Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2021-08-24

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Uyuşturucudan Susurluk'a 20 - Kurşun Asker MİT'de

30/8/2000 - 11:00 - Atinİlgili Bağlantı Yorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

TBMM'ne çok sathi bilgiler vererek kendisine sorulan sualleri geçiştiren Korkut Eken, İstanbul DGM Savcılığında önüne konulan telefon dökümlerini görünce TBMM'de tanımadığını beyan ettiği kişileri de tanımaya başlamıştı.

Başarılı Bir Geçmiş

Korkut Eken esasında geçmişi başarılı bir "Özel Harp" veya yeni adı ile "Özel Kuvvetler Komutanlığı" subayı. Evi, aldığı başarı madalyaları ve ödüllerle dolu. Çok iyi bir ailesi var. Hepsi pırıl pırıl, düzgün ve vasıflı insanlar.

Eken iyi bir silah uzmanı, iyi de nişancı. Bir arkadaşının elindeki elmayı 25-30 metreden vurabilecek kadar iyi. Bu "elma tutma" sırasında bir kaç ufak kaza olmuş ama, astları, yürekleri atsa da Korkut emrettiği zaman o elmayı tutmak mecburiyetindeler.

O aynı zamanda, paraşütçülük, kayak, dalgıçlık gibi özel eğitimler de görmüş, ABD'de "rehineli harekat" gibi özel kurslara da katılmış bir kişi.

Zamanın MİT Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas'ın, Korkut Eken ve Yavuz Ataç'ı Gölbaşı Polis Eğitim Merkezi'nde gördükten sonra, teşkilata almasında, iyi bir sicilin yanı sıra bu vasıfların da etkili olduğu muhakkak.

Eymür'ün, Korkut Eken ve Yavuz Ataç'ın MİT'e alınmasında bir rolü yok. O daha sonra MİT'e giren Kaşif Kozinoğlu - Orhan Çoban grubunun alınmasında etkili oldu.

Kurşun Asker

Eken, fikri çalışmadan ziyade aksiyonu seven bir tip. Taha Kıvanç'ın 29.08.2000 tarihli "Bir filmin çağrıştırdıkları" yazısında bahsettiği, "Kuşatma" filminde Bruce Willis'in canlandırdığı general benzeri bir kurşun asker. Vuralım, kıralım, öldürelim, yakalım...

Eken, DGM Savcılığına verdiği ifadede belirttiği gibi Abdullah Çatlı'yı teşkilatta tanımadı. MİT'den emekli olduktan sonra tanıdı veya daha önceden tanıyordu. Ancak Alaattin Çakıcı ve Tarık Ümit'i MİT'de görevi ile ilgili olarak tanıdı ve aynı Yavuz Ataç'da olduğu gibi, Çakıcı ile görevsel ilişkisi daha sonra özel ilişkiye ve hatta kader birliğine dönüştü.

Alaattin Çakıcı ve Tarık Ümit, o tarihlerde MİT İstanbul Bölge Başkanlığı'ndan Şenkal Atasagun imzasıyla Müsteşarlık Karargahına yollanan 16.Temmuz 1987 tarihli yazıdaki, "kullanılmaları uygundur" mütalaası üzerine MİT'le irtibatlandılar.

Kullanılma amaçları, devlet büyüklerinin "kanları yerde kalmayacak", "terör örgütlerine gerekli cevap verilecek" tarzdaki açıklamalardan sonra MİT'e verilen yurt dışı görevler kapsamındaydı, yani Asala ve PKK terör örgütleri ile mücadele.

Bu Adam İşe Yaramaz

Alaattin Çakıcı'nın yanında 3-4 kişi daha vardı. Bunların hepsi, özel bir yerde, Korkut Eken tarafından eğitime tabi tutulmaya başlandılar.

Eken, Çakıcı grubundan pek memnun değildi. "Bunlar tabanca tutmayı bile bilmiyorlar, beş metreden hedefi vuramıyorlar" diyordu. Bu gruptan iki kişi gözünü doldurmuştu. Biri Çakıcı Fransa'da yakalandığında yanında bulunan Murat (veya Muradi ) Güler, diğeri geçtiğimiz yıllarda öldürülen Şener Turan (Sarı Şenol).

Eken'e göre Alaattin Çakıcı işe yaramazdı. Ancak diğerleri üzerinde büyük hakimiyeti vardı. Eken, eğitim sırasında Çakıcı'ya el bombası attırmaya kalkmış, Çakıcı'nın her yanının titrediğini görünce adamlarının yanında mahcup olmasın diye onları başka yere yollamıştı. Eken, Çakıcı'nın haline gülüyor, Çakıcı'nın önemli bir faaliyette sıkıntı yaratabileceğini söylüyordu.

Eğitimden sonra Çakıcı ekibi Ağustos 1987'nin ilk günlerinde, Tarık Ümit ve Yavuz Ataç'la birlikte, planlanan bir faaliyetle ilgili olarak yurtdışına yollandılar. Tarık Ümit'in lisanı vardı, Avrupa'yı da iyi biliyordu. Becerikli olduğundan bir çok bürokratik engeli aşabiliyor, ihtiyaçları karşılayabiliyordu. Yavuz Ataç'ın ise aktif bir görevi yoktu, o sadece uzaktan çalışmaları izleyecekti. Orduda iken Brüksel'de görev yapmıştı, lisan da biliyordu.

İlk Yurtdışı, İlk Görev

Çakıcı'nın ise yurt dışına ilk çıkışıydı. Çakıcı sonraki yıllarda Avrupa'nın bütün giriş çıkış kapılarını öğrenip yıllarca kaçak olarak yaşamayı başardı. Sadece Avrupa'da değil, Singapur'dan Newyork'a, Londra'dan Sudan'a kadar hemen her yerde.

Çakıcı ekibi ile planlanan faaliyet gerçekleşmedi. Ya bir sızma olmuş, ya da bir tesadüf eseri faaliyetin yapılacağı yerdeki güvenlik güçleri aynı hedefe yönelmişlerdi. Ekip 10 gün kadar yurtdışında kaldıktan sonra geri döndü.

Çakıcı'nın bu tarihten 10 yıl kadar sonra, Şenkal Atasagun'un Operasyon Başkanı olduğu devrede yine neticesiz bir operasyonda kullanması dışında, MİT'de aldığı hiç bir aktif görev yoktur. Çakıcı'nın "Asala'yı bitirdiği, PKK ile savaştığı" gibi hikayeler tamamen uydurmadır. Komik olan, Çakıcı'nın da bu hikayelere kendini de inandırmış olmasıdır. Hem de o kadar ki, bir telefon konuşmasında Eymür'e "Biz bu vatan için neler yaptık ağabey, değil mi?" diye soracak kadar.

Rakipleri Rapor

Çakıcı bir süre yeni bir faaliyette kullanılmak üzere el atında tutuldu. Bu dönemde kendisinden daha ziyade haber kaynağı olarak istifade edildi. Rapor ettiği konular genellikle "Ülkücü" şahısların faaliyetleri ile ilgiliydi.

Eymür, bir keresinde Çakıcı'nın yalan bir haber ilettiğini tespit etti. Haberin konusu o tarihlerde Çakıcı'nın rakip gördüğü Drej Ali lakaplı Ali Yasak ve arkadaşlarının PKK'lı şahıslarla uyuşturucu kaçakçılığı yaptığına dairdi.

Eymür, Çakıcı'nın bu şekilde yalan haber üreterek kendilerini yönlendirmeye çalışmasına fena halde kızmıştı. Artık bir daha onun yüzünü görmek istemiyordu. Araya Korkut Eken girdi, Çakıcı'nın çok pişman olduğunu, bir daha böyle bir terbiyesizlik yapmayacağını söyleyerek Çakıcı'yı affettirdi.

Çakıcı'ya en çok kızan Hiram Bey olmuştu. Konu Çakıcı'nın MİT'le ilişkili olduğu bir devrede yanında görevliler varken Ankara Dedeman Oteli'nde maraza çıkarıp birkaç kişiyi yaralaması ile ilgiliydi.

Rezalet...

Olay anında Çakıcı'nın yanında olmamakla birlikte Eymür de o anda Dedeman Otelindeydi. Korkut Eken Çakıcı'nın yanında, Yavuz Ataç da civardaydı. Bir anda silahlar patlamaya, herkes bir tarafa kaçışmaya başladı. Eken, Çakıcı'ya müdahale edip otelin dışına çıkarmaya çalışmış, bir araca bindirip civardan uzaklaştırmıştı. Çakıcı bu arada iki-üç kişiyi yaralamıştı.

Eymür ne olduğunun farkında değildi. Resepsiyona gidip ne olduğunu sordu. Olay o kadar ani olmuştu ki kimse bir şey bilmiyordu. Herkes oteli terk etmekle meşguldü.

Olayın nedeni sonradan anlaşıldı. Otelde alkollü bir şahıs, Çakıcı'ya samimiyetle yaklaşarak "Affedersiniz, Siz Dündar Kılıç değil misiniz?" diye sormuştu. Çakıcı huylanmış ve adamı vurmuştu. Kaçarken önüne gelen bir kaç kişiye daha ateş etmişti.

Bu bir rezaletti. Olayı soruşturan Polis Şefleri Çakıcı'yı tespit etmişlerdi. Yanında Korkut'un olduğu da biliniyordu.

Bir Polis Şefi ertesi gün Eymür'ü arayarak olaydan bahsedip "Korkut Yarbay'ın da Çakıcı'nın yanında olduğu söyleniyor ama biz ihtimal vermiyoruz" dedi. Bu nazik bir şekilde verilen "biliyoruz ama üzerinde durmuyoruz" mesajı idi.

Kafasına Sıkın Emri

Hiram Bey köpürüyordu. Sizin bulunduğunuz yerde bunu yapması, hem bu teşkilata hem de sizlere en büyük hakarettir. Siz buna nasıl tahammül ediyorsunuz. Götürün bir yere sıkın kafasına cezasını verin. Kimse bu teşkilatı küçük düşürüp kullanamaz.

Eymür, ilk defa Hiram Bey'den, hem de astlarının yanında azar işitiyordu. Onun kızgınlığı karşısında kendi kızgınlığını unutmuşu. O anda Hiram Bey ile tartışmaması gerektiğini biliyordu. "Başüstüne" deyip makamından ayrıldı.

Birkaç gün gözükmeyip, Hiram Bey'in yumuşamasını beklediler. Çakıcı, Hiram Bey'in kızgınlığını öğrenmişti. O, aynı gün cezaevine girmeye ve hayatının olağan hadiseleri arasında sayılan adam yaralamanın cezasını çekmeye çoktan razıydı ama bu kızgınlığın kendisine ne gibi olumsuzluklar getirebileceğini kestiremiyordu.

Kesilen Resmi İlişkiler

Hiram Bey, verdiği emri tekrarlamadı. Çakıcı birkaç gün sonra Ankara'dan uzaklaştırılarak kendi kaderine bırakıldı ve resmi ilişki kesildi.

Hareketli bir dönemdi, hadiseler birbirini kovalıyor, günler hızla geçiyordu.

1987 son aylarında MİT Raporu olayı patlamıştı. Kutlu Savaş'ın soruşturmaları sonrası, Mayıs 1988'in son günlerinde Hiram Bey, Eymür ve Korkut Eken, emeklilik dilekçelerini vererek teşkilattan ayrıldılar.

Evet, Çakıcı-MİT ilişkileri kesilmişti ama, Eken-Ataç-Çakıcı üçlüsünün ilişkisi hiç bir zaman kesilmedi.

Özenti

Eken ilk başlarda hafife aldığı Çakıcı'nın bilahare tesirinde kaldı. Filim seyredip, filmin kahramanını taklit eden çocuklar gibi Çakıcıyı taklit etmeye başladı. Kendisine geç servis yapan lokantada tabanca çekip havaya ateş ettikten sonra garsonların etrafında pervane kesilmesinden, hesap vermeden eli öpülerek lokantayı terk etmekten zevk almaya başladı.

Bunların Eymür tarafından duyulmaması için her türlü gayreti sarf ediyordu ama Eymür bazen yaptıklarından haberdar oluyordu. Birkaç kez kendisine bu tip hareketlerin onun evveliyatına ve mevcut durumuna yakışmadığını söyleyerek ikaz etti.


Eymür'ün haberi olmadığı konular da oluyordu. Çakıcı'nın o yıllarda Eken'e otomobil aldığını, Eymür uzun yıllar sonra tekrar göreve döndüğünde öğrendi. O tarihte olay kendisinden saklanmıştı.




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 24.08.2021 - 15:50