Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Avrasya'dan Swissotel'e

18/5/2001 - 01:00 - AtinYorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Muhammed Tokcan, Türkiye'nin Çeçenlere sempatisini kötüye kullanan, ahlaksız bir soytarı, Türkiye'ye zarar veren bir hain.

Başka ülkenin topraklarında eylem yapmaya cesaret edemediği için, Türkiye'ye, "nasılsa birileri bizi korur, bir şey olmaz diye" kötülük yapmaktan çekinmeyen bir şarlatan.

16 Ocak 1996 tarihinde, Trabzon'dan 211 yolcu ile Gürcistan'ın Soçi limanına gitmeye hazırlanan Avrasya Feribotunu, 8 kişilik ekibi ile kaçıran Tokcan, aynı günlerde Trabzon Polisi tarafından, tahsilatçılık, tehdit, gasp gibi suçlardan aranıyordu.

Nitekim yakalandıktan sonra, "Avrasya Feribotu'nun kaçırılması olayının önceden planlanmadığını, eylemin Trabzon'da ticari alacak konusundan dolayı polis tarafından aranmaya başlanmaları üzerine mecburiyetten yapıldığını, böyle bir eylemin av tüfeği ile yapılmayacağını herkesin bildiğini, esasında eylemin Soçi'de bir Rus gemisine yapılmak üzere planlandığını, silah ve teçhizatlarının Soçi'de hazır olduğunu, olayın bu boyuta gelmesinin basının kendilerini kullanması ve yanlış yönlendirmesinden kaynaklandığını" söylüyordu.

Basını suçluyordu ama esasında isminin gazetelerin baş sayfalarına çıkmasından çok da memnundu. O mafya camiasında ismini duyurmak ve yerini almak için kolay bir yol bulmuştu: "Çeçen davasına hizmet".

Avrasya Feribotu olayından sonra tutuklandığında, Çeçenistan'daki Rus katliamını protesto için İstanbul Boğaz Köprüsünü uçurmayı hedeflediğini inkar ediyor, bunu basının uydurduğunu söylüyordu.

Halbuki bu fikrini bazı ileri gelen Çerkez büyüklerine iletmiş ve onlardan tepki görmüştü.

Tokcan kendi ifadesine göre, Şamil Basayev'in komutasında görev yapmış ve Basayev tarafindan birlik komutanlığına getirilmiştir. Etrafına, Afganistan ve Çeçenistan'da savaştığını söyleyen Muhammed, bu dönemde Abhazya'da gerçekleştirdiğini belirttiği bir olay ile de övünüyordu.

Anlatımına göre Abhazya Cumhurbaskanı Yardımcılarından birinin rüşvet yemesi, sınır ticaretine kendi çıkarlarına göre yön vermesi ve Abhazya halkını zor duruma düşürmesi üzerine bir süre Abhazya'da görevlendirilmiş ve kendi adamları ile söz konusu Cumhurbaşkanı Yardımcısını evinden gizlice alarak, sahile götürüp çırılçıplak soyduktan sonra "ya düzeleceksin, ya da canını burada bırakacaksın" diye tehdit etmiştir. Daha sonra teminat alarak serbest bıraktıkları Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abhazya’yı terketmiş, Muhammed ve adamları da tekrar Çeçenistan’a dönmüşlerdir.

Avrasya Feribotu16 Ocak 1996'da Avrasya Feribotunu kaçıran Muhammed Tokcan (Türk - Adil oğlu 1969 Gebze), Ertan Coşkun (Türk - Yaşar oğlu 1960 Zonguldak), Erdinç Tekir (Türk - Erol oğlu 1966 İstanbul), Sedat Temiz (Türk), Tuncer Özcan (Türk - Rıfat oğlu 1968 Düzce), Ceyhan Mollamehmetoğlu (Türk), Roki Gitsba (Çeçen 1971 doğumlu), Ramazan Zubareyev (Çeçen 1963 doğumlu) ve Viskan Abdurrahmanov (Abhaza 1967 doğumlu) isimli teröristler, eylemlerine 72 saat sonra İstanbul Boğazı girişinde son verdiler.

Teröristler, İstanbul DGM'de "terör örgütü oluşturmak, gemi kaçırmak, patlayıcı madde imal etmek ve taşımak ve polise silahlı mukavemet" suçlarından yargılanarak çeşitli cezalara çarptırıldılar. Muhammed Tokcan 8 yıl 10 ay 20 gün hapis cezasına mahkum edildi.

Kocaeli Cezaevi'ne konan Muhammed Tokcan ve ekibine ilk başlarda ilgi çoktu. Çeçen Direniş Komitesi savunmaları için avukatlar tutmuştu. Milletvekilleri dahil birçok kişi dolaylı veya dolaysız yollardan onları arıyor, moral verip vaatlerde bulunuyorlardı. Gazeteciler, büyük paralar teklif ederek röportaj yapmak istiyorlardı.

Ziyaretçilerden birisi de zamanın Adalet Bakanı Şevket Kazan'dı. Söylendiğine göre, cahil bir kişi olan Muhammed Tokcan, eyleme katılanların çoğu Türk uyruklu olduğu halde, Şubat 1997'de kendilerini ziyaret eden bakandan, Çeçenistan'a gönderilmelerini ve yargılamalarının orada devam etmesini talep etmişti. Tabii ki bu mümkün değildi.

Daha sonra, onlara olan ilgi azaldı, Çeçen Direniş Komitesi dahil, yardımcı olanlar, fazla ilgilenmemeye başladılar. Bu dönemde Muhammet Tokcan çeşitli yerlere mektuplar yolluyor ve tahliyeleri için yardım talep ediyordu. Tahliye olursa ülkesine her türlü hizmete hazırdı. Çıkınca bir sigorta şirketi kuracak ve can ve mal güvenliği olmayan Çeçen insanının güvenliğini sağlayacaktı.

İtiraf etmeliyim ki, başlayışından bitişine kadar, şu andaki Diyarbakır Valimiz ve zamanın Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Cemil Serhatlı ile koordineli bir şekilde yürüttüğümüz Avrasya olayının, kansız ve çok uzamadan sonuçlanması ve Çeçenlere olan sempati yüzünden, Tokcan ve ekibine, birçokları gibi ben de daha yumuşak bir şekilde bakıyordum. Bu bir hata imiş. "Teröristin iyisi-kötüsü olmaz" kuralını hiç unutmamak lazım.


Muhammed Tokcan ve ekibi Türk halkının toleransına bir kez daha haince bir şekilde cevap verdi. Hem de, Türkiye'nin büyük bir ekonomik kriz geçirdiği ve bütün ümidini turizme bağladığı bir dönemde İstanbul'un büyük turistik bir otelinde, silahlı eylemde bulunarak.

Türkiye artık, hainleri ve kahramanları, iyiyi ve kötüyü, faydalı ve zararlıyı iyi değerlendirmek durumunda. Her kurşun atanla, her kurşun yiyen kahraman değil... .




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11