Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Uyuşturucudan Susurluk'a 44 - Sönmez Köksal

20/11/2001 - 11:00 - Atinİlgili Bağlantı Yorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Uyuşturucudan Susurluk'a dizimizin bu bölümünde zamanın MİT Müsteşarı ve halen Paris Büyükelçimiz Sönmez Köksal'ın TBMM Susurluk Komisyonu'ndaki ifadesine yer veriyoruz.

Sönmez Köksal
09.01 .1997

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, bugünkü toplantıyı açıyorum. Sayın Müsteşarım hoş geldiniz. Bizim çalışmalarımızı biliyorsunuz. Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, mafya -"devlet" diyorlar ya biz "devlet" şeyini kullanmıyoruz- güvenlik güçleri ve siyasetçi üçgeni içerisinde yer alan birtakım karanlık ilişkileri ortaya çıkarmak üzere, Türkiye Büyük Millet meclisi adına, Türkiye Büyük Millet Meclisinin verdiği yetkiye dayanarak çalışmalarımıza başladık. MİT, bu konuda ülkemizin en büyük istihbarat örgütüdür, yetmiş yılı aşkın da bir çalışması vardır. Çok büyük hizmetler etmiştir, etmeye de devam etmektedir. Bu nedenle, sizin de görüşlerinizi, bazı konulardaki... MİT'in de, elbette ki birçok olaylarda bilgisi vardır, çalışmaları vardır. Kamuoyumuzda da, medyamızda da, bu konularda çeşitli, doğru, yanlış spekülâtif şeyler yazılıp çizilmektedir. Biz, bu konuda, sizleri de dinlemek istedik. Bize, bu konularla ilgili; yani, biz, şu şu olay diye tadat edecek değiliz burada; ama, bilahare sorularla, elbette ki arkadaşlarımızın kafasına takılan konular olursa, bunları sizden sorularla açıklanmasını isteyecekler; ama, siz, öncelikle Sönmez Köksal kimdir; buradan başlamak üzere kronolojik bilginizi rica edelim.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Ben de, sözlerime başlamadan önce, özellikle bir iki hususa işaret etmek istiyorum. Bunlardan birincisi, tabiî biz yasal bir örgütüz ve bir kanun çerçevesinde faaliyet gösteriyoruz, 2937 sayılı Kanunumuz. Bu Kanunun 27.nci maddesi, bilgi istihsali ve bilgi verme konusu ile ilgilidir. Tabiî, bu, benim önümdeki bir engeldir. Bulunduğum konum itibariyle o kuruluşun başında olan şahıs olarak haliyle bu Kanun hükümlerine riayet etmek mecburiyetindeyim; bu, birinci husus. İkinci husus, haliyle biraz evvel siz de işaret ettiniz, Meclisten alınan yetki var komisyon tarafından. Komisyonun da yetkileri belli. Benim sizlere verebileceğim bilgiler, ancak bu iki çizgi arasında kalan alanda olacaktır. Bu itibarla, baştan bu hususu ifadede yarar görüyorum. Benim, bazı suallere beklediğiniz cevapları vermeme gibi bir durum olduğu takdirde, bu, benim, sizlerle işbirliği yapmak istemememden değil; fakat, kanunî zorunluktan doğan bir husustur. Bunu peşinen ifade etmek istiyorum. Tabiî, bir diğer üçüncü husus, bunu siz işaret ettiğiniz için söylüyorum; çünkü, bu, bizim görevimiz değil; fakat, burada söylenilen her şey, ertesi gün, maalesef herkesin önünde kelime kelime gazetelerde yayınlanıyor. Benim konumum, ben, sorumluluk sahibi bir makamda bulunuyorum, en hassas makamlardan bir tanesi, söyleyeceğim her kelime, Türkiye Cumhuriyeti için şu veya bu şekilde sonuç yaratabilir; üçüncü bir unsur da bu, yani bu üç ana nokta etrafında kalan alanda olabilecek suallerinizi cevaplamaya hazırım. Bunu söyledikten sonra kendimi tanıtayım. Aslında, benim dışımda gelecek başka bir MİT mensubunun, bu suale cevap vermemesi lazım; çünkü arkadaşlarımın hepsi illegaldir, hayat hikâyeleri gizli kalmak durumundadır; ama, ben legalim; çünkü, kararnameyle atanmış birisiyim bu makama. Siyasal Bilgiler mezunuyum. 23 yaşında Dışişleri Bakanlığına intisap ettim. İlk görevim Cenevre Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliğinde İkinci ve Üçüncü kâtiplikti. Sonra merkeze döndüm ve GAT, United gibi uluslararası ticarî, iktisadî ilişkilerde şube müdürlüğü yaptım. Oradan Bulgaristan'a Burgaz'a Başkonsolos tayin edildim. Bunu iftiharla söylüyorum; çünkü, en genç başkonsoloslardan bir tanesiydim Bakanlığın. Oradan Paris Büyükelçiliği müsteşarlıklarından bir tanesine atandım. Sonra 1978-1980 döneminde tekrar merkeze döndüm ve orada, hem Araştırma Dairesi hem Orta Doğu Dairesi Başkanlığını yaptım, İran devrimlerine rastlayan bir dönemdir. 1980'den 1983'e kadar Ortak Pazar nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği Yardımcısı oldum; 1983-1986 döneminde tekrar merkeze döndüm, Çok Uluslu, Çok Taraflı Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğünü yaptım. Bugün toplanan İSEDAK, ECO, benim dönemimde kurulmuş olan iki ana kuruluştur. 1986'da Bağdat Büyükelçiliğine atandım ve Körfez Harbinin başlamasından 15-20 gün önce yeni atandığım Strasburg Avrupa Konseyi nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliğine geçtim. Orada iki seneye yakın kaldım. O arada Türkiye'nin dönem başkanlığını yaptık ve bu göreve atanarak 1992 Kasım ayında MİT Müsteşarlığı görevine başladım. Kısaca hayat hikâyem budur, herkes tarafından bilinen de budur.

BAŞKAN - Teşekkür ederim. Bir hususu belirtmeyi, kendime görev biliyorum. İfadenizin başında "kanun gereği bazı şeyleri söylemem mümkün değil" dediniz, yanlış anlamadıysam. Ama, takdir edersiniz ki, bazı şeyler, devletin en üst kademesine iletilmesi gerekir. Biz de, devletin en üst kademesinde görev yapan bir komisyonuz, yani bizim yaptığımız görev de, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderler zirvesindeki yaptığı toplantısından değişik bir şey de değil; belki ondan da daha önemli bir toplantı; çünkü, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bize, bu görevi verdi. Burada her şeyin açık kalplilikle söylenilmesi lazım ki, bazı olaylar aydınlığa çıksın; kamuoyu aydınlansın; devletimiz de, Parlamentomuz da, daha doğrusu, bu konuların düzeltilmesi için, bir aksaklık varsa şayet, kendi üzerine düşen görevi layıkıyla yapsın; ama, bazı olayları bilemezsek, bunu Parlamentoya intikal ettiremezseniz, siz de takdir edersiniz ki, o konularla ilgili tedbir alınamaz. Kim alacak; Parlamento alacak; birinci nokta bu. İkinci nokta: Endişenize katılıyorum, yani doğrudur, biz de bunun sıkıntısını çekiyoruz, bütün arkadaşlarımız da ve iki üç gündür de... Bu arkadaşlar yeminli stenograflar, görevliler, girip çıkanlar stenografların dışında, görevlilerin dışında kimse değiller, dolayısıyla biz de, bu konuda, müştekiyiz; ama, tedbirlerini de alıyoruz, bazı şeyler de düşündük, yani bunun kamuoyuna, dışarıya yansımaması için çok şeyler düşündük; ama, bazı şeyleri de, siz de biliyorsunuz, MİT’teki bazı şeyler de dışarıya sızıyor bazen, engel olamıyoruz, yani bunu da, artık hoş karşılayacağız; ama, elimizden gelen gayreti de göstereceğiz.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Efendim, tabiî, bir doktrinel tartışma açmak istemiyorum, izin verirseniz; ama, başta ifade ettiğiniz husus itibariyle tabiî ben atanmış birisiyim. Eğer, Meclisin yetkileri itibariyle olaya yaklaşırsanız, o zaman Sayın Başbakanın, benim adıma siyasi mesuliyet sahibi olarak cevap vermesi lazım bazı hususlarda, ben, onu ifade etmek istedim baştaki rezervlerini koyarken. Bu Kanun öyle yazıyor. Sizin her söylediğinize cevap verdiğim takdirde "5 seneye kadar ağır hapis" diyor falan, böyle şeyler var, yani yasal çerçeveyi çizme ihtiyacı var.

BAŞKAN - Tabiî, bunu göz önünde bulunduralım diye söyledim. Buyurun, söz sizin Sayın Müsteşarım.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL (Devamla) - O kadar çok söylendi ve yazıldı ki, bize gelinceye kadar bana, söyleyecek fazla bir şey kaldığını zannetmiyorum.

BAŞKAN - Doğrusunu şey yapacağız, onlar doğru değil...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL (Devamla) - Bir defa, hangi açılardan sorulduğunu bilmiyorum; fakat, bu olay, hiç birlikte olmayacak bazı kimselerin beraberliğini açığa vurma açısından çok önemli. Ayrıca, yargıya ve idari tahkikata yansıyan veçheleriyle birtakım başka boyutları olabileceğini hatıra getiriyor.

D. FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Susurluk olayı ile ilgili anlatıyorsunuz?..

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL (Devamla) - Evet, Susurluk olayı ile ilgili... Tabiî, olayla beraber ortaya çıkan birtakım iddialar var. Olay öncesi de, olay sonrası da birtakım iddialar var. Bu iddialardan bir kısmı öyle görülüyor ki, gerçeğe yakın, yani bu tahkikatlar ve yargı işlevini yaptığı takdirde, muhtemelen bu iddialardan bir kısmının doğru olduğu ortaya çıkacak. Bu iddialardan bir kısmının üzerine gitmek lazım herhalde, yargıyla, birtakım, yani her organın, her kurumun kendi açısından yürütmesi gereken birtakım tahkikatlar var. Bir de, bu iddialar içinde tabiî, pek doğru olmayan gibi noktalar var, yani onlar tamamen herhalde şaşırtmaca olarak ortaya atılmış iddialar. Öyle zannediyorum ki, işte ilk iki kategori iddialar çerçevesinde gerek Meclis gerek yargı gerek idarî açıdan bir sürü tahkikat yürütülüyor ve bu iddialardan hangisi doğru, hangisi yanlış bunlar teker teker ortaya çıkacaktır. Yuvarlak, genel değerlendirmem budur olay hakkında.

MAHMUT YILBAŞ (Van) - Sayın Başkan, isterseniz, Sayın Başkanımıza sual tevdi edelim, daha rahat olması bakımından.

BAŞKAN - Genel olarak anlatsın da, ondan sonra sorularımızı soralım. Birinci kategori bu demek...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Birinci kategori... İddialar konusunda ifade ettim. Sonra, birtakım emareler var, güçlü sayılabilecek emareler var.

BAŞKAN - Sayın Müsteşarım, onları açarsak... Biraz açmamız lazım, yani siz, muhakkak bu konularda bir çalışma yapmışınızdır. Bu çalışmalarınızı, hiç değilse biraz önceki dediğiniz ölçü içerisinde bize açın ki...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Tabiî, başta belki bir diğer hususa da değinmem lazım Sayın Başkanım. Şimdi, biz, bir defa, MİT'in ne olduğunu belki biraz anlatmam lazım; çünkü, bizim ne yaptığımız konusunda, öyle zannediyorum ki, zihinlerde pek net olmayan bir şey var. Bizim için, tabiî kanunumuzda diyor ki, daha doğrusu kanun ve yönetmeliğimizde "yasa dışı örgüt" diyor. Yasa dışı örgüt, bizim için gayet nettir. Bir tanesi, bölücülük yapan örgütler; diğeri, Anayasa nizamına, şeriat ve ideolojik açıdan değiştirme amaçlı faaliyet gösteren örgütler ve nihayet dördüncü husus, uluslararası teröre karşı ülkeyi korumak, beşincisi,.......yani, yabancı örgüt, ülke, her türlü organizasyonun, Türkiye'yi hedef alan faaliyetlerini kontrol altında tutmak, yani bizim yasayla çizilmiş olan ve bunu biz, Komisyon Başkanlığına yazdığımız, benim imzamla gelmiş olan yazıyla da çok net bir şekilde ortaya koyduk. Biz, kanun ve kanun uyarınca faaliyetlerimizi düzenleyen yönetmeliğimiz çerçevesinde biz bu çalışmaları yaparız. Bu çalışmaları yürütürken, kelimeyi, amiyane bir kelime kullanacağım, fileye takılan, yani istihbarat çarkına, istihbarat filesine takılan birtakım unsurlar olursa, biz, bunları bir tarafa koyarız; çünkü, bizim için asıl hedefe, biraz evvel de anlattığım gibi, o üç-dört hatta beş başlık altında saydığım ana çalışma sahamızdır. Şimdi, bu faaliyetlerle ilgili olarak eğer bir emniyet kuvveti, Marksist, Leninist bir faaliyetteyse, PKK ile faaliyetteyse, PKK'ya yardım ediyorsa vesaire falan. Tabiî bu, zaten ana istihbarat filesine düşer ve biz bunu ilgili kuruma ifadeyle gerekli tedbiri almasını söyleriz; fakat, onun dışında, bizim, sizin anladığınız, yani Komisyonun anladığı şekilde bir yasa dışı faaliyet çerçevesinde yürütülen bir çalışmamız yok. Bunu, çok netlikle söylemek isterim, yani o itibarla sizin benden beklentinizin ne olduğunu bilmek istiyorum ve sınırını da çizmek istiyorum.

BAŞKAN - Efendim, şimdi bizim beklentimiz şu: Ülkede birtakım böyle gayrı meşru yasa dışı oyunlar oluyor. Bunun içerisinde bir kısım siyasetçi, bir kısım güvenlik görevlisi -sivil, asker fark etmiyor, MİT'ten misal, olabilir, vardır demiyorum- gibi kişiler var, yani bu, toplumu rahatsız ediyor. Bu konularla ilgili sizin bir çalışmanız oldu mu? Deniliyor ki "devlet, bazı yasa dışı olaylarda bir kısım kişileri kullanıyor içeride ve dışarıda.:." Hatta hatta burada ifade veren çok değerli bir kişi "uyuşturucu ticareti bizzat devletin himayesinde yürütülüyor" dedi. Tabiî, bu konuları, biz bilmek istiyoruz. MİT, bu konularda ne yapıyor ve kamuoyunda gerek 1988'den beri birtakım MİT raporları diye... Aslı var, yok, bilmiyoruz tabiî, hangisi MİT raporu, hangisi değil, bunun doğrusunu öğrenmek istiyoruz. Gerçekten böyle raporlar hazırlanıyor mu? Yani, bizim konumuz, başlangıçta da söylediğim gibi, yasa dışı örgütlerin, devletle olan bağlantılarıyla Susurluk'ta meydana gelen kaza olaylarının arkasındaki ilişkilerin aydınlığa kavuşturulması, Türkiye Büyük Millet Meclisinden bize verilen görev bu. Biz, bu görev cümlesinde sizin çalışmalarınızı, bilginizi öğrenmek istiyoruz. Yoksa, biz, adi olaylar, başka şeyleri öğrenmek bizim görevimiz değil.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Efendim, birinci husus, uyuşturucu konusu. Uyuşturucu, kara para, kaçakçılık, siz de biliyorsunuz, bunlar devletin kolluk gücü tarafından yürütülen faaliyetler. Biz, özellikle son dönemde uluslararası düzeyde ortaya çıkan gelişmeler, Sovyetler Birliğinin yıkılması, mafya olayının gittikçe uluslararası boyut kazanması, uyuşturucu kaçakçılığının Asya'dan Türkiye üzerinden transit ülke olarak Batı'ya, Amerika'ya geçişi konusunun güncellik kazanması, proliferasyon denilen nükleer maddelerin ticareti gibi kara para, off shore bankacılık gibi birtakım konular, bütün istihbarat örgütlerinin gündemine girmeye başladı. Bu, 1992'lerden sonra yaşanan gelişme. Bu çerçevede, biz, bu konulara, özellikle uyuşturucu konusuna yaklaşabilmek için, geçen seneden itibaren bir birim oluşturduk ve daha çok bu olaylara stratejik açıdan yaklaşma eğilimine girdik, yani biz, günlük polis veya günlük uyuşturucu olayının arkasında olmadık. Zaten bu, bizim de görevimiz değil; çünkü, emniyet kuvvetleri, bu konuda, gayet başarılı çalışmalar yapıyorlar. Yani, uyuşturucu konusunda, bizim, dediğim gibi yaklaşımımız, sadece uyuşturucunun uluslararası terörle, uyuşturucunun organize suç denilen kavramlarla işbirliğini ortaya çıkarmak; ama, bunu stratejik boyutta, uluslararası boyutlarıyla ortaya çıkarmak çerçevesinde yaptığımız çalışmalardır. Onun dışında, yani bu tür beyanı kim verdi, bilemiyorum, o beyanı yapana sormak lazım veya devletin ilgili kurumlarının böyle bir suçlama varsa, onu açığa çıkarmaya çalışması lazım. Yani, benim o konuda söyleyeceğim bir söz yok. MİT raporu konusu; evet, 1988'de yazılmış ve üstlenilmiş olan bir rapor var. Bunu üstlenen arkadaş da, zaten, sizin huzurunuzda ifade verdi, kendisi de üstlendiğini söyledi; fakat, onun dışında, daha önce size yazılı olarak da ifade ettiğim gibi, Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığından sadır olmuş herhangi bir rapor yoktur.

BAŞKAN - Sayın Müsteşarım, benim tespit ettiğim, -tabiî, arkadaşlarımız da soracaklar- biliyorsunuz, Abdullah Çatlı, bu olayların birinci derecede baş kahramanlarından bir tanesi; değişik kimliklerle -işte, Abdullah Çatlı gerçek ismi- Mehmet Özbay, Şahin Ekli gibi birtakım böyle takma isimlerle Türkiye'de girmiş çıkmış. Abdullah Çatlı hakkında MİT'te ne var; yani, nasıl bir çalışma başlatıldı? MİT'in bu konudaki düşünceleri nedir? Bu kişi hakkında herhangi bir işlemi oldu mu? Bunu öncelikle öğrenmek istiyorum; ondan sonra, diğer soruları tabiatıyla soracağız. Mehmet Saral, Abdullah Çatallı, Hasan Dağaslan, Hasan Kurtoğlu gibi, değişik isimlerle girmiş çıkmış, birtakım işlerde bulunmuş. Nedir bu işin aslı? Siz böyle bir araştırma yaptınız mı? MİT'in bu konudaki bilgisi nedir?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Efendim, Abdullah Çatlı, tabiî, hakkında, herhalde, arşivlerimizde bilgi var. Bu konuda yazılı olarak talepte bulunulursa, iletiriz.

BAŞKAN - Biz, size yazılı olarak bir defa şey yaptık, ondan sonra ikinci kere de bulunduk. Tabiî, olayı da teker teker, burada, tadat etmek; yani, yazıya dökmek pek uygun olmadığı için, dedik ki; çalışma şeyimiz bellidir, Müsteşarlığınız bize bu konuları bildirir. Ama, şu anda, sizde yoksa, tabiî, yazılı olarak soralım.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - "Çatlı kimdir" derseniz, arşivimizde Çatlı ile ilgili olarak; yani, biraz evvel, yine söylediğim konuya geliyorum, yani, yürüttüğümüz faaliyetler çerçevesinde, eğer Çatlı'nın faaliyetleri çarpmışsa, o çarpan hususlar arşive girmiştir ve onun arşivi vardır. Onu, daha önce son yazdığımız yazıyla ifade ettik, "eğer bize ismen bildirirseniz, biz, bu bilgileri Komisyona vermeye hazırız" dedik.

BAŞKAN - O zaman, ismen isteyeceğiz...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - İsmen isterseniz, biz, arşivimizde bulunan bu bilgileri size iletiriz; bu, birinci husus. Diğer husus, ben, aşağı yukarı, dört sene üç ay oluyor bu görevi üstleneli. Bir defa benim görev yaptığım bu süre içinde, böyle bir isim benim önümden hiçbir zaman geçmedi. Bunu ifade etmek istiyordum, sonra, olay çıkınca, tekrar geriye dönüp, bir araştırma yaptığımızda, işte, arşiv bilgisi vardır. Bu arşiv bilgisini, biz, size iletiriz yazılı olarak.

BAŞKAN - Onu istiyoruz. Bir de, tabiî, isimlerden bir tanesi de Sedat Bucak. Yani, Sedat Bucak hakkındaki MİT'in şeyi nedir?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bir milletvekili...

BAŞKAN - Milletvekili de, milletvekilinin ötesinde hakkında birtakım iddialar var, doğru yanlış, tabiî, biz bilmiyoruz; ama, Susurluk olayının içerisinde mütalaa edildiği için, ismi sıkça geçiyor ve hatta, suçlanan bir kişi konumunda şu anda. Bu konu hakkında sizin de yaptığınız bir araştırma var mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Sayın Başkan, efendim, legal bir milletvekilimiz...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Yani, fileye takılma söz konusu mu?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Fileye takıldıysa olabilir; ama, o zaman...

BAŞKAN - İllegal demiyoruz...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Zaten, ama, biz illegal çalışıyoruz; O itibarla ben şey yapıyorum; yani, illegal derken yasa içinde...

BAŞKAN - Bu Susurluk olayları veya diğer olaylara bağlantısı yönünden sizin bir araştırmanız oldu mu yani?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - İzin verir misiniz, bunu şöyle çevirebilir miyiz; Sedat Bucak, milletvekili olmasının dışında, korucu sistemi içerisinde yer almış bir kişi ve o ve arkadaşlarına ya da aşiretindeki kimselere binlerce silah verildi. Benim bildiğim kadarıyla, sizin de, hepimizin bildiği kadarıyla böyle bir çalışma yapılmadan önce, Millî İstihbarat Teşkilatı bu kişilerle ilgili araştırmalar yapar, bunların güvenliği yahut yapacağı işler uygun mudur değil midir diye. Böyle bir çalışma yapılmış mıdır?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır. Yani, geçici köy koruculuğu müessesesi içinde yürütülen çalışmalar tamamen diğer icra kuruluşları tarafından yürütülüyor. 60 bin küsur geçici köy korucu var; bunlara, kimlere silah dağıtılsın şeklinde bizden tek tek veya birim amiri konumunda olanlara verilsin mi verilmesin mi şeklinde bizden bir şey yapılmaz.

BAŞKAN - Sizin konunuz değil...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Evet.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Herkese, her önüne gelene "ben silah almak istiyorum" diyene, silah verilir mi?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır verilmez. Yalnız, o başka bir konu efendim. Yani, silah kullanma ve ruhsat konusu farklı, bu çok farklı.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Siz yapmazsınız da başka bir birim yapar bunu.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Tabiî, bu işi, hem biz hem Emniyet yapıyor. Neticede, icra kuruluşu, bizden aldığı bilgiyle Emniyetten aldığı bilgiyi birleştirip...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Yani, Sedat Bucak ile ilgili böyle bir çalışma da yapmadınız.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır...

BAŞKAN - Sayın Müsteşarım, bir de şöyle iddialar var; işte, deniliyor ki: "Devlet bazı kişileri kullanıyor." Nitekim, bugünkü Yeni Yüzyıl Gazetesinde de Bilal Çetin yazmış, herhalde okumuşunuzdur.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Okudum.

BAŞKAN - Güya, siz şöyle söylemişsiniz: "Bir siyasî otorite karar vermeden böyle işler yapılmaz. Onun için, bu tür kararların sorumlusu o dönemin siyasileridir." Yine, "Çatlı, hangi dönemde kullanıldıysa, o dönemin, Başbakanı sorumludur" , "Ancak, ilişkisinin ne zaman başladığı tartışmalı" gibi "MİT, Çatlı'yı ne zaman kullanmaya başladı" gibi...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Tabiî, bunlar benim söylediklerim değil, Bilal Çetin'in yazdıkları. Onun için, her yazılana...

BAŞKAN - Devlet, bazı kişileri kullandı mı yani?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Eğer, kullanılmışsa, o zaman, yani, benim devlet .anlayışıma göre; yani, bu kullanılırken, herhalde, kullanan şahıs bunu haber vermiştir şeklinde, benim şeyim odur. Yani, "MİT özür dilesin" diye Sedat Ergin bir yazı yazınca, ben, onun üzerine, Sedat Ergin'e dedim; yani, niçin MİT özür dilemiş olsun; çünkü, bizimle ilgili olan bir şey değil, oradan kaynaklanan; yani, buraya yansıyan şekli de doğru değildir.

BAŞKAN - Tamam orayı anladık efendim. Ben, soruyu şöyle soruyorum. Birtakım kişiler tarafından deniyor ki: "Devlet, bazı kişileri bazı yerlerde kullanıyor." Böyle kullanma durumu söz konusu mu? Özellikle de MİT, böyle kişileri kullanmış mıdır veya kullanıyor mu? Şu olayda bu olayda diye sormuyorum; o ayrı bir konu. Yani, gerek devlet, gerekse MİT; yani, bütün güvenlik güçleri veya istihbarat teşkilatları.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Tabiî, bizi ayırmanız lazım; çünkü, istihbarat neredeyse biz oraya gideriz. Yani, bunun başka ölçüsü yoktur. Hani, istihbaratta, haliyle, biz herkesi kullanırız; ama, istihbarat diye -bunun altını çiziyorum- görev sahamıza giren hususlarda haber kaynağına doğru yönelmek için, biz gerektiğinde, yani, herkesi kullanabiliriz.

BAŞKAN - Yani, bu kanun kaçağı da olsa... Mesela, böyle kirli...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Efendim, yani, kanun kaçağını yakalayacaksak, daha onun etrafında dolaşana gitmeniz lazım; yani, kelli felli, kravatla giderek hedefe yaklaşamazsınız. Yani, PKK hedefine ulaşacaksanız, ona göre bir çalışma içinde olmanız lazım.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Şöyle sorsak soruyu: Şimdi, basında ve Sayın Başbakanın, sanıyorum, beyanlarında, size, Başbakanlıkça, bu son meydana gelen Susurluk olayının meydana getirdiği endişelerle mafya-polis ve siyasetçi üçgeni içerisinde dönmüş olabilecek birtakım yasadışı -perde arkasında meydana gelebilecek- faaliyetlerin MİT tarafından araştırılması ve bir rapora bağlanması ve bunun Sayın Başbakana iletilmesi söylendiği talimatı verildiği, sizin de, MİT olarak böyle bir çalışmayı yaptığınız ve neticeyi Sayın Başbakana arz ettiğiniz basına yansıdı. Şimdi, böyle bir çalışmayı yaptıysanız, Sayın Başbakana bunu arz ettiniz, arz etmediniz, basındaki haber doğrudur, yanlıştır, onu bilemem. Bu konudaki çalışmalarınızdan elde ettiğiniz bilgileri bize aktarır mısınız? Ben soruyu böyle soruyum. Yani, tek tek bazı olayları sorarız, o ayrı; ama, evvela, siz, Sayın Başbakanın talimatıyla, bu konuda, MİT olarak, kurum olarak araştırma yaptınız mı; elinizdeki bilgileri değerlendirdiniz veya ilavesini yaptınız mı; .bu konuda Sayın Başbakana bir rapor verdiniz mi veya verme hazırlığı içerisinde misiniz? Bu konuda elde ettiğiniz bilgileri bize aktarır mısınız? Bizim sizi asıl çağırma nedenimiz budur, sonra, başka spesifik sorular sorabiliriz, o ayrı; ama, işin özeti bu.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bu konuda, tabiî, ben raporu açıklama... Sayın Başbakana sunulmuş olan bir rapor. Gerçi, zirve toplantısı çerçevesinde orada açıklandı, bütün tutanaklar, Sayın Başbakanın orada yaptığı açıklamalar var. Tabiî, ben bu raporu, eğer, Sayın Başbakan size iletmemişse, burada açıklamakta tereddüt ederim; ama, doğrudan doğruya refere etmeden bilgi sunayım.

MAHMUT YILBAŞ (Van) - Efendim, bize intikal etmedi...

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Biz oradan isteyeceğiz onu; ama, metodunuzu siz tayin edin... Zaten, oradan gelmiş olsa, soruyu sormayız. Sayın Müsteşarımız, devletin üst kademesinde çok önemli bir görevde. Ben, işin çağırış sebebi; yani, dinleme sebebi olarak, bilgisine başvurma sebebi olarak; yani, mademki, böyle bir çalışma yapıldı; bu çalışmayı, Meclisi temsilen, bize aktarır mısınız? İster refere edin, ister etmeyin.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Efendim, tabiî, bizden iddialar hakkında bir inceleme yapılması istendi.

BAŞKAN - Başbakanlıkça...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Evet. Sonra, biz bir inceleme yaptık, bunun sonuçlarını Sayın Başbakana sunduk. Tabiî, bu sunuşu yaparken, biraz evvel andığım kanunî çerçevemizi Sayın Başbakanlığa da hatırlattık. Yani, biz, vuku bulmuş olan olayların tahkiki için faaliyet gösteren bir kuruluş değiliz. O zaman, zaten, kolluk kuvvetleri, adalet, yargı veya kurumların idarî açıdan faaliyete geçmesi lazım; artık, vuku bulmuş bir olay, bunun istihbarî açıdan yapılacak hiçbir çalışması yok. Bunu vurguladık, "fakat elimizde birtakım emareler var" dedik. Buradan hareketle, bir de, tabiî, bize iletilmiş olan Doğu Perinçek tarafından yazılmış olan veya Aydınlık Dergisi diyeyim, bunlar iletilmişti dosya olarak. İşte, o dosyadan hareketle, daha çok açık kaynak haberleri olmak üzere bir çalışma yaptık ve biraz evvel söylemeye çalıştığım üç kategori iddiayı orada saptadık, bunları alt alta sıraladık, bunlar için neler yapılması gerektiğini, bize göre...

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Hangi üç kategori dediniz...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Birincisi; yani, sübut bulmuş olan iddialar var..

MAHMUT YILBAŞ (Van) - Sayın Müsteşarım, kusura bakmayınız, çünkü, suallerim arasında var, tekrar olmaması için söylüyorum; eğer, mahzurluysa sormayacağım, yok mahzurlu değil, burada açıklayacaksanız da, tekrar olmaması için söylüyorum, bu Doğu Perinçek'in herkese dağıttığı bir broşür var, Başbakanlıktan da o bize gelmişti. Onun üzerinde de bugüne kadar çalışmalar yapıldı. O konuda bilgi vermeye burada hazırsanız, bilginizi alalım, yok değilse, ona göre de, ben sualimi diyeceğim. Orada özel bir bürodan bahsediliyor, zatıâlinize tevcih edecektim o suali, hiç olmazsa, o konuda bir açıklama getirirseniz memnun olurum.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Sayın Yılbaş, şu Başbakanla olan şeyi bir halledersek...

MAHMUT YILBAŞ (Van) - İşte, orada Doğu Perinçek için...

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Birincisi; sübut bulmuş olan olaylar. İkincisi...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - İkincisi; araştırılması gereken iddialar dedik. Üçüncüsü de, zamanlama açısından da gerçek olması mümkün olmayan iddialar. Böyle üç kategori halinde bu iddiaları sıraladık. Daha sonra ortaya çıkan tablo hakkında fikirlerimizi söyledik. Devlet içinde kontrolsüz bazı güçlerin varlığı bu olayla ortaya çıkıyor dedik, emare olarak tabiî elimizde bilgi yok, bunların üzerine gidilmesi, bulunması kaydıyla... Sonra, devlet içindeki yine bu güçlerin bazı istenmeyen faaliyetlere yöneltilebildiği anlaşılıyor. Sonra, güvenlik kuvvetlerinin, yine, resmî güçler dışında bazı unsurlarının da, yine devlet görevi adı altında kullandıkları... Sonra, gayri kanunî belgelerin temini, pasaport vesaire gibi, öyle ortaya çıkıyor. Sonra, yapılan bazı operasyonlarda merkezî kontrolün tam olmadığı hususunu vurguladık. Sonra, devlet adına yapıldığı öne sürülen işlerde dahi büyük miktarda maddî çıkarların söz konusu olduğu hususunu vurguladık ve bunlar bizim ilk incelemelerimizden ortaya çıkan emarelerdir dedik. Ancak, bu iddialar üzerine gidildiği takdirde idarî, yargı yollarında, bunların, bu emarelerin gerçekliği ortaya çıkacaktır. Bizim, Sayın Başbakana telkinimiz -deyim yerindeyse- bu olmuştur. Sonra, buradan hareketle, dedik ki, işte, istihbarat konusunda yoğun bir şekilde çok başlıktan bahsediliyor. Burada sınırların iyi çizilmesi lazım, her kuruluşun yetkilerinin iyi çizilmesi lazım ve orada tabiî, dedik ki, kanun gereğince, aslında, devlet çapında Millî İstihbarat Teşkilatı bu görevle görevlendirilmiştir. O itibarla, koordinatör rolünün vurgulanmasında fayda vardır. Yani, bu emareler sonunda iddialardan; yani, ortaya çıkacak manzaraya göre alınması söz konusu olabilecek önlemler ne olabilir diye bunları saydık. Ayrıca, burada işte, geçici köy koruculuğunun yeniden yapılanmasının ihtiyaç olarak ortaya çıktığını ifade ettik. Bu konuda zaten devlet içinde gayet yoğun çalışmalar vardır. Ayrıca, yapılabilecek olan kapalı, örtülü birtakım operasyonların muhakkak merkezî kontrol altında, disiplin altında yapılması gerekliliğini vurguladık ve...

BAŞKAN - Bundan şu netice çıkıyor: Yani, bunun dışında hareket ediliyor...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Yani, onun emareleri var dedik, o emareler, iddialar var. Bu iddialar, eğer üzerine gidilir, ortaya çıkarılırsa, ortaya yeni bir manzara çıkacaktır. Bu manzaranın giderilmesi için, alınması gerekebilecek önlemler ne olur diye, biz bunları tadat ettik. Ayrıca, dedik ki, tabiî, bu tartışmalar, uluorta her şeyin söyleniyor olması, tabiî, demokratik rejim açısından bir yararı vardır; ama, öte yandan da devletin itibarı açısından, dış itibarı açısından bazı sakıncalı durumlar da yaratıyor diye burada dikkati çektik. Bizim, aşağı yukarı, düşüncelerimiz bunlardı, bu çerçevede biz bir çalışma yaptık. Bunu yaparken, ayrıca bu üçüncü olay içinde adı geçen kimselerin biraz evvel andığım istihbarat çarkına takılmış olduğu kadarıyla kişiler hakkında bilgi sunduk.

BAŞKAN - Sayı da verdiniz mi? 59 kişi deniyor...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Açık kaynaklarda alt alta sıraladık, bunların hepsinin ismi geçiyor diye sıraladık. Sonra, işte, bunlardan bir kısmının biz de şeyi vardır, yani, çarpmış şu veya bu şekilde, onları ayrıca sıraladık, onlar hakkında da bilgi verdik.

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) - Rakam 58 mi, yoksa başka bir rakam mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bunu söylemeyeyim. Bizim verdiğimiz bilgi 59'dur; çünkü, 59 kişinin adı geçiyor, benim de adım geçseydi, ben kendimi de ilave edecektim; ama, benim adım geçmiyor. Yani, bu Aydınlık Dergisinde, dosyada şu veya bu şekilde kimin adı geçiyor ise, biz, alt alta bilgisayardan...

BAŞKAN - Yani, Aydınlık Gazetesindeki geçen isimleri dediniz, yanlış anlamadıysam.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Aydınlık ve açık kaynakta... Bize bir dosya geldi, orada adı geçen herkesi kompütere verdik, bilgisayardan ismi geçenler bunlardır diye çıktı bu liste; budur. Yani, o listenin şu veya bu şekilde MİT listesi vesair olması söz konusu değil...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Yani, MİT'in kendi özel bir araştırmasıyla elde edilen bilgiler değil diyorsunuz.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır, hayır, tamamen açık kaynaktan topladığımız ismi geçen kim idiyse, orada bir sürü isim de vardır, Teşkilatta çalışan da vardır vesaire filan, birsürü insanın ismi var.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Peki, kaynakta ismi geçmeyenlerden siz ilave yaptınız mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır... O şeydir... Oradan seçtik, oradan bizim kendi çarkımıza... Onlar ayrı bir listedir dedik, onların da şu kadarı ölmüştür, bu kadarı hayatta, şu kadarı şeydir dedik vesaire... Böyle bir çalışma yaptık.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Bu bildirdiğiniz hususlardaki o emarelere ait, kendi elinizdeki o çarka takılanlara ait somut bulgularla ifade ettikleriniz oldu mu?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bir iki iddia var ki, onların geçersiz olduğunu kendi açımızdan ifade ettik; odur.

BAŞKAN - Bir de, Fatih Bucak size gelmiş, bir iddia var, bazı zevatın ifadeleri. Fatih Bucak size müracaat etmiş -MİT'e daha doğrusu- demiş ki: "Ben şunları şunları biliyorum." Böyle bir müracaatı oldu mu? Siz, bunun herhangi bir sorgulamasını yaptınız mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır, yok efendim.

BAŞKAN - Fatih Bucak, Sedat Bucak'ın amcasının oğlu.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Benim bilgim içinde olan bir husus yok.

BAŞKAN - Bir de efendim, şöyle bir durum var: Dinlediğimiz bazı kişilerin ifadelerine göre "uyuşturucu ticareti devlet himayesinde yürütülüyor" denildi. Siz de, uluslararası uyuşturucuyla da ilgili, son yıllarda bu işin artması dolayısıyla kendinize görev kabul ettiğinizi söylediniz. Gerçekten, böyle bir durum var mı veya bu iddia doğru mu?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Benim o konuda bilgim yok Sayın Başkanım.. Biraz önce de ifade ettiğim gibi, uluslararası boyutta birtakım faaliyetler olduğu takdirde, biz, bunu, zaten Emniyete iletiyoruz hemen; yani, kendi işimiz değil, hiçbir zaman, biz, bu işin içine fiilen girmiş değiliz; elimize bir bilgi geldiği takdirde, onu Emniyete hemen süratle geçiririz, Emniyet gereğini yapar. Yani, Emniyette bu konuda daha fazla bilgi olabilir, biz de yok.

BAŞKAN - Bir de, "Bu kargaşa, bu çekişmeler istihbarat birimleri arasında, örneğin; işte, MİT ile Emniyet arasında veya JİTEM ile MİT arasında..." gibi, "ondan kaynaklanıyor bu şeyler", "herkes kendi başına iş yapmaya kalkıyor", "MİT, kendine göre bir strateji tespit etmiş, öyle yürütüyor; Jandarma istihbaratı başka türlü bir şey yürütüyor; Emniyet başka türlü..." ve "aralarında bir rekabet var ve bu rekabetten de çatışma doğuyor" diye iddialar var.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Efendim, tabiî, bu konuyu açıklama fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum; çünkü, yanlış bir izlenim doğuyor kamuoyunda. Aslında, yürütülen büyük bir terör mücadelesi var. Kamuoyuna yansıtıldığı şekliyle büyük bir kavga söz konusu olsa, biz, bu mücadeleyi bu şekliyle yürütemeyiz; yani, bu doğru olmayan bir ifade, gerek Millî Emniyet Teşkilatı, gerek Emniyet, ülkenin her yerinde gayet yakın bir ilişki içinde götürüyorlar bu mücadeleyi. Tabiî, her kuruluşumuz, yürütülen bu büyük mücadelede kendi açılarından istihbarat toplama mecburiyetinde zaten, aşağı yukarı, fevkalade yoğun, sıcak bir mücadele yapılıyor; yani, bunun taktik istihbaratı var, ikaz istihbaratı var; her türlü istihbaratın toplanması lazım. Bunu, her kuruluş kendi yetkisi içinde yapmaya çalışıyor. Olay, yukarıya doğru çıktıkça, biraz evvel andığım, devlet çapında bu istihbaratın bir koordinasyonu konusu; burada belki alınacak bazı önlemler olabilir; fakat, ben, bir çatışma, bir çokbaşlılık olduğu konusunda kamuoyuna yansıdığı şekliyle öyle bir değerlendirmeye katılmıyorum. Çünkü, biz, bu konuda, Sayın Valim de bilir, Van'da vesairede bu hizmeti gösteren herkes bilir, bunlar, el ele yürüttüğümüz gayet yürekli mücadeleler. Yani, olabilir, şahsî çekişme olur, ama, devlet çapında...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Yani, koordine kopukluğu var...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Olabilir... Onu da yaşamsal bir husus diye mütalaa etmiyorum. Tabiî, her ülke yaşıyor bunu. Her ülkenin istihbarat kuruluşları arasında tatlı rekabetin olması çok iyi zaten, öte türlü zaten yarış olmayınca iyi sonuç almak mümkün değil; ama, dediğim gibi, diğer ülkelerde de bu sık sık yaşanan bir şeydir. Kim acaba haberi aldı, kim daha iyi değerlendirdi, kim verdi şeklinde. Yani, o istikametteki bir rekabet gayet teşvik edilir bir rekabet; ama, onu genelleştirerek, menfî yönde bir rekabet, ben dört küsur yıllık bu işteyim öyle bir şeyi, öyle bir olayı ben yaşamadım.

BAŞKAN - Bir de bu yeraltı dünyasıyla, güvenlik güçlerinin ilişkisi olduğu söyleniyor, sizin bu konuda bir araştırmanız, çalışmanız var mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Araştırmamız yok; hayır...

BAŞKAN - Veya size gelen duyumlar...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Fileye takılan...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Olabilir; ama, biz onu yeraltı dünyası diye bilmeyiz, biz onu, bizim faaliyet alanımızda faaliyet gösteren, onunla iltisaklı birisi diye biliriz. Onu, ancak, herhalde Emniyet Genel Müdürlüğü daha bilgilendirecektir.

BAŞKAN - Bu Tarık Ümit olayı nedir? Sizin mensubunuz idi. Bildiğiniz gibi kaçırıldı ve çeşitli şeyler de söyleniyor bu konularda; biz bu olayın da üzerine gittik bizim çalışma alanımız içerisine girdiği için; bu konuda siz ne biliyorsunuz?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Orada, bir eleman, haber toplayıcı dediğimiz, haber veren, sadece bize değil başka kuruluşlara da haber veren birisi; öldürülme veya yok olma olayı bilemiyoruz, o konuda, öyle zannediyorum ki, bir defa olay jandarma bölgesinde vuku bulmuş; o itibarla, jandarmanın bu konuda daha fazla bilgisi olacaktır. Onun dışında, benim müsteşar olarak bu konuda söyleyebileceğim bir husus yok.

BAŞKAN - Sizin, dediğiniz gibi haber taşıyıcı veya ajan; artık, kamuoyunda ajan diye biliniyor da, sizin dilinizdeki tabiri haber taşıyıcı, kullanılan bir kişi; tabiî, sizin yönünüzden önemi vardır bu kişinin, bu bizim haber taşıyıcımız veya ajanımız; özel bir araştırma gerekirdi diye düşünüyorum, kendi elemanım olduğu için.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Savcıya yansımız, jandarma el koymuş, artık, ondan sonra bizim yapacağımız bir şey yok. Hep onu ifadeye çalıştım bütün bu görüşme boyunca; bir çizgiye gelince biz zaten çekilmek durumundayız, ondan sonra icraya yansıyınca olay, bizim MİT olarak yapacağımız bir şey yok. Ondan sonra, tamamen, icra kendi süreci içinde işi götürüyor.

NİHAN İLGÜN (Tekirdağ) - Efendim, bununla ilgili bir sual sorabilir miyim?

BAŞKAN - Buyurun.

NİHAN İLGÜN (Tekirdağ) - Tarık Ümit'in kızı, burada vermiş olduğu ifadede -ki, bunu, sizin bir elamanınız da Komisyonda teyit etti- Tarık Ümit'in öldürülüşünün bir başka isim vermek suretiyle, ismen belli etmiş, babanızı şu öldürdü gibi; şimdi, sizin ciddî bir kuruluş olarak, bir elemanınızın, ki üst düzey bir elemanınızın, ölen bir kimsenin en yakınına ismen babanızı şu öldürdü diyebilmesi için elinde çok güçlü, kuvvetli delillerin olması lazım ki, olayın seyrini değiştirecek bir ifade tarzı bu; bu ifadeyi nasıl kullanmış olabilir?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Kendi şahsî mesuliyeti.

NİHAN İLGÜN (Tekirdağ) - Çünkü teyit edildi yani, söyleyen ve söylenen kişi olarak...

BAŞKAN - Bize gelen dosyalarda ve kamuoyunda da söyleniyor; birtakım kişilere tabanca ruhsatının dışında, tabanca ruhsatı normal, legal bir olay, yasal bir olay, onun dışında, tabanca, silah taşıma izin belgesi diye bazı belgeler verildiği görülüyor; nedir bu? Sizin göreviniz değil de...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Efendim, o konuda biz de tamamen, kanun değişikliğiyle biz de o konuda yetki almak istiyoruz, çünkü, biz, tamamen emniyete tabiyiz. Biz, emniyetten, ruhsat ve kullanma izni alırız, aslında o da çok pahalı olmaya başladı... O konuda bizim hiçbir şeyimiz yok.

BAŞKAN - Sizin var demiyorum; zaten, sizin dediğiniz gibi, siz vermiyorsunuz, emniyet veriyor. Siz de emniyetten alıyorsunuz, biz de emniyetten alıyoruz; ama, böyle, bazı belgeler verilmiş; yani, siz, yahu bu nedir? Ülkenin güvenliğiyle ilgilenmek de sizin göreviniz, bunu siz de söylediniz, görev olarak da kabul ediyorsunuz, böyle insanlar yakaladınız mı, yakaladığınızda... Yani, nedir? Silah taşıma ruhsatını biliyoruz, hepimizde var; gidiyoruz, yasal çerçevede alıyoruz; ama, bu ne; neyin nesi? Merakımızı çekti en azından.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bizim yakaladığımız kimse olamaz zaten; biz, ancak emniyete rica ederiz, deriz ki, bu böyledir, yakalayın. O zaman, üzerindeki bütün belge de emniyetin elindedir, sonra biz paylaşırız; eğer bizim hedefimiz gibi birisiyse, yani, biraz evvel andığım çerçevede üzerinde durulması gereken birisiyse, ondan sonra bilgiyi paylaşırız. Fakat, doğrudan doğruya bizim yakalayıp da... Zaten, öyle bir olay söz konusu...

BAŞKAN - Böyle bir olay geldi mi?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hatırlamıyorum... Zannetmiyorum... Diğer kuruluşlarda ancak soruşturma, araştırma sırasında ele geçen bütün belgeler zaten ilgilinin dosyasındadır.

BAŞKAN - Efendim, Sayın Mesut Yılmaz'a yurtdışında menfur bir olay vuku buldu, biliyorsunuz; bu konuda, yurtdışı bağlantılı da olduğu için, MİT'in bir çalışması oldu mu? Nedir bu olay? Sizin çalışmanız nedir bu konuda, yorumunuz nedir, vardığınız netice nedir?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - O konuda bir çalışmamız olmadı; çünkü, olay vuku bulmuş oldu. Tabiî Budapeşte'de, yani, diğer ülkelerdeki bazı yapılanmalar hakkında bilgimiz var; fakat, bu daha çok biraz evvel de söylediğim gibi, PKK yapılanması, PKK'nın diğer kuruluşlarla ilişkisi vesaire gibi Budapeşte'yi, Macaristan'a uyuşturucuda, insan kaçakçılığında transit bir yol olarak kullanma gibi, o çerçevede olaya yaklaşmışızdır. Yoksa, Mesut Beye vuku bulan saldırı konusunda, özellikle bir bilgimiz yok.

BAŞKAN - Biliyorsunuz, son hafta içerisinde Özdemir Sabancı'nın katili yakalandı, yâni katili olduğu söylenen kişi, tabiî tek kişi değil bu, daha başka kişiler de var, şu anda da yurtdışında olduğu belirtiliyor bunların; ama, bu olayda Mustafa Duyar suçu üzerine aldı ise de, bugünlerde basına yansıyan şekliyle, söylenen şekliyle, hatta ve hatta, Ömer Lütfü Topal cinayetinde suçlanan bir özel tim görevlisi HBB'de katıldığı bir programda, bu işin başka boyutları olduğunu, otomotiv üreticileri arasındaki bir mücadeleden dolayı sol örgütlere işlettirildiği söyleniyor ve bu Mustafa Duyar'ın da, yine basında yansıdığı şekliyle, MİT'in Suriye'den alıp geldiğini söylüyorlar; bu konudaki... Nedir? Aslı nedir?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Tabiî, çoğu gerçekdışı senaryo bu olayların kendi değerlendirmeme göre. Olaylar bu kadar saat gibi kurulup, zaten tenzih etmek lazım, çünkü karşılıklı suçlamalar falan var, bizim açımızdan olay gayet nettir: DHKP-C'nin bir operasyonudur; kendi ideolojisine uygun bir operasyondur; Marksist-Leninist beyin yıkama metoduyla yetiştirdiği gençlere bu şekilde operasyon yaptırma arayışı her zaman vardır. O çerçevede, Sabancı ailesi seçilmiştir, hatta gazeteye de yansıdı daha önce planlanmış olan bir operasyondur; fakat, o arada kamuoyuna yansımış olan bir Güneydoğu Anadolu raporu konusunda bir tartışma vardı, bir siyasî parti genel başkanımızla Sayın Sabancı arasında; hatta, o dönemde planlanmış olmasına rağmen, yanlış bir izlenim verilebilir diye operasyon ertelenmiş; yani, olay bu kadar net ve açık. O itibarla, başka her türlü spekülasyon gerçekdışı; olay gayet net.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Peki, bu olayla bağlantılı olarak, bir emniyet görevlisi, Hüseyin Kocadağ Sabancı cinayetinde referans olarak geçiyor; buradaki...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Öyle bir şey duymadım. Şu önemli tabiî olayda...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Sormak istediğim hadise şu, özür dilerim, Hüseyin Kocadağ'ın böyle bir örgütle veya o örgütün yan bağlarıyla ilişkisi olduğuna dair, belki istihbarat toplamaya yönelik adam kullanmak amacıyla da bir yakınlaşma temin noktasında ve girişim sağlanabilir, yani, onların mensubu olduğu anlamında söylemiyorum ben de, buna yönelik bir, yine araştırma olarak değil de fileye takılan olarak söylüyorum.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hiçbir bilgi... Burada, biraz evvel ifade etmek istediğimiz husus şuydu: Önemli olan Fehriye, baştan itibaren operasyonun yöneticisi olarak angaje edilmiş bizdeki bilgiye göre, zaten basın da açıklıyor; o itibarla, Fehriye'nin işe girişinden itibaren olaya yaklaşmak lazım. Nedir? Nasıl girmiş? Vesaire olarak, o kadar açık net.

BAŞKAN - Efendim, bir de telefon dinlenme meselesi var. Buradaki şey nedir? MİT mi dinliyor, başkaları mı dinliyor, emniyet mi dinliyor; kimse de bilmiyor; ama, yaygın bir kanaat var ki, Ana muhalefet Partisi Sayın Lideri dahi ne diyor; benim telefonlarım, evim dinleniyor diyor, herkes diyor; şahsen ben bütün telefonlarım dinlendiği kanaatindeyim, bunu da görüyorum; ama kim dinliyor bilmiyorum, saklı gizli de bir işimiz yok bizim zaten.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Tabiî, Sayın Bakanın yanında bir şey söyleyeceğim, bana düşmez diyecektim, Türkiye'de artan, o kadar büyük bir telefon kapasitesi var ki, kaç milyon hat oldu bilmiyorum...

YASAR TOPÇU (Sinop) - 15...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - 15 milyon. Şimdi, yani, 15 milyon hattın dinlenmesi için 15 milyon ek hat kurmak lazım; yani, bu gerçekdışı olan bir husus, bir defa bunu vurgulamak istiyorum.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Yani, 15 hat kurulabilir ama...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - 15 hat kurulur; ama, o zaman, sadece bu komisyonu dinlemeye yeter, onun dışında başka kimseye yetmez. Bir defa bu saptamayı yapıyorum; çünkü, bu çok söylenen bir şey kamuoyunda, ilgili kuruluşlar, özellikle MİT bu konuda töhmet altında bırakılıyor. Biraz evvel değindiğim haber toplama metotlarından bir tanesi de, birisinin iltisaklarını tespit etmektir. Biz, telefon dinleme olayına, sadece bu çerçevede yaklaşırız ve biraz evvel andığım faaliyetler kapsamına girer. Benim söylemek istediğim, baştan itibaren andığım faaliyet dallarımız, beş faaliyet dalımız var dedim, saydım, o faaliyet dalı çerçevesinde belirlenmiş olan hedeflerimize yönelik; fakat, fevkalade disiplinli, Sayın Başbakan'ın bana vermiş olduğu yetki, benim arkadaşlarıma vermiş olduğum yetki çerçevesinde çeşitli formalitelerden geçerek yapılan bir faaliyettir.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Ben zaten soracaktım kimseyi dinlemiyor musunuz diye 15 milyon dinlenmez de hiç mi kimseyi dinlemiyorsunuz diye soracaktım. Peki bir açıklık getirelim; Emniyetin elinde İsrail yapısı, İsrail'den getirilen bir dinleme cihazı var; siz de var mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Emniyetin elinde olduğunu bilmiyorum.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Ben biliyorum. Sizin böyle bir şeyiniz yok; tamam.

BAŞKAN - Ömer Lütfü Topal cinayetiyle ilgili sizin bir çalışmanız oldu mu.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır. Hiçbir çalışmamız yok.

BAŞKAN - Duyumlarınız da yok...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Yani, hiçbir şey yok.

BAŞKAN - Şimdi, arkadaşlarımızın sorusu olursa, sırasıyla söz vereyim.

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) - Yine, basında, sizinle ilgili, daha önceki MİT müsteşarlarının bu konularla ilgili mesuliyet taşıdıklarına dair bir haber okuduk; böyle bir şey var mı acaba.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bu, biraz evvel söylenen yazıydı galiba..

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) - Yani, 1980 öncesi ve 80 sonrası devam eden hadiselerle ilgiliydi.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL -Hayır... Hayır...

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) - Daha önce görev yapmış MİT müsteşarlarının...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Ben o kadar az konuşan bir insanım ki, söylediğim her şey, bazen günlerce yorum konusu oluyor; hayır.

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) - Abdullah Çatlı konusu görüşülürken, bu konuda, bundan evvel görev yapmış MİT müsteşarlarının...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır. Söz konusu değil.

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) - Yine biraz evvel, Tarık Ümit'in hem size hem de başka kurumlara haber getirdiğini beyan ettiniz, başka kurumlardan kastınız ne acaba?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - İşte, haber toplayan başka gruplar...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Türkiye içindekini mi...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Tabiî... Tabiî...

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) - Son bir sorum daha var; Tarık Ümit, sizin devamlı bir personeliniz mi yoksa geçici mi?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır... Hayır... Hayır... Haber toplayıcı.

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) - Geçici personel yani.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Tabiî.. Tabiî... Bizim personelimiz değildir. Gerçi kanun uyarınca haber toplayıcılar da o kategoriye girebilir; fakat, Tarık Ümit, tamamen, dışarıdan haber getiren birisi, o kadar.

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) - Gönüllü olarak...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Gönüllü; motivasyonu olur; gönüllü olur; onun motivasyonu neydi bilmiyorum.

MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) - Peki. Teşekkür ederim.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Doğu Perinçek'in raporu, az önce kısmen bahsettiniz, bu şahıs, MİT raporu diye kendince bazı şeyleri ortaya koydu, bence garip olan tarafı, bu bilgilerin aldığı yerleri söylemesi noktasında kendisine sorular yöneltildiği zaman, belli hedefler gösteriyor; ancak, bu şahsın, bu olaylar ortaya çıkmadan önce, yayınlamış olduğu raporda, bazı bilgiler doğru çıkıyor. Bu şahıs nerelerden beslenebilir; herhangi bir istihbarat kuruluşuyla bağlantısı mı vardır? Bu konularla ilgili kanaatlerinizi, Millî İstihbarat Teşkilatı olarak, eğer açıklayabilirseniz tabiî, mahzuru yoksa...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bir legal partinin başkanı Doğu Perinçek; fakat...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Veya Aydınlık olarak sorayım...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Sürekli olarak bizler hakkında yayın yapan bir haftalık; tabiî, bilgileri nereden topluyor, o konuda bir bilgim yok; fakat, bilgi neredeyse oradan topladığı muhakkak. Kendisi üzerinde biz de dikkatli bir şekilde duruyoruz. Faaliyetleri iltisakları; fakat onun dışında bir şey söylemek durumunda değilim.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Bilgileri doğru mu?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Onu bilemiyorum, milletvekilleri de söylüyor, bazıları doğru çıkıyor diyor.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Net olarak şunu algıladım ben, bilgi neredeyse oradan alıyordur anlamında söylediniz. Emniyet ve jandarma ile ilgili olan bilgiler var; ben fazla yorum yapmanız açısından söylemiyorum, yani, zabıtlara geçmesi açısından net olarak ortaya konulması açısından söylüyorum. Bir de uyuşturucu, karapara, kumar gibi bazı gayrikanunî girişimlerde Millî İstihbarat Teşkilatının da bunların terör olaylarında finansman olarak kullanılması söz konusu olabileceği basında veya değişik yerlerde zaman zaman çıktı; nükleer kaçakçılığa kadar. Millî İstihbarat Teşkilatının da bir haber toplama kuruluşu olarak aynı zamanda ve gerekli gördüğünde gerekli tedbirlerin alınması açısından ilgili şahıslara, yetkili organlara verme noktasında görevi olduğunu, kanunen, söylediniz. Bu konularda, gerek Ömer Lütfü Topal, Tarık Ümit; mesela, bir Kıbrıs'taki bankadan bahsediliyor; kara paranın aklanma merkezi olarak, Tarık Ümit'in buraya ortak olduğu söyleniyor; sizin haber kaynağı olarak kullandığınız bir şahıs mı? Böyle bir şahsın, yani haber kaynağı olarak kullandığınız bir şahsın doğru veya yanlış bilgiler verme noktasında, kurumunuza en azından şahsiyetiyle ilgili bir bilginin dosyasında mevcut olması gerektiğini söylediniz ve bu şahıs kaybolduktan sonra da en azından dosyasına bakılmış olması gerekir diye ben düşünüyorum. Kara para aklamayla ilgili veya menfaat paylaşımıyla ilgili bu şahsın ilişkili olabileceği şahıslar filenize takıldı mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır, o konuda bilgim yok. Çünkü, bu Off-shore Bankacılık vesaire tek bir olaya inhisar eden bir konu değil ve diğer kuruluşlarımız, ayrıca KKTC yetkililerinin de üzerinde durduğu bir konu; o itibarla, bizim, özellikle bu konuda istihbarî bir çalışmamız olmadı.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Bir de bazı kişilerin, kamuoyunda yine gazetelere yansıdı, PKK'ya zorla veya gönüllü olarak yahut da onun bir mensubu olarak finansman temin ettiği noktasında bazı şeyler söylendi ve emniyet güçlerinin, bunları, hukuken delillendirmek imkânı olmadığı için, değişik tarzda operasyonlar yapıldığına dair iddialar ortaya atıldı; bu, hukukî bir hadise değil. Ancak, ben, sorumu şöyle soruyorum, siz, Millî İstihbarat Teşkilatı olarak PKK'ya finansman temini noktasında veya değişik tarzdaki lojistik destekler noktasında mutlaka çalışma yapmışsınızdır diye düşünüyorum, bu noktada, destek sağlayan kişilerden, bugün hayatta olmayanların isimlerini vermeniz mümkün mü? Eğer bilginiz dahilindeyse. Hayatta olanlarla ilgili sormuyorum; çünkü, o ayrı; onun sakıncası olabilir, ama, olmayanlar için...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bu konuda bilgi vermem güç; çünkü, tabiî, olay, tahminden daha kapsamlı bir olay. Şu anlamda, zorla para toplama olayı var, hem Avrupa'da hem Türkiye'de...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Gönüllü olarak verenler de...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Gönüllü olarak verenler... Gönüllüsü çok az aslında. Sadece, örgütün şu veya bu şekilde şiddetini üzerine çekmemek amacıyla...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Ölmüş kişiler diye soruyorum, o açıdan...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - O konuda bir şey söylemem mümkün değil; kaç kişi ölmüş, kaç kişi yaşıyor. Bu, daha global bir olay aslında.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Var ama değil mi, büyük miktarda bir para transferi.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Oluyor... Yani, zorla, extortion denen, dışarıda da büyük mücadelesi yapılan bir olay.

MAHMUT YILBAŞ (Van) - Bunun açıklığa kavuşması için ölüm şekillerini de sormanız lazım; adam vadesiyle ölmüş olabilir... Eğer bir maksat hâsıl olmasını istiyorsanız, açıklıkla sormanızda yarar var galiba...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Mesela, bir Behçet Cantürk, Savaş Buldan gibi isimlerin bu noktalardaki ölümlerinin PKK'ya vermiş oldukları destekleri kesmeleri nedeniyle PKK tarafından yapılmış olabilir mi?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - O konuda bir bilgimiz yok; sadece, takip ettik; öldürüldüler, öldüler; onun dışında söyleyeceğim bir şey yok.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Bir de benim, mesela köy koruculugu üzerinde çok yoğun bir spekülasyon var; bazı siyasîler köy koruculuğu artık zararlı olmaya başladı ifadelerinde beyanlarında bulunuyor; sizin konuşmalarınız arasında da köy korucularının yeniden yapılanması gerektiğini Sayın Başbakana, bu husustaki kanaatimi aktardım, söyledim diyorsunuz; köy korucularının böyle bir yeniden yapılanmasına ihtiyaç olduğu kanaatine vardığınıza göre, köy korucuları, ne gibi davranışları nedeniyle sizi bu kanaate itti, teşkilat olarak soruyorum.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Birinci tespit, geçici köy korucuları, bir bütün olarak yürütülen terör mücadelesine fevkalade olumlu bir işlev gördüler; bu tespiti muhakkak yapmak durumundayız. Bunun içinde, her kitlede olduğu gibi, işini çarpıtan birtakım kimseler oldu muhtemelen, bizim kastımız odur. Zaten isminden belli, geçici; bunu daha bir sürekli hale getireceksek, o takdirde yapılması gereken birtakım şeyler var, alınması gereken önlemler var. Bu konuda da zaten biz sadece saptama yapıyoruz, konu üzerinde düşünen, çok ayrıntılı düşünen başka birtakım kurum ve kuruluşlarımız var.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Yani, Yaprak olayı, Yüksekova olayları gibi olayların...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bir bütün olarak, yani, bütün olarak ve daha iyi organize edilmesi, daha iyi eğitilmesi, özlük haklarının sağlanması vesaire falan bir sürü şey var. Ben sadece olumsuzluklardan bahsettim, olumlu açıdan da bir bütün olarak olaya yaklaşmak lazım.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Bir de benim için önemli; istihbarat temininde ve bu istihbaratlara göre yapılacak operasyon kararlarında merkezî kontrolden bahsettiniz, ondan bahsederken de, bazı kişilerin, aslında bu tür operasyonlarda kullanılmaması gereken bazı kişilerin de kullanılmış olduğunu, medyadan veya daha sonraki yayınlardan bizler de öğrendik; Millî İstihbarat Teşkilatı olarak bu tür şahısların, mesela Abdullah Çatlı örneğinde olduğu gibi, bu tür şahısların bu olaylardan önce sizin tarafınızdan, teşkilatınız

tarafından bu tür operasyonlarda kullanıldığına dair bilgi mevcut muydu?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Bu olaylardan sonra mı öğrendiniz?

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Bir dakika... Bir dakika... Sayın Müsteşarıma bir dakika dedim cevap vermesin diye; çaycı içeri girince; çünkü, o heyetin arızî kişisi...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Efendim, nasıl olsa duyulacak.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Ama, ben şimdi şikâyet kabilinden bir şey söylemiyorum; çünkü, biraz sonra bir şey duyulmayacak; çünkü, bir şey söylemediniz. O şikâyeti de yapacağım zaten; siz, bir şey söylemezseniz, biz, bu işi çözemeyiz.

BAŞKAN - Söyledi "otokontrol" dedi.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Efendim, uygun olmayan şahısların Millî İstihbarat Teşkilatı dışında istihbarat toplayan ve operasyonlarda bulunan kuruluşlar tarafından kullanılmış olduğu, bunların kullanılmaması gerektiğine dair tavsiyede bulundum diye Başbakanlığa verdiğiniz raporda belirttim demiştiniz; bu şahıslarla ilgili olarak da, biz, bu son Susurluk olayı veya Aydınlık'taki o MİT raporunda çıkan hadiselerden sonra böyle şahısları kullandığınıza dair bilgimiz oldu dediniz. Ben, olayı böyle anladım. Bir de gizli köy koruculuğu diye bir iddia dolaşıyor.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Geçici...

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Gizli...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Geçici köy korucularının haricinde gizli olarak köy koruculuğu ihdas edilmiş gibi devletin değil, değişik bir versiyon şekliyle bir iddia var; böyle bir duyum var mı sizde?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL-Hayır, duymadım.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Peki teşekkür ederim.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Duymadınız mı, yoksa cevap vermek istemiyor musunuz?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır, duymadım.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Sayın Müsteşarım, ben son sorudan tekrar başlayayım. Yalnız, o şeyimi de, izin verirseniz size sunayım. Şimdi, bu Komisyonun araştırdığı işlerin içerisinde sizin cevap vermek istemediğiniz olaylar var. Durum böyle olunca, biz, bunları, bizatihi bu işleri yapanlardan da öğrenemeyeceğimize göre, siz de bize bir şey söylemezseniz; yani, bir konuda süküta yakın bir ifade kullanırsanız, bu Komisyon bunları çözmekte sıkıntı çeker demiyorum, çözemez; örneğini vereceğim. Şimdi, arkadaşımız dedi ki, Behçet Cantürk gibi birtakım insanlar; yani, PKK'ya maddî yardım, lojistik yardım, bir nevî ona içinde bulunduğu şartlarla silahsız, silah kullanmadan yardım eden kişiler. Şimdi, siz diyorsunuz ki, bizim görevlerimizden bir tanesi, bölücü faaliyetleri izlemektir. Nitekim, Sayın Başbakana verdiğiniz raporda da, görüşünüzde de devlet adına yapılan bazı işlere dahi maddî çıkarlar dönüyor diye de bildirdik diyorsunuz. Şimdi, sizin bu PKK'nın silahlı eylemleri dışındaki yardımcıları, yan destek yardımcılarını araştırmamış olabileceğinizi düşünemiyorum; araştırıp bulduklarınızdan ortadan kaldırılanlar -kimin kaldırdığını sormuyorum- oldu mu? Bunların bize isimlerini verebilir misiniz? Yani, biz falanca kişinin PKK'ya destek verdiğini şu veya bu şekilde destek verdiğini tespit ettik, bu kişiler ortadan kaldırıldı. Ha, bir de şöyle olabilir. Bunlardan sizin tespit ettiklerinizden, bugün, bu sebeple yargılanan yargıya alınmış olan var mı; yargılanmadan ortadan kaldırılmış olanlar var mı? Siz, bize bu bilgiyi vermezseniz, biz, burada boşuna uğraşıyoruz; çünkü, iddia bu. Deniyor ki, iddialar içerisinde, falanca kişiler PKK'ya yardım ettiği için ortadan kaldırıldı; burada ifade veren -ben isim zikretmeden söyleyeceğim- ifade de değil, bilgi veren bir arkadaşımız der ki "biz, falanca falancanın PKK ile ilişkisi vardı, böyle bir ilişkisi vardı, o sebeple ortadan kaldırılması bizim için bir memnuniyet vesilesi oldu, kurtulduk" dedi. Sizin sır saklamadaki hassasiyetinize şey ediyoruz; gerçi bunlar yayımlandı; ama, teyit ediyoruz, ismini de söylemiyorum. Şimdi, böyle olunca, deniyor ki, işte, bıınlar, daha evvel PKK'ya yardım ettiği iddia edilen bu adamlardan maddî çıkar temin ediliyor, sonra da öldürülüyor; yani, adamın PKK'ya verdiği maddî çıkar, ayrı. Bu işin üzerine giden, gitmesi gereken yahut bu işle görevli arkadaşlarımız böyle bir iddianın hedefi halinde. Şimdi, böyle tespitiniz, sizin, para alınıp alınmadığını da maddî çıkarlar dediğinize göre, bir ufak tefek de olsa, az da olsa, çok da olsa bir tespitiniz var, bir de böyle ortadan kaldırılanlar var -kimin öldürdüğünü sormuyorum- var mı; bunların bize ismini verebilir misiniz?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL-Şimdi efendim...

YAŞAR TOPÇU (inop) - Bilmem anlatabildim mi?..

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Anladım, tabiî gayet iyi anladım. Şimdi, şunu ifade etmek istiyorum. Maddî çıkar dedim. Maddî çıkar kelimesini kullanırken, ben, sizin şimdi kastettiğiniz şekilde bir maddî çıkarı ifade etmek istememiştim. Mesela, son olarak ortaya çıktı ki, Çatlı şirketler kurmuş, vesaire filan... Yani, biz, onu ifade ederken daha çok onu kastetmiştik.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Anladım...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Şimdi, diğer konu, sizin sualiniz, benim bir delili ortaya koymamı gerektiriyor.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Hayır efendim, delil aramıyoruz, tespitlerinizi arıyoruz.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Benim elimde öyle bir delil yok. Şu sebeple öldürülmüş diye, inşallah, bir ümidimiz, işte yargı devreye girmeye başladı, birtakım şeyler; yani, çıkacaktır ortaya; bunlar ortaya çıkmadan bizim... Ben sadece bir varsayım söyleyebilirim size.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Sayın Müsteşarım, benim sorum net, tekrar söylüyorum. Sizi maksadım sıkıştırmak değil. Biz, X şahsın, PKK ile bir yan destek, şu veya bu, para, vergi şu bu neyse, tespit etmiştik, bu şahıs sonra ortadan kalktı. Ben sebebini soruyor değilim; sizin tespitinizden sonra kalktı da demiyorum; yani, bu şekilde tespit ettikleriniz olmuştur. Bunlardan ortadan kalkan; yani, kimin öldürdüğünü de sormuyoruz; kimsede var mı sizin tespitiniz onu soruyorum, delil de sormuyorum.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Sayın Bakanım, tabiî, bu, yani, olay sadece beş on kişi olayı değil; yani, PKK'ya yardım eden bütün insanların âdeta şeyini çıkarmamız lazım gibi bizim; yani, sualiniz, tabiî çok kapsamlı bir sual.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Değil; ben, ortadan kaldırılanları kastediyorum.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bunları siz de biliyorsunuz; yani, biz de sizin kadar biliyoruz. Eğer, birtakım ortadan kaldırılan insanlar PKK'ya yardım ettikleri amacıyla kaldırdıysa, bunu siz de, ben de basından öğreniyoruz; yani, onun dışında benim söyleyeceğim bir şey yok.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Biz, onları basından haber olarak okuyoruz; ama, sizin tespitiniz... Misal verdi arkadaşımız; ben onun birinci adını unutuyorum, Behçet Cantürk veya Savaş Buldan gibi vesaire insanların PKK'ya yardım edip etmedikleri konusunda sizde bilgi yok mu?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Şimdi, efendim şu var. Daha başta da

söyledim. Tabiî, Komisyon Başkanının bir yazısı geldi, o yazı çok genel kapsamlı bir yazıydı, yeraltı dünyasının isimlerinin bildirilmesi diye. Biz, dedik ki, yeraltı dünyası diye bizim bir bilgi havuzumuz yok. Bize ismen sorarsanız, biz, size bildiririz dedik. Şimdi, o zaman Behçet Cantürk hakkında bilgi sorun, PKK'ya yardım ediyor mu, etmiyor mu...

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Anladım efendim. Şimdi, size bir sorum da şöyle. Diyorsunuz ki, terör, antiterör örgütünüz var. Bizim zaten sizden evvel buraya izninizle gelen arkadaşımız da böyle bir teşkilatın sizde bulunduğunu söyledi. Şimdi, birtakım insanlar ölür. Bu insanların sonra nasıl öldüğü de; kayboluyor, Bursa'da bir iş adamı öldürüldü, Doğru Yol Partisinin bir adayı, banker, arabası yakılarak öldürüldü; birtakım insanlar kurşunlandı filan. Bunlar da terörün bir parçası; yani, terör ille bölücü terör... Biliyorsunuz, dünyadaki terör kavramı içerisinde, siz, özellikle bir eski Dışişleri mensubu olarak dünyayı tanıdığınıza göre, bunlar da bir terörün parçası. Siz, bunlarla, şimdiye kadar, şu veya bu şekilde bu tür faili meçhul kalmış olan ve ne olduğu da belli olmayan; ama, içinde başka şeyler kokan; yani, bana göre bugün birçok iş adamı, büyük, zengin, varlıklı adam veya ondan bundan alacaklı olan adamların hayatı tehlikede olabilir; çünkü, bunların ortadan kaldırılanların birçoğunun böyle ilişkileri var. Bunları araştırmak gibi bir şeyiniz oldu mu?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Olmadı; çünkü, onun bağlantısı, kara para, banka sistemi vesaire. O konularda bizim bir çalışmamız olmadı.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Peki, size şöyle bir şey soracağım. Sayın Başbakana bir liste vermişsiniz. O 59 kişilik bir liste. Diyorsunuz ki, bu liste, sizin deyiminizle, zaten açık olan bir listeydi; yani, aleniyet kespetmiş olan bir listeydi. Sayın Başbakana başka bir liste daha vermişsiniz; onu da teyit ediyorsunuz. Bu listeye de, hayatta olmayanlar dahil, sizin ağınıza takılıp da ismi bulunanlar var. Benim tespitime göre, bunların içerisinde bu olayla ilgili bir bakanlık da yapmış, halen milletvekili olan bir arkadaşımızın ismi var; Mehmet Ağar. Bu isim var mı? Bu isim ne sebeple var? Bize bir şey söyleyebilir misiniz? Benim böyle bir tespitim var... Aleniyet dışında...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hangi nedenle?..

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Bizde kaydı olanlar listesinde Sayın Ağar'ın adı var mı? Ne sebeple var?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Yalnız, tabiî, kaydı olan, tabiî, hep bunlar şey konular, kaydı olmak...

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Ben ne kastettiğinizi anlıyorum.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - İlla kaydı olmak keyfiyeti, birisinin suçluluğuna karine veya bir anlam ifade etmez. Siz, bilmeden birisiyle konuşursunuz, onun PKK ile ilişkisi vardır. Eğer, konuşmadan dolayı, siz de ismini şey yaparsanız, siz de onunla konuşmuş olursunuz; sizin de isminiz girer. Olayı böyle, o listeye girmiş olmak, illa bir suçluluğu gerektirmiyor.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Ben zaten suçlu demedim; yani, onu aramıyorum.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Ağar'ın niçin girdiği konusunu ben hatırlamıyorum şimdi.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Yani var mı ismi?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bilemiyorum.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Bu listeyi isteyebilir miyiz?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Onu Sayın Başbakana verdim.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Peki efendim. Son bir sorum var; şu: Gazetelerde ve bize de gönderildi, milletvekillerine, bundan beş altı ay önce, işte, demin de tartışması yapılan MİT raporu diye adlandırılan; ama, MİT raporu olmadığı söylenen -ben, kelimenin de üzerinde durmuyorum, raporu olmayabilir, başka bir şey de olabilir- bir belge intikal etti. Bu belgedeki bilgiler de doğru çıktı; işte nereden çıktı; işte Susurluk kazası, o belgedeki bilgilerin en ince teferruatına kadar doğru olduğunu gösterdi. Bu rapor yahut bilgi notu diyelim, yahut sizin tespitleriniz diyelim, şu veya bu şekilde sizden sadır olmadı ise, bir dört yıldır Türkiye'nin en büyük yasal bir istihbarat kuruluşunun başında bulunan değerli bir müsteşar olarak, bu nereden olmuş olabilir, nereden çıkmış olabilir; bunu araştırma ihtiyacı duydunuz mu? Nereden çıkmış olabilir? Kimdir bu müneccim Türkiye'deki; yani, bu nasıl bir şey, sizin dışınızda birtakım bilgileri veriyor, aylar evvel veriyor ve aylar sonra bir kazayla bütün bu bilgiler doğrulanıyor. Bu kimdir? Neresi olabilir? Kim olabilir?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - İşte, biraz evvel aynı sual geldi, o suale cevap verdim, aynı çerçevede kalıyorum. Bilgi neredeyse, bilgi oradan alınır.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Peki, Tarık Ümit ile ilgili birşeyler sorayım size. Tarık Ümit'in, biz, sizden önceki arkadaşımıza sorduk, kurumunuzla organik bir bağ olduğunu burada bir defa daha saptadık; yani, sizin elemanınız, kullanıyorsunuz, organik bağınız var. Böyle bir eleman kayboluyor. Şimdi, buyurdunuz ki demin, olaya yargı el koydu, savcı el koydu. Bu tamam; ya olaya... Bu zat ne oldu; kim kaçırdı; bu bakımdan el koydu; ama, bu zatın halen hayatta olup olmadığını veya öldürülüp öldürülmediğini veya kimler tarafından bu işin öldürüldüğü, yapıldığı yahut sağsa sağ olup olmadığı -ki, bir hukukçu olarak söylüyorum- bu da 100 yaşını aştığı zaman doğum tarihine göre ölmüş sayılacak, gaiplik kararı alınacak. Burada ailesi de, hiç değilse ölüp ölmediğini, işte, ne olduğunu, akıbetini bilmek istiyor. Sizin bir mensubunuz yıllarca size hizmet etmiş bir kişi olarak, bunun akıbetini araştırmak şeyinden niye sarfınazar ediyorsunuz; yani, bana o sözünüz çok tatminkâr gelmedi; savcı, yargıç el koydu; ama, siz de istihbarat birimisiniz; her türlü istihbaratı alıp, nerede nasıl olduğunu öğrenmek gibi bir şeyiniz var, bize göre veya diğerlerine göre, yargıçların ve savcıların daha fazla, bunun niye peşinde değilsiniz ya da niye bu işin üzerine gidip, bunu, sağ mı, değil mi, kim öldürdü, ne oldu, hiç değilse arşivinizde yer olması bakımından bir çalışmanız olmadı mı, olmuyor mu?

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Bir de meslek dayanışması...

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Meslek dayanışması tabiî...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Şunu teyit edeyim, bir defa meslektaşımız değil; haber kaynağımızdı. Benim mensubum, benim kadromdan, devletten maaş alan kimselerdir. Tarık Ümit'in böyle bir sıfatı hiçbir zaman olmamıştır. Benim kadrolarımda yer almış birisi değildir. Binlerce olan haber kaynağımdan bir tanesidir; yani, daha fazlasını söylemiyorum.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Affedersiniz; yani, sorduğum sorunun devamında, yani ilgilenmek ihtiyacı başka türlü hiç duymadı mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır, onu ilgili makam dışında, ne idiyse müracaat yapılmış, ondan sonra jandarma kim idiyse tahkikata başlamış, o tahkikatın sonunun gelmesi lazım.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Soruyu şunun için sordum. Acaba karşınıza, üzerine gitmemeniz gereken kişiler mi çıkıyor da bu kalıyor; onu soruyorum.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır efendim. Sadece nerede olabilir diye sorulduğunda, sorulmuş, o kadar. Onun dışında, oradan hareketle bazı sonuçlar çıkarmamak lazım.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Nerede olabilir diye kime sorulmuş?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - İşte, diğer arkadaşımın verdiği bilgi öyle.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Sizin o zaman bir bilginiz var mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL-Hayır, hayır...

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Onun verdiği bilgiye göre poliste çıkıyor, değerli arkadaşımızın verdiği bilgiye göre polisin elinde, onun için soruyorum.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Onun nerede olduğunu bilmiyoruz.

MAHMUT YILBAŞ (Van) - Araştırma kurumsal değil dedi Sayın Müsteşarımız.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - İyi ya, arkadaşımızın verdiği bilgiye göre ben, Sayın Ağar'a telefon ettim, bu Abdullah Çatlı'nın elindedir; bunu oradan alır mısınız deyince; o da "olmaz öyle şey; ben, bu işe bakayım" dedi dedi.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Biraz önce de bahsedilen Tarık Ümit ile ilgili gerek Mehmet Ağar'ı gerekse İbrahim Şahin'i, Eymür tarafından yapılan telefondan sizin haberiniz var mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Haberim var.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - O zaman bu yeni değil, o zamanki günlerde.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Yani, o zaman gündem demiydi, önümdemiydi bilemiyorum; ama, şimdi var, şu an var.

NİHAN İLGÜN (Tekirdağ) - Efendim, ben, şimdi genel bir soru soracağım. Sayın Başkan, konuşmalarında da ifade ettiler, hem zabıtlarımızda da var. MİT bilgi toplama babında sokakta herkesle, insanın her çeşidiyle temas halindedir. Sizin konuşmanızda da herhalde kravatlı adamdan bu bilgileri toplayacak değil; bu işlerle ilgili olan insanlardan daha çok bilgi alırlar. Şimdi, ben şunu soruyorum. Mesela, Çatlı, Türkiye'de bir olaya karışmış, İnterpol tarafından aranan bir insan ve MİT, bu arkadaşımızdan bilgi almış, bilgi toplamış, hatta bir örtülü bir operasyonda da kullanmış; fakat, sonra bu arkadaşımız bir başka olaylara karıştığı düşüncesiyle, tespitiyle devre dışı bırakılmış. Tabiî ki, MİT, bu arkadaşımızın kimliğini biliyor, gerçek kimliğini kullandığı isimlerde İnterpol tarafından aranan bir insan. Şimdi, devlete, ülkeye verdiği zarar, MİT'e verdiği bilgilerden çok daha fazla. Aynı olay Tarık Ümit'te de var; Tarık Ümit'i de kullanıyor, bilgi topluyor; ama, Tarık Ümit'in, yaptığımız tespitlerde, karapara aklamadan tutun da, her türlü eroin kaçakçılığına varan bu tip olayların içinde. MİT'in Tarık Ümit'ten alacağı bilgiler, bu ülkeye verdiği eroinle, kaçakçılıkla, karaparadan çok mu fazla ki, bunun gerçek, bu kötü hizmetlerini kimliğini açıklayıp bu arkadaşımızın emniyet tarafından veya yetkililer tarafından tutuklanmasını sağlamıyor? Niye yani? Ben, bilgili alayım; ama, bu adam ne yaparsa yapsın, ülkeye ne zarar verirse versin -ama, şu düşüncede, ama bu düşüncede- bana göre, benim ülke anlayışıma, sevgime biraz ters düşen bir olay gibi geliyor bana; yani, ben bilgimi toplayayım; ama, öbür tarafta verdiği zarar da ne olursa olsun. Bu yanlış değil mi yani?

BAŞKAN - Yeşil pasaport veriliyor...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Efendim, iki şeyi bir defa düzeltme ihtiyacı duyuyorum. Bir defa birinci ifade ettiğiniz hususlar var. Çatlı konusunda biraz evvel bana sorulan suale benim verdiğim cevap var; gayet netti. Siz, bir varsayımdan hareket ediyorsunuz; Çatlı'nın şöyle böyle kullanıldığı vesaire... Ben, biraz evvel, size, bunun böyle olmadığını, benim bu konuda bilgim olmadığını söyledim...

NİHAN İLGÜN (Tekirdağ) - Efendim, ama, sizin bir yetkilinizin burada kullandığına...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - O kendi şahsî fikri, kendi şahsî değerlendirmesidir. Ben, burada dediğim gibi MİT Müsteşarı olarak bulunuyorum ve cevabım gayet netti o konuda. İkinci husus, tabiî, vatanseverlik herhalde Millî İstihbarat Teşkilatı mensuplarının bu konudaki şeyinden herhalde hiç kuşkunuz olmaz.

NİHAN İLGÜN (Tekirdağ) - Şüphemiz yok...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Fakat, ben, şurıu ifade etmek istedim. Haber neredeyse, biz oradayız. Bu ilkedir; bütün istihbarat örgütleri için ilke budur. Üçüncü husus, eğer, bir suç işlemişse, bir zanlıysa, onun yakalanması, bizim kadar, temas ettiği ve asıl yakalamakla sorumlu olan diğer makamların da görevidir. O itibarla, böyle bir suçlamayı...

NİHAN İLGÜN (Tekirdağ) - Hayır, yanlış anlamayın; ben suçlama olarak söylemiyorum; yani, benim ölçülerime göre bir bilgi alma uğruna adamın Türkiye'ye yapmış olduğu kötülüklere görmemezlikten gelme olarak söylüyorum. Ben, kendi ölçülerime, kendi terazimde tartıyorum yani olayı.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır efendim. Bizim de o konuda haliyle ölçümüz var; fakat, şunu ifade ediyorum. Bunu bize niye söylüyorsunuz ki, asıl tevkif etmekle mükellef olan kuruma söylemiyorsunuz bunu?

NİHAN İLGÜN (Tekirdağ) - Ona da söyleyeceğiz efendim. Biz, burada her kurumla...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Benim görevim tevkif ettirmek değil, benim görevim, ondan haber almak; bana kanunen bu yetki verilmiş.

BAŞKAN - Yaşar Bey, sorunuz var mı?

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Ben, tabiî, başka bir şey sormak istemiyorum; çünkü, Sayın Müsteşar, bize bilgi vermemekte ısrarlı; yani, onun için bir şey sormak istemiyorum. Sayın Müsteşar çok sevdiğim bir insan, beraber çalıştık, sevgim saygım sonsuz, ciddî söylüyorum; ama, bilgi vermemekte ısrarlı. Bu komisyonun göreviyle mütenasip...

MAHMUT YILBAŞ (Van) - Mesele satır aralarını okumak; onu da siz, gayet iyi

yaparsınız. Hayırlısı olsun.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Sayın Müsteşarım, bu kadar konuşmadan sonra, ben daha farklı bir yönünü, tabiî ki, siz birçok olayları biliyorsunuz, birçok olayın içerisindesiniz, dört senedir de bu görevdesiniz. Kendi yorumunuz olarak, bugün Türkiye'de şu olayların içerisinde MİT olarak yeterli misiniz; teknik olarak, çalışma bakımından yeterli misiniz? Nasıl görüyorsunuz kendinizi?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Efendim, tabiî, istihbarat konusu, hele Türkiye gibi bir ülkede istihbarat yapmak fevkalade zor, şartları zor; iç dinamikleri çok hareketli, bir sürü iç problemi var, dış problemi var; yani, böyle bir ülkede istihbarat hiçbir zaman yeterli olmaz, hiçbir ülkede, hiçbir yönetici istihbaratın yeterli olduğunu söylemez. Tabiî, bu saptamayı yapıyorum. Bunun dışında, bu olan biten olaylar için de, zaten daha önce de söyledim; bizim yetki alanımız dışında cereyan eden birtakım olaylara, biz, endirek olarak müdahil olmak durumunda kalıyoruz bu olayların süreci içinde; fakat, eğer, denirse ki, bu yaşadığım olaylardan, tecrübelerden sonra, işte MİT Müsteşarlığı devlet içine sızabilecek, eğer sızmışsa, yahut bu tür yapılandırmalara karşı mücadelede ayrıca görevlendirilsin; o ayrı bir görevdir; ama, bize verilmemiş olan, bize kanunen verilmemiş olan bir görevi, biz kendiliğimizden üstlenme durumunda değiliz; yani, yetersizlik belki buradan kaynaklanan bir yetersizliktir; fakat, genel anlamda, haliyle istihbarat, dediğim gibi Türkiye gibi bir ülkede istihbarat fevkalade güç koşullarda yapılan bir husus. Biz, o açıdan gayet olumlu adımlar atma aşamasındayız, bir kısmını attık; bu hem insan kalitesi hem teknik imkânının artırılmasında ... bir faaliyettir. Bu alanda atacağımız, güçleneceğimiz ölçüde istihbaratın kalitesi de artacaktır.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Peki, bu artışla birlikte, siz, siyasî olarak da verilecek olan görevlerin de artacağını düşünür müsünüz?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL-Şimdi, efendim, tabiî, söyledim; fakat, tabiî, biz, hiçbir zaman bir hükümet komiseri olamayız. Biz, hiçbir zaman devletin diğer kurumlarının yerine geçerek devletin kurumlarını teftiş etmek veya onları incelemek, sorgulamak, araştırmak gibi bir yetki verilmemesi lazım. Zaten demokratik yapı içinde bunun verilmemesi lazım. Biz, öyle bir yetki arayışı içinde de değiliz.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Biraz önce diğer istihbarat kurullarıyla birlikte bu kadar sıkıntılı birçok istihbari bilgi olan bir ülkede çalışmak lazım dediniz. Bu istihbari kuruluşlarla tatlı rekabet uygundur dediniz. Tabiî, o çerçevede onların da faaliyetlerini uzaktan izlemek gerekir diye düşünüyorum. Dolayısıyla, JİTEM kapatıldı. Sizce, o JİTEM'in kapatılma nedeni nedir?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - O konuda herhalde en iyisi niçin kapatıldığını, kapatan yetkiliye sormak lazım.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Peki, her seferirıde bugünkü konuşmalarınızda tekrarladığınız, MİT'in de görevinin öyle olması gerektiği, sadece bilgi toplama gerektiğini söylüyorsunuz. JİTEM'in istihbarat örgütünün faaliyetlerinin yurtdışına taştığı hakkında bir bilginiz var mıydı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Yok; fakat, biz, hep uyardık; gene de uyarıyoruz. Sayın Başbakana verdiğimiz... Bu, sadece merkezî bir organ tarafından yürütülmesi gereken bir operasyondur, operasyon türüdür. Bu konuda hep biz dikkati çektik.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Peki, haber almak üzere kullandığınız kişileri, bir süre kullanıp sonra bırakır mısınız, yoksa getirdiği haberler doğrultusundaki izleniminizle onu devam ettirir misiniz?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır, gayet şeydir bu, motivasyona bağlıdır. Haber getirme niteliği kaybolunca, verdiği haberlerin niteliği şey olunca keseriz ilişkiyi; hiç tereddüdümüz yoktur o konuda.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Peki, kimleri kullanırsınız daha çok.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Herkesi.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Haber getiren herkesi, vatanı seven...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Motivasyonu, vatan sevgisi veya başka motivasyon...

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - O çerçeveden, bugüne kadar, ülkücü görüşleri olan kişileri kullandınız mı? Çoğunluk mudur?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Yani, öyle bir kategori şey yapamam, öyle bir sınıflandırma yapamam.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Peki, Haluk Kırcı ile MİT'in bir ilişkisi var mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Benim bilgime göre yok.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Yani, söylemek mi istemiyorsunuz, yoksa bilginiz mi yok?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır, yok. Bendeki bilgiye göre yok.

SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) - Peki, teşekkür ederim.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Sayın Müsteşarım, sizi çok yakından tanıdığımızı zannediyorum. Son derece siz başarılı bir diplomatsınız, çok entelektüelsiniz, 4 yılı aşkın süredir de, başarıyla ülkemizin önemli bir kurumunun da başındasınız ve dolayısıyla da, bugün, aslında, siz ve biz, kişisel olarak siz, temsil ettiğiniz kurumun ortak bir noktada, çok önemli bir görevi yerine getirmek zorundayız. Biz sadece sizin bilgilerinize başvuruyoruz ve sizin vereceğiniz bilgiler -ki, ülkemizin tek ve en önemli, en güçlü istihbarî kurumudur- Türkiye Büyük Millet Meclisince, yani, demokrasinin varlığının hem sembolü olan -sizin de demokrasiye inandığınızı çok iyi biliyorum- Türkiye Büyük Millet Meclisince, yasadışı örgütlerin devletle olan bağlantılarıyla, Susurluk'ta meydana gelen kaza olayını araştıran bir kurum olarak, sizin verdiğiniz bilgilerle biz önümüzü açacağız. Ben, Sayın Topçu'nun sitemine daha sonra yorumlarımla katılacağım, ama, şimdi öyle bir şey söylemek istemiyorum. Çünkü, çok önemli bir şey söylediğiniz kanısındayım ve bunu açmanızı bekliyorum. O da, Sayın Başbakana vermiş olduğunuz -yanlış algılamamışsam- dosyada ya da bir raporda ya da bilgi formunda -nasıl adlandırıyorsanız; çünkü, rapor deyince böyle bir şey yok ya da dosya deyince böyle bir şey yok denebiliyor çok kesinlikle- orada diyorsunuz ki, devletin içinde kontrolsüz güçlerin varlığı ve bu güçlerin, bazı istenmeyen faaliyetler içerisinde olduğu ve bu güçlerin, güvenlik güçlerinin de, resmî güçler dışında devlet adına kullanıldığı yolunda ciddî bir dosya sunduk diyorsunuz. Ama, bunu, sadece karinelerle, basında çıkan bilgilerle toparladık diyemezsiniz. Yani, ben, böyle deseniz, böyle demiş olsanız ya da böyle algılamış olsam dahi ben bunu kabul etmem. Çünkü, siz, hep, dayandığınız yasaya göre bilgi vermek ve en doğru bilgiyi vermek zorunda olan bir kurumsunuz. Dolayısıyla, bu, bir çalışmanın sonucunda ve sizin bağlı olduğunuz en üst amirinize verdiğiniz bilgi, bir çalışmanın sonucunda verilen bir bilgidir. Dolayısıyla, bunun kesinliğine inanmadan, böyle bir bilgiyi, bir duyumdur diye, ham bilgidir diye veremezsiniz, vermemiş olmanız gerektiği düşüncesindeyim. Dolayısıyla, bunu aşmanızda bizim varlık nedenimiz, kuruluş nedenimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve bütün ülkenin aylardır araştırdığı neticeye varma doğrultusunda önemlidir. O anlayış içerisinde, ben, biraz daha sizden bu konuda daha açık bilgi vermenizi rica ediyorum. Ondan sonra bir iki kısa sorum olacak.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Sayın Bakanım, şahsım hakkında kullandığınız güzel kelimeler için çok teşekkür ederim. Fakat, bu hususu bir... ihtiyacı içindeyim; çünkü "dosya" dediniz; ben, dosya veya bilgi notu diye şey yapmadım. Ciddî emare olarak tespit ettiğimiz bazı hususları bildirdik dedim. Ciddî emareler bulunduğuna dair, ciddî emareler bulunan hususlardan bir tanesi de, sizin ifade ettiğiniz konuydu. Yani, biz, bu konuda, ne bulgu ne delil, sadece emare...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Ben de söylemiyorum; yani, şudur budur demiyorum.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - ...sadece bunun böyle olduğuna dair emareler var dedik. Yani, bu birliktelik, normal bir birliktelik değil Susurluk kazasında...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Bu emareleri araştıracak olan kuruluş burası. Bu emareleri bizlere de söylemenizde yarar var.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Efendim, Sayın Bakanım, tabiî, emareler, ancak, delillendirildiği ölçüde ortaya çıkar. Delillendirme aşamasında da -izin verin- DGM İstanbul'da faaliyete geçti. Yani, yargının yolu açıldı. Yargı bu konu üzerine eğildi. Yani, yargının yerine ne biz ikame edebiliriz. Yani, yargı...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Ama, yargının görevi ayrı, bir araştırma sonucunda yargıya destek olmak farklı. Yargı, oturacak, adamları çağıracak, onlardan bunu bunu almayacak; siz de, onların önüne bazı karineleri, bazı bilgileri koyacaksınız ki, yargı ona göre yönlensin.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Yargının metotları da farklı. Mesela, siz tanık ismi vermezsiniz; ama, yargı tanıklar bulmak mecburiyetinde. Tanık bulmayınca yargı nasıl...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Ve bu bir yere varamaz; biter bu iş, kapanır. Zaten bu Komisyonun kurulmasının nedeni de, kapanmasın, araştırılsın, var olan bilgiler ışığında bir yerlere gidilsin. Bu emareler ortaya konulsun.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Benim, o konuda... Yani, emare olarak...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Yani, devletin içerisinde kullanılan, yasadışı bir şekilde kullanılan güçlerin olduğunu siz emarelerle tespit ettiniz.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Evet, bu açık kaynaklarda. Sayın Bakanım, siz de tespit ettiniz bunu. Hep beraber bu konuları görüşüyoruz, konuşuyoruz. Yani, biz, bunu, sadece üst makama intikal ettirdik.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Böyle bir oluşum var diyoruz...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bir oluşum var. Görünüyor ki, bu kazada çıkan silahlar vesaire filan, bir sürü olay, böyle bir şeyin olabileceğinin emaresi diye biz tespit ediyoruz. Siz de, bu konu üzerine şu veya bu şekilde gidin dedik. İdarî açıdan tahkikat açın, muhakkik mi tayin edilir, onu gerektiğinde şey yapın, yargının yolunu açın ve bu meseleler ortaya çıksın dedik. Bizim elimizde bilgi, bulgu, delil olsaydı biz bunu zaten ortaya koyardık.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Ama, Sayın Müsteşarım, sizin kurumunuzun varlık nedeni nedir? Biraz evvel de söylediniz, saydınız; içeride veya dışarıda bir fiiliyatı yapan kişinin bilgisini almak, bu kişinin isrııini de vermek. Biz, Yaşar Topçu'nun bu faaliyeti, bu güçü yönlendiren kişi olduğunu tespit ettik, bunun doğru olup olmadığını siz bulun diye gerekli başka kurumlara söylemeniz. Örnek olarak veriyorum. Bu noktaya kadar istihbarat görevi bu değil midir? Ben yanlış bilmiyorsam.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - "Fikri Sağlar" diye ver örneği.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Peki "Fikri Sağlar" diye vereyim.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Efendim, yani, tabiî hep aynı noktaya geliyorum. Yani, bu karşılaştığımız olay, acaba, bizim, şimdiye kadar yürütmekte olduğumuz faaliyetler açısından ne ölçüde bize yakın bir olaydı. Yani, bizim -dediğim gibi, biraz evvel de saydım- yürüttüğümüz faaliyetler var; 5 alanda haber toplayıcılığı...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Ama, bu faaliyetler, işte bunları getireceksiniz.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Ama, Sayın Bakanım, bu şey anlamına geliyor. Âdeta...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Yani, siz, ben bunların isimlerini ya da o emareleri size söyleyemem diyorsanız, biz, bunun için bir şey söylemeyeceğiz. Doğru söylediğiniz yerden gidip almaya uğraşacağız, sizden almayacaksak. Yani, bunu söylemekte çok rahatsınız; bilgi vermek için buradasınız. Dersiniz ki, ben, bu yasaya göre, kendi sorumluluğum içerisinde bu emareyi, bu kişileri Sayın Başbakana verdim, ben söyleyemem, siz gidip oradan alın. Biz de, gidip oradan almaya çalışalım.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Ben bunu söylemiyorum yalnız efendim. Ben...

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Sizin sorunuza bir ilave olarak söylüyorum ben. Tamamlayıcı olarak, özür dilerim, hakkınızı gaspettim belki. Devlet içinde böyle bir emare var diyorsunuz; yapılanma noktasında kontrolsüz bir yapılanma var; böyle bir emarenin işaretleri var diyorsunuz. Bu işaretleri de, biz, açık kaynaklardan elde ettiğimiz bilgilerle yorumlayarak söylüyoruz diyorsunuz. Yorumunuzun arasında şu var mı acaba? Bu yapılanma, devleti istediği tarzda yönetmeye yönelik bir yapılanma mı sizin yorumunuza göre -cevap vermeyebilirsiniz tabiî- yoksa, şahsi veya kişilerin özel menfaatlerini temine yönelik bir yapılanma mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Sayın Milletvekilim, siz bana sonucu soruyorsunuz. Yani, bu söylediğiniz husus sonuç olacaktır. Bütün yürütülen bu faaliyet, araştırma, soruşturma, yargı, idarî tahkikatın sonucu, bu sizin bu söylediğiniz husus olacaktır. Yani, bu iş bitmeden, bu süreç bitmeden ben bu sonucu söyleyemem. Yani, siz, istihbarat... Onu bir düzeltme ihtiyacı duyuyorum. Yani, istihbarat başkanı olmak, illa, yürütülmekte olan bir sürecin varacağı sonucu peşinen ortaya koymak...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (içel) - Hayır; tabiî, mutlaka, o sonuca gidecek olan yalnız köprüleri, taşları bilmeniz demektir. Yani, sizin, biraz evvel -özür diliyorum ama- bu söylediklerinizi bugün artık Türkiye'deki herhangi bir köyde kahvede oturan vatandaş da biliyor; devletin içerisinde bir örgüt var, devletin adını da kullanıyor ve bunlar da çıkar sağlıyorlar. Bunu o da biliyor; ama, ayrıca dönüyor diyor ki: Türkiye Büyük Millet Meclisi, sen bu örgütü bul, bu adamları da ortaya çıkar. Size de biz diyoruz ki, bu ülkenin en üst çatısı olan Parlamentonun insanları, yani, bizim aracılığımızla Başbakana diyoruz ki, kurumumdan bu bilgiyi al. Bu kurumun başında sizsiniz. Bu noktaların içerisinde... Ve boşa da söylemediniz "59 kişinin ismi var, bunu verdik" dediniz. Yani, şimdi, ben çok fazla sizi zorlamak istemiyorum. Söylediğiniz çok önemli şey bence; devletin içerisinde bu ülkenin en önemli kurumu istihbarat örgütünün başı olarak siz diyorsunuz ki, yasadışı faaliyet gösteren bir örgüt var ya da örgütler var ya da kişiler var ve bunlar da, çıkar elde ediyorlar; ama, bu çıkarların nasıl olacağını bilemiyorum. Çünkü, altında önerileriniz var: "Bir merkezden yönetilsin, engellensin" der gibi. Bu öneriler de, belli karineleri de vererek yapılır. Yani, şunu kaldırırsanız, bu merkezden operasyonlar, merkezden ya da merkezî hale gelir, merkezden kontrol edilebilir. Öyle değil mi Sayın Müsteşar?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Evet.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (içel) - Yani, verdiniz bu karineleri de?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır; karine efendim...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (içel) - Yahut işte bu emareleri de?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Emare... Tekrar aynı şeyi söylüyorum.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (içel) - Biz, Sayın Başbakandan verdiğiniz bu bilgileri alsak, bu Komisyon yerine getirebilmede önemli bir adım atabilir mi?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır efendim; tek başına mümkün değil; yani, yürüyen başka bir sürü şey var. Benden sonra Emniyet Genel Müdürünü dinleyeceksiniz. Emniyetin kendi içinde yürüttüğü tahkikatlar var.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (içel) - Ona da soracağız.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Yani, bütünüyle beraber, yargının başlattığı bir sürü süreç var. Yani, bunlarla beraber bir kanaate varılacaktır.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Sayın Bakanım, izin verir misiniz, soruyu bir de ben şöyle tekrar edeyim de. Sayın Başbakandan biz izin alsak, siz bize bilgi verir misiniz?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bunun dışında bir bilgi vereceğimi zannetmiyorum Sayın Bakanım.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Ben anladığım kadarıyla, siz, elinizdeki bütün bilgileri, muvassal bir şekilde, bildiğiniz kadarıyla, Sayın Başbakana ileteceksiniz. Orada n alabilirsiniz demeye getiriyorsunuz.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır, ben öyle bir telkinde bulunamam.

BAŞKAN - Fazla şey yapmayalım. Yani, ben soruyu yönlendirmiyorum. "Cevap vermeyebilirsiniz" diye de bazı arkadaşlarımız soruyor. Cevap vermemek de bir cevaptır hukukta. Onun için, fazla şeye gitmeye gerek yok.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Peki efendim. Ben, kısa kısa birkaç soru daha sormak istiyorum.

BAŞKAN - Çok kısa olsun.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Bildiğiniz bu bilgiler içerisinde, yani, siz, bizlerden çok fazla konuda bilgiye sahipsiniz. Bu bilgiler içerisinde, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu gibi suikastleri yeni baştan inceleme doğrultusunda bir düşünceniz var mı? Yani, istihbarat kaynaklarınıza bu yönde bir daha bakma doğrultusunda bir düşünceniz var mı ya da bir çalışmanız var mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - O dosyalar zaten kapanmamış dosyalar. Tabiî, yani, istihbaratçı, ilke olarak, kuşkulu olmak durumunda, her kuşkuyu göz önünde tutmak durumunda. Yani, bu olayların nasıl gelişeceğini bilemiyorum; ama, yeni bir bakış açısı... Biz her şeyden kuşkulandığımız için bu da bir bakış açısı getirebilir; fakat, o dosyalar zaten açık olan dosyalardır, üzerinde çalışılan dosyalardır.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Efendim, bu, Sabancı cinayeti sanığı olan Mustafa Duyar'ın MİT'te sorgulandığı basırıda yer aldı. Doğru mudur? Yani, Şam Büyükelçiliğine 12 Aralıkta teslim olduktan sonra MİT tarafından sorgulandığı, ondan sonra Emniyete verildiği doğru mudur?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Açık kaynak haberi... Yani, onu...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - O zaman, sizin sorgulama yetkiniz var.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır; dışarıda, yabancı ülkede yakalanmış olan, yani, kontrespionaj açısından, yabancı bir servisin faaliyeti açısından acaba etkisi var nıı, yok mu... Bizim kanunî yetkimiz, o zaman, yabancı, Türk vatandaşı, kim olursa olsun sorgulama yetkimiz var tabiî. Kontrespionaj konusunda.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (içel) - İyi ama her şeyi onun içerisine sokabilirsiniz.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır; yani...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Yani, sorgulama yetkiniz var... Anlıyorum...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Ama, bunu şey yapalım; yani, bunu genelleştirip de... Benim söylediğim çok önemli. Biraz evvel, 5 faaliyet dalını sayıyorum. Bunlardan bir tanesi kontrespionaj diyorum, siz bunu genelleştirirseniz, o zaman...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Hayır, ben genelleştirmiyorum. Peki, Mustafa Duyar'ın -Sabancı cinayeti sanığı- bunun kontrespionajla ne ilgisi var?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Niye?.. Dev-Sol'un Suriye servisiyle ilişkisi konusu benim merak konum.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Anlıyorum tabiî, sizin konunuz; hangisinin nereye sokulacağını siz bilirsiniz, ben bilemem. O anlamda... Yani, siz bunu sorguladınız. Ben onu öğrenmek istiyordum.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Herhalde, merakımızı zahir ettik.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Bir başka şey daha söylemek istiyorum. Abdullah Çatlı'nın kullanıldığına dair, siz bize doğrudan sorarsanız kullanıldığına dair bilgi vereceğiz dediniz.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Kullanılıp kullanılmadığına...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Kullanılıp kullanılmadığına dair bilgi vereceğiz dediniz. En azından şunu söyleyeyim; siz istihbarat örgütüsünüz ve bu konuda da...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Sayın Bakanım, tekrar düzeltiyorum; kullanılıp kullanılmadığı bile değil, Abdullah Çatlı bilgisi varsa bilgi havuzumuzda, onunla ilgiyi veririm dedim. Kullanılmadığını söyledim ve bilgi varsa bilgi de arz ederim.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Efendim, zaman zaman, Millî İstihbarat Teşkilatı mensupları ya da antetli kâğıtlarla, kamuda çalışan kişilerin belli faaliyetlerde olduğuna dair, ilgili yöneticilere bilgi gelir ve onları bu faaliyetlerden men edin diyerek de bir uyarıda bulunulur. Bizim elimize de geldi. Yani, ben bunları yaşayan birisiyim. Nitekim, Sayın Çiller Başbakan iken "devlette 966 tane PKK yanlısı var" diye ilan yaptı -ben çok iyi hatırlıyorum- bu bilgileri de, istihbarat örgütlerinden aldığını söyledi ve bir Başbakanın yapabileceği en ciddî açıklamalardan bir tanesidir, kabul edilmesi gerekir bir Başbakan yaptığı için. Dolayısıyla, isimlerine varıncaya kadar bazı konularda bilgi sahibi olunduğuna göre, ben, Abdullah Çatlı'nın, Mehmet Özbay kimliğiyle Emniyet teşkilatında görev aldığının, devletin istihbarat örgütleri tarafından bilinmemesini kabul edemiyorurn.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Sayın Bakanım, siz de söylüyorsunuz "PKK'lı şu kadar sayı" diye. Eğer, Abdullah Çatlı'nın, PKK'yla bir ilişkisini tespit

etmiş olsaydık onu da şey yapardık.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - İstihbarat örgütü, sadece PKK'ya doğru mu yönlenmiş?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Sayın Bakanım, baştan itibaren, ben, bizim faaliyet alanlarımızı sayıyorum. Yani, onun dışında...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Ben özür dilerim... Sadece PKK'ya göre mi yönlendiriliyor?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır, saydım baştan itibaren. Bölücülüğe karşı dedim, Anayasa rejimi, teokrasiye karşı, ideolojik bir değişik, Marksist, Leninist, ulusal terör ve kontrespiyonaj. Bunu saydım ben.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Yani, 7 TİP'li cinayetine karışmış, Abdi İpekçi'nin ölümüne karışmış, Interpol tarafından, uyuşturucudan dolayı aranan

Abdullah Çatlı'nın, istihbarat örgütünün görev alanlarından hiçbirisine girmediğini böylelikle öğrenmiş oldum ben.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Girip girmediğini, bize düşmüş olan, benim havuz bilgimde Abdullah Çatlı olan mevcut bilgileri varsa vereceğim diyorum.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Yani, ben buradan şuraya varmak istiyorum. Bu kişinin varlığı biliniyorsa, neden yetkili yerlere bilgi verilmedi, bu kişinin zararlı bir kişi olduğundan dolayı ya da bu kişi bilinerek kullanıldı devlette. Bu da, bizim konumuz içerisinde önemli bir yer tutar diye ben o anlamda sordum size.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Sayın Bakanım, buyurduğunuz yerde bir yorum getireceğim izin verirseniz. Eğer Abdullah Çatlı kendisini -biraz evvel de söyledim- kendisini tutuklamakla yükümlü olan birisiyle beraberse, zaten bizim yadırgadığımız manzara da o manzaradır. O zaman, siz, bunu, niçin bize haber vermediniz diye...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Ben onun için soruyorum; niye haber vermediniz?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır; ama, asıl yakalamakla görevli olanın yanında olan yakalamıyorsa...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Yakalamıyorsa, onun bir üstü var; sizin üstünüz, sizin...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Onlar yapmadığı için bizim üzerimize veriyorsunuz.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Hayır, ben sizin üzerinize vermiyorum Sayın Müsteşarım. Sizin amiriniz Başbakan, öyle değil mi?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Tabiî.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Siz, her zaman, her bakanlığa, Başbakan aracılığıyla dağıtmış olduğunuz bilgi içerisinde böyle bir kişinin olduğunu bildirebilirsiniz. O da, Başbakan da, ya bunu sümenin altına koyar ya da İçişleri Bakanlığına tevdi eder, Emniyet Genel Müdürü ne yaparsa yapar. Böyle bir işaret olup olmadığını soruyorum. Bilginiz dahilinde mi, değil mi?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır, bilgim dışında. Yani, bilgim dışında olduğunu şey yaptım. Sadece başka bir kuruluştan bize, ilgilinin, Abdullah Çatlı'nın böyle bir şey yapmış olacağına dair, dosyamızda bilgi olduğunu söyledim. O bilgi var. Onun dışında, Abdullah Çatlı'nın hangi isim altında, nedir, nasıl kullanılmış, o konuda bizim...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Peki efendim. Ben, Gonca Us, Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı veya Sedat Bucak'la ilgili, MİT'te herhangi bir çalışma yapılmış mıdır, o konuda bir bilgi öğrenebilir miyim? Yani, bunlar kimdir, evlerinde neler vardır, evleri şöyledir, bu şekildedir, aranmış mıdır filan diye bir bilgi var mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Bir şey sorabilir miyim. Abdullah Us, sizin mensuplarınızdan bir tanesi midir? Ben size şimdi isterseniz söyleyeyim, kaydedin, sonra gidince bulursunuz.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Söylemem sözkonusu değil. Zaten, ne yazılı ne sözlü açıklayamam. Yani, mensubumuzu açıklayamam.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Bende bir belge var da. Güvenlik biriminizde terfi etmiş, onun için soruyorum. Gonca Us'la bir ilişkisi var mı? Yani, kardeş midir, ağabey midir, amca çocuğu mudur, o anlamda soruyorum.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bizde, bilmiyorum, amiyane tabirle, dokuz göbeğine kadar tahkikat yaparız birisini alırken.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Ama, yani, Gonca Us'u bilmiyordunuz.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - O zaman bilmiyorduk. Yani, soyadı benzerliğini ortaya atıyorsunuz. Ona bir bakarız.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Ona bir bakar mısınız diye soracağım. Gonca Us'un, İzmir Güzelyalı Mahallesine kayıtlı olduğu ve Ünver ve Gül kızı olduğu, yani, Abdullah Us'un da, böyle, Ünver ve Gül'ün oğluysa ya da onlarla

bir akrabalığı varsa, bir bakarsanız...

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bakarız tabiî, teşekkür ederiz. Bizde emniyet görevlisi dediniz öyle mi?

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Güvenlik görevlisi. Sınıf uzmanlığa yükselenlerden, 1989, 3155 numaralı Abdullah Us, Güvenlik Daire Başkanlığına bağlı birimde çalışıyormuş.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Bir soyadı benzerliği, bakalım tabiî.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Lütfen...

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Bu da bir istihbarat Sayın Müsteşar.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Teşekkür ederim. Herkes böyle yardımcı olsa, bu işi daha iyi götürürüz.

BAŞKAN - Sayın Valim, buyurun.

MAHMUT YILBAŞ (Van) - Sayın Müsteşarım, vakit bir hayli ilerledi. Verdiğiniz bilgiler için ben teşekkür ediyorum. Ciddî bilgilerdi. Yalnız, çok kısa bir sualim ve mümkünse de kısa bir cevap, yorulmadan. Deniliyor ki, Başbakanlıkta özel istihbarat bürosu var; Doğu Perinçek'in o şemasında var. Böyle bir bilginiz var mı?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır, yok.

HAYRETTİN DİLEKCAN (Karabük) - Gene, Doğu Perinçek'in ortaya atmış olduğu, Aydınlık'ın ortaya atmış olduğu bir iddia diyelim; Eşref Bitlis araştırma komisyonu. Bu konularda bu değerlendirmenizi veremez misiniz? Bu sizin için sakınca ifade eder mi?

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Raporu takdim ettiğim makamın onu aslında size de iletmesi lazım. Başta da birtakım hususları dahi açıklarken, yani, doğrudan doğruya, sunduğumuz rapora atıfta bulunmaksızın, benim şahsî fikrimmiş gibi söyleme yoluna gittik; yani, öyle ortak bir mutabakata vardık. Tabiî, bu bütün tutanak olduğu gibi çıkınca, bunun böyle olmadığı da ortaya çıkacak. Yani, Başbakana sunduğum belgeden size bilgi sunduğum da ortaya çıkıyor. O açıdan da, ben doğrusu... Onu şeyden almanız çok daha..

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Sayın Müsteşarım, ben o fikrinize katılmıyorum. Başbakana verdiğiniz bilgi, sizin değerlendirmeniz. Sizin üstünüzden, bize bilgi vermek için izin almanız için, bu bilginin gizli bilgi olması lazım. Ben bu bilginin gizli bilgi olduğu kanaatinde değilim. Devlet sırrı olursa, bu, o zaman... Çünkü, biliyorsunuz, ben aynı zamanda hukukçuyum, arkadaşlarımın kanaati, bilmiyorum, bana göre pek öyle değildir; ama, iyi bir avukat olduğumu falan söylerler zaman zaman. Ama, yasa düzenlemesini iyi bildiğimi sanıyorum; çünkü, şimdiye kadar hiçbir yanlışımız olmadı. Şimdi, sizin üstünüzden izin alarak bizimle konuşmanız, yani, Başbakana aktardığınız bilgileri vermeniz için, bunun devlet sırrı niteliğinde olması lazım. Devlet sırrı niteliğinde şeyler değil bunlar, netice itibariyle bir değerlendirme. Değerlendirme olduğuna göre, oradan izin almaksızın da bize bu bilgileri vermeniz gerekirdi. Aksi halde, bu ziyaretinizi ben, sadece yasama organının yaptığı bir davete nezaket ziyareti olarak nitelendireceğim. İsterseniz, bu konuyu bir daha düşünmenizi istirham ediyorum. Sizi...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Kaldı ki, siz buraya Sayın Başbakanın izniyle geldiniz, yani, bilgisi dahilinde geldiniz.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Evet, bilgisi dahilinde.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Dolayısıyla, sizin burada verdiğiniz bilgilerden, Sayın Başbakan bilgi... Onaylıyor demektir.

BAŞKAN - Şunu da söyleyeyim: Bu Komisyonumuz, Başbakanlığın da üzerinde bir komisyon. Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil ediyoruz.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Oraya yaptığınız değerlendirmenin hiç değilse bize bir bölümünü yapabilirdiniz. Biz de, yönümüzü ona göre ayarlardık. Siz, devletin çok önemli bir kurumunun başındasınız. Gelen bir sürü bilginin içerisinde hangisi bizi yanıltmaya yönelik, hangisi, dezinformasyon dediğimiz cinsten, hangisi gerçek; bunları, tabiî ki, çözmekte, aldığımız bilgiler yahut şimdiye kadar edindiğimiz şeyler bize biraz yol gösteriyor; ama, sizin, bir devlet kuruluşu olarak, bizim de, sizin türden devlet kuruluşlarına itibar eden yaratılışta bir Parlamenter ve devlet yönetmiş bir kişi olarak, en azından, bu bilgileri sizin değerlendirmenize şiddetle ihtiyacımız var. Ben baştan arz ettim; siz bu bilgileri vermezseniz, biz, bu Komisyon çalışmasını boşa yürütmüş oluruz. Biz burada altı ay daha dursak bunu çözemeyiz, çözmemiz mümkün olmaz. Bize bu konuda biraz şey olur.

MİT MÜSTEŞARI SÖNMEZ KÖKSAL - Hayır efendim. Sayın Başbakandan bunu isteyebilirsiniz. Komisyon olarak, daha önce başka bilgiler de isteyeceğinizi ifade ettiniz. Bu çerçevede, bu rapor Sayın Başbakandan istenir.

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Gerekirse, sizinle biraz daha konuşabilir miyiz? Daha sonra rahat olduğunuz başka bir zamanda, başka bir zeminde.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Sayın Müsteşar, o zaman sizi çağırmazdık buraya. O zaman, sizin bize söyleyeceğiniz, bu, zaten yasada yazan birtakım bilgileri... Biz derdik ki, elinizdeki bilgileri bize gönderin, onunla yetinelim. Biz sizi çağırdık ki, sizden birtakım şeyleri öğrenebilelim.

BAŞKAN - Sayın Müsteşarımız, bildiği kadar bildiği şeyleri söyledi. Tabiî, cevap vermediği hususlar da bizim için bir cevaptır. Onun değerlendirmesi bize ait.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Sayın Başkanım, benim için cevap değil, sizin için olabilir. Ben öyle düşünmüyorum. Cevap vermediği hususlar, bize bilgi vermek istemediği konular...

DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) - Raporunuzda yazarsınız canım. Bunların yorumu sonra yapılacak.

BAŞKAN - Ben de onu diyorum işte.

YAŞAR TOPÇU (Sinop) - Müsaade buyurun da konuşayım canım. Niye, ben sizin vesayetiniz altında mıyım. Benim daha önceden tanıdığım, birlikte çalıştığımız, aynı dönemde çalıştığımız, çok da sevdiğim, saydığım, gerçekten sevdiğim, saydığım değerli bir arkadaşımız...


BAŞKAN - Sayın Müsteşar, teşekkür ederiz.




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11