Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

İslam Dünyası

12/1/2002 - 11:00 - AtinYorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Müslümanlık, 1.3 milyar İslam nüfusu ile dünyanın en yaygın dinlerinden biri.

Başı, 2 milyar kişi ile Hristiyanlık çekiyor.

İkinci olan Müslümanlıktan sonra 900 milyon ile Hinduizm ve 360 milyon ile Budizm dünyanın en yaygın dinlerini temsil ediyorlar.

Nüfusunun %99.8'i Müslüman olmakla birlikte bir çok İslam ülkesinin aksine, Müslümanlığı devlet işlerine karıştırmayan ve laik bir Cumhuriyet olarak idare edilen Türkiye, Endonezya, Pakistan, Hindistan ve Bengaldeş'ten sonra dünyanın en fazla Müslüman nüfusa sahip ülkesi.

National Geographic ve diğer İnternet kaynaklarından aldığımız verilere göre dünya'da Müslümanlığın dağılımı şöyle:



Yukarıdaki rakamlara şunları ilave edebiliriz:

1.3 milyarlık Müslüman nüfusun sadece %20'si Arap'tır. Yani dünyadaki Müslüman Arap sayısı 260 milyondur.

Peki Arap'ların hepsi Müslüman mı?

Hayır değil.

Arapların %5'i yani 13 milyon Arap "Gayri-Müslim"

ECYAD KALESİGelelim son günlerde hepimizi üzen bir olaya ve müsebbiplerine;

Osmanlıların, İslam áleminin en kutsal değerlerini korumak için 1780'li yıllarda inşa ettirdiği tarihi Ecyad Kalesi'ni buldezerlerle yerle bir ettiren, petrol şımarığı, Türk düşmanı küstah Suudi Arabistan Kraliyet ailesine.

Hem bir kültür mirasını yıkan hem de utanmadan "Türkiye kendisinin Osmanlı İmparatorluğu'nun varisi olduğunu kabul ediyorsa, Osmanlı zamanında yapılan her kötülüğü de üstlenmek zorundadır ve başta Ermeni soykırımı olmak üzere diğer bütün insanlık suçları buna dahildir" diyen bu "Ebu Cehil" soyu Vehhâbîler, bir zamanlar bir Türk generalini öyle sinirlendirmişlerdi ki şöyle diyordu general:

"Türkiye'den gelenlerin eline Mekke'de broşür veriyorlar. Diyor ki, bir ülkede şeriat dışında başka bir kanun varsa, dinden çıkmış olursun. Vay, vay. Kim sana bunları söylüyor? Ulan pezevenk dinde krallık var mı?"

Tangoweb isimli İnternet sayfasına göre Vehhabiliğin gelişmesi şöyle:

"Arabistan'daki Suud Krallığı'nın ortaya çıkmasına sebep olan Vehhâbîlik, 1737'de Aldülvehaboğlu Muhammed (1699-1792) tarafından Arap Yarımadası'nda kuruldu.

Ticaret için Basra, Bağdat, İran, Şam ve Hindistan'ı dolaşan Abdülvehaboğlu, verdiği vaazlar ile "Necd Şeyhi" ünvanını aldı, köylüler için küçük din kitapları yazdı.

Etkisi Deriyye civarına yayılınca, Suudoğlu Muhammed'i de kendi yanına çekti. Görüşlerini yaymak için Suud'ı kullandı. Kendisini "Kadı", Suud'u da "Hakim" tayin etti. Kendilerinden sonra çocuklarının da bu makama geçmelerini sağlayan kanunlar çıkardılar.

Abdülvehaboğlu'na göre mezar başında dua eden, Allah'tan başka bir şey için "yaptı" diyen müşrik oluyordu. Suud'un korumasında, 1730'da, Vehhâbîliği kabul etmeyenlerin kafir ve müşrik olduğuna, kanlarının dökmek ve mallarını almanın helal olduğuna dair fetva verdi.

Böylece kuralları konan Vehhâbîlik, Peygamber'den ve evliyadan yardım istemeyi Allah'a ortak koşma; türbe yapmayı, kandil yakmayı, ölüleri ziyaret etmeyi, evliyaya adak adamayı, tütün ve afyon içmeyi, tesbih çekmeyi "kafirlik" olarak tanımlar. Sünnilikten ibadet yönünden ayrılır.

Suudoğlu Muhammed'in oğlu Abdülaziz döneminde Vehhâbîlik, bütün Arap Yarımadası'na yayıldı. Sünni ulemadan bir çok önde gelen şahsiyet öldürüldü. Abdülaziz halifeliğini ilan etti. Osmanlı'ya bağlı Mekke Şerifi, Vehhâbîlerin üzerine yürüdü, Deriyye'yi kuşattı fakat başarısız oldu. Vehhâbîler de Mekke'ye saldırdılar. Abdülaziz, 1803'de bir Şiî tarafından bıçaklanarak öldürülünce, yerine oğlu Suud geçti.

Suud ve çetesi hemen Taif şehrine saldırarak, bütün halkı, kadın çocuk demeden kılıçtan geçirdiler; dini, tarihi ve edebi eserleri parçaladılar. 1805'de Mekke'yi kuşatan ve Şerif'i şehiri teslim etmeye zorlayan Vehhâbîler, Medine'ye de girdiler. Ashab-ı Kiram ve Ehl-i Beyt'inkiler de dahil olmak üzere bütün İslam büyüklerinin mezarlarını yıktılar. Hatta Hz.Muhammed'in türbesini de yıkmaya kalktılar. Medine'de bin yıldır toplanan çok kıymetli tarihi eşyaları yağma ettiler. Suud, oğlu Abdullah'ı Medine Valisi tayin edip Deriyye'ye çekildi ve 1816'da öldü.

Osmanlı, Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa'ya Vehhâbîler'i sindirme görevi verdi. Mehmed Ali Paşa'nın oğlu Tosun Paşa'yı yenilgiye uğratan Vehhâbîler, diğer oğlu İbrahim Paşa'ya yenildiler. 1818'de Deriyye'yi alan İbrahim Paşa, Abdullah'ı da esir etti. Vehhâbîler'in yağmaladığı mallar ele geçirildi. Abdullah, oğlu ve ileri gelen adamları İstanbul'a gönderildi ve orada idam edildiler.

Bundan sonra uzun süre Vehhâbîler'in Arabistan'da etkisi hissedilmedi, ancak zaman zaman Hürmüz Boğazı kıyılarında yerleşen İngilizlerle anlaşıp Osmanlı kuvvetlerine saldırılar düzenlediler. Osmanlılar Hicaz'dan çekildildikten sonra Vehhâbî Emiri Abdülaziz, son Şerif Hüseyin'i Mekke'den çıkararak, 1923'de bugünkü Suudi Arabistan'ın temeli olan Necid-Hicaz Krallığı'nı kurdu."

Görüyor musunuz? Adamlar yakıp, yıkmaya, yağmalamaya, tarihten ve atalarından gelen bir alışkanlıkla sahip olmuşlar.

Bu gün dünyanın başına bela olan terörist din adamları ve Uganda'nın adam yiyen başkanı "İdi Amin" bu topraklardan himaye görmediler mi?

ABD şimdilik görmemezlikten geliyor ama, 11 Eylül'deki terör olaylarının arkasında, Afganistan'da, Çeçenistanda siyasetle bütünleşen dini şiddetin arkasında bu ilkel Vehhabi anlayışın olduğunu artık herkes pekala biliyor.

Yoksa, kendilerini korumaktan bile aciz bu küstah ve şımarık Arap'lara "Beyaz" hocanın dediği gibi kestirmeden giderek cevap vermek mi lazım...


Belki o şekilde sadece kendimize değil, insanlığa da bir fayda sağlamış oluruz.




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11