Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Olmadı Faik...

16/7/2004 - 21:59 - AtinYorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Onu bu halde görünce içime sonsuz bir üzüntü çöktü.

Polislerin arasında, kollarına girmişler.

Yine de oldukça nazik ve ölçülü davranıyorlar.

Bileklerindeki kelepçeyi saklamak için eline bir poşet almış.

Şaşkın, yüzü kızarmış...

Bir şey yokmuş gibi davransa da, başına gelecekleri biliyor.

Biliyor ki artık "ne yaparsan yap, birşey olmaz" devri geçti.

Suçunun cezasını çekecek.

Akıllı, çalışkan, İngilizce ve Fransızca bilen, başarılı bir memurdu. Tek kusuru menfaatlerini fazla kollamasıydı. Demek ki o zaman çok üzerinde durmadığımız bu yapısı zaman içinde ona suç işletecek derecede gelişmiş.

Abdullah Çatlıların Ermeni terör örgütlerine karşı kullanıldığı yıllarda yurtdışında görev yaptı. Bir süre benimle de birlikte çalıştı. Bu dönemde bir kez birlikte ABD'de terörle ilgili bir toplantıya gittik. Birlikte çalıştığım dönem içinde onu zeki, espirili, gayretli iyi bir istihbarat memuru olarak tanıdım.

Emekli olduktan sonra onu hiç görmedim. Bir kez e-posta ile mektubunu aldım. BrainsStorm.org isimli bir web sayfası açmıştı.

Bir kaç ay önce Ankara'ya gittiğimde arkadaşlarımdan biri bana onun cep telefonunu verdi; MİT Müsteşarlığına gelmek için uğraştığını ve bazı temaslarda bulunduğunu söylediler. Güldüm. "Demek ki müsteşarlık için o da vasıflarını yeterli buluyor" dedim. Arayıp konuşamadım ama telefonunu kaydettim.

Allattin Çakıcı'nın yakalandığını ve üzerinde Faik Meral adına düzenlenmiş pasaport çıktığını duyunca şaşırdım. Onun Çakıcı ile yakın bir münasebeti olabileceğini düşünemediğimden, "acaba Teşkilata iade ettiği eski bir pasaportu Çakıcı'ya yakın biri elde edip verdi mi" diye düşündüm. Cep telefonundan aradım, ama telefon cevap vermediğinden görüşemedim.

Olmadı Faik, olmadı..

Senin 1988'de Çakıcı ile tanıştığın ve Asala'ya karşı birlikte çalıştığın hikayeleri tutmaz. Çakıcı üst makamların da onayıyla aktif bir faaliyet için bir kez yurt dışına yollanmış, ancak son anda o faaliyetten vazgeçildiği için turistik bir seyahat yapıp dönmüştür.

1988'de ben, ilk emekliliğimden önce "MİT Raporu" nedeniyle soruşturmaya tabi tutulduğum zaman müfettişler bana Çakıcı'nın da hesabını sordular ve ben gerekli bilgileri verdim. Belgeleri ile Çakıcı'yı hiyerarşik bir düzen içinde kullandığımızı belirttim. Ayrıldıktan sonra sandım ki kamuoyunda çok tepki yaratmış olan MİT-Çakıcı ilişkisi kesilir. 1993'de döndüğümde münasebetin Yavuz Ataç kanalıyla devam ettiğini öğrendim. İlişki devam ediyordu ama Çakıcı'nın yaptığı bir şey de yoktu.

1997'de Kontr Terör Başkanlığına bakarken, siyasi cinayetlere hazırlandığını haber aldığımız Çakıcı, bizim izlediğimiz ve yakalanmasına çalıştığımız hedeflerimizden biriydi. Bu konuda Emniyet Teşkilatı ile koordineli çalışıyorduk. O zaman öğrendim ki şimdiki müsteşar Atasagun'un başında bulunduğu bir başka başkanlık da gayet gizli tutarak Çakıcı'yı yurt dışında kullanıyor. Yani aynı teşkilatın içindeki iki ana birimden biri onun yakalanmasına çalışırken diğer bir birim onu eleman olarak kullanıyor, pasaport veriyor, yardımcı oluyor. Kağıt üzerinde Çakıcı kullanılıyor ama kimin kimi kullandığı da belli değil, yapılan bir iş de yok. Ayrıca bizim Çakıcı ile ilgili çalışmalarımız da kendisine bildiriliyor ve Çakıcı'nın kaçmasına, saklanmasına yardımcı olunuyor. Bu konuya büyük tepki gösterdim. Resmi yazılar yazdım, şikayetçi oldum. İş Yavuz Ataç'ın gelip, beni Çakıcı adına makamımda tehdit etmesine ve yumruklaşma noktasına kadar geldi. İkimize de "kınama" cezası verip olayı kapattılar. Bütün bu söylediklerimin belgeleri dosyalarda duruyor.

Neticede, Çakıcı'nın zamanın hükümetine baskısı ile Kontr-Terör Başkanlığı'ndan alınıp önce yurt dışına, sonra da teşkilat dışına yollandım, kabullenemediğim için mecburen emekli oldum. Utanç verici bu uygulama sırasında yetmezmiş gibi bir de Çakıcı'ya yardım etmekle suçlandım. Bağırdım, çağırdım, sesimi duyuramadım.

Netice'de Frankeştayn kendini yaratanlara saldırdı, bir evelki hükümeti yıkmak için kullanılan Çakıcı, istekleri yerine getirilmeyince bantları ortalığa döküp hükümeti düşürdü. Süreç "Yüce Divan'a" kadar gitti.

Olmadı Faik, olmadı.

Sen, bir kaç kuruşluk menfaat için, benliğini, kimliğini, yıllarca çalıştığın mesleğini satmışsın. Çakıcı ile Asala'ya karşı birlikte çalıştığın filan yalan. İsmi hiç bilinmeyen, o sessiz hakiki kahramanlara haksızlık edip yeni kahramanlar, efsaneler yaratma.


İyi bir istihbaratçı ve terör uzmanıydın. Yazık oldu sana...




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11