Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Medyadan Alintilar - Perinçek'e göre Kibris Baris Harekati isgal

7/7/2005 - 04:18 - Aksiyon - Ufuk Hiçyilmazİlgili Bağlantı Yorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Dogu Perinçek’in çeliskilerle dolu hayatinda Kibris’in özel bir yeri var. Bir dönem Kibris’taki Türk askerî varligini Rum agziyla “isgal” olarak degerlendiren Dogu Perinçek bugün neden Türk Ordusuna sükranlarini sunuyor acaba?

Türk siyasi tarihinde en çok “söylem” degistiren siyasi hareket lideri kimdir, dendiginde ilk akla gelen isimdir Isçi Partisi (IP) Genel Baskani Dogu Perinçek. Siyasi hayati boyunca dün ak dedigine bugün kara deme, dün lanet yagdirdiklarina bugün methiyeler düzme, dün dost olduklariyla bugün düsman olabilme becerisine sahiptir kendisi... 1960’larin son döneminde baslayan siyasi kariyeri hep hüsranlarla dolu olmasina karsin hâlâ koltugunu muhafaza etmeyi basarmasini biraz da bu becerisine baglamak gerekiyor.

Dogu Perinçek’in devrimci solla baslayan siyasi macerasinin ilk istasyonu Çin sosyalizmi yani Maoculuk oldu. Bu dönemde Türkiye’de güç kazanan Sovyet yanlisi sola yönelik sert elestirileriyle dikkat çekti. Sol çevrelerde çikislariyla adindan söz ettiren Perinçek’in genis kitleler nezdinde tepki toplayan ilk eylemi, Türkiye’nin Kibris’taki Türkleri korumak için düzenledigi Baris Harekâtina yönelik açiklamalari oldu. 1990’larda yine bölücü örgütü savunan “Illegallesen devlet en büyük terörist haline gelmistir. Kürt illeri can pazarina dönmüstür.” açiklamasi ve 2000’e Dogru dergisindeki yayinlari ile halkin tepkisini toplayan Perinçek’in bu ilk çikisinin öyküsü oldukça ilginç detaylar içeriyor.

1974’teki Kibris Baris Harekâtini “isgal” olarak nitelendiren Dogu Perinçek önderligindeki Aydinlik hareketi, birçok il ve ilçede baris harekâtini kinayan salon toplantilari, korsan gösteriler, çesitli bildiri ve afis asma eylemleri gerçeklestirdi. “Isgale nihayet, Kibris’a hürriyet”, “Kahrolsun gerici savas” sloganlari atan Perinçek hareketi, Kibris Türklerinin direnisini yöneten Türk Mukavemet Teskilati’ni hedef alan açiklamalar yapti. Bunun üzerine Aydinlik’in çesitli illerdeki bürolari güvenlik güçlerince basildi, 50 kadar kisi de tutuklandi. Ankara ve Istanbul’da bu gruba ait yayinlarin dagitimi yasaklandi. Baris Harekâti’ni Aydinlik ve Halkin Sesi dergilerinde yerden yere vuran Perinçek, daha sonra bu yazilarini kitaplastirdi. 1976 yilinda yayimlanan “Kibris Meselesi” isimli kitapta Perinçek’in TSK ve Rauf Denktas için kullandigi ifadelerle bugünkü söylemleri arasindaki zitlik çeliski insani sasirtiyor. O dönemde Kibris’taki Türk askerî varligini Kibrisli Rumlar gibi “isgalci” olarak degerlendiren Perinçek, sunlari söylüyordu: “Türkiye’nin Kibris’i isgalinden sonra halklarin birbirine kirdirilmasi, görülmedik bir noktaya ulasmistir. Türk isgalinin devam etmesi Yunan askerlerinin adada kalmasina neden olmakta, yeni katliam ve cinayetler için gerekli ortam yaratilmaktadir. Katliamlarin esas sorumlusu, Kibris’ta yanginlar çikaran iki süper devletle birlikte adadaki yabanci askeri kuvvetlerdir.” (sayfa 32)

Perinçek TSK’yi Israil ordusuna benzetiyor

Perinçek’in “Bagimsizlik diye diye çignenen bagimsizlik” baslikli makalesindeki üslup ise ileriki yillarda MIT ve Emniyetin maruz kalacagi karalama yöntemlerinin ilk prototiplerini içeriyordu. Türk Silahli Kuvvetlerini “isgalci, yagmaciliga silahli bekçilik yapan, ABD jandarmasi, emperyalist” gibi ifadelerle suçlayan Perinçek agir hakaretlerde bulunuyordu: “Bugün Kibris’ta durum nedir? Yabanci ülkelerin askeri müdahale ve isgalleri sonucunda Kibris’in bagimsizligi yok edilmistir. Kibris topraklarinin neredeyse yariya yakini Türkiye’nin isgali altindadir. Bu bölgelerde egemen olan Türkiye devletinin otoritesidir. Kibris bugün Türkiye’nin altmis sekizinci vilayeti durumundadir. Iki gün önce ‘bagimsiz Kibris’ sloganinin sampiyonlugunu yapan Türkiye hükümeti Kibris’i isgal ettikten sonra ülkenin bagimsizliga kavusmasinin önündeki esas engel haline gelmistir.” (sayfa 33-34)

IP lideri yazilarinda Kibris Türk toplumunu Enosis’i gerçeklestirmek için imha etmeyi planlayan Rumlara karsi düzenlenen askeri harekâtin “emperyalist ve gerici bir karakter” tasidigini savunuyordu. Yunanistan’in Kibris’a yönelik askeri isgal politikalarina ‘yesil isik yakan’ Perinçek Yunan tarafinin yayilmaci tavrinin “Türk Ordusunun isgalini mesrulastirmadigini” iddia edecek kadar ileri gidiyor. Türkiye’nin Kibris’taki askeri varligini Israil’in Filistin’deki isgaliyle es deger gören Perinçek burada oldukça enteresan bir örnek veriyor: “Türkiye hakim siniflari, Kibris’taki Türk toplumu üzerindeki baskilari ileri sürerek müdahalede bulundu. Yarin sözgelisi Türkiye’deki Kürt milliyetinin ezildigi ileri sürülerek yabanci bir devlet Türkiye’ye silahli müdahalede bulunsa, bu müdahale hakli mi olacaktir?” (sayfa 46)

Kitapta TSK’ya yönelik hakaret ve elestiriler oldukça agir. NATO jandarmaligi yapan Türk Ordusu’nun Kibris’i ABD emperyalistlerinin Dogu Akdeniz’de batmayan bir uçak gemisi haline getirdigi iddia edilerek, bu sayede Arap halklarina karsi siyonizmi destekleyen bir Amerikan üssünün kuruldugu ileri sürülüyor: “Kibris’in isgalinden önce Türkiye ile diger Üçüncü Dünya ülkeleri arasinda gelisen dostluk iliskileri agir bir darbe yemistir. Türkiye’nin ABD emperyalistlerinin isbirlikçisi olarak Ortadogu’da ikinci bir Israil rolü oynamasi, bölge halklariyla dostlugu baltalamistir.” (sayfa 51)

1990’larda terörle mücadelenin en sicak dönemlerinde Mehmetçigin moralini bozan ve TSK komuta kademesi arasinda çatisma çikarmayi amaçlayan yayinlariyla gündeme gelecek olan Perinçek ekibi, bu dönemde kontrgerilla edebiyati ve yargisiz infaz haberleriyle adeta bölücü örgütün psikolojik harp ünitesi gibi hareket ediyordu. Perinçek’in Türkiye’nin milli birlige ihtiyaç duydugu sicak dönemlerde kamuoyuna mal olmus isimlere yönelik karalama kampanyalarindan 1970’lerde nasibini alanlardan birisi de Kibris davasinin sembol ismi Rauf Denktas’ti. Dönemin sol jargonuna uygun olarak önce “fasist” olarak takdim edilen Denktas, ayni zamanda yine literatüre uygun olarak emek düsmani ve yagmaci diye yaftalanmaktan kurtulamiyordu. Aradan geçen 30 yil içinde sürekli ortama göre pozisyon alarak ayakta kalmayi basaran Perinçek hareketinin bugün Kibris meselesi ve Rauf Denktas’la ilgili düsünceleri de eskisiyle tamamen zit bir görünüm arz ediyor.

19 Temmuz 2004 tarihli Anadolu Ajansi bültenine göre Baris Harekati’nin 30. Yildönümü kutlamalari için KKTC’ye giden Dogu Perinçek burada yaptigi açiklamada bir Türk olarak Cumhurbaskani Rauf Denktas ile gurur duyduklarini anlatiyordu. Dogu Perinçek, “Kendisini bütün gücümüzle, Türkiyemiz ve KKTC için destekliyoruz. KKTC devleti ve halkina desteklerimizi sunmak için bu güzel günde adamizi ziyaret ediyoruz.” diyor. Ayni konusmasinda 30 yil önce “isgalci” dedigi Türk Ordusuna bugün sükranlarini sunan Perinçek, bakin bir zamanlar Denktas hakkinda neler söylüyordu: “Kibris’taki fasist Denktas yönetimi, bu talan ve yagmayi kendi tekeline almak için kanun çikarmak geregini dahi duymaktadir. Cumhuriyet gazetesinin yazdigina göre, Türk birliklerinin isgali altindaki bölgede (KKTC’yi kastediyor) bir ‘Nereden buldun kanunu?’ çikartilacaktir. Bu kanun kisisel olarak yapilan yagmayi yasaklayarak, Rumlarin terk ettigi mallara, Fasist Denktas yönetimi tarafindan el konulmasini saglayacaktir. Bütün bunlar Türk Ordusu’nun silahli bekçiligi altinda yapilmaktadir.” (sayfa 65) “Nasil Türkiye’deki sömürü, emperyalistlerin ve onlarin bir avuç isbirlikçisinin kasasini dolduruyorsa, Kibris’taki durum da farkli degildir. Rauf Denktas gibi emperyalist isbirlikçisi fasistlerin baskisi altindaki Kibris’in emekçileri üzerindeki baskisi devam etmektedir.” (sayfa 66)

Bugün Birlesmis Milletler tarafindan önerilen Annan Plani gibi iki toplumlu ve çogulcu bir çözüm önerisini ülkeye ihanet olarak gören IP lideri Perinçek, 1970’lerde bugün karsi çiktiklarini savunuyordu. “Bugün özellikle Türkiye, Kibris toplumlarinin birlikte yasayamayacagini ispat etmek için düsmanligi körüklemekte ve süper devletlerin aleti olmaktadir. Çünkü Türkiye’nin Kibris’la ilgili tezleri ve çözüm teklifleri tamamen düsmanligi devam ettirmek temeli üzerine kurulmustur.” (sayfa 31)

Kibris belgelerini satan adami savundu

Dogu Perinçek’in fikrini degistirmedi gi tek nokta Ingiliz ve Fransizlarla ilgili tutumu. Kitabinda Türk hükümetinin ABD’nin koltugu altinda Fransa ve Ingiltere düsmanligi yaptigini ileri sürerek, bu iki ülkeyi daha sevimli gösterme çabasi içinde oldugu görülüyor. Türkiye’nin Kibris harekâtina siddetle karsi çikan Ingiltere ve Fransa’yi Üçüncü Dünya ülkeleriyle ayni çizgiye yerlestirerek sevimli hale getiren IP lideri acaba neden böyle bir gayret içine girmis olabilirdi? MIT Kontr-terör Dairesi eski Baskani Mehmet Eymür’e göre Aydinlik Grubu’nun perdeleme yapmasinin nedenini derinlerde aramak gerekiyor.

7 Agustos 1978 tarihli Aydinlik gazetesinde baslayan “Kontrgerilla Seflerini Açikliyoruz” yazi dizisinde bu iliskilerin netlestigini anlatan Eymür’ün açiklamalari söyle: “Perinçek ‘Kibris’taki Bayraktarlik Türkiye’deki tertip ve kiskirtmalarin ocagidir’ diyor, ‘Bayraktarligin Özel Harp Dairesi’nin Kibris’taki Özel Subesi oldugunu’ söylüyordu. Demek ki Kibris’taki Türk faaliyeti birilerini rahatsiz etmis, Özel Harp Dairesi’nin milli menfaatler dogrultusunda kullanilmasi bu birilerini kizdirmisti.”

Eymür, açiklamasinda, Kibris’taki milli faaliyetlerden rahatsizlik duyanlarin kimler olduguna da açiklik getiriyor. Buna göre, Aydinlik tarafindan baslatilan yazi dizisinin amaci bir casusluk faaliyetini ortaya çikaran Milli Istihbarat Teskilati (MIT) mensuplarini hedef göstermek ve pisman etmekti. Eymür’e göre MIT Istihbarat Daire Baskan Yardimcisi emekli kurmay albay Sabahattin Savasman’in Kibris konusundaki bazi gizli karar ve haritalari Ingiliz ve Amerikan gizli servisi mensuplarina verirken yakalanmasi yabanci gizli servislerde büyük rahatsizlik meydana getirmisti. Tutuklamanin hemen ardindan Savasman’a suçüstü yapanlara karsi taarruz basladi. Aydinlik gazetesinde yayimlanan bu yazi dizisi “örtülü faaliyetlerin” adresini de açikça ortaya koyuyordu. Yazi dizisi ile Ingiliz ve Amerikan gizli servisinin operasyonunu bozan MIT görevlileri ev adresleri verilerek sol terör örgütlerine hedef gösteriliyordu.

Yazi dizisinin ardindan Sabahattin Savasman’in anilarini “Üçüncü Adam Anlatiyor” adiyla kitaplastiran Perinçek ekibinin yollarinin Ingilizlerle kesismesi sadece bununla sinirli degil. Aydinlik gazetesinin “Haber ve Makalelerden Sorumlu Müdürü” Aydogan Büyüközden Robert Kolej’de görevli bir Ingiliz’e ait lojmanda telsizlerle ve basinda perukla yakalanmisti. Ancak Büyüközden ile Ingiliz görevli arasinda nasil bir iliski oldugu o dönemde sorgulanmadi.

Buraya kadar anlatinlar IP liderinin zikzaklar, tutarsizliklar ve önemli kisi olma çabasiyla ülkeye verdigi zararlari gözler önüne seriyor. Kendisini biraz taniyanlarin asina oldugu bu tabloda rahatsiz edici tek husus devletin ilgili birimleri ve makamlarinda uzun yillar görev yapmis isimlerin böyle bir kisilige itibar edebilmeleri oluyor.




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11