Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Yaşasın Adalet, Yaşasın Bağımsız Türk Hakimleri, Türk Savcıları

22/10/2002 - 19:04 - AtinYorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Biliyorsunuz MİT Müsteşarlığı’nın müracaatı üzerine ‘MİT’e ait gizli bilgileri ifşa ettiğim’ gerekçesiyle 2000 yılında hakkımda bir ceza davası açılmıştı.

Esasında MİT Müsteşarlığı demeye ağzımız varmıyor. MİT Müsteşarlığı değil de, “MİT Müsteşarı” demek daha doğru olur. Zira bütün aleyhimizdeki olayların, zamanın Başbakanı Mesut Yılmaz tarafından MİT’in başına tepeden inme bir şekilde getirilen ve görev süresince MİT’in bütün imkanlarını bu zata tahsis eden Müsteşar’dan kaynaklandığını çok iyi biliyorum.

Hani şu Alaattin Çakıcı’ya Fransa’da pasaport ve görev verip sonra basına “Çakıcı’yı Eymür himaye ediyor” mesajları veren kişi.

Hani şu Yeşil’in görevlendirilmesinde imzası olduğu halde Mehmet Eymür’e Yeşil’le ilgili soruşturma açan zat.

MESUT YILMAZ VE MİT MÜSTEŞARI ŞENKAL ATASAGUNHani şu Mesut Yılmaz’a Türkbank ihalesi için “Korkmaz Yiğit” ile ilgili müspet yazı gönderen, “Beyaz Enerji ve Mavi Akım” tahkikatını yürütenlerin telefonlarını dinlettiği belirtilen Türk istihbaratının başı.

Hani şu "Apo’yu getiren de biziz, asılmaması için en büyük mücadeleyi veren de", diyen kahraman.

Hani şu MİT’in başında olmasına rağmen, iki yıl yüksek okul okuduğu için tahsili “Büyükelçiliğe” müsait olmayan Müsteşar...

Hele bir görevden alınsın, bakın daha neler çıkacak neler...

Evet, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 11 yıl hapis istemi ile yürüyen dava sonuçlandı.

Cumhuriyet Savcısı Kadri Söğütlüoğlu’nun, ‘Anadolu Türk İnterneti’ adlı Web Sitesinde yayınladığımız bilgilerin ‘basında yer aldığını, gizli bilgilerin ifşası dışına çıktığını ve aleniyet kazandığını, suçun unsurlarının oluşmadığını’ belirten mütalaasından sonra, Mahkeme Başkanı Ömer Yılmaz Çamlıbel, Atin’de açıkladığımız konuların Türkiye’de çok tartışıldığını, bu konuların mahremiyetinin kalmaması dolayısıyla oyçokluğu ile “beraat kararı” verildiğini açıkladı.

Yaşasın adalet, yaşasın bağımsız Türk Hakimleri, Türk Savcıları.

Hatırlayacaksınız...

Bu dava açıldıktan sonra MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un sözcülüğünü yapan bazı gazeteciler neler yazmıştı neler...

"Eymür resmen aranıyor...

Uzunca bir dönem Mehmet Agar'la, 'kan davası' diyebileceğim kadar keskin bir savaşa giren Eymür, MİT’ten ayrılmadan önce bu kez, MİT Müsteşarı Senkal Atasagun'la karşı karşıya gelmişti...

Eymür, görevdeyken yaptığı uygulamalar ve 3 ayrı olay nedeniyle MIT Müsteşarlığı tarafından 4 ayrı dosya halinde mahkemeye verilmiş...

Eymür'ü yargılayacak mahkeme, bir süre önce MIT'e bir yazi yazarak Eymür'ün ifadesinin alınması için bulunduğu adresi istiyor...

Yani mahkeme Eymür'ü aradığını bildiriyor...

...Olay öylesine ilginç bir noktaya geliyor ki, doğrusu insan sormadan edemiyor: Eymür, nasıl oluyor da, Milli İstihbarat Teşkilatı ile ilgili sır sayılabilecek bilgileri, hiç çekinmeden açıklayabiliyor ve bir şey olmuyor.

Örneğin başka biri böyle bir açıklama yapsa, acaba ne olurdu? Belki de hemen gözaltına alınırdı.

Bu soruyu güvendiğim bir yetkiliye soruyorum...

Ve Eymür'ün arandığını öğreniyorum...”



Evet, vazifesi icabı yeraltı dünyası ve çetelerle mücadele eden bir devlet görevlisinin bu mücadelesini “kişisel kan davası” şeklinde sulandıran bir gazete başyazarı. İllaki bir gün kendi veya bir yakını kanunsuzlar tarafından bacağından vurulacak ki, bu mücadele “Mehmet Eymür’ün kan davası mı, değil mi?” anlayabilsin...

Bir diğeri...

“Sonunda karar verildi ve şimdi düğmeye basmaya hazırlanılıyor..

Ankara, Mehmet Eymür'ün Türkiye'ye iadesi için Amerika nezdinde bazı girişimlerde bulunacak..

Girişimlerde diyoruz, çünkü birden fazla girişim olacak bu konuda..

Öncelikle Eymür'ü yargılamakta olan mahkeme, Adalet Bakanlığı kanalı ile, Mehmet Eymür'ün neden suçlandığını anlatan ve iadesini isteyen, ayrıntılı bir dosya hazırlatacak.

Bu dosya, bizim Dışişleri Bakanlığı tarafından önce, ABD Dışişleri Bakanlığı'na, oradan da Amerikan Adalet Bakanlığı'na gönderilecek..

Bizim Dışişleri Bakanlığı da aynı doğrultuda, Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nı zorlayacak.. Yani diplomatik girişim yapacak..

Ardından, muhtemelen MİT devreye girecek ve CIA ile FBI'dan, bu konuda yardımcı olmalarını isteyecek..

Bu noktada yapılacak girişimin esası da kuvvetli.. Şöyle ki:

MİT, CIA ve FBI'ya "Sizin sırlarınızı açıklayan, bunu yaparak sizim yasalarınıza göre suç işleyen bir eski ajanınız Türkiye'ye yerleşse ve gizlilik kurallarını çiğneyen açıklamalar yapmayı sürdürmesi nedeniyle ABD mahkemelerinde hakkında 3 ayrı dava açılmış olsa, siz ne yapardınız? Bizden, böyle bir durumda ne yapmamızı beklerdiniz?" sorularını yönetebilir..

Gerek CIA, gerekse FBI'ın, bu iki soruya verebileceği cevabın ne olacağını, tahmin edebilirsiniz.. Çünkü, gerek CIA, gerekse FBI'ın, bu konularda son derece hassas olduğu biliniyor..

Hatta hatta, Genelkurmay bile, resmi olmasa da, gayri resmi olarak aynı konuda, Amerikalı meslektaşları nezdinde girişim yapabilir, iade için yardım isteyebilir..

...Şenkal Atasagun'un MİT Müsteşarı olmasıyla birlikte, bu kuruma getirdiği, başta uluslararası boyuta ulaştırdığı saygınlık ile diğer tüm artıların hepsi ortada..

Bu durumda, Atasagun'un, başında olduğu kurumun zedelenmesine asla izin vermeyecek bir tutum izleyeceğini sanıyoruz.

Hatta sanma kelimesi bile fazla..

Şenkal Atasagun, buna asla izin vermeyecek yapıda bir Müsteşar olduğunu, Türk milletine defalarca göstermiştir...



Sanki 33 yıl bu memlekete hizmet etmiş birinden değil de önemli kriminal bir suçludan bahsediyorlar...

Eşine az rastlanır yağcılık örnekleri...

Kalemleri ile yargısız infaz yapanlar...

Çirkin gazeteciler...


Belki üzülmüşlerdir ama, ne onların söylediği gibi arandım, ne de bahsedildiği gibi hakkımda bir sürü işlem yapıldı.

Amerika’da yaşadığım için mahkeme talimatla ifademe başvurdu, ben de bu yazının sonuna ekleyecek olduğum yazılı ifademi verdim.

Başka davalarda da beni savunan sevgili avukatım, saygıdeğer insan Türk Hukukçular Birliği Genel Başkanı Bilgin Yazıcıoğlu beni bu davada da savundu.

Genç Parti’nin Ankara’dan birinci sıradan adayı olan Bilgin Bey, milletvekili seçilirse mevzuat gereği artık avukatlık yapamayacak ama biz yine de onun hukuk bilgisinden, tecrübelerinden ve dostluğundan faydalanmaya devam edeceğiz...

Beraat kararından sonra elektronik posta ve telefonla arayarak iyi dileklerini sunan bütün dostlara ve okuyucularımıza sonsuz teşekkürler.



23 Ocak 2001

T.C. ANKARA DOKUZUNCU AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

1. Hakkımda açılan ceza davası ile ilgili iddiaları okudum. Kanunlara saygılı bir kişiyim ve kanunsuz, ülkeme zarar veren bir eylemin içinde bulunmam mümkün değildir. Bahsi geçen iddialar hiç bir dayanağı olmayan, sübjektif ve gerçek dışı iddialardır. Bu konudaki açıklamamı delilleri ile birlikte takip eden maddelerde sunacağım.

2. İddianamede “Mehmet Eymür’ün Teşkilat kayıtlarında mevcut bulunan bir kısım bilgileri ‘Türk Hizbullahını kim kurdu’, ‘Osman GÜRBÜZ’, ‘Maskenin Arkasındaki yüz’ başlıkları ile Anadolu Türk İnterneti adlı web sitesinde yayınlanmak suretiyle müsnet suçu işlediği suç ihbarı yazısı ve eklerinden anlaşıldığından” denilmektedir. Sayın Mahkeme Başkanlığının, bu iddialar ile ilgili “somut delilleri”, ihbarı yapan makamdan talep edeceği ve “teşkilat kayıtlarındaki bilgilerle bu yazılar arasında ne gibi bağlantılar bulunduğunu araştıracağı muhakkaktır.

3. MİT’de uzun yıllar görev yapan bir kişi olarak, MİT’in haber toplarken %90’a yakın bilgiyi ‘açık kaynaklardan’ yani herkese açık ve herkesin ulaşabileceği, gazete, mecmua gibi yayın ve kayıtlardan yaptığını belirtmek isterim.
4. 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 27’nci maddesi, Türkiye Cumhuriyetinin birliği, bütünlüğü, varlığı, bağımsızlığı, güvenliği ve anayasal düzeninin muhafazası ile ilgili olarak ifa edilen istihbari faaliyetler ile ilgilidir ve Milli İstihbarat Teşkilatınca, ‘kanunen verilmiş yetki ve sorumluluklar içinde’ yürütülen gizli faaliyetleri korumak amacıyla tesis edilmiş önemli bir maddedir. Bu bakımdan bu kanun maddesi ile ilgili değerlendirmenin de bu çerçeve içinde yapılması iktiza eder:

• Milli İstihbarat Teşkilatının “açık kaynaklardan” topladığı bilgiler, MİT’in kayıtlarında bulunsa dahi “MİT’e ait gizli bilgiler” olarak düşünülemez. Yani bir gazete kupüründe yer alan bilgi, MİT’in dosyalarına, arşivine girdi diye bu bilgiyi MİT’e ait özel bilgi gibi nitelendirmek mümkün değildir.
• Çeşitli şekillerde basına intikal eden ve günlerce ve aylarca medyanın gündeminde kalıp, tartışılan konuların “Milli İstihbarat Teşkilatına has özel bilgiler” olarak nitelenmesi de gerçekçi olmaz.
• MİT’e ait gizli bir faaliyet olduğu ve 2937 sayılı kanunun 27 maddesi kapsamına girdiği halde, “Başbakan ve Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı” gibi resmi kişilerce kamuoyuna açıklanarak açığa çıkartılmış ve üzerinde bir hayli tartışılmış gizli faaliyetlerin de artık “gizli” ve “MİT’e özel” bir bilgi olduğunu iddia etmek, doğru bir yaklaşım değildir.
• Kanunlar, kanunsuz amaçlar için kullanılamayacağı gibi, 2937 sayılı kanunun 27.nci maddesinin, MİT veya diğer devlet görevlilerinin yaptığı kanun dışı eylemleri ört bas etmek için kullanılmayacağı da muhakkaktır.

5. İddianamede sözü geçen “Türk Hizbullahı” ve “Osman Gürbüz” gibi konular, “Anadolu Türk İnterneti” Web Sitesinde yayınlanmadan önce, sayısız yayın organlarında ve resmi raporlarda yer almış, hatta her iki konu TBMM’de araştırma mevzuu olmuştur. Ekte, her iki konu ile ilgili yayınlanan yüzlerce neşriyattan birkaç örnek kanıt olarak sunulmuştur. “Osman Gürbüz” konusu ayrıca TBMM Susurluk Araştırma Komisyonunda açıklamalarda bulunan “Hanefi Avcı, Mesut Yılmaz ve Eyüp Aşık’ın” ifadelerinde de yer almıştır. “Maske” veya “Maskenin Arkasındaki Yüz”, işlenen belli bir konunun adı olmayıp, Web Sitesinde, içinde (14 adet) değişik konunun bulunduğu bir bölümün adıdır. Evrakta bu bölümde hangi konuya suç isnat edildiği konusunda bir sarahat bulunmadığı için cevaplama imkanı olmamıştır.

6. Bilindiği kadarıyla ne “Türk Hizbullah Örgütü” MİT’in özel gizli bir faaliyeti ile ilgilidir, ne de “Osman Gürbüz” isimli kriminal kişinin MİT ile gizli bir bağlantısı vardır. Ayrıca suç isnat edilen yazılarda da, bu konuları MİT’le ilişkilendiren bir yorum bulunmamaktadır. Polis tarafından yürütülen ve her safhası kamuoyuna yansıyarak yoğun tartışmalara mal olmuş bu konuları, “Milli İstihbarat Teşkilatı’nın faaliyetlerine ilişkin özel bilgiler” olarak nitelemek tutarsız bir değerlendirmedir.

7. Neşrettiğim yazıların bazıları, kişilik haklarıma yönelik ağır suçlama ve iftiralarla ilgilidir. Sayın Mahkemenizce, mezkur idare aleyhine açtığım Danıştay Başkanlığındaki dosyam istenip incelenirse, bu konunun daha iyi anlaşılması mümkün olacaktır. Ancak her halde, yazıların tamamı çeşitli vesilelerle kamuoyuna yansımış bilgileri ihtiva etmektedir. Esasında tarafımca yapılan iş, bir çok açık kaynaktan elde edilen ve bazen okuyuculardan gelen bilgileri sentez ve analiz etmek ve bir istihbaratçı gözü ile yorumlamaktan ibarettir. Neşrettiğim konuların hemen hemen tamamı, yıllarca resmi görevli olarak mücadele ettiğim “yolsuzluk, organize suç ve terörle” ilgili konulardır. Yani devletin zararına değil, yararına işlenen konulardır.

8. Tarafıma intikal eden bir bilgiye göre, ihbarcı idarenin başvurusu üzerine Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının, 04. 05. 2000 tarihinde verdiği ‘Görevsizlik Kararında’; “ATİN (Anadolu Türk İnterneti) adlı Web Sitesinde Mehmet Eymür’ün verdiği bilgiler, bazı şahısların işlediğini iddia ettiği fiiller ile ilgili, yoruma dayalı bilgiler olduğu, yayınlanan bilgilerin çoğunun da daha önceden değişik konularla bağlantılı olarak basına yansıyan bilgilerden meydana geldiği, bu bilgilerin içeriği itibariyle ‘Devletin Emniyetine veya dahili yahut beynelmilel siyasi menfaatlerine taalluk eden evrak vesika ve bilgilerden’ olmadığı anlaşılmıştır” demektedir.

9. Esasında neşredilen konular arasında, sağlıklı bir devlet yapısı için, Sayın Savcılarca “suç duyurusu” olarak dikkate alınması gereken bir çok husus da bulunmaktadır. Bir diğer konu, 2937 sayılı kanunun 27 maddesi dahil hiç bir kanun maddesinin, kanunsuz eylemleri gizlemek veya örtbas etmek için kullanılamayacağıdır. Keza kanunların, kanunsuz eylemleri ortaya koyan kişileri yıldırmak, susturmak amacıyla da kullanılmaması gerekir.

10. Netice itibariyle, MİT’e ait bilgileri ifşa etmek gibi bir kastım olmadığı gibi, şahsımla ilgili isnat edilen iddiaların hiç biri de doğru değildir. Sayın mahkemenize sunmuş bulunduğum beyan ve belgelerin dikkate alınmasını, vekilim olan Ankara Barosu Avukatlarından Sayın Bilgin Yazıcıoğlu’nun beni müdafaa etmesini, ABD’de yaşadığım için duruşmalardan vareste tutulmamı saygı ile arz ve talep ederim.


Mehmet Eymür

Ekler :

(Ek 1) 26 Ocak 2000 tarihli Yenişafak Gazetesinin İnternet nüshası “Hizbullah: Neden şimdi?” başlıklı yazı, (6 sayfa),

(Ek 2) 22 Haziran 2000 tarihli NTV-MSNBC İnternet Gazetesinde “Çetinkaya: Hizbullah özel olarak kuruldu” başlıklı yazı, (2 sayfa),

(Ek 3) 05 Şubat 1998 tarihli Aktüel Dergisi İnternet nüshasının “11 sayfalık Susurluk Sırrı” başlıklı yazı, (5 sayfa),

(Ek 4) 19 Şubat 1998 tarihli Aktüel Dergisi İnternet nüshasının “İşte Ölüm Makinesi!” başlıklı yazı, (4 sayfa),

(Ek 5) 11 Eylül 1997 tarihli Aktüel Dergisi İnternet nüshasının “Susurlukta İkinci Küçük Paşa” başlıklı yazı, (5 sayfa),

(Ek 6) 09 Şubat 1998 tarihli Hürriyet Gazetesi İnternet nüshası “Oğlum Yeşil Değil” başlıklı yazı, (2 sayfa),

(Ek 7) 11 Haziran 1998 tarihli Radikal Gazetesi İnternet nüshasının, “Perde Arkası – Bir Katiller Ordusu Yarattılar” başlıklı yazı, (2 sayfa).




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11