Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Özel Operasyonlar

5/5/2000 - 11:00 - AtinYorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Miktad Şimdi Ne Yapıyor Acaba?

Gazetecilerin tabiri ile MİT’in efsanevi ikinci adamı Miktad Alpay ne yapıyor acaba?

Kimi onun ABD’ye yerleşeceğini, kimi de Cumhurbaşkanı Sezer’in sınıf arkadaşı olduğu için Cumhurbaşkanlığında görev alacağını yazdı.

Tahsiline devam eden oğlunu ve gelinini ziyaret için ABD’ye gitmesi bir olasılık. Ancak ikinci şıkka, yani Cumhurbaşkanlığı’nda bir görev almasına pek ihtimal vermiyoruz.

Her adımını ölçerek atan Cumhurbaşkanımızın, ileride kendisine sıkıntı yaratabilecek böyle bir tayini onaylaması pek mümkün değil. Muhakkak Miktad Alpay ile ilgili, başkalarının bilmediği bir çok konudan haberi vardır.

Amerikalılardan, “düzgün muhafaza etmek” sözü ile “Apo paketini” aldıktan sonra milli kahraman ilan edilen Şenkal Atasağun’un, Alpay’ı hala kendisi için potansiyel bir tehlike ve rakip göreceği muhakkak.

Bir zamanlar Miktad Alpay’ın başkaları için tatbik ettiği kontrol yöntemlerinin, şimdi onun için uygulanıyor olması kaderin bir cilvesi. Telefonları dinleniyor, bütün temasları dikkatle izleniyordur.

Etme-bulma dünyası...

MİT Müsteşarlığını beklerken, Şenkal Atasağun’un, gazeteci bir dostu tarafından, zamanın Başbakanı Mesut Yılmaz’a tavsiyesi ile müsteşarlığa getirilmesi üzerine, bu fırsatı kaçıran Miktad Alpay’ın, ceketinin önünü ilikleyip yeni müsteşarını kapıda karşılaması, sonucu etkilemedi.

Mesut Yılmaz’ın, yeni MİT Müsteşarına “MİT’te konsensus sağlayacaksın, bir süre çatlak ses çıkmayacak” talimatı, Atasağun’un, Alpay’a bir müddet tahammül etmesini sağladı.

Esasında Atasağun ve Alpay, Ankara’daki dört büyük gazetenin temsilcilerini alelacele MİT Müsteşarı’nın ikametine çağırdıkları zaman, ellerinde viskileriyle mütebessim bir halde görüntü vererek, tiyatro oynuyorlardı.

O gün, MİT’in Psikolojik İstihbarat işlerinden sorumlu Cem, telefonda gazete temsilcilerine “sizi yarım saat içinde MİT’e bekliyoruz” deyince, temsilcilerin “gazetecilik tansiyonları” doruk noktasına çıkmıştı. Böyle alelacele çağrıldıklarına göre önemli bir konu vardı.

Müthiş haberi, elinde viskisi ile koltuğunda bacak bacak üstüne atmış bir vaziyette oturan Müsteşar Atasağun verdi:

“İlk defa İngilizce bilmeyen yüksek bir MİT görevlisini, Müsteşar Yardımcısı Miktad Alpay’ı, Washington’a tayin ediyorlardı. Böylece Türk – Amerikan ilişkilerinde yeni bir dönem başlayacaktı.”

Temsilcilerin “gazetecilik tansiyonu” birden bire düştü. Miktad Alpay’a baktılar. O da bir başka koltukta, gülümseyen bir ifade ile viskisini yudumluyordu. Gazetecilerin meraklı bakışlarını görünce “Bu önemli ve güç görevi en iyi şekilde yerine getireceğim” şeklinde bir kaç laf söyledi.

Ondan sonraki Apo ve Kürtçe yayın ile ilgili beyanatlar malumunuz.

Esasında MİT yöneticilerinin, amacı, Alpay’ın tayinini basına açıklayarak, günlerdir kararnameyi imzalamayıp elinde tutan Cumhurbaşkanı’na baskı ve emrivaki yapmaktı. Bu basit oyun Cumhurbaşkanlığı’ndan ters tepti.

Bu tiyatroda en önemli oyuncu Miktad Alpay’dı. Yıllardan beri MİT içinde ve dışında ağlarını en iyi şekilde ören MİT’in en kuvvetli adamı, Müsteşar Yardımcılığı makamını bırakıp, ABD’ye gitmeye nasıl ikna edilmişti? Kararname çıkmayınca neden sessiz sedasız emekliliğin yolunu seçti?

Biraz kendi bilgimizle, biraz da MİT’deki dostlarımızın desteği ile bu konuyu aydınlatalım.

Şenkal Atasağun’un MİT Müsteşarlığına geldiği günlerde, Müsteşar adayı Miktad Alpay’dan en çok şikayet edenler arasında sekreterler ve memureler bulunuyordu.

Görev gereği Müsteşar adayının, ses geçirmez çift kapılı ve kapısında “girilmez” ışığı bulunan odasına girmek, bazılarına korkunç bir kabus gibi geliyordu. Alpay’ın elleri rahat durmuyor ve taciz ediyordu.

Neticede, Alpay’ın uzun zamandan beri sekreterliğini yapan genç kız, ciddi sinir krizleri geçirerek hastahanelik oldu.

Kime ve nasıl şikayet edeceklerdi. Böyle bir durumda haksız duruma düşürülmeleri ve işlerinden olmaları kesindi.

Miktad Alpay’ın bu davranışlarından hoşlananlar veya bunu mesleki bir fırsat olarak kullananlar da vardı.

Komedi filmlerini andıran bir örnek olayı nakledelim:

Alpay bir gün Genelkurmay’dan gelen bir generalle görüşüyormuş. Bütün önemli görüşmelerinde olduğu gibi ses kayıt cihazını çalıştırmış ve konuşmaları kayda almaya başlamış.

Görüşmenin bitiminden ve generalin ayrılışından sonra Alpay cihazı kapatmayı unutmuş. Alpay bir süre sonra, “S” isimli memureyi çağırtmış. Balık etinde, güzel bir hanım olan “S” uzun süre içeride kalmış. Bu arada MİT’teki Başkan’lara ait makam odalarının her nedense hepsinin yatak odalı, banyolu küçük birer daire şeklinde olduğunu ilave edelim.

Alpay, o akşamüstü, ses cihazındaki bandı, çözülmesi için sekreterine teslim etmiş. Bandı çözen memureler, bandın generalle vaki konuşmadan sonraki kısmını dinleyince renkten renge girmişler. Bandın bu kısmı tam bir rezaletmiş.

Memureler bandın o kısmını bir kaç kopya çoğaltarak saklarken, Alpay’a hiç renk vermemişler.

Neticede, Şenkal Atasağun gelince, bazı memureler cesaret bulup Miktad Alpay’ı şikayet etmişler. Şenkal’da bu konuyu Teftiş kuruluna havale etmiş.

Teftiş kurulunda olay ört bas edilse de, Alpay’ın bu zafiyeti Atasağun’un eline koz olarak geçmiş.

MİT’deki dostlarım, Atasağun’un elinde, Miktad Alpay’la ilgili, uzunca bir çalışmanın mahsulü olan, kalınca bir dosya bulunduğunu belirtiyorlar. Bu dosyada özellikle Dedeman Oteli’nin özel odalarındaki ve Alpay’a ait bir evdeki bazı resimlerin ve dinleme bandlarının önemli bir yer tuttuğu söyleniyor.

Atasağun, Alpay’ı bu şekilde kuyruğundan tutmuş ve sesini kesmiş...

Alpay şimdi ne yapıyor acaba?

İnsanların kendilerine tanınan imkanları ve makam gücünü kendi gücü gibi görmesi en büyük zafiyet. MİT'in imkanları ile petrol zengini Arap Şeyhleri gibi yaşayan Atasağun'un MİT Müsteşarlığındaki ömrü de azaldı herhalde.

Atasağun, bir zamanlar, eski müsteşarı, resmi ziyaretlere giderken eşini MİT'in uçağına aldı diye fena halde tenkit ediyordu. Şimdi kendisinin ve eşinin MİT'in uçaklarını, yalılarını ve köşklerini nasıl kullandığını, örtülü ödeneği nerelere harcadığını, başkalarının da gözlediğini unutmasın. Birileri bunların kayıtlarını muhakkak tutuyordur ve zamanı gelince ortaya çıkaracaktır. Bundan şüpheniz olmasın.

Onu Ecevit, Yılmaz ve Özkan üçlüsünün dışında pek tutan yok gibi.

Mesut Yılmaz'ın talimatı ile yaptırdığı dinlemeler, araştırmalar, "Korkmaz Yiğit'in Çakıcı ile ilişkisi yoktur" şeklinde verdirdiği resmi yazılar onun en büyük mesleki ayıbı.

Eğreti attan inip, hesap verme zamanı gelince, ne kadar zayıf ve güçsüz olduğunu anlar ama, iş işten geçer.


Türkiye artık kabuk değiştiriyor ve insanlar yavaş yavaş, kendi vergileri ile görev yapanları da denetlemeyi öğreniyorlar.




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11