Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Halkın Bankası 20 Kişiye Paylaştırıldı

19/4/2002 - 10:29 - Hür Denetcilerİlgili Bağlantı Yorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

"Siz sanatkarların ufak dükkanları yerine muhteşem fabrikalar yapıldığını gördüğüm gün, mutluluğum en yüksek derecesini bulacaktır.”

Atatürk Bankanın kuruluşunda böyle sesleniyordu. Atatürk'ün talimatıyla kurulup, 1938 yılında faaliyete geçen Bankanın kuruluş amacı;

Dengeli bir toplum yapısı kurulmasına yönelik olarak esnaf ve sanatkara kredi desteği vermekti.

Geçenlerde yayınlanan Yüksek Denetleme Kurulu (YDK) Halk Bankası Raporu acı gerçeği ortaya koyuyor: Milyonlarca esnaf ve sanatkara kredi vermek için kurulan Bankanın, son beş yılda 20 kişiye paylaştırılarak toplumdaki dengeyi hepten bozduğu ortaya çıkıyor. Aradan geçen 64 yıl sonunda Banka 20 kişiye paylaştırılırken, bırakın fabrika yapmayı sanatkar ufak dükkanını da kaybediyor.

Görev zararlarının, milyonlarca esnaf-sanatkara dağıtılması gereken kaynakların, 20 görev zararlısına paylaştırılarak buharlaştırılması sonucu oluştuğu gerçeği resmi Raporlarla da doğrulanıyor.


Halk Tipi Hortumlama

Halk Bankası’nı çarpan 102 firmanın, aynı zamanda diğer kamu bankalarını da çarptığı raporda belirtiliyor. Ne tesadüftür, sanki Türkiye'de başka firma yokmuş gibi kamu bankaları yalnızca bu sülüklere çalışıyor. Zincirleme hortum yaşanıyor. Bir kamu bankasının takibe geçtiği firmaya diğeri yeni kredi açıyor. Söz konusu krediler en masumu %10 komisyon olmak üzere belirli menfaatler karşılığında, geri dönmemek üzere veriliyor. Banka yöneticileri kendilerine emanet edilen Halk'ın parasına ihanet ederek, tek kuruş kredi açılmayacak durumdaki firmalara Banka'yı hortumlatıyor. İthal Kemal Derviş'in adaleti engellemek, hortumcuyu koruyup kollamak, savcılara soruşturma izini vermemek için sıkça ileri sürdüğü gibi firmaların durumları sonradan bozulmuyor. Kamu bankalarını yutan, Ülke'nin geleceğini karartan görev zararlısı sülüklerin başlıcalarına ve çarptıkları bankalara aşağıda yer verilmiştir.

Akyıl: Ziraat, Emlak
Aslan Grubu: Ziraat, Emlak, Halk
Balkaner Grubu: Emlak, Halk
Bayındır Holding - Kamuran Çörtük: Halk, Emlak, Vakıfbank
Çağlar Grubu: Emlak;Halk, Ziraat
Ceylan Grubu: Ziraat, Halk, Emlak, Vakıfbank
Dakkas Kağıt: Ziraat, Halk
Demirel - Egebank: Halk, Emlak
Doğan Ünal Grubu: Emlak, Halk
Ekinciler Grubu: Halk, Emlak
Erol Aksoy: Emlak, Ziraat
Favori Dinlenme: Halk, Emlak
Feniş: Ziraat, Emlak
Has Holding: Emlak, Halk
İhlas grubu: Emlak, Halk, Ziraat, Vakıfbank
İstanbul Hava Yolları: Halk, Emlak
Kemal Horzum: Emlak
Korkmaz Yiğit: Halk, Emlak
Kula Mensucat - Bülent Eyilik: Ziraat, Halk
Medya Holding - Sabah Grubu: Halk, Emlak
Meksan Makine: Ziraat, Halk
Örsa - Ahmet Aydın: Halk, Emlak, Vakıf, Ziraat
Palmar Su Ürünleri: Halk, Ziraat
Raks Grubu: Emlak, Halk
Tursem: Ziraat, Emlak
TYT Bank: Ziraat, Emlak, Halk


Batık Bankalarda Buharlaşan Paralar da Halkın

Batık bankaların patronları listede başı çekiyor. Halk ve diğer kamu bankalarından hortumlanan paralarla satın alınan, bugün hepsi batmış durumdaki bankaların maliyeti de ayrıca 20 milyar doları bulmuştur. Hortumcuların banka satın alarak halkı soyması için gerekli kaynak da kamu bankalarından sağlanmıştır.


Batıkların Adresi Ziraat'in Yurtdışı Şubeleri

Halk Bankası’nın batık kredilerinin tamamına yakınını oluşturan yurtdışı garanti mektuplarının çoğunun muhatabı da Ziraat'in yurtdışı birimleridir. Adeta kumpas kurar gibi organize hortum yaşandı. Kamu bankalarının hortumculara verdiği garantiler, Ziraat’in yurtdışındaki şube ve bankalarında gözden ve denetimden uzak, yok denecek faizlerle nakde çevrildi. Bu kredilere aracılık eden Raif Zihnali gibi kara para aklayıcıları da milyarlarca dolar tutarındaki rüşveti birilerine paylaştırdılar.


Özkan-Ansen İkilisinin Halkbank Faturası 12.5 Milyar $

1996 yılı sonu itibariyle 221 trilyon lira olan Halk Bankası'nın sözde görev zararları, bu ikilinin birlikte olduğu 1997-2000 döneminde 50 katı artarak, Nisan 2001 itibariyle 10. 8 katrilyon liraya çıktı. Batık krediler ise kağıt üzerinde 1. 1 katrilyon lira. 2000 yılı sonu itibariyle 6. 8 katrilyon lira olan görev zararlarının, 4 ay içinde 4 katrilyon lira artarak, Nisan 2001'de 10. 8 katrilyon liraya ulaşması ise başlı başına muamma. Yıllardır gizlenen batık kredilere, Şubat Krizi kaosunda aniden karşılık ayrılarak vurgun aklanmaya çalışılmıştır. Nisan 2001 tarihinde Halk Bankası’na verilen 10. 8 katrilyonluk tahvilin Hazine'ye maliyeti faizi ile birlikte 16. 5 katrilyon liraya çıkıyor. 2001 yılı zararını da eklediğinizde toplam zarar 17 katrilyon liraya ulaşıyor. (12. 5 milyar dolar)

4 yıl gibi kısa sürede yaratılan 12. 5 milyar dolar zarara rağmen, Yenal Ansen görevinden alındıktan sonra yaptığı veda konuşmasında büyük bir yüzsüzlükle; "ortaya atılan gerçek dışı bilgilerin hiçbir sağduyulu insanın itibar etmeyeceği, spekülasyondan öte birşey ifade etmeyeceği, 38 yıla yakın hizmet verdiği ve son 6 yıldır da genel müdürlüğünü üstlendiği Halk Bankası'ndan ayrılırken, tüm çalışmalarında toplumun genel menfaatlerini koruduğunu " bildirdi.


Adalet Nasıl Çöktü

Bankaların içini boşaltanların serbest bırakılması üzerine Fikret Bila 15 Nisan 2002 tarihli yazısında; "Ya adalet çöktü ya kimse hortumcu değildi" diyor. Ne yazık ki; hortumcuyu kurtarma yasaları, bürokratın yargılanması için ilgili bakandan izin alınması saçmalığı, milletvekillerinin dokunulmazlığı, bankacılara yasayla sağlanan koruma zırhı, üst kurullar komedyası adaleti çökertti.

İcra mevkilerinde bulunanların suçlu olduğu yalnızca kendilerinin imzalarını taşıyan belgelerle ispatlanmaz. İcra organının başında bulunanlar, yolsuzluğun üzerine gitmez, soruşturulmasını engeller, yolsuzluğu ortaya çıkaranları görevlerinden uzaklaştırırsa, bu durum kendisinin de yolsuzlukla ilişkisi olduğunun önemli bir karinesidir.

Hortumun Susurluğu olarak bilinen Halk Bankası'nın ve diğer kamu bankalarının yöneticilerine neden hesap sorulamadığını, 40 bin kamu bankası çalışanı işini kaybederken kılını kıpırdatmayan siyasetçinin bu 3-5 yöneticiyi ve hortumcuyu nasıl koruduğunu, yakın geçmişteki olayları alt alta koyarak çözmeye çalışalım. Kimsenin kılını kıpırdatmayan bu skandallardan herhangi birisi bile girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği'nde hükümeti devirip sorumluları mahkemelerde süründürmeye yeter.

Halk Bankası 2000 yılı YDK Raporunda ; 1995-1998 yıllarında verilen 30'a yakın batık kredi ile ilgili soruşturma raporlarının 5 yıldır YDK ve KİT Komisyonuna ulaştırılmadığı, ayrıca 2000 yılında şubelerin yarısının denetlenmediği açıkça yer alıyor. Bu rezalete rağmen KİT Komisyonu, YDK ve BDDK'dan ses yok.

1997'den 2000 yılı sonuna kadar Hüsamettin Özkan'a bağlı olan Halkbank döneminin bilançosu tam 60 suç duyurusu. Müfettişler Yenal Ansen hakkında 60'ın üzerinde usulsüz kredi verildiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunuyor.

Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel; Halk Bankası ile ilgili murakıp raporlarının gereğini yapmadığı, savcılığa iletilen suç duyurularını geri çektirdiği, usulsüzlük ve görevini kötüye kullanmaya ilişkin suçlamaları örttüğü için Özkan ve Recep Önal hakkinda fezleke düzenliyor.

Bunun üzerine Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk Nuh Mete Yüksel hakkında yetkisi olmayan bir konuda işlem yaptığını belirterek soruşturma açtırıyor.

Nuh Mete Yüksel iddianamesinde; Başbakanlık Teftiş Kurulu'nu yolsuzlukların üzerini örtmekle suçluyor. Görevini yapan müfettişlerin cezalandırıldığı, vurgunları örtenlerin ise ödüllendirildiği iddianamede yer alıyor.

Hüsamettin Özkan ve Recep Önal hakkında Halk Bankası'nı kapsayan soru önergeleri Meclis'te reddediliyor.

Devlet Bakanı Recep Önal ile Başbakan Ecevit 27. 3. 2000 tarihli talimatlarıyla, YDK'nin usulsüzlükleri içeren raporlarını geri göndererek, TCK değil Bankalar Yasasının esas alınmasını istiyor. Açıkça, Ceza Yasasına giren hususlara bulaşmayın talimati veriliyor. YDK üzerindeki siyasetçi baskısı bu skandalla somutlaşıyor.

Yenal Ansen hakkındaki birçok soruşturma raporlarının savcılıklara gönderilmesi Hüsamettin Özkan tarafından yıllarca engelleniyor. Gönderilen dosyalar geri talep ediliyor. Ansen hakkında dava açılması Özkan tarafından engelleniyor.

Yenal Ansen ve Hüsamettin Özkan’ın Halk Bankası'nı soydurduğunu, KİT Komisyonu ve 23. 5. 2000 tarihli Parti Meclisinde açıklayan MHP Ağrı Milletvekili Nidai Seven, KİT Komisyonundan atılıyor.

KİT Komisyonu Başkanı ANAP'lı Akın Birdal 2000 yılında, 3 yıllık gecikmeye rağmen başta Halk olmak üzere Kamu Bankaları'nın görüşülmesini sürekli erteliyor. Nidai Seven; Birdal'ın ibra edilmeme tehlikesi olan KİT yöneticilerine taktik verdiği, komisyon günlerini bahanelerle ileri tarihlere attığını ileri sürüyor.

Anayasal görevini yerine getiren DDK'nın kamu bankaların denetlemesi Ecevit'in "Denetim'in denetimi yapılıyor" saldırısına uğruyor.

Yenal Ansen batık kredileri soran DENETDE Başkanı’na "Devlet sırrını açığa vurduğu" gerekçesiyle dava açıyor. Daha önce de hakkında suç duyurusu yaptıkları için banka müfettişlerine dava açmıştı.

Bolat Ayakkabı Firması'na açılan 2 trilyonluk usulsüz krediyi ortaya çıkardığı için Konya Şube müdürü Mehmet Uzer işinden oldu. Uzer Yenal Ansen ile Banka'nın 4 yöneticisi hakkında suç duyurusunda bulunuyor.

Egebank'a verilen 159 milyon dolarlık kredi ile ilgili olarak Yenal Ansen mahkemedeki ifadesinde suçu şube müdürlerine atıyor. Halbuki Şube müdürlerinin bu büyüklükte kredi verme yetksi yok. Egebank'ta Özkan'ın kayınvalidesine kaynağı meçhul 300 bin dolar ödeniyor.

Halk Bankası yolsuzluklarına isyan ederek partisinden ayrılan Mustafa Düz hakkında, raporları yasadışı yollardan elde ettiği bahanesiyle fezleke düzenleniyor. Mustafa Düz Ecevit'e, " Halkın değil yolsuzların umudu olacak" suçlamasında bulunuyor.

Hüsamettin Özkan, öncülük ederek çıkarttığı af yasası ile hortumcuları ve kendi emrindeki bürokratları kurtarıyor. Yeniden yapılanma düzeniyle de BDDK ve Ortak Yönetimlere kendi adamlarını getirerek kendisini hedef tahtası olmaktan kurtarıyor. Bankalar hakkında suç duyurusu yapma yetkisi BDDK'ya veriliyor.

Bağımsız olduğu iddia edilen BDDK'nın 7 yıllığına seçilen üyeleri, siyasilerin emirlerini dinlemeyince daha bir yılları dolmadan kapının önüne atılıyor.

Programın en önemli ayağı yolsuzlukla mücadeledir diyen Kemal Derviş, kamu bankalarındaki batık kredilerle ilgili olarak savcılara soruşturma izini vermiyor.

Hortumcu Banka sahiplerinin davaları DGM kapsamından çıkarılarak Ağır Ceza'ya gönderiliyor. Akabinde de Demirel hariç hepsi serbest kalıyor.

Kamu Bankalarına çoğu batık bankalardan olmak üzere şaibeli, banka hortumlamaktan mahkemelerde yargılanan kişiler atanıyor.

Kamu Bankalarına görev zararı vurgununu aklamak için 2001 yılında, maliyeti faizlerle birlikte 28 milyar doları bulan tahvil yangından mal kaçırır gibi verilirken zararın gerçek nedenleri soruşturulmuyor, Meclis Araştırmasına gerek duyulmuyor.

Başta Halk olmak üzere kamu bankalarının yüzmilyonlarca dolarının battığı, Devlet'e maliyeti 2 milyar doları bulan İnterbank'ta, avukat Selim Sarıibrahimoğlu Cağlar'ın yurtdışındaki 1 milyar dolarını getirmek üzereyken Tevfik Altınok tarafından görevinden alınıyor.

Tevfik Altınok ve Osman Tunaboylu gibi sözde bankacılar, yönetim kurulu üyesi oldukları dönemde Bankayı zarara uğrattıkları gerekçesiyle Türk Ticaret Bankası Vakfı tarafından mahkemeye veriliyor. Davalar sürüyor.

Türkbank skandalı siyasetçi-bürokrat-mafya-işadamı ilişkisini açıkça ortaya koyuyor. Salt bu skandalı unutturmak için Türkbank tasfiye edilmeye çalışılıyor.

Egebank avukatı Mehmet Tural, Fon Bankaları Ortak Yönetiminin batık kredi ve sorumlularının takibini engellediğini, söz konusu bankaların birleştirilmesinin de delilleri karartma olduğunu belirterek istifa ediyor.

Egebank Hukuk Müşaviri Prof. Erden Kuntalp Banka'ya el konduktan sonra inanılmaz bir aymazlıkla, Demirel'in Azarbeycan'daki bankasına 20 milyon dolar havale edilmesine onay veriyor. Basında "Müşavir onaylı soygun" olarak yer alan bu skandala rağmen Kuntalp görevini sürdürüyor. Yakın arkadaşları Kuntalp için; "Para için yapmayacağı yoktur" diyor.

Aynı suçu işleyen Hortumcu Bankaların bir kısmına el konuldu, sahipleri hapse atıldı, bir kısmına ise el konulmasına rağmen sahipleri hapse atılmadı. Şanslı olanların ise nedense ne bankalarına el konuldu ne de hapse atıldı. Bugünlerde bu bankalara Devlet yardımı yapılıyor. Hukukta çifte standart dönemi aşıldı. Üçlü, dörtlü standartlar dönemi yaşanıyor.

Yaşarbank'ı genel müdür olduğu dönemde verdiği kredilerle batıran Gazi Erçel Merkez Bankası'na Başkan yapılıyor. Şubat Krizi öncesinde, fiyatı bir gün sonra iki katına çıkacağını bile bile 5 milyar dolar satıyor. Aynı tarihte Ziraat'i de fonlamayarak %7. 500 faizlerle soyulmasına göz yumuyor. Erçel'in 4 günde Devlet'e verdiği zarar 4 milyar dolar olarak hesap ediliyor. Bu zarardan Erçel’le birlikte birinci derecede sorumlu olan piyasalardan sorumlu yardımcısı Serdengeçti Erçel'in yerine Başkan yapılıyor. Erçel ve Serdengeçti hakkında dava açılması, uğranılan zararın ilgili bankalardan tahsili Kemal Derviş tarafından engellenmeye çalışılıyor.

1993 yılında, hiçbir bankanın tek kuruş kredi açmaya yanaşmadığı Lapis Holding'e Dışbank'ın satılmasına, Merkez Bankası'nın ağır uyarısına rağmen, 6 gün içinde fikir değiştirerek onay veren dönemin Banka Kambiyo Genel Müdürü Selçuk Demiralp inanılmaz aymazlıkla, önce Eximbank arkasından da Ziraat'e genel müdür yapılıyor. Başbakanlık Teftiş Kururlu'nun 5 yıl gecikmeyle soruşturduğu ve Demiralp'i ağır biçimde suçladığı rapor dikkate alınmıyor. 1997 yılı sonunda 300 trilyon lira görev zararı ile teslim aldığı Ziraat'i 2 yılda 15 milyar dolar zararla uçurumun kenarına getiriyor. Hesap sorulması gerekirken Ziraat'in patronu durumundaki Hazine'nin başına getiriliyor. Bankaların durumları ile ilgili raporları hiçe sayıyor, görmezden geliyor, krizin yolunu açıyor. Hazine Müsteşarı olduğu dönemde her gün program son derece iyi gidiyor mesajları vererek halkı kandırıyor.

Skandallar ansiklopediler boyu uzatılabilir. Türkiye; bilinçli, organize, önceden planlanarak, siyasetci-işadamı-bürokrat-mafya işbirliğiyle soyuldu. Soygunun faturası 50 milyar dolar olup gelecek kuşakların da yaşamı karartılmıştır. Şimdi ise adalet-hukuk çökertilerek, vurgunların örtbas edilmesi, sorumluların bugün ve yarın dokunulmazlıklar kalktıktan sonra da üzerlerine gidilmemesi, herşeyden önenmlisi de çaldıklarının geri alınmaması için yoğun gayret sarfediliyor.


Hür Denetçiler


Anadolu Türk İnterneti, sizlerin olumlu, yapıcı yazılarınıza herzaman açıktır. Atin'de yayınlanmasını istediğiniz yazılarınızı lütfen bize iletin. Açık kimliğinizi veya takma bir ismi kullanabilirsiniz. Görüş ve düşüncesi ne olursa olsun, seviyeli bir şekilde yazılmış yazıları yayınlayacağımızdan şüphe duymayın.  ATİN




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11