Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Doğu'dan Gelen Ajan

4/1/2002 - 11:00 - Atinİlgili Bağlantı Yorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

İstihbaratçı Gazeteciler ile Gazete Yöneticisi MİT'ciler

Tarih 21 Aralık 2001. Rus televizyonu ORT'de yer alan bir yayın üzerine Türkiye'nin iki büyük gazetesinde, aynı konuda birbiri ile tamamen çelişkili bir haber çıkıyor:

Sabah - Rus Ajanlarına Kök Söktürdüm

Rus Televizyonu'nun 'Doğudan Gelen Ajan' adlı belgeseliyle tam beş yıl sonra kimliği deşifre olan ajan Vicdan Şanslı, o günleri anlatırken, MİT'çileri 'ağabeylerim' diye anıyor.

Hürriyet - Turist Rehberiyim

Bulgaristan göçmeni Şanslı, ‘‘Ben ajan değilim, MİT'e de çalışmadım. Yazın Antalya'da turist rehberliği yaparak hayatımı kazanıp, iki çocuğumu büyütüyorum''

Hangi Haber Doğru

Ertesi günü Hürriyet gazetesinden Emin Çölaşan "Ben bir gazeteci olarak bunu hiç anlamadım. Biri ya casusluk yapıp yakalanmıştır, ya da böyle bir şey olmamıştır. Bu olayda hangisi doğru? Kafam karıştı. Şimdi insanlar hangi habere güvenecek?" diye bu çelişkinin altını çizerken, Sabah gazetesi haberini destekleyici bir "Dışişleri" belgesi yayınlıyordu.

İki gazete haberi arasındaki çelişki, ayrı bir haber konusu olmuştu. www.haber3.com isimli İnternet gazetesinin bu konudaki değerlendirmesi çok başarılıydı.

"Doğru olan haber Sabah’ın ki.. İşte işin içyüzü.. Bu haber patlar patlamaz Sabah muhabiri Yener Cabbar, hemen telefona sarılır. Çünkü rehber diye bildiği ve samimi olduğu Vicdan ablası aslında bir casustur!! Vicdan ablası bu muhabbetin haber olarak yayınlanacağını düşünmeden her şeyi Sabah muhabirine adeta bir casus öyküsü gibi ballandıra ballandıra, anlatır. Bu sırada kayıt var mı bilmiyoruz. Ama o kadar ayrıntı var ki, teybe kaydedilmiş olabilir. Bu muhabbetten sonra Vicdan hanımı arayan Mit’ciler "sakın medyayla konuşma.. Konuşursan da inkar et" derler. Bunun üzerine Mata Hari Vicdan da daha sonra kendisiyle görüşen Hürriyet muhabirine 2 çocuk annesi ev kadını gibi poz verip herşeyi inkar eder.. ... Böylece iki gazetede farklı haber çıkar. Vicdan hanımın Mit casusu olduğu, yani olayın gerçek olduğunun kefili ise bizzat Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök. Özkök bugünkü köşesinde , şöyle yazdı: 'Mit yetkilileri bu konuyla ilgili olarak (bu tamamen operasyonel bir konudur. Üzerinde konuşulmaz) dediler. Bu işte Ruslar cantilmenlik anlaşmasını bozdular.' Yani Mit olayı bizzat Özkök’e doğruluyor. Zaten olay yalan olsa Mit daha sabahın ilk saatlerinde yalanlardı. Sonuç olarak Sabah başarılı bir gazetecilik yaparken, Hürriyet yalan olduğunu bile bile, böyle bir bir açıklamayı 8 sütuna sürmanşet çekti.. Neden derseniz, belki ellerinde başka haber yoktu, belki de Mit’in ricasını kıramadılar. Aydın Özdalga"

İstihbaratın Kuralları

İşin en ilginç tarafı Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ertuğrul Özkök'ün istihbaratçılığa merak salması. Bakın neler demiş:

"Hem gazetecilikte, hem istihbarat işinde bir kural vardır. Ortada esrarengiz bir olay varsa ve bunu çözmek istiyorsanız yapacağınız iş şudur: Kadını takip et olayı çöz."

Peki esrarengiz olayda kadın yoksa ne yapacağız? Bir zamanların Rusya muhabiri Özkök'ün yaptığı gibi "Çernobil'e 100 Km." levhasının önünde Çernobil yazısı gözükecek şekilde resim çektirip, "Hürriyet Muhabiri Çernobil'e girdi" gibi düzmece bir şekilde mi olayı çözeceğiz?

"Gizli servisler, aralarındaki ajan takasını bugüne kadar televizyon ekranlarına hiç yansıtmadılar. Çünkü birbiriyle kanlı bıçaklı olan istihbarat örgütlerinin bile kendi aralarında bir centilmenlik kodu vardır. Bu kurallar hiçbir yerde yazılı değildir. Bu tür ilişkiler çoğunlukla gizli kalır. Çünkü alınan görevliye karşılık mutlaka biri de verilir. Bunun dışına çıkan servisler ise Racon dışı davranışta bulundu şeklinde kabul edilir, diğer servisler tarafından da bu durum kayda geçirilir. Hatta böyle bir şey yaptıklarında diğer servisler bu durumu O servisin iç disiplininde bozulma başlamış biçiminde yorumlarlar."

Vay vay vay...

Ne yeni kurallar, kodlar çıkarmış Ertuğrul Özkök..!

Bunlar tamamen palavra sözler. Birileri "Vicdan Şanslı" olayını -kedi pisliğini örtercesine- örtmeye çalışıyor, Özkök de buna taraf olmuş, alet olmuş.

Kim demiş ajan takası, casusluk konuları gizli kalır diye. Kendi gazetesine baksın en az manşetten verilen 4-5 haber bulur bu konuda.

Birilerini başarılı gösteriyor diye Turan Çağlar operasyonunu baş sayfalara yazmak mübah ama Vicdan Şanslı olayı yazılınca racon bozulurmuş...

Haydi canım sende...

Çıkarından başka hiç bir şey düşünmeyen iki yönetici. Biri koca Hürriyet gazetesini, diğeri de milli bir teşkilatı ne hale getirdiler...

Yazık mı yazık...

Satranç Oyunu

İstihbari konularda söz sahibi bir diğer gazeteci Tuncay Özkan 21 Aralık 2001 Cuma günü "Bir casusun son kullanma tarihi ne zaman dolar?" başlıklı yazısında söyle diyor:

"...Ruslar dünyanın en etkin ve güçlü gizli servisini oluşturmuştu. Adı KGB idi. Bunu bütün dünya kabul etmişti. MiT'in şimdi üst düzey yöneticileri olan eski KGB masası çalışanları da bunu hep teyit ederler. MiT'e göre de en etkin gizli servis CIA değil KGB idi. Ben 'Bir Gizli Servisin Tarihi: MiT' kitabını yazarken, epey öykü dinlemiştim MİT - KGB çekişmesine dair. MİT bugüne kadar 50'den fazla Rus casusunu yakalayıp mahkum ettirmişti. Ama bugüne kadar daha bunların belgeselini yapmayı başaramadılar. Yapsalar da seyretsek, güzel olmaz mı? Bizim Rus halkından ne eksiğimiz var. ...Bir MİT yetkilisi 'Aslolan casusluk faaliyetini sürdürebilecek zeka ve birikimi ortaya koymak. ...Önemli olan casus olarak saptadığınız kişiyi kullanabilme becerisidir. Yani zekaların yarışmasıdır. Satranç oyununun devam etmesini sağlamaktır' dedi. ...Ruslar 1996 yılında yakaladıkları Vicdan Şanslı adlı Türk kadın casusu iyi bir çalışmayla görüntülemişler. Sonra da masaya oturup pazarlıklar karşılığında dönemin MİT Müsteşarı Sönmez Köksal'a Moskova'da teslim etmişler. Dün konuştuğum MİT yetkilileri 'O arkadaş uçağın hostesiydi, hostesten casus olur mu?' diye espri yapıyorlardı. Bir de aklıma casusu ele geçen serviste neler oluyor, sorusu takıldı. Bunu merak ettim ve MİT'ten tanıdıklarıma ulaşıp sordum. Eskiden beri Rus casuslarla içli dışlı olan bir yetkili: '...Ama eskiden KGB doğru dürüst çalışırdı. İşin raconuna uyardı. Ağzı en sıkı servis KGB idi. Şimdi en geveze örgüt oldu. Bir de CIA ile düşmanlıkları bitti. Kendilerine kavga edecekleri ve mücadelemiz sürüyor dedirtecekleri olaylara ve servislere ihtiyaçları bulunuyor. CIA gitti, MİT'i yerine karşı güç olarak koydular. Böyle şeyler olur.'

Özkan'ın, "MiT'in şimdi üst düzey yöneticileri olan eski KGB masası çalışanları, ...Eskiden beri Rus casuslarla içli dışlı olan bir yetkili" diye tarifini verdiği kişi, eskinin "Sovyet Masası Amiri", şimdinin MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'dan başkası değil.

Birçok Emniyet ve Savcı tayininde etkili olup, MİT Müsteşarını da müsteşar yaptıran, Başbakan ve yardımcısı seviyesinde kişilere muhatap Tuncay Özkan'ın daha alt seviyede birisi ile görüşmesi mümkün mü?

Özkan, MİT için, "belgesel yapsalar da seyretsek, güzel olmaz mı? Bizim Rus halkından ne eksiğimiz var" demiş...

Özkan ile Atasagun, bu kadar yakın ve beraberken, Kanal D'nin ve MİT'in imkanlarını kullanarak bunu yapamazlarsa başka kimse de yapamaz. Yapsalar da biz de seyretsek...

Özkan, Vicdan Şanslı olayından bahsederken herhalde birilerini "ti" ye almış. Yazısında 'Aslolan casusluk faaliyetini sürdürebilecek zeka ve birikimi ortaya koymak. ...Önemli olan casus olarak saptadığınız kişiyi kullanabilme becerisidir. Yani zekaların yarışmasıdır. Satranç oyununun devam etmesini sağlamaktır' cümlesine özellikle yer vermesini, onun ince espiri anlayışına bağlamak lazım.

Vicdan Şanslı olayının esasına değinmeden önce, yine de çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

Neden mi?

Haber Türk'te "Uğur İpekçi" müstear ismi ile yazan "Soner Yalçın" 21 Aralık 2001 günü "Kadın Casusla Nasıl Tanıştım" diye bir yazı yazmış. Vicdan Şanslı'nın hayat hikayesini az kalsın kitap haline getirecekmiş ama Vicdan bir daha gözükmeyince bu mümkün olmamış.

Yani Allah bizi korumuş...

Sahte kahramanlarla tarih yazdıran Soner, hakiki bir casusluk olayı kahramanı ile neler yazardı neler...

Olayın Doğrusu

ALEKSANDIR VELEİREVİÇ KOŞELEV (KGB GÖREVLİSİ)Gelelim Vicdan Şanslı olayına ve bu olayın kimi niçin rahatsız ettiğine. Bazı dostlarım, olay ve olayın diğer kahramanı KGB mensubu ile ilgili bilgiler yollamışlar. Çok teşekkürler. Zaman geçince bazen teferruat akılda kalmıyor.

Bu konuya Kiralık Kalem ve Kamuoyu Nasıl Yönlendirilir başlıklı yazıda yer vermiştik. Daha doğrusu bu konuya Danıştay'a yaptığımız müracaatta değinmiştik. Şöyle yazmıştık o tarihte:

"Mehmet Eymür’le Şenkal Atasagun arasında gerginlik yaratan bir diğer olay da ilgili personelin ikazına rağmen Şenkal Atasagun’un ısrarla verdiği yanlış bir karardan doğmuştur. Bu karar memleketine hizmet etmek düşüncesiyle hareket eden masum bir Türk vatandaşının aylarca yabancı bir ülkede casusluk suçuyla hücre cezası çekmesine neden olmuş, bu vatandaşımız bilahare zamanın MİT Müsteşarı Sönmez Köksal ve Mehmet Eymür’ün çabaları ve bu ülkeyi ziyaretleri ile kurtarılmıştır."

Bu satırlarda bahsi geçen kişi Vicdan Şanslı'dır. Olay MİT'in tarihinde yürütülen en kötü, başarısız ve acemice operasyonlardan biridir.

Ruslar hem MİT'in parasını almışlar, hem de Vicdan Şanslı'ya suçüstü yaparak adeta MİT'le alay etmişlerdir.

Evet yanlış duymadınız, Vicdan Şanslı kanalıyla Türkiye'ye gelen ve yukarıda resimli hüviyeti bulunan KGB görevlisi Aleksandır Veleireviç Koşelev, MİT'e hizmet edeceği ve gizli bilgileri Vicdan kanalıyla yollayacağı vaadi ile külliyetli miktarda paramızı almıştır.

Ona bir kişi hariç, kimse inanmamış, tecrübeli memurlar bunun KGB'nin bir oyunu olduğunu açık bir şekilde belirtmişlerdir.

Karar mekanizmasının başında olan o bir kişi, yani Şenkal Atasagun, büyük bir balık yakaladığını düşünerek, konuyla ilgili bütün personelin itirazına rağmen faaliyete devam edileceğini söylemiş ve Koşelev'den gizli bilgileri almak üzere Vicdan Şanslı'yı Krasnodar'a yollamıştır.

Şanslı, Krasnodar'da gizli bilgileri alırken suçüstü yapılarak yakalanmış ve Rusya aleyhine casusluk suçundan tutuklanmıştır.

Yani Şanslı, göz göre göre, kaderine yollanmış, Rusya'da uzun müddet çok sıkıntılı bir sorgulama ile hapis hayatı geçirmiştir. Ömrünün geri kalan kısmını Rus hapishanelerinde tamamlamamış olması onun büyük şansıdır.

Şanslı bugün tazminat davası açsa çatır çatır kazanır. Zira basiretsiz bir yönetici yüzünden hayatı kararmış ve halen de kararmaya devam etmektedir.

Nasıl Kurtuldu?

Zamanın MİT Müsteşarı Sönmez Köksal, 1996 yılında Haziran ayının ilk günlerinde, iki ayrı istihbarat teşkilatının misafiri olarak bu ülkelere resmi ziyaretlerde bulundu. İstihbarat teşkilatlarının yöneticileri eşini de davet ettiğinden Filiz hanım da bu seyahate katılmıştı.

Resmi heyette Mehmet Eymür ile PKK konusuna bakan bir hanım Daire Başkan Yardımcısı ve Rusca ve İngilizce bilen tercümanlar vardı.

Heyet önce Avrupa'daki eski komünist blok üyesi ülkeye gitti. Burada 2 gece kaldıktan ve resmi görüşmelerden sonra Moskova'ya geçildi.

Moskova'da Rus Federasyonu İç Güvenlik Servisi FSB'nin misafiri olarak 3 gün kalındı. Ağırlıklı olarak İç Güvenlik Servisi olmak üzere Dış İstihbarat Servisi SVR ile de görüşüldü.

Görüşmelerde ele alınan bir çok konu vardı. Vicdan Şanslı konusu bunlardan biri idi.

Mehmet Eymür FSB ile görüşmeler sırasında, Rus Servisinin büyük ve köklü bir istihbarat servisi olduğunu belirterek Vicdan Şanslı operasyonunun bu servise yakışmayan bir faaliyet olduğunu söyledi. Bunun üzerine Rus heyetinin başkanı, FSB 1.nci Yardımcısı General Safanov, bir jest yaparak, uçakta yer olduğu taktirde Vicdan Şanslı'yı dönüşte beraberlerinde götürebileceklerini MİT Müsteşarına belirtti.


Uçakta yer olmadığı için Vicdan Şanslı MİT Müsteşarının uçağı ile Türkiye'ye dönemedi. Türk Sefaretinde görevli bir personelin refakatinde bir kaç gün sonra tarifeli bir uçakla döndü.

Bir Türk vatandaşının, hele casusluk suçu ile Rusya'da tutuklu bulunması tabii ki çok önemli bir olaydı ama, MİT Müsteşarının sırf o iş için 24 saatliğine Moskovaya gittiği ve büyük pazarlıklar sonrası Vicdan'ı alarak uçağınla döndüğü şeklindeki bilgiler de tam bir kurguydu. Zira o tarihte kimse Vicdan'ın en az 4-5 sene hapis yatmadan serbest kalabileceğini düşünmüyordu.

Rus İç Güvenlik Servisi, ülkesini ziyaret eden Türk Servis Başkanı ve heyetine bir jest yapmış ve Vicdan Şanslı'yı serbest bırakmıştı.

Vicdan Şanslı'nın serbest bırakılmasına hiç sevinmeyen bir kişi vardı.

Zamanın Operasyon Başkanı Şenkal Atasagun...

Hele buna Mehmet Eymür'ün sebep olmasına müthiş içerlemişti.

Atasagun, Vicdan Şanslı'nın Eymür'le görüşme isteğine şiddetle karşı çıktı. Yanlış kararı yüzünden başına gelmedik iş kalmayan Şanslı'yı bir de tehdit ederek konuşmamasını ve ortadan kaybolmasını sağladı.

Gizliliğin arkasına sığınarak, "Bu operasyonel bir konudur, üzerinde konuşulamaz" demek sadece bahanedir.

"KGB işin raconuna uymadı, ağzı en sıkı servis idi, şimdi geveze oldu, CIA ile düşmanlıkları bitti, MİT'i yerine karşı güç olarak koydular" gibi bir değerlendirme de, abuk sabuk ve ciddiyetsiz bir değerlendirmedir.

Sanki KGB'nin görevi Atasagun'un hatasını örtmekmiş gibi..

Olay gayet basit ve açık;

Vicdan Şanslı olayı Atasagun'un meslek hayatında temizlenmesi zor bir kara lekedir.


O yüzden üzerinde konuşulmaya ve tartışılmaya kapalıdır...




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11