Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

İrtibatlar

31/7/2004 - 00:59 - Atinİlgili Bağlantı Yorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Dünkü Hürriyet gazetesinin manşeti Alaattin Çakıcı'nın bir yakını ile telefon irtibatı tespit edilen üst düzeydeki bir MİT görevlisi ile ilgiliydi.

-Yine "Vatan İçin"-

MİT görevlisi, savcılıktaki sorgusu sırasında vücudundaki izleri gösterip, ‘vatan için kurşun yediğini’ anlatmış ve görüşme nedeni olarak da MİT’in Türkiye’de bir politikacıya suikast yapılacağı haberini aldığını, suikast girişimini önlemek için suikastı hazırlayan Alaattin Çakıcı'nın adamı ile ilişki kurduğunu belirtmiş.

Yani MİT'in üst düzey görevlisi Çakıcı'ya yakını vasıtasıyla "Aman lütfen bu politikacıya suikast yapma" demiş...

-Para ve Tehdit-

Ancak konuşma bandı MİT'in üst düzey görevlisini yalanlıyormuş. Kaydedilen telefon görüşmesinde parasal konular konuşuluyor, MİT görevlisi, Çakıcı’nın adamına ‘Ona söyle, adamı arasın, senin üzerine karabulut gibi çökerim desin’ diyormuş.

Yani Çakıcı'nın birisini tehdit etmesini istiyormuş.

Tehdit edilmesi istenilen kim acaba? O günlerde Çakıcı bana da tehdit mesajları yolluyordu da...

Bu arada MİT devreye girmiş ve savcılığa resmi bir yazı göndererek yasa gereği Başbakanlık izni olmadan mensuplarının yargılanamayacağını, sorgulanan MİT görevlisinin faaliyetlerinin bilgileri dahilinde olduğunu bildirmiş.

Demek ki sadece devletin güvenliğini değil, Mafya ile ilişkileri de koruma altına alan yasalar da varmış...

Demek ki MİT Müsteşarı bütün olan bitenden haberdar...

-Yine Kaşif-

Tesadüf bu ya, aynı günlerde Atasagun'un özel operasyonlarda sağ kolu olan ve her türlü kanunsuz faaliyete adı karışan Kaşif Kozinoğlu da İstanbul'da savcıya ifade vermiş.

Belki de başka bir konu ile ilgilidir...

Bu arada genç ve başarılı araştırmacı yazarlardan Faruk Mercan Aksiyon dergisinde "Asala operasyonunda yoktum" başlığı altında Çakıcı ile yaptığı bir mülakatı yayınlamış. Bu mülakatta Çakıcı çoğunlukla doğru cevaplar vermiş.

-Hükümet Düşüren Adam-

"Amerikalılara çok cazip geldim. Elinde telefonla hükümet düşüren bir adamdım." demiş. Çakıcı sadece Amerikalılar için değil, birçok istihbarat teşkilatı için cazip bir eleman. Sadece hükümet düşürmüyor, devletin en üst kadrolarıyla içli dışlı, birçok siyasiyi-bürokratı maaşa bağladığını söylüyor. Devletin en hassas organlarında istediğini işten aldırıyor, istediğini üst görevlere getirttiriyor. İhaleleri yönlendiriyor, bakanlarla senli benli konuşuyor, başbakanları tehdit ediyor. Emrinde adam öldürmeye, yaralamaya hazır bir sürü adam var. Türkiye'nin başta gelen iş adamları ile, basın patronlarıyla, gazetecilerle rahat görüşebiliyor. Medyanın en zorlu isimleri bile onun hakkında bir şey yazarken dikkatli davranıyorlar. İstihbarat teşkilatları için bundan iyi bir alet olur mu? Nitekim bir yerde "Fransız polisi beni elde etmek istedi" demiş. Bence daha başka devletler de vardır.

-Beşiktaş'la Başlangıç-

Çakıcı "Beşiktaş spor kulübünün 1984’teki kongresinde salon güvenliğini sağladığını ve başkan seçilmesine katkısı olduğunu" söylemiş. Ancak kendisinden bu görevi yapmasını kimlerin istediğini belirtmemiş. Bu kişiler MİT'teki Beşiktaşlı bazı tanıdıkları olmasın? Biliyorsunuz o tarihlerde Nuri Gündeş'in yardımcısı durumunda olan Şenkal Atasagun bile Galatasaray Lisesi mezunu olmasına rağmen koyu bir Beşiktaş taraftarıydı...

"Beyrut’taki ASALA operasyonunda yokum" demiş Çakıcı. Beyrut'taki değil, hiç bir Asala operasyonunda olmadı. Daha doğrusu, Çakıcı, Şenkal Atasagun'un 16/07/1987 tarihinde Güvenlik Daire Başkanlığına yazdığı resmi bir yazıda önermesi neticesinde, 03-12 Ağustos 1987 tarihleri arasında, Türkiye'nin yıllarca savaştığı bir terör örgütüne karşı Avrupa'da yürütülmesi planlanan, ancak hedefin bulunduğu bölgedeki polise sızdığı için iptal edilen bir operasyonda, MİT'in numaralı elemanı olarak bir kaç adamı ile birlikte yer aldı. Operasyon iptal edildiği için herhangi bir katkısı olmadı. Benimle olan ve resmi kayıtlarda bulunan ilişkisi bununla sınırlı. Ayrıca daha öncede belirttiğim gibi arandığı tarihlerde ve Fransa'da yakalanmadan önce Şenkal Atasagun'un başında olduğu başkanlık tarafından diğer bir Türk terör örgütüne karşı yürütülen neticesiz bir operasyonda kullanılmış.

-Doğrular ve Yanlışlar-

Bu bakımdan Çakıcı'nın “Hiçbir zaman MİT elemanı olmadım” cevabı doğru değil. Keza Faruk Mercan'ın yazısında yer alan MİT eski Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas’ın 1980’lerin başından itibaren Fransa ve Yunanistan'da ASALA operasyonlarını yönettiği de doğru değil. Avrupa'da Çatlılarla yürütülen operasyonların yöneticisi Nuri Gündeş ve İstanbul ekibi ile Ankara'da zamanın MAH Başkan Yardımcısı. Ayrıca Avrupa'da görev yapan ve benim bir yazımda "isimsiz kahramanlar" diye bahsettiğim bilinmeyen bir "Türkmen" ekibi var.

Çakıcı mülakatta “Bizler topluma zararlı insanlarız.” demiş. Bence mülakatın en doğru bölümü bu kısım olmuş. Hem de çok fazla zararlı.

Şimdi başka bir konuya geçmek istiyorum.

-Çakıcıyı Yurtdışına Kim Kaçırttı?-

Çakıcı ile ilgili olarak yıllardır yazılanlara, yayınlanan ses bantlarına, resmi evraklara rağmen birisi çıkar da ısrarla Çakıcı'yı yurt dışına "Mehmet Eymür" kaçırttı derse o insanı nasıl nitelendirir siniz? Ben ya hiç bir şeyden haberi olmayan bir ahmaktır veya konuyu başkalarının üstüne yöneltip birilerini korumaya çalışan bir kukladır derim.

Hürriyet gazetesinin köşe yazarlarından Yalçın Bayer, hikayesini asılsız bir temele dayandırarak ısrarla Çakıcı'nın kaçışında rolüm olduğunu söylüyor. Adam sanki benden iyi biliyormuş gibi Çakıcı’yı Rodos’a kaçıran yatın sahibi Mehmet Salih Hantal’ın benim ortağım olduğunu iddia ediyor. Ben böyle bir ortağım yok diyorum ama o yine de aynı şeyi köşesinde yazıyor. "Beşiktaş Kulübü’nde Çakıcı’ya vizeyi alan Kerem Eymür, Mehmet Eymür’ün yeğeni" diyor. Diyor ama, Çakıcı'ya vize aldığını iddia ettiği Kerem Eymür'ün savcılıkça neden ifadesinin bile alınmadığını soramıyor. Kendi gazetesinde yazılanlardan bile haberi yokmuş gibi davranıyor. Onun için "çok içiyor" derler ama, ben bu yazıların içkinin tahribatı neticesinde yazdığını sanmıyorum. Bence "bu hiç bir şeyden haberi yoku, aptalı" oynamanın bir nedeni olmalı. Kendisi gibi sözde emekli bir istihbaratçı bulmuş, köşesinde paslaşıp duruyorlar.

Yalçın Bayer soruyor:
Devletin güvenliği için ciddi sıkıntı yaratan yozlaşma ne zaman başladı?

Her şeyi bilen emekli İstihbaratçı cevaplıyor:
20 yıl kadar gerilere gidin... Hükümetlerin düşürülmesine kadar devam etti bu süreç... Bu konuda birçok belge ortaya çıktı; dönemin Kontrterör Daire Başkanı olan Mehmet Eymür’ün adı öne çıkıyor burada. Mesut Yılmaz, muhalefette olduğu dönemde Tansu Çiller’in emriyle Mehmet Eymür tarafından konutunun dinlendiğini söylemedi mi? Alaattin Çakıcı’nın yakalanmasından sonra ABD’den merkeze çağrılan Eymür, emeklilik kararına karşı direnince şeker fabrikalarına müşavir olarak atanmadı mı? Çakıcı ile ilişkilerine gelirsek... Doğan Yurdakul-Cengiz Erdinç’in ‘ÇETE’LE’ adlı kitabında Abdullah Çatlı’nın ekibinde Abdurrahman Buğday, Sami Hoştan, Haluk Kırcı, Mehmet Gözen ve Sedat Peker’in isimlerinin yer alması bir tesadüf mü? Çatlı ve ekibine kimler sahip çıktı o zaman? Hatırlanırsa, bu isimlerden Haluk Kırcı, Bahçelievler’de 7 TİP’linin öldürülmesi olayında yer aldı. Mahkûmiyeti ile ilgili tartışmalar sırasında tahliye edildikten sonra o da bu hükümet döneminde yurtdışına kaçtı. Şimdi nerededir acaba? Yargıya intikal eden uyuşturucu kaçakçılığı, adam kaçırma, haraç alma ve çeşitli kurşunlama olaylarını çok yaşadı Atatürk’ün Türkiyesi.

Bayer:
Mehmet Eymür, ABD’den yayın yaptığı İnterneti sitesinde Faik Meral’i ‘esprili, zeki, gayretli bir istihbarat memuru olarak tanıdım’ diyor.

Emekli İstihbaratçı:
Ben de okudum... Dahası var ama onun MİT Müsteşarlığı’na gelmek için çok uğraştığını ve bazı temaslarda bulunduğunu duyduğunu yazmış; hatta Alaattin Çakıcı ile münasebeti olamayacağını düşünüyormuş. Ancak sonunda ‘Vah be memleket nerden nereye gelmiş... Olmadı Faik, olmadı. Sen birkaç kuruşluk menfaat için benliğini, kimliğini yıllarca çalıştığın mesleğini satmışsın. İyi bir istihbaratçı ve terör uzmanıydın Faik, yazık oldu sana’ diyor. Timsahın gözyaşları değil mi?

Bayer:
Peki, Eymür’ün ‘Çakıcı ile ASALA’ya karşı birlikte çalıştığı filan yalan. ‘İsmi hiç bilinmeyen o sessiz hakiki kahramanlara haksızlık edip yeni kahramanlar, efsaneler yaratma’ demesine ne diyorsunuz? İlginç değil mi?

Emekli İstihbaratçı:
Kendisini ortaya çıkan bu işlerin içinden sıyırmak istiyor. Alaattin Çakıcı’yı Rodos’a kaçıran yat sahibi Mehmet Salih Hantal’ın, Antalya Varsak’ta Polar buz fabrikasında ortaklığı yok muydu? Beşiktaş Kulübü’nde Çakıcı’ya vizeyi alan Kerem Eymür, Mehmet Eymür’ün yeğeni değil miydi?

Bayer:
Çakıcı’ya ilk kaçışında yardımcı olan Pekin’deki MİT görevlisi Yavuz Ataç...

Emekli İstihbaratçı:
Dış Operasyonlardan Sorumlu eski Daire Başkan Yardımcısıydı. Çakıcı’ya, ilk kaçışında ‘kırmızı’ pasaport temin etmekten hakkında soruşturma açılınca emekliliğini istemek zorunda kaldı. MİT’te bir ara dengeler değişince Çakıcı’nın, Ataç’ı MİT Müsteşarlığı’na getirttirmek istemesi ilginç değil mi? Atatürk’ün kurduğu ve cumhuriyetin en temel kurumunda bu yaşananlar çok üzücüdür. Mehmet Eymür bu hükümet döneminde Şenkal Atasagun’un yerine MİT’in başına geçmek için kulisler yürütmüş, ancak başarılı olamayınca yeniden Amerika’ya dönmüştür. Bu olanlar karşısında eski MİT Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas’a yanarım bugün... Kimse kahramanlık yapmasın, Ermeni terörü için gerçek savaş verenlere karşı günah işlemesin. Onlardan bugün ikisi halen hayatta; biri asker biri de sivil... Sanırım yaşananları ibretle izliyorlardır.

Evet biz de bu lafları ibretle izliyoruz. Tabii ki hukuki yola başvuracak ve Yalçın Bayer'den bu yazdıklarına sahip çıkmasını ve ispatlamasını isteyeceğim. Onun için şimdilik Mehmet Salih Hantal’ın ortağım olduğu, Çakıcı’ya vizeyi yeğenim Kerem Eymür'ün aldığı saçmalıklarının üstünde durmak istemiyorum. Zaten daha önce cevabını verdim.

Ayrıca Yalçın Bayer ve istihbaratçı dostu bu düğüne davetli miydi bilemem ama, Beşiktaş'ın eski yöneticisi Serdar Bilgili'nin Çakıcı ile, kız kardeşinin düğününe gidecek kadar iyi ilişkiler içinde olduğu yandaki resimden anlaşılıyor. Bence Bayer ve değerli dostu emekli istihbaratçı bu resmi de bir değerlendirmeli.

Merak ettiğim iki konu var. Birincisi bu hükümet döneminde Şenkal Atasagun’un yerine MİT’in başına geçmek için kimlerle temas edip kulisler yürüttüğüm? İkincisi Ermeni terörü için gerçek savaş veren ve halen hayatta olan biri asker biri de sivil kahramanlar kimler? Yalçın Bayer ve istihbaratçı dostu bizi biraz aydınlatsalar.


Ümit ediyorum ki Çakıcı kısa sürede iade edilecek ve ciddi bir soruşturma ile kamuoyunca bilinmeyen bazı bilgiler su yüzüne çıkacaktır. Endişem Çakıcı'nın devlet ve yönetim içindeki irtibatlarının bilinenden çok daha derinlerde olmasındandır. Zaman içinde Çakıcı'nın tahmin edemeyeceğiniz yükseklikteki isimlerle irtibatı çıkarsa şaşırmayınız. Zira Çakıcı olayı bu günün değil yılların birikimi neticesindedir.




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11