Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Hayat Kurtaran Başarılı Müsteşar

31/7/2000 - 11:00 - Atinİlgili Bağlantı Yorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Bilmem, Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün 22 Temmuz 2000 Cumartesi günü yazdığı "Mit müsteşarına kalan miras" başlıklı yazısını okudunuz mu?

Ben okudum.

Acaba Başarısıza Ne Kalır?

"BAŞARILI bir MİT müsteşarına babasından ne miras kalır? Kitap, hem de 40 koli dolusu kitap dersem şaşırır mısınız? Üstelik de bunlar arasında bir zamanlar benim de her hafta merakla beklediğim Hayat ve Ses mecmualarının eksiksiz koleksiyonları varsa..." diye başlamış ÖZKÖK.

Kendi kendime "başarılısına, 40 koli Hayat ve Ses miras kalıyorsa, başarısız müsteşara ne kalmıştır?" diye düşündüm. "Belki de bir koli Hürriyet..."

Bizim evimize ben bildim bileli Hürriyet girer. Bizdeki Hürriyet'lerin sadece benimle alakalı olanları herhalde 5-10 koli doldurur. Allahtan artık "elektronik gazeteler var da, onları saklamıyoruz.

Sebebi Vardır?

Hürriyet, ülkenin gündemini çizen belli başlı gazetelerden biri olduğundan, Genel Yayın Yönetmeninin yazıları, kime başarılı, kime başarısız dediği önemlidir.

Eğer Ertuğrul ÖZKÖK;

"Paris'te ‘‘La Hune’’ kitabevinden aldığı Yamamoto' nun kitabından",

"Cumhurbaşkanı ile gittiği cenazede, ABD eski Başkanı George Bush ve Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek ile ayaküstü konuşmasından" veya

"Suratını dekora dönüştüren müzisyen Ciguli." den bahsetmeyip, başarılı MİT Müsteşarına değiniyorsa, bunun muhakkak bir sebebi vardır.

ÖZKÖK yazısına devam etmiş:

"Hele hele bir de Tom Miks ve Pekos Bill' in bütün sayıları bulunuyorsa ne düşünürsünüz?

Bir de bilmece çözmek için gerekli ansiklopediler?

Evet bu kişi hakkında ne düşünürsünüz?

Sizi bilmem ama ben derin bir hayal gücü ve ruh zenginliğini düşünürüm.

Bu ilginç kitap mirasının sahibi olan kişi MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun .

Mirası bırakan da babası Şebanettin Bey.

Bütün bunları, Faruk Bildirici 'nin Doğan Kitaplar'dan çıkan son kitabından okuyorum.

Kitabın adı ilginç:

‘Silüetini Sevdiğimin Memleketi’ "

Hayal Gücü Yetmiyor

Evet, ÖZKÖK'ün de derin bir hayal gücü ve ruh zenginliğini olduğu muhakkak. Yıllarca önce Ankara'daki evime geldiği zaman, hayalinde tasvir ettiği "beni ve ailemi" görünce şaşırmış ve bunu o zamanki köşe yazısında belirtmişti.

Belki de hayalinde, yeraltında yaşayan, kara gözlüklü, asık yüzlü, etrafında silahlı adamları bulunan, esrarengiz bir tip canlandırmıştı.

Faruk Bildirici'nin "Silüetini Sevdiğim Memleketi" kitabını henüz okumadım. Kısa zamanda okuma imkanım olacak. Şimdilik Medya'da yazanlardan öğreniyorum.

ÖZKÖK'ün yazısından sonra 28 Temmuz 2000'de Milliyet'teki "Atasagun, Eymür'ün hayatını kurtardı" başlıklı bir haberi okudum.

Bu konuya girmeden önce ÖZKÖK'e bir şey sormak istiyorum.

Milliyet'teki yazıya göre Faruk Bildirici "İlginçtir ki, Yeşil'e 500 dolar aylık bağlanmasına ilişkin yazının altında Eymür'ün yanı sıra daire başkanı olarak Atasagun'un da imzası vardı." yazmış.

Acaba ÖZKÖK, bu konuda ne düşünüyor? Gazetesinde çok eleştirildiğim YEŞİL konusunda, başarılı MİT Müsteşarı Atasagun'un da bilgi ve onayı olduğunu duyunca ne düşündü?.

Sadece "hayal gücü" yetmiyor.

Yoksa kitabın o kısmını okumadı mı?

Böyle yarım yamalak okumayın, yakışmıyor Sayın ÖZKÖK.

Atasagun Değil, George Bush Kurtardı

Tarih 12 Temmuz 1991. Bir hafta sonra Türkiye'ye önemli bir misafir gelecek.

Zamanın ABD Başkanı George Bush.

Türkiye'de büyük bir hazırlık var. Amerikan güvenlik görevlileri, her önemli ziyaretten önce yapıldığı gibi, Başkanın ziyareden çok önce Türkiye'ye gelmiş, Türk güvenlik makamları ile koordine ederek Başkanın güvenliği ile tedbirler alıyorlar. Başkanın bineceği araba, konuşacağı kürsü, geçeceği güzergah, kalacağı yer didik didik aranıyor, tedbirler alınıyor.

O tarihlerde ABD Başkanı için en büyük tehlike "terör örgütü DHKP-C" veya daha popüler ismi ile "Devsol".

Türk güvenlik güçleri başta İstanbul ve Ankara olmak üzere "Devsol'a yönelik" bir seri operasyonlara başladılar ve birkaç hücre evi bastılar. En önemlisi İstanbul Nişantaş'taki ve Çiftehavuzlar'daki evlerdi. Zira burada MİT Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas'ın 26 Eylül 1990 tarihinde şehit edilmesi olayında yer aldığı tahmin edilen Hasan Eliuygun dahil Devsol'un üst yönetiminde yer alan teröristler kalıyordu. Yani örgütün Türkiye'deki eylemlerini sevk ve idare eden kişiler. Nişantaş'ta, evin tabanı kazılarak altında geniş bir eğitim ve atış yeri bile yapmışlardı.

12 Temmuz 1991 günü yapılan operasyonlar neticesinde Niyazi Aydın, İbrahim Erdoğan, İbrahim İlci, Ömer Coşkunırmak, Yücel Şimşek, Nazmi Türkcan, Bilal Karakaya, Zeynep Eda Berk, Cavit Özkaya, Hasan Eliuygun isimli teröristler polisle çatışmaya girip öldürüldüler. 14 Temmuz 1991 günü de Fintöz Dikme, ve Buluthan Kangalgil ölü olarak ele geçirildiler.

Bu Devsol'a vurulan en büyük darbelerinden biriydi.

İstihbarat Nereden?

O zamana kadar bir türlü tespit edilemiyen, bir çok kanlı eylem gerçekleştiren teröristlerin ve hücre evlerinin, Bush'un ziyaretinden önce birden bire ortaya çıkarılması, kamuoyunda bilgilerin Amerikan makamlarından verildiği düşüncesini yarattı. Türk makamları bunun doğru olmadığını belirtti ise de fazla inanan olmadı. Bu yaklaşım doğru ise, Amerikalılar, bizim mahalleyi bizden iyi biliyorlardı...

Zamanın İstanbul Emniyet Müdürü Mehmet Ağar'dı. Şenkal Atasagun da o tarihte ikinci kez görevli olarak gittiği Belçika'da bulunuyordu. Çok yakın olduğu Hiram Bey'in cenazesine bile gelememişti..

Türkiye'yi 20-22 Temmuz 1991 tarihleri arasında ziyaret eden George Bush'un gelmesinden bir veya iki gün önce "Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nden bir telefon geldi. O tarihte, emekli idim ve Ankara Farabi Sokak'ta bir büromuz vardı. Yanımda genellikle teşkilattan ayrılan eski şöförüm ve düzgün karekterli, Ülkücü kökenli bir korumam vardı. İkisini de kendi imkanlarımla yanımda çalıştırıyordum.

İnfaz Kararım Alınmış

Emniyet Müdürlüğüne gittim. TEM Şube Müdürü, halen İzmir Emniyet Müdür Yardımcısı olan Burhan TANSU idi. Genç, kültürlü, nazik bir polis müdürüydü. Devsol'a yapılan baskınlarda, hücre evinde benimle ilgili eylem planları çıktığını söyledi. Planlamaya göre eylem Bush Türkiye'de iken yapılacaktı.

Örgüt, birkaç başarısız tahkikatten sonra sonunda, "ev" ve "iş" adreslerimi tespit etmişti. Arabamı, söförümü ve korumamı da biliyorlardı. Eylemi 3 kişi icra edeceklerdi. "Kamulaştırılmış -çalıntı-" bir arabayı Farabi sokakta, üzerinden Cinnah caddesinin geçtiği köprünün altında tutacak, iş yerinden çıkıp, Çankaya And sokaktaki eve giderken, "Köşk Pastahanesi" önünde, Cevre Sokak'a sapmak için yavaşlarken, iki kişi eylemi gerçekleştirecekti.

Bölgenin planı çizilmiş, yerler işaretlenmişti. Tahkikatı yapanlar, ev civarında çok polis noktası (İngiliz Sefareti, Korutürk'ün evi, bazı bakanların ikametgahı gibi) olduğu için, burada bir eylemi riskli bulmuşlardı.

Eylem için seçtikleri yer yine de hatalıydı. Kaçış istikametleri zaman zaman tıkanan bir yoldu ve bu yolun üzerinde İsrail Sefareti bulunuyordu. Onun önünde de daima kuvvetli bir polis ekibi vardı.

Koruma

Burhan TANSU, örgütün çökertilmesine rağmen, görevlendirilen teröristlerin planların ele getiğini bilmeyip, eyleme teşebbüs edebileceklerini, bu bakımdan müsadem olursa, bir kaç gün iş yerimde ve evde tertibat alacaklarını söyledi. Memnuniyetle kabul ettim.

TANSU ayrıca, bir dilekçe vermem halinde bana devamlı olarak koruma tahsis edileceğini de bildirdi. Böyle bir dilekçe vermeyeceğimi, senelerdir bu işlerle mücadele eden, hatta başkalarının hayatını koruyan bir kişi olarak şimdi koruma istemeyi kendime yediremediğimi söyledim. "Devlet istiyorsa korur, bir şey demem, ama ben normal vatandaş gibi dilekçe vermem" dedim.

Acayip bir uygulama vardı. Güvenlik güçleri, hayati tehlike altında olduğunuzu bilse de, dilekçe vermediğiniz sürece size koruma tahsis edemiyordu. (MİT'e tekrar döndüğümde, Emniyetin Koruma Yönetmeliği yeniden düzenlenirken ve MİT Koruma Yönetmeliğini hazırlarken bu hususu dikkate alıp gerekli düzenlemeleri yaptım. Bizzat hazırladığım MİT Koruma yönetmeliğine göre, MİT mensupları, MİT'in imkanları olan yerlerde, doğrudan MİT Koruma Ekiplerince korunuyor. Eskiden görevleri bitince kendi haline bırakılan MİT Müsteşarları da yaşadıkları sürece MİT'in, son derecede iyi yetiştirilmiş korumalarının güvencesi altında.)

Teşkilat Sessiz

Neticede Bush, geldiği zaman 2 gün evden-işe, işten-eve tertibat alınmış bir şekilde gidip geldim. Sevmediğim halde üzerime bir de kurşun geçirmez yelek giydirildi. Şöförüm ve korumam pür dikkatti. Herkezi süzüyor, herşeyden huylanıyorlardı. Esasında etrafta Bush dolayısıyla o kadar çok tertibat alınmıştı ki, böyle bir eylem teröristler için "intahar eylemi" olurdu.

Burhan TANSU, bu gelişmeden sonra, dilekçe vermediğim halde bir formülünü bulup bana koruma tahsis etti. Hayatımı bu sekilde dikkatle korumaya çalışan TANSU, maalesef kısa bir süre sonra, kendi makamında bunalım geçiren bir memuru tarafından ağır bir şekilde vuruldu, ölümden döndü.

Bütün bu anlattığım olaylar sırasında, Teşkilatımdan ne bir ikaz, ne bir ilgi görmedim.

Kurtarmış mı?

Mesleğim dolayısıyla hayati tehlikem her zaman vardı, hala da var. Belki şimdi düşmanlarım eskisinden daha çok.

Faruk Bildirici'ye, benim hayatımı kurtardığını söyleyen ATASAGUN, Şeker Fabrikalarına tayinimi yaptırıp, silah taşımamı bile engellemeye çalışan kişi değil mi?

Şeker Fabrikalarına bir saatliğine dahi gitsem, beni MİT'den emekli saymayacaklardı. Gitmediğim halde, "Şeker Fabrikalarından emekli" saydırmaya çalıştılar da Emekli Sandığı bile buna şaşırdı.

Bilmiyenleri aldatmak çok kolay, ama bu, ancak gizli saklı ve kapalı kapılar arkasında olunca başarı kazanıyor. Aksi taktirde komik duruma düşüyor insan.

Ben hep, mesleğimden dolayı 2000 yılını görmem diye düşünürdüm. Bilinen, bilinmeyen, farkına vardığım-varamadığım bir sürü tehlikeyi aştım. Hala yaşıyorum. Bazıları istemese de, Tanrı herhalde öyle istiyor...


(NOT: Faruk Bildirici'nin kitabında bahsi geçen, ATASAGUN, ÇAKICI, YEŞİL konularına, beni de ilgilendirdiği cihetle ayrıca değineceğim.)




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11