Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Susurluk'un Medya Perdesi 02

18/7/2000 - 11:00 - Atinİlgili Bağlantı Yorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

S. Kamil Yüceoral

Ayni gazete, yayinladigi bir baska haberde CIA baglantisinin yanisira Israil baglantili Amerikan sirketlerinin de Türkiye’deki gelismeleri ve (basta Kafkasya’daki Türk cumhuriyetlerine yönelik politikalar olmak üzere) dis politikayi yönlendirdigini, bunu da Basbakan Basdanismani Süleyman Kamil YÜCEORAL vasitasiyla yaptigini iddia etmistir. [Aydinlik, 15.12.1996]

Haberde, ayrica, “Green Card” sahibi oldugu öne sürülen emekli yüzbasi YÜCEORAL’in denetiminde olan Hosdere Caddesi’ndeki ve ÇILLER’in yabanci uyruklu danismanlarinin çalistigi Koza Sokak’taki Basbakanlik ek binalarinin, CIA’nin “Orta Asya Istasyonu” gibi çalistigi öne sürülmüstür.

ERBAKAN’in basbakanliga gelmesiyle YÜCEORAL’in görevden alinmadiginin isaretlendigi haberde, YÜCEORAL’in görevleri arasinda Bagimsiz Türk Topluluklari Basmüsavirligi, Yurtdisi Vatandas Konulari Müsavirligi, Tanitma Fonu Basbakanlik Temsilciligi ve ERBAKAN’in Basbakanlik görevine gelmesiyle atandigi Birinci Kaynak Paketi Koordinatörlügü görevleri sayilmistir.

YÜCEORAL’a Türk Disisleri tarafindan kirmizi pasaport verildiginin de belirtildigi haberde, kendisinin Örtülü Ödenek ve Basbakanlik Tanitma Fonu’ndaki trilyonlarca liranin dis Türklere dagitilmasindan sorumlu oldugu ileri sürülmektedir.

Haberde, ayrica YÜCEORAL’in kayinpederinin Özbek asilli bir ABD vatandasi oldugu belirtilmis ve CIA hesabina Rusya sorumlulugu ve Ankara’da çesitli görevler yaptigi iddia edilmistir.

YÜCEORAL’in bir “Israil asigi” olarak nitelendigi haberde su ifadeler kullanilmistir: “YÜCEORAL, geçen yil suikast sonucu ölen Israil Cumhurbaskani Izak SAMIR için Israil Büyükelçiligini ziyaret etti. Açilan taziye defterine su satirlari kaleme aldi: ‘ ‘Onlari öldürüp yok edeceksiniz’ diyenlere karsi Onlari yasatip var edebilme savasi veren ve bu yolda hayatini kaybeden kahraman insan! Sen ruhunu yücelttin...Allah kalanlara da ayni serefi bagislasin. Amin.’

Bu tür Israil sevgisi dolu metinlere ancak Yahudi ögretisi Zohar ya da Talmud metinlerinde rastlanabilir.

YÜCEORAL’in Israil konusundaki hassasiyeti konumu geregi. Çünkü, ABD, Türkiye’ye verdigi Orta Asya’daki taseronluk görevinin (Türk cumhuriyetlerinin serbest piyasaya geçisi ve ‘demokratiklesmeyi hizlandirma’), Israil’le birlikte yürütülmesini istiyor.

ÇILLER’in Basbakanligi, YÜCEORAL’in koordinatörlügünden sonra, Orta Asya’ya yönelik ticari ve sinai faaliyetlerde Israil baglantili ABD sirketlerinin öne geçtigi saptaniyor.

Aydinlik gazetesi Basbakanlik Basmüsaviri Kamil YÜCEORAL’in Azerbaycan darbesindeki rolünü saptadi. CIA’nin güdümünde düzenlenen darbenin Basbakanlik’taki ayagi Dis Türkler Koordinatörü Kamil YÜCEORAL’di.

YÜCEORAL ÇATLI ekibinin koordinatörlügünü yapmakta idi. ÇATLI’nin yerine geçen Haluk KIRCI da, YÜCEORAL’in denetimindeki Nahçivan CIA üssünde bulunuyor.”

Fettullah Gülen ve Rasit Dostum

Ayni haberde ayrica YÜCEORAL’in Fethullah GÜLEN’le yakin iliski içinde oldugu ve Orta Asya’da Fethullah Hoca cemaatine bagli okullarin açilmasinda etkili oldugu iddia edilmekte, ayrica Afganistan’daki Özbek lider Abdül Rasit DOSTUM’la da yakin temas halkinde bulundugu öne sürülmektedir.

Haberde, bu iliski ile ilgili olarak su iddialar bulunmaktadir: “YÜCEORAL’in Afganistan’da Özbek General Rasit DOSTUM’a 3 milyon dolar gönderdigi, bunun bir milyon dolarini bizzat kendisinin teslim ettigi ögrenildi.

YÜCEORAL, kalan iki milyon dolari repoya yatirmis. Ancak DOSTUM’un geçen yaz Türkiye’yi ziyareti gündeme gelince alelacele göndermis. General DOSTUM ABD’nin Orta Asya’ya ve Çin Halk Cumhuriyeti’ne karsi kullandigi bir koç basi niteliginde. ABD bir yandan Pakistan’daki uzantilari eliyle TALIBAN’i desteklerken, Türkiye’deki uzantisi ÇILLER kanaliyla General DOSTUM’u el altinda tutuyor.”

Haberde YÜCEORAL tarafindan kaleme alindigi iddiasiyla üç rapor metni yayinlanmistir. Birinci rapor, 21 Mart 1994’ tarihli olup, Ayvaz GÖKDEMIR’e sunulmus, raporda DOSTUM’a Türkiye tarafindan yapilan para yardiminin nedenlerini anlatilmistir. Raporda yardimin DOSTUM’un emrindeki subaylara maas ve egitim verilmesi amaciyla kullanildigi belirtilmistir.

Ikinci rapor ise, Namik Kemal ZEYBEK’e 21 Ocak 1996 tarihli bir rapordur. Bu raporda YÜCEORAL Rusya’da, Türkiye’nin bölgedeki çikarlarina uygun “Rusya Müslümanlar Birligi” adliyla kurulan bir siyasi partinin desteklenmesine yönelik ifadeler kullanmistir.

25 Mayis 1996’da gene YÜCEORAL tarafindan RP’li Devlet Bakani Fehmi ADAK’a sunuldugu iddia edilen üçüncü raporda ise, Afganistan Hizb-i Islami Partisi lideri HIKMETYAR’in, DOSTUM ve TALEBAN’in onayiyla planlanan boru hatlarindan rahatsiz durumdaki Iran ve Rusya’dan destek aldigi, ABD’nin ise DOSTUM’un desteklemesinden yana oldugu ve DOSTUM’un acil lojistik ve maddi destege ihtiyaç duydugu belirtilmektedir.

CIA’in Çin’in Uygur Özerk Bölgesi’nde sabotajlar tertipledigi, bu tertibin merkezindeki ismin YÜCEORAL oldugu, sabotajlarda JITEM subaylari ve Nizam-i Alem Ocaklari militanlarinin kullanilacagi ve sabotaj timinin General DOSTUM’un yardimlariyla Afganistan’dan Çin’e geçirilmesinin planlandigi öne sürülen haberde, tertibin 27 Ekim 1996 tarihli Aydinlik’in yayini üzerine Genelkurmay Baskani Orgeneral Ismail Hakki KARADAYI tarafindan durduruldugu iddia edilmistir.

Telefon Dinleme Ekibi

Haberde, telefon dinlenmesi olayinda ÇILLER tarafindan MIT’e yerlestirildigi iddia edilen Tolga ATIK’in önemli islevi oldugu, Basbakanlik’a ait Koza Sokak’taki ek binanin CIA hizmetinde oldugu, bu binada ÇILLER’in yabanci danismanlari Bob SQUIRE, Jay KRIGEL ve David BARCHARD’in (IngIlIz vatandasi) da bulundugu, bu kisilerin Türkiye’deki telefon konusmalarini dinledigi ve kriptolu resmi telefon haberlesmelerini dahi çözdügü, durumun ABD basininda yeraldigi öne sürülmüstür.

Radikal gazetesinde bu iddialarla igili olarak çikan haberde YÜCEORAL hakkinda Basbakan ERBAKAN’in talimatiyla sorusturma açildigi belirtilmis. [Radikal, 18.12.1996]

Nole Baba Vakfi

Aydinlik gazetesinde çikan bir haberde ise, TALEBAN’a 8 Stinger füze ve rampasinin tesliminin YÜCEORAL araciligiyla gerçeklestigi, YÜCEORAL’in CIA denetiminde çalisacagi iddia edilen, merkezi Antalya’da bulunan ve resmi amaci “Anadolu’nun baris, kardeslik ve hosgörü anlayisi ile kültürünü ulusal ve uluslararasi alanda yayginlastirmak” olan “Noel Baba Vakfi”ni kurdugu, vakfin kuruculari arasinda Cengiz ÇANDAR, Ermeni asilli Türkiye vatandaslari Pandeli VINGAS, Nazaret ÖZSAHAKYAN ve Ishak HALEVE’nin bulundugu belirtilmekte, YÜCEORAL hakkinda sorusturmanin baslamasini müteakip YÜCEORAL’in görevden alindigi ve YÖK’e kaydirildigi ifade edilerek, YÖK’te ise Fethullah GÜLEN’i temsil edecegi öne sürülmektedir. [Aydinlik, 22.12.1996. (Aydinlik gazetesinin ayni sayisinda yayinlanan bir baska haberinde ise, yukarda “ÇILLER’in yabanci danismanlari” olarak adigeçen KRIGEL ve BARCHARD hakkinda CHP Milletvekili Fikri SAGLAR’in hazirladigi soru önergesine, Disisleri Bakanligi’nin verdigi yanitlari yayinlanmis, bu yanitlarda KRIGEL ‘in Abernathy MacGregor Group’un bir müsaviri oldugu, anilan firmanin Disisleri Bakanligi’na iletisim konulari ve programlari hakkinda stratejik tavsiye ve bilgi ile, ABD ve Avrupa’daki genel iletisim plan ve belirli iletisim projelerinin gelistirilmesinde yardim saglamak amaciyla kiralandigi, ayrica firmanin TC Hükümeti için çalisan çesitli danismanlik firmalari tarafindan yürütülen iletisim faaliyetlerini koordine etmede yardimci olmasinin planlandigi, BARCHARD’in ise, Basbakanlik Basin Yayin ve Enformasyon Genel Müdürlügü’ndeki görevinin 31 MART 1996’da sona erdigi, adigeçenin halen Disisleri Bakanligi’na yabanci uzman statüsünde Türkiye’nin imajini etkileyen öncelikli konular, basinla iliskilerin gelistirilmesi, medya teknikleri konusunda egitim, bir PR (halkla iliskiler) ve medya elkitabi hazirlanmasi, Türkiye’yi etkileyen medyadaki gelismelerin degerlendirilmesi, bölgesel kuruluslar ile önemli ülkelere iliskin PR stratejisi gelistirilmesi konularinda danisman olarak hizmet verdigi belirtilmistir. Haberde SQUIRE’in ise, evvelce CLINTON’un danismanligini yaptigi, 1994 yilidan itibaren ayni görevi KRIGEL ile birlikte Basbakan Yardimcisi ÇILLER için devam ettirdigi iddia edilmektedir)]

Mafya – Siyaset – Emniyet Üçgeni

Milliyet gazetesinde “Karmasik Iliskiler-Tartisilan Isimler” basligiyla yayinlanmis, haberde Civangate Skandali ile baslayip, Söylemez Çetesi’nin yakalanisi, Engin CIVAN’i vuran Tevfik AGANSOY’un Bebek’te bir kafede öldürülmesi sirasinda AGANSOY’un yaninda Disisleri Bakani Tansu ÇILLER’in korumalarini bulunmasi ve bir emniyet mensubu, asiret reisi bir politikaci ve eroin ticaretine karismis bir cinayet zanlisinin ayni otoda bulundugu Susurluk kazasiyla devam eden olaylar zincirinin bazi iliskilerin büyüteç altina alinmasi geregini ortaya koydugu ifade edilerek, bu iliskiler “mafya - siyaset - emniyet” üçgeni dahilinde sematize edilmistir. Sema su sekildedir: [Milliyet, 06.11.1996. Semada gelismelere göre degisiklikler yapilmistir]

Tevfik AGANSOY: Eski dava arkadaslari AGANSOY ile ÇAKICI’nin yolari “Civangate Skandali” patlak verince ayrildi. AGANSOY ÇAKICI’nin emriyle öldürüldü.

Semra ÖZAL: Civangate Skandali’yla sarsildi. Oglu Efe’nin otomobiliyle haraç almaya giden polis memurlarinin bir baskomiserin ölümüne neden oldugu iddiasiyla basi agridi.

Deniz GÖKÇETIN: SÖYLEMEZ’lerle iliskisi ortaya çikana kadar Istanbul Emniyet Müdür Yardimcisi idi. Görevden alindi. Araniyor. (16.01.1997’de yakalandi)

Alaattin ÇAKICI: Yeralti dünyasinin isimlerinden. Dündar KILIǒin kizi Ugur KILIÇ ile evli idi. Karisini bile öldürtmekten çekinmedi.

Tansu ÇILLER: Disisleri Bakani Tansu ÇILLER’in yakin koruma polisleri Civangate Skandali kahramanlarindan AGANSOY’un öldürüldügü kafede vuruldu.

Mustafa SÖYLEMEZ: Söylemez çetesinin önemli unsurlarindan eski Baskomiser Mustafa SÖYLEMEZ, ifadesinde polis-mafya-siyasetçi iliskilerine isik tuttu.

Mehmet SENER: Abdi IPEKÇI cinayetinin kilit isimlerinden 16 yildir Isviçre’de. Mehmet SENER, Oral ÇELIK ve Abdullah ÇATLI eroin ticareti yapan eylemciler.

Mehmet AGAR: Eski Içisleri Bakani. Onun döneminde görev yapan üst düzey yakin çalisma arkadaslarin adi “Söylemez Çetesi” olayina karisti. (Daha sonra bu arkadaslarinin Tarik ÜMIT’in kaçirilmasi ve Ömer Lütfü TOPAL Cinayeti’ne de karistiklari iddiasi ortaya atildi ve Ibrahim SAHIN hakkinda, TOPAL cinayetiyle ilgili olarak DGM’deki durusmaya katilmadigi için giyabi tutuklama karari alindi)

Halim APAYDIN: Ahlak Masasi eski Amiri. Adi Söylemez Çetesi’ne karisti. Bir bakanla iki polis müdürünün rüsvet aldigini açikladi.

Oral ÇELIK: Interpol, Abdi IPEKÇI ve Papa suikasti nedeniyle aranan Oral ÇELIK’i Isviçre’de yakalayip 14 Eylül 1996’da Türkiye’ye iade etti.

Zeynep ÖZAL: Civangate Skandali’nin bas aktörleri arasinda yeraldi. Ailesinin gücünü kullanarak karanlik iliskilere girdigi öne sürüldü.

Sedat DEMIR: Asayis Subesi eski Müdürü. Söylemezler Çetesi’nin parlak yildizi. Görevden alindi, hakkinda dava açildi. Halen araniyor. (16.01.1997’de yakalandi.)

Abdullah ÇATLI: Mehmet Ali AGCA’nin askeri cezaevinden kaçisina yardim etmis, birçok cinayete karismis, eroin ve silah ticaretinde rol oynamistir.

Sedat BUCAK: Bucak asiretinin reisi ve DYP Sanliurfa Milletvekili Sedat BUCAK, Söylemez Çetesi’ni polise ilk ihbar eden oldu.

Hüseyin KOCADAG: Istanbul Emniyet Müdür Yardimcisi idi. Ugur ÇAKICI ile iliskisi oldugu ileri sürüldü. Trafik kazasinda öldü.

Ömer Lütfü TOPAL: Kumarhaneler Krali Ömer Lütfü TOPAL, “mafya içi hesaplasmaya” kurban gitti. Dostlari olan siyasetçi ve polislerin varligi tartisiliyor.

Ahmet ÇETINSAYA: Eminönü Belediye Baskani. Yegeni ve kayinpederi bir suikaste kurban gitti. Söylemez kardeslerin hedefiydi.

Celal BABÜR: Mafya babasi Tevfik AGANSOY, Bebek’te silahli saldiriya ugradiginda yaninda Tansu ÇILLER’in korumasi Celal BABÜR de vardi.

Çiller Özel Örgütü

Aydinlik gazetesinde yayinlanan bir haberde, “Çiller Özel Örgütü” adli bir illegal yapilanmanin varoldugu iddia edilmis, sözkonusu iddialar Siyah Beyaz ve Milliyet gazetelerinde de yayinlanmistir. [Siyah Beyaz ve Milliyet, 13.12.1996]

Bu iddialara göre, Silahli Kuvvetler, Emniyet ve MIT’te uzantilari bulunan, ayrica Jay KRIEGEL ve Prof. Howard REED kanaliyla CIA ve MOSSAD ile irtibatli olan bu olusum sayesinde, Ülkücü mafya ve uyusturucu, silah/nükleer madde mafyasina dahil baglantilar araciligiyla büyük maddi gelir temin edilen yasadisi faaliyetler yürütülmektedir.

Abdullah ÇATLI, Alaattin ÇAKICI, Haluk KIRCI, Abdurrahman BUGDAY, Sami HOSNAV, Sedat PEKER, Mehmet GÖZEN, Saziye Bar çevresi (Ziya AYCAN, Abdullah SÜLÜK), 6. Filo Çetesi üyeleri, Söylemez Çetesi üyeleri, Tevfik AGANSOY ve Avrasya Feribotu’nu kaçiranlarin Ülkücü mafya baglantisini, Hüseyin DUMAN, Alaattin ÇAKICI, Enver ALTAYLI ve Rus mafyasina dahil kisilerin ise Uyusturucu, Silah/Nükleer Madde mafyasi baglantisini sagladigi bu olusumun eylemleri olarak asagidaki olaylar sayilmaktadir:

1. Azerbaycan’da Darbe Girisimi.

2. Iran’la Savas Kiskirtmasi. (Tansu ÇILLER’in 1994 yilinda TBMM’ye götürmeden ve Cumhurbaskani’na bilgi vermeden sinir ötesi harekat karari almasi kastediliyor. Dogu PERINÇEK, TBMM Susurluk Komisyonu’na verdigi ifadede 1648 Kasr-i Sirin Antlasmasi’ndan beri, istikrarli bir sinira sahip Türkiye ile Iran’in arasinin ABD tarafindan bozulmaya çalisildigini, ABD’nin bu olusum kanaliyla bir savas kiskirtmasi yapmayi planladigini, böylelikle önemli komsulari ile arasi bozulmus bir Türkiye için ABD’nin tek seçenek olarak kalacagini, dolayisiyla ABD tarafindan Türkiye’ye biçilen “kriz bölgelerine müdahale gücü” rolünü bu ülkenin (Türkiye) mecburen oynamasinin saglanacagini iddia etmistir.)

3. Çeçenistan Provokasyonu ve Avrasya Feribotu’nun Kaçirilmasi. (PERINÇEK’e göre bu olay da ABD’nin yukarda belirtilen politikasinin bir baska ayagini olusturmaktadir. PERINÇEK, Türkiye ile Rusya Federasyonu arasinda da bir gerginlik yaratilmaya çalisildigini, Türkiye’nin Çeçenistan’da Rusya Federasyonu’nun hükümranligini hedef alan politikalar takip etmesi sebebiyle, Rusya Federasyonu’nun da Kürt sorunu baglaminda PKK’dan yana tavir koymaya basladigini öne sürmüs, CIA ve “Çiller Özel Örgütü” kaynakli bu politikanin amacinin Türkiye’yi bölgede yalniz birakmak ve ABD güdümlü hale getirmek oldugunu iddia etmistir.)

4. Uyusturucu Ticareti. (Bu konuyla ilgili olarak , Türkiye’nin ve INTERPOL’ün 3 yildir kirmizi bültenle aradigi, uyusturucu ticareti sebebiyle Hollanda’da cezaevine konan, saliverilmesini müteakip ayni ülkede gözaltinda tutulan, daha sonra vatandasi oldugu Ingiltere’ye gönderilecegi iddia edilen Hüseyin BAYBASIN’in, özellikle Mehmet AGAR ile ilgili iddialari basinda büyük yanki uyandirmistir.

Baybasin’den Iddialar

BAYBASIN, iddialarinda, Mehmet AGAR’in kardesi Yunus AGAR’in, dayilari Yalçin AKÇADAG ile petrol ticareti görünümünde uyusturucu kaçakçiligi yaptigini, AGAR’a ait uyusturucunun gemilere yüklenmesi isinin Lübnan çikisinda gerçeklestigini, sözkonusu gemilere, kimlere ait oldugu bilindigi için dokunulmadigini, kendisinin uyusturucu ticaretine karistigi yillarda polis arabalari ile gezdirildigini, polis kimligiyle dolastigini, polisler adina kayitli silahlar kullandigini, kendisi gibi yüzlerce kisiye polis kimliklerinin AGAR tarafindan saglandigini.

Dönemin (1983) Istanbul Emniyet Müdürü Sükrü BALCI’nin diplomatik pasaport temin ederek bunlari AGAR araciligiyla kendilerine gönderdigini, AGAR’in kendisine bir de çagri cihazi verdigini iddia etmis, ayrica 1992’de batirilan Kismetim-1 gemisinin, uyusturucu yüklü Lucky-S gemisini kurtarmak için ortaya atildigini, Lucky-S’in yakalanmasindan sonra buradaki malin bir kisminin yakalanmis gibi gösterildigini, ancak büyük bölümünün Avrupa’ya sevkedildigini, gemideki uyusturucu ile AGAR’in da ilgisi oldugunu ileri sürmüstür.

Hollanda makamlari tarafindan Ingiltere’ye gönderilmesi kararinin alinmasinda Birlesmis Milletler Kürt Hareketleri Izleme Komitesi’nin etkili oldugunun iddia edildigi BAYBASIN, can güvenliginin saglanmasi halinde Susurluk Komisyonu’na ifade verebilecegini belirtmis, Ingiliz Narkotik Sube yetkilileri ile yaptigi görüsmede ise, yeni bir isim, pasaport ve oturma izni verildigi takdirde Avrupa ülkelerindeki uyusturucu kaçakçiligi, kaçakçilik yollari ve kaçakçilarla ilgili bilgileri verecegini ifade etmistir. [BAYBASIN’in iddialari ile ilgili olarak bkz. Milliyet, 27.12.1996 - Yeni Yüzyil, 04.01.1997 - Milliyet, 09.01.1997]

5. Tarik ÜMIT, Askar SIMITKO ve Lazim ESMAEILI Cinayetleri.

Nükleer Madde Kaçakçiligi

6. Nükleer Madde Kaçakçiligi. (Haberin bu bölümünde Özer ÇILLER’in Van Emniyet Müdürlügü’nce aranan, ayni zamanda silah ve nükleer element kaçakçiligi da yapan Hüseyin DUMAN ile birlikte, Lacosa GmbH adli Alman frmasiyla parça basina komisyon klarsiliginda nükleer madde saglama anlasmasi yaptiginin belirlendigi iddia edilmis,

Radikal gazetesinde yayinlanan Ismet BERKAN imzali bir makalede uluslararasi nükleer madde kaçakçiligi ile Alman gizli servisinin ilgisi bulundugu öne sürülerek, Almanya baglantisi iddiasi yinelenmistir. [Radikal, 22.01.1997]

Cumhuriyet gazetesinde yeralan bir haberde ise, INTERPOL’ün Avrupa ayagi sayilan EUROPOL’ün 1996 raporunda uyusturucu konusunda Türkiye’yi suçlayici ifadeler kullanilmasinin yanisira, Özer ÇILLER’in silah ve uyusturucu kaçakçisi Hüseyin DUMAN ile çok siki iliski içinde bulundugu ve adigeçen kisilerin Ukrayna’dan kaçak olarak nükleer madde getirdiginin de belirtildigi açiklanmistir. [Cumhuriyet, 29.01.1997]

7. MANUKYAN’a Bombali Saldiri ve Mehmet URHAN’in Öldürülmesi. (Haberin bu bölümünde MANUKYAN’a yönelik olarak düzenlenen bombali saldirinin aslinda MANUKYAN’in soförü Mehmet URHAN’i hedefledigi, URHAN’in bir dönem Istanbul Bankasi’nda müstahdem olarak çalistigi, ayni dönemde Bankanin genel müdürü durumundaki Özer ÇILLER’in özel islerini takip edip, kuryeligini yaptigi, bankanin batmasi üzerine açilan davada Özer ÇILLER aleyhine ifade veren tek tanik oldugu, bu sebeple öldürüldügü ileri sürülmüstür.)

Örgütün Kaynaklari

Haberde, örgütün mali kaynaklari olarak ise, su unsurlar sayilmistir:

a) Örtülü Ödenek’ten aktarilanlar,

b) Uyusturucu ticareti,

c) Nükleer madde ve silah kaçakçiligi,

d) Kara para aklama,

e) Çek-senet tahsilati,

f) Arazi yagmasi,

g) Ihale takipçiligi,

h) Isadamlarindan ve karanlik faaliyetlerden alina haraçlar,

i) Rant gelirleri,

Avci: Devlet Içinde Çete

Emniyet Istihbarat Daire Baskan Yardimcisi Hanefi AVCI, Susurluk Komisyonu’na verdigi ifadede terörle mücadele için devlet içinde olusturulan “hukuk disi” örgütlenmenin, daha sonra çete halini aldigini, sözkonusu örgütlenmenin MIT, Emniyet ve JITEM içinde olusturuldugunu, bu yapilanma içinde Emniyet’ten Mehmet AGAR, Korkut EKEN ve Ibrahim SAHIN, MIT içinde Mehmet EYMÜR, Duran FIRAT ve Kasif Binbasi, JITEM içinde ise Tuggeneral Veli KÜÇÜK’ün yeraldigini, JITEM’in Ahmet Cem ERSEVER yönetiminde birçok hukuk disi eylem tertipledigini, ERSEVER’in daha sonra JITEM’de soför olarak çalisan (Çubuklu lakapli) Kemal UZUNER tarafindan öldürüldügünü, ÇATLI’nin hem Emniyet hem de MIT, ÇAKICI’nin ise sadece MIT tarafindan kullanildigini, Abdullah ÇATLI, Haluk KIRCI ve Yasar ÖZ gibi yasadisi islere bulasmis isimlerin bu örgütlenmenin sivil kanadinda yeralabilecegini, bu örgütlenme içinde yeralanlarin eski Ülkücüler vasitasiyla Güneydogu’da birçok faaliyet yürüttüklerini ve M. Ali YAPRAK’in iki kez kaçirilmis olmasindan da sorumlu olduklarini, simdi de Istanbul’da bazi isadamlarina yönelik faaliyetler içinde olduklarini iddia etmistir. [Cumhuriyet, Hürriyet ve Sabah, 05.02.1997]

Bucak ve Söylemez Çatismasi

Basinda Sedat BUCAK’in imtiyaz ve maddi kazanç karsiliginda devlet adamlari ve bürokratlarin sahsi menfaatlerine hizmet ettigi ve elde ettigi imtiyazlari illegal sahsi islerinde kullandigi öne sürülmüstür. Söylemezler Çetesi’nin yakalanmasini müteakip BUCAK ismi kamuoyunda illegal faaliyetler dahilinde degerlendirilmeye baslanmistir.

11 Haziran 1996 tarihinde Adana’nin Pozanti Ilçesi girisinde Sena ve Faysal SÖYLEMEZ ile üstegmen Can KÖKSAL’in yakalanmasiyla baslayan Söylemez kardesler sorusturmasinda 11’i asker ve polis 24 kisinin adi geçmis, sözkonusu çete üyeleri hakkinda Sedat Edip BUCAK’a Ankara’da helikopterden roket atisiyla, Eminönü Belediye Baskani Ahmet ÇETINSAYA’ya ise Ataköy’de lav silahlari ile suikast hazirligi içinde olduklari, Istanbul ve Ankara Asayis eski Müdürü Sedat DEMIR, Istanbul eski emniyet Müdür Yardimcisi Deniz GÖKÇETIN, Baskomiser Halim APAYDIN ve Emniyet Müdürü Erdal DURMAZ’in da aralarinda bulundugu milyarlarca liralik rüsvet trafigini yönlendirdikleri ve Sait AYDIN’i öldürdükleri iddialari gündeme gelerek, aleyhlerinde çesitli davalar açilmistir. [Hürriyet, 13.12.1996 ve Zaman, 24.12.1996]

Söylemez kardesler ise, Mehmet AGAR ve Sedat BUCAK’i devlet destekli bir çete kurarak kendilerini hedef alan bir komplo tertip ettiklerini iddia etmislerdir.

Çete lideri Dr. Mehmet Sena SÖYLEMEZ kendi elyazisiyla TBMM’deki Komisyon Baskanligi’na yazdigi 63 sayfalik ifade mektubunda Mehmet AGAR ve Sedat BUCAK’in kendi ailesine karsi birlikte hareket ettiklerini belirterek özetle su ifadeleri kullanmistir: [Milliyet, 13.12.1996]

“12 Mart 1996 günü Eskisehir cezaevi yolunda bir yakinimizi ziyaretten dönerken, agabeylerim Emir SÖYLEMEZ, Resul SÖYLEMEZ ve bindikleri ticari oto sürücüsü Ercan AKYOL öldürüldü.

Onlari öldürenler herseyi bastan sona planlayan ve yürüten o zamanki Adalet Bakani Mehmet AGAR, BUCAK ve onlarla isbirligi içinde olan kirli polislerle, kirli koruculardir.

Agabeyim Ali SÖYLEMEZ’in dört çocugundan en büyügü, Bilkent Üniversitesi ögrencisi iken, ailenin basina musallat olan AGAR-BUCAK çetesinin tertipleri, komplolari sonucu olusturulan düzmecelerle tutuklandi ve aylardir cezaevinde yatiyor.

AGAR ve BUCAK’in emrinde kiralik katillerden olusan çeteler var. Bizi de AGAR ve BUCAK’in tertipledigi komplolar sonucu tutukladilar.

BUCAK ve adamlari Ankara’da zaman zaman 20-30 kisilik silahli gruplar halinde caddelerde yürüyüp etrafa korku ve dehset saçiyorlar.

BUCAK’in adamlari haraç alma, adam kaçirma, fidye isteme, uyusturucu ve silah kaçakçiligi ile insanlari yildirma eylemi yaparken, bu çete Subat 1996’da Istanbul’da banker Baki Cengiz AYGÜN’e ait büroda Sait AYDIN’i öldürüp Seref AYDIN’i da yaraladi.

AGAR’in Adalet Bakani oldugu dönemde BUCAK’in istegi ile Eskisehir cezaevine sürüldüm.

Eskisehir-Ankara yolunda agabeylerimi öldüren kisilerin olay yerinde biraktiklari Mercedes otonun içinde Fatih BUCAK’a ait bir cep telefonu ve kimlik unutuldu.

Güvenlik güçleri, bu cinayetten sonra AGAR’in talimatiyla sorusturmayi derinlestirmeden ve failleri yakalamadan olayi kapatti.

AGAR, BUCAK, SÖYLEMEZ kani dökmüs olmayi, olaydan sonra Ankara’da BUCAK’a ait bir büroda arkadaslari Yalim EREZ, Necmettin DEDE ve isbirlikçileri ile bazi emniyet mensuplari çig köfte partisiyle kutladilar.”

Bucak Asireti

Tempo dergisinin Susurluk kazasi ve müteakip gelismeleri bir senaryo formatinda ele aldigi “Susurluk Romani” adli yayininda BUCAK ile ilgili iddialar özetle su sekildedir: [“Susurluk Romani”, Tempo Dergisi eki, 11.12.1996, sayi:50, s. 19-20]

“...BUCAK’lar köken olarak Siverekli degil, Diyarbakirli aslinda. Bundan 200 yil kadar önce Siverek’e gelmisler. Cumhuriyet’in kurulusundan sonra Seyh Sait isyani sirasinda Cumhuriyet’ten yana tavir almis ve isyancilara karsi savasmislar...(1960’tan sonra) en büyük hasimlari Kirvar ilesiymis. Kirvarlar’a 1978 yilinda boyun egdirdikten sonra da onlarla birlikte PKK ile aralarinda savas baslamis. Bu savasta iki ay içinde 100 civarinda insan ölmüs. Ama sonra durulmus ortalik. Bucaklarin PKK’ya karsi devletin yanina geçmesi, 1993’te oluyor. O yil Mehmet AGAR, Siverek’e gelerek BUCAK’i ziyaret ediyor. Bu ziyaretin ardindan BUCAK korucu oluyor. Mehmet AGAR’la Sedat BUCAK’in dostlugu da bu yil baslamis. Bir yil sonra Abdullah ÇATLI Türkiye’ye döndügünde, yine Mehmet AGAR’in istegiyle Sedat BUCAK’in Siverek’teki evinde barindirilmis.

...Sedat BUCAK hakkinda birçok iddia var. En önemlileri PKK ve Dev-Sol’a karsi savasma gerekçesiyle olusturulan ÇILLER-AGAR Özel Örgütü’ne katilmasi, adamlarini örgütün vurucu gücü olarak kullanmasi, örgütün kanun tarafindan arana elemanlarini evinde barindirip saklamasi, uyusturucu isine bulasmasi. Hatta Bucaklar’a ait arazilerde Hint keneviri yakalandigi, bununla ilgili olarak birkaç kisinin tutuklandigi ama sonradan sorusturmanin üstünün örtüldügü söylenmis o zamanlar. Bir de Siverek’ten Ankara ve Istanbul’a sarktigi söyleniyor. Iddiaya göre yalnizca Ankara’da 1994 yilinda gainoculardan, kumarhanecilerden, torbacilardan, travesti ve escinsellerin gittigi barlardan, günde 500 milyon lira haraç aliniyormus. Bu haraç polis sefleri tarafindan toplanip bir hiyerarsi içinde dagitiliyormus.

...Söylenenlere göre asiretinde 100 bin civarinda adam varmis. Bunun 30 bini silahliymis. Ama bu korucularin bazilari, devletten maas aldiklari için llerindeki islahli adam sayisini fazla gösteriyor. BUCAK da televizyonda “benim korucularim gönüllü” demisti. Bu koruculuk meselesi üzerine BUCAK, ‘biz 12 EYLÜL’den önce PKK’ya karsi elimize silah aldik, sonra da bu silahlar basimiza bela oldu. Onun için simdi devletin bize silah vermesini istedik’ demisti.”

Bucak’in Gelirleri ve Devlet Destegi

BUCAK’in Ankara’daki kumarhanelerden haraç aldigina dair iddia Basbakan ERBAKAN tarafindan Çankaya Köskü’nde düzenlenen “Liderler Zirvesi”nde de dile getirilmis, ERBAKAN “Sedat BUCAK’in Ankara’daki kumarhanelerden haraç topladigina dair bir iddia var ortada. Bu iddia, inaniyoruz ki, kolaylikla incelenebilir, var midir, yok mudur tespit edilebilir” demistir. [“Liderler Zirvesi Tutanaklari”, Radikal, 23.12.1996]

Ayrica BUCAK’in korucularinin maas aldiklarina dair iddia, DSP Izmir Milletvekili Hakan TARTAN’in konuyla ilgili soru önergesi üzerine Içisleri Bakani Meral AKSENER tarafindan dogrulanmis, AKSENER’in açiklamasiyla BUCAK asiretine mensup 434 korucu bulundugu, bu korucularin ayda 1 milyar 216 milyon 185 bin lira maas aldiklari ortaya çikmistir. Dolayisiyla BUCAK’in “devletten bir kurus dahi almiyorum” sözü ilgili bakan tarafindan yalanlanmistir. [Cumhuriyet, 14.01.1997 ve Radikal, 12.01.1997]

“Gazete Pazar”da yayinlanan Bucak asiretiyle ilgili sekiz sayfalik bir haberde de, Bucak Asireti mensubu 200 kadar korucunun maas almadigi, ancak Ankara ile iliskileri kullanarak silah ruhsati temin ettikleri ve memur tayinleri yaptirdiklari iddia edilmistir. [Gazete Pazar, 23.02.1997]

Sedat BUCAK’in, HEP Milletvekilleri Leyla ZANA ve Zübeyr AYDAR’in PKK ile isbirligi teklif etmesi üzerine Süleyman DEMIREL’e gittiginin belirtildigi haberde, BUCAK’in hükümet yetkililerine silah verin PKK ile mücadele edelim dedigi, bunun karsiliginda hükümet kanaliyla asirete 90 milyar lira, lav silahlari, roketatarlar, tüfek ve mermi verildigi iddia edilmektedir.

Ayni haberde Bucak asiretinin Sanliurfa civarinda 200 bin dönüm verimli arazisi bulundugu, burada yetistirilen pamuktan asiretin 300 milyar lira kazandigi, kentteki tüm resmi kurumlarin yakacak ihtiyacini Bucak Petrol bayiilerinin sagladigi, ancak Irak’tan kaçak petrol getirdiklerinden, bu yakitin çogu zaman bozuk oldugu ifade edilmistir.

Haberde, ayrica Sedat BUCAK’in Sanliurfa ve civarindaki devlet ihalelerinden büyük kazanç sagladigi, bu ihalelere örnek olarak Köy Hizmetleri’nin iki adet 500’er milyar liralik köy yolu tesfiye isi ile; Süt Fabrikasi ve Hilvan Yem Fabrikasi ihalelerini aldigi, baska ihalelerde de payi oldugu, ancak kagit üzerinde BUCAK ismi degil, Sedat BUCAK’in gizli ortagi ülkücü Muzaffer ÇAKMAK’in isminin bulundugu iddia edilmistir.

Içisleri eski Bakani Hasan Fehmi GÜNES’in asiretlerin 12 Eylül döneminde silahlandirildigina dair beyanatinin yeraldigi haberde Bucak Asireti’nin Jandarma ve polise kayitli hakkinda giyabi tutuklama karari verilmis firarileri besledigi ve halk üzerinde bu yolla baski kurduklari öne sürülmüstür.

Radikal gazetesinde “ÇATLI Yatakçilarina Sorusturma” basligiyla, BUCAK hakkinda Ankara 3. Agir Ceza Mahkemesi, Ankara Cumhuriyet Bassavciligina, Abdullah ÇATLI ile ilgili olarak saklama, görmezlikten gelme ve ilgililere bildirmeme gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuldugu belirtilmis [Radikal, 26.01.1997],

Bucak: Yalan Rüzgari

Ayni gazetede çikan bir diger haberde ise, “Çetede Yalan Rüzgari” basligi altinda BUCAK’in Susurluk olayi sonrasi verdigi ifadelerde birbiri ile çelisen dört unsura yerverilmistir. [Radikal, 25.01.1997]

Habere göre, Sedat BUCAK;

a) önceleri Abdullah ÇATLI’yi üç yildir tanidigini ifade etmis olmasina karsin, daha sonralari ÇATLI ile Refahyol hükümetinin güvenoylamasindan evvel tanistigini;

b) önceleri TOPAL cinayetine adlari karisan Ayhan ÇARKIN, Ercan ERSOY ve Oguz YORULMAZ adli özel tim mensuplarini koruma olarak kendisinin istemis oldugunu belirtmesine ragmen, daha sonra bu isimleri Ibrahim SAHIN’in önerdigini;

c) sözkonusu özel tim mensuplari hakkinda önceleri “dogumlarindan ölümlerine kadar kefilim” demis olmakla birlikte, sonralari bu kisileri yanina aldiktan sonra yaptiklarina kefil oldugunu; ve

d) kazadan hemen sonra arabasinda susturucu olmadigini iddia etmesine ragmen, daha sonra susturucularin arkada oturanlarin olabilecegini söylemistir.

Çete – Petrol Baglantisi

Aydinlik gazetesinde ise, “Petrol hirsizliginda Sanliurfa Baglantisi. Kemal KILIÇ, Necmettin CEVHERI, Sedat BUCAK, Drej Ali” basligiyla bir haber yayinlanmistir. [Aydinlik, 05.01.1997]

Haberde bir dönem BOTAS’ta çalisan Korkut EKEN’in yanisira, Kemal KILIÇ, emekli Binbasi Mustafa DOGRU, Ayhan ERTÜRK ve Mustafa SABUNCUOGLU’nun MIT kökenli olduklari, EKEN ve KILIǒin Abdullah ÇATLI’nin ortagi oldugu Baysa sirketine 22 bin tonluk petrol çökertisinin BOTAS Ceyhan Bölge Müdürlügü tanklarindan temizlenmesi ihalesini verdigi, bu atigin Sedat BUCAK’in sahibi oldugu bir depoya tasindigi, sözkonusu depolarda ham petrol ile karistirilarak Iskenderun’daki depolardan fuel oil olarak iç piyasaya satildigi iddia edilmis, ayrica özellikle Güneydogu’daki petrol boru hatlarindan petrol çalindigi belirtilerek, 10 Aralik 1996 tarihinde Sedat BUCAK’in kardesleri Selahattin ve Nedim BUCAK’in “Selahattin BUCAK Petrol Tic. Ltd. Sti.”ni kurdugu, sirketin faaliyet konulari olarak petrol ve akaryakit istasyonlari, bayiilikler açmak, kurmak ve çalistirmak, her türlü madeni yag ve buna bagli maddelerin satimini yapmak alanlari sayilmis, BOTAS eski Genel Müdürü Hayrettin UZUN tarafindan dile getirilen BAYSA’nin aldigi petrol çökertisini, boru hatlarindan çalinan ham petrolle karistirmis olabilecegi ihtimaline yervermistir.

Hüseyin Kocadag

Milliyet gazetesinde “KOCADAG’in Suç Dosyasi” basligiyla, Hüseyin KOCADAG’in sicili yayinlanmistir. [Milliyet, 25.12.1996]

Habere göre KOCADAG, meslek yasami boyunca 9 takdirname ve 322 maasla mükafatlandirilmis, nöbete gelmemek, yoklamada bulunmamak, boykota katilmak, devlet aracini özel islernde kullanmak, amirine saygisizlik gibi suçlardan dolayi aylik kesimi, uyarma, kisa süreli durdurma, kinama cezalari almistir. KOCADAG ayrica Iranli bir kadin ve yeralti dünyasindan kisilerle iliski kurmak suçundan dolayi 19.02.1985-22.08.1985 tarihleri arasinda görevden uzaklastirilmis, 29.01.1986 tarihinde ise, meskun mahalde silah atmak, kumar oynanmasina müsaade etmek, adli bir olayin boyutlarini degistirerek menfaat temin etmek iddiasiyla meslekten ihraç edilirken 20.03.1987 tarihli Danistay karariyla görevine iade edilmistir.

Esi Ugur ÇAKICI ile iliskisi nedeniyle Alaattin ÇAKICI tarafindan da tehdit edilen KOCADAG hakkinda Aydinlik gazetesinde Behçet CANTÜRK’ün öldürülmesinde rol oynadigi yolunda bir iddia yayinlanmistir. [Aydinlik, 05.01.1997]

Haber, CANTÜRK’ün yakinlarinin, yakindan tanidigi biri olmasa Behçet CANTÜRK’ün zirhli arabasinin kapilarini açmayacagi yönündeki ifadesine dayanarak hazirlanmis ve bu sekilde kapiyi açtiranin Hüseyin KOCADAG oldugu kanaatine varilmistir.

Abdullah ÇATLI’nin çetenin ülkücü, KOCADAG’in ise solcu ayagini olusturdugu öne sürülen haberde, bu kisilerin (ÇATLI ve KOCADAG) Ankara’da Simon Bolivar Caddesi’ndeki bir sitede kokain partilerinde bulustuklari, KOCADAG’in Korkut EKEN’le birlikte Özel Harekat timlerinin kurucusu oldugu, Gaziosmanpasa olaylarinin baslamasi ve durdurulmasinda rolü oldugu, KOCADAG’in Polis Okulu’na müdür olmasini içinde bulundugu olusumun istedigi, dogrudan Emniyet Genel Müdürlügü’ne bagli bu okulda sözkonusu olusuma yeni elemanlar kazandirmasinin planlandigi, isi geregi yeralti dünyasini çok yakindan tanidigi ve Ahmet HAMOGLU tarafindan isletilen Ankara Sheraton kumarhanesinin yüzde 5 hissesinin sahibi oldugu iddia edilmistir.

Sabanci Cinayeti

Kanal 6’da yayinlanan “Hedef” adli programda da Hüseyin KOCADAG ile ilgili bir iddia yayinlanmis, KOCADAG’in, Özdemir SABANCI, Haluk GÖRGÜN ve Nilgün HASEFE’nin ölümüyle sonuçlanan “Sabanci Center Eylemi” faillerinden Fehriye ERDAL’in Sabanci Center’a istihdaminda referans verdigi iddiasi ortaya atilmistir. [“Hedef”, Kanal 6, 18.11.1996]

Habere göre yapilan parmak izi arastirmalarinda, Emniyet Amiri düzeyinde bir polisin parmak izine rastlanildigi, Sabanci Center’in güvenlik ve temizlik islerini üstlenen Ulusal Güvenlik ve Temizlik Sirketi’nin sahibi Kemal AYDOGAN’in sol örgütlerle baglantili, sol görüslü bir sahis oldugu, sirketi kurdugu zaman kendisi gibi sol görüslü olan Emniyet Müdürü KOCADAG ile yakin iliskisi bulundugu, bu kanalla Istanbul is çevrelerinde müsteri bulabildigi, bu arada KOCADAG vasitasiyla yine sol görüslü olan bir önceki Emniyet Müdürü Kutlay ÇELIK ile de yakinlastigi, AYDOGAN’in is basvurularinda sol görüslüleri tercih ettigi, Alevi olan Fehriye ERDAL’in KOCADAG’dan is bulmasinda aracilik talep etmesi üzerine KOCADAG’in ERDAL’i AYDOGAN’a göndererek referans verdigi, AYDOGAN’in ise Sabanci Center’da ilgili personelini arayarak ERDAL’in uygun bir yerde görevlendirilmesini istedigi.

ERDAL’in kurdugu iliskiler sayesinde sirketin üst düzey yöneticilerinin bulundugu 25. Katta görevlendirildigi, olay sonrasi AYDOGAN’in Sabanci Center’da çalisan kendi personeli ile görüstügü, daha onra AYDOGAN, KOCADAG, ÇELIK ve Istanbul Asayis Sube Müdürü Sedat DEMIR’in bir toplanti yaptigi, bu üçlünün (AYDOGAN, KOCADAG ve ÇELIK) Sedat DEMIR’e Fehriye ERDAL’in referanslariyla ilgili kovusturmada isimlerinin geçmemesi ve tutanaklara bu isimlerin katiyen yazilmamasi hususunda istekte bulunduklari, daha sonra sözkonusu üçlünün Fehriye ERDAL’in sag ele geçmemesini planladiklari, aksi takdirde, Emniyet’te infial meydana gelmesi, amaç ve hedeflerinin ortaya çikmasindan korktuklari, tam bu sirada gazeteci Metin GÖKTEPE’nin öldürülmesi olayinin gerçeklesmesi suretiyle gündemin degistirildigi iddia edilmistir.

Hadi Özcan Çetesi

Milliyet gazetesinde çikan bir habere göre Mehmet Hadi ÖZCAN liderligindeki Kocaeli Çetesi, Izmit bölgesinde çok sayida yasadisi eyleme karismis ve 8 Emniyet mensubu ile baglanti kurmustur. [Milliyet, 13.12.1996]

Sözkonusu organize suç sebekesinin lideri ve 12 arkadasindan 11’i Temmuz ayi içinde yapilan operasyonlar sonucu ele geçirilmis ve ifadeleri neticesinde Balikesir Emniyet Müdürü Nihat CAMADAN ve 6 polis hakkinda tahkikat açilmistir.

Radikal gazetesi ise, Türkiye’de polis ve mafya isbirligi ile kurulan en büyük çetelerden biri olarak tanimladigi Kocaeli Çetesi’nin lideri Mehmet Hadi ÖZCAN’in degisik tarihlerde iki kardesi öldürtmek suçundan mahkemeye çiktigini, iki cinayeti de tetikçi Savas UZUN’un üstlenmesi üzerine kurtuldugunu belirtmistir. [Radikal, 24.01.1997]

Haberde, ortaya çikarildiktan sonra bir Emniyet Müdürü, 3 sube müdürü ve 2 polis memurunun açiga alinmasina neden olan Hadi ÖZCAN, Sahin TEKDEMIR ve diger arkadaslarinin, Resat YÜKSEL ve Muzaffer YÜKSEL’i öldürtmek suçundan çiktiklari mahkemede Savas UZUN’un suçu üstlenmesi üzerine tahliye olduklari, hakkinda toplam 18 dosya bulunan ÖZCAN’in, tetikçilerinin suçlari üstlenmesi sayesinde tek tek kurtuldugu belirtilmekte ve ÖZCAN ile TEKDEMIR’in tutuksuz yargilanmak üzere serbest birakildiklarina deginilmektedir.

Hanefi AVCI’nin Susurluk Komisyonu’na verdigi ifadede, “çete suçunu üzerime yikan, ülkücü Abdullah ÇATLI’dir” iddiasinda [Cumhuriyet, 12.02.1997] bulunan Mehmet Hadi ÖZCAN ile ilgili olarak, ÖZCAN’in MIT’e çalistigini, Veli KÜÇÜK’ün Izmit Alay Komutani oldugu dönemde, KÜÇÜK ile iltisakli oldugunu, MIT mensubu Duran FIRAT ve JITEM adina faaliyet yürüttügü öne sürülen Yesil lakapli Mahmut YILDIRIM ile de görüstügünü söyledigi iddia edilmistir. [Cumhuriyet, 10.02.1997 ve Siyah Beyaz, 11.02.1997]

Zaman gazetesinde “ÖZCAN, Bir Bir Tahliye Oluyor” basligiyla çikan bir haberde ise, ÖZCAN liderligindeki çetenin çete olusturma ve cürüm isleme, adam öldürme, adam yaralama, adam kaçirma ve fidye isteme, ölümle tehdit, haraç isteme, zorla çek-senet tahsili, silahli gasp, hirsizlik, eroin-esrar kullanma, bulundurma, satma, oto hirsizligi gibi suçlara karistigi, çeteyle birlikte 3 adet Kalesnikof, 1 adet uzun namlulu Baretta tabanca, çok sayida mermi, 8 adet degisik çap ve markada tabanca, 2 adet el bombasi, 2 adet pompali tüfek, 4 adet cep telefonu ile 4 adet otomobil ele geçirildigi belirtilmis, ÖZCAN’in davalardan bir bir tahliye olugu bu haberde de yinelenmistir. [Zaman, 11.02.1997]

Ayni haberde, Afganistan ve Iran üzerinden yurda sokulan ve Adapazari-Bolu-Istanbul üçgeninde islendikten sonra mamul olarak Avrupa’ya gönderilen uyusturucu trafiginde geçis noktasi olan Kocaeli’nde ardi ardina çetelerin ortaya çikisi, Mesut YILMAZ’a yapilacagi öne sürülen suikastçinin de (Haci TÜRKKANI) Izmit’ten olusu, ayrica bir dönem Kocaeli Jandarma Alay Komutani olarak görev yapan Veli KÜÇÜK’ün yanisira Balikesir eski Emniyet Müdürü Nihat CAMADAN ve eski Asayis Müdürü Cemal SENCAN’in da isimlerinin çesitli olaylara karismis olmasinin dikkat çekici oldugu belirtilerek, bölge “seytan üçgeni” olarak nitelendirilmistir.

Aydinlik gazetesinin bir haberinde de, Hadi ÖZCAN ile Abdullah ÇATLI’nin arasinin, Ülkücü kökenlerinden dolayi bir dönem çok iyi oldugu, ancak Botas ihalesinden dolayi aralarinin bozuldugu, ikisinin de girdigi ihaleyi ÇATLI’nin kazanmasindan sonra, ÖZCAN’i ihbar ettigi, ÖZCAN’in bu olaydan dolayi ÇATLI’dan nefret ettigi ve ifadesinde ÇATLI’yi öldürmek için Kalasnikof aldigini söyledigi öne sürülmüstür.

Siyah Beyaz gazetesi de benzer bir iddiayi farkli bir boyutuyla “Çetede Hesaplasma” basligi altinda Eyüp ASIK’in Susurluk Komisyonu’nda verdigi ifadeye dayandirarak yayinlamistir. [Siyah Beyaz, 28.02.1997]

Habere göre Izmir Fiesta Cafe’de bulusan Ibrahim SAHIN ile Veysi DERVISOGLU, Yesil kod adli Mahmut YILDIRIM, Kürsat YILMAZ ve Abdullah ÇATLI’yi öldürmesi için Hadi ÖZCAN’la irtibata geçerek silahlarin (bir kalasnikof tüfek ve bir bomba) DERVISOGLU kanaliyla Hadi ÖZCAN’a ulastirilmasini istemislerdir.

Haberde ASIK’in komisyona çeteler arasinda 1995 yilinin Mart ayinda bir anlasmazlik çiktigini ve sözkonusu anlasmazligin özellikle ÇATLI, AGAR, SAHIN ve EKEN arasinda doruk noktaya ulastigini söyledigi öne sürülmüstür.

Yüksekova Çetesi

Yüksekova Çetesi ile ilgili olarak ise, Milliyet gazetesinde çikan bir haberde ise, ortaya çikarilan ve aralarinda üç polis memuru ile PKK itirafçisi Kahraman BILGIǒin bulundugu çeteye iliskin dosyada olaylarin PKK ititrafçisi BILGIǒin etrafinda olusturuldugu belirtilmistir. [Milliyet, 13.12.1996]

Haberde BILGIÇ, çetenin lideri olarak tanimlanmis, Hakkari Dag ve Komando Tugay Komutanligi emrinde çalistigi belirtilerek, halen tutuklu durumdaki BILGIǒin verdigi ifadede Yüksekovali Necip BASKIN’in kaçirilmasi ve fidye istenmesi olayini üstlendigi ifade edilmistir. Haberde verilen bilgilere göre BILGIÇ ifadesinde çetenin eylemleri ile ilgili olarak su hususlari belirtmistir:

“1. Olay: Tabur komutani Mehmet Emin YURDAKUL komutasinda yapilan bir operasyonda Konuklu köyünde 13 kilo eroin, 4 tabanca yakalandi. Tabancalarin üçünü YURDAKUL götürdü. Biri 14’lü idi. Birini Yüksekova Belediye Baskani’nin karisina hediye etti.

2. Olay: Kurmay Baskani Hamdi POYRAZ, bizi Çigli köyüne gönderdi. Hatta bir yazi yazdi. Yolda güvenlik güçleri tarafindan yakalanma halinde, bu kagidi gösterdigimizde yolda yardimci olunacakti. Köye gittik. Içinde silah ve uyusturucu oldugunu tahmin ettigim bir paketle Hakkari’ye döndük.

3. Olay: Beyannameleri Kurmay Baskani araciligiyla yaptirip Irak’tan Çigli’ya koyun getiriyorlardi.

4. Olay: Ismi Ali olan, soyadini hatirlamadigim, Izmir’de yakalanan bir Levazim Astsubay Tabur Komutani YURDAKUL ile samimi idi. Astsubay yakalandiktan sonra YURDAKUL astsubayin ailesine bir miktar para gönderdi. Yakalanan eroin tahminen daha önceden Konuklu köyünde yakalanan eroin olabilir.

5. Olay: Yüksekova Belediye Baskani Ali Ihsan ZEYDAN’i güvenlik güçleri aradiginda Mehmet Emin YURDAKUL kendisine haber etti. O da Yüksekova’dan kaçti. Uzun süre gelmedi.

6. Olay: Ali Ihsan ZEYDAN’in gösterdigi adamlar yakalanip daha sonra YURDAKUL tarafindan para karsiliginda birakiliyordu.

7. Olay: 1995 Eylül’ünde Karli köyünde ölü olarak ele geçirilen 5 teröristin üzerinden çikan paralari YURDAKUL aldi. Tutanaklara hiç geçmedi.

8. Olay: Sinir Tabur Komutani Yarbay KAMBER, bana bir gün , ‘bir tim kuralim, sana gerekirse panzer veririm. Gidecegin yere kadar gönderirim, sözde örgüt adina para toplarsiniz’ dedi.

9. Olay: Yüksekova’da oturan Vahyeddin ASLAN’in örgüt yanlisi oldugu söylendi. Kemal ÖLMEZ araya girdi. Beni çagirdi. Tugay’dan geldim. Bu adamla (ASLAN) konustum Adam kalkarken bana ‘size bir hediyem olacaktir’ dedi. Kemal bana sonradan bu adamin bana ve kendisine 10’ar bin mark gönderecegini söyledi.”

Asker – Korucu - Itirafçi

Zaman gazetesinde “Yüksekova Çetesi Niçin Arastirilmadi?” basligiyla çikan bir haberde ise, Basbakanlik Teftis Kurulu’nun Basbakan ERBAKAN’a verdigi raporda Yüksekova Çetesi’nin ele alinmamis olmasi vurgulanmistir. [Zaman, 13.01.1997]

Haberde Necip BASKIN’i kaçirarak fidye istemek ve CHP eski Milletvekili Esat CANAN’in yegeni Abdullah CANAN’i öldürmekle suçlanan çetenin 3’ü polis, 5’i korucu ve 1’i itirafçi 9 kisiden olustugu, çetenin 6 üyesinin (özel tim mensuplari Fatih ÖZHAN ve Yusuf Avni AYDIN, köy koruculari Osman ÖZPAZAR, Abdülkerim ÖZCÜK, Necmettin HAZEYI ve itirafçi Kahraman BILGIÇ) 13 Ekim 1996’da tutuklandigi belirtilerek, çetenin bir numarali sanigi Havar kod Kahraman BILGIǒin Esref BITLIS, Tuggeneral Bahtiyar AYDIN ve Abdullah CANAN’i kendisinin de içinde bulundugu bir çetenin öldürdügünü iddia ettigi üzerinde durulmustur.

Haberde son olarak Yüksekova Çetesi’ni sorusturan Istihbarat Astsubay Hüseyin OGUZ’un avukati Yasar ALTÜRK’ün müvekkiline baski yapildigini iddia ettigi ve ilk sorgu tutanaklari, video görüntüleri ve fotograflarin, DGM’ye intikal etmeden bazi yetkililer tarafindan kaldirildigini, suç delillerinin gizlendigini, Hüseyin OGUZ’un da tehdit edildigini öne sürdügü belirtilmistir.

Yeni Yüzyil gazetesi, eski Milletvekili Esat CANAN’in Susurluk Komisyonu’nda verdigi ifadeyi yayinladigi haberde, CANAN’in Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde bazi faili meçhul cinayetler islendigini, bu cinayetlerin Tabur Komutani Binbasi Mehmet Emin YURDAKUL’un bilgisi dahilinde yapildigini, ancak Genelkurmay’in bu iddialari reddederek bölgede inceleme yapan Milletvekilleri Ercan KARAKAS ve Mahmut ISIK hakkinda suç duyurusunda bulundugunu, bu böldeye yeni atanan Tabur Komutani’nin çeteyi ortaya çikardigini, kullanilan itirafçi Kahraman BILGIǒîn birçok olaya karistigini, iki özel tim görevlisi polisin de isin içinde oldugunu, sorusturmada çetenin ortaya çikarilmis olmasina ragmen, sorusturmanin eksik kaldigini, yöredeki varlikli kisilerin kaçirilip fidye istendigini, bazi kisilerin ise öldürüldügünü söyledigi belirtilmistir.

Radikal Islamci agirlikli yayin yapan Yeni Safak gazetesi ise, yayinladigi iki haberde Yüksekova Çetesi baglaminda illegal faaliyetlerde ordunun rolünü vurgulamistir. [Yeni Safak, 12.02.1997 ve 13.02.1997]

Sözkonusu gazetede “Askerin Meclisten Iki Istegi” basligi ile yayinlanan haberde Hanefi AVCI’nin komisyona verdigi ifadede Susurluk sakndalindan yaklasik bir ay önce ortaya çikan ve Kocaeli ve Yüksekova Çeteleri içinde yeralan “askeri üniformali çeteler”in sorgulanmamasini elestirdigi belirtilmis; Hakkari Yüksekova’da aralarinda yegeni Abdullah CANAN’in da bulundugu alti kisinin kaçirilip öldürüldügü Yüksekova olaylariyla ilgili komisyona bilgi veren eski CHP Hakkari Milletvekili Esat CANAN’in da Yüksekova Çetesi içinde yakalanan 16 kisiden polisler tutuklanirken askerlerin serbest birakilmasini elestirerek Binbasi Mehmet Emin YURDAKUL ve Astsubay Basçavus Hüseyin OGUZ’un da sorgulanmasini istedigi ifade edilmistir.

Haberde, TBMM Susurluk Arastirma Komisyonu’nun aldigi bilgiler dogrultusunda eski MIT Müstesari Teoman KOMAN, adi Kocaeli Çetesi’ne karisan eski Izmit Jandarma Alay Komutani Veli KÜÇÜK, Yüksekova Çetesi içinde adi geçen Binbasi Mehmet Emin YURDAKUL ve astsubay Basçavus Hüseyin OGUZ’u bilgisine basvurmak üzere Meclis’e çagirdigi günlerde Sincan olylarinin patlak vermesinin dikkat çektigi belirtilmistir.

Asker Susurluk’un Neresinde?

Ayni gazetede “Asker Susurluk’un Neresinde?” basligiyla çikan haberde de, Silahli Kuvvetler’in “devlet-asiret-gladio” iliskileri karsisinda kamuoyunda sessiz bir tavir benimserken, perde arkasinda istihbarattaki çok basliligi önlemeyi hedefledigi belirtilmistir.

Silahli Kuvvetler’in mensuplarindan bazilari hakkinda ortaya atilan iddialara karsi sessiz kalmasinin; Silahli Kuvvetler’in çeteler içindeki rolünü tartismaya açtiginin belirtildigi haberde, Jandarma Genel Komutani Teoman KOMAN’in Susurluk Komisyonu’na ifade vermeye gitmeyisinin de bu konudaki iddialarin yogunlasmasina yolaçtigi ifade edilmektedir.

Haberde Yüksekova Çetesi’nin sorusturulmasi sirasinda gündeme gelen itiraflarin, ordu mekanizmasindaki bazi aksakliklari gözönüne serdigi, zira çeteyle isbirligi yapan üstegmen Hamza CELEPOGLU, Cihangir Basçavus ve Ibrahim ISGÜDER hakkinda sürdürülen sorusturmanin üst düzey yerel askeri yetkililer (Hakkari Jandarma Alay Komutani Necati KILIÇKAYA, Taktik Alay Komutani Albay Ersan ALKAN, Yüksekova Ilçe Jandarma Komutani Mithak GÜL) tarafindan önlenmesinin, orduya yönelik güveni yiprattigi ve Silahli Kuvvetler yetkililerinin bu tip operasyonlarda yakalanan subaylari “münferit olarak suça bulasmis bazi kisiler” olarak nitelemesinin; Yüksekova Çetesi’nin sorusturulmasi sirasinda gündeme gelen itiraflarla biraz fazla iyi niyetli oldugunun kanitlandigi iddia edilmistir.

Haberde son olarak Hanefi AVCI’nin, Izmit eski Alay Komutani Veli KÜÇÜK’ün ordu-çete baglantisinda önemli bir misyon üstlendigine dair iddiasi yeralmis, ayrica bir istihbarataçinin ifadelerine dayandirilarak Veli KÜÇÜK’ün “resmi olarak kurulmayan” JITEM’in liderlerinden biri oldugu, Bahtiyar AYDIN, Esref BITLIS ve Cem ERSEVER’in birbirlerine yakin isimler olduklari, üç önemli yetkilinin yakin zamanlarda katledilmelerinin tesadüf olmadigi, ordu içinde de çetelerin bulundugu, Cem ERSEVER’e yakin 30 istihbaratçinin ERSEVER ile birlikte JITEM’den ayrilarak ayri bir klik olusturdugu, gerek 6. Filo, gerekse son günlerde isimleri ortaya atilan Hüseyin OGUZ, yüzbasi Kasif’i de içine alan genis yelpazenin üst kademelerde bilindigi, Genelkurmay üst düzey yetkililerinin bu tür çete islerini yakin takibe aldirdiklari, alt kademelerdeki bazi subaylar ile istihbaratçilarin genellikle bu tür kanunsuz islere girdikleri, ancak bu kisilerin açiklarinin yakalanmasi durumunda ordunun meseleyi kendi içinde sessiz sedasiz çözdügü, cezalarin da hayli agir oldugu öne sürülmüstür.

Cumhuriyet gazetesinde “Yüksekova Çetesi’nin Üstü Örtülüyor” basligiyla çikan haberde ise, 1994-96 yillari arasinda Yüksekova bölgesinde esrar, eroin ve silah kaçakçiligi yaptiklari ve 15 faili meçhul cinayetten sorumlu olduklari öne sürülen çete hakkindaki sorusturmanin yönünün, PKK’li ititrafçi ve kilit isim Kahraman BILGIǒin Diyarbakir DGM Savciligi’na dilekçe göndererek tutuklandigi dönemde Yüksekova Savciligi’na verdigi ifade ve yaptigi açiklamalardan vazgeçtigini bildirmesi üzerine, tamaen degisebilecegi ifade edilerek, halen tutuklu durumdaki çeteye dahil güvenlik mensuplari Fatih ÖZKAN (özel tim), Azmi AYDIN (özel tim), Abdülkadir BAYRAM (polis memuru), Abdülkerim ÖZCÜK (köy korucusu), Osman ÖZPAZAR (köy korucusu), Necmettin HACAR (köy korucusu), Mehmet Emin ERGEN (köy korucusu) ve Osman ERGEN’in de (köy korucusu) serbest birakilabilecegi öne sürülmüstür. [Cumhuriyet, 15.02.1997]

Bu isin sonu Agar’a kadar gider

Ayni gazetede “MUMCU’yu Çete Öldürdü” basligiyla Jandarma Istihbaratçi Astsubay Hüseyin OGUZ’un Yüksekova Çetesi ile ilgili olarak Susurluk Komisyonu’na verdigi ifadeye de yerverilmis, OGUZ’un komisyonda Yüksekova Çetesi ile ilgili baglantilari anlatirken “bu isin sonu AGAR’a kadar gider” dedigi, yazar Ugur MUMCU ile Orgeneral Esref BITLIS’in devlet içinde bulunan ve bir kolu Yüksekova’ya kadar uzanan çete tarafindan öldürüldügünü, MUMCU cinayetinde kullanilan bombalarin “Sisko Tekin” olarak bilinen ve su anda Malatya’da bulunan bir kisinin evinde saklandigini, eski isithbaratçilardan Ugur TÖNÜK’ün de cinayet konusunda bilgili oldugunu iddia ettigi bildirilmistir. [Cumhuriyet, 19.02.1997]

Haberde OGUZ’un çetenin lideri olarak Mehmet Emin YURDAKUL’un ismini verdigi vurgulanmis, ayrica Abdullah CANAN’in Kahraman BILGIÇ tarafindan iki arkadasi ile ilgili olarak sorgulandiktan sonra öldürüldügünü söyledigi belirtilmistir.

Hanefi Avci’ya Göre Çeteler

Gazete Pazar’da çikan bir haberde Hanefi AVCI’nin devlet içindeki JITEM-Emniyet-MIT baglantili olusum hakkindaki ifadelerine yerverilmis, sözkonusu ifadelere dayanarak bu olusum içinde varoldugu iddia edilen iliskiler sematize edilmistir. [Gazete Pazar, 02.03.1997. (Aslina sadik kalinarak düzenlenmistir)]

Sema su sekildedir:

1) JITEM Içindeki Olusum:

Cem ERSEVER, Tugg. Veli KÜÇÜK, Binbasi Ali YILDIZ,

Mustafa DENIZ,

Ali BALKAN


2)Emniyet Içindeki Olusum:

Mehmet AGAR

Emniyet Grubu:

Ibrahim SAHIN, Ayhan AKÇA, Ayhan ÇARKIN, Ercan ERSOY, Ziya BANDIRMALIOGLU, Hüseyin KOCADAG, Sedat DEMIR.

Mafya Grubu: Korkut EKEN, Abdullah ÇATLI, (Drej) Ali YASAK, Alaattin ÇAKICI, Haluk KIRCI, N. Tevfik AGANSOY, Oral ÇELIK, Yasar ÖZ, Ömer Lütfü TOPAL, Sami HOSTAN

3) MIT Içindeki Olusum: Mehmet EYMÜR, Yavuz ATAÇ, Duran FIRAT, Hakki YAMAN, Mahmut YILDIRIM, Yüzbasi Kasif, Tarik ÜMIT, Hadi ÖZCAN

Hanefi AVCI’nin ifadelerine dayandirilarak hazirlanan sözkonusu haberde üç olusum içinde degerlendirilen isimler arasinda iliskilendirme de mevcuttur.

JITEM içindeki olusum içinde yeraldigi iddia edilen Veli KÜÇÜK’ün, Emniyet içindeki olusum içinde yeraldigi belirtilen Abdullah ÇATLI ve Sami HOSTAN ile irtibatli oldugu (hatta bir baska gazete haberinde Sami HOSTAN’in Veli KÜÇÜK’ten aldigi yardimla Abdullah ÇATLI’nin cenazesini teslim aldigi yönünde bir ifade mevcuttur), ayrica MIT içindeki olusum içinde yeraldigi öne sürülen Hadi ÖZCAN ile de baglantisi bulundugu belirtilmistir.

Sema da Emniyet içindeki olusum dahilinde gösterilen Alaattin ÇAKICI’nin, MIT içindeki olusum tarafindan korundugu, MIT içindeki olusum içinde degerlendirilen Tarik ÜMIT’in bir dönem Emniyet içindeki olusum adina çalistigi, daha sonra sözkonusu olusum içindeki Özel Tim mensuplarinin adlarinin Tarik ÜMIT’in kaçirilmasi olayina karistigi ifade edilmistir.

Ayrica, bir baska gazete haberinde, semada Emniyet içindeki olusum dahilinde degerlendirilen Ibrahim SAHIN’in, yine Emniyet içindeki olusumun Mafya bölümünde degerlendirilen Abdullah ÇATLI ve MIT içindeki olusum dahilinde degerlendirilen Yesil kod Mahmut YILDIRIM’i öldürmesi için, MIT içindeki olusum içinde oldugu öne sürülen Hadi ÖZCAN’i görevlendirdigi iddia edilmistir.[Siyah Beyaz, 28.02.1997]

Yesil Kod Mahmut Yildirim

Adi-Soyadi: Mahmut YILDIRIM [Hürriyet, 16.01.1997, Yeni Yüzyil, 17.01.1997 ve Radikal, 28.02.1997 (Hüseyin OGUZ’un Ifade Tutanagi)]

Baba Adi: Salih

Dogum Tarihi: 1953

Dogum Yeri: Bingöl/Solhan Ilçesi, Dicnik veya Asmakaya Köyü

Lakaplari - Kod Adlari: Yesil, Ahmet DEMIR-Sakalli-Haci veya Hoca

Son olarak Hollanda’da bulundugu ve bu ülkede bir gece klübü islettigi iddia edilmistir.

Ahmet Cem ERSEVER’in iddialarina göre Tunceli, Diyarbakir, Bitlis, Bingöl, Elazig hattinda islenen cinayetlerin büyük bir bölümünün sorumlusu Yesil ile Mehmet YAZICIOGULLARI’dir. Yesil 9 cinayetle suçlanmaktadir. [Hürriyet, 16.01.1997, Aksam, 30.01.1997 ve Aydinlik, 09.02.1997]

Bu cinayetler söyle siralanabilir:

a) Gazeteci Halit GÜNGEN’in 18 Subat 1992’de öldürülmesi.

b) Mus’ta Alay Komutanligi’nda gözaltina alinan bes kisinin 27 Mayis 1992’de yer göstermeye götürmek üzere alinip kursuna dizilmesi.

c) Elazig Insan Haklari Dernegi Baskani Avukat Metin CAN ile Doktor Hasan KAYA’nin 21 Subat 1993’te, iskence yapilip kafalarina kursun sikilarak öldürülmesi.

d) Ayten ÖZTÜRK’ün 27 Subat 1992 tarihinde Tunceli’nin Mazgirt Ilçesi’ne bagli Kepektasi köyünde evinden alinarak öldürülmesi.

e) Aydinlik gazetesi, Yesil’in ayrica Mayis 1993’de Elazig-Bingöl karayolunun Semdin SAKIK’a bagli PKK militanlari tarafindan kesilerek 35 erin öldürülmesi olayinda, erlerin sevkiyat tarihini Semdin SAKIK’a ulastiran kisi oldugunu, SAKIK’in Yesil ile olan iliskilerinden dolayi Bekaa’da sorgulandigini iddia etmistir. Ayni gazete Yesil’in ERSEVER’in öldürülmesinden sonra Güneydogu’ya gitmedigi ve Bati’da tetikçi olarak faaliyet gösterdigi öne sürülmüstür.

Medyada yeralan haberlerle, Sena ER, Hanefi AVCI ve Hüseyin OGUZ’un Susurluk Komisyonu’na verdigi ifadelerde, Yesil’in adam kaçirma ve bazi isadamlarindan haraç alma eylemlerine de karistigi iddia edilmistir. Bu konudaki iddialar söyle siralanabilir:

a) Ömer Lütfü TOPAL’dan haraç alinmasi: [Hürriyet, 16.01.1997]

Gazetelerde, Ibrahim SAHIN’in emriyle TOPAL’dan 17 milyon dolar haraç alinmasi isini Yesil’in organize ettigi (ANAP Milletvekili Eyüp ASIK “Objektif” programinda bu miktarin yanlis oldugunu, alinan haracin 10 milyon dolar oldugunu öne sürmüstür [Objektif, Show TV, 19.01.1997]), bu meblagin 10 ve 7 milyon dolarlik iki parti halinde Is Bankasi Kizilay Subesi’ndeki Ahmet DEMIR adina açilmis hesaba yatirildigi iddia edilmistir).

Hürriyet gazetesi, Yesil’in TOPAL’dan ayni yolla 6 milyon dolarlik bir haraç daha istedigini, TOPAL’in bu meblagi bir kurye ile gönderdigini, ancak paranin Yesil’e ulasmadigini, Yesil’in bunun üzerine TOPAL’dan parayi gönderdigine dair teyid aldiktan sonra çete mensubu oldugu ileri sürülen ÇATLI, KIRCI, özel tim mensuplari Ayhan AKÇA ve Ercan ERSOY’u sikistirdigini, Yesil bu sahislari TOPAL ile yüzlestirmek üzere iken, ÇATLI ve ekibinin TOPAL’i ortadan kaldirdigini belirtmistir. Gazete haberlerinde, TOPAL’in öldürüldügü zaman üzerinde sadece “Yesil” yazan bir kagit bulundugu vurgulanmistir.

b) Senar ER’den Haraç Alinmasi:

Aktüel dergisinde yayinlanan haberde, Istanbul’da yasayan Yüksekovali isadami Senar ER’in kendisinden haraç alinmasi ve babasinin kaçirilmasi olayi ile ilgili açiklamalarina yerverilmistir. [Aktüel, 01.01.1997, sayi:286]

Olay söyle gelismistir: 10 Temmuz 1994 tarihinde kendini General Zinnar olarak tanitan Alaattin KANAT, ER’i arayarak 100 bin mark fidye istemis ve Ahmet DEMIR’in adina açilmis banka hesap numarasini vermistir.

ER bu olay üzerine 9 Agustos 1994’te Bakirköy Cumhuriyet Savciligina basvurmustur. 26 Agustos 1994 tarihinde ise, ER’in Silivri’deki bir yazlikta KANAT, DYP Bingöl Milletvekili adayi Mehmet YAZICIOGULLARI ve Nizamettin KUTLU ile bulustugu bir sirada, polis eve baskin düzenlemis, KANAT ve arkadaslari gözaltina alinmis, suçunu itiraf eden KANAT tutuklanmistir. Ancak KANAT, 11 ay sonra tahliye olmustur.

Ankarali isadami Lokman ÇETIN tarafindan fidyeyi ödemesi konusunda uyarilan ER’in babasi Kadir KEREMOGLU, 15 Nisan 1995 tarihinde isyerinden kaçirilmistir.

22 Nisan 1995 tarihinde Lokman ÇETIN’in ofisinde kendilerini özel harpçi olarak tanitan iki kisi tarafindan 750 bin mark ödemesi gerektigi bildirilen ER, 24 Nisan 1995 tarihinde DYP Milletvekili Mustafa ZEYDAN ile birlikte Emniyet Genel Müdürü Mehmet AGAR’a giderek olayi anlatmis, AGAR, Ibrahim SAHIN’den olayin arastirilmasini istemistir.

25 Nisan 1995 tarihinde Özel Harekat timinin fidyecileri tespit etmesini saglayan ER, ertesi gün sonucu ögrenmek için Emniyet’e gittiginde kendisine ilgili kisilerin takip altinda oldugu söylenmistir.

Ancak Emniyet’ten çikmak üzere iken kendisini cep telefonu ile arayan bir sahis tehditte bulunmustur.

Daha sonra bir seyahat sirasinda uçakta karsilastigi özel harpçilerden Nafiz KARACAN hala babasini bulabilecegini söyleyerek 200 milyon istemistir.

Bu meblagin ilk taksidi olan 80 milyon lirayi KARACAN’in Ziraat Bankasi Kavaklidere Subesi’ndeki hesabina gönderen ER’in fidyecilerle baglantisi kesilmistir.


Hürriyet gazetesinde konu ile ilgili olarak çikan haberde ise, Senar ER’in Susurluk Komisyonu’na verdigi ifadede kendisini 1994 yilinda arayarak 100 bin mark fidye isteyen kisinin “Yesil” adli biri oldugunu, Yesil’in parayi Ahmet DEMIR adina Ankara Ziraat Bankasi Çankaya Subesi’ne yatirmasini istedigini, yazlik evindeki polis baskininda Nizamettin KUMLU, Mehmet YAZICIOGULLARI ve Alaattin KANAT’in tutuklandigini, ancak ikinci mahkemede serbest birakildiklarini, fidyeyi isteyen Yesil’in adinin ise polis kayitlarindan silindigini söyledigi iddia edilmistir. [Hürriyet, 16.01.1997] (Devami var)




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11