstlerince tescil edilenler, MIT Müstesarinin teklifi ve Basbakanin uygun görmesi üzerine genel hükümlere göre baska bir kurum veya kurulusa naklen atanirlar’ hükmüne yer verilmistir.

Mit fiili kadrosuna dahil personel olarak çalistigi dosyadaki bilgi ve belgeler karsisinda tartismasiz olan davacinin, Mit Müstesarligi bünyesindeki görevinden alinarak Türkiye Seker Fabrikalari A.S. Genel Müdürlügü emrine Müsavir olarak naklen atanmasina dayanak olusturan ve Dairemizin 26.10.1998 günlü, F:1998/3897 sayili ara karar üzerine davali idarece gönderilmis olan 30.9.1998 günlü, 17712 sayili Basbakanlik olurunun incelenmesinden, anilan islemin, 2937 sayili Yasanin yukarida söz edilen 19. maddesinde yer alan hükme dayanilarak, MIT Müstesarinin 21.9.1998 günlü, 17255 sayili teklif yazisi üzerine Basbakanca tesis edildigi anlasilmistir. Bu durum karsisinda, 4158 sayili yasanin 1. maddesine aykiri olarak Basbakan Yardimcisinin imzasi olmadan, Basbakanca tek basina tesis edilmis olan dava konusu islemde yetki ve sekil unsurlari yönünden yasaya uyarlik bulunmamaktadir.

Öte yandan yasaya aykiriligi yukarida saptanan bu islem nedeniyle davacinin yoksun kaldigi parasal haklarinin yasal faizi ile birlikte davali idarece tazmini Anayasal ve yasal bir zorunluluktur.

Açiklanan maddelerle, dava konusu 30.9.1998 günlü. 17712sayili Basbakanlik olurunun iptaline, bu islem nedeniyle davacinin yoksun kaldigi parasal haklarinin memuriyetten çekilmis sayildigi tarihe kadar olan kisminin davanin açildigi 13.10.1998 tarihinden itibaren hesaplanarak yasal faizi ile birlikte davali idarece tazminine, asagida dökümü gösterilen 17.598.600 lira yargilama giderleri ile davanin açildigi tarihte yürürlükte bulunan Avukatlik Asgari Ücret Tarifesi uyarinca 60.000.000 lira avukatlik ücretinin davali idareden alinarak davaciya verilmesine, sehven fazladan yatirildigi anlasilan 2.230.000 lira yürütmenin durdurulmasi harcinin istegi halinde davaciya iadesine, noksan yatirilan 3.600.000 lira posta pulu ücretinin davaciya tamamlattirilmasina 19.4.2000 tarihinde oy birligi ile karar verildi.


Baskan   Üye        Üye      Üye    Üye
Nuri     Ender      Tansel   Sitki  Mehmet
ALAN     ÇETINKAYA  ÇÖLASAN  ASLAN  ÜNLÜÇAY

YARGILAMA GIDERLERI

Harç Pulu:   3,998.600. TL.
Posta Pulu: 13,600.000. TL.
TOPLAM:     17,598.600. TL.

H/C 5.5.2000



(6) DANISTAY KESIN KARARI


DANISTAY IDARI DAVA DAIRELERI GENEL KURULU

Esas No: 2000/740
Karar No: 2002/732

Temyiz isteminde bulunan (Davali):  Basbakanlik - ANKARA

Karsi taraf (Davaci):               Mehmet EYMÜR

Vekili:                             Av. Metin GÜNDAY
                                    Abay Kunanbay Cad. (Bilir Sokak)
                                    No:6/16 Kavaklidere/ANKARA

Istemin Özeti: Danistay besinci dairesinin 19.4.2000 günlü, E:1998/3897, K:2000/1252 sayili kararinin temyizen incelenerek, bozulmasi davali idare tarafindan istenilmektedir.

Savunmanin özeti: Savunma verilmemistir.

Danistay Tetkik Hakimi Tuncay Dündar’in Düsüncesi: Temyiz isteminin reddi ile daire kararinin onanmasi gerektigi düsünülmektedir.

Danistay Savcisi Ayfer Özdemir’in Düsüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayili Idari yargilama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1 inci fikrasinda belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayip Danistay Besinci Dairesince verilen kararin dayandigi hukuki ve yasal nedenler karsisinda anilan kararin bozulmasini gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açiklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle Daire kararinin onanmasinin uygun olacagi düsünülmektedir.

TÜRK MILLETI ADINA

Hüküm veren Danistay Idari Dava Daireleri Genel Kurulunca geregi görüsüldü;

Dava, Basbakanlik Milli Istihbarat (MIT) Müstesarligi Arastirma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Baskanligi emrinde görev yapan davacinin, bu görevinden alinarak Türkiye Seker Fabrikalari A.S. Genel Müdürlügü emrine Müsavir olarak naklen atanmasina dayanak olusturan 30.9.1998 günlü, 17712 sayili Basbakanlik olurunun iptali ve bu islem nedeniyle yoksun kaldigi parasal haklarinin yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açilmistir.

Danistay besinci Dairesinin 19.4.2000 günlü, E:1998/3897. K: 2000/1252 sayili karariyla; 2451 sayili Bakanliklar ve bagli kuruluslarda atama usulüne iliskin kanunun 1. maddesinde, Basbakanlik ve Bakanliklarla, bunlara bagli Kuruluslarda, teskilat kanunu bulunup bulunmadigina bakilmaksizin, atama ve nakillerin bu kanunda belirtilen usullere göre yapilacaginin hükme baglandigi 3. maddesinin 1. cümlesinde ‘Bu Kanuna ekli cetvellerde yer almayan unvanlari tasiyan kadro ve görevlere yapilacak atama ve nakillerde, bu kanunun kapsamina giren kuruluslarin teskilat kanunlarinda veya özel kanunlarindaki hükümlerin uygulanmasina devam olunur’ hükmüne yer verildigi, 5. maddesinde ise, bu kanunun kapsamina girmeyen kuruluslarin teskilat kanunlari ile özel kanunlarindaki inha, seçim, görüs alma ve atama niteliklerine iliskin hükümlerin sakli oldugunun belirtildigi, ancak daha sonra 5.8.1996 günlü, 22718 sayili (mükerrer) Resmi Gazetede yayimlanarak yürürlüge giren 4158 sayili Kanunun 1. maddesi ile 2451 sayili Bakanliklar ve Bagli Kuruluslarda Atama Usulüne iliskin Kanuna eklenen Ek 1. maddenin 1. fikrasi ile, ‘Bakanlar Kurulunun birden fazla siyasi parti tarafindan olusturulmasi halinde, bu kanuna göre alinacak müsterek karar, Basbakandan baska Mecliste en çok üyesi olan diger iktidar partisine mensup Basbakan Yardimcisi tarafindan da imzalanir’ 2. fikrasi ile de, ‘Ayrica diger kanunlarda Basbakanin imzasi ile yapilmasi öngörülen atama, nakil ve görevden alma islemlerinde de yukarida ki fikra hükmü uygulanir’ hükümlerinin getirildigi, her ne kadar 4158 sayili Yasa ile getirilen Ek maddenin, 1. fikrasinda, 2451 sayili Yasa kapsaminda yer alan görev ve ünvanlara yapilan atama ve nakillerle ilgili müsterek kararlarda Basbakanla birlikte Basbakan Yardimcisinin da imzasi bulunacagi açikça belirtilmis ise de; ayni maddenin 2 fikrasinda ayri bir düzenleme yapilarak, diger kanunlarda Basbakanin imzasi ile yailmasi öngörülen atama, nakil ve görevden alma islemlerinin de 1. fikra kapsaminda degerlendirilecegi kuralina yer verilmesi ve Yasanin düzenlenmesinde; Basbakan tarafindan tek basina veya müsterek kararname ile yapilan atama, nakil ve görevden alma islemlerinde Basbakan Yardimcisinin imzasinin yer almasini saglamak amacinin güdülmüs olmasi karsisinda, sözü edilen düzenlemenin, Basbakan tarafindan tek basina veya müsterek kararla yapilacak bütün atama, nakil ve görevden alma islemlerini kapsadigi sonucuna varildigi, 2937 sayili Devlet Istihbarat Hizmetleri ve Milli Istihbarat Teskilati Kanununun, ‘Baska kuruma nakil’ baslikli 19. maddesinde, ‘MIT fiili kadrosuna dahil personelden, teskilatin özelligi ve hizmetin gerekli kildigi sart ve vasiflar göz önüne alinarak, teskilata intibak edemedikleri üstlerince tescil edilenler, MIT Müstesarinin teklifi ve Basbakanin uygun görmesi üzerine genel hükümlere göre baska bir kurum veya kurulusa naklen atanirlar’ hükmüne yer verildigi, MIT fiili kadrosuna dahil personel olarak çalistigi dosyadaki bilgi ve belgeler karsisinda tartismasiz olan davacinin, MIT Müstesarligi bünyesindeki görevinden alinarak Türkiye Seker Fabrikalari A.S. Genel Müdürlügü emrine Müsavir olarak naklen atanmasina dayanak olusturan ve Dairelerinin 26.10.1998 günlü, E:1998/3897 sayili ara karari üzerine, davali idarece gönderilmis olan 30.9.1998 günlü, 17712 sayili Basbakanlik olurunun incelenmesinden, anilan islemin 2937 sayili yasanin yukarida sözü edilen 19. maddesinde yer alan hükme dayanilarak, MIT Müstesarinin 21.9.1998 günlü, 17255 sayili teklif yazisi üzerine Basbakanca tesis edildiginin anlasildigi, bu durum karsisinda, 4158 sayili Yasanin 1. maddesine aykiri olarak Basbakan Yardimcisinin imzasi olmadan, Basbakanca tek basina tesis edilis olan dava konusu islemde yetki ve sekil unsurlari yönünden yasaya uyarlik bulunmadigi, yasa aykiriligi yukarida saptanan bu islem nedeniyle davacinin yoksun kaldigi parasal haklarin yasal faizi ile birlikte davali idarece tazmini Anayasal ve yasal bir zorunluluk oldugu gerekçesiyle dava konusu 30.9.1998 günlü, 17712 sayili Basbakanlik olurunun iptaline, bu islem nedeniyle davacinin yoksun kaldigi parasal haklarinin memuriyetten çekilmis sayildigi tarihe kadar olan kisminin davanin açildigi 13.10.1998 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davali idarece tazminine karar verilmistir.

Davali idare isleminin usul ve hukuka uygun olarak gerçeklestirdigini belirterek kararin bozulmasini istemektedir.

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanin incelenmesinden; Danistay Besinci Dairesince verilen kararin usul ve hukuka uygun bulundugu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararin bozulmasini gerektirecek nitelikte olmadigi anlasildigindan davali idarenin temyiz istemininin reddine, Danistay Besinci Dairesinin 19.4.2000 günlü, E:1998/3897, K:2000/1252 sayili kararinin onanmasina, 18.10.2002 günü oybirligi ile karar verildi.

Danistay Idari Dava Daireleri Genel Kurulu

Baskanvekili      8.Daire Baskani        12.Daire Baskani
Dalova Sancar     Ahmet Nuri Çolakoglu   Yüksel Taskin

8.Daire Baskani   6.Daire Baskani        11.Daire Baskani
Güngör Demirkan   Acar Oltulu            Yurdagül Dinçsoy

11. Daire Üyesi   8.Daire Üyesi          10. Daire Üyesi
M.Engin Kumrulu   Turan Falcioglu        Mustafa Ilhan Dinç