Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Arı Hareketi

18/3/2001 - 11:00 - AtinYorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Sistemin Tahlili ve Öneriler

Sessiz sedasız gelişen ve örgütlenen bir hareket var: "Arı Hareketi". Çağdaş, akılcı ve düzeyli bir grup olarak tanınıyor. ABD'de etkili kişilere kadar erişebilen başarılı rölasyonları var. Arı Hareketi'nin geçenlerde yayınlanan bir bildirileri elimize geçti. Sizlerle paylaşmak için aşağıda yayınlıyoruz.

*****

ARI HAREKETİ ANKARA GRUBU

“TÜRKİYE BİLDİRGESİ”
Dünya ile bütünleşme sürecindeki Türkiye, büyük uluslararası güçlerin paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı sıcak bölge’de yer almaktadır. Başdöndürücü bir hızla değişen dünya konjonktürünün gereklerini yerine getirmeye, değişime ayak uydurmaya yarım-yamalak çabalayan Türkiye, ekonomi ve politikasında gerekli dönüşümleri sağlayacak kalıcı bir istikrar programının kaçınılmazlığı karşısında, 2000 yılı başında bu nitelikteki bir programı uygulamaya koymuş; biraz da koymak zorunda kalmıştır.

Gerek programın uygulanmaya konduğu dönemde, gerekse bugün Türkiye iki temel olumsuzluğun etkisi altında bulunmaktadır: bunlardan ilki, bölgedeki paylaşım kavgalarının yoğunlaşması ve bu güç kavgalarının Türkiye’deki temel yapılar üzerinde belirleyici olması, ekonomik ve sosyal maliyetler yaratan terör, bölücülük ve şeriat eylemlerini Türkiye’ye ihraç etmesi; diğeri ise mevcut sağlıksız yapıdan beslenen ve denetlenemeyen “siyasetçi-işadamı-bürokrat üçgenleri”nin “demokratik biçimde” yönetimi kimseye kaptırmaması (!); daha da vahimi, siyaset sisteminin bu gruplardan başkalarına geçit vermeyecek biçimde tasarlanmış ve örgütlenmiş olmasıdır. Bugün yaşanılan ve her seferinde izleyenlere şaşkınlık veren vahim olayları bu iki temel faktörün dışına çıkarak yorumlamak mümkün bulunmamaktadır.

Akla, bilgiye, dürüstlüğe, birlik ve dirlik inancına, yurt ve halk sevgisine, cesarete sahip insangücünü yönetim dışında tutmaya, siyasal katılımını engellemeye programlanmış sistem, bir taraftan azgın çetelerin acımasız yağmalarının devamını sağlarken, diğer taraftan Türkiye’yi derin bunalımlara, haketmediği bir çağdışılığa ve fakirliğe sürüklemektedir.

İşte bu durum ve koşullar altındaki Türkiye’yi gerçek demokrasi içinde esenliğe kavuşturabilmek, ancak siyasal katılımı engellenen ve doğru siyaset ve yönetimden yana olan birey, kurum ve kuruluşların ittifakının yaratacağı baskı gücüyle mümkün olabilecektir. Başta dürüst ve sağduyulu milletvekilleri olmak üzere, doğru bir siyaset ve ekonomi yapısının oluşumunu isteyen tüm işadamlarının, bürokratların, akademisyenlerin, meslek ve sivil toplum örgütlerinin ve sorumluluk taşıyan tüm vatandaş ve kuruluşların, aşağıdaki hususlarda anlaşarak yaratacakları enerjiyle Türkiye’nin önünü açacaklarına inanılmaktadır.

1. Türkiye’nin geleceği, bugünkü siyasi egemenlerin büyük bir umursamazlıkla sürmesine izin verdikleri azgın yağma kavgasının ve bunu gizlemeye yönelik yapay sorunların sonuçlarına bırakılamayacak kadar önemli ve değerlidir.

2. Yurtdışındaki bazı merkezler ve yurt içindeki sistem yandaşları tarafından üretilen yapay sorunların ortaya çıkardığı kaotik maskeye aldanmamak gerekmekte; soğukkanlı ve telaşsız bir biçimde “hedef”e kitlenme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu hedef, yapısal dönüşümün tetikleyicisi olacak değişimlerdir.

3. Mevcut hükümetin istifasının bugün için söz konusu olmayacağı; yeni istikrar programının sorumluluğunu yükletebildiği ölçüde IMF’den alacağı destekle ivedi tehlikeleri atlatarak başka bir şok’a kadar en az birkaç ay daha “idare edeceği” düşünülerek, “sağlıklı bir istikrar programı için zorunlu yapısal değişimlerin bu zaman diliminde gerçekleştirilmesi” konusunda hükümet ve Meclis zorlanmalıdır.

4. Bu süreç içinde hükümet, yolsuzlukla mücadele konusunda özellikle kendi içinden kaynaklanan dirençlere karşı desteklenmeli; bu dirençler kamuoyuna olanca açıklığıyla sergilenmelidir. Bu çerçevede, reform çabaları için inançla gayret gösteren siyasetçi ve bürokratlara destek konusunda kamuoyu oluşturulmalıdır.

5. Özellikle son 10 yıldır sürdürülen, “uluslararası sıcak parayla borç yönetme yaklaşımı ile bu doğrultuda oluşturulan ve reel sektörü (üretimi) baskılayan, finans sektörünün yapısını bozan para politikalarının derhal terk edilmesi”nin yeni program tasarımcılarına benimsetilmesi, yine aynı süreçteki doğru bir eylem alanıdır.

6. Seçim, özellikle siyasal yapılanmaya ilişkin temel değişiklikler gerçekleşmeden asla bir çözüm değildir. Tüm Dünyaya ve Türkiye’ye güven verecek gerçek bir “sosyal, siyasal ve ekonomik istikrar programı”nı tasarlayıp uygulayabilmek için de bu yapısal dönüşümlerin başlaması ön koşuldur. Değişimin maliyetini üstlenme konusunda halkı inandırabilmek, bu maliyeti paylaşma özverisini bekleyebilmek, güvenilir bir sistem yaratılmadan artık olanaklı değildir.

7. Siyasal yapıda dönüşümü başlatabilmek için “Siyasi Partiler Kanunu”, “Seçim Kanunu” ve “Dernekler Kanunu”, sağlıklı bir demokrasiye geçit verecek yönde ve bu süreç içinde değişmeli; Kopenhag Kriterlerinin “bireysel hak ve özgürlükler” alanındaki koşullarına uyum sağlamaktan korku duyulmamalıdır.

500 yıl önce İspanya’dan, 50 yıl önce Almanya’dan kaçan musevilere, 80 yıl önce Ekim devriminden kaçan ortodoks kafilelere kucak açmış insancıl bir geleneğin mirasçısı olan, dış müdahaleler ve yönlendirmeler olmadığı sürece birlik ve barış içinde yaşamayı becerebilen uygarlıklar beşiği Anadolu’nun insanı için “Misak-ı Milli Sınırları”, laik Cumhuriyet ve çağdaş demokrasinin gerçekte sorgulama konuları olmadığı da artık kabul edilmelidir.

9. Ekonomik yapıda dönüşümü başlatabilmek için “Muhasebe-i Umumiye Kanunu”, devletin muhasebe düzeni, kamu otoritesinin hesap verme sorumluluğu, performans kıstasları konularındaki düzenlemelerle kamu ekonomisinde saydamlığı sağlayacak yönde ve aynı süreç içinde değiştirilmelidir.


10. Türkiye bugüne kadar sürdürdüğü ürkek, kararsız, kişiliksiz dış politikasıyla müttefiklerini de ikna edememiş; bunun sonucu olarak, uluslararası alanda yaşadığı sorunlarda yeterli destek bulamadığı gibi, yurt içinde de bazı “dost” müdahalelerinin önüne geçememiştir. Bu nedenle, dış politikada temel tercihler artık yapılmalı ve net, açık, kararlı ve aktif olunmalıdır.




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11