Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2013-05-11

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Mesut Yılmaz 03 - Kasalar ve Tetikçiler

5/9/2001 - 11:00 - Atinİlgili Bağlantı Yorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Yılmaz ailesinin kasası Turgut Yılmaz, 1991’de “Ağabeyim başta olduğu sürece yeni iş alanına girmeyeceğim” diyordu. Ağabey Mesut da, “1983’de ticaretle ilgisini kestiğini” söylüyordu.

Ama bunun yalan olduğunu iddia eden bir kişi vardı. Kim mi? Şu anda cezaevinde yatan bir zamanın Devlet Bakanı Cavit Çağlar.

Çağlar, “Mesut Yılmaz’ın 1987’de kendisine Uludağ’da Transalkim’e ait TIR filosunun mallarını taşımasını teklif ettiğini, ancak kendisinin bunu kabul etmediğini” söylüyordu.

Çağlar, Mesut Yılmaz’ın iddia ettiği gibi fiyatta anlaşamadıklarının doğru olmadığını, “Yılmaz’ın TIR filosundan şüphelendiği için bu taşıma işini vermediğini” beyan ediyordu. [Milliyet 09 Nisan 1991]

Mesut Yılmaz’ın kurduğu Transalkim şirketi, o tarihlerde en çok konu edilen mal varlıkları arasındaydı. Transalkim’in kuruluşu ve gelişmesinin, Mesut Yılmaz’ın ANAP’taki gelişmesi ile arasında bir paralellik olduğu söyleniyordu.

Şirket 4 Haziran 1985’de Karayolları Uluslararası Taşımacılık konusunda en önemli belge olan “G” belgesini almıştı. Ancak bu belge alınmadan önce, Şubat 1985’de, şirketin %50’den fazla hissesi “Pürsan Poli Üretim Sanayi AŞ.”ye devredildi.

Yılmaz’a, “Bu şirket kimler adına kayıtlıdır ve paravan kişiler kimlerdir? Gümrüklerden mal ithali ve ihracında hiç bir zorluk çekmeyen bu şirketle ilişkiniz nedir? Bu şirket sizin siyasete girmeniz ile nasıl yükselmeye başlamıştır?” soruları soruluyordu.

Yılmaz, 1987’de bu şirketin işlerini aktif bir şekilde takip ettiğine ve siyasi kimliğini kullanarak, büyük mikyasta taşıma işi olan Cavit Çağlar’ın işlerini almaya kalktığına göre, Transalkim’le doğrudan bir ilişkisi olduğu ve bu ilişkinin hiç kesmediği anlaşılıyordu.

Türkiye’de, Yalçın Kores Cad. Ali Duran Sok. Yenibosna, İstanbul adresinde faaliyet gösterdiği kayıtlı olan Transalkim’in, acentası olduğu tek Türk isimli TIR şirketi Ömer Sarıalioğlu adına tescilli.

Sarıalioğlu, bilinen ve Yılmaz ailesine yakın bir soyadı. Bu soyadı taşıyan, çeşitli kesimlerde tanınmış kişiler var.

Tanınmış ve sevilen Sarıalioğlu soyadlılardan biri, Haziran 1998’de Ankara’da 72 yaşında vefat eden ve 100 seneden beri Trabzon'un Of İlçesi Belediye Başkanlığını elinde tutan Sarıoğlu ailesinden Süleyman Sarıalioğlu. SODEP'in kurucularından ve SODEP ile Halkçı Parti'nin birleşmesinde de rol alan bir kişi. [Hürriyet 29 Haziran 1998]

CEVDET SARAL-EMNİYET MÜDÜRÜBir diğer Sarıalioğlu ise kendi alanında meşhur Adem Halim Sarıalioğlu. ‘Silahlı çete kurmak’ suçundan aranan Adem Halim Sarıalioğlu, Ankara polisi tarafından yakalandığı halde, zamanın Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral'ın yeğeni olduğu için 4.5 saat sonra serbest bırakılmıştı. [Hürriyet 15 Mayıs 1999]

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Adem Halim Sarıoğlunu uzun zamandan beri arıyordu. 22 Ocak 1952 Of doğumlu Sarıalioğlu, hakkında pek çok suçlama vardı. Adem Halim, “Saral” olan soyadını değiştirmiş ve yine o yöreyenin tanınmış soyadı olan “Sarıoğlu”nu almıştı.

Of Emniyeti, 14 Ağustos 1998'de onu ‘silahla adam öldürme, silahla işyerine saldırı ve 6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar hakkında kanuna muhalefet’ nedeniyle gözaltına almış, ancak amca Cevdet Saral sayesinde ifadesi alınıp serbest bırakılmıştı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün talebi ve yer belirtmesi üzerine, Ankara Polisi, 26 Mart 1999 günü, nasıl oldu ise, amca Cevdet Saral’ın haberi olmadan, Sarıalioğlu'nun Ankara’daki müteahhitlik bürosunu basıp buradaki 9 kişi gözaltına aldı. Aralarında Sarıalioğlu’nun korumalığını yapan Hakan Çillioğlu da vardı. Büro silah deposu gibiydi. 1 Kalaşnikof, 1 Scorpion marka otomatik silah, 11 tabanca, 245 fişek, 1 çelik yelek ele geçirildi.

Sabıkalı ve polis tarafından aranan yeğen Adem Halim Sarıalioğlu, 9 mm. çaplı 74 C 02482 seri numaralı Browning marka ruhsatlı tabanca taşıyordu. Taşıma ruhsatını, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde ikmal edilen dosya üzerine 13 Ekim 1998'de Ankara Valiliği vermişti. Yeğen 4.5 saat sonra, büroda yakalanan 5 kişi ile birlikte serbest bırakıldı. İstanbul Polisi Adem Halim Sarıalioğlu’nu, 30 Eylül 1999’da İstanbul’da yakalayabildi.

Sarıalioğlu’nun müteahhitlik bürosunda yakalanan koruma Hakan Çillioğlunu da hatırlayacaksınız. 21 Eylül 1999 tarihinde, bütün gazetelerin baş sayfasındaydı.

Rize’li Hakan Çillioğlu, Bayrampaşa Cezaevi'nde, Çakıcı'nın yeğeni Kenan Ali Gürsel'i tabanca ile vurmuş ve çıkan çatışmada cezaevi savaş alanına dönmüştü. Çatışma sonunda, Kenan Ali Gürsel'in de aralarında bulunduğu 7 mahkum ölürken Çillioğlu ile iki kişi de yaralandı.

Bu, Mesut Yılmaz ekibinin, elindeki kasetlerle şantaj yapan ve Türkbank’ın satışı nedeniyle hükümetin düşmesine sebep olan Alaattin Çakıcı’ya gönderdiği önemli bir ikaz mesajdı.

Mesut Yılmaz’ın en güvendiği, telekulak olayının kahramanı şaibeli Polis Müdürü Cevdet Saral, Trabzon'un Of İlçesi'nde 1948'de doğdu. 1971'de Polis Enstitüsü'nü bitirdi. 1980'de Ankara Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şube Müdür Yardımcılığı'na getirildi. 1984'te İstanbul Emniyet Müdürlüğü Personel Şube Müdürü, 3 ay sonra Mali Şube Müdürü oldu. 1998 Ocak ayında Ankara Emniyet Müdürü olarak atandı. Cevdet Saral Ankara Emniyet Müdürü iken onun İstihbarattan Sorumlu Başmüdür Yardımcısı Osman Ak'tı.

Cevdet Saral’ın ailesi adeta “Daltonlar” gibiydi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün ‘Balyoz Harekátı’ çerçevesinde, bir yılda 20 ‘Saral’ soyadlı kanun kaçağı yakalanmıştı.

02 Şubat 1998'de yakalan yakın akrabası Burhanettin Saral, ‘Cürüm işlemek amacıyla silahlı teşekkül oluşturmak, bu teşekkül içerisinde grup liderliği yapmak, çek-senet tahsilatıyla uğraşmak, adam yaralamak ve yaralamaya azmettirmek.’ suçlarından aranıyordu. Bir dönem İnterpol tarafından da kırmızı bültenle aranan Burhanettin Saral, 16 Kasım 1990'da Berlin'de 2 kilo 100 gram eroinle yakalanmış, 7 yıl hapse mahkûm olmuştu. Aralık 1992'de Ploetzensee Cezaevi'nden firar etti ve en güvenli yer olarak bildiği Türkiye’ye döndü.

Cevdet Saral'ın bir başka akrabası Varol Saral, 26 Mart 1994'te Macaristan'ın Gyula kentinde 147.5 kilogram eroinle yakalanmıştı. 12 yıl hapis cezasının 3 yıl 6 ayını tamamladıktan sonra kalan cezasını Türkiye'de tamamlaması için sınır dışı edildi.

Üzerinde esrar bulundurmaktan ve içkili yerlerde esrar satmaktan yakalanan Alaattin Saral, 7 Temmuz 1994'de Pazar Emniyet Müdürlüğü tarafından savcılığa gönderildi.

Adem Saral, Ahmet Yaşar Saral, Erol Saral ve suç ortakları, 14 Ekim 1981'de ‘Balıkların ağzına koymak suretiyle cezaevine esrar sokarken’ Trabzon Emniyeti tarafından suçüstü yakalandı.

Bir başka yeğen olan kaçak Hüseyin Saral’ın suç listesi şöyle: ‘Cürüm işlemek üzere silahlı teşekkül oluşturmak, teşekkül liderliğini yapmak, teşekkül halinde adam öldürmek, birden fazla adam öldürmeye azmettirmek, adam yaralamak, 16 Mart 1998'de Üsküdar'da 500 bin ABD Doları ve 22 kilo altın gasp etmek’. [Hürriyet 15 Mayıs 1999]

Bir de, Nisan 2001’de Edirne’de Jandarma tarafından yürütülen “Beyaz Ahtapot Operasyonu’’nda ortaya çıkartılan, Çorlu ve İstanbul'da faaliyet gösteren ‘‘Sarallar Çetesi’’ adlı suç örgütü var. Bu çetenin mensubu Ali Rıza Sarıalioğlu ve 8 adamı gözaltına alınmıştı.

“Çete’lerle mücadele etmeye yemin ettiğini...!” söyleyen Mesut Yılmaz’ın, arkasında yabana atılmayacak bir çete gücü bulunan karanlık polis müdürü Cevdet Saral’ı, neden Ankara Emniyet Müdürlüğüne atadığı herhalde yukarıdaki bağlantılarla daha iyi anlaşılmıştır.

Devletin en üst kademelerinin dahi telefonlarını dinletmekten çekinmeyen ve dinleme raporlarını bazen, zamanın Başbakanı Mesut Yılmaz’a, Başbakanın makam arabasında verdiği belirtilen şaibeli polis müdürü Cevdet Saral’ın karanlık geçmişini, 1987 yılında yazılan “Banker Bako olayı ile ilgili MİT raporu” ve “Aşık çetelerle mücadele etti mi?” yazılarında bulabilirsiniz.

O tarihlerde, Banker Bako dolayısıyla tayini çıkan ve DYP’den adaylık için müracaatta bulunan Mali Şube Müdürü Cevdet SARAL’ın, 1987 yılında Fevzi ÖZ, Necdet ULUCAN, Berber YAŞAR, Emin GÖRPE ve Mehmet Ali YILMAZ isimli yeraltı dünyasının tanınmış isimleri ile ortak olarak 17 milyarlık hayali ihracat işi yaptığı belirtiliyordu.

İşte Türkiye’yi bu günlere getiren, Türkiye’yi çetelerin çatıştığı bir arena haline sokan, Cevdet Saral gibi karanlık polis müdürlerini sorumlu mevkilere atayan bu siyasi zihniyettir. Sadettin Tantan’ın “Polisi kullanmak isteyen güçler” diye tarif ettiği “güçler” işte bu güçlerdir.

Yılmaz’lar ve Sarıalioğlu ailesi gibi Saral’lar da taşımacılık yapıyorlar. İstanbul Bakırköy’deki şirketin adı Sarallar Taşıma, Turizm San. Ltd. Şirketi.

Bir diğer Sarıalioğlu soyadı ‘Trabzon Limanı'ndaki hisse anlaşmazlığında’ geçiyor. Suat Sarıalioğlu, 30 yıllığına 24.5 milyon dolara Trabzon Ortak Girişim Grubu'na devredilen Trabzon Limanı'nın büyük hissedarlarından (9.8).[Cumhuriyet Gazetesi, Haziran 1998]

Tekrar, Yılmaz ailesinin Transalkim şirketi ile ilgili iddialara dönelim.

Yılmaz’ların Transalkim şirketi ile bağlantılı Ömer Sarıalioğlu’na ait TIR şirketi de Mesut Yılmaz’ın politik yükselişi ile birlikte gelişme göstermiş. Şirketin 1986’da 48 TIR ile T.YR 696.9 olan taşıma gücü, 1991 de 78 TIR ile 1,275.9’a çıkmış.

25 Kasım 1995 tarihli gazetelerde tek sütün olarak çıkan bir haber şöyleydi. “ANAP lideri Mesut Yılmaz’ın kardeşi ve Delta Grubu sahibi Turgut Yılmaz, Alman ve Avusturyalılar ile taşımacılık alanında ortak şirket kurdu. İstanbul’da kurulan ‘Perfekt Trans Uluslararası Nakliyat AŞ.’nin sermayesi 20 milyar lira düzeyinde bulunuyor. Şirkette Alman Transalkim Internationalle Speditions GmbH ile Avusturyalı Transdanubia Speditions GmbH ve yerli ortak Transalkim Uluslararası Nakliyat 6.6 şar milyar pay edindi. Şirkete, Turgut Yılmaz ile Mustafa Umur Tuncer de 100 er milyon liraya ortak oldu.”

Evet, Mesut Yılmaz tarafından Aralık 1980 tarihinde Almanya’nın Württemberg eyaletinin Stuttgart-Ludwigsburg kentinde 50 bin DM sermaye ile kurulduğu ve IIRB 1879 numarası ile tescil edildiği belirtilen Alman Transalkim şirketi, 15 yıl sonra bir operasyonla legalize edilmeye çalışılıyordu. Senelik cirosu 100 milyon DM civarında olan şirketin, Mesut Yılmaz’ın politik hayatında polemik konusu olması üzerine 1985’de, 60 metrekarelik bir evde kiracı olarak oturan Herbert Bader isimli Alman muhasebeciye devredilmiş gösterildiği iddialar arasındaydı.

NOT: Bir okuyucumuz, Mesut Yılmaz’ın babaannesi ile alakalı iddialarla ilgili olarak Yılmaz ailesinin nüfus kayıtlarının fotokopilerini yolladı. Bu kayıtlarda babaanne Muhtediye Ayşe Akçal’ın doğum yeri “Rusya” olarak gözüküyor. Gönderilen kayıtta bazı silintiler olduğu gözüküyor. Bunun nüfus kayıtlarının aslında mı, yoksa fotokopilerinde mi olduğunu bilemiyoruz.


1. MESUT YILMAZ'IN NÜFUS KÜTÜĞÜ 1  2.MESUT YILMAZ'IN NÜFUS KÜTÜĞÜ 2  3.MESUT YILMAZ'IN NÜFUS KÜTÜĞÜ 3  4.MESUT YILMAZ'IN NÜFUS KÜTÜĞÜ 4




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 2013-05-11